İran rejimini devirmekte başarısız oldukları gerekçesiyle üst düzey Mossad yetkilileri görevden alındı

Mossad içindeki kaynaklar: Bu, Netanyahu'nun görünüşte Trump'ı yatıştırmak için yaptığı bir hile

İsrail'in yeni Mossad başkanı Roman Gofman (solda), Başbakan Binyamin Netanyahu'dan ajans başkanı olarak göreve başlaması sırasında sembolik bir nişan alıyor; görevden ayrılan Başkan David Barnea da törende hazır bulunuyor (X)
İsrail'in yeni Mossad başkanı Roman Gofman (solda), Başbakan Binyamin Netanyahu'dan ajans başkanı olarak göreve başlaması sırasında sembolik bir nişan alıyor; görevden ayrılan Başkan David Barnea da törende hazır bulunuyor (X)
TT

İran rejimini devirmekte başarısız oldukları gerekçesiyle üst düzey Mossad yetkilileri görevden alındı

İsrail'in yeni Mossad başkanı Roman Gofman (solda), Başbakan Binyamin Netanyahu'dan ajans başkanı olarak göreve başlaması sırasında sembolik bir nişan alıyor; görevden ayrılan Başkan David Barnea da törende hazır bulunuyor (X)
İsrail'in yeni Mossad başkanı Roman Gofman (solda), Başbakan Binyamin Netanyahu'dan ajans başkanı olarak göreve başlaması sırasında sembolik bir nişan alıyor; görevden ayrılan Başkan David Barnea da törende hazır bulunuyor (X)

Tel Aviv'deki siyasi kaynaklar, Mossad Başkanı Roman Gofman'ın İran rejimini devirme girişimindeki başarısızlık gerekçesiyle kurumdaki iki üst düzey yetkiliyi görevden alma kararının Mossad içinde büyük bir şok yarattığını ve çok sayıda üst düzey yetkilinin istifayı değerlendirmesine yol açtığını bildirdi.

Kan 11 ve Kanal 12 televizyonlarının aktardığı iki rapora göre görevden alınan yetkililer, aralık ayında bu göreve gelen Mossad İstihbarat Dairesi Başkanı ile kurumun İran Masası Şefi "Y" oldu. Kaynaklar, "bu iki kıdemli personelin, daha sonra fiyaskoyla sonuçlandığı anlaşılan nihai rejim değişikliği planını hazırlayan yetkililer olduğunu" ifade etti.

İsrail Başbakanı Binjyamin Netanyahu (solda) ve eski Mossad direktörü David Barnea, 4 Nisan 2023'te Kudüs'te (DPA)
İsrail Başbakanı Binjyamin Netanyahu (solda) ve eski Mossad direktörü David Barnea, 4 Nisan 2023'te Kudüs'te (DPA)

Kurum içindeki bazı kaynaklar ise bu argümanı reddederek, "bunun Netanyahu'nun çocukça numaralarından biri olduğunu" ifade etti. Kaynaklara göre planı aslen eski Başkan David Barnea, yardımcısıyla birlikte hazırlamıştı; Netanyahu ise planı tamamen benimseyip savunmuş, başta Başkan Donald Trump olmak üzere dünya liderlerine sunmuştu. Barnea, Irak Kürtlerinin desteğiyle İran Kürdistan'ından Tahran'a kara harekâtı düzenlenmesini ve yoğun bir İsrail-ABD hava desteği sağlanmasını öngören planın detaylarını Amerikalılara bizzat aktarmıştı. Amerikalılar plana ilk başta bunun saçmalık ve profesyonellikten uzak olduğu tepkisini verse de Başkan Trump; Netanyahu'nun, İsrail'in devrim muhafızları safında yetişmiş eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ı rejimin başına geçmek üzere ikna etmeyi başardığını söylemesi üzerine plana güvenmişti.

Kanal 12'ye konuşan Mossad kaynakları, planın başarısızlığından sorumlu tutulması gereken kişinin, güvenlik teşkilatlarının başındaki isim olarak doğrudan kendi ofisine bağlı olan Başbakan ve eski Mossad Başkanı Barnea olduğunu belirtti. Barnea görevini kendi isteğiyle tamamlarken, Netanyahu'nun Mossad başkanlığına getirdiği Gofman'ın ilk icraatlarından biri kurumun başkan yardımcısının görevine son vermek oldu. Kanal 12, Gofman'ın İstihbarat Dairesi Başkanı ve İran Dairesi Şefi'ni görevden alma kararının asıl sebebinin, bu isimlerin başından beri Gofman'ın politikalarıyla uyum sağlayamaması olduğunu, Tahran'daki rejimi devirme planının başarısızlığıyla ilgisi olmadığını kaydetti.

Mossad'ın mevcut başkanı Roman Gofman, (Arşiv-Reuters)
Mossad'ın mevcut başkanı Roman Gofman, (Arşiv-Reuters)

Buna karşın Netanyahu, Mossad başkanının "bu kişilerin, ABD Başkanı (Trump) ile üzerinde uzlaşılan ancak başarısız olduğu için hayata geçirilmeyen planın başarısızlığının bedelini ödemeleri gerektiğine inandığını" hızla duyurdu.

Kan 11, iki üst düzey yetkilinin görevden alınmasının Mossad içinde rahatsızlık yarattığını, zira içerideki herkesin gerçekleri bildiğini belirtti. Mossad'ın baştan beri rejimin tek bir darbeyle düşürülemeyeceğini, sürecin askeri kapasiteyi zayıflatmakla başlayıp uzun bir yol izleyeceğini belirttiği ifade edildi.

Güvenlik meselelerine yakın kaynaklar, bu tasfiyenin Gofman'ın kurum üzerinde tam kontrol kurma ve hükümet ile Washington'daki müttefikleri kandıranları cezalandıran kararlı bir lider gibi görünme arzusundan kaynaklandığını belirtti. Yedioth Ahronoth gazetesi güvenlik ve strateji uzmanı Ronen Bergman'a göre Gofman, atanması karşılığında Netanyahu'yu güvenlik ve siyasi başarılardan aklayacağı yönünde yaptığı bir anlaşma çerçevesinde bu krizi tetiklemiş görünüyor.

 İran rejimini devirme planında adı geçen İran eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad (Arşiv)
İran rejimini devirme planında adı geçen İran eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad (Arşiv)

Mossad kulislerinde, aslında bu yetkililerin görevden alınmadığı, aksine kurum içinde arzu etmedikleri bir korku ve yenilenme sürecine gidildiği için kendi istekleriyle ayrıldıkları konuşuluyor. Netanyahu'nun ise Trump'ın seçim kampanyasındaki desteğini yeniden kazanmak amacıyla bu durumu kasıtlı olarak "görevden alma" şeklinde yansıttığı ifade ediliyor.

Bilindiği üzere İsrail ve ABD, İran'da rejim değişikliği planını uygulamak için ortaklaşa ayrıntılı bir eylem planı hazırlamış ve şubat ayı sonunda harekete geçmişti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre plan, İsrail güvenlik teşkilatının suikastları ve hava bombardımanlarını üstlenmesi şartına dayanıyordu. The New York Times, mayıs ayında ABD ve İsrail'in İran'daki savaşa Tahran'da belirli bir başbakan adayıyla, yani eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile girdiğini bildirdi. Amerikalı yetkililer ve eski cumhurbaşkanına yakın bir kaynak, savaşın ilk gününde operasyonun nasıl hızla rayından çıktığını anlattı. Habere göre İsrail hava kuvvetleri, Ahmedinejad'ı "ev hapsinden kurtarmak" amacıyla Tahran'daki evine bir saldırı düzenlemiş ve bu saldırıda Ahmedinejad yaralanmıştı. Hava saldırısının, kendisini gözetim altında tutan muhafızları öldürmeyi amaçladığı belirtildi. Saldırıdan kurtulan Ahmedinejad'ın olay sonrasında rejim değişim planından şüphe duymaya başlaması üzerine İsrailliler onun iş birliğini ifşa etme kararı aldı.

Bergman, "Netanyahu tehlikenin boyutunu şüphesiz anlamış ve riski göze almaya karar vermiştir. Ancak hata yapmış ve Trump ile birlikte iki ülkeyi ve tüm dünyayı Orta Piyasaları ve Ortadoğu'yu sarsan bir maceraya sürüklemiştir. İster planın çöküşünden ister Trump ile koordinasyon eksikliğinden kaynaklansın (ki Trump -kritik bir unsur olan- Kürt istilasını durdurmuştur), bu başarısızlığın sorumluluğu öncelikle onundur" değerlendirmesinde bulundu.



