ABD, Türkiye, İsrail ve Suriye arasında çatışmayı önlemek için mekanizma üzerinde çalışıyor

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, 17 Nisan 2026'da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'ndaki bir oturumda konuşurken. (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, 17 Nisan 2026'da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'ndaki bir oturumda konuşurken. (Reuters)
TT

ABD, Türkiye, İsrail ve Suriye arasında çatışmayı önlemek için mekanizma üzerinde çalışıyor

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, 17 Nisan 2026'da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'ndaki bir oturumda konuşurken. (Reuters)
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, 17 Nisan 2026'da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu'ndaki bir oturumda konuşurken. (Reuters)

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack, dün yaptığı açıklamada, İsrail’in Türkiye sınırı yakınlarındaki bir Suriye hava üssüne düzenlediği saldırının ardından, İsrail, Türkiye ve Suriye arasında çatışmayı önlemeye yönelik bir mekanizma oluşturmak için çalıştıklarını söyledi.

Aynı zamanda ABD’nin Türkiye Büyükelçisi olan Barrack, Ankara’nın İsrail saldırısı konusunda önceden bilgilendirilmediğini belirterek, “Dolayısıyla uçakların kuzeye, kendi topraklarına doğru ilerlediğini gördü ve makul olarak kendi karşılığını vermeye hazırlanabilirdi” ifadelerini kullandı. Barrack, bu sözlerle olası bir Türk askeri müdahalesine işaret etti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre ajansa telefonla açıklamada bulunan Barrack, “Neyse ki sağduyulu insanlar gerilimin daha fazla artmasını önlemeyi başardı” ifadelerini kullandı.



Trump ile Kuzey Kore lideri arasında bu yıl görüşme gerçekleşme ihtimali zayıflıyor

ABD Başkanı Donald Trump (solda), 2019 yılında İki Kore’yi birbirinden ayıran Silahsızlandırılmış Bölge'de Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un ile bir araya geldi. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (solda), 2019 yılında İki Kore’yi birbirinden ayıran Silahsızlandırılmış Bölge'de Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un ile bir araya geldi. (Reuters)
TT

Trump ile Kuzey Kore lideri arasında bu yıl görüşme gerçekleşme ihtimali zayıflıyor

ABD Başkanı Donald Trump (solda), 2019 yılında İki Kore’yi birbirinden ayıran Silahsızlandırılmış Bölge'de Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un ile bir araya geldi. (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (solda), 2019 yılında İki Kore’yi birbirinden ayıran Silahsızlandırılmış Bölge'de Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un ile bir araya geldi. (Reuters)

Konu hakkında bilgi sahibi beş kaynak, ABD’li ve Güney Koreli yetkililerin, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında bu yıl bir görüşme yapılması ihtimalinin giderek azaldığını düşündüğünü açıkladı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığı habere göre Kuzey Kore lideriyle görüşen tek ABD Başkanı olan Trump, Pyongyang ile müzakereleri yeniden başlatmaya istekliydi. Ancak Kuzey Kore, nükleer programını sınırlandırmayı amaçlayan diplomatik girişimlere fazla ilgi göstermedi.

Dördü ABD ve Güney Kore’den üst düzey yetkililerden bilgi alan, beşincisi ise Güney Koreli bir yetkili olan kaynaklar, Washington’un Trump ile Kim arasında bir görüşme düzenlenmesi konusunda Kuzey Kore’den henüz herhangi bir cevap almadığını belirtti.

Kaynaklar, gelecek ay Çin’de düzenlenmesi planlanan bölgesel zirveye kadar çok az zaman kaldığına dikkat çekti. Söz konusu zirvenin, iki lider arasında bir görüşme gerçekleştirilmesi için olası fırsat oluşturabileceği ifade edildi.


Lavrov’un İran ziyareti: Rusya’nın bölgesel rolünü şekillendiren 'zorunlu ortaklık'

Kiev'de bir sivil, Aziz Mihail Katedrali önünde sergilenen Rus-İran yapımı 'Şahid-136' tipi İHA'yı inceliyor (Reuters)
Kiev'de bir sivil, Aziz Mihail Katedrali önünde sergilenen Rus-İran yapımı 'Şahid-136' tipi İHA'yı inceliyor (Reuters)
TT

Lavrov’un İran ziyareti: Rusya’nın bölgesel rolünü şekillendiren 'zorunlu ortaklık'

Kiev'de bir sivil, Aziz Mihail Katedrali önünde sergilenen Rus-İran yapımı 'Şahid-136' tipi İHA'yı inceliyor (Reuters)
Kiev'de bir sivil, Aziz Mihail Katedrali önünde sergilenen Rus-İran yapımı 'Şahid-136' tipi İHA'yı inceliyor (Reuters)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un birkaç gün önce Tahran’a gerçekleştirdiği önemli ziyaretin ardından en çok dikkat çeken gelişme, Kremlin’in ABD ile İran arasında kabul edilebilir bir uzlaşmaya varılması için arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu yeniden gündeme getirmesi oldu.

Rusya’nın bu önerisi, bu kez Ukrayna konusunda ABD ile Rusya arasında yürütülen görüşmelerin yanı sıra, Washington ile Moskova ilişkilerinin daha kapsamlı biçimde normalleştirilmesi, “dizel anlaşması” sonrasında yakınlaşma ve diğer alanlarda geniş çaplı iş birliği ihtimallerinin tartışıldığı bir dönemde gündeme gelmesi nedeniyle özel önem kazandı.

Kısa süre içinde, Ukrayna ve İran dosyalarının olası pazarlıklar çerçevesinde birbirine bağlanabileceği yönünde yorumlar ortaya çıktı. Buna göre Rusya, Ukrayna konusunda Kremlin’e önemli kazanımlar sağlayacak bir uzlaşma karşılığında İran meselesinde ABD’ye yardımcı olmaya hazır olabilirdi. Peki, Moskova, ABD Başkanı Donald Trump’a bu konuda ne sunabilir?

Batılı medya kuruluşlarında ve siyasi çevrelerde, Rusya’nın eski ama yeniden gündeme gelen önerisi konuşulmaya başlandı: İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun, 2015’teki önceki “nükleer anlaşma” senaryosuna benzer şekilde Rusya topraklarına taşınması. Moskova bu öneriyi daha önce birçok kez gündeme getirmiş ve İran’ın elindeki stokun nükleer silah geliştirmek amacıyla kullanılmasını önleme konusunda ABD Başkanı’na, Rusya’nın tam güvenceleri eşliğinde başarı ilan etme fırsatı sunabilecek makul bir çıkış yolu olarak değerlendirmişti.

Bu seçenek, Moskova’nın İran’ın tutumunu etkilemek amacıyla başka unsurlarla birlikte sunabileceği çözüm paketinin parçası olabilir. Ancak Rus uzmanların belirttiği üzere, bu öneri geçmişte olduğu gibi bugün de çok sayıda risk barındırıyor. Bunların başında İran’da bu senaryoya ilişkin bir uzlaşının bulunmaması geliyor. Tahran’da Rusya’nın tutumunu açıkça eleştiren ve Moskova’nın Batı’yla büyük çaplı anlaşmalara varması durumunda İran’ı yüzüstü bırakabileceği uyarısında bulunan çevrelerin sesi giderek yükseliyor. Üstelik bu kuşku karşılıklı: Rusya’daki etkili çevreler de İran’a yönelik benzer uyarılarda bulunuyor.

Ancak daha da önemlisi, yalnızca bu seçeneğin sorunu çözmeye yetmeyecek olması. Rusya’nın İran’ın bölgesel politikalarına ve bölgedeki silahlı vekil güçlerine yönelik tutumunda bir değişiklik yok. Tahran’ın füze kapasitesine ilişkin Rusya’nın yaklaşımı da İran’ın lehine. Kremlin zaman zaman Arap ülkelerine ve uluslararası kamuoyuna güvence vererek İran’ın bu kapasiteyi bölge ülkelerinin çıkarlarına karşı kullanmasını önleyebileceği izlenimini verse de Moskova’nın temel tutumu değişmiş değil.

Görsel kaldırıldı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 8 Ekim’de. (AFP)

Dikkat çekici bir başka nokta da İranlı yetkililerin zenginleştirilmiş uranyum stokunun Rusya dâhil hiçbir ülkeye taşınmasını resmî düzeyde reddetmiş olması. Bu durum, Moskova ile Tahran’ın ortak hareket etme mekanizmaları konusunda ne ölçüde uzlaştığı sorusunu gündeme getiriyor. Bazı uzmanlara göre Moskova da aslında stokun taşınması konusuyla ilgilenmiyor. Çünkü böyle bir adım, Batı’dan önemli siyasi teşvikler gelmediği sürece Rusya’ya ilave yükler getirebilir. Bu da İran’ın tutumunun iki taraf arasında açıklanmamış bir anlaşmanın sonucu olabileceği ihtimalini doğuruyor.

