Umman ve İran, Hürmüz'de geçici koridor konusunda anlaştı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
TT

Umman ve İran, Hürmüz'de geçici koridor konusunda anlaştı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)

Umman ve İran, salı günü, Hürmüz Boğazı üzerinden güvenli deniz ulaşımının yeniden başlatılması için geçici bir çerçeve üzerinde anlaşmaya vardı. Anlaşma, ortak bir geçici denizcilik koridorunun oluşturulmasını ve boğazın mayınlardan temizlenmesine yönelik ortak bir projenin hayata geçirilmesini öngörüyor. İki ülke ayrıca kalıcı bir geçiş koridoru ve gelecekte gemi trafiğinin yönetimine ilişkin düzenlemeler konusunda müzakereleri sürdürme kararı aldı.

Anlaşma, Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi'nin Tahran'a gerçekleştirdiği çalışma ziyareti sırasında sağlandı. Busaidi, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştü. Görüşme, iki ülke arasında boğazdaki deniz ulaşımının yeniden düzenlenmesine ilişkin haftalardır sürdürülen teknik müzakerelerin ardından gerçekleşti.

Umman Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak açıklamada, görüşmelerde iki ülkenin egemenliklerini ve egemenlik haklarını koruyacak şekilde Hürmüz Boğazı üzerinden güvenli deniz ulaşımının yeniden başlatılmasına verdiği önemin ele alındığı belirtildi.

Açıklamada, mevcut koşullar ve son savaşın boğaz üzerindeki etkileri dikkate alınarak, "uygulanabilir ve hayata geçirilebilir bir temel" oluşturacak "aşamalı bir çerçeve" üzerinde görüş alışverişinde bulunulduğu kaydedildi.

Önerilen çerçeve, Hürmüz Boğazı'ndan ortak bir geçici denizcilik koridoru oluşturulmasını ve boğazın mayınlardan temizlenmesine yönelik ortak bir projenin uygulanmasını içeriyor.

srgthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi ile görüşmeler gerçekleştirirken (İran Dışişleri Bakanlığı)

Taraflar ayrıca kalıcı bir denizcilik koridoru ile boğazın gelecekteki yönetimine ilişkin düzenlemeler konusunda anlaşmaya varılması amacıyla teknik müzakerelerin sürdürülmesi üzerinde mutabık kaldı. Bunun yanı sıra, bilgi paylaşımı, deniz trafiğinin yönetimi ve ilgili denizcilik ile güvenlik hizmetlerinin sağlanmasına yönelik bir mekanizma kurulması kararlaştırıldı.

Maskat ve Tahran, Körfez'in sularına kıyısı bulunan bölge ülkeleriyle ortak görüşmeler yapılmasının önemini de vurguladı. İki taraf, uluslararası hukuk hükümlerine uyulması ve kıyı devletlerinin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Haftalar süren müzakereler

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan görüntülere göre Arakçi, Busaidi'yi bakanlık binasına gelişinde karşıladı. Ardından iki bakan görüşmelere başladı.

İran devlet haber ajansı İSNA, görüşmelerin ana gündem maddesinin Tahran ile Maskat arasında Hürmüz Boğazı'nda gemilerin güvenli geçişi için bir su koridorunun belirlenmesine ilişkin anlaşma ve bu konudaki son mutabakatların gözden geçirilmesi olduğunu bildirdi. Busaidi'nin ziyareti sırasında başka üst düzey İranlı yetkililerle de görüşmesi bekleniyor.

Ortak açıklama, tarafların üzerinde uzlaştığı unsurları açık biçimde ortaya koyan ilk resmi açıklama oldu. İran tarafından son haftalarda yapılan açıklamalar ise teknik müzakerelerde ilerleme sağlandığı ve deniz ulaşım güzergâhlarına ilişkin bir harita üzerinde anlaşmaya varıldığı yönündeki ifadelerle sınırlı kalmıştı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi pazartesi günü, Umman ile görüşmelerin "devam ettiğini" ve iki tarafın bir mutabakat zaptını kesinleştirmek ve nihai bir formüle ulaşmak için "son rötuşları" yaptığını söylemişti.

