Washington, özel kuvvetlerin tatbikatlarıyla Asya'daki caydırıcılığını güçlendiriyor

Beyaz Saray, Çin'i 40 ülke üzerinden Trump tarafından uygulanan gümrük tarifelerinden “kaçınmakla” suçladı

ABD Özel Harekat Komutanlığı (SOCOM) Komutanı Amiral Frank Bradley, Filipinler'in başkenti Manila'da, 13 Ağustos 2026 (AP)
ABD Özel Harekat Komutanlığı (SOCOM) Komutanı Amiral Frank Bradley, Filipinler'in başkenti Manila'da, 13 Ağustos 2026 (AP)
TT

Washington, özel kuvvetlerin tatbikatlarıyla Asya'daki caydırıcılığını güçlendiriyor

ABD Özel Harekat Komutanlığı (SOCOM) Komutanı Amiral Frank Bradley, Filipinler'in başkenti Manila'da, 13 Ağustos 2026 (AP)
ABD Özel Harekat Komutanlığı (SOCOM) Komutanı Amiral Frank Bradley, Filipinler'in başkenti Manila'da, 13 Ağustos 2026 (AP)

ABD Özel Harekat Komutanlığı (SOCOM) Komutanı Amiral Frank Bradley, Çin ile ABD arsında devam eden gerilimlerin gölgesinde bu hafta, güvenlik ittifakını güçlendirmek ve bölgedeki olası büyük bir çatışmayı caydırmaya katkıda bulunmak amacıyla kuvvetlerinin, Filipinler ve diğer Asya ülkelerindeki mevkidaşlarıyla muharebeye hazırlık eğitimlerini yoğunlaştırmaya hazır olduğunu duyurdu.

Filipinler, Güney Kore ve Japonya'yı ziyaret eden Amiral Bradley, ABD’nin İran ile olan savaşıyla meşgul olmasına rağmen bölgeye verdiği sözü tutma konusunda güvence vermek üzere Asya'daki başlıca müttefikleri ziyaret eden ABD Savunma Bakanlığından (Pentagon) son üst düzey yetkili oldu.

Yaklaşık 80 bin personeli bünyesinde barındıran ve Florida eyaletinin Tampa kentindeki MacDill Hava Üssü’nde konuşlu olan Bradley'nin komutasındaki SOCOM, Amerikan ordusundaki en hassas ve tehlikeli gizli operasyonları yürütüyor. Bradley ayrıca, kuvvetlerinin dünya genelinde 80'den fazla ülkede konuşlandırıldığını açıkladı.

Amiral Bradley, Filipinlerin başkenti Manila'da mevkidaşlarıyla yaptığı görüşmelerde, Filipin ordusunu modernize etme, ABD ve müttefikleriyle muharebe eğitimlerini yoğunlaştırma ve Çin'in Güney Çin Denizi'nde giderek artan düşmanca eylemlerini caydırmak için güvenlik ittifaklarının kapsamını genişletme yönünde sürdürdüğü çabaları ele aldı.

Tartışmalı sular, Çin ile aralarında Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan'ın da bulunduğu daha küçük rakip ülkeler arasında aralıksız bir gerilime sahne oluyor. Gerçekten de bu ülkeler, onlarca yıldır gergin bölgesel çekişmelerin (karşı karşıya gelmelerin) içine çekilmiş durumda. Ancak söz konusu gerilimler, son dönemde özellikle Çin ve Filipin kuvvetleri arasında belirgin bir şekilde tırmanış gösterdi.

ABD'nin taahhüdü

Washington, Asya'daki en eski müttefiki olan Filipinler'in olası bir silahlı saldırıya maruz kalması durumunda, onu savunma taahhüdünü yineledi. Amiral Bradley, her birinin kendi savunmasına yatırım yaptığı ve herhangi bir acil duruma karşı muharebeye hazırlık amacıyla düzenli olarak ortak tatbikatlar gerçekleştirdiği ülkeler arasındaki kenetlenmiş ittifakın, olası büyük bir çatışmaya karşı en iyi caydırıcı güç olduğunu vurguladı.

Amiral Bradley sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir çatışmayı caydırmanın en iyi yolu; onu alevlendirmek isteyebilecek herhangi bir hasma, bu çatışmadan asla galip çıkamayacağını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlayabilme kapasitesidir. Güçlü ittifak yapılarımızın bulunduğu hiçbir yerde... krizler çatışma boyutuna ulaşmadı. Birlikte daha güçlüyüz ve bu çatışmaların kapımıza dayanmasını ancak birlikte hareket ederek engelleyebiliriz.”