Üstelik nükleer stokun taşınması, Batı’nın Moskova’ya yönelttiği eleştiriler arasında tek başına duran bir konu değil. İki ülke arasındaki gelişmiş askerî, teknik ve istihbarat iş birliğine ilişkin suçlamalar da giderek artıyor.

Lavrov’un İran ziyareti, Moskova ile Tahran arasındaki mevcut etkileşim biçimini bir kez daha gözler önüne serdi. İki ülke arasındaki önemli askerî ve teknik iş birliği, kamuoyuna açıkça ilan edilmese de belirsiz diplomatik söylemlerin arkasında sürdürülüyor.

Tarihsel olarak ihtiyatlı bir çizgide ilerleyen Moskova-Tahran ilişkileri, iki temel etken sayesinde adeta askerî ittifak niteliğine büründü: Ukrayna savaşı ve elektronik ve uzay tabanlı istihbarat teknolojilerinin hızla gelişmesi. Şarku’l Avsat’ın edindiğı bilgiye göre  bu teknolojiler, Kremlin’in çeşitli ülkelere sunduğu başlıca imkânlar arasında yer almaya başladı.

Bu çerçevede bir siyasi yorumcu, “Geleneksel ve modern hibrit savaşın kurallarını yeniden şekillendiren Rusya-İran ittifakı, ‘hayatta kalma ekonomisi’nin ana hatlarını oluşturarak Batı’nın teknolojik üstünlüğünü dengelemeye çalışıyor” diye yazdı.

Bu noktada, Ukrayna savaşının ilk aşamasında Rusya’nın İran’ın desteğine ciddi ölçüde ihtiyaç duyduğu hatırlanmalı. Moskova, İran’dan binlerce Şahid-136 mühimmatı satın aldı. 2026 yılına gelindiğinde ise bu alışveriş belirgin biçimde karşılıklı bir nitelik kazandı. Geleneksel ağır silahların yetersizliği ve Ukrayna cephesinin ihtiyaçları nedeniyle İran’a Su-35 savaş uçaklarının teslimatına ilişkin sözleşmelerin dondurulması üzerine Moskova, İran’a uzay tabanlı keşif ve gözetleme verileri sağlayarak bu açığı telafi etmenin bir yolunu buldu.

Batılı istihbarat kuruluşlarına göre Rusya, Tahran’la operasyonel bilgi paylaşımını kapsayan geniş çaplı bir program başlattı. Bu program esas olarak yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerini ve Ortadoğu’daki ABD askerlerinin, savaş gemilerinin ve uçaklarının hareketlerine ilişkin koordinatları içeriyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de daha önce Kremlin’in elektronik istihbarat verilerini Tahran’la paylaştığına ilişkin kanıtlar bulunduğunu açıklamıştı.

Görsel kaldırıldı.
Abbas Arakçi ve Sergey Lavrov, pazartesi günü Tahran’daki İran Dışişleri Bakanlığında yaptıkları görüşmenin ardından basın toplantısına gelirken. (AP)

Haberlere göre İran, şu anda Rusya’ya kamikaze tipi insansız hava araçları ve düşük maliyetle, yüksek miktarlarda üretilebilen İHA teknolojileri sağlıyor. Buna karşılık uydu görüntüleri, elektronik harp verileri ve silahlarının güdüm sistemlerini modernize etmeye yönelik destek alıyor.

Bu gizli iş birliğinin etkisi, İran’ın bölgedeki ABD hedeflerine yönelik saldırıları sırasında da görüldü. İran füzelerinin ve insansız hava araçlarının (İHA) bazı askerî üsleri hedef alan saldırılarda yüksek isabet oranına ulaşması, söz konusu iş birliğinin sonuçlarına örnek olarak gösterildi.

Dolayısıyla Moskova’dan beklenen yalnızca İran’ın nükleer stokunun başka bir ülkeye taşınmasını sağlamak değil. Rusya’nın, Tahran’a sağladığı istihbarat desteği ve bilgi paylaşımının oluşturduğu tehditleri de ciddiyetle ele alması gerekiyor. Peki, Kremlin bu aşamada kendisinden beklenen rolü gerçekten üstlenebilir mi?

İki ülke arasındaki ilişkiler son yıllarda yeni bir düzeye ulaşmış olsa da tam kapsamlı bir ittifakın kurulmasını engelleyen aynı etkenler bugün de varlığını sürdürüyor: karşılıklı güvensizlik, kaynak yetersizliği ve stratejik düşünce farklılıkları.

Sonuçta İran bölgesel bir güç. Rusya ise çok daha büyük hedefler peşinde koşuyor ve küresel ölçekte uluslararası bir rol üstlenmeye çalışıyor. Bu nedenle iki ülkenin hedeflere ilişkin bakış açıları köklü biçimde farklılaşıyor. Çeşitli nedenlerle çıkarları kesişebilse de iki ülkenin tamamen aynı çizgide buluşması oldukça uzak bir ihtimal.

Bu tablo, Kremlin’in ilerleyen aşamada İran üzerindeki ortağını etkileme kapasitesinin sınırlarını ortaya koyuyor; ancak mevcut aşamada bu kapasitenin belirleyici olması beklenmiyor.

Şarku’l Avsat’ın Batılı diplomatların değerlendirmelerinden aktardığına göre Kremlin, İran’ın Ortadoğu’daki faaliyetlerini tırmandırma veya sınırlama konusunda sahip olduğu etkiyi Trump’la yürütülen müzakerelerde bir baskı aracı olarak kullanmayı sürdürecek. Putin’in stratejik hesabı basit: Tahran’a sağlanan askerî ve uzay tabanlı desteği azaltmak ya da kısıtlamak karşılığında Washington’dan, özellikle Ukrayna konusunda, belirli tavizler elde etmek.


Putin: Görüşmeler Rusya’nın, Ukrayna’nın ve Avrupa’nın genelinin güvenliğine odaklanmalı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’nda konuşma yapıyor. (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’nda konuşma yapıyor. (Reuters)
TT

Putin: Görüşmeler Rusya’nın, Ukrayna’nın ve Avrupa’nın genelinin güvenliğine odaklanmalı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’nda konuşma yapıyor. (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’nda konuşma yapıyor. (Reuters)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dün yaptığı açıklamada, Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik gelecekteki müzakerelerin, her iki ülke için güvenlik garantilerine ve Avrupa genelinde kapsamlı bir güvenlik çerçevesi oluşturulmasına odaklanması gerektiğini söyledi.

ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmeden bir gün sonra Rus televizyonuna konuşan Putin, Rusya’nın gelecek ay ABD arabuluculuğunda Ukrayna ile müzakereleri yeniden başlatmaya hazır olduğunu belirtti.

Putin, Kremlin’in değişmeyen tutumunu yineleyerek Rusya’nın hiçbir zaman savaş başlatmak istemediğini, ancak Moskova’yı yakından ilgilendiren temel meselelerde Ukrayna’nın düşmanca tepkileriyle karşılaştığını ileri sürdü.

Çeşitli konularda yürütülecek görüşmelerin olumlu sonuçlar doğurabileceğini belirten Putin, Rusya’nın yalnızca geçici bir ateşkes değil, çatışmayı sona erdirecek bir çözüm aradığını vurguladı.

Putin, Witkoff’un da görüşmelerin “Avrupa’nın genel güvenlik mimarisini” kapsaması gerektiğini dile getirdiğini belirtti. Rus lider, “Ben de buna katılıyorum. Önümüzdeki günlerde gelişmelerin nasıl şekilleneceğini görelim” dedi.

ABD öncülüğünde yürütülen müzakere girişimleri, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın patlak verdiği şubat ayında durmuştu.

Putin ayrıca, Ukrayna’nın doğusundaki topraklara ilişkin her türlü görüşmede, kendi ifadesiyle bu bölgenin “tarihsel olarak Rus toprakları” olduğu gerçeğinin dikkate alınması gerektiğini savundu. Moskova’nın Ukrayna’yı işgalinin başlamasından yedi ay sonra düzenlenen referandumlarda bölge halkının Rusya’ya katılma yönünde oy kullandığını öne sürdü.