Trump'ın yeni dış politika hedefi: Kim Jong-un

ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, 30 Haziran 2019'da iki Kore arasındaki askeri sınır çizgisinde bir araya gelirken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, 30 Haziran 2019'da iki Kore arasındaki askeri sınır çizgisinde bir araya gelirken (AFP)
TT

Trump'ın yeni dış politika hedefi: Kim Jong-un

ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, 30 Haziran 2019'da iki Kore arasındaki askeri sınır çizgisinde bir araya gelirken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, 30 Haziran 2019'da iki Kore arasındaki askeri sınır çizgisinde bir araya gelirken (AFP)

Wall Street Journal, salı günü ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın yardımcılarına Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile mümkün olan en kısa sürede, gelecek sonbaharda bir görüşme ayarlamaları için baskı yaptığını bildirdi. Trump'ın bu girişimle, ilk başkanlık döneminde Kim'i ülkesinin nükleer programından vazgeçmeye ikna etmek amacıyla başlattığı yoğun diplomatik çabaları yeniden canlandırmayı hedeflediği belirtildi.

Gazete, Trump'ın özel toplantılarda, Kasım ayında Çin'in ev sahipliğinde düzenlenmesi beklenen Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) toplantısına katılmak üzere gerçekleştirebileceği Asya ziyaretinde Kim ile doğrudan görüşme ihtimalini ele aldığını aktardı.

Görüşmeye ilişkin henüz resmi bir hazırlık bulunmuyor. Ancak Beyaz Saray, iki liderin uygun zamanda bir araya geleceğini doğruladı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığı habere göre Trump'ın Kim ile bir kez daha kritik bir görüşme gerçekleştirme isteği, İran konusunda zafer elde etmenin giderek zorlaştığı bir dönemde dış politikada önemli bir başarı arayışında olduğunu gösteriyor. Kim'in onlarca nükleer savaş başlığına sahip olduğu tahmin edilirken, ABD başkanlarının çoğu ön koşulsuz olarak Kim ile görüşmeyi reddetmişti.

Trump, Kim ile yeni bir ikili görüşmeyi Kuzey Kore ile diyaloğu yeniden başlatmak için bir fırsat olarak görürken, analistler ve bazı ABD'li yetkililer görüşmelerden önemli bir ilerleme beklemiyor.

Seul, bölgedeki istikrarı güçlendirme umuduyla Washington ile Pyongyang arasındaki diyaloğu destekliyor. Ancak analistler ve ABD'li yetkililer, kötü bir anlaşmanın nihayetinde Güney Kore gibi bölgesel müttefiklerle ilişkilere zarar verebileceğine dikkat çekti.

csdfghyju
ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un daha önceki görüşmesinden bir kare (Arşiv - AFP)

Eski CIA yetkilisi Bruce Klingner, “Dış politika hedeflerinin kişisel ilişki yoluyla gerçekten gerçekleştirilebileceğine dair yanlış bir varsayımla, başka bir otoriter diktatörü memnun ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Önceki girişim

Trump, geçen yılki Asya turu sırasında Kim ile görüşmeye çalışmış ve başkanlık uçağında gazetecilerden Kim ile görüşme arzusunu kamuoyuna duyurmalarını istemişti.

ABD'li yetkililere göre Kuzey Kore, dolaylı yoldan görüşmeye hazır olduğunu göstermiş ancak zamanın kısıtlı olması ve organizasyonun zorlukları nedeniyle görüşme gerçekleştirilememişti.

Trump daha sonra, o dönemde Kim ile bir zirve düzenlenmesinin, Güney Kore'de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirmesi planlanan görüşmesini etkileyebileceğini söylemişti.

Trump ve Kim, Trump'ın ilk başkanlık döneminde üç zirve gerçekleştirmişti. Görüşmelerin ilki 2018'de Singapur'da yapılmış, müzakereler ise 2019'da Hanoi'de Kim'in nükleer programının tamamen tasfiye edilmesini kabul etmemesi üzerine çökmüştü. Aynı yıl Trump ve Kim, iki Kore arasındaki askerden arındırılmış bölgede de bir araya gelmiş, ancak bu görüşme çıkmazı sona erdirmeyi başaramamıştı.

Analistler, Kuzey Kore'nin nükleer ve füze kapasitesinin iki liderin son görüşmesinden bu yana önemli ölçüde artması nedeniyle müzakerelerin yeniden başlatılmasının kolay olmayacağını belirtiyor.

Daha büyük bir meydan okuma

Washington, yeni müzakerelerde daha büyük bir zorlukla karşı karşıya. Kuzey Kore son yıllarda Çin ve Rusya ile ilişkilerini güçlendirirken İran'la askeri iş birliğini de geliştirdi. Ayrıca Ukrayna'daki savaşta Rusya'nın yanında savaşmak üzere binlerce asker göndererek güçlerine ilave savaş deneyimi kazandırdı.

Uzmanlar, Kim'in yaklaşan müzakerelere daha güçlü bir konumdan gireceğini düşünüyor. Kuzey Kore liderinin nükleer cephaneliğini korumakta ısrar ettiği ve ABD'yi ülkesini nükleer silaha sahip bir devlet olarak tanımaya ve bu çerçevede muhatap almaya zorlamaya çalıştığı belirtiliyor.

ABD istihbaratının tahminlerine göre Kuzey Kore, füzeler ve nükleer savaş başlıkları da dahil olmak üzere stratejik programlarını genişletmeye devam ediyor. ABD'li bir savunma yetkilisi, Kuzey Kore'nin nükleer kuvvetlerinin artık ABD topraklarını hedef alma kapasitesinin arttığı uyarısında bulundu. Kuzey Kore füzelerinin ise Güney Kore ve Japonya'yı nükleer veya konvansiyonel savaş başlıklarıyla vurabilecek kapasitede olduğu belirtildi.



Hürmüz, ABD-İran çatışmasını yeniden alevlendiriyor

USS Boxer uçak gemisinden havalanan bir F-35 savaş uçağı. (CENTCOM)
USS Boxer uçak gemisinden havalanan bir F-35 savaş uçağı. (CENTCOM)
TT

Hürmüz, ABD-İran çatışmasını yeniden alevlendiriyor

USS Boxer uçak gemisinden havalanan bir F-35 savaş uçağı. (CENTCOM)
USS Boxer uçak gemisinden havalanan bir F-35 savaş uçağı. (CENTCOM)

Hürmüz Boğazı, tarafların karşılıklı açıklamalarıyla ABD-İran çatışmasını yeniden alevlendirdi. Söz konusu açıklamalar, dünyadaki en önemli enerji geçiş noktalarından birinde seyrüseferin geleceğinin dışında, Tahran'ın "kırmızı çizgi" olarak nitelediği uranyum zenginleştirme konusuna kadar uzandı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio dün yaptığı açıklamada, İran'ın boğaz üzerindeki "tam kontrolü kaybettiğini" belirterek, stratejik su yolundaki petrol trafiğinin savaşın patlak vermesinden önceki seviyelere yaklaştığını vurguladı.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ABD Başkan Yardımcısı JD Vance verdiği demeçte, İran'ın ticari gemileri hedef alarak petrol ve gaz akışını aksatma girişimlerinin sevkiyatı geniş çapta durdurmayı başaramadığını ifade etti.

Washington, nükleer dosya üzerindeki baskısını sürdürüyor. Vance, İran'ın uranyum zenginleştirme konusunda somut taahhütlerde bulunması gerektiğini belirterek, nükleer silah üretimine yol açabilecek düzeydeki zenginleştirmenin durdurulmasını olası bir uzlaşmanın temel şartı olarak değerlendirdi.

Üst düzey bir İranlı yetkili ise Vance'e cevap vermekte gecikmedi. Reuters’da yer alan açıklamasında yetkili, ABD'nin İran'ın uranyum zenginleştirme hakkını tanımasının Tahran için kırmızı çizgi olduğunu ve İran'ın bu ilkeden "esneklik göstermeyeceğini" belirtti; ancak zenginleştirmenin detayları ve seviyelerinin daha sonraki bir aşamada müzakere edilmesine açık kapı bıraktı.


Engellere ve yaptırımlara rağmen Hizbullah'a İran parası

Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünde sloganlar atıyor. (DPA)
Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünde sloganlar atıyor. (DPA)
TT

Engellere ve yaptırımlara rağmen Hizbullah'a İran parası

Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünde sloganlar atıyor. (DPA)
Hizbullah destekçileri, Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ikinci yıl dönümünde sloganlar atıyor. (DPA)

Konu hakkında bilgili kaynaklar, ABD'nin Tahran'a yönelik yaptırımlarını sıkılaştırmasına ve Lübnanlı müttefikine para ulaştırmanın giderek zorlaşmasına rağmen, Lübnan Hizbullahı'nın İran'dan fon aldığını bildirdi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Hizbullah, bu yıl İsrail ile yaşanan savaştan ötürü yerinden edilen Lübnanlılara yardım etmek amacıyla geçen ay İran'dan 200 milyon dolar aldı. Parayı aktaran aracılar, normal komisyonun dört katı olarak %20 oranında bir komisyon aldıklarını ifade etti. Hizbullah'tan bir yetkili ise yorum talebine cevaben, kaynağının ayrıntılarına girmeden bir miktar paranın tedarik edilebildiğini belirtti.

İlgili bir bağlamda, bakanlık düzeyindeki bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Lübnan'ın, bu ayın 20-22 Ekim tarihleri arasında ABD himayesinde Florida'da düzenlenecek Lübnan-İsrail askeri toplantısında, İsrail'in "Şakif" (Beaufort) Kalesi çevresindeki kasabalardan çekilmesini gündeme getireceğini ve böylece Lübnan ordusunun bu bölgelere konuşlanmasına imkân tanınmasını isteyeceğini vurguladı.

Kaynak, İsrail ordusunun "Sarı Hat" içinde yer alan kasabaları dozerlerle yıkmaya devam etmesinin ve buralarda kalan evleri sistematik olarak tahrip etmesinin de toplantının gündem maddeleri arasında yer alacağını ifade etti.


Maduro’nun eşi, sağlık nedenleriyle ABD’deki hapishaneden tahliye talep etti... Ufukta yeni suçlamalar beliriyor

(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)
(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)
TT

Maduro’nun eşi, sağlık nedenleriyle ABD’deki hapishaneden tahliye talep etti... Ufukta yeni suçlamalar beliriyor

(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)
(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)

Eski Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun eşi Cilia Flores, kalp sorunları nedeniyle New York’ta tutuklu bulunduğu cezaevinden ev hapsine nakledilmeyi talep etti. Çiftin müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği suçlamalar kapsamında bugün yeniden hâkim karşısına çıkması beklenirken, Amerikalı savcıların Venezuela’da Amerikan vatandaşlarına işkence yapıldığı iddialarıyla bağlantılı yeni suçlamalar yöneltmeye hazırlandığı bildiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre, Flores’in avukatlarının sağlık durumunu ve kalp rahatsızlıklarını gerekçe göstererek yargıçtan tahliye ve ev hapsi talebinde bulunması öngörülüyor.

Maduro ve eşi, Venezuela’nın başkenti Karakas’taki evlerine gece yarısı düzenlenen baskınla gözaltına alındıktan sonra ocak ayının başından bu yana New York’taki bir cezaevinde tutuluyor.

İlk olarak altı yıl önce açılan ve kendileriyle birlikte birkaç kişinin daha sanık olarak yer aldığı ceza davasında çift, yöneltilen suçlamaları reddederek masum olduklarını beyan etmişti.

ABD’ye kokain kaçakçılığı yapmak amacıyla komplo kurmakla suçlanan Maduro ve Flores, suçlu bulunmaları halinde müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Buna karşılık savunma avukatları, Maduro’nun yabancı bir devlet başkanı, Flores’in ise devlet başkanı eşi olması sebebiyle dokunulmazlığa sahip olduklarını öne sürerek davanın düşürülmesini talep ediyor.

Amerikalıların işkence gördüğüne dair suçlamalar

Flores’in ev hapsi talebine ilişkin hukuki süreç devam ederken, New York’taki savcıların Maduro ve eşine, son yıllarda Venezuela hükümeti tarafından gözaltına alınan Amerikan vatandaşlarına işkence yapıldığı iddiaları kapsamında yeni suçlamalar yöneltmesi bekleniyor.

Soruşturmaya yakın birden fazla kaynağın CNN’e aktardığı bilgilere göre, söz konusu adımın kısa süre içinde, hatta bugün açıklanabileceği belirtiliyor.

Olası suçlamalar, ABD hükümetinin Maduro yönetimi döneminde Venezuela cezaevlerinde 12’den fazla Amerikan vatandaşının keyfi olarak tutuklanması şeklinde nitelendirdiği olaylarla ilişkilendiriliyor.

Soruşturmanın seyrine hâkim kaynaklar, davanın yalnızca Maduro ve eşiyle sınırlı olmadığını, müfettişlerin Amerikan vatandaşlarına yönelik işkence iddialarında rolü olduğu öne sürülen diğer kişiler hakkında da suçlama yöneltme ihtimalini değerlendirdiğini ifade ediyor.

Venezuela hapishanelerinde işkence yapıldığına dair iddialar

Maduro hükümetinin 12’den fazla Amerikan vatandaşını alıkoyduğu belirtilirken, ABD hükümeti ve insan hakları aktivistleri bu kişilerin siyasi koz olarak kullanıldığını savunuyor.

Daha önce Venezuela’da tutuklu kalan birden fazla Amerikan vatandaşı, cezaevi süreçlerinde işkenceye ve kötü muameleye maruz kaldıklarını beyan etti.

Ekim 2022’deki takas anlaşmasıyla serbest bırakılan Matthew Heath ve Eyvin Hernandez, açtıkları davada boğulma hissi uyandıran simüle edilmiş infaz, şok verme ve cinsel saldırı tehditlerine maruz kaldıklarını öne sürdü.

fgthy
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2025 yılında Karakas’ta düzenlenen bir mitingde eşi Cilia Flores’in yanında yumruğunu havaya kaldırıyor. (AFP)

İddialar arasında psikotropik ilaç kullanımına zorlanma ve uzun süreli hücre hapsi de yer alıyor.

Dava dilekçesine göre, eski bir ABD Deniz Piyadesi olan Heath, tutukluluk sürecinde intihar girişiminde bulundu.

Benzer iddialar altı ABD’li petrol yöneticisinden oluşan CITGO 6 grubu üyeleri tarafından da dile getirildi.

2017 yılında Venezuela’ya çağrılarak yaklaşık beş yıl boyunca alıkonulan gruptan Tomeu Vadell, Alirio José Zambrano ve José Luis Zambrano, tutukluluk süresince işkence gördüklerini beyan ederek dava açtı.

Söz konusu Amerikan vatandaşlarının tamamının, adı ciddi insan hakları ihlalleriyle anılan Askeri Karşı İstihbarat Genel Müdürlüğü (DGCIM) karargahında tutulduğu bildirildi.

Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre söz konusu birim, siyasi muhalifler ile yakınlarının keyfi tutuklanması, kötü muamele görmesi ve işkenceye uğramasından sorumlu tutuluyor.