ABD ve Filipin orduları arasında gerçekleştirilen geniş çaplı muharebe tatbikatları, son yıllarda Japonya, Avustralya, Kanada ve Fransa gibi daha fazla müttefik ve dost ülkenin katılımına sahne oldu. Söz konusu tatbikatlar, Filipinler'in Güney Çin Denizi'ndeki topraklarının savunulmasına odaklandı.

ABD Özel Kuvvetleri, gerçekleştirilen bu yıllık muharebe tatbikatlarının yanı sıra takımadaların Güney Çin Denizi'ne kıyısı olan batı eyaletlerinde ve ülkenin en kuzeyinde, Tayvan yakınlarında bulunan Batanes eyaletinde Filipinli mevkidaşlarıyla birlikte daha küçük çaplı muharebe tatbikatlarına da katıldı.

Öte yandan ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, geçtiğimiz yıl Manila'ya yaptığı ziyaret sırasında ABD ve Filipin özel kuvvetlerinin Batanes'te ortak tatbikatlar düzenlemesine yönelik bir planı açıklamış; Başkan Donald Trump yönetiminin, Güney Çin Denizi'ndeki Çin saldırganlığı da dahil olmak üzere dünya genelindeki tehditlere karşı caydırıcılığı güçlendirmek için müttefiklerle birlikte çalışacağını vurgulamıştı.

Batanes eyaleti, takımadaların en kuzeyinde, Çin'in kendi eyaleti olarak gördüğü ve gerekirse güç kullanarak ilhak etmekle tehdit ettiği kendi kendini yöneten (özerk) ada Tayvan ile olan deniz sınırında yer alan bir adalar grubunu kapsıyor.

Tatbikatlara katılan ABD Özel Kuvvetler personeli sayısı ve icra edilen tatbikat türleri gibi konulara değinmeyen, ancak tatbikatların devam ettiğini ve genişletilebileceğini belirten Amiral Bradley, “Gelecekte bu tatbikatların kapsamı; Filipinler'in egemenlik ihtiyaçlarına ve Filipin hükümetinin iş birliği yapmak isteyebileceği alanlara göre belirlenecektir; ancak biz daima güçlü bir ortak olma taahhüdümüzü koruyacağız” dedi.

Gümrük vergilerinden “kaçınma”

Öte yandan Beyaz Saray tarafından ‘Büyük Aktarma (Yeniden Yükleme) Dolandırıcılığı Operasyonu’ hakkında hazırlanan bir raporda Çin'in, Başkan Trump'ın 2018'de uyguladığı gümrük tarifelerinden kaçınmak için milyarlarca dolar değerindeki sevkiyatları Meksika ve İsrail'in de aralarında bulunduğu yaklaşık 40 ülke üzerinden yönlendirdiği ortaya çıktı.

Raporda, şu anda Çin'in gümrük tarifelerinden kaçınması için kullanılan gizli bir küresel aktarma (yeniden yükleme) ağından söz edildi. Beyaz Saray, ABD’ye daha düşük gümrük vergisi ödemek amacıyla malların üçüncü bir ülke üzerinden yönlendirilmesine dayanan bu uygulama sonucunda, vergi gelirlerinde yıllık 19 ila 26 milyar dolar arasında kayıp yaşandığını belirtti. Raporda ayrıca, ihracatçıların ürünün kaynağını gizlemek için ürünü yeniden paketledikleri, etiketlerini değiştirdikleri ve ABD’ye göndermeden önce başka bir ülkede sınırlı montaj işlemleri gerçekleştirdikleri vurgulandı.

Beyaz Saray Ticaret Danışmanı Peter Navarro gazetecilere yaptığı açıklamada, "Yıllardır Büyük Aktarma (Yeniden Yükleme) Dolandırıcılığı Operasyonu, komünist Çin'in ihracatını aklamasına olanak tanıdı" dedi.

Raporda ayrıca Kanada, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Japonya ve Güney Kore, Beyaz Saray'ın Çin mallarının yeniden yönlendirilmesi konusunda yüksek riskli olarak değerlendirdiği ülkeler arasında sayıldı. Bununla birlikte, ABD’nin başlıca ticaret ortaklarından olan bu ülkelerin aynı zamanda büyük hacimli meşru (yasal) ticaret yürüttüğü de kabul edildi.

