Sırbistan, BM mahkemesine tepki gösterdi... Mladic için devlet cenazesi törenine işaret ettihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5312288-s%C4%B1rbistan-bm-mahkemesine-tepki-g%C3%B6sterdi-mladic-i%C3%A7in-devlet-cenazesi-t%C3%B6renine-i%C5%9Faret
Sırbistan, BM mahkemesine tepki gösterdi... Mladic için devlet cenazesi törenine işaret etti
Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic (DPA)
Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, Birleşmiş Milletler’e bağlı savaş suçları mahkemesine sert tepki gösterdi. Vucic, 84 yaşında hayatını kaybeden eski Sırp-Bosnalı askeri komutan Ratko Mladic’in erken tahliye talebinin reddedilmesini “medeniyetsiz bir davranış” olarak nitelendirdi. Ömür boyu hapis cezasını çekerken Lahey’deki BM cezaevinin hastanesinde hayatını kaybeden Mladic için Sırp hükümeti devlet töreni düzenlenebileceğine işaret etti.
Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre Mladic’in ailesi ve Sırbistan hükümeti, ilerleyen yaşı ve kötüleşen sağlık durumunu gerekçe göstererek birçok kez tahliye talebinde bulundu. Ancak mahkeme, son tahliye başvurusunu Mladic’in ölümünden yalnızca bir hafta önce reddetti.
Vucic, “Bu, medeniyetsiz, eşi benzeri görülmemiş ve hiçbir mazereti olmayan bir davranıştı. Bugün açıkça görüyoruz ki Mladic’in demir parmaklıklar ardında ölmesini istiyorlardı” ifadelerini kullandı.
Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2017 yılında Mladic’i müebbet hapis cezasına çarptırmıştı. Karar, Bosna Savaşı mağdurları için adalet arayışında önemli bir dönüm noktası olarak nitelendirilmişti.
Ratko Mladic (AFP)
2011’de yakalandı
Mladic, 15 yılı aşkın süre adaletten kaçtıktan sonra 2011 yılında yakalanmıştı.
Alman Haber Ajansı’nın (DPA) aktardığına göre Mladic, 100 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği ve bir milyondan fazla kişinin yerinden edildiği kanlı savaşın en acımasız simgelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Sırbistan hükümeti dün Mladic için devlet töreni düzenlenebileceğinin sinyalini verdi. Sırbistan Adalet Bakanı Nenad Vojic, “Mladic bir general ve protokol bellidir” dedi. Vojic, hükümetin hayatını kaybeden eski generale hak ettiği saygıyı gösterdiğini belirtti.
Sırp medyası, “protokol” ifadesinin Vucic hükümetinin askeri geleneklere uygun bir devlet cenaze töreni düzenlemeyi planladığı anlamına geldiğini değerlendirdi.
Trump, 11 Eylül’ün 25. yıl dönümünü Pentagon’da anacak
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 11 Eylül terör saldırılarının 25. yıl dönümünü Savunma Bakanlığında (Pentagon) düzenlenecek törenle anmayı planladığını doğruladı. Dün yapılan açıklamaya ilave olarak Beyaz Saray, Başkan Yardımcısı JD Vance’in New York’taki anma törenine katılacağını, yönetimin diğer üst düzey yetkililerinin ise Pennsylvania, Shanksville’deki merasimde hazır bulunacağını bildirdi.
Bu yıl, El-Kaide militanları tarafından gerçekleştirilen, üç farklı noktada yaklaşık 3 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açan ve ABD dış politikası ile ulusal güvenlik stratejilerini kökten değiştiren uçak kaçırma saldırılarının çeyrek asrı geride kalıyor.
Dün Houston ziyaretinden dönen Trump, New York’taki törene neden katılmayacağına ilişkin basında çıkan haberlerin sorulması üzerine, Air Force One uçağının yanında gazetecilere "Çünkü Pentagon’a gidiyorum" yanıtını verdi.
Trump ayrıca sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda 11 Eylül’ü, "kurbanların ve onların olağanüstü ailelerinin anıldığı bir gün" olarak niteledi.
Devrim Muhafızları’ndan Hürmüz Boğazı açıklaması: Körfez tamamen kontrolümüz altındahttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5312298-devrim-muhaf%C4%B1zlar%C4%B1%E2%80%99ndan-h%C3%BCrm%C3%BCz-bo%C4%9Faz%C4%B1-a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1-k%C3%B6rfez-tamamen-kontrol%C3%BCm%C3%BCz-alt%C4%B1nda
Devrim Muhafızları’ndan Hürmüz Boğazı açıklaması: Körfez tamamen kontrolümüz altında
Bandar Abbas kıyılarına yakın Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler, (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri, dün yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın tamamen kendi kontrollerinde olduğunu bildirerek, seyrüsefer yolunun uluslararası gemi trafiğine açık olduğuna dair "ABD iddialarını" yalanladı.
Devrim Muhafızları tarafından Telegram üzerinden yapılan açıklamada, Amerikalı yetkililerin boğazın açık olduğuna yönelikteki beyanları; petrol fiyatlarını dizginlemeyi ve ABD'nin yenilgisini gizlemeyi amaçlayan "kaba bir yalan" olarak nitelendirildi. Açıklamada, İran ile önceden koordinasyon sağlamadan boğazdan geçmeye çalışan gemilere izin verilmeyeceği vurgulandı.
Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetlerinin yayımladığı bildiride, "İran İslam Cumhuriyeti güçlerinin stratejik Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimi tam ve kesindir" denildi. Mevcut durumun, ABD "saldırganlığı" sona erene ve yaklaşık iki buçuk ay önce varılan ancak süresi dolan çerçeve anlaşması kapsamındaki taahhütler yerine getirilene kadar devam edeceği kaydedildi.
ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Brad Cooper ise perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD ordusunun son aylarda boğazdaki uluslararası seyrüsefer rotalarını mayınlardan temizlediğini ve hatların açıldığını duyurdu. ABD Başkanı Donald Trump da söz konusu su yolunun tamamen açık olduğunu ve ABD kontrolünde bulunduğunu ifade etmişti.
Öte yandan İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO) verilerine göre, son yedi gün içinde boğazdan günde ortalama 29 kargo gemisi geçti. Şarku’l Avsat’ın Uluslararası Denizcilik Örgütü’nden (IMO) edindiği verilere göre ise savaş öncesinde bu rotayı günde ortalama 130 gemi kullanıyordu.
Hamaney, ‘zayıf noktaların’ dile getirilmesini düşmana yardım olarak görüyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5312295-hamaney-%E2%80%98zay%C4%B1f-noktalar%C4%B1n%E2%80%99-dile-getirilmesini-d%C3%BC%C5%9Fmana-yard%C4%B1m-olarak-g%C3%B6r%C3%BCyor
Hamaney, ‘zayıf noktaların’ dile getirilmesini düşmana yardım olarak görüyor
Geçtiğimiz salı günü Tahran’da düzenlenen erbain töreninde Mücteba Hamaney’in resmini taşıyan İranlı bir kadın (AP)
İran Dini Lideri Mücteba Hamaney, ülkenin zayıf noktalarının kamuoyu önünde dile getirilmesinin ‘düşmana büyük bir yardım’ anlamına gelebileceği uyarısında bulunarak, ‘umutsuzluk aşılayan’ veya ‘toplumsal bütünlüğe’ zarar veren söylemlerden kaçınılması çağrısında bulundu.
Dün kendisine atfedilen bir açıklamada, “Zayıflık, eksiklik ve yetersizliklerin anlatılmasına ve öne çıkarılmasına değil, bunların ortadan kaldırılması ve çözülmesi için planlama yapılmasına ve çalışılmasına ihtiyaç var” ifadesine yer verildi.
Açıklamada ayrıca, “Düşmanın moralini yükseltmeye ihtiyaç duyduğu bir dönemde zayıf noktalarımızı dürüstçe ifade etmek, ona büyük bir yardım anlamına gelebilir” denildi. Bunun destekçiler arasında ‘endişe’ yaratabileceği ve onları ‘şaşkın ve tedirgin’ bırakabileceği belirtilerek, İran’ın ‘güç unsurları, kapasitesi ve olumlu yönlerinin’ anlatılması ve öne çıkarılması çağrısı yapıldı.
Mesaj, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti’nin ABD’nin deniz ablukasının etkisini kabul eden açıklamalarının ardından geldi. Pezeşkiyan ve Himmeti, petrol satışlarının durduğunu ve benzin ithalatında zorluklar yaşandığını belirtmişti.
Hamaney, babası Ali Hamaney’in 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail saldırılarında öldürülmesinin ardından 8 Mart’ta dini lider seçilmesinden bu yana kamuoyu önüne çıkmadı. Kendisine ait doğrulanmış herhangi bir ses veya görüntü kaydı da yayımlanmadı.
ABD Başkanı Donald Trump ise çarşamba günü Mücteba Hamaney’in öldüğüne inanmadığını belirterek, Hamaney’in ‘çok ağır yaralandığını’ söyledi.
Uyumun bozulmasına ‘izin verilmemeli’
Hamaney, Pezeşkiyan hükümetine desteğini açıklarken, savaş, yaptırımlar ve abluka koşullarına rağmen mal ve hizmetlerin temin edilmesi, zarar gören bölgelerin onarılması ve enerji sektörünün yönetilmesi için yürütüldüğünü belirttiği çalışmaları övdü.
Bununla birlikte, ‘umutsuzluk aşılayan ve ulusal ve toplumsal motivasyonu zayıflatan her türlü söylemden’ kaçınılması gerektiğini vurgulayan Hamaney, siyasi tartışmalar içerisinde ‘sahte ikilikler’ olarak nitelendirdiği ayrımların oluşturulmaması konusunda da uyarıda bulundu.
Tahran’ın kuzeyinde, kurucu lider Humeyni, eski Dini Lider Ali Hamaney ve onun halefi olan oğlu Mücteba’nın resimlerinin yer aldığı bir pankartın önünden geçen İranlı kadınlar (AP)
Bunlar arasında ‘savaş veya müzakere’, ‘uzlaşma veya sertlik’ ve ‘uzlaşma veya savaş çağrısı’ gibi ikilemleri sıralayan Hamaney, bu tür ayrışmaların geçmişte İranlılara zarar verdiğini ve aynı etkilerin yeniden ortaya çıkabileceğini söyledi. Hamaney, “Toplumsal bütünlüğe zarar verecek herhangi bir eylemin kesinlikle yasak olduğunu ilan ediyorum” dedi.
Hamaney ayrıca tüm devlet kurumlarına, siyasi, ekonomik, güvenlik, sosyal ve kültürel kararlarının ‘toplumsal uyum’ üzerindeki etkisini gözetmeleri çağrısında bulundu.
Pezeşkiyan, Hamaney’in mesajına hızla yanıt vererek kendisine teşekkür etti. Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Pezeşkiyan, hükümetinin kalkınma ve ilerleme ile ‘ülkenin gücünü ve itibarını’ korumak amacıyla diğer devlet kurumlarıyla ‘tam bir birlik ve uyum içinde’ çalışacağını belirtti.
Pezeşkiyan, X platformundan yaptığı paylaşımda ise Hamaney’in hükümetine gönderdiği mesajın, babası Ali Hamaney’in öldürülmeden önce hükümete verdiği desteğin devamı niteliğinde olduğunu ifade etti.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da Hamaney’in mesajının ‘tüm ülke yetkililerinin gözünün önünde’ olacağını belirterek, ‘sahte ikilikler’ olarak nitelendirdiği ayrımların her biçiminden kaçınılması çağrısında bulundu.
Kalibaf, X platformundaki paylaşımında, “Toplumsal bütünlüğe zarar veren her türlü eylem, hepimiz açısından ulusal ve dini bakımdan haram kabul edilmektedir” dedi. Kalibaf, sözlerini şöyle sürdürdü: “Halka ve Dini Lider’e, son nefesimize kadar kendimizi halkın hizmetine ve İran’ın ilerlemesine adayacağımıza söz veriyoruz.”
‘Savaş veya müzakere’ ifadesine yapılan gönderme, İran’da ABD ile diplomatik sürece dönüşün koşulları konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğü ve Tahran’ın karşı adım atmadan önce daha önce varılan mutabakat zaptının uygulanması konusunda ısrar ettiği bir dönemde geldi.
Enflasyon ve işsizlik ‘karanlık noktalar’
Hamaney’in mesajında ekonomik baskılara da değinilirken, enflasyon, işsizlik, fiyatların ve piyasaların yönetimi hükümetin karşı karşıya olduğu başlıca geçim sıkıntıları arasında sıralandı.
Hamaney, ekonomik sorunları İran ekonomisinin sayfasındaki ‘karanlık noktalar’ olarak nitelendirerek, bunların ‘tamamen ortadan kalkana kadar giderek küçülmesi’ gerektiğini söyledi.
ABD’nin ‘savaş sırasında ve sonrasında’ attığı adımların mevcut koşullar üzerinde etkisiz olmadığını kabul eden Hamaney, hükümete koşulları daha etkin biçimde yönetmesi, uzmanlardan ve yeni teknolojilerden yararlanması ve yerel kapasitelere dayanması çağrısında bulundu.
Yatırımların artırılması ve ihtiyaç duyulan sektörlere yönlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Hamaney, üretimin canlandırılmasını istedi. Yerli üretime daha fazla dayanmanın ekonomik sorunların çözümünde ‘anahtar unsur’ olduğunu belirtti.
Bununla birlikte Hamaney, yerli üretimin yeterli olmadığı durumlarda ithalata ihtiyaç duyulduğunu kabul ederek, ithalat ve fiyatların, iç üretimin desteklenmesiyle eş zamanlı olarak yönetilmesi çağrısında bulundu.
Tahran’daki bir benzin istasyonu önünde sıraya giren sürücüler (AFP)
Doların kademeli olarak devre dışı bırakılması
Hamaney, ‘direniş ekonomisi’ politikalarının ekonomi politikasının merkezine yerleştirilmesi ve ‘doların kademeli olarak devre dışı bırakılması’ olarak nitelendirdiği sürecin, ekonomideki mevcut rolünün azaltılması çağrısında bulundu.
Yatırımların artırılmasını, büyüme ve üretimin iyileştirilmesini isteyen Hamaney, sanayi, tarım, eğitim, kültür ve iletişim sektörlerinde genç uzmanların geliştirdiği teknolojiler ve yeniliklerden yararlanılması gerektiğini belirtti.
Hamaney, ABD’nin İranlıları kalkınma ve refahın Washington’ın taleplerine karşılık verilmesine bağlı olduğuna ikna etmeye çalıştığını öne sürerek, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihinin bunun aksini gösterdiğini savundu.
Mesaj, Washington’ın bu hafta İran’a yönelik ekonomik baskılarını artırdığı ve Tahran’la ticari ilişkilerini sürdüren ülke ve kurumlara ikincil yaptırım uygulamakla tehdit ettiği bir dönemde geldi.
İran Dışişleri Bakanlığı, dün ABD’nin yeni önlemlerini ‘devlet terörü’ ve ‘insanlığa karşı suç’ olarak nitelendirerek ülkeleri yaptırımları uygulamamaya çağırdı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise diplomatik sürece yeniden dönülmesinin ‘imkânsız olmadığını’, ancak bunun için ABD’nin ‘baskının sonuç vermediğini’ anlaması ve daha önceki yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة