İran'ın 4000 Birimi ve Malakka ile Bangka boğazlarını hedef alma planı

Deniz terörizminin Doğu Asya'ya genişletilmesi

Ticari uçaktan çekilen bir fotoğraf, Singapur'da boğaz boyunca demirlemiş kargo gemilerini gösteriyor, 7 Nisan 2025(AFP)
Ticari uçaktan çekilen bir fotoğraf, Singapur'da boğaz boyunca demirlemiş kargo gemilerini gösteriyor, 7 Nisan 2025(AFP)
TT

İran'ın 4000 Birimi ve Malakka ile Bangka boğazlarını hedef alma planı

Ticari uçaktan çekilen bir fotoğraf, Singapur'da boğaz boyunca demirlemiş kargo gemilerini gösteriyor, 7 Nisan 2025(AFP)
Ticari uçaktan çekilen bir fotoğraf, Singapur'da boğaz boyunca demirlemiş kargo gemilerini gösteriyor, 7 Nisan 2025(AFP)

İran muhalefetinden kaynaklar, Devrim Muhafızları Ordusu'nun istihbarat teşkilatına bağlı “4000 Birimi”nden bahsetti. Muhalif medya kuruluşları, Devrim Muhafızlarının Doğu Asya sularında sabotaj eylemleri planladığını ve bu görev için Tayland ve Endonezya'dan eleman topladığını iddia etti.

Konu hakkında bilgili ve Devrim Muhafızlarına yakın iki kaynağa göre, 4000 Birimi komutanı Rahman Mukaddam’ın planladığı bu eylemlerin hedefinde, dünyanın en önemli su yollarından biri olan Malakka Boğazı ile Hint ve Pasifik Okyanuslarını birbirine bağlayan önemli bir geçit olan Bangka Boğazı, ayrıca Endonezya'daki bir liman ile Çin'deki iki liman var.

Tuhaf bir şekilde İsrail medyası, Rahman Mukaddam'ın 4 Mart 2026'daki İsrail saldırıları sırasında öldürüldüğünü açıklamıştı. Ancak İsrail'in bu yöndeki bilgilerinin yanlış olduğu ortaya çıktı.

Bu haberin İsrail medyasında yayınlanmasından bir gün sonra, İran, Azerbaycan Cumhuriyeti toprakları içindeki Nahçıvan'a doğru iki insansız hava aracı (İHA) fırlatarak bu yanlış anlatıyı destekledi. Tahran saldırıların sorumluluğunu üstlenmese de CNN kanalı, İHA saldırısını, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun İran'ın kuzey komşusunun topraklarından İsrail tarafından gerçekleştirildiğine inandığı bir saldırıda öldürülen Rahman Mukaddam'ın intikamını almak için gerçekleştirdiğini bildirdi.

Konuya yakın kaynakların verdiği bilgiler, “İsrail medyasının değerlendirmelerinin aksine, General Rahman Mukaddam’ın saldırıdan sağ kurtulduğunu ve şu anda Devrim Muhafızlarının uluslararası sulardaki dış terör eylemlerinin yeni bir aşamasını planladığını” ortaya çıkardı.

Devrim Muhafızları'nın “4000. Birlik” olarak bilinen Özel Operasyonlar Başkanlığı görevine getirilmeden önce Mukaddam, İran Savunma Bakanlığı'nda Bilgi Koruma Müdürlüğü'nde koordinatör yardımcısı olarak görev yapmıştı. Şimdi ise İran sınırları dışındaki İslam Cumhuriyeti muhaliflerine ve İsrail hedeflerine yönelik suikast ve sabotaj eylemlerinden sorumlu bir birimi yönetiyor.

İran, Endonezya ve Çin sularındaki gemileri hedef alıyor

Konuyla ilgili bilgi sahibi iki kaynak, 4000 Birimi'nin dünyanın en önemli su yollarından biri olan Malakka Boğazı ile Bangka Boğazı'ndan geçen ticari, askeri ve özel gemileri hedef aldığını söyledi. Birim tarafından görevlendirilen ajanlar, Endonezya'daki Tanjung Priok Limanı ile Çin'deki Ningbo-Zhoushan ve Şanghay limanlarına yönelik saldırılar planladı.

40 günlük savaşın başlamasından bu yana Tahran, Hürmüz Boğazı'nı kapatmış bulunuyor ve kendisinin desteklediği Yemenli milis grubu Husileri de Babu’l Mendeb Boğazı'ndan gemi geçişini engellemek için kullandı.

İki ay önce, Dini Lider Mücteba Hamaney'in danışmanı ve halihazırda Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri olan Muhsin Rızai, CNN'e verdiği bir röportajda, savaş devam ederse ve deniz ablukası kaldırılmazsa, İslam Cumhuriyeti'nin savaşı Hint Okyanusu ve Akdeniz'e taşıyacağını söylemişti.

Devrim Muhafızları, sabotaj eylemleri açığa çıkarsa sorumluluğu reddedebilmek için uzun zamandır İranlı olmayan ajanları işe alıyor ve bu eylemlerin amacı, denizlerdeki terör eylemlerini Doğu Asya'ya genişletmek

Bu arada, Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı General İsmail Kaani, televizyonda yayınlanan bir röportajında, “direniş cephesinin” Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazları dışında başka deniz hedefleri de olduğunu belirtti. Hürmüz Boğazı'nın, stratejik su yollarında ABD güçleriyle mücadele kabiliyetini önemli ölçüde artırdığını da ifade etti.

İran neden Malakka ve Bangka'yı hedefine aldı?

Son aylarda, Malakka Boğazı, Hürmüz Boğazı ile birlikte sık sık anılıyor. ABD’li yetkililer, Hürmüz'ü bir baskı aracı haline getirmenin diğer uluslararası su yolları için emsal teşkil edebileceği konusunda uyarıda bulunurken, Umman da Hürmüz üzerindeki anlaşmazlığın çözümü için Malakka modelini önerdi.

Malakka Boğazı, Ortadoğu'daki enerji üreticileri ile Doğu Asya pazarları arasındaki en kısa deniz yoludur. 2025 yılının ilk yarısında, boğazdan günlük 23,2 milyon varil petrol geçti; bu da küresel deniz yoluyla gerçekleşen petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 29'unu temsil ediyor. Hem Hürmüz hem de Malakka Boğazı'nın aynı anda aksaması, Ortadoğu ve Asya arasındaki iki önemli enerji transit bağlantısı üzerinde baskı oluşturabilir. Artan nakliye maliyetleri ve enerji fiyatlarındaki ani yükselişler, küresel ticarette aksama riskini artabilir.

fv
Singapur kıyısı yakınlarında Malakka Boğazı'ndan geçen gemiler, 23 Mart 2008 (AFP)

Endonezya'daki Sumatra ve Bangka Adası arasında yer alan Bangka Boğazı, Malakka Boğazı kadar küresel öneme sahip olmasa da bölgesel nakliye ağının bir parçası. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bu su yolu, Sunda Boğazı ile Singapur arasındaki en kısa rota sayılıyor ve burada güvensizlik, Endonezya sularında nakliye seçeneklerini azaltabilir ve Malakka Boğazı'ndaki olası herhangi bir aksama nedeniyle baskıyı artırabilir.

Tayland ve Endonezya'da üç din adamı hangi rolü oynuyor?

Muhalif kaynaklara göre, Devrim Muhafızları, sabotaj eylemleri açığa çıkarsa sorumluluğu reddedebilmek için uzun zamandır İranlı olmayan ajanları işe alıyor ve bu eylemlerin amacı, denizlerdeki terör eylemlerini Doğu Asya'ya genişletmek. Bu ajanlar işe alındıktan sonra İran'da eğitim gördüler ve daha sonra eylemleri gerçekleştirmeleri için Doğu Asya'ya gönderildiler.

Tayland'da İranlı olmayan Şii ajanları işe almak için Rahman Mukaddam, ülkedeki en önemli Şii yetkililerden biri olan Seyed Momen Sakitichka ile iletişime geçti. Sakitichka, iki yıl önce Tahran'ın himayesinde, Gazze'deki 31 Taylandlı rehinenin serbest bırakılması konusunda Hamas temsilcileriyle görüşmek üzere İran'a gitmişti.

O dönemde Jerusalem Post, Tahran'ın rehinelerin serbest bırakılması karşılığında Tayland'a İsrail'de çalışan 40 bin vatandaşının ülkelerine geri dönmelerini sağlaması için baskı yapmaya çalıştığını bildirmişti.

Seyed Momen Sakitichka, Süleyman Hüseyin'in en yakın çalışma arkadaşı olarak kabul ediliyor. 64 yaşında bir Taylandlı din adamı olan Hüseyin, Lübnan Hizbullah'ının eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ile Kum medresesinde sınıf arkadaşıydı. Tayland'daki Mehdi Vakfı'nın başkanı ve Nakhon Si Thammarat'taki Ruhullah Camii'nin imamı olan Hüseyin, el-Mustafa Uluslararası Üniversitesi ile iş birliği yapıyor. Süleyman Hüseyin'in lakabı “Tayland'ın Nasrallah'ı”dır.

Yedi ay önce, Ali Yeke Dehkan ile bağlantılı bir ağın altı üyesi, İncirlik Hava Üssü’nde casusluk amacıyla keşif yapmak ve Kıbrıs'a insansız hava aracı kaçırmaya teşebbüs etmek suçlamasıyla Türkiye'de tutuklanmıştı

Kum'da bulunan dini eğitim merkezi El-Mustafa Uluslararası Üniversitesi, İslam Cumhuriyeti'nin en önde gelen kurumlarından biri olup, Devrim Muhafızları Ordusu'nun dış operasyonları için adam devşirme ve rejimin ideolojisinin İran sınırlarının ötesine yayılmasında rol oynuyor.

2020 yılında, ABD, Devrim Muhafızlarının askeri ve istihbarat kolu olan Kudüs Gücü ile bağlantılı olduğu suçlamasıyla Mustafa Üniversitesi'ne yaptırım uyguladı. ABD Hazine Bakanlığı açıklamasında, üniversitenin Kudüs Gücü'nün adam devşirme faaliyetlerini kolaylaştırmadaki rolüne işaret edildi.

On dört yıl önce, Bangkok'ta bir İsrailli diplomatı hedef alan birkaç bombalı saldırıda, Hüseyni saldırıların arkasında Mossad'ın olduğunu söylemişti. Ancak yetkililer daha sonra İstihbarat Bakanlığı ile bağlantılı üç İranlıyı tutuklayıp söz konusu terör eylemlerini gerçekleştirmekten mahkûm ettiler.

Kaynaklara göre, 4000 Birimi'nin Doğu Asya'da deniz sabotaj eylemleri yürütmeyle ilgili ana faaliyetleri Endonezya'da yoğunlaşmış bulunuyor. İran International'a konuşan kaynaklar, Rahman Mukaddam'ın sahada faaliyet gösteren ajanları iki Endonezyalı din adamı aracılığıyla işe aldığını söyledi.

csdfvghy
İran'ın Doğu Azerbaycan eyaletinin Aras bölgesinde, Devrim Muhafızları Ordusu Kara Kuvvetleri için düzenlenen askeri eğitim tatbikatı sırasında Devrim Muhafızları unsurları, 17 Ekim 2022 (Reuters)

İki kaynak, bu iki din adamının, Tayland'daki Seyed Momen Sakitichka ile birlikte, Devrim Muhafızlarına 4000 Birimi ile çalışacak kişileri tavsiye ettiğini söyledi. Aday gösterildikten sonra, bu birimin temsilcileri Muhsin Agazade ve Vahid Yeke Dehkan, yeni üyelerin işe alınmasının ve eğitilmesinin sorumluluğunu üstlendi.

Vahid Yeke Dehkan, “Doktor” takma adıyla bilinen yüksek rütbeli subay Ali Yeke Dehkan'ın kardeşi. Yedi ay önce, Ali Yeke Dehkan ile bağlantılı bir ağın altı üyesi, İncirlik Hava Üssü’nde casusluk amacıyla keşif yapmak ve Kıbrıs'a İHA kaçırmaya teşebbüs etmek suçlamasıyla Türkiye'de tutuklanmıştı.

İran muhalefeti, 4000 Birimi tarafından Doğu Asya'da deniz sabotaj eylemleri yürütmek üzere üç kişinin görevlendirildiğini iddia etti.

Söz konusu kişilerden biri, Lübnan Hizbullahı'nın resmi üyesi olan Pando Yudhawinata. Endonezya'daki üniversitesinden 1979 devriminden üç yıl sonra uzaklaştırılan Yudhawinata, daha sonra Tahran'a giderek 'İslam Cumhuriyeti'ne bağlı güvenlik birimleri tarafından devşirildi.

Yudhawinata., 32 yıl önce Bangkok'taki İsrail büyükelçiliğini hedef alan başarısız bir intihar bombası saldırısından sorumluydu ve parmak izleri Sri Lanka'daki bir dizi bombalı saldırı olayında da bulundu.

Bir diğeri, Endonezya'daki Ehl-i Beyt Teşkilatı'nın başı ve Ali Hamaney'in takipçisi olan, Devrim Muhafızlarının Endonezya'da adam devşirme konusunda kendisine güvendiği Seyyid Zuheyr Yahya'dır. Zuheyr Yahya, İslam Cumhuriyeti'nin daveti üzerine Tahran'daki Hamaney'in cenaze törenine katıldı.

Malakka, Bangka ve Çin ile Endonezya limanlarında iddia edilen saldırılar gerçekleşirse, nakliyedeki aksama Asya pazarlarına petrol ve mal taşımacılığı yolları zincirindeki başka bir halkaya da yayılabilir

Rahman Mukaddam'ın Endonezya'daki ikinci kolu ise Abdullah Sakkaf'tır. Sakkaf, Endonezya'nın Bogor şehrindeki Mustafa Üniversitesi'ne bağlı Emirü'l-Müminin İlahiyat Fakültesi'nin başkanı. Ayrıca Şura Konseyi üyesi ve Endonezya'daki Ehl-i Beyt Gençlik Derneği'nin başkanı. Sakkaf düzenli olarak Tahran ve Kum'u ziyaret ediyor.

Kendisi ve iki Endonezya vatandaşı, Ardianta Mutua ve Muhammed Hüseyin, Tahran gezileri sırasında Doğu Asya limanlarında ve su yollarında gizli operasyonlar yürütmek üzere eğitim aldılar.

fvgty5j
ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısında Hürmüz Boğazı haritasının önünde duruyor. Ablukanın dördüncü gününde, Washington, boğazdaki tüm gemilere İran limanlarına giriş ve çıkışı yasakladı, 16 Nisan 2026 (AFP)

26 Ağustos'ta ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, X platformundaki hesabından Washington'un iki haftalık bir süre içinde Hürmüz Boğazı'ndan 130 milyon varil petrolün geçişini kolaylaştırdığını yazdı. Bessent’e göre “İslam Cumhuriyeti” bu güzergâh üzerinden petrolünü ihraç edemedi.

Bu koşullar altında, Hürmüz'den geçen petrolün çoğu Asya pazarlarına yöneliyor ve Malakka Boğazı da Doğu Asya'ya giden önemli bir enerji transit güzergahı. Malakka, Bangka ve Çin ile Endonezya limanlarında iddia edilen eylemler gerçekleşirse, nakliyedeki aksama, Asya pazarlarına petrol ve mal taşımacılığı yolları zincirindeki başka bir halkaya yayılabilir.

Böyle bir durum, özellikle Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüseferin aksaması ile eş zamanlı olursa, Ortadoğu ve Asya arasındaki önemli deniz ticaret yolları üzerindeki baskıyı artırabilir.



Maduro’nun eşi, sağlık nedenleriyle ABD’deki hapishaneden tahliye talep etti... Ufukta yeni suçlamalar beliriyor

(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)
(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)
TT

Maduro’nun eşi, sağlık nedenleriyle ABD’deki hapishaneden tahliye talep etti... Ufukta yeni suçlamalar beliriyor

(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)
(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)

Eski Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun eşi Cilia Flores, kalp sorunları nedeniyle New York’ta tutuklu bulunduğu cezaevinden ev hapsine nakledilmeyi talep etti. Çiftin müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği suçlamalar kapsamında bugün yeniden hâkim karşısına çıkması beklenirken, Amerikalı savcıların Venezuela’da Amerikan vatandaşlarına işkence yapıldığı iddialarıyla bağlantılı yeni suçlamalar yöneltmeye hazırlandığı bildiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre, Flores’in avukatlarının sağlık durumunu ve kalp rahatsızlıklarını gerekçe göstererek yargıçtan tahliye ve ev hapsi talebinde bulunması öngörülüyor.

Maduro ve eşi, Venezuela’nın başkenti Karakas’taki evlerine gece yarısı düzenlenen baskınla gözaltına alındıktan sonra ocak ayının başından bu yana New York’taki bir cezaevinde tutuluyor.

İlk olarak altı yıl önce açılan ve kendileriyle birlikte birkaç kişinin daha sanık olarak yer aldığı ceza davasında çift, yöneltilen suçlamaları reddederek masum olduklarını beyan etmişti.

ABD’ye kokain kaçakçılığı yapmak amacıyla komplo kurmakla suçlanan Maduro ve Flores, suçlu bulunmaları halinde müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Buna karşılık savunma avukatları, Maduro’nun yabancı bir devlet başkanı, Flores’in ise devlet başkanı eşi olması sebebiyle dokunulmazlığa sahip olduklarını öne sürerek davanın düşürülmesini talep ediyor.

Amerikalıların işkence gördüğüne dair suçlamalar

Flores’in ev hapsi talebine ilişkin hukuki süreç devam ederken, New York’taki savcıların Maduro ve eşine, son yıllarda Venezuela hükümeti tarafından gözaltına alınan Amerikan vatandaşlarına işkence yapıldığı iddiaları kapsamında yeni suçlamalar yöneltmesi bekleniyor.

Soruşturmaya yakın birden fazla kaynağın CNN’e aktardığı bilgilere göre, söz konusu adımın kısa süre içinde, hatta bugün açıklanabileceği belirtiliyor.

Olası suçlamalar, ABD hükümetinin Maduro yönetimi döneminde Venezuela cezaevlerinde 12’den fazla Amerikan vatandaşının keyfi olarak tutuklanması şeklinde nitelendirdiği olaylarla ilişkilendiriliyor.

Soruşturmanın seyrine hâkim kaynaklar, davanın yalnızca Maduro ve eşiyle sınırlı olmadığını, müfettişlerin Amerikan vatandaşlarına yönelik işkence iddialarında rolü olduğu öne sürülen diğer kişiler hakkında da suçlama yöneltme ihtimalini değerlendirdiğini ifade ediyor.

Venezuela hapishanelerinde işkence yapıldığına dair iddialar

Maduro hükümetinin 12’den fazla Amerikan vatandaşını alıkoyduğu belirtilirken, ABD hükümeti ve insan hakları aktivistleri bu kişilerin siyasi koz olarak kullanıldığını savunuyor.

Daha önce Venezuela’da tutuklu kalan birden fazla Amerikan vatandaşı, cezaevi süreçlerinde işkenceye ve kötü muameleye maruz kaldıklarını beyan etti.

Ekim 2022’deki takas anlaşmasıyla serbest bırakılan Matthew Heath ve Eyvin Hernandez, açtıkları davada boğulma hissi uyandıran simüle edilmiş infaz, şok verme ve cinsel saldırı tehditlerine maruz kaldıklarını öne sürdü.

fgthy
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2025 yılında Karakas’ta düzenlenen bir mitingde eşi Cilia Flores’in yanında yumruğunu havaya kaldırıyor. (AFP)

İddialar arasında psikotropik ilaç kullanımına zorlanma ve uzun süreli hücre hapsi de yer alıyor.

Dava dilekçesine göre, eski bir ABD Deniz Piyadesi olan Heath, tutukluluk sürecinde intihar girişiminde bulundu.

Benzer iddialar altı ABD’li petrol yöneticisinden oluşan CITGO 6 grubu üyeleri tarafından da dile getirildi.

2017 yılında Venezuela’ya çağrılarak yaklaşık beş yıl boyunca alıkonulan gruptan Tomeu Vadell, Alirio José Zambrano ve José Luis Zambrano, tutukluluk süresince işkence gördüklerini beyan ederek dava açtı.

Söz konusu Amerikan vatandaşlarının tamamının, adı ciddi insan hakları ihlalleriyle anılan Askeri Karşı İstihbarat Genel Müdürlüğü (DGCIM) karargahında tutulduğu bildirildi.

Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre söz konusu birim, siyasi muhalifler ile yakınlarının keyfi tutuklanması, kötü muamele görmesi ve işkenceye uğramasından sorumlu tutuluyor.


ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek'e konuştu: Ortadoğu'da kalıyoruz

ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
TT

ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek'e konuştu: Ortadoğu'da kalıyoruz

ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı

ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi ve IŞİD'le Mücadele Temsilciliği görevlerinde bulunan James Jeffrey'le İstanbul Sultanahmet'te sohbet etme imkânım oldu.

Trans-Atlantik Stratejik Programlar Derneğinin (TASP) İstanbul'da The Wilson Center iş birliği ile, Seven Hills ve Pasifik Teknoloji sponsorluğunda düzenlediği etkinlikte diplomatlar, savunma uzmanları ve savunma sektörü temsilcileri bir araya geldi. ABD'li emekli büyükelçiler James Jeffrey, Philip Reeker, Matthew Bryza ve Prof. Federico Donelli gibi isimlerin yanı sıra Türkiye'den de üst düzey Dışişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı gibi resmî kurumlardan katılım oldu.
 

scdfrg
İstanbul'daki "Transatlantic Security" panelinin ardından James Jeffrey ve Nevzat Çiçek

James Jeffrey'le bu toplantı vesilesiyle görüştüm ve merak ettiklerimi kendisine yöneltme şansım oldu.

Jeffrey, çok açık şekilde Ortadoğu'dan çekilmediklerini belirterek "Bu bölgede kalıyoruz" dedi.

Mekke İttifakı'nı desteklediklerini ifade eden Jeffrey, yeni bir güvenlik konseptine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

NATO'nun geleceği ne olacak?

15-20 yıl önce Amerika-Türkiye ilişkileri bugünkü duruma kıyasla iyi değildi maalesef. Şimdi Başkan Trump ve Başkan Erdoğan arasındaki ilişki o kadar yüksek, o kadar iyi ve o kadar romantik ki bu yöndeki problemler ve çözümleri görebileceksiniz.

NATO açısından Ukrayna'daki durum büyük sorun. Hiç kimse bilmiyor; en önemli aktör olan Putin'in ne yapacağını bilmiyoruz.

Türkiye ve Amerika NATO çerçevesinde bir pozisyon tutabilecek ve Rusya karşısında bir aksiyonda bulunurken er geç bir diplomatik çözüm bulabileceğiz.
 

gthy
Trans-Atlantik Stratejik Programlar Derneği'nin etkinliğine katılan Jeffrey, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğine dair iyimser mesajlar verdi

Türkiye Amerika'ya diplomatik çözümde mi yardım edecek?

Evet, bu savaş başladıktan sonra Türkiye İstanbul ve Antalya'da bir çözüme yakındı fakat birkaç dışarıdan gelen kişi problemler oluşturdu ama bir çözüm sağlanamadı. Aslında Rusya o zaman çözüme yakındı.

Sizce bu savaş ne kadar sürer?

Bence diplomatik yol bulmamız lazım. Hangi bölge Rusya'ya kalacak, hangi bölge Ukrayna'ya kalacak, ondan sonra ateşkes ortaya çıkabilecek. En önemlisi, hem Türkiye'de hem Rusya'da hem Avrupa'da hem de Amerika'da yeni güvenlik sistemi meselesi gündeme gelecek. 1991'de yeni bir güvenlik sistemi bulabildik. Başkan Gorbaçov ve Başkan Bush, Thatcher, Alman Başbakanı Helmut Kohl, Fransa Başkanı Mitterrand ve Turgut Özal'la. Fakat birkaç sene sonra her şey değişti ve yeni bir durum ortaya çıktı. Gürcistan, Kırım, Suriye'de durum.
 

xsdrfvgh
James Jeffrey ve Nevzat Çiçek, İstanbul Sultanahmet'te gerçekleşen röportajın ardından bir arada

Erdoğan ve Trump arasında yakın bir iş birliğinden söz ediyorsunuz; bunu görüyoruz. Fakat Türkiye kamuoyunun beklediği CAATSA yaptırımları ve F-35 meselesi başta olmak üzere atılması gereken adımların atılmadığını görüyoruz…

Bu yeni bir durum değil. Her zaman Amerikan Kongresi ve Türk kamuoyunda bu pürüzler vardı ve var ve liderler çözüm bulabilirler.

Mekke Anlaşması'na yaklaşımınız nasıl?

Bu iyi bir fikir ve bekliyoruz ki bu adım birkaç iyi şeyi ortaya çıkarsın. Amerika'nın hem Çin hem de İran ile çok işi var. Siz işimizden biraz anlıyorsunuz.

Bu ittifak genişleyebilir mi?

Ben iyimserim ve her şey mümkün.

İran'la ilgili öngörünüz nedir?

Amerikan seçimlerinden sonra bir sonuç çıkacak ya diplomatik çözüm ya da tekrar savaş.

Böyle bir savaş olursa yayılma ihtimali olur mu?

Hayır, ne o kadar kötümserim ne de o kadar iyimserim. Bu savaş Amerika ile İran arasındaki savaş devam edecek. İran, İsrail'in katılmasını istemiyor, ama Araplar bize destek veriyor fakat savaşta yer almak istemiyorlar.

Amerika Ortadoğu'dan çekildi mi?

Amerika bu bölgede kalacak. Bu demek değil ki Bahreyn'de, Irak'ta ya da Güney Suriye'de kalacağız. Bu bölgede kalacağız.


Çocuk felci benzeri hastalığa yol açabilen virüs Kaliforniya'da yayılıyor

100'den fazla çocuk felci dışı enterovirüs türünden biri olan enterovirüs D68 (EV-D68), Kaliforniya'nın kuzeyinde yayılıyor (AFP)
100'den fazla çocuk felci dışı enterovirüs türünden biri olan enterovirüs D68 (EV-D68), Kaliforniya'nın kuzeyinde yayılıyor (AFP)
TT

Çocuk felci benzeri hastalığa yol açabilen virüs Kaliforniya'da yayılıyor

100'den fazla çocuk felci dışı enterovirüs türünden biri olan enterovirüs D68 (EV-D68), Kaliforniya'nın kuzeyinde yayılıyor (AFP)
100'den fazla çocuk felci dışı enterovirüs türünden biri olan enterovirüs D68 (EV-D68), Kaliforniya'nın kuzeyinde yayılıyor (AFP)

Çocuklarda nadiren çocuk felci benzeri bir hastalığa yol açabilen bir solunum yolu virüsü, Kaliforniya'da giderek yaygınlaşıyor.

SFGate'in, belediye atık sularındaki virüs kalıntılarını izleyen WastewaterSCAN'in verilerine dayanarak aktardığı üzere Palo Alto, Napa, San Francisco'nun güneydoğusu ve San Rafael dahil San Francisco Körfez Bölgesi'nde enterovirüs D68 yoğunluğu yüksek seviyelerde ve artmaya devam ediyor.

100'den fazla çocuk felci dışı enterovirüsten biri olan EV-D68, genellikle yaz sonu ve sonbahar başında yayılıyor. Yaygın semptomları, öksürük, nefes darlığı ve hırıltılı nefes alma gibi soğuk algınlığı belirtilerine benziyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri'ne (CDC) göre, EV-D68'e yakalanan çocuklarda ateşin yanı sıra nefes almada zorluk ya da zatürre gibi daha ciddi semptomlar da görülebiliyor. CDC, virüse daha önce maruz kalarak bağışıklık geliştirmeyen bebeklerin, çocukların ve ergenlerin daha ciddi şekilde etkilenebileceğini belirtiyor.

Bazı nadir durumlarda EV-D68, akut flask miyelite (AFM) de yol açabiliyor. Sık görülmese de tehlikeli bir nörolojik hastalık olan AFM, esasen çocukları etkiliyor. AFM belirtileri, EV-D68 enfeksiyonundan birkaç hafta sonra ortaya çıkmaya başlıyor.

AFM belirtileri arasında kol veya bacaklarda güçsüzlük; kas tonusu ve refleks kaybı; boyun, sırt, kol veya bacaklarda ağrı; yutarken zorlanma veya konuşma bozukluğu; gözleri hareket ettirmede zorluk ve yüzde sarkma veya zayıflık yer alıyor.

Kaliforniya Üniversitesi San Francisco'dan bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dr. Monica Gandhi, SFGate'e yaptığı açıklamada, EV-D68 enfeksiyonu halinde ağır hastalık geçirme riski en yüksek grupların yaşlılar, küçük çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler olduğunu söyledi.

Gandhi, çoğu solunum yolu hastalığının sağlıklı bireylerde hafif seyretmesine rağmen, "belirli risk gruplarında ağır" geçebileceğini vurguladı.

EV-D68'nin aşısı yok ancak insanlar ellerini sık sık yıkayarak ve hasta kişilerle temastan kaçınarak kendilerini virüsten koruyabilir. Habere göre EV-D68 vakalarındaki artış sürerken, Körfez Bölgesi sakinlerine bu sonbaharda güncellenmiş grip ve Kovid-19 aşılarını olma çağrısı da yapılıyor.

Vakalardaki artış, San Francisco Halk Sağlığı Departmanı'nın 1 Ekim'de sezonun grip kaynaklı ilk ölümünü duyurmasının ardından meydana geldi.

San Francisco Sağlık Sorumlusu Dr. Susan Philip, duyuruda, "Bu üzücü haber, grip ve Kovid gibi solunum yolu virüslerinin, özellikle hastalanma riski yüksek kişiler açısından çok ciddiye alınması gerektiğini bize hatırlatıyor" demişti.

Sonbahar etkinlikleri yaklaşırken, halkın sağlıklı kalarak yapmak istedikleri tüm eğlenceli ve keyifli şeyleri yapabilmesini istiyoruz. Aşılar bunu sağlıyor.

Independent Türkçe