Bekayi, 15 Ağustos'ta yaptığı açıklamada ise iki ülkenin gemilerin geçiş güzergâhına ilişkin bir harita üzerinde anlaşmaya vardığını ve ulaşılan düzenlemelere ilişkin ortak bir açıklama hazırladığını duyurmuştu.

dfvgthyj
Gemiler, 25 Ağustos 2026 Salı günü İran'ın güneyindeki Bender Abbas kıyıları açıklarında Hürmüz Boğazı'nda (Reuters

Salı günkü görüşme öncesinde Busaidi ile Arakçi arasında cuma günü bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmişti. Umman Haber Ajansı, iki bakanın "diyalog ve müzakerelerin yeniden başlaması için uygun koşulların hazırlanmasının yolları ile Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımındaki gelişmeleri" ele aldığını bildirmişti.

Ajansa göre taraflar, deniz ulaşımının özgürce ve kesintisiz şekilde yeniden başlamasını, bölgenin güvenliği ve istikrarını destekleyecek "pratik mutabakatlara ulaşmak için görüşmelerin sürdürülmesinin önemini" vurguladı.

Geçici koridordan kalıcı güzergâha

Arakçi daha önce boğaza ilişkin müzakerelerin, ABD ile savaşın sona erdirilmesine yönelik temaslardan ayrı teknik bir süreç olduğunu belirtmişti. Arakçi, İran Silahlı Kuvvetlerinin de katılımıyla iki ülkenin uzmanlarının yeni deniz koridorlarına ilişkin düzenlemeler üzerinde çalıştığını söylemişti.

Tahran, önceki müzakerelerde, onlarca yıldır uygulanan deniz ulaşım sisteminin aşamalı olarak değiştirilmesini ve gemi trafiğinin yönetiminde İran'a daha büyük bir rol verilmesini öngören bir yaklaşım ortaya koymuştu.

Ortak açıklama öncesinde İranlı yetkililer tarafından aktarılan ayrıntılara göre geçiş aşamasında gemilerin İran kıyıları ile Lark Adası yakınlarındaki kuzey koridorundan Basra Körfezi'ne girmesi, Umman kıyılarına yakın güney koridorundan çıkması planlanıyordu.

Tahran, bu aşamanın iki ila dört ay veya daha uzun süre devam edebileceğini, ardından kalıcı bir düzenleme kapsamında "orta güzergâha" geçilebileceğini belirtmişti.

Ancak Umman-İran ortak açıklamasında salı günü geçici koridorun yeri veya coğrafi güzergâhı belirtilmedi. Açıklamada ayrıca Tahran'ın daha önce ortaya koyduğu, giriş ve çıkış sorumluluklarının nasıl paylaşılacağına ilişkin ayrıntılar da açıkça benimsenmedi.

Buna karşılık açıklamada, gelecekte boğazın yönetimine ilişkin düzenlemeler ile kalıcı denizcilik koridorunun bundan sonraki müzakerelerin açık gündem maddeleri olacağı ilk kez resmen kabul edildi.

Bu yaklaşım, gemi trafiğinin koordinasyonu ve tankerler ile ticari gemilere ilişkin bilgilerin paylaşılması amacıyla İran-Umman ortak bir merkez kurulmasına yönelik daha önceki İran önerisiyle de örtüşüyor.

Yeni açıklama ise bunun ötesine geçerek bilgi paylaşımı, deniz trafiğinin yönetimi ve buna bağlı denizcilik ile güvenlik hizmetlerinin sağlanmasına yönelik bir mekanizma kurulmasını öngörüyor.

Yeniden açılma ve ücretler

Ortak açıklamada, İran'ın daha önce Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması için ortaya koyduğu şartlara açıkça yer verilmedi. Açıklamada ayrıca müzakerelerin önceki aşamalarında gündeme gelen geçiş ücretlerine ilişkin herhangi bir rakam da belirtilmedi.

Arakçi, Maskat ile yürütülen müzakereler sırasında deniz ulaşımının düzenlenmesi ve yeni geçiş koridorlarının belirlenmesine ilişkin teknik mutabakatların Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması anlamına gelmediğini vurgulamıştı.

Tahran, boğazın yeniden açılmasını askeri operasyonların durdurulması, ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının kaldırılması ve İran petrol ihracatının yeniden başlamasına izin verilmesi şartlarına bağlamıştı.

İran daha önce yapılan görüşmelerin bazı aşamalarında, boğazdan geçen yüklerin değerinin yüzde 5 ila 7'si arasında değişen ücretleri gündeme getirmişti. Umman tarafında ise daha geniş bir uzlaşmanın parçası olarak yaklaşık yüzde 3'lük bir formül önerilmişti.

Ancak İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu pazar günü farklı bir düzenlemeyi kabul etti. Buna göre, geçişine izin verilen ülkelerin gemilerinden; seyir, sigorta, güvenlik, çevre hizmetleri ve özel koşullarda yakıt ikmali gibi hizmetler karşılığında ücret alınmasına izin veriliyor.

Parlamento metninde yük değerinin belirli bir yüzdesi şeklinde bir oran öngörülmüyor ve yalnızca geçiş yapılması karşılığında ücret alınması şartı getirilmiyor. Ücretlendirme, sağlanan hizmetlere bağlanırken ödemelerin İran riyaliyle veya Tahran'ın belirleyeceği herhangi bir para birimiyle yapılması öngörülüyor.

ABD ise İran'a Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımı üzerinde tek taraflı yetki verilmesine veya geçiş karşılığında zorunlu ücret uygulanmasına karşı çıkıyor ve boğazda seyrüsefer özgürlüğünde ısrar ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump da Hürmüz Boğazı'na ilişkin herhangi bir düzenlemenin ABD planının "önünde durması" halinde buna karşı mücadele edecekleri uyarısında bulunmuştu. Trump'ın açıklaması, Umman'ın İran ile yürüttüğü söz konusu mutabakat görüşmelerine işaret ediyordu.



Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra sona erecek

Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra sona erecek
TT

Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra sona erecek

Trump: İran savaşı Kongre ara seçimlerinden sonra sona erecek

ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada, İran’la savaşın kasım ayında gerçekleştirilecek Kongre ara seçimlerinin ardından sona ereceğine inandığını yineledi. Trump ayrıca, savaşın sona ermesiyle birlikte petrol fiyatlarının sert biçimde düşeceğini belirtti.

İrlanda’nın başkenti Dublin’de bulunan Trump, “Bunun çok yakında gerçekleşeceğini düşünüyorum. Büyük olasılıkla Kongre ara seçimlerinin hemen ardından olacağını düşünüyorum. Onlar seçimleri zorlaştırmak amacıyla mümkün olduğunca uzun süre direnmeye çalışıyor. Ancak insanların bunun farkında olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Trump, Suudi Arabistan’da Doğu-Batı petrol boru hattını hedef alan hava saldırısından İran’ın sorumlu olabileceğini öne sürdü. ABD Başkanı ayrıca, “Husiler bizimle savaşmak istemiyor” dedi.

İran tarafında ise Şarku’l Avsat’ın ISNA’dan aktardığına göre Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılabileceğine işaret etti. Pezeşkiyan, bunun gerçekleşmesini Washington’un deniz ablukasına son vermesi ve İran limanlarına yönelik saldırılarını durdurması şartına bağladı.

BRICS ülkeleri zirvesine katılmak üzere Yeni Delhi’de bulunan Pezeşkiyan’ın açıklamsına göre Umman ve İran, pazartesi günü Umman’ın başkenti Maskat’ta, iki ülkenin kıyısında bulunan ve küresel petrol ve doğal gaz ticareti açısından hayati önem taşıyan Hürmüz Boğazı üzerinden yeni deniz ulaşım güzergâhlarının oluşturulmasına ilişkin bir anlaşmayı imzalayacak.


Fransa'ya gönderilen göçmenler kayıp: Onlarca çocuğun akıbeti bilinmiyor

Muhafazakar Parti'nin gölge İçişleri Bakanı Chris Philp, BK'nin göçmenlik sisteminin "tamamen çöktüğünü" savunuyor (Reuters)
Muhafazakar Parti'nin gölge İçişleri Bakanı Chris Philp, BK'nin göçmenlik sisteminin "tamamen çöktüğünü" savunuyor (Reuters)
TT

Fransa'ya gönderilen göçmenler kayıp: Onlarca çocuğun akıbeti bilinmiyor

Muhafazakar Parti'nin gölge İçişleri Bakanı Chris Philp, BK'nin göçmenlik sisteminin "tamamen çöktüğünü" savunuyor (Reuters)
Muhafazakar Parti'nin gölge İçişleri Bakanı Chris Philp, BK'nin göçmenlik sisteminin "tamamen çöktüğünü" savunuyor (Reuters)

The Guardian'ın insan hakları örgütlerine dayandırdığı habere göre, Londra'yla Paris arasında imzalanan anlaşma kapsamında Birleşik Krallık'tan (BK) Fransa'ya geri gönderilen yüzlerce göçmenin izi kaybedildi.

Bunların arasında 40'tan fazla "yaşı tartışmalı çocuğun" da olduğu bildiriliyor. 

2025 yazında imzalanan anlaşma kapsamında BK, yasadışı yollarla Manş Denizi'ni geçerek topraklarına ulaşan göçmenleri Fransa'ya geri gönderebiliyor. 

Ancak iltica taleplerini meşru gördüğü, daha önce kaçak yollarla ülkeye girmemiş, Fransa topraklarındaki sığınmacılara kucak açıyor.

Geri gönderilen göçmen kadar sığınmacının kabul edilmesini öngören bu mutabakat, "biri girer, biri çıkar anlaşması" diye de biliniyor. 

Dönemin BK Başbakanı Keir Starmer'ın "çığır açan" diye nitelediği bu anlaşmanın etkisi sınırlı oldu. Eylül 2025'ten beri yaklaşık 32 bin kişi kaçak yollarla BK topraklarına ayak basarken küçük teknelerle gelip geri gönderilenlerin sayısı 1400 civarında kaldı. 

Sahada faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, bu anlaşma kapsamında Fransa'ya gönderilen yüzlerce göçmenin kaybolduğunu bildiriyor. 

BK gazetesine konuşan Fransız siyasetçiler de zorla geri gönderilenlerden yalnızca 200'ünün hâlâ Fransız makamlarıyla iletişim halinde olduğunu, yüzlerce kişininse Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde kayıtdışı yaşamaya başladığını söyledi.

Humans for Rights Network Direktörü Maddie Harris'in aktardığına göre, kaybolanlar arasında refakatsiz çocuk olduklarını beyan eden ve yaşları belirlenememiş en az 41 kişi de yer alıyor. 

"Biri girer, biri çıkar" anlaşmasının kapsamı dışında kalan refakatsiz çocukların yetişkinlere yönelik göçmen gözaltı merkezlerinde tutulması yasalara aykırı. 

BK İçişleri Bakanlığı iddiaları kesin bir dille reddederek geri gönderilen kişilerin tamamının yetişkin olduğunu savundu. 

Bakanlık gazeteye yaptığı açıklamada, "Yaşı konusunda anlaşmazlık bulunan hiç kimse Fransa'ya geri gönderilmedi" ifadelerini kullandı.

Diğer yandan 1 Ekim'de bitecek anlaşmanın süresinin uzatılıp uzatılmayacağı henüz bilinmiyor. 

Britanya medyası, Paris'in bu anlaşmayı sonlandırıp BK'yle AB'nin tamamını kapsayan bir mutabakata varmak istediğini öne sürüyor. 

Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez'in bu yöndeki niyetlerine dair Britanyalı mevkidaşı Shabana Mahmood'u bilgilendirdiği de haberleştirilen iddialar arasında. 

Independent Türkçe, Guardian, RT


MI6 Eski Başkanı: Laricani, bir anlaşmaya varabilme yeteneği nedeniyle İsrail'in suikastına kurban gitti

2014 yılının sonlarına kadar İngiliz dış istihbarat teşkilatının başkanlığını yürüten John Sawers, İran’da bir ‘iktidar mücadelesi’ yaşandığını belirtti. (Getty Images)
2014 yılının sonlarına kadar İngiliz dış istihbarat teşkilatının başkanlığını yürüten John Sawers, İran’da bir ‘iktidar mücadelesi’ yaşandığını belirtti. (Getty Images)
TT

MI6 Eski Başkanı: Laricani, bir anlaşmaya varabilme yeteneği nedeniyle İsrail'in suikastına kurban gitti

2014 yılının sonlarına kadar İngiliz dış istihbarat teşkilatının başkanlığını yürüten John Sawers, İran’da bir ‘iktidar mücadelesi’ yaşandığını belirtti. (Getty Images)
2014 yılının sonlarına kadar İngiliz dış istihbarat teşkilatının başkanlığını yürüten John Sawers, İran’da bir ‘iktidar mücadelesi’ yaşandığını belirtti. (Getty Images)

2014 yılının sonlarına kadar İngiltere’nin dış istihbarat servisi MI6’nın başkanlığını yürüten John Sawers, İran içinde bir ‘iktidar mücadelesi’ yaşandığına dikkat çekti. Sawers, “İran rejiminin giderek daha fazla askeri bir karaktere büründüğüne, sivillerin ise giderek daha fazla dışlandığına ilişkin göstergeler var. Muhammed Bakır Kalibaf konusunda büyük umutlarımız vardı ancak şu anda gelişmelerin merkezinde olmadığı açık” dedi.

Sawers, Ali Laricani’nin öldürülmesinin ardındaki hedefe ilişkin bilgiler paylaştı. Sawers, Financial Times gazetesine verdiği röportajda, İran’ın ‘zaten ağır olan ve giderek artan’ ekonomik baskılarla karşı karşıya kalacağını belirtti. ABD tarafının karşı karşıya olduğu kısıtlamaların ise ekonomik olmaktan ziyade siyasi nitelik taşıdığını ifade eden Sawers, “Bir galon benzinin 4 dolara yükselmesinin Amerikalılar açısından gerçekten büyük bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Dolayısıyla bu durum bir süre daha devam edecek” diye konuştu. Sawers, ABD’nin kendisi açısından acı verici ve maliyetli hale gelen savaşlardan çekilme konusunda ‘uzun bir geçmişe’ sahip olduğuna dikkat çekerek Vietnam, 1983’te Lübnan, 10 yıl sonrasında Somali ve Joe Biden döneminde Afganistan örneklerini verdi. “Amerikalılar zor savaşlarda direnç göstermeleri ve savaşı sürdürmeleriyle tanınmıyor” diyen Sawers, “Bence bölge ülkeleri nihayetinde İran’la bir tür uzlaşmaya ve onunla bir arada yaşamanın formülüne ulaşacak. Ancak bunun için henüz zaman gelmedi” değerlendirmesinde bulundu.

Ali Laricani (AFP)
Ali Laricani (AFP)

Laricani, Kalibaf ve iktidar mücadelesi

2014 yılının sonlarına kadar İngiltere’nin dış istihbarat servisi MI6’nın başkanlığını yürüten Sawers, İran içinde bir ‘iktidar mücadelesi’ yaşandığına dikkat çekerek, “İran rejiminin giderek daha fazla askeri bir karaktere büründüğüne, sivillerin ise dışlandığına ilişkin göstergeler var” dedi.İngiliz gazetesiyle yaptığı röportajda Sawers, “Muhammed Bakır Kalibaf konusunda büyük umutlarımız vardı ancak şu anda gelişmelerin merkezinde olmadığı açık” ifadesini kullandı.

Bu açıklamalar, son aylarda İran İslami Şura Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın adının ABD ile yürütülen barış görüşmelerinde İran rejiminin baş müzakerecisi olarak birçok kez gündeme geldiği ve Kalibaf’ın müzakerelere bizzat katıldığı bir dönemde yapıldı.

Sawers, “Bu süreçte merkezi bir rol üstlenebilecek tek kişi Ali Laricani’ydi. Ancak İsrailliler onu kasıtlı olarak öldürdü. Çünkü Laricani’nin her iki tarafın da kabul edebileceği bir barış anlaşmasına varabilecek isim olduğunu düşünüyorlardı ve bu nedenle onu tehdit olarak görüyorlardı. Dolayısıyla bölgedeki durumun geleceği konusunda ciddi endişeler var” dedi. Eski İngiliz yetkili, mevcut durumun devam edeceğini öngörerek, “Bence bu durum birkaç ay daha sürecek. Ancak ekonomik baskılar belirli bir noktada İran rejimi üzerindeki etkilerini göstermeye başlayacak” diye konuştu.

Geniş çaplı tepkiler

Sawers’ın son günlerde yaptığı açıklamalar, Farsça yayın yapan medya kuruluşları ve sosyal medya platformlarında geniş yankı uyandırdı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığhabere göre öyle ki bazı çevreler, Laricani’nin en azından hayatının son döneminde İngiliz istihbarat servisiyle bağlantıları olmuş olabileceğine dair spekülasyonlarda bulundu.

Sawers’ın Kalibaf’ın karar alma mekanizmasının merkezinde yer almadığı yönündeki açıklamaları ile İran’da fiili karar alma sürecinde Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ve diğer yapıların rolüne ilişkin değerlendirmeleri, rejim içindeki güç dengelerine dair yeni soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Sawers, 2000’li yılların ortalarında İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nda siyasi direktör olarak görev yapmış ve o dönemde Avrupa üçlüsü olarak bilinen İngiltere, Fransa ve Almanya’nın İran’la yürüttüğü nükleer müzakerelere katılmıştı.

İran tarafında ise Ali Laricani, 2005-2007 yılları arasında Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri ve İran’ın baş nükleer müzakerecisi olarak görev yapmıştı.

Sawers, 2007 yılında bu görevinden ayrılarak New York’a geçti ve İngiltere’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi oldu.

Aynı yıl Laricani, dönemin Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’la yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği ve nükleer müzakereleri yürütme görevlerinden istifa etti. Laricani’nin yerine Said Celili getirildi.

İki yıl sonra, 2009’da, Mahmud Ahmedinejad ile Mir Hüseyin Musevi arasında yaşanan ve tartışmalı sonuçlarıyla gündeme gelen İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden birkaç ay sonra Sawers, New York’taki görevinden Londra’ya dönerek İngiltere’nin dış istihbarat servisi MI6’nın başına geçti.

Sawers, 2014 yılına kadar beş yıl boyunca bu görevini sürdürdü.

İran’ın gücünün değerlendirilmesi

Sawers, Amerikalıların İran’ın direnme kapasitesini, İranlıların ise ABD’nin direnme kapasitesini yanlış değerlendirdiğini belirterek, “Bu nedenle şu anda bölgede yakın zamanda bir ilerleme sağlanması ihtimali bulunmuyor. Bunun nedenlerinden biri de İran’daki değişimler” dedi.

“İran’da bir tür halk ayaklanması görmeyi çok istesem de gerçek şu ki bunun bir benzeri bu yılın başında yaşandı. Rejim acımasızca müdahale etti ve buna karşılık kaç kişiyi öldürdüğünü bilmiyoruz; sayı muhtemelen binlerceydi. İç muhalefetin öncü gücü, yani sokaklardaki protestocular, kelimenin tam anlamıyla ortadan kaldırıldı” diyen Sawers, rejimin her türlü protesto belirtisini bastırma konusundaki kararlılığının çok yüksek olduğunu söyledi.

İran güvenlik güçlerinin Çin’in sağladığı gözetim teknolojilerinin de yardımıyla ülke içindeki durum üzerinde çok güçlü bir kontrol kurduğunu belirten Sawers, “Bu durum değişebilir. Eğer insanlar sofralarına yiyecek koyamaz hale gelir veya elektrik ve suya erişemez duruma düşerse tablo değişecektir. Ancak henüz bu aşamaya gelmedik” ifadelerini kullandı.

Amerikan yaklaşımı

ABD’nin uzun vadeli yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sawers, “Trump’ın bölgeden tamamen çekileceğini düşünmüyorum. Umman ile İran arasında Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin geçiş şartlarına ilişkin yürütülen görüşmeler gibi bazı müzakere imkanlarının bulunduğunu düşünüyorum. Bazı petrol tankerleri ve sıvılaştırılmış doğal gaz taşıyan gemilerin yeniden boğazdan geçmeye başladığını görmeye başladık. İranlılar bundan hoşlanmıyor ancak seçenekleri sınırlı. Bu nedenle bu boks maçında Amerikalıların puan üstünlüğü sağladığını düşünüyorum. İranlılar nasıl karşılık vereceklerine karar vermek zorunda. Uzun vadede ise Amerikalıların bölgedeki varlıklarını azaltmak isteyeceğini düşünüyorum” dedi.