Mekke Anlaşması: Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan bölgesel güvenlik için yol haritasını belirledi

Fidan, diğer tarafların katılımına açık olduğunu teyit etti... Ortak bildiriyle gerginliği azaltma çabaları desteklendi

İstanbul’da “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısından, (AFP)
İstanbul’da “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısından, (AFP)
TT

Mekke Anlaşması: Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan bölgesel güvenlik için yol haritasını belirledi

İstanbul’da “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısından, (AFP)
İstanbul’da “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısından, (AFP)

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, bölgede istikrar ve refahı sağlamayı amaçlayan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında bir güvenlik yapısı oluşturulmasına yönelik somut adımlarda anlaşmaya vardı.

Üç ülke ortak açıklamada, bölgesel sorumluluklarını yerine getirme kararlılıkları doğrultusunda, “Mekke Anlaşması” çerçevesinde birlikte hareket ederek bölgelerinde kalıcı barış ve istikrarı sağlamaya yönelik çalışmalarını sürdüreceklerini vurguladı. Ülkeler, bu doğrultuda gerilimi düşürmeye ve itidali teşvik etmeye yönelik çabaları desteklemeye devam edeceklerini, bunun krizlerin barışçıl yollarla çözülmesine katkı sağlayacağını belirtti.

Açıklamada, üç ülkenin “Mekke Anlaşması” kapsamındaki iş birliğini kurumsallaştırmak için yeni adımlar atma konusunda mutabık kaldığı bildirildi. Bu adımların, ülkeler arasındaki dayanışmayı güçlendirmesi, ortak caydırıcılık ve savunmanın güvenilirliğini ve etkinliğini sağlaması ve adil, kapsamlı ve kalıcı barışın tesisine yönelik bölgesel çabalara katkıda bulunması hedefleniyor.

Açıklamaya göre üç ülkenin “Mekke Anlaşması” kapsamındaki çalışmalarını desteklemek üzere merkezi Suudi Arabistan’da olacak bir genel sekreterlik kurulacak. Genel sekreterlik, ilk üç yıllık dönemde Pakistanlı bir genel sekreter tarafından yönetilecek.

Üç ülke ayrıca ortak faaliyetler yoluyla savunma kapasitelerini ve silahlı kuvvetleri arasındaki uyumu artıracak. Bu kapsamda savunma sanayisinde güçlü iş birliği, ortak üretim ve teknolojilerin geliştirilmesi üzerinde çalışılacak. Ülkeler, “Mekke Anlaşması”nın ciddi ve kurumsal biçimde uygulanmasıyla bölgesel barış ve istikrara önemli katkılar sunmayı hedefliyor.

Yeni bir güvenlik yapısı

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, anlaşmanın bölgede istikrar ve refahı artıracağını, belirsizliği azaltacağını belirterek, “Bu anlaşmayla bölgemizde yeni bir güvenlik ve iş birliği yapısının test edilmesi süreci başladı” ifadelerini kullandı.

Fidan, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı “tarihi bir adım” olarak nitelendirdi. Bölge ülkelerinin barışı tesis etmek için birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, anlaşmanın bölgenin sorunlarının dış müdahaleler yerine bölge ülkeleri tarafından çözülmesi anlayışını güçlendirdiğini söyledi.

Fidan, İstanbul’daki toplantının ardından düzenlediği basın toplantısında konuşurken. (AP)
Fidan, İstanbul’daki toplantının ardından düzenlediği basın toplantısında konuşurken. (AP)

Fidan, dün İstanbul’da düzenlenen “Mekke Anlaşması”ndan doğan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, “Anlaşmanın uygulanmasıyla bölgede daha fazla istikrar göreceğiz, belirsizlik azalacak ve bölgedeki aktörlerin tutumları daha net hale gelecek” ifadelerini kullandı.

Toplantıda bölgede bir güvenlik yapısı oluşturulmasına yönelik somut adımlar konusunda mutabakata varıldığını belirten Fidan, belirsizliğin azalmasıyla oluşacak istikrarlı ortamda daha fazla yatırım ve kalkınma projesinin hayata geçirilebileceğini belirtti.

“Mekke Anlaşması” genişleyecek

Anlaşmaya ilerleyen dönemde başka ülkelerin katılıp katılmayacağına ilişkin soruyu cevaplayan Fidan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan tarafından 7 Ağustos’ta imzalanan ortak savunma anlaşmasına yeni ülkelerin katılım süreci için bir yol haritası üzerinde çalışıldığını söyledi.

“Mekke Anlaşması”na taraf ülkelerin savunma ve dışişleri bakanları ile genelkurmay başkanları toplu fotoğraf çektirdi. (Türkiye Savunma Bakanlığı / X)
“Mekke Anlaşması”na taraf ülkelerin savunma ve dışişleri bakanları ile genelkurmay başkanları toplu fotoğraf çektirdi. (Türkiye Savunma Bakanlığı / X)

Fidan, güvenlik, istikrar, refah ve kalıcı barışın sağlanması için bölge ülkelerinin çabalarını birleştirmesi ve bu doğrultuda atılan adımların kurumsallaştırılması gerektiğini vurguladı.

Başka ülkelerin anlaşmaya katılabileceğini belirten Fidan, “Katılmak isteyen ülkelerle, gerekli şartlar, prosedürler ve kriterler konusunda üç tarafla istişare edildikten sonra görüşmeler yapılması gerekiyor” dedi.

Fidan, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nın hedefinin genişlemek olduğunu belirterek, öncelikle sağlam temeller oluşturulması ve anlaşmanın tamamen kurumsallaştırılması gerektiğini kaydetti.

Suudi Arabistan ve Pakistan’ın da Türkiye gibi bu konuya büyük önem verdiğini belirten Fidan, anlaşmanın üç ülkenin onayıyla ve kademeli bir süreç içerisinde başka ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletileceğini ifade etti.

 Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, İstanbul’daki toplantı sırasında. (AP)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, İstanbul’daki toplantı sırasında. (AP)

Fidan, anlaşmaya katılabilecek müttefiklerin sağlam ve etkin bir yapının parçası olması gerektiğini belirterek, “Şu anda sürecin en zor aşaması olan kuruluş aşamasını birlikte tamamlamaya çalışıyoruz” diye konuştu.

İstanbul’da üst düzey katılım

İstanbul, dün “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında oluşturulan temel mekanizma olan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısına ev sahipliği yaptı.

Toplantıya Suudi Arabistan’dan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Genelkurmay Başkanı Korgeneral Feyyad er-Ruveyli katıldı.

Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu temsil etti.

Pakistan heyetinde ise Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Savunma Bakanı Hoca Muhammed Asıf ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Münir yer aldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre toplantıda uluslararası güvenlik, savunma kapasitelerinin geliştirilmesi, üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki operasyonel koordinasyonun güçlendirilmesi, ortak üretim ve araştırma-geliştirme faaliyetleri de dahil olmak üzere savunma sanayisinde iş birliğinin derinleştirilmesi ve terörle mücadelede ortak çabaların artırılması gibi konular ele alındı.

Toplantıda ayrıca merkezi Riyad’da olacak genel sekreterliğin çalışma çerçevesi ve diğer ilgili mekanizmalar belirlendi. Bu mekanizmaların, Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi tarafından belirlenen ortak faaliyet alanlarında yürütülecek çalışmalara yön vermesi ve anlaşmanın gelecekteki adımlarının yol haritasını oluşturması planlanıyor.

İkili görüşmeler

Toplantı öncesinde bir dizi ikili görüşme de gerçekleştirildi. Fidan, dün sabah Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile bir araya gelirken, cumartesi akşamı da Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile görüşmüştü.

Görüşmelerde ikili ve bölgesel konuların yanı sıra “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” kapsamında gelecekte atılacak adımlar ele alındı.

“Mekke Anlaşması” Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi toplantısı öncesinde Fidan ile Bin Ferhan’ın görüşmesi. (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
“Mekke Anlaşması” Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi toplantısı öncesinde Fidan ile Bin Ferhan’ın görüşmesi. (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler de Pakistan Savunma Bakanı Hoca Muhammed Asıf ve Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile ayrı ayrı görüştü. Görüşmelerde ikili ve bölgesel meseleler ile “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nın geleceğine ilişkin yol haritası değerlendirildi.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, üç ülke arasında caydırıcılık, koordinasyon ve savunma alanında bütünleşme ilkelerine dayanan uzun vadeli bir ortaklığın önünü açan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı 7 Ağustos’ta Mekke’de imzaladı. Anlaşmanın, bölgenin ve dünyanın güvenlik ve istikrarına katkı sağlaması hedefleniyor.

Anlaşma, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif tarafından “Mekke Ortak Savunma Zirvesi” sırasında imzalanmıştı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalarken. (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalarken. (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

“Mekke Ortak Savunma Anlaşması”, bölgede ve dünyada güvenlik, barış, istikrar ve refahı güçlendirmeyi ve ortak caydırıcılığı artırmayı amaçlıyor. Anlaşmaya göre, imzacı ülkelerden herhangi birine yönelik saldırı, tüm taraflara yönelik saldırı olarak kabul edilecek.

Bölgede yeni bir iş birliği kültürü oluşturmayı hedefleyen anlaşma, uluslararası hukuka saygı gösteren ve barışçıl iş birliği anlayışını paylaşan diğer ülkelerin de anlaşmaya katılmasına imkân tanıyor.



Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletme tehditlerinin dozunu artırdı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah’ın İsrail ile İran arasında yaşanabilecek olası bir çatışmaya dahil olması halinde Nebatiye ve Litani bölgelerinin de İsrail’in ‘kalıcı güvenlik bölgesi’ olarak tanımladığı alana dahil edilebileceğini söyledi. Bu tehditler, İsrail güçlerinin hangi bölgeleri kontrol altına almaya çalışabileceği ve daha geniş çaplı bir kara harekâtı düzenlemeye ne ölçüde hazır olduğu konusunda soru işaretlerine yol açtı. Söz konusu gelişmeler, İsrail’deki Knesset seçimleri yaklaşırken bölgede askeri hareketliliğin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor.

Katz daha önce, güneyde geniş bir bölgenin sakinlerinin Zahrani ve Avali nehirlerine kadar uzanan alanlardan, ayrıca Beyrut’un güney banliyölerinden tahliye edilebileceği tehdidinde bulunmuştu. Bir milyondan fazla kişinin yerinden edilebileceğini belirten Katz, İsrail ordusunun bir kara harekâtı düzenlemeye hazır olduğunu da vurgulamıştı.

Bu tehditler, İsrail güçlerinin stratejik öneme sahip yüksek kesimlere doğru konuşlanmasını genişletmesinin ardından geldi. Nebatiye yakınlarındaki Şakif Kalesi ve Ali et-Tahir Tepesi, bu bölgelerin başında geliyor. Reyhan, Saced ve Cebel er-Refi tepeleri de İsrail hava saldırılarına maruz kaldı. Bu gelişmeler, İsrail’in yüksek kesimler ve coğrafi geçiş güzergâhları üzerindeki kontrolünü genişletme ihtimaline ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

İsrail, doğal coğrafi engeller oluşturmaya çalışıyor

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, İsrail’in tehditlerinin Hizbullah’ı hedef almak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı olmadığını, başka siyasi ve coğrafi hedeflerle de bağlantılı olduğunu söyledi. Davud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Askeri mevziler ve kara operasyonları, kapsamı veya derinliği ne olursa olsun, sahadaki askeri manevra anlayışına hizmet etmelidir. Bu manevra da kendi başına büyük bir siyasi hedefe hizmet eder” dedi. İsrail’in hedefinin Hizbullah’ın merkezlerini vurmak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı kalmadığını belirten Davud, bunun ötesinde coğrafya ve toprak üzerindeki kontrolle bağlantılı hedefler bulunduğunu ifade etti.

ascfghyv
Litani Nehri’nin güneyinde İsrail güçlerinin kontrolündeki bölgelerde sistematik yıkım ve tahribat operasyonları… Bint Cubeyl, 22 Nisan 2026 (AFP)

Davud, “Lübnan’ın güneyindeki İsrail hareketliliğini değerlendirmek için Suriye’nin güneyinde, özellikle Kuneytra kırsalı ve Cebel eş-Şeyh bölgesinde yaşananlara da bakmak gerekiyor. Görünen o ki iki süreç birbiriyle bağlantılı ve birbirini tamamlıyor. İsrail, güvenlik bölgeleri oluşturmak için coğrafyayı kullanmaya dayalı bir yaklaşım izliyor” diye konuştu.

İsrail’in niyetlerinin yalnızca açıklamalardan hareketle değil, sahadaki gelişmeler temelinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Davud, “İsrail henüz ulaşmayı hedeflediği aşama hattına varmış değil. İlerleme mesafesi ne kadar olursa olsun, her askeri ilerleyiş birbirini izleyen aşamalar doğrultusunda gerçekleşir” dedi.

Davud, “İstenen ilerleme yalnızca 100 metreyle sınırlı olsa bile her askeri operasyon aşamalara ayrılır. Önce ateş hazırlığı yapılır ve kanatlar güvence altına alınır, ardından saldırı başlatılır ve mevziler tahkim edilir” ifadelerini kullandı. Askeri aşama hatlarının genellikle saldıran güçlerin konuşlanmalarını sağlamlaştırmasına ve savunmalarını düzenlemesine olanak tanıyan doğal coğrafi engellere dayandığını belirtti.

gbh
İsrail bombardımanı sonucu hasar gören ve yıkılan binaların arasında nargile içen bir vatandaş… Nebatiye, 23 Haziran 2026 (AFP)

Davud, “Önemli olan İsrail’in ne söylediği değil, sahada ne yaptığı ve hangi noktalara ulaşmaya çalıştığı” diyerek, İsrail güçlerinin belirgin bir coğrafi hatta ulaşmayı hedeflediğini belirtti. Davud, İsrail’in varlığını sağlamlaştırmasına imkân verecek coğrafi bir engele dayanmadan bir bölgenin ortasında duramayacağını ifade etti.

İsrail’in askeri hedeflerinin Sayda’nın kuzeyindeki Avali Nehri’ne kadar uzanabileceği ihtimalini gündeme getiren Davud, “İsrail güçlerinin Avali Nehri hattına ulaşması ve bu hattı kontrol altına alması, güvenlik kuşağının Lübnan topraklarının derinliklerine doğru genişletilmesi anlamına gelir. Bu hattın kontrol altına alınması, güneyinde kalan bütün bölgeleri, et-Tuffah bölgesi ve çevresindeki köyler de dahil olmak üzere, etkileyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’la bağlantılı bir gerginlik

Emekli Tuğgeneral Naci Melaib ise İsrail’in tehditlerini, yaklaşan İsrail seçimleri çerçevesinde İran’la olası bir çatışmaya yönelik askeri hazırlıklarla ilişkilendirdi.

Melaib, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın Avali Nehri’ne kadar ulaşılabileceğine ilişkin sözlerinin, tehditlerin artık Nebatiye veya Litani bölgesiyle sınırlı kalmadığını, Sayda ve çevresini de kapsayan daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösterdiğini söyledi. Tehditlerin yalnızca güney bölgelerini değil, Beyrut’un güney banliyölerini de kapsadığına dikkati çeken Melaib, bunun seçimler yaklaşırken İsrail söyleminde ciddi bir tırmanış yaşandığını ortaya koyduğunu belirtti.

Melaib, tehditlerin sahadaki önemli bir askeri hareketlilikle eş zamanlı gerçekleştiğini ifade ederek, 282. Topçu Tugayı’nın Hizbullah’ın kullandığı insansız hava araçlarına (İHA) karşı mücadele ve çatışmalar sırasında tahliye operasyonları gibi konuları kapsayan geniş çaplı tatbikatlarını tamamladığını söyledi. Melaib, “Tugay, tatbikatların sona ermesinin hemen ardından Lübnan’ın güneyine geçti. Bu durum, İsrail’in mevcut birliklerine ek olarak, askeri emir verilmesi halinde harekete geçmeye hazır ilave bir topçu gücüne sahip olduğu anlamına geliyor” dedi.

İsrail’in askeri operasyonlarını genişletme ihtimalinin belirli coğrafi noktalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Melaib, bunun daha çok İsrail’in alacağı karara ve İsrail ile İran arasında yaşanabilecek yeni bir çatışmaya Hizbullah’ın ne ölçüde dahil olacağına bağlı olduğunu belirtti. Gelişmelerin farklı yönlerde ilerleyebileceğini kaydeden Melaib, İran’ın İsrail seçimleri dönemini saldırılar düzenlemek veya seçimlerin seyrini etkilemek için değerlendirmesi ya da İsrail’in seçimlerden önce veya seçimler sırasında İran’a karşı savaşı genişletme yoluna gitmesi ihtimallerine işaret etti.

Melaib, İran’la çatışmanın genişletilmesi ihtimalinin ABD ile İsrail arasında da ele alındığını belirtti. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, İsrail açısından ağır sonuçlar doğurabilecek bir çatışmaya girilmesinin olası etkilerine ilişkin çekincelerini dile getirdiğini aktaran Melaib, özellikle İsrail’in askeri açıdan böyle bir çatışmaya hazır olmaması ve seçimlerin yaklaşması nedeniyle bu endişelerin önem taşıdığını ifade etti.

Hizbullah’ın hazırlıklarına ilişkin değerlendirmesinde ise Melaib, Lübnan güvenlik güçlerinin örgütle bağlantılı patlayıcı yüklü bir kamyonu ele geçirmesinin, ülkeye giren tek kamyonun bu olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Başka kamyonların da denetimlere takılmadan geçmiş olabileceğini belirten Melaib, bunun yeni bir bölgesel çatışmanın başlaması halinde Hizbullah’ın olası bir askerî harekâta hazırlanıyor olabileceği ihtimalini gündeme getirdiğini kaydetti. Melaib, “Bugün asıl soru, İsrail’in hangi noktaları kontrol altına almaya çalışacağı değil, operasyonları genişletmeye yönelik siyasi ve askeri kararın alınıp alınmayacağıdır” dedi.

Sahadaki gelişmeler

Sahada ise İsrail savaş uçakları, Nebatiye’ye bağlı Kafr Tebnit’e şiddetli bir hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, Sur ve Bint Cubeyl’de hava ve topçu ateşinin yoğunlaşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Mansuri’ye üç, Zıbkin Vadisi’ne ise bir hava saldırısı düzenlendi. Topçu ateşi Beraşit, Haddase, Haris’in çevresi, Zıbkin ve Şakra çevresini hedef aldı. Şafak vakti ise Mansuri ve Mecdel Zevn bombalandı. İsrail savaş uçakları Sur ve çevresindeki köylerin üzerinde taciz uçuşları gerçekleştirirken Mansuri ve Beyt es-Seyyad üzerine aydınlatma fişekleri attı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Haddase’ye düzenlenen hava saldırısında 4 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere iki kişinin yaralandığını açıkladı. Kfar Şuba’da ise İsrail güçleri, Lübnanlı çiftçilerin zeytin hasadı yapmak üzere topraklarına girmesini engelledi. Sınır köylerinde yaşayanların tarım arazilerine ulaşmakta yaşadığı zorluklar da devam ediyor.


Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump, oyuncu Denzel Washington'a atfedilen uydurma bir sözü içeren X’teki gönderinin ekran görüntüsünü paylaştı. Uydurma sözde İlk Gün'ün (Training Day) yıldızı, televizyon sunucusuyken siyasete atılan Trump'tan daha "cesur" veya daha "zeki" birini görmediğini iddia ediyor.

Trump, pazartesi günü Truth Social'da, "Red Eagle Updates" adlı X kullanıcısının paylaşımının görselini yayımladı. Bu paylaşımda iki Oscar'lı Washington'ın Trump'ı "harika bir dost ve daha da iyi bir başkan" diye nitelediği, başkanın "sarsılmaz bir destekçisi" olduğunu ifade ettiği öne sürülüyordu.

Paylaşılan sözler şöyleydi:

Hayatım boyunca pek çok kişiyle çalıştım, Donald Trump'tan daha cesur, daha zeki ya da Amerika'yı daha fazla düşünen biriyle hiç tanışmadım. O harika bir dost ve daha da iyi bir başkan. Onun sarsılmaz bir destekçisi olmaktan gurur duyuyorum ve bunun için asla özür dilemeyeceğim. Tanrı Amerika'yı ve başkanımızı korusun.

Ancak Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre yıllar içinde Demokrat adaylara onbinlerce dolarlık bağışta bulunan Washington, hiçbir zaman böyle bir şey söylemedi.

Doğrulama sitesi Snopes, kamuya açık bilgiler üzerinde kapsamlı bir araştırma yaptı ve Washington'ın sözkonusu ifadeleri kullandığına dair hiçbir kanıt bulamadı.

rgth5yj
Başkan Donald Trump, Akademi Ödüllü oyuncuya atfedilen sahte bir sözü paylaştı (Warner Bros.)

Aynı sözler, Rolling Stones'un solisti Mick Jagger ve oyuncu Matthew McConaughey gibi diğer tanınmış isimlere de yanlış bir şekilde atfedilmişti. Oysa bu isimlerin hiçbiri 47. başkana kamuoyu önünde destek vermedi.

Başkanın sosyal medya paylaşımı, gelecek ay yapılacak seçime kadar neredeyse her gün sahada olacağı yoğun bir ara seçim kampanyası sürecinde geldi.

Cumhuriyetçilerin, Temsilciler Meclisi'ndeki kontrolü kaybetmesi ve Senato'daki sayılarının, Demokratların o kanatta da çoğunluğu elde edeceği bir seviyeye düşmesi bekleniyor.

Trump'ın halk nezdindeki onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesinde seyrediyor. Pew Araştırma Merkezi'nin 28 Eylül'le 4 Ekim ​​arasında 5 bin 62 yetişkinle gerçekleştirdiği anket, onay oranını yüzde 30, onaylanmama oranını ise yüzde 68 olarak gösteriyor. Bu da temmuzdan bu yana 4 puanlık düşüş demek.

Reuters/Ipsos'un geçen pazartesi yayımladığı ankette de onay oranı yüzde 32 olarak belirlendi. Bu, ilk kez eylülde kaydedilen ve rekor düzeyde düşük olan oranla aynı seviye. CBS News/YouGov'un 30 Eylül'le 2 Ekim ​​arasında 2 bin 166 yetişkinle yaptığı ankette ise onay oranı yüzde 39 olarak tespit edildi.

Pew anketi ayrıca kendisini Trump destekçisi diye tanımlayanların yüzde 67'sinin onun performansını onayladığını gösteriyor. Bu oran, göreve başlamasından sonraki haftalarda yapılan benzer bir ankete kıyasla yaklaşık 30 puanlık düşüşe işaret ediyor. Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 39'u ülkedeki gidişattan memnun olduğunu belirtiyor. Oysa bu oran, Trump'ın göreve başladığı dönemde yüzde 65 seviyesindeydi.

Independent Türkçe


Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
TT

Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)

Grönland yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerine" başlanacağı duyurusunu yalanladı.

Trump, sosyal medyada 13 Ekim'deki paylaşımında adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerinin başlamak üzere olduğunu" yazmıştı.

ABD'ye yönelik gelecekte herhangi bir saldırının Grönland üzerinden geçmek zorunda kalacağını savunan Trump, adaya yerleştirilecek savunma sistemleriyle bunların hepsini etkisiz hale getirileceğini iddia etmişti.

Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland'ın Madencilik Bakan Yardımcısı Jorgen Hammeken-Holm ise CNN'e açıklamasında adada ABD'li şirketlerin faaliyet yürüttüğünü fakat Trump'ın savunduğu gibi "büyük çaplı maden arama çalışmalarından çok uzak olunduğunu" ifade etti.

Hammeken-Holm, "Halihazırda birçok küçük çaplı keşif çalışması yürütülüyor ancak bunların faaliyete geçmesi yıllar alabilir" diye ekledi.

Danimarka Dışişleri Bakanlığı'ndan gönderilen açıklamada da ABD'nin Grönland'daki maden arama faaliyetlerini adanın yasal gereklilikleri çerçevesinde yapmak zorunda olduğunu bildirildi.

Bakanlık ayrıca ABD, Danimarka ve Grönland arasında geçen ay imzalanan anlaşmanın bu durumu değiştirmediğini vurguladı:

Anlaşma, Grönland'daki doğal kaynaklara erişim hakkında ABD'li yatırımcılara, diğer NATO ülkeleri, AB ülkeleri ve NATO ortaklarından gelen yatırımcılara kıyasla herhangi bir ayrıcalık tanımıyor.

Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen'ın imzaladığı anlaşma kapsamında Beyaz Saray, adada "geniş çaplı askeri varlık oluşturma sürecine derhal başlanacağını" bildirmişti.

Anlaşmayla ABD'nin, adanın güneyindeki Narsarsuaq'ta ve doğu kıyısındaki Mestersvig'de iki askeri üs kurması öngörülüyor. Ayrıca Grönland'daki tek aktif Amerikan askeri tesisi olan Pituffik Uzay Üssü de genişletilebilir.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de anlaşmadan memnuniyet duyduklarını açıklamıştı.

Ancak Amerikan medyasındaki analizlerde, Grönland'ı defalarca işgalle tehdit eden Trump'ın adayı ABD kontrolüne alma hedefine ulaşamayarak büyük bir geri adım attığı yazılmıştı.

Sözkonusu anlaşma, ABD'yle Danimarka arasında Grönland'ın savunmasına ilişkin 1951'de imzalanan sözleşmeyi genişletiyor. Ancak geçen ay düzenlenen anlaşma metninde petrol veya doğalgaz arama faaliyetlerine ilişkin açık maddeler bulunmuyor. Diğer yandan "maden alanında işbirliği" ve "ekonomik kalkınmayla ticaretin teşvikine" değinilirken, bunlar hakkında da ayrıntılara yer verilmiyor.

Independent Türkçe, CNN, NBC News