Trump, İran'a karşı yeni strateji olarak ekonomik baskıya ağırlık veriyor

ABD Başkanı Donald Trump, Cleveland, Ohio'da Marine One helikopterinden iniyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Cleveland, Ohio'da Marine One helikopterinden iniyor (Reuters)
TT

Trump, İran'a karşı yeni strateji olarak ekonomik baskıya ağırlık veriyor

ABD Başkanı Donald Trump, Cleveland, Ohio'da Marine One helikopterinden iniyor (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Cleveland, Ohio'da Marine One helikopterinden iniyor (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın kamuoyundan uzak kalması pek alışıldık bir durum değil. Ancak Trump, İran’la savaşta şu aşamada tercih ettiği stratejinin bu olduğunu söylüyor: Yeni saldırılar düzenlemek veya diplomasiye ağırlık vermek yerine ekonomik baskıyı artırmak.

Trump, pazar günü Axios’a telefonla yaptığı açıklamada, “Bu işi sakin bir şekilde yürütüyoruz” dedi. Trump, “Onlarla yalnızca kısmen müzakere ediyoruz. Sadece İran’ı, yaşadığı devasa enflasyon ve parasının kalmadığı gerçeği karşısında izliyoruz” ifadelerini kullandı.

O zamandan bu yana Trump, Tahran’a yönelik saldırı seçeneğini hâlâ masada tuttuğunu tekrarlarken, ekonomik yaptırımların ülkeye verdiği zararı daha fazla öne çıkarmayı tercih ediyor.

Trump pazartesi günü Oval Ofis’te yaptığı açıklamada, “İran iflas etmiş durumda, tamamen iflas etmiş durumda ve askerlerinin maaşlarını ödemiyorlar” ifadelerini kullandı.

Trump en son çarşamba günü Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda olduğu gibi, İran’da enflasyonun yüzde 300’ü aştığını defalarca öne sürdü. Trump, ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinde “tam kontrol” sahibi olduğunu da iddia ederek, acil bir adım atılmasına gerek olmadığını savundu. Petrol ticareti açısından kritik öneme sahip olan boğaz, çatışmanın jeopolitik gerilim merkezlerinden biri haline geldi.

Vahim bir durum

Gerçekte ise Tahran stratejik su yolunda sıkı kısıtlamalar uygularken, Washington da İran limanlarına yönelik deniz ablukasını sürdürüyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Brookings Enstitüsü uzmanı Michael O’Hanlon yaptığı değerlendirmede, “İran ekonomik açıdan vahim bir durumda. Kayda değer miktarda petrol sevkiyatı yapamıyor. Hâlâ yaptırımların altında ve yurt dışındaki varlıklarına erişemiyor” dedi.

O’Hanlon, “Soru şu: Liderleri gerçekten bunu önemsiyor mu? Bence bir ölçüde önemsiyorlar ama çok fazla değil” diye konuştu.

ABD Başkanı, şimdilik hem yıkıcı saldırı tehditlerinin hem de yakın zamanda diplomatik atılım sağlanacağı yönündeki vaatlerinin dozunu düşürdü. Trump, beş aydan uzun süre önce İsrail ile birlikte İran’a karşı savaşı başlattığından beri bu iki mesaj arasında gidip geliyordu.

Washington, temmuz ayının sonunda İran’ın askeri yapısının ideolojik kanadı olan Devrim Muhafızları’na yönelik yeni önlemler açıkladı.

Wall Street Journal’ın haberine göre Trump’ın danışmanları, ABD yaptırımlarının etkisine ilişkin verileri kendisine sundu. Habere göre Trump şu anda yaptırımları daha da sıkılaştırmayı değerlendirirken, yeni kısıtlamalar getirmeyi de düşünüyor.

Bu, kısa süre öncesine kadar İran’a yönelik İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en yıkıcı saldırıları düzenlemekle tehdit eden ABD Başkanı açısından taktik bir değişim anlamına gelebilir.

Satranç maçı

Bu değişim aynı zamanda ABD’nin geriye kalan askeri seçeneklerinin sınırlılığına da işaret ediyor olabilir. Nitekim bazı medya kuruluşları, ABD’nin mühimmat stoklarının önemli ölçüde tükendiğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaptırımlara yönelik yeni hamleyi “geri adım” olarak nitelendirdi ve İran’ın onlarca yıldır ABD yaptırımlarına karşı direnç gösterdiğini belirtti.

Bekayi bu hafta X platformunda yaptığı paylaşımda, “Washington diplomasiyi yürütmekte ne zaman başarısız olsa yaptırımlara geri dönüyor; bu yaptırımlar sonuç vermediğinde ise dozu artırıyor” ifadelerini kullandı.

Bekayi, “Asıl tehlike, Amerikalı siyasetçilerin bu alışkanlığa saplanıp kalması ve kendi yarattıkları krizden daha az aşağılanmayla çıkmalarını sağlayacak geriye kalan fırsatları da boğmalarıdır” dedi.

Sabırsızlığıyla tanınan ve karma dövüş sanatları gibi mücadele sporlarını ve gösterişli “anlaşmaları” izlemeyi seven Trump’ın, uzun vadeli ekonomik baskıya dayalı bir stratejiye ne ölçüde bağlı kalabileceği ise belirsizliğini koruyor.

Trump, Axios’a verdiği röportajda İran’la yaşanan çatışmayı bir satranç maçına benzetti.

Bekayi ise bu sözlere ilişkin gazetecilere yaptığı açıklamada, “İranlılar profesyonel satranç oyuncuları olduklarını gösterdiler” dedi.



ABD, Trump'a yönelik İran kaynaklı suikast planlarına ilişkin İsrail'in yaptığı uyarıları doğrulayamadı

ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Temmuz’da İngiltere’ye hareketi öncesinde Türkiye’deki Ankara Uluslararası Havalimanı’nda başkanlık uçağı Air Force One’ın yanında yemek taşıma aracı (AP)
ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Temmuz’da İngiltere’ye hareketi öncesinde Türkiye’deki Ankara Uluslararası Havalimanı’nda başkanlık uçağı Air Force One’ın yanında yemek taşıma aracı (AP)
TT

ABD, Trump'a yönelik İran kaynaklı suikast planlarına ilişkin İsrail'in yaptığı uyarıları doğrulayamadı

ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Temmuz’da İngiltere’ye hareketi öncesinde Türkiye’deki Ankara Uluslararası Havalimanı’nda başkanlık uçağı Air Force One’ın yanında yemek taşıma aracı (AP)
ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Temmuz’da İngiltere’ye hareketi öncesinde Türkiye’deki Ankara Uluslararası Havalimanı’nda başkanlık uçağı Air Force One’ın yanında yemek taşıma aracı (AP)

İsrail, son bir yıl içinde ABD'yi İran'ın Başkan Donald Trump'a suikast düzenlemeyi planladığı konusunda birçok kez uyardı. Ancak görevdeki bir ABD'li yetkili ile iki eski ABD'li yetkili, Amerikan istihbarat kurumlarının bu uyarıları bağımsız olarak doğrulayamadığını söyledi.

Kaynaklara göre ABD istihbarat kurumlarına iletilen ve bazı durumlarda İsrailli yetkililer tarafından doğrudan Beyaz Saray'daki üst düzey yetkililere aktarılan uyarılar arasında Trump'ın bir keskin nişancı tarafından vurulması veya büyük bir kamu etkinliğinde kendisine bıçaklı saldırı düzenlemesi için bir kişinin görevlendirilmesi gibi olası planlar da yer aldı.

Kaynaklar, söz konusu bilgilerin aktarılmasının Haziran 2025'teki 12 gün süren savaşın öncesinde başladığını ve ABD'nin İran'la savaşa girme kararından önce, şubat ayında, yoğunlaştığını belirtti.

ABD'li yetkili ile konu hakkında bilgi sahibi bir başka kişi, en ayrıntılı uyarının temmuz ayında Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde geldiğini söyledi. Yetkililere göre İsrailli yetkililer Beyaz Saray'ı, İran'ın Trump'ı zirveye götüren başkanlık uçağıyla seyahat etmesinin ardından kendisine yönelik bir suikast girişiminde bulunabileceğine ilişkin istihbarat bilgileri konusunda bilgilendirdi. İddiaya göre olası saldırı, omuzdan ateşlenen bir füzeyle gerçekleştirilebilirdi.

ABD istihbarat kurumları, Trump'ın 2020'de kendi talimatıyla öldürülen İranlı komutan Kasım Süleymani'nin intikamını almak istediğini uzun süredir değerlendiriyor. Ancak yetkililer, CIA'in İsrail istihbaratının geçen yılın başından bu yana Trump'ın hayatına yönelik tehditlerle ilgili yaptığı bazı spesifik uyarıları doğrulayamadığını belirtti.

tyu7ı
ABD Başkanı Donald Trump’ın Maryland’deki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağı “Air Force One”a binerken çekilmiş arşiv fotoğrafı (AP)

NATO Zirvesi'yle ilgili olayda ise bir Türk yetkili, Türkiye istihbaratının da Trump'ın tehdit altında olduğuna ilişkin İsrail iddiasını doğrulayan herhangi bir kanıta ulaşmadığını söyledi. Yetkili, bu değerlendirmenin ABD tarafıyla da paylaşıldığını belirtti.

Söz konusu tehditler doğrulanmamış olmasına rağmen Beyaz Saray yetkilileri ve Gizli Servis, tehlikeyi azaltmak amacıyla önlemler aldı. Bunlar arasında Trump'ın Türkiye ziyaretinden dönüşünde başkanlık uçağından başka bir uçağa geçirilmesini içeren olağanüstü bir aldatma operasyonu da yer aldı.

Bu olay, İsrail istihbaratının Trump yönetiminin İran'la ilgili karar alma süreçleri üzerindeki etkisinin boyutunu ortaya koyuyor. Olay aynı zamanda Tahran kaynaklı tehdit konusunda ABD ve İsrail istihbarat kurumlarının farklı değerlendirmelere sahip olduğu bir dönemde yaşanan gerilimlere de ışık tutuyor.

ABD istihbarat kurumları, bu yılın başlarında İran'ın aktif biçimde nükleer silah üretmeye çalışmadığı değerlendirmesinde bulunmuştu. Bu değerlendirme, İsrail'in Tahran'ın acil bir tehdit oluşturduğu yönündeki iddialarına rağmen yapılmıştı. Amerikan istihbarat raporlarına karşın Trump, şubat ayında İran'a yönelik saldırılar düzenleme kararı aldı. Trump ayrıca askeri harekâtı başlatmadan önce Tahran'ın kendisine suikast düzenlemeye çalıştığı yönünde İsrail tarafından sağlanan istihbarat bilgilerini de değerlendirdi.

İsrail Büyükelçiliği Sözcüsü ise İsrail'in istihbarat bilgilerini ABD'nin İran politikasını etkilemek amacıyla kullandığı iddiasını reddetti.

Sözcü, “İsrail'in istihbarat paylaşımı yoluyla ABD politikasını etkilemeye çalıştığını iddia eden kişiler, kendi gündemlerine hizmet etmesi halinde İsrail'i hayati öneme sahip bilgileri gizlemekle de suçlayacaktır” dedi.

Yakın ittifak

ABD, özellikle İran konusunda olmak üzere Ortadoğu'ya ilişkin istihbarat alanında uzun süredir İsrail'e güveniyor.

İki eski ABD'li yetkili, İran'la ilgili İsrail istihbaratının genellikle resmi kanallar üzerinden CIA veya Ulusal Güvenlik Ajansı'na (NSA) ulaştığını ve daha sonra analiz edildiğini söyledi.

Yetkililer, ABD istihbarat kurumlarının İsrail kaynaklı istihbaratın doğruluğunu çoğu zaman bağımsız olarak teyit edemediğini, ancak güvenilirliğini ve doğruluğunu değerlendirmek için başka istihbarat kaynaklarından yararlandığını belirtti.

gth
Ankara'da Başkan Donald Trump'ın içinde bulunduğu “Air Force One” uçağına binmek için sırada bekleyen kişiler (Reuters)

Eski bir ABD'li yetkili ile konu hakkında bilgi sahibi başka bir kaynak, ABD'nin İran'a yönelik iki askeri harekâtı sırasında CIA'in, İran'ın oluşturduğu tehditlere ve Trump'a yönelik olası suikast planlarına ilişkin İsrail istihbaratına duyduğu güvenin bazı durumlarda “düşük” olduğunu değerlendirdiğini söyledi.

Bu değerlendirmelerin yönetim içinde ne ölçüde paylaşıldığı ise henüz netlik kazanmadı.

Reuters'ın haberine göre iki eski ABD'li yetkili, geçen yıl içinde İsrailli üst düzey yetkililer ve temsilcilerin Beyaz Saray'la, hatta bazı durumlarda operasyon merkezindeki yetkililerle doğrudan temas kurarak Trump yönetiminin üst düzey yetkililerini İran kaynaklı tehditler konusunda bilgilendirdiği çeşitli örnekler bulunduğunu söyledi.

İsrailli yetkililerin ABD yönetiminin üst kademeleriyle doğrudan temas kurması, Trump yönetimi içinde istihbarat paylaşımı mekanizmasının yaşadığı krizin ortasında gerçekleşti.

İki eski yetkiliye göre CIA, geçen yıl Ulusal İstihbarat Konseyi ile istihbarat koordinasyonu ve bilgi paylaşımını durdurdu. ABD istihbarat topluluğunun seçkin analiz kurumu olan Ulusal İstihbarat Konseyi, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'nün denetimi altında bulunuyor. CIA ise daha önce konseyin hazırladığı değerlendirmelere en büyük katkıyı sağlayan kurumdu.

Yetkililer ve konu hakkında bilgi sahibi başka bir kaynak, Ulusal İstihbarat Konseyi tarafından hazırlanan kapsamlı değerlendirmelerin sayısının da şu anda azaldığını belirtti. İran'a odaklanan değerlendirmeler de bu düşüşten payını aldı.


İran limanlarına yönelik abluka tırmanıyor... Tahran Hürmüz Boğazı'ndaki kontrolünde ısrarcı

İran limanlarına yönelik abluka tırmanıyor... Tahran Hürmüz Boğazı'ndaki kontrolünde ısrarcı
TT

İran limanlarına yönelik abluka tırmanıyor... Tahran Hürmüz Boğazı'ndaki kontrolünde ısrarcı

İran limanlarına yönelik abluka tırmanıyor... Tahran Hürmüz Boğazı'ndaki kontrolünde ısrarcı

ABD ile İran arasındaki çatışma, deniz ve ekonomik baskıların yeni bir aşamaya taşınmasıyla hızla tırmanırken, Washington gerektiği sürece İran limanlarına yönelik ablukayı sürdürmeye hazır olduğunu vurguluyor. Tahran ise Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünde ısrar ediyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ABD Donanması'nın İran limanlarına uygulanan ablukayı "belirsiz bir süre boyunca" sürdürebilecek kapasiteye sahip olduğunu söyledi. Hegseth, operasyonların kesintisiz devam etmesini sağlamak amacıyla gemilerin rotasyona tabi tutulabileceğini ve yeni birliklerin bölgeye konuşlandırılabileceğini belirtti.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright ise ABD'nin İran'a yönelik ablukasının ülke ekonomisini boğduğunu ve bölgedeki nüfuzunun giderek zayıflamasına yol açtığını ifade etti.

Buna karşılık, İran Silahlı Kuvvetleri Merkez Komutanlığı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, "ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin normal şekilde geçiş yaptığına ilişkin dayanaksız iddiaları (...) yalnızca bir yalandan ibarettir" dedi.

Bu gelişmeler, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in, savaş sırasında petrol ve benzin fiyatlarının Amerikalılar için düşük tutulmasının Washington'ın öncelikli hedefi olduğunu açıklamasıyla aynı döneme denk geldi. Vance, İran'ın nükleer silaha sahip olmasını engellemenin ise ikinci öncelik olduğunu belirtti.


Kushner, Gazze sorununu görüşmek üzere önümüzdeki hafta İsrail'i ziyaret etmeyi planlıyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi Jared Kushner (AP)
ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi Jared Kushner (AP)
TT

Kushner, Gazze sorununu görüşmek üzere önümüzdeki hafta İsrail'i ziyaret etmeyi planlıyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi Jared Kushner (AP)
ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi Jared Kushner (AP)

Konuya yakın bir kaynak dün, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi ve damadı Jared Kushner’ın gelecek hafta Gazze konusunda görüşmeler yapmak üzere İsrail’i ziyaret edebileceğini söyledi.

Axios haber sitesi daha önce söz konusu ziyaret için hazırlık yapıldığını bildirmiş, Kushner’ın gelecek hafta Kahire’de Mısır, Katar ve Türkiye’den arabulucularla da görüşmeyi planladığını aktarmıştı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre adının açıklanmasını istemeyen kaynak, “İsraillilerle Hamas’ın silahsızlandırılması hedefi konusunda hemfikiriz, ancak onlar haklı endişelerini dile getirdi. Biz de bunları gidermek için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Kaynak, Kushner’ın İsrail ziyaretindeki amacın, Trump’ın 2025’in sonlarında Gazze için açıkladığı 20 maddelik planın uygulanmasında ilerleme sağlanmasının önünü açacak bir yol bulmak olduğunu ifade etti.

Trump, temmuz ayının sonlarında Hamas ve Gazze’deki diğer silahlı grupların tamamen silahsızlandırılmasına yönelik bir anlaşmaya varıldığını açıklamıştı. Trump’a göre anlaşma aşamalı olarak uygulanacak; İsrail güçleri, silahsızlandırma sürecinin ilerlemesine paralel olarak Gazze’den çekilecek. Uluslararası istikrar gücü ise yeni oluşturulacak Filistin polis gücüyle birlikte Gazze’nin güvenliğini sağlayacak.

Ekim ayında yapılması planlanan seçimlerde yeniden seçilmeyi hedefleyen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Trump’ın planına açıkça karşı çıkmıştı. Hamas ise planı kabul ettiğini açıklamış ancak uygulanmasının, başta İsrail’in Gazze’den çekilmesi ve saldırıları durdurması olmak üzere İsrail’in öncelikle yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlı olması gerektiğini savunmuştu.

Ekim ayında ilan edilen ateşkes sık sık ihlal ediliyor. Filistinli sağlık yetkilileri, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana İsrail saldırılarında çoğunluğu sivil olmak üzere bin 250’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. İsrail kaynaklarının verilerine göre ise 4 İsrail askeri silahlı kişiler tarafından öldürüldü. Hamas ise kendi kayıplarına ilişkin düzenli olarak veri paylaşmıyor.

İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonları bölgede büyük yıkıma yol açarken, on binlerce kişinin ölümüne, açlık krizine ve Gazze nüfusunun tamamının yerinden edilmesine neden oldu. İnsan hakları uzmanları, araştırmacılar ve Birleşmiş Milletler soruşturma komisyonları, Gazze’de yaşananları soykırım olarak nitelendirdi.

İsrail ise operasyonlarının, Hamas öncülüğündeki silahlı kişilerin Ekim 2023’te düzenlediği saldırıda yaklaşık bin 200 kişiyi öldürmesi ve 250’den fazla kişiyi rehin almasının ardından meşru müdafaa kapsamında gerçekleştirildiğini savunuyor.