Diplomatik kanallar, Washington ile Tahran arasında yeni bir yolun önünü açıyor

Doğrudan görüşme yok… Trump yönetimi, İslamabad Mutabakatı’na geri dönmeyi reddediyor ve nükleer meseleyi de kapsayan bir anlaşma istiyor

 Ortadoğu’daki operasyonları sırasında USS Boxer amfibi saldırı gemisinde 2 bin 600’den fazla denizci ve ABD Deniz Piyadesi personeli görev yaptı. (CENTCOM)
Ortadoğu’daki operasyonları sırasında USS Boxer amfibi saldırı gemisinde 2 bin 600’den fazla denizci ve ABD Deniz Piyadesi personeli görev yaptı. (CENTCOM)
TT

Diplomatik kanallar, Washington ile Tahran arasında yeni bir yolun önünü açıyor

 Ortadoğu’daki operasyonları sırasında USS Boxer amfibi saldırı gemisinde 2 bin 600’den fazla denizci ve ABD Deniz Piyadesi personeli görev yaptı. (CENTCOM)
Ortadoğu’daki operasyonları sırasında USS Boxer amfibi saldırı gemisinde 2 bin 600’den fazla denizci ve ABD Deniz Piyadesi personeli görev yaptı. (CENTCOM)

Arabulucular, görüşmelerin durma noktasına gelmesine rağmen taraflar arasındaki arka kapı diplomasisini açık tutarak ABD ile İran’ın müzakerelere yeniden dönmesini sağlayacak yeni bir çerçeve üzerinde çalışıyor. Washington yönetimi ise Hürmüz Boğazı’nın tamamen trafiğe açılmasını ve nükleer programın gelecekteki olası bir anlaşmaya dahil edilmesini şart koşuyor.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre, Başkan Donald Trump yönetimi haftalar süren diplomatik girişimlerin ardından arabuluculara, haziran ayındaki mutabakat zaptına dönmeye artık yanaşmadığını bildirdi. ABD tarafı bunun yerine Hürmüz Boğazı ile nükleer dosyayı tek bir pakette birleştiren daha kapsamlı ve yeni bir anlaşma için bastırıyor.

Gazeteye konuşan ve temaslar hakkında bilgi sahibi olan üst düzey bir diplomat, Washington’ın Tahran kabul etmeye hazır olduğu takdirde bir anlaşma istediğini ancak ‘acele etmediğini’ belirtti. Diplomat, ABD tarafının nükleer dosyayı da sürece dahil etmek istemesi nedeniyle gelecekteki her türlü uzlaşmanın ‘yeni bir anlaşma’ olması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu temaslar, Pakistan’ın iki ülke arasındaki arabuluculuk çabalarını sürdürdüğü bir döneme denk geliyor. Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi, İslamabad’ın savaşı sona erdirmek amacıyla ABD ve İran ile temas halinde olduğunu belirterek, her iki ülkenin de ‘müzakere masasına geri döneceğine’ inandığını ifade etti.

Andrabi ayrıca, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in geçen ay Tahran’a gerçekleştirdiği ziyaretin, Hürmüz Boğazı ile ilgili yürütülen temaslara ‘önemli bir ivme’ kazandırdığını kaydetti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 24 Ağustos’ta Tahran’da müzakerelerin arabulucusu olan Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’i kabul etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 24 Ağustos’ta Tahran’da müzakerelerin arabulucusu olan Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’i kabul etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)

Diplomat, ABD’nin tutumunu “Nükleer program ve Hürmüz Boğazı konusunda tek bir nihai anlaşmaya varacağız” sözleriyle özetledi.

Arabulucular haftalardır tarafları, nisan ayında başlayan ateşkesi 60 gün uzatması öngörülen haziran ayındaki mutabakat zaptına döndürmeyi umuyordu. Bu mutabakat, nükleer programı kapsayan nihai bir çözüme yönelik müzakerelerle eş zamanlı olarak Hürmüz Boğazı’nın kademeli şekilde yeniden açılmasını hedefliyordu.

Ancak söz konusu uzlaşı kısa sürede çöktü ve bunu yeniden canlandırma çabalarının sonuçsuz kalması üzerine Trump yönetimi arabuluculara, bu anlaşmaya geri dönmeyeceğini bildirdi.

Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda anlaşmazlık

Paralel bir kulvarda ise İran ve Umman geçen hafta, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer trafiğinin yönetilmesine ilişkin geçici bir düzenlemeye varmaya yaklaştıklarını açıkladı. Diplomatlar, bu adımın haziran ayındaki mutabakata geri dönülmesine zemin hazırlamasını umuyordu.

Washington başlangıçta İran ile Umman arasında haftalardır süren görüşmeleri desteklemiş, ancak yönetim yetkilileri daha sonra arabuluculara Tahran ve Maskat’ın varacağı düzenlemelerden bağımsız olarak ABD’nin Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılmasını istediğini iletmişti.

İran’ın Bender Abbas kenti açıklarında, Hürmüz Boğazı’nda demirlemiş ticari gemiler, 4 Eylül 2026 (AP)
İran’ın Bender Abbas kenti açıklarında, Hürmüz Boğazı’nda demirlemiş ticari gemiler, 4 Eylül 2026 (AP)

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir kaynak Financial Times’a yaptığı açıklamada, ABD’ye İran ve Umman’ın ilerleme kaydettiğinin bildirilmesinin ardından Washington’ın ‘şartlarını değiştirdiğini’ söyledi.

Tahran da Umman ile yürütülen görüşmeler sırasında, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü pekiştirme çabaları kapsamında tutumunu revize etti.

Görüşmelere yakın kaynaklara göre İran, ABD ablukayı kaldırmadığı, ham petrol satışına izin veren petrol muafiyetini yeniden yürürlüğe koymadığı ve yurt dışındaki dondurulmuş varlıklarının bir kısmına erişimine izin vermediği sürece Boğaz’ı yeniden açmayacağı konusunda ısrar ediyor. Bu maddeler, çökmeden önce haziran ayındaki mutabakat zaptında da yer alıyordu.

Vance, çatışmayı ‘savaş’ olarak nitelendirmeyi reddediyor

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance dün Washington’da yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasında devam eden çatışmayı tanımlamak için ‘savaş’ kelimesini kullanmayı reddetti ve altı aydır süren anlaşmazlığın kasım ayındaki ara seçimlerden önce sona erip ermeyeceği konusunda tahminde bulunmaktan kaçındı.

Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında, çatışmanın 3 Kasım’da yapılması planlanan Kongre seçimlerinden önce bitip bitmeyeceğine ilişkin bir soruya yanıt veren Vance, “Buna savaş demem. Şu an itibarıyla devam eden silahlı bir çatışma bulunmuyor” dedi.

Vance’in bu açıklamaları, İran’ın hafta başında kendisini hedef alan ABD hava saldırılarına yanıt olarak ABD’nin Körfez’deki müttefiki Kuveyt’i hedef aldığı bir döneme denk geldi.

ABD’li yetkili, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemileri hedef almaya devam etmesi sebebiyle Washington’ın son saldırıları gerçekleştirme konusunda ‘sorumluluk’ taşıdığını ifade etti.

Çatışmanın ne zaman sona ereceğine ilişkin bir tarih vermekten kaçınan Vance, ‘yapay zaman çizelgeleri’ belirlemek istemediğini söyledi. Vance, “Ancak 'Bu ne zaman bitecek?' diye sorduğunuzda bana 'İranlılar gemilere ateş açmayı ne zaman durduracak?' gibi bir soru sormuş oluyorsunuz. Sanırım gerçek şu ki bu sorunun cevabını bilmiyorum. Bunu İranlılara sormanız gerekir” ifadelerini kullandı.

Vance’in bu açıklamaları, kamuoyunda destek görmeyen çatışmalar, yükselen yakıt fiyatları ve enflasyonun gölgesinde, Trump ve Cumhuriyetçilerin Kongre’deki hassas çoğunluklarını kasım ara seçimlerinde korumaya çalıştığı bir dönemde geldi. Oysa Beyaz Saray, sürecin başında çatışmanın yalnızca birkaç hafta süreceğini öngörmüştü.

Yönetim ayrıca temmuz ayında, ABD ile İran arasındaki kısa süreli ateşkesin çökmesinin ardından patlak veren çatışmalarda hayatını kaybeden 4 asker ile onlarca yaralının statüsünü değiştirdiği için eleştirilerin hedefi olmuştu.

Savunma Bakanlığı yetkililerinin ölü ve yaralı sayıları için defalarca nihai kaynak olarak gösterdiği Savunma Bakanlığı Kayıp Analiz Sistemi’nde, daha önce savaş zayiatı toplamlarına dahil edilen bu kayıplar, ‘Dış Operasyonlar’ adıyla açılan yeni bir kategori altında sınıflandırılmıştı.

Washington, petrol akışlarına güveniyor

Trump yönetimi, fiyatlar yüksek seyretmeye devam etse de Körfez’den daha fazla miktarda petrolün çıkış yaptığını savunuyor. Brent petrolün varil fiyatı, çatışmaların başlamasından önceki gün yaklaşık 72 dolar seviyesindeyken, dün 95 doların üzerinde dalgalandı.

Trump ve kurmayları, savaştan önce küresel ticaretin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın ABD Donanması’nın kontrolünde olduğunu vurgulamaya çalışırken, Körfez petrol akışının çatışma öncesi seviyelere yaklaştığını iddia ediyor.

Vance, ABD’nin çarşamba günü Boğaz’dan geçen yaklaşık 15 milyon varil petrole eşlik ettiğini duyurdu.

Enerji Bakanı Chris Wright da CNBC’ye yaptığı açıklamada, savaştan önce günde yaklaşık 20 milyon varil Körfez petrolünün geçtiği boğazdan, pazartesi günü ABD Donanması’nın yardımıyla 17 milyon varilin taşındığını söyledi.

Ancak bağımsız seyrüsefer takip şirketlerinin verileri, gemi sayısının çatışma öncesi seviyelerin hâlâ oldukça altında olduğunu gösteriyor.

İranlı bir kadın ve çocuğu, Tahran’da bir sokaktaki duvar resminin önünden geçiyor, 2 Eylül 2026 (AFP)
İranlı bir kadın ve çocuğu, Tahran’da bir sokaktaki duvar resminin önünden geçiyor, 2 Eylül 2026 (AFP)

Lloyd’s List Intelligence, savaştan önce günde 130 veya daha fazla geçiş gerçekleşmesine karşın, geçen hafta 102, bir önceki hafta ise 126 gemi geçişi kaydetti.

TankerTrackers verilerine göre, son 28 gün içinde Boğaz’dan çıkan petrolün günlük ortalaması yaklaşık beş milyon varil olarak gerçekleşirken, yakın tarihli diğer tahminler günlük iki ila altı milyon varil arasında değişti.

Trump, savaş boyunca dalgalı seyreden piyasaları sakinleştirmeye çalıştı; küresel piyasaların gergin olduğu anlarda defalarca müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini duyurdu veya son anda askeri tehditlerinden geri adım attı.

Defense Priorities Ortadoğu Direktörü Rosemary Kelanic, yönetimin ‘petrol piyasalarına sözlü baskı uygulamaya devam ettiğini’ belirterek, yetkililerin fiyatların aşırı yükselmesini önlemeye ve daha büyük bir artış yaşanmadan önceki süreyi uzatmaya çalıştığını ifade etti.

Ekonomik baskı ve güç kullanımı tehdidi

Tahran’ın ABD’nin askerî harekâtı karşısında geri adım atmayı reddetmesi üzerine Trump, ekonomik baskıyı artırma stratejisini gerektiğinde gücün dozunu yükseltme tehdidiyle birleştirdi.

Trump, ABD-İsrail ortak harekatının İran Deniz ve Hava Kuvvetleri’ne ağır kayıplar verdirdiğini defalarca vurguladı. İranlı yetkililer de ülkenin 270 milyar dolarlık doğrudan ve dolaylı zarara uğradığını bildirdi.

Savaşın ilk haftalarında düzenlenen İsrail saldırıları, İran Dini Lideri Ali Hamaney dahil olmak üzere rejim kademesindeki üst düzey komuta zincirinin büyük bölümünü etkisiz hale getirmişti.

Diğer yandan İran, ABD’nin Körfez’deki müttefiklerine yönelik saldırılarıyla baskı uygulamayı sürdürürken, ABD yönetimi ise içinden geçen petrol miktarını artırarak bu su yolunun İran elinde bir koz olma değerini düşürdüğünü kanıtlamaya çalıştı.

 ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 1 Eylül 2026 tarihinde Kuzey Carolina eyaletinin Asheville kentinde düzenlenen G20 Mali Toplantıları sırasında (Getty/AFP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 1 Eylül 2026 tarihinde Kuzey Carolina eyaletinin Asheville kentinde düzenlenen G20 Mali Toplantıları sırasında (Getty/AFP)

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Fox News’e verdiği demeçte, bölgede geçit yolunu baypas eden yeni kara boru hatlarının inşa edilmesiyle Hürmüz Boğazı’nın iki yıl içinde ‘değersiz bir su sahasına’ dönüşeceğini belirtti.

Trump ise dün sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Baniyas Limanı’nı Körfez ihracatçılarını uluslararası pazarlara bağlayan batı yönlü bir güzergaha dönüştürme çabalarına ilişkin bir rapora dikkat çekti.

Seçim öncesi hesaplamalar

ABD yönetimi, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) da dahil olmak üzere İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırma konusunda ilerleme kaydettiğini savunuyor; ancak Hürmüz Boğazı’nın kontrolü, olası bir uzlaşmanın temel anlaşmazlık noktalarından biri olmayı sürdürüyor.

Trump’ın ilk başkanlık döneminde İran politikalarından sorumlu kıdemli danışman olarak görev yapan Richard Goldberg, “Başkan’ın, ellerinden alınan Boğaz kontrolünün en ufak bir parçasını dahi DMO’ya geri verecek bir anlaşmayı onaylayacağına inanmakta güçlük çekiyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı Kıdemli Uzmanı Aaron David Miller ise ekonomisi ağır baskı altında olmasına rağmen İran’ın ‘Trump’ı bu zor durumdan kurtarmaya’ niyetli görünmediğini ifade etti.

Miller, Trump’ın ara seçimler öncesinde İran’ı yoğun bombardımana tutmaktan kaçınan, aynı zamanda Hürmüz Boğazı konusunda da Tahran’a taviz vermeyen bir yaklaşımı benimsediğini belirtti.

Miller değerlendirmesini, “Beyaz Saray geniş çaplı bir savaş istemiyor, büyük tavizler veriyor gibi görünmek de istemiyor. İzlediği strateji ise bu iki durumdan da kaçınmasını sağlıyor” sözleriyle tamamladı.



Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
TT

Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'la verimli görüşmeler yürüttüğünü ve kasım ayında yapılması planlanan ABD Kongresi ara seçimlerinden önce İran'a saldırı düzenlemeyeceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “İran İslam Cumhuriyeti ile verimli görüşmeler yürütüyoruz” ifadesini kullandı. Trump ayrıca ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının sürdüğünü ve petrol akışının Hürmüz Boğazı üzerinden devam ettiğini belirtti.

Trump, “ABD'de 3 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerinden önce İran'a saldırmayacağız” dedi.

Trump, bu hafta Cumhuriyetçiler için yürüttüğü seçim kampanyası sırasında, seçimlerden önceki veya sonraki günlerde çatışmanın nihai bir çözüme kavuşturulabileceğine inandığının sinyalini verdi. Şarku’l Avsat’ın Associated Press'ten aktardığı habere göre Trump, aynı zamanda İran'a yönelik geniş çaplı askeri operasyonların yeniden başlatılması seçeneğine de hâlâ açık olduğunu belirtti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın Tahran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini “esaslı ölçüde” azaltmasını ve bu yönde somut adımlar atmasını gerektirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki “tam kontrolünü kaybettiğini” belirterek, hayati öneme sahip bu su yolundan geçen petrol akışının savaş öncesi seviyelere yaklaştığını ifade etti.

Rubio ayrıca İran ekonomisinin “tam ve kapsamlı bir serbest düşüş” yaşadığını söyledi.

Bu gelişmeler, Washington ile Tahran arasındaki diyaloğu ilerletmek ve gerilimi düşürmek amacıyla bölgesel girişimlerin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. İran ise ABD ve İsrail'e yönelik söylemini sertleştirerek yeni bir saldırıya karşılık vereceği uyarısında bulunurken, nükleer programı konusunda müzakerelere hazır olduğunu belirtiyor. Tahran ayrıca haklarından “hiçbir koşulda” taviz vermeyeceğini vurguluyor.


Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
TT

Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)

Kosta Rika'nın eski Devlet Başkanı Yardımcısı Rebeca Grynspan, diplomasi kaynaklarından edinilen bilgiye göre dün yapılan gayriresmî oylamada, dördüncü kez birinci sırayı alarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği yarışında en güçlü aday olarak öne çıktı.

31 Aralık 2026'da beş yıllık ikinci görev süresi dolacak olan Antonio Guterres'in halefi olmak için dört kadın ve üç erkek aday yarışıyor.

Ancak oylama süreci belirsizliğini koruyor; nitekim 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) beş daimî üyesinden birinin veto hakkını kullanması, herhangi bir olası adaylığı engellemeye yetiyor.

Güvenlik Konseyi dün gerçekleştirdiği gayriresmî eğilim oylamasında her bir adayı "destek", "destek vermeme" veya "görüş yok" şeklinde değerlendirdi.

Diplomatik kaynağa göre Grynspan, dokuz "teşvik" oyu alarak zirvedeki yerini korudu. Bu sonuçla Grynspan, temmuz ayından bu yana düzenlenen beş oylama turunun dördünde ilk sırada yer almış oldu.

Bununla birlikte Kosta Rikalı diplomatın performansı, 29 Eylül'de yapılan ve 10 "destek", iki "görüş yok" ile üç "destek vermeme" oyu aldığı bir önceki oylamaya kıyasla hafif bir düşüş gösterdi.

BM'ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Arjantinli Başkanı Rafael Grossi bu eğilim oylamasında ikinci sırada yer alırken, Guyana'nın eski Dışişleri Bakanı Carolyn Rodrigues-Birkett ise üçüncü oldu.

Bir adayın 15 üyeli Güvenlik Konseyi'nde en az dokuz üyenin desteğini almasının yanı sıra, mevcut uluslararası konjonktürde derin ayrışmalar yaşayan beş büyük gücün (daimî üyeler) vetosundan kurtulması gerekiyor.

Bu engelin aşılması halinde adayın ismi, onaylanmak üzere tüm BM üyesi ülkelerin yer aldığı Genel Kurul'a sevk ediliyor.


Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
TT

Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 

Fransa’da lise öğrencilerini temsil eden dernekler, dün Başbakan Sébastien Lecornu ile görüşme talebinde bulundu. Hükümet, bugün düzenlenmesi planlanan yeni gösteriler öncesinde öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla girişimlerini yoğunlaştırıyor.

Eylül ayında Paris banliyölerinde başlayan öğrenci hareketine katılan lise öğrencileri; okul binalarının kötü durumunu, sınıflardaki aşırı kalabalığı ve özellikle dezavantajlı bölgelerde hastalanan ya da izinli öğretmenlerin yerine öğretmen bulunmamasını protesto ediyor.

“Lise Öğrencileri Sendikal Birliği” Başkanı Riyad Rani gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rakamlarla desteklenmiş önerilerimiz var. Bu nedenle gelecek haftadan itibaren başbakanla görüşme talep ediyoruz” dedi.

Başbakan Lecornu ise krizi yatıştırmak amacıyla hükümetin “ilk kararlarının ekim ayının sonunda açıklanacağını” duyurdu.

vf
Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, liselerdeki durum hakkında konuşuyor. (AP)

Lecornu, “Gençlerin öfkesi durup dururken ortaya çıkmadı. Dile getirdikleri endişeler dikkate alınmalı” dedi.

Lecornu daha önce, çarşamba gününden itibaren okullarda yarım gün süren ve ders yapılmayan zaman dilimleri oluşturulacağını açıklamıştı. Bu uygulamayla öğrenci ve çalışanların her eğitim kurumunda karşılaştıkları sorunları dile getirebilmeleri için “kurum içi demokratik bir alan” oluşturulması amaçlanıyor.

18 soruşturma

Ancak bu girişim, Clara gibi çok sayıda öğrencinin tepkisini çekti. Takma isim kullanan Clara, hükümetin “öğrencileri ciddiye almadığını” söyledi.

Ülkedeki en büyük okul yöneticileri sendikası da söz konusu karara karşı çıkarak, öğrencilerin de katılımıyla Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşme talebinde bulundu.

Öğrenci birlikleri, bugün Paris ve diğer kentlerde yeni yürüyüşler düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Fransa’nın güneybatısındaki Anglet kentinde, hükümet karşıtı lise öğrencilerinin protestosu sırasında bir okulun önünde yanan çöp konteynerini iten Fransız polisleri. (DPA)

Öğrenci gösterilerinin yoğunluğu dün azaldı. Hükümetin gerilimi düşürme çabalarını artırdığı sırada çok sayıda okulda eğitim yeniden başladı.