Hürmüz, ABD-İran çatışmasını yeniden alevlendiriyor

USS Boxer uçak gemisinden havalanan bir F-35 savaş uçağı. (CENTCOM)
USS Boxer uçak gemisinden havalanan bir F-35 savaş uçağı. (CENTCOM)
TT

Hürmüz, ABD-İran çatışmasını yeniden alevlendiriyor

USS Boxer uçak gemisinden havalanan bir F-35 savaş uçağı. (CENTCOM)
USS Boxer uçak gemisinden havalanan bir F-35 savaş uçağı. (CENTCOM)

Hürmüz Boğazı, tarafların karşılıklı açıklamalarıyla ABD-İran çatışmasını yeniden alevlendirdi. Söz konusu açıklamalar, dünyadaki en önemli enerji geçiş noktalarından birinde seyrüseferin geleceğinin dışında, Tahran'ın "kırmızı çizgi" olarak nitelediği uranyum zenginleştirme konusuna kadar uzandı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün yaptığı açıklamada, İran'ın boğaz üzerindeki "tam kontrolü kaybettiğini" belirterek, stratejik su yolundaki petrol trafiğinin savaşın patlak vermesinden önceki seviyelere yaklaştığını vurguladı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ABD Başkan Yardımcısı JD Vance verdiği demeçte, İran'ın ticari gemileri hedef alarak petrol ve gaz akışını aksatma girişimlerinin sevkiyatı geniş çapta durdurmayı başaramadığını ifade etti.

Washington, nükleer dosya üzerindeki baskısını sürdürüyor. Vance, İran'ın uranyum zenginleştirme konusunda somut taahhütlerde bulunması gerektiğini belirterek, nükleer silah üretimine yol açabilecek düzeydeki zenginleştirmenin durdurulmasını olası bir uzlaşmanın temel şartı olarak değerlendirdi.

Üst düzey bir İranlı yetkili ise Vance'e cevap vermekte gecikmedi. Reuters’da yer alan açıklamasında yetkili, ABD'nin İran'ın uranyum zenginleştirme hakkını tanımasının Tahran için kırmızı çizgi olduğunu ve İran'ın bu ilkeden "esneklik göstermeyeceğini" belirtti; ancak zenginleştirmenin detayları ve seviyelerinin daha sonraki bir aşamada müzakere edilmesine açık kapı bıraktı.


Engellere ve yaptırımlara rağmen Hizbullah'a İran parası

Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünde sloganlar atıyor. (DPA)
Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünde sloganlar atıyor. (DPA)
TT

Engellere ve yaptırımlara rağmen Hizbullah'a İran parası

Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünde sloganlar atıyor. (DPA)
Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünde sloganlar atıyor. (DPA)

Konu hakkında bilgili kaynaklar, ABD'nin Tahran'a yönelik yaptırımlarını sıkılaştırmasına ve Lübnanlı müttefikine para ulaştırmanın giderek zorlaşmasına rağmen, Lübnan Hizbullahı'nın İran'dan fon aldığını bildirdi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Hizbullah, bu yıl İsrail ile yaşanan savaştan ötürü yerinden edilen Lübnanlılara yardım etmek amacıyla geçen ay İran'dan 200 milyon dolar aldı. Parayı aktaran aracılar, normal komisyonun dört katı olarak %20 oranında bir komisyon aldıklarını ifade etti. Hizbullah'tan bir yetkili ise yorum talebine cevaben, kaynağının ayrıntılarına girmeden bir miktar paranın tedarik edilebildiğini belirtti.

İlgili bir bağlamda, bakanlık düzeyindeki bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Lübnan'ın, bu ayın 20-22 Ekim tarihleri arasında ABD himayesinde Florida'da düzenlenecek Lübnan-İsrail askeri toplantısında, İsrail'in "Şakif" (Beaufort) Kalesi çevresindeki kasabalardan çekilmesini gündeme getireceğini ve böylece Lübnan ordusunun bu bölgelere konuşlanmasına imkân tanınmasını isteyeceğini vurguladı.

Kaynak, İsrail ordusunun "Sarı Hat" içinde yer alan kasabaları dozerlerle yıkmaya devam etmesinin ve buralarda kalan evleri sistematik olarak tahrip etmesinin de toplantının gündem maddeleri arasında yer alacağını ifade etti.


Maduro’nun eşi, sağlık nedenleriyle ABD’deki hapishaneden tahliye talep etti... Ufukta yeni suçlamalar beliriyor

(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)
(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)
TT

Maduro’nun eşi, sağlık nedenleriyle ABD’deki hapishaneden tahliye talep etti... Ufukta yeni suçlamalar beliriyor

(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)
(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)

Eski Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun eşi Cilia Flores, kalp sorunları nedeniyle New York’ta tutuklu bulunduğu cezaevinden ev hapsine nakledilmeyi talep etti. Çiftin müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği suçlamalar kapsamında bugün yeniden hâkim karşısına çıkması beklenirken, Amerikalı savcıların Venezuela’da Amerikan vatandaşlarına işkence yapıldığı iddialarıyla bağlantılı yeni suçlamalar yöneltmeye hazırlandığı bildiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre, Flores’in avukatlarının sağlık durumunu ve kalp rahatsızlıklarını gerekçe göstererek yargıçtan tahliye ve ev hapsi talebinde bulunması öngörülüyor.

Maduro ve eşi, Venezuela’nın başkenti Karakas’taki evlerine gece yarısı düzenlenen baskınla gözaltına alındıktan sonra ocak ayının başından bu yana New York’taki bir cezaevinde tutuluyor.

İlk olarak altı yıl önce açılan ve kendileriyle birlikte birkaç kişinin daha sanık olarak yer aldığı ceza davasında çift, yöneltilen suçlamaları reddederek masum olduklarını beyan etmişti.

ABD’ye kokain kaçakçılığı yapmak amacıyla komplo kurmakla suçlanan Maduro ve Flores, suçlu bulunmaları halinde müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Buna karşılık savunma avukatları, Maduro’nun yabancı bir devlet başkanı, Flores’in ise devlet başkanı eşi olması sebebiyle dokunulmazlığa sahip olduklarını öne sürerek davanın düşürülmesini talep ediyor.

Amerikalıların işkence gördüğüne dair suçlamalar

Flores’in ev hapsi talebine ilişkin hukuki süreç devam ederken, New York’taki savcıların Maduro ve eşine, son yıllarda Venezuela hükümeti tarafından gözaltına alınan Amerikan vatandaşlarına işkence yapıldığı iddiaları kapsamında yeni suçlamalar yöneltmesi bekleniyor.

Soruşturmaya yakın birden fazla kaynağın CNN’e aktardığı bilgilere göre, söz konusu adımın kısa süre içinde, hatta bugün açıklanabileceği belirtiliyor.

Olası suçlamalar, ABD hükümetinin Maduro yönetimi döneminde Venezuela cezaevlerinde 12’den fazla Amerikan vatandaşının keyfi olarak tutuklanması şeklinde nitelendirdiği olaylarla ilişkilendiriliyor.

Soruşturmanın seyrine hâkim kaynaklar, davanın yalnızca Maduro ve eşiyle sınırlı olmadığını, müfettişlerin Amerikan vatandaşlarına yönelik işkence iddialarında rolü olduğu öne sürülen diğer kişiler hakkında da suçlama yöneltme ihtimalini değerlendirdiğini ifade ediyor.

Venezuela hapishanelerinde işkence yapıldığına dair iddialar

Maduro hükümetinin 12’den fazla Amerikan vatandaşını alıkoyduğu belirtilirken, ABD hükümeti ve insan hakları aktivistleri bu kişilerin siyasi koz olarak kullanıldığını savunuyor.

Daha önce Venezuela’da tutuklu kalan birden fazla Amerikan vatandaşı, cezaevi süreçlerinde işkenceye ve kötü muameleye maruz kaldıklarını beyan etti.

Ekim 2022’deki takas anlaşmasıyla serbest bırakılan Matthew Heath ve Eyvin Hernandez, açtıkları davada boğulma hissi uyandıran simüle edilmiş infaz, şok verme ve cinsel saldırı tehditlerine maruz kaldıklarını öne sürdü.

fgthy
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2025 yılında Karakas’ta düzenlenen bir mitingde eşi Cilia Flores’in yanında yumruğunu havaya kaldırıyor. (AFP)

İddialar arasında psikotropik ilaç kullanımına zorlanma ve uzun süreli hücre hapsi de yer alıyor.

Dava dilekçesine göre, eski bir ABD Deniz Piyadesi olan Heath, tutukluluk sürecinde intihar girişiminde bulundu.

Benzer iddialar altı ABD’li petrol yöneticisinden oluşan CITGO 6 grubu üyeleri tarafından da dile getirildi.

2017 yılında Venezuela’ya çağrılarak yaklaşık beş yıl boyunca alıkonulan gruptan Tomeu Vadell, Alirio José Zambrano ve José Luis Zambrano, tutukluluk süresince işkence gördüklerini beyan ederek dava açtı.

Söz konusu Amerikan vatandaşlarının tamamının, adı ciddi insan hakları ihlalleriyle anılan Askeri Karşı İstihbarat Genel Müdürlüğü (DGCIM) karargahında tutulduğu bildirildi.

Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre söz konusu birim, siyasi muhalifler ile yakınlarının keyfi tutuklanması, kötü muamele görmesi ve işkenceye uğramasından sorumlu tutuluyor.