ABD’den tarihin en büyük finansal savaşı hamlesi: İran petrol akışını durdurmakla tehdit ediyor

ABD’den tarihin en büyük finansal savaşı hamlesi: İran petrol akışını durdurmakla tehdit ediyor
TT

ABD’den tarihin en büyük finansal savaşı hamlesi: İran petrol akışını durdurmakla tehdit ediyor

ABD’den tarihin en büyük finansal savaşı hamlesi: İran petrol akışını durdurmakla tehdit ediyor

ABD, İran’ın ticari ortaklarını hedef alacak ekonomik yaptırımların bugün açıklanmasıyla birlikte “tarihin en büyük finansal savaşını” başlatmaya hazırlanıyor. Buna karşılık Tahran, “ekonomik savaşın sürmesi” halinde Körfez’den yapılan tüm petrol ihracatını durdurmakla tehdit etti.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, bugün (TSİ 20.00) basın toplantısı düzenleyecek. Basın toplantısı, 1979’dan bu yana neredeyse kesintisiz ekonomik yaptırımlara maruz kalan İran’a yönelik daha sert önlemlerin açıklanacağı yönündeki beklentiler eşliğinde gerçekleştirilecek. Bessent, dün (Pazar) Financial Times gazetesinde yayımlanan görüş yazısında, “Şafak sökerken ekonomik hesaplaşma günü başlıyor; bu, bir rakibe karşı yürütülen tarihin en büyük finansal savaşıdır” ifadelerini kullandı.

Savaşan iki ülke, haftalardır birbirlerine yönelik herhangi bir askeri saldırı düzenlemedi. Ancak yaklaşık altı aydır devam eden çatışmayı sona erdirmek amacıyla ciddi müzakerelere de başlamadı.

İran, Pakistan Genelkurmay Başkanı General Asım Münir’in bölgedeki barış ve güvenliğin yeniden tesis edilmesine yönelik çabalar kapsamında bugün (pazartesi) Tahran’ı ziyaret edeceğini açıkladı. Pakistan hükümetinden bir kaynak ise Münir’in, ABD’nin yeni yaptırımlar uygulama tehdidi de dahil olmak üzere son gelişmeleri ele alacağını söyledi.



İsrail, İHA atışlarını durdurmaması halinde Hamas'ı Gazze'ye yönelik yoğun saldırılarla tehdit ediyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
TT

İsrail, İHA atışlarını durdurmaması halinde Hamas'ı Gazze'ye yönelik yoğun saldırılarla tehdit ediyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden dün yapılan açıklamada, İsrail'in Hamas Hareketi’ni Gazze Şeridi’nde yoğun saldırılarla hedef almakla tehdit ettiği ve Gazze’den İsrail'e yönelik insansız hava aracı (İHA) ve yangın balonu atışları derhal durdurulmadığı takdirde sivillere çeşitli bölgeleri tahliye etmeleri talimatı vereceği belirtildi.

Sivil Savunma ve tıbbi kaynakların bildirdiğine göre dün İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda dokuz Filistinli hayatını kaybederken, İsrail ordusu, İzzettin el-Kassam Tugayları'na bağlı bir hücrenin komutanını öldürdüğünü duyurdu.

Geçtiğimiz yılın ekim ayında ilan edilen ateşkese rağmen, İsrail'in saldırıları neredeyse her gün devam ediyor. Gazze Sivil Savunma Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre Gazze kentinde, yerinden edilenlerin sığındığı Cevazat Mülteci Kampı’na İHA ile düzenlenen bir saldırı yedi kişinin ölümüne ve 15 kişinin yaralanmasına yol açtı.

Öte yandan Gazze kentindeki Şifa Hastanesi yedi cenaze teslim aldığını doğruladı. Hastane ve Sivil Savunma Müdürlüğü, aralarında yaşları belirtilmeyen üç kadının da bulunduğu ölenlerin isim listesini yayımladı. İsrail ordusu ise Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada, daha fazla detay vermeksizin "Bu bölgedeki teröristleri hedef aldık" dedi.

Gazze Şeridi'nin güneyinde yer alan Han Yunus'taki Sivil Savunma tarafından yapılan açıklamada, "Bugün sabah saatlerinde yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir çadırın hedef alınması sonucu 25 yaşındaki Muhanned Osman Yasin Fervane adlı genç şehit oldu, iki vatandaş da yaralandı" denildi.

Han Yunus'taki Nasır Hastanesi cenazenin kendilerine ulaştığını bildirerek, çok sayıda yaralıya da tıbbi müdahalede bulunulduğunu açıkladı.

İsrail ordusu sözcüsü AFP’ye yaptığı açıklamada, daha fazla ayrıntı vermeden bir ‘teröristi’ hedef aldıklarını ifade etti.

Kuzeninin teyit ettiğine göre saldırı, düğününe birkaç saat kala Muhanned Fervane'nin evinin çatısındaki çadırını hedef aldı.

Muhammed Fervane’nin kuzeni, "Ailedeki herkes Muhammed'in düğününü kutlamaya hazırdı. Ancak bugün düğünü yerine cenazesine katılıyoruz" dedi.

İsrail ordusunun Arap basını sözcüsü Ella Waweya, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, ‘Hamas'ın askeri kanadı Kassam Tugayları’na bağlı bir hücrenin komutanı olan Fervane'nin, savaş boyunca ve son dönemde birçok plan üzerinde çalıştığını ve bölgede faaliyet gösteren güçler için acil bir tehdit oluşturduğunu’ öne sürdü.

İsrail ve Hamas, Hamas’ın İsrail’e yönelik 7 Ekim 2023'teki saldırısının ardından başlayan savaşın üzerinden iki yıl geçtikten sonra ilan edilen ateşkes anlaşmasını ihlal etme konusunda karşılıklı suçlamalarda bulunuyor.

Birleşmiş Milletler'in (BM) verilerini güvenilir kabul ettiği, Gazze'deki Hamas yönetimine bağlı Sağlık Bakanlığı'na göre ateşkesin ilan edilmesinden bu yana en az 951 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ise aynı dönemde 5 askerinin öldüğünü bildirdi.


İsrail’in kapsamlı saldırısı, seçimlerde Arapların saf dışı bırakılmasına zemin hazırlıyor

Arap beldelerinde yaygınlaşan suçlara karşı protesto etmek amacıyla İsrail'in kuzeyindeki Sahnin'de gösteri düzenleyen Arap vatandaşlar, Ocak 2026 (Reuters)
Arap beldelerinde yaygınlaşan suçlara karşı protesto etmek amacıyla İsrail'in kuzeyindeki Sahnin'de gösteri düzenleyen Arap vatandaşlar, Ocak 2026 (Reuters)
TT

İsrail’in kapsamlı saldırısı, seçimlerde Arapların saf dışı bırakılmasına zemin hazırlıyor

Arap beldelerinde yaygınlaşan suçlara karşı protesto etmek amacıyla İsrail'in kuzeyindeki Sahnin'de gösteri düzenleyen Arap vatandaşlar, Ocak 2026 (Reuters)
Arap beldelerinde yaygınlaşan suçlara karşı protesto etmek amacıyla İsrail'in kuzeyindeki Sahnin'de gösteri düzenleyen Arap vatandaşlar, Ocak 2026 (Reuters)

İsrail parlamentosu Knesset'te yer alan muhafazakar İslamcı Birleşik Arap Listesi'nin (Ra'am) Başkanı Mansur Abbas’ın Filistin devletini destekleyen açıklamaları, İsrail'deki tüm Arap siyasi liderler ile solcu ve liberal parti liderlerinin yaptığı sıradan açıklamalar olmasına rağmen, sağ kesim ona karşı şiddetli bir kışkırtma kampanyası başlattı.

Arap siyasetçiler, bu ‘şoke edici’ şiddetli kampanyayı, hükümetin Arap partilerini saf dışı bırakma ve onları önümüzdeki 27 Ekim'de yapılması planlanan parlamento seçimlerine katılmaktan men etme niyetinin bir ön hazırlığı olarak değerlendirdi.

Birleşik Arap Listesi’nden bir kaynak, “Bu seçimlerde ciddi bir krizle karşı karşıya olan ve devrilme ihtimalinin giderek artmasından dehşete düşen Netanyahu, kaybettiği oyları geri kazanmak için şiddetli ve ırkçı bir kampanyayla Arapları dışlama kozunu kullanmaya çalışıyor. İşe Birleşik Liste ile başladı, ancak tehlike tüm Arap partilerinin kapısında” ifadelerini kullandı.

Mansur Abbas, hareketin kuruluşunun 30. yıl dönümü ve seçimlerdeki aday listesinin belirlenmesi münasebetiyle geçtiğimiz cumartesi günü Tayibe kentinde düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada, “Filistin devleti artık sahada bir gerçeklik halini aldı, dünya onu ezici bir çoğunlukla tanıyor; tanımayan sadece İsrail ve ABD kaldı” dedi. Abbas ayrıca, Filistin devletinin tanınması ve onunla barış yapılması çağrısında bulundu.

FRGTYH
İsrail parlamentosu Knesset'te yer alan muhafazakar İslamcı Birleşik Arap Listesi'nin (Ra'am) Başkanı Mansur Abbas (ortada), İsrail’in kuzeyindeki El-Maghar köyünde düzenlenen ve seçim zaferini kutlamak amacıyla düzenlenen siyasi mitingde destekçilerine hitap ederken

Abbas, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bizler, İsrail'deki Arap vatandaşları ve Filistin halkının evlatları olarak, kendimizi devletimiz ile halkımız arasında bir köprü olarak görüyoruz. Barışın sağlanmasına katkıda bulunmak istiyoruz. İsrail ve Amerika'nın Filistin'i tanıması için çabalıyoruz. Çünkü bizler barışı ve uzlaşmayı sağlamak, işgali ve çatışmayı sona erdirmek için çalışıyoruz."

Sürpriz açıklama

Abbas'ın bu açıklaması Arap vatandaşlar için bile şaşırtıcıydı. Çünkü Mansur Abbas, Naftali Bennett ve Yair Lapid hükümetiyle koalisyona katıldığı beş yıl öncesinden bu yana Filistin meselesine hiç değinmemişti.

Abbas, açıklamalarında İsrail'deki Arapların günlük haklarına ilişkin meselelere odaklandıysa da eski polis şefi Yoav Segalovich'i seçim listesine ikinci sıradan aday olarak getirme yönündeki son adımı ile İsrail'i bir Yahudi devleti olarak kabul ettiğine ve Arapların sivil hizmet yapmasını desteklediğine dair açıklamaları, Arap vatandaşlar arasında kendisine yönelik geniş çaplı eleştirilere neden oldu.

CSDFVGBHN
Birleşik Arap Listesi Başkanı Mansur Abbas (AFP)

Rakipleri onu ‘Siyonistleşmek ve halkının temel davasından ve Filistinli kimliğinden vazgeçmekle’ suçlamaya başlamıştı. O da bu suçlamalara dolaylı bir yoldan cevap vermeye karar vererek bu Filistin odaklı açıklamayı yaptı.

Ne var ki Netanyahu tam da böyle bir ‘fırsatı’ kolluyordu. Segalovich'in gözünün korkarak Abbas'ın listesine katılmaktan vazgeçmesi umuduyla hiç vajit kaybetmeksizin bu açıklamanın etrafında bir fırtına kopardı.

Abbas'ın Segalovich'e başvurmasının en önemli nedenlerinden birinin, Likud Partisi’nin kendisini, listesini ve tüm Arap partilerini gayrimeşru ilan etme planına karşı koymak olduğu biliniyor. Zira eski bir ordu mensubu, üst düzey bir polis şefi ve eski İç Güvenlik Bakan Yardımcısı olan Segalovich'in listede yer almasıyla birlikte, kimse güvenlik gerekçelerini öne sürerek listeyi yasa dışı ilan edemeyecek.

GBHYJUK
Birleşik Arap Listesi Başkanı Mansur Abbas (sağda), Haziran 2021'de Tel Aviv'de Yair Lapid (solda) ve Naftali Bennett ile bir koalisyon hükümeti anlaşması imzalarken (AFP)

Bu açıklamalar, İsrail'deki farklı siyasi kutuplardan üst düzey siyasetçiler arasında tepkilere ve karşı çıkmalara yol açtı. İlk karşı çıkanlardan biri, Abbas'ın açıklamalarıyla derhal arasına mesafe koyan ve sosyal medya platformu X hesabından "Filistin devleti diye bir şey yok ve kuracağımız hükümet döneminde de bir Filistin devleti kurulmayacak" diye yazan Gadi Eisenkot oldu.

Ancak Eisenkot'un bu hamlesiyle bitmedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da, “Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) ile solcu bir koalisyon kurmanın bedeli bir kez daha gözler önüne seriliyor. Eisenkot, Lieberman ve Tropper'ın ortakları, Likud seçmenlerini boykot edip Tibi ve Tecemmu (Balad Partisi) destekçilerini kucaklayanlardır” dedi.

Netanyahu sözlerine şöyle devam etti:

“İran'ın kontrolünde bir devlet kurulamayacak. Ben başbakan olduğum sürece, İran'ın kontrolünde bir Filistin devleti kurulmayacak: ne Gazze'de ne de Yahudiye ve Samarya'da (Batı Şeria). Nokta."

CDVGHYJUF
Eski İsrail Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi Lideri Gadi Eisenkot (Reuters)

Ben-Gvir de bu fırsatı kaçırmadı ve şunları söyledi:

“Gadi, Naftali ve Yair'in dostu Mansur'un Birleşik Arap Listesi’nde 'Filistin devleti ayaktadır' deyişine kulak verin. Onun kurulacak bir sonraki hükümet için planı bu. Bir terör devleti kurmayı ve hapishanelerdeki dostları için iptal ettiğim tüm ayrıcalıkları geri getirmeyi amaçlıyor. Bunun yaşanması kabul edilemez ve yaşanmasına asla izin vermeyeceğiz!"

Eisenkot lehine anketler

Anketlerin, Netanyahu'nun önümüzdeki seçimlerde iktidarı kaybedeceğine ve Eisenkot'un seçimleri kazanarak bir sonraki hükümeti kurmakla görevlendirileceğine işaret ettiği belirtiliyor. İsrail televizyonu Kanal 12, halkın tutumlarını daha derinlemesine analiz etmeye ve İsraillilerin Netanyahu'nun değiştirilmesi gerektiğine ne ölçüde inandığını incelemeye çalıştığı kapsamlı bir kamuoyu yoklaması gerçekleştirdi. Soruları ayrıntılı bir şekilde yönelterek, devletin tüm işlerini yönetmede başarısız olduğu gerekçesiyle Netanyahu'nun reddedildiğini gösteren kesin yanıtlar aldılar.

Anket sonuçları

“Bugün seçim yapılsaydı hangi partiye oy verirdiniz?” sorusuna verilen cevapların yüzde 49'u Netanyahu'ya muhalif bloktaki bir partiye, yüzde 35'i Netanyahu'nun blokundaki bir partiye, yüzde 6'sı her iki blokta da yer almayan bir partiye, yüzde 10'u ise kararsızım şeklinde dağılıyordu.

“Sizce başbakanlık koltuğuna kim daha uygun?” sorusuna verilen cevapların yüzde 58’i Netanyahu'dan başka biri, yüzde 34’ü Netanyahu ve yüzde 8’i kararsızım olarak kayıtlara geçti.

Başbakanlık için üç gerçekçi aday var. Bunlar, Binyamin Netanyahu, Gadi Eisenkot ve Naftali Bennett. 10 ‘çok iyi’, 1 ise ‘çok kötü’ anlamına gelecek şekilde her birine 1'den 10'a kadar bir puan verilmesi istendiğinde cevaplar, güvenlik alanında Netanyahu 4.8, Eisenkot 5.8 ve Bennett  4.9 olarak şekillendi.

Ekonomi ve hayat pahalılığı alanında, Netanyahu 3.7, Eisenkot 5.1 ve Bennett 4.8, eğitim alanında, Netanyahu 3.7, Eisenkot 5.3 ve Bennett 5.0, demokrasiyi koruma alanında, Netanyahu 4.3, Eisenkot 5.7 ve Bennett 5.0, İsrail'i daha iyi bir geleceğe taşıma konusunda, Netanyahu 4.3, Eisenkot 6.0 ve Bennett 5.0 puan aldı.

“İsrail'in Yahudi halkının ulusal yurdu olduğunu ve tüm vatandaşları için eşit sosyal ve siyasi haklara sahip bir devlet olduğunu vurgulayan Bağımsızlık Bildirgesi'nin iki ilkesini destekliyor musunuz yoksa karşı mı çıkıyorsunuz?” sorusuna gelen yanıtlara gelince ankete katılanların yüzde 79'u İsrail'in bir Yahudi devleti olması ilkesini desteklediğini söylerken, yüzde 75'i bildirgenin öngördüğü liberal değerleri desteklediğini ifade etti. Yaklaşık yüzde 67'lik bir kesim ise her iki ilkeyi birden; yani din, ırk veya cinsiyet ayrımı gözetmeksizin liberal değerlere sahip bir Yahudi devleti olmasını destekliyor.

Anketi hazırlayanlar, Eisenkot ve Bennett'in Netanyahu'ya karşı üstünlüğünün sadece geçici bir durum olmadığı, yüzeysel bir öfkeden kaynaklanmadığı ve bir sağ-sol desteği ifadesi olmadığı, aksine çok daha derin nedenlere dayandığı sonucuna vardılar. Zira halk, Netanyahu'nun artık ülkeyi yönetemeyeceği ve Eisenkot'un, hatta Bennett'in bile her konuda ondan daha iyi olduğu kanaatine vardı. Bu durum da Netanyahu'nun çevresinde büyük bir paniğe yol açıyor.


İran Devrim Muhafızları Ordusu: Yaptırımları aşmak için senaryolar hazırladık

DMO Sözcüsü Hüseyin Mehbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen bir basın toplantısında (IRNA)
DMO Sözcüsü Hüseyin Mehbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen bir basın toplantısında (IRNA)
TT

İran Devrim Muhafızları Ordusu: Yaptırımları aşmak için senaryolar hazırladık

DMO Sözcüsü Hüseyin Mehbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen bir basın toplantısında (IRNA)
DMO Sözcüsü Hüseyin Mehbi (ortada), Tahran'ın batısındaki Kerec'de düzenlenen bir basın toplantısında (IRNA)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Sözcüsü Hüseyin Muhibbi dün yaptığı açıklamada, Tahran'ın ABD tarafından uygulanan yaptırımların sıkılaştırılmasına karşı, diğer ülkelerle ekonomik kanalları korumayı ve kısıtlamaları aşmayı içeren ‘senaryolar’ hazırladığını belirterek, bu hamlelerin sonuçlarının ‘yakın gelecekte’ görülmesini beklediğini ifade etti.

Bu açıklamalar, Washington'ın pazartesi günü, ABD’li yetkililerin Tahran üzerindeki mali ve ticari izolasyonu artırmayı hedefleyen bir kampanya çerçevesinde ‘tarihteki en ağır yaptırımlar’ olacağını ifade ettiği İran'a yönelik yeni yaptırım dalgasının detaylarını duyurmasından önce geldi.

DMO’ya yakın haber ajansı Tesnim’in aktardığına göre Muhibbi, Tahran'ın batısındaki Kerec kentinde düzenlediği basın toplantısında, “Düşmanın gerçekleştireceği her düşmanca eyleme karşı bir senaryomuz olduğunu defalarca belirttik” diyerek, ekonomik savaşın da bu ihtimallerden biri olduğunu sözlerine ekledi.

Tahran'ın ekonomik baskıların ‘olumsuz etkilerini bertaraf etmek’ için planlar hazırladığını ve diğer ülkelerle ekonomik ilişkilerini sürdürebileceğini ifade eden Muhibbi,  “ABD’nin burnunun dibinde ekonomik işlemler yapıyoruz, ABD’yi atlatıyoruz ve bunun sonuçlarını yakın gelecekte göreceksiniz” ifadelerini kullandı.

Muhibbi, atıfta bulunduğu ülkeler, şirketler veya finansal mekanizmalar ile ABD’nin kısıtlamalarını aşmak için kullanıldığını söylediği işlemlerin niteliği hakkında herhangi bir ayrıntı vermedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetimi İran'ın mali ve ticari kanalları üzerindeki kısıtlamaları sıkılaştırmaya çalışırken Tahran'a ticaret veya finansman kanalları sağlayan ülke, kurum ve şirketleri ekonomik sonuçlarla tehdit ediyor.

Ekonomik yaptırımların bu çatışmada yeni bir araç olmadığını belirterek, İran'ın geçtiğimiz on yıllar boyunca farklı derecelerde yaptırımlara maruz kaldığına dikkati çeken Muhibbi, “Ekonomik savaş yeni bir şey mi? 47 yıldır ekonomik bir savaş yürütüyor ve ekonomimizin tüm unsurlarına yaptırımlar uyguluyorsunuz” dedi.

Washington'ın ekonomik baskılarını artırmasını askeri hedeflerine ulaşamamasına bağlayan Muhibbi, ‘en ağır yaptırımlara’ geçilmesinin, kendi değerlendirmesine göre askeri yolun sekteye uğradığını gösterdiğini ifade etti. Muhibbi sözlerini “Eğer askeri alanda zafer kazanmış olsaydınız, ekonomik bir savaş başlatmaya ihtiyaç duymazdınız” diye ekledi.

Savaş ve medya

Muhibbi açıklamalarının büyük bir bölümünü devam eden savaşın doğasına ayırarak ABD ile yaşanan çatışmanın çok cepheli olduğunu ve yalnızca askeri operasyonlarla sınırlı kalmayıp ekonomi, medya ve kamuoyunu etkileme alanlarını da kapsadığını söyledi.

Mevcut savaşın ‘karmaşık’ olduğunu ve medyanın da aralarında bulunduğu farklı alanları içerdiğini belirten Muhibbi, medya planlarının savaşın operasyonel planlamasının bir parçası haline geldiğini ifade etti.

Medyanın artık yalnızca olayları aktarmakla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda savaşın gidişatı ve sonuçlarına ilişkin algıları da şekillendirebildiğini söyleyen DMO Sözcüsü, medyanın askeri operasyonlardan önce ve sonra üstlendiği roller olduğuna dikkati çekerek, hasmın iradesini etkilemek veya çatışmanın sonuçlarına dair belirli bir anlatıyı yerleştirmek için kullanılabileceğini açıkladı.

Muhibbi, on yıllardır yaptırımlara maruz kalan İran ile ABD arasındaki askeri kapasite bakımından var olan büyük fark nedeniyle mevcut savaşın geleneksel çatışmalardan farklı olduğunu değerlendirdi. Çatışmayı ‘orantısız’ olarak nitelendiren Muhibbi, askeri operasyonların aynı zamanda İranlıların devletin ayakta kalma ve kurumlarını yönetme kapasitesine dair algılarını etkilemek amacıyla da kullanıldığını söyledi.

İran Besiç güçlerine ait tesislerin ve polis merkezlerinin hedef alınmasına işaret eden Muhibbi, bunların bir kısmının, kendilerine karşı kullanılan silahlara denk bir askeri değere sahip olmadığını ifade etti. Savaş sırasında üst düzey İranlı yetkililerin hedef alınmasına da değinen Muhibbi, bu tür operasyonların askeri etkisinin yanı sıra; üst düzey yetkililerinin öldürülmesi durumunda devlet kurumlarının çalışma kapasitesini kaybedebileceğini göstermeyi amaçladığını kaydetti.

ABD güçlerinin konuşlanması

Basra Körfezi'ndeki önceki askeri çatışmalara da değinen Muhibbi, İran güçlerinin son savaştan önce Körfez'de 30 ila 40 Amerikan savaş gemisini hedef aldığını söyledi. Gemilerin isimleri, saldırıların zamanlaması veya hasarın boyutu hakkında ayrıntı vermeyen Muhibbi'nin açıklamalarında bu rakamı doğrulayacak bağımsız bir kanıt bulunmuyor.

ABD güçlerinin şu anda Basra Körfezi sularından 400 kilometre uzakta olduğunu belirten Muhibbi, bu durumu son çatışmaların ardından Amerikan kuvvetlerinin konuşlanmasındaki değişime bağladı. ABD’ye seslenen DMO Sözcüsü, “Hürmüz Boğazı'nı kapatmak için tüm askeri kapasiteni seferber ettin, ancak başaramadın” dedi.

DMO Sözcüsü Muhabbi bu açıklamaları, İran'ın izinsiz petrol tankerlerinin geçişine yönelik kısıtlamaları ve Amerikan'ın deniz ablukasıyla bağlantılı operasyonları sürerken, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği kontrolünün Washington ile Tahran arasındaki en belirgin çatışma noktalarından biri olmaya devam ettiği bir dönemde yaptı.