Söz konusu raporda bu uygulamanın boyutuna dair çeşitli tahminlere atıfta bulunuldu. ABD Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan ayrı bir analizde ise geçtiğimiz yıl yaklaşık 67 milyar dolar değerindeki malın Çin'den Meksika, Hindistan ve Vietnam üzerinden yeniden sevk edildiği ve bunun da gümrük vergisi gelirlerinde yaklaşık 28 milyar dolarlık bir kayba yol açtığı tahmin edildi.



Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletme tehditlerinin dozunu artırdı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah’ın İsrail ile İran arasında yaşanabilecek olası bir çatışmaya dahil olması halinde Nebatiye ve Litani bölgelerinin de İsrail’in ‘kalıcı güvenlik bölgesi’ olarak tanımladığı alana dahil edilebileceğini söyledi. Bu tehditler, İsrail güçlerinin hangi bölgeleri kontrol altına almaya çalışabileceği ve daha geniş çaplı bir kara harekâtı düzenlemeye ne ölçüde hazır olduğu konusunda soru işaretlerine yol açtı. Söz konusu gelişmeler, İsrail’deki Knesset seçimleri yaklaşırken bölgede askeri hareketliliğin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor.

Katz daha önce, güneyde geniş bir bölgenin sakinlerinin Zahrani ve Avali nehirlerine kadar uzanan alanlardan, ayrıca Beyrut’un güney banliyölerinden tahliye edilebileceği tehdidinde bulunmuştu. Bir milyondan fazla kişinin yerinden edilebileceğini belirten Katz, İsrail ordusunun bir kara harekâtı düzenlemeye hazır olduğunu da vurgulamıştı.

Bu tehditler, İsrail güçlerinin stratejik öneme sahip yüksek kesimlere doğru konuşlanmasını genişletmesinin ardından geldi. Nebatiye yakınlarındaki Şakif Kalesi ve Ali et-Tahir Tepesi, bu bölgelerin başında geliyor. Reyhan, Saced ve Cebel er-Refi tepeleri de İsrail hava saldırılarına maruz kaldı. Bu gelişmeler, İsrail’in yüksek kesimler ve coğrafi geçiş güzergâhları üzerindeki kontrolünü genişletme ihtimaline ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

İsrail, doğal coğrafi engeller oluşturmaya çalışıyor

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, İsrail’in tehditlerinin Hizbullah’ı hedef almak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı olmadığını, başka siyasi ve coğrafi hedeflerle de bağlantılı olduğunu söyledi. Davud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Askeri mevziler ve kara operasyonları, kapsamı veya derinliği ne olursa olsun, sahadaki askeri manevra anlayışına hizmet etmelidir. Bu manevra da kendi başına büyük bir siyasi hedefe hizmet eder” dedi. İsrail’in hedefinin Hizbullah’ın merkezlerini vurmak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı kalmadığını belirten Davud, bunun ötesinde coğrafya ve toprak üzerindeki kontrolle bağlantılı hedefler bulunduğunu ifade etti.

ascfghyv
Litani Nehri’nin güneyinde İsrail güçlerinin kontrolündeki bölgelerde sistematik yıkım ve tahribat operasyonları… Bint Cubeyl, 22 Nisan 2026 (AFP)

Davud, “Lübnan’ın güneyindeki İsrail hareketliliğini değerlendirmek için Suriye’nin güneyinde, özellikle Kuneytra kırsalı ve Cebel eş-Şeyh bölgesinde yaşananlara da bakmak gerekiyor. Görünen o ki iki süreç birbiriyle bağlantılı ve birbirini tamamlıyor. İsrail, güvenlik bölgeleri oluşturmak için coğrafyayı kullanmaya dayalı bir yaklaşım izliyor” diye konuştu.

İsrail’in niyetlerinin yalnızca açıklamalardan hareketle değil, sahadaki gelişmeler temelinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Davud, “İsrail henüz ulaşmayı hedeflediği aşama hattına varmış değil. İlerleme mesafesi ne kadar olursa olsun, her askeri ilerleyiş birbirini izleyen aşamalar doğrultusunda gerçekleşir” dedi.

Davud, “İstenen ilerleme yalnızca 100 metreyle sınırlı olsa bile her askeri operasyon aşamalara ayrılır. Önce ateş hazırlığı yapılır ve kanatlar güvence altına alınır, ardından saldırı başlatılır ve mevziler tahkim edilir” ifadelerini kullandı. Askeri aşama hatlarının genellikle saldıran güçlerin konuşlanmalarını sağlamlaştırmasına ve savunmalarını düzenlemesine olanak tanıyan doğal coğrafi engellere dayandığını belirtti.

gbh
İsrail bombardımanı sonucu hasar gören ve yıkılan binaların arasında nargile içen bir vatandaş… Nebatiye, 23 Haziran 2026 (AFP)

Davud, “Önemli olan İsrail’in ne söylediği değil, sahada ne yaptığı ve hangi noktalara ulaşmaya çalıştığı” diyerek, İsrail güçlerinin belirgin bir coğrafi hatta ulaşmayı hedeflediğini belirtti. Davud, İsrail’in varlığını sağlamlaştırmasına imkân verecek coğrafi bir engele dayanmadan bir bölgenin ortasında duramayacağını ifade etti.

İsrail’in askeri hedeflerinin Sayda’nın kuzeyindeki Avali Nehri’ne kadar uzanabileceği ihtimalini gündeme getiren Davud, “İsrail güçlerinin Avali Nehri hattına ulaşması ve bu hattı kontrol altına alması, güvenlik kuşağının Lübnan topraklarının derinliklerine doğru genişletilmesi anlamına gelir. Bu hattın kontrol altına alınması, güneyinde kalan bütün bölgeleri, et-Tuffah bölgesi ve çevresindeki köyler de dahil olmak üzere, etkileyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’la bağlantılı bir gerginlik

Emekli Tuğgeneral Naci Melaib ise İsrail’in tehditlerini, yaklaşan İsrail seçimleri çerçevesinde İran’la olası bir çatışmaya yönelik askeri hazırlıklarla ilişkilendirdi.

Melaib, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın Avali Nehri’ne kadar ulaşılabileceğine ilişkin sözlerinin, tehditlerin artık Nebatiye veya Litani bölgesiyle sınırlı kalmadığını, Sayda ve çevresini de kapsayan daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösterdiğini söyledi. Tehditlerin yalnızca güney bölgelerini değil, Beyrut’un güney banliyölerini de kapsadığına dikkati çeken Melaib, bunun seçimler yaklaşırken İsrail söyleminde ciddi bir tırmanış yaşandığını ortaya koyduğunu belirtti.

Melaib, tehditlerin sahadaki önemli bir askeri hareketlilikle eş zamanlı gerçekleştiğini ifade ederek, 282. Topçu Tugayı’nın Hizbullah’ın kullandığı insansız hava araçlarına (İHA) karşı mücadele ve çatışmalar sırasında tahliye operasyonları gibi konuları kapsayan geniş çaplı tatbikatlarını tamamladığını söyledi. Melaib, “Tugay, tatbikatların sona ermesinin hemen ardından Lübnan’ın güneyine geçti. Bu durum, İsrail’in mevcut birliklerine ek olarak, askeri emir verilmesi halinde harekete geçmeye hazır ilave bir topçu gücüne sahip olduğu anlamına geliyor” dedi.

İsrail’in askeri operasyonlarını genişletme ihtimalinin belirli coğrafi noktalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Melaib, bunun daha çok İsrail’in alacağı karara ve İsrail ile İran arasında yaşanabilecek yeni bir çatışmaya Hizbullah’ın ne ölçüde dahil olacağına bağlı olduğunu belirtti. Gelişmelerin farklı yönlerde ilerleyebileceğini kaydeden Melaib, İran’ın İsrail seçimleri dönemini saldırılar düzenlemek veya seçimlerin seyrini etkilemek için değerlendirmesi ya da İsrail’in seçimlerden önce veya seçimler sırasında İran’a karşı savaşı genişletme yoluna gitmesi ihtimallerine işaret etti.

Melaib, İran’la çatışmanın genişletilmesi ihtimalinin ABD ile İsrail arasında da ele alındığını belirtti. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, İsrail açısından ağır sonuçlar doğurabilecek bir çatışmaya girilmesinin olası etkilerine ilişkin çekincelerini dile getirdiğini aktaran Melaib, özellikle İsrail’in askeri açıdan böyle bir çatışmaya hazır olmaması ve seçimlerin yaklaşması nedeniyle bu endişelerin önem taşıdığını ifade etti.

Hizbullah’ın hazırlıklarına ilişkin değerlendirmesinde ise Melaib, Lübnan güvenlik güçlerinin örgütle bağlantılı patlayıcı yüklü bir kamyonu ele geçirmesinin, ülkeye giren tek kamyonun bu olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Başka kamyonların da denetimlere takılmadan geçmiş olabileceğini belirten Melaib, bunun yeni bir bölgesel çatışmanın başlaması halinde Hizbullah’ın olası bir askerî harekâta hazırlanıyor olabileceği ihtimalini gündeme getirdiğini kaydetti. Melaib, “Bugün asıl soru, İsrail’in hangi noktaları kontrol altına almaya çalışacağı değil, operasyonları genişletmeye yönelik siyasi ve askeri kararın alınıp alınmayacağıdır” dedi.

Sahadaki gelişmeler

Sahada ise İsrail savaş uçakları, Nebatiye’ye bağlı Kafr Tebnit’e şiddetli bir hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, Sur ve Bint Cubeyl’de hava ve topçu ateşinin yoğunlaşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Mansuri’ye üç, Zıbkin Vadisi’ne ise bir hava saldırısı düzenlendi. Topçu ateşi Beraşit, Haddase, Haris’in çevresi, Zıbkin ve Şakra çevresini hedef aldı. Şafak vakti ise Mansuri ve Mecdel Zevn bombalandı. İsrail savaş uçakları Sur ve çevresindeki köylerin üzerinde taciz uçuşları gerçekleştirirken Mansuri ve Beyt es-Seyyad üzerine aydınlatma fişekleri attı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Haddase’ye düzenlenen hava saldırısında 4 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere iki kişinin yaralandığını açıkladı. Kfar Şuba’da ise İsrail güçleri, Lübnanlı çiftçilerin zeytin hasadı yapmak üzere topraklarına girmesini engelledi. Sınır köylerinde yaşayanların tarım arazilerine ulaşmakta yaşadığı zorluklar da devam ediyor.


Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump, oyuncu Denzel Washington'a atfedilen uydurma bir sözü içeren X’teki gönderinin ekran görüntüsünü paylaştı. Uydurma sözde İlk Gün'ün (Training Day) yıldızı, televizyon sunucusuyken siyasete atılan Trump'tan daha "cesur" veya daha "zeki" birini görmediğini iddia ediyor.

Trump, pazartesi günü Truth Social'da, "Red Eagle Updates" adlı X kullanıcısının paylaşımının görselini yayımladı. Bu paylaşımda iki Oscar'lı Washington'ın Trump'ı "harika bir dost ve daha da iyi bir başkan" diye nitelediği, başkanın "sarsılmaz bir destekçisi" olduğunu ifade ettiği öne sürülüyordu.

Paylaşılan sözler şöyleydi:

Hayatım boyunca pek çok kişiyle çalıştım, Donald Trump'tan daha cesur, daha zeki ya da Amerika'yı daha fazla düşünen biriyle hiç tanışmadım. O harika bir dost ve daha da iyi bir başkan. Onun sarsılmaz bir destekçisi olmaktan gurur duyuyorum ve bunun için asla özür dilemeyeceğim. Tanrı Amerika'yı ve başkanımızı korusun.

Ancak Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre yıllar içinde Demokrat adaylara onbinlerce dolarlık bağışta bulunan Washington, hiçbir zaman böyle bir şey söylemedi.

Doğrulama sitesi Snopes, kamuya açık bilgiler üzerinde kapsamlı bir araştırma yaptı ve Washington'ın sözkonusu ifadeleri kullandığına dair hiçbir kanıt bulamadı.

rgth5yj
Başkan Donald Trump, Akademi Ödüllü oyuncuya atfedilen sahte bir sözü paylaştı (Warner Bros.)

Aynı sözler, Rolling Stones'un solisti Mick Jagger ve oyuncu Matthew McConaughey gibi diğer tanınmış isimlere de yanlış bir şekilde atfedilmişti. Oysa bu isimlerin hiçbiri 47. başkana kamuoyu önünde destek vermedi.

Başkanın sosyal medya paylaşımı, gelecek ay yapılacak seçime kadar neredeyse her gün sahada olacağı yoğun bir ara seçim kampanyası sürecinde geldi.

Cumhuriyetçilerin, Temsilciler Meclisi'ndeki kontrolü kaybetmesi ve Senato'daki sayılarının, Demokratların o kanatta da çoğunluğu elde edeceği bir seviyeye düşmesi bekleniyor.

Trump'ın halk nezdindeki onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesinde seyrediyor. Pew Araştırma Merkezi'nin 28 Eylül'le 4 Ekim ​​arasında 5 bin 62 yetişkinle gerçekleştirdiği anket, onay oranını yüzde 30, onaylanmama oranını ise yüzde 68 olarak gösteriyor. Bu da temmuzdan bu yana 4 puanlık düşüş demek.

Reuters/Ipsos'un geçen pazartesi yayımladığı ankette de onay oranı yüzde 32 olarak belirlendi. Bu, ilk kez eylülde kaydedilen ve rekor düzeyde düşük olan oranla aynı seviye. CBS News/YouGov'un 30 Eylül'le 2 Ekim ​​arasında 2 bin 166 yetişkinle yaptığı ankette ise onay oranı yüzde 39 olarak tespit edildi.

Pew anketi ayrıca kendisini Trump destekçisi diye tanımlayanların yüzde 67'sinin onun performansını onayladığını gösteriyor. Bu oran, göreve başlamasından sonraki haftalarda yapılan benzer bir ankete kıyasla yaklaşık 30 puanlık düşüşe işaret ediyor. Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 39'u ülkedeki gidişattan memnun olduğunu belirtiyor. Oysa bu oran, Trump'ın göreve başladığı dönemde yüzde 65 seviyesindeydi.

Independent Türkçe


Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
TT

Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)

Grönland yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerine" başlanacağı duyurusunu yalanladı.

Trump, sosyal medyada 13 Ekim'deki paylaşımında adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerinin başlamak üzere olduğunu" yazmıştı.

ABD'ye yönelik gelecekte herhangi bir saldırının Grönland üzerinden geçmek zorunda kalacağını savunan Trump, adaya yerleştirilecek savunma sistemleriyle bunların hepsini etkisiz hale getirileceğini iddia etmişti.

Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland'ın Madencilik Bakan Yardımcısı Jorgen Hammeken-Holm ise CNN'e açıklamasında adada ABD'li şirketlerin faaliyet yürüttüğünü fakat Trump'ın savunduğu gibi "büyük çaplı maden arama çalışmalarından çok uzak olunduğunu" ifade etti.

Hammeken-Holm, "Halihazırda birçok küçük çaplı keşif çalışması yürütülüyor ancak bunların faaliyete geçmesi yıllar alabilir" diye ekledi.

Danimarka Dışişleri Bakanlığı'ndan gönderilen açıklamada da ABD'nin Grönland'daki maden arama faaliyetlerini adanın yasal gereklilikleri çerçevesinde yapmak zorunda olduğunu bildirildi.

Bakanlık ayrıca ABD, Danimarka ve Grönland arasında geçen ay imzalanan anlaşmanın bu durumu değiştirmediğini vurguladı:

Anlaşma, Grönland'daki doğal kaynaklara erişim hakkında ABD'li yatırımcılara, diğer NATO ülkeleri, AB ülkeleri ve NATO ortaklarından gelen yatırımcılara kıyasla herhangi bir ayrıcalık tanımıyor.

Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen'ın imzaladığı anlaşma kapsamında Beyaz Saray, adada "geniş çaplı askeri varlık oluşturma sürecine derhal başlanacağını" bildirmişti.

Anlaşmayla ABD'nin, adanın güneyindeki Narsarsuaq'ta ve doğu kıyısındaki Mestersvig'de iki askeri üs kurması öngörülüyor. Ayrıca Grönland'daki tek aktif Amerikan askeri tesisi olan Pituffik Uzay Üssü de genişletilebilir.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de anlaşmadan memnuniyet duyduklarını açıklamıştı.

Ancak Amerikan medyasındaki analizlerde, Grönland'ı defalarca işgalle tehdit eden Trump'ın adayı ABD kontrolüne alma hedefine ulaşamayarak büyük bir geri adım attığı yazılmıştı.

Sözkonusu anlaşma, ABD'yle Danimarka arasında Grönland'ın savunmasına ilişkin 1951'de imzalanan sözleşmeyi genişletiyor. Ancak geçen ay düzenlenen anlaşma metninde petrol veya doğalgaz arama faaliyetlerine ilişkin açık maddeler bulunmuyor. Diğer yandan "maden alanında işbirliği" ve "ekonomik kalkınmayla ticaretin teşvikine" değinilirken, bunlar hakkında da ayrıntılara yer verilmiyor.

Independent Türkçe, CNN, NBC News