Trump’ın Kuzey Kore girişimi, ABD’nin Asya’daki güvenlik taahhüdüne ilişkin şüpheleri artırıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Ekim 2025'te Japonya'nın Yokosuka kentindeki ABD Donanma üssünü ziyaret ederken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 28 Ekim 2025'te Japonya'nın Yokosuka kentindeki ABD Donanma üssünü ziyaret ederken (Reuters)
TT

Trump’ın Kuzey Kore girişimi, ABD’nin Asya’daki güvenlik taahhüdüne ilişkin şüpheleri artırıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Ekim 2025'te Japonya'nın Yokosuka kentindeki ABD Donanma üssünü ziyaret ederken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, 28 Ekim 2025'te Japonya'nın Yokosuka kentindeki ABD Donanma üssünü ziyaret ederken (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Asya’daki ABD güvenlik ilişkileri açısından kritik bir dönemde, eski müttefiki pahasına Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’a zeytin dalı uzatıyor. Bu durum, Japonya’dan Hindistan’a kadar bölgedeki ortakların Washington’a ne ölçüde güvenebileceklerini yeniden değerlendirmelerine neden oluyor.

Hükümet yetkilileri ve güvenlik uzmanları, Trump’ın geçen hafta Güney Kore ile düzenlenen ve Pyongyang’a karşı düşmanca olduğunu söylediği askeri tatbikatların kapsamını daraltma yönündeki sürpriz kararının, ABD başkanının öngörülemez tutumunun bölgedeki barışı uzun süredir koruyan ittifaklar üzerinde baskı oluşturabileceğine ilişkin endişeleri artırdığını belirtiyor.

Japonya, Washington’la zorlu güvenlik müzakerelerine hazırlanırken, kendisinin de Trump’ın hedefi olmasından endişe ediyor. Tayvan, Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında yapılması beklenen zirveyi yakından takip ederken, Hindistan’da da Washington’un stratejik hesaplamalarındaki konumuna ilişkin şüpheler artıyor.

 2024’te Güney Kore ile ABD arasında düzenlenen yıllık ortak tatbikat sırasında Apache helikopterleri (Arşiv- EPA
2024’te Güney Kore ile ABD arasında düzenlenen yıllık ortak tatbikat sırasında Apache helikopterleri (Arşiv- EPA

Siyasi risk danışmanlığı şirketi Eurasia Group’un kıdemli analisti ve ABD’nin eski Japonya ve Çin diplomatı Jeremy Chan, “Bu kararın bölgede ABD’nin güvenlik taahhütlerine ilişkin giderek büyüyen şüpheleri kesinlikle körükleyeceği” değerlendirmesinde bulundu.

Seul bugün, ABD’nin İran savaşı nedeniyle bölgede kullanılabilecek Amerikan askerlerinin sınırlı olduğunu bildirmesinin ardından gelecek ay Güney Kore ile yapılması planlanan bir başka askeri tatbikatı da iptal ettiğini açıkladı. Bu gelişme endişeleri daha da artırdı.

Beyaz Saray’dan bir yetkili ise söz konusu kaygılarla ilgili soru üzerine, Trump’ın ABD’nin müttefiklerinin İran savaşına destek vermekte isteksiz davranmasından rahatsız olduğunu ve birçok müttefikin savunma harcamalarını artırması gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Yetkili, Washington’un Seul ile iş birliğine bağlılığını sürdürdüğünü de vurguladı.

ABD ve Güney Koreli yetkililer arasındaki görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir kaynak, Trump’ın Kuzey Kore ile müzakereleri yeniden başlatmayı ve uluslararası alanda diplomatik bir başarı elde etmeyi istediğini belirtti. Bunun, İran savaşı nedeniyle çoğu Amerikalının karşı çıktığı bir dönemde Trump üzerindeki baskının arttığı bir zamanda gerçekleştiğine dikkat çekildi.

 ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, 30 Haziran 2019’da iki Kore arasındaki askerden arındırılmış bölgede (DMZ) bir araya geldi (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, 30 Haziran 2019’da iki Kore arasındaki askerden arındırılmış bölgede (DMZ) bir araya geldi (AFP)

Tokyo’da ciddi endişe

Ancak Japonya’nın eski Savunma Bakanı ve önde gelen milletvekillerinden Itsunori Onodera, Pyongyang’ın şimdiye kadar soğuk karşıladığı Trump’ın Kim’le görüşme girişiminin ters tepebileceğini ve nükleer silahlara sahip Kuzey Kore’yi daha da cesaretlendirebileceğini düşünüyor.

Onodera geçen perşembe günü Fuji TV’de yaptığı açıklamada, böyle bir ihtimalin Tokyo açısından “ciddi bir endişe kaynağı” olduğunu ifade etti.

Trump’ın girişimine rağmen Kuzey Kore aynı gün doğu kıyıları açıklarında Güney Kore ve Japonya’yı alarma geçiren bir dizi balistik füze fırlattı.

Japon yetkilileri en çok, Tokyo’nun Washington’la ABD askerlerinin Japonya’da konuşlandırılmasının maliyetine ne kadar katkıda bulunması gerektiği konusunda müzakerelere hazırlandığı bir dönemde Trump’ın yaklaşımından endişe ediyor. ABD’nin yurt dışındaki en büyük askeri konuşlanmasına ev sahipliği yapan Japonya’da üst düzey bir hükümet yetkilisi, konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmaması şartıyla, Tokyo’nun Trump’ın fazla ön hazırlık yapmadan maliyet paylaşımında ciddi bir artış talep etmesini beklediğini ve bunun siyasi açıdan kabul edilmesinin zor olacağını belirtti.

Kuzey Kore, 19 Nisan'da yeri belirtilmeyen bir bölgede balistik füze denemesi yaptı (AFP)
Kuzey Kore, 19 Nisan'da yeri belirtilmeyen bir bölgede balistik füze denemesi yaptı (AFP)

Analistler, Trump’ın Japonya ile ekim ayında yapılması planlanan askeri tatbikatları da bir pazarlık aracı olarak kullanabileceğini belirtiyor. Washington ve Tokyo’daki yetkililer tatbikatların kapsamının daraltılma ihtimalini düşük gösterse de Trump’ın her an fikrini değiştirebileceği uyarısında bulunuyor.

“Sharp Sword” adı verilen tatbikatın, ABD askerleri ve kaynaklarının İran’daki çatışmaya kaydırılması nedeniyle 2024’teki versiyonundan zaten daha küçük çaplı olması bekleniyor. Kaynak aktarımı kapsamında ABD’nin Asya’daki tek uçak gemisi USS George Washington da kısa süre önce USS Abraham Lincoln’un yükünü hafifletmek amacıyla Ortadoğu’ya gönderildi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu gelişme, Çin’e karşı ABD caydırıcılığının zayıfladığı yönündeki endişeleri artırdı.

Tayvanlı bir asker, 11 Ağustos'ta Tayvan'ın yıllık askeri tatbikatları sırasında insansız hava aracı karşıtı bir silah kullanıyor (AFP)
Tayvanlı bir asker, 11 Ağustos'ta Tayvan'ın yıllık askeri tatbikatları sırasında insansız hava aracı karşıtı bir silah kullanıyor (AFP)

ABD Savunma Bakanlığı Politika Müsteşarı Elbridge Colby ise bu ay Asya ziyareti sırasında, Japonya’dan Filipinler’e uzanan ve “ilk ada zinciri” olarak adlandırılan hat boyunca müttefiklerle birlikte savaş hazırlığının güvence altına alınmasının Washington’un önceliği olduğunu söyledi.

Trump, Şi ve Tayvan

Çin’in artan askeri baskısına ilişkin endişelerin en yoğun olduğu yer, Pekin’in egemenlik iddiasında bulunduğu demokratik yönetimli Tayvan.

Trump, Çin Devlet Başkanı Şi ile ilişkileri dostane tutmak ve kırılgan ticaret ateşkesini korumak amacıyla Tayvan’a yönelik 14 milyar dolarlık silah satış paketini onaylamayı erteledi.

Trump’ın gelecek ay Washington’da Şi ile yeni bir zirveye hazırlanması nedeniyle Taipei’deki yetkililer, Washington’un en azından silah satışlarını daha küçük paketlere bölmesini ve böylece Pekin’in sert tepkisini önlemeye çalışmasını bekliyor.

Tayvan Savunma Bakanlığına bağlı Ulusal Savunma ve Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nden Domingo Yang, Trump’ın söylemleri ile ABD’nin fiili politikası arasında fark bulunduğunu belirtiyor. Yang istihbarat paylaşımı, eğitim ve devriyeler de dahil olmak üzere ABD-Tayvan iş birliğinin hâlâ güçlü olduğunu ifade ediyor.

ABD Donanmasına ait bir uçak da cuma günü Tayvan Boğazı’ndan geçti. Washington bu adımı, “özgür ve açık bir Hint-Pasifik bölgesindeki faaliyetlere bağlılığının” göstergesi olarak nitelendirdi.

Hindistan’ın güveni de sarsılıyor

Güvenlik uzmanlarına göre Trump’ın son adımları Hindistan’ın güvenini de sarstı. Washington’un, Hindistan’ı Rusya ve Çin’e karşı denge unsuru olarak konumlandırmak için yıllardır yürüttüğü yakınlaşma çabalarının zarar görmesinden endişe ediliyor.

 Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, 28 Ekim 2025'te Tokyo'da Trump ile bir ortaklık belgesi imzaladı (EPA)
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, 28 Ekim 2025'te Tokyo'da Trump ile bir ortaklık belgesi imzaladı (EPA)

Bu gelişmeler, Pentagon’un haziran ayında Asya’daki askeri komutanlığının adını “Hint-Pasifik Komutanlığı”ndan “Pasifik Komutanlığı”na değiştirmesinin ardından gerçekleşti. Bazı analistler bu değişikliği, Hindistan’ın Washington açısından eskisi kadar stratejik öneme sahip olmadığı şeklinde yorumladı. Pentagon ise böyle bir stratejik değişiklik yaşandığı iddiasını reddetti.

Bununla birlikte Hindistan, Trump’ın Hint ürünlerine uyguladığı yüksek gümrük tarifelerinden ve Hindistan ile Pakistan arasındaki ateşkeste arabuluculuk yapma yönündeki tekrarlanan açıklamalarından rahatsız.

Hint kaynaklar, yetkililerin artık Washington’la uzun vadeli savunma anlaşmalarına bağlılık konusunda “son derece temkinli” bir yaklaşım sergilediğini belirtiyor.



Çin, İran’a yönelik benzeri görülmemiş ABD yaptırımlarına hazırlanıyor

Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
TT

Çin, İran’a yönelik benzeri görülmemiş ABD yaptırımlarına hazırlanıyor

Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

ABD’nin İran’a yönelik ekonomik tırmandırma politikası yeni bir aşamaya girdi. Washington yönetiminin, bugün Başkan Donald Trump’ın ‘tarihteki en ağır yaptırım paketi’ olarak nitelendirdiği yeni yaptırımları açıklamaya hazırlanmasıyla birlikte, yaptırımların yalnızca İranlı kurumlarla sınırlı kalmayarak Tahran’la ticari ve mali ilişkilerini sürdüren şirketleri, bankaları ve ülkeleri de kapsayabileceğine yönelik işaretler arttı.

Bu kapsamda en kritik ülkelerin başında, İran petrolünün en büyük alıcısı olan Çin geliyor. Pekin, beklenen açıklamadan saatler önce haklarını ve çıkarlarını korumaya hazır olduğunu belirterek Washington’a mesaj verdi. Bu durum, ekonomik çatışmanın İran’la sınırlı kalmayarak dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari ilişkilere de sıçraması ihtimalini gündeme getiriyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian bugün yaptığı açıklamada, Pekin’in gelişmeleri yakından takip edeceğini ve haklarını ve çıkarlarını korumak için gerekli adımları atacağını söyledi. Çin’in yaptırım ve baskıların krizin çözümüne katkı sağlamadığı yönündeki tutumunu yineleyen Lin, taraflara itidal çağrısında bulunarak siyasi ve diplomatik yolların kullanılması gerektiğini belirtti. Çin’in açıklaması, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in yeni yaptırımların ayrıntılarını açıklaması beklenen basın toplantısından önce geldi. Bessent, geçen hafta ABD’nin ‘tarihteki en ağır yaptırımları’ uygulayacağını açıklamış ve Çin’i Washington’ın İran ekonomisini tecrit etme kampanyasına destek vermeye çağırmıştı.

Beklenen yaptırım paketinin önemini artıran temel unsur, ‘ikincil yaptırımlara’ odaklanma ihtimali. Buna göre Washington, İran’la ticaret yapan İran dışındaki aktörleri de hedef alabilecek. Trump, 20 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik savaş ve izolasyon başlatıldığını duyurmuş, finans kuruluşlarının, şirketlerin, havalimanlarının veya devlet kurumlarının İran’a ekonomik can damarı sağlamasına izin veren ülkeleri ciddi ekonomik sonuçlarla karşı karşıya kalacakları konusunda uyarmıştı.

Trump özellikle petrol kaçakçılığı, döviz takası mekanizmaları, nakit transferleri, döviz büroları, gemi sicilleri ve paravan şirketleri hedef olarak sıralamıştı. Bu ifadeler, Washington’ın yaptırımlara rağmen İran’ın ticaretini sürdürmesini sağlayan altyapıyı hedef almaya çalıştığına işaret ediyor.

Çin, bu stratejinin en hassas halkasını oluşturuyor. Kpler şirketinin 2025 yılı verilerine göre Çin, deniz yoluyla taşınan İran petrolünün yüzde 80’inden fazlasını satın aldı. Dolayısıyla Washington’ın Tahran’ın petrol gelirlerini önemli ölçüde azaltma kapasitesi, kısmen Çinli alıcıların ve aracıların hesaplarını değiştirebilmesine bağlı.

Ancak Çin’i hedef almak ABD açısından da ekonomik riskler taşıyor. Çinli şirketlere veya finans kuruluşlarına yönelik geniş kapsamlı yaptırımların Pekin'i misillemeye yöneltmesi mümkün. Bu durum, ABD’nin nadir toprak elementleri de dahil olmak üzere bazı stratejik tedarik zincirlerinde Çin’e bağımlı olduğu bir dönemde Washington açısından yeni sorunlar yaratabilir. Bu nedenle ABD’nin, Pekin’le doğrudan ve kapsamlı bir mali çatışmaya girmek yerine belirli şirketleri, rafinerileri, bankaları ve aracıları hedef alan daha sınırlı yaptırımlara yönelmesi bekleniyor.

Petrolden gölge filoya

Yeni kampanya, son aylarda giderek genişleyen yaptırım ağına ekleniyor. ABD Hazine Bakanlığı, 29 Temmuz’da, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini istismar ettiği ve gelir elde ederek yaptırımları aşmak amacıyla dijital varlıklar da dahil olmak üzere sigorta ve ödeme düzenlemelerinden yararlandığını belirttiği, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağlantılı bir yapılanmanın parçası olduğunu söylediği iki şirkete yaptırım uygulamıştı. Washington ayrıca, İran’ın denizcilik faaliyetlerinde kullanılan ‘gölge filo’ ağlarını da hedef almıştı. Bu adımlar, Bessent’in iki ayaklı stratejinin ilk bölümü olarak tanımladığı ve ticaret hareketlerine yönelik baskı ile mali kuşatmanın sıkılaştırılmasını bir araya getiren ABD’nin deniz ablukasına ekleniyor. Bessent, ekonomik araçlara yoğun biçimde başvurulmasının amacının geniş çaplı askeri operasyonlara yeniden dönülmesi ihtimalini azaltmak olduğunu söylemişti. Gelişmelerin enerji piyasalarına etkileri ise şimdiden görülmeye başladı. Brent petrol, yaptırımlara ilişkin endişelerin artması ve Hürmüz Boğazı konusunda yürütülen çabaların sonuçsuz kalmasıyla geçen hafta yükseldi. Petrol fiyatları, piyasaların ABD’nin yeni adımlarının ayrıntılarını beklemesiyle bugün ise geriledi.

Ekonomik açıdan belirleyici unsur, Washington’ın üçüncü ülkelerdeki taraflara yönelik yaptırımları ne ölçüde uygulayabileceği olacak. İran, onlarca yıldır farklı düzeylerdeki ABD yaptırımları altında bulunuyor ve petrolünü pazarlamak ve para transferlerini gerçekleştirmek için karmaşık ağlar geliştirdi. Bu nedenle, yaptırım listelerine yeni İranlı isimlerin eklenmesinin etkisi, yabancı bankaların, rafinerilerin ve deniz taşımacılığı şirketlerinin ABD finans sistemine erişimlerini kaybetme tehdidine kıyasla daha sınırlı kalabilir.

Bu nedenle Çin, kampanyanın en büyük sınavı olarak öne çıkıyor. Yaptırımların Çinli alıcıları ve aracıları İran’la ticari ilişkilerini azaltmaya zorlaması halinde, İran’ın döviz gelirleri ciddi bir darbe alabilir. Ancak Pekin’in yaptırımlara uymayı reddederek kendi şirketlerini korumaya karar vermesi durumunda, İran’ı tecrit etmeye yönelik kampanya ABD ile Çin arasındaki ekonomik gerilimde yeni bir cepheye dönüşebilir. Böyle bir gelişmenin petrol piyasaları, küresel ticaret ve tedarik zincirleri üzerinde de olası sonuçlar doğurması bekleniyor.


İsrail, 78 yıl önce batırılan silah kaçakçılığı gemisinin enkazını çıkardı

"Altalena" gemisinin battığı an (Arşivler- AFP)
"Altalena" gemisinin battığı an (Arşivler- AFP)
TT

İsrail, 78 yıl önce batırılan silah kaçakçılığı gemisinin enkazını çıkardı

"Altalena" gemisinin battığı an (Arşivler- AFP)
"Altalena" gemisinin battığı an (Arşivler- AFP)

İsrail, 1948’de ülkenin kurulmasından kısa süre sonra ordu tarafından batırılan ve siyasi bölünmelerin simgelerinden biri haline gelen “Altalena” adlı silah kaçakçılığı gemisinin enkazını 78 yıl sonra denizden çıkardığını bugün açıkladı.

Altalena, İsrail’in kurulması için İngiliz manda yönetimine ve Filistin’deki yerel halka yönelik saldırılar düzenleyen silahlı Siyonist örgüt İrgun adına silah yüklü olarak Fransa’dan yola çıkmıştı.

İsrail ordusu, Haziran 1948’de dönemin ilk Başbakanı David Ben-Gurion’un emriyle gemiye ateş açarak Tel Aviv açıklarında batırmıştı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Ben-Gurion, henüz bir ay önce kurulmuş olan ve aynı dönemde komşu Arap ülkeleriyle savaş halinde bulunan İsrail’de, orduya rakip herhangi bir paramiliter gücün ortaya çıkmasını engellemek ve kendi otoritesini tesis etmek istiyordu.

İsrail Miras Bakanı Amihai Eliyahu, “Saat 00.30’da İsrail kıyılarının 503 metre açığında, 78 yıl önce yaşanan ve genç İsrail devletini sarsan o acı ve kurucu olayın ardından Altalena gemisi sağlam halde bulundu” dedi.

Çatışmalarda İrgun’un 16 üyesi ile üç İsrail askeri hayatını kaybetmişti. İrgun lideri Menachem Begin, “Düşman kapımızdayken iç savaş olmayacak” diyerek savaşçılarına İsrail makamlarına teslim olmaları çağrısında bulundu.

Altalena olayı, ilerleyen yıllarda İsrail siyasetinin şekillenmesinde belirleyici olacak iki siyasi blok arasındaki çatışmanın da simgesi haline geldi. Begin, 1977’de başbakan olarak iktidara gelerek Ben-Gurion’un öncülük ettiği sosyalist hareketin siyasi hakimiyetine son verdi ve milliyetçi sağın yükselişini başlattı.

Altalena’nın çıkarıldığını açıklayan Eliyahu ise Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümette yer alan aşırı sağ kanadın mensubu.

Eliyahu, geminin, Menachem Begin’in “iç savaşın çıkmasını önlerken gösterdiği tarihsel sorumluluğun hikâyesini” temsil ettiğini söyledi. Bakan, “Tarihinin acı bölümleriyle yüzleşmekten korkmayan bir devlet daha güçlüdür” ifadelerini kullandı.

İsrail, 2008 yılında Tel Aviv sahilinde, Altalena olayında hayatını kaybeden İrgun mensuplarının anısına bir anıt dikti. Geminin enkazını bulmak için yıllardır arama çalışmaları yürütülüyor, araştırma ekipleri çoğu zaman çalışmalarını gizlilik içinde gerçekleştiriyordu.

Enkazın çıkarılmasının ardından Altalena’nın gelecekte ne amaçla kullanılacağı veya nerede sergileneceği ise henüz açıklanmadı.


Seul: Kuzey Kore, Rusya’ya daha fazla asker göndermeye hazırlanıyor

Ukrayna'nın Kuzey Kore'de üretildiğini ve Rusya'nın Harkiv kentine düzenlediği saldırıda kullandığını iddia ettiği füzenin parçaları (Reuters)
Ukrayna'nın Kuzey Kore'de üretildiğini ve Rusya'nın Harkiv kentine düzenlediği saldırıda kullandığını iddia ettiği füzenin parçaları (Reuters)
TT

Seul: Kuzey Kore, Rusya’ya daha fazla asker göndermeye hazırlanıyor

Ukrayna'nın Kuzey Kore'de üretildiğini ve Rusya'nın Harkiv kentine düzenlediği saldırıda kullandığını iddia ettiği füzenin parçaları (Reuters)
Ukrayna'nın Kuzey Kore'de üretildiğini ve Rusya'nın Harkiv kentine düzenlediği saldırıda kullandığını iddia ettiği füzenin parçaları (Reuters)

Güney Koreli bir milletvekilinin ofisi, Seul Savunma Bakanlığı’nın Kuzey Kore’nin Rusya’ya ilave asker göndermeye yönelik hazırlıklarını sürdürdüğünü, ancak bakanlığın bu konuşlandırmanın yakın zamanda gerçekleşeceğine dair herhangi bir belirti tespit etmediğini açıkladı. 

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre bu değerlendirme, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un kız kardeşi Kim Yo-jong’un geçen hafta, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin Pyongyang’ın müttefiki Rusya’nın yanında savaşmak üzere 50 bin kadar ilave asker göndermeyi planladığı yönündeki açıklamalarını yalanlamasının ardından geldi.

Milletvekili Yoo Yong-won’un ofisi, Güney Kore Savunma Bakanlığı’nın kendisine gönderdiği açıklamada, Kuzey Kore’nin Rusya’ya kısa menzilli balistik füzeler de dahil olmak üzere silah sistemleri sağlamayı sürdürdüğünü belirtti. Bakanlığın değerlendirmesine göre Pyongyang’ın Rusya’ya 152 milimetrelik top mermisi karşılığı olarak 15 milyondan fazla mühimmat gönderdiği tahmin ediliyor. 

Kuzey Kore ile Rusya, Moskova’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından askeri iş birliğini önemli ölçüde artırdı. Güney Kore, Ukrayna ve Batılı ülkelerin değerlendirmelerine göre Pyongyang, 2023’ten itibaren Rusya’ya topçu mühimmatı ve füze sağlamaya, 2024’ten itibaren ise asker göndermeye başladı. 

Moskova ve Pyongyang ise daha önce silah transferlerine ilişkin iddiaları reddetmişti.