ABD Başkanı Donald Trump’ın kamuoyundan uzak kalması pek alışıldık bir durum değil. Ancak Trump, İran’la savaşta şu aşamada tercih ettiği stratejinin bu olduğunu söylüyor: Yeni saldırılar düzenlemek veya diplomasiye ağırlık vermek yerine ekonomik baskıyı artırmak.
Trump, pazar günü Axios’a telefonla yaptığı açıklamada, “Bu işi sakin bir şekilde yürütüyoruz” dedi. Trump, “Onlarla yalnızca kısmen müzakere ediyoruz. Sadece İran’ı, yaşadığı devasa enflasyon ve parasının kalmadığı gerçeği karşısında izliyoruz” ifadelerini kullandı.
O zamandan bu yana Trump, Tahran’a yönelik saldırı seçeneğini hâlâ masada tuttuğunu tekrarlarken, ekonomik yaptırımların ülkeye verdiği zararı daha fazla öne çıkarmayı tercih ediyor.
Trump pazartesi günü Oval Ofis’te yaptığı açıklamada, “İran iflas etmiş durumda, tamamen iflas etmiş durumda ve askerlerinin maaşlarını ödemiyorlar” ifadelerini kullandı.
Trump en son çarşamba günü Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda olduğu gibi, İran’da enflasyonun yüzde 300’ü aştığını defalarca öne sürdü. Trump, ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinde “tam kontrol” sahibi olduğunu da iddia ederek, acil bir adım atılmasına gerek olmadığını savundu. Petrol ticareti açısından kritik öneme sahip olan boğaz, çatışmanın jeopolitik gerilim merkezlerinden biri haline geldi.
Vahim bir durum
Gerçekte ise Tahran stratejik su yolunda sıkı kısıtlamalar uygularken, Washington da İran limanlarına yönelik deniz ablukasını sürdürüyor.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Brookings Enstitüsü uzmanı Michael O’Hanlon yaptığı değerlendirmede, “İran ekonomik açıdan vahim bir durumda. Kayda değer miktarda petrol sevkiyatı yapamıyor. Hâlâ yaptırımların altında ve yurt dışındaki varlıklarına erişemiyor” dedi.
O’Hanlon, “Soru şu: Liderleri gerçekten bunu önemsiyor mu? Bence bir ölçüde önemsiyorlar ama çok fazla değil” diye konuştu.
ABD Başkanı, şimdilik hem yıkıcı saldırı tehditlerinin hem de yakın zamanda diplomatik atılım sağlanacağı yönündeki vaatlerinin dozunu düşürdü. Trump, beş aydan uzun süre önce İsrail ile birlikte İran’a karşı savaşı başlattığından beri bu iki mesaj arasında gidip geliyordu.
Washington, temmuz ayının sonunda İran’ın askeri yapısının ideolojik kanadı olan Devrim Muhafızları’na yönelik yeni önlemler açıkladı.
Wall Street Journal’ın haberine göre Trump’ın danışmanları, ABD yaptırımlarının etkisine ilişkin verileri kendisine sundu. Habere göre Trump şu anda yaptırımları daha da sıkılaştırmayı değerlendirirken, yeni kısıtlamalar getirmeyi de düşünüyor.
Bu, kısa süre öncesine kadar İran’a yönelik İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en yıkıcı saldırıları düzenlemekle tehdit eden ABD Başkanı açısından taktik bir değişim anlamına gelebilir.
Satranç maçı
Bu değişim aynı zamanda ABD’nin geriye kalan askeri seçeneklerinin sınırlılığına da işaret ediyor olabilir. Nitekim bazı medya kuruluşları, ABD’nin mühimmat stoklarının önemli ölçüde tükendiğini bildirdi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaptırımlara yönelik yeni hamleyi “geri adım” olarak nitelendirdi ve İran’ın onlarca yıldır ABD yaptırımlarına karşı direnç gösterdiğini belirtti.
Bekayi bu hafta X platformunda yaptığı paylaşımda, “Washington diplomasiyi yürütmekte ne zaman başarısız olsa yaptırımlara geri dönüyor; bu yaptırımlar sonuç vermediğinde ise dozu artırıyor” ifadelerini kullandı.
Bekayi, “Asıl tehlike, Amerikalı siyasetçilerin bu alışkanlığa saplanıp kalması ve kendi yarattıkları krizden daha az aşağılanmayla çıkmalarını sağlayacak geriye kalan fırsatları da boğmalarıdır” dedi.
Sabırsızlığıyla tanınan ve karma dövüş sanatları gibi mücadele sporlarını ve gösterişli “anlaşmaları” izlemeyi seven Trump’ın, uzun vadeli ekonomik baskıya dayalı bir stratejiye ne ölçüde bağlı kalabileceği ise belirsizliğini koruyor.
Trump, Axios’a verdiği röportajda İran’la yaşanan çatışmayı bir satranç maçına benzetti.
Bekayi ise bu sözlere ilişkin gazetecilere yaptığı açıklamada, “İranlılar profesyonel satranç oyuncuları olduklarını gösterdiler” dedi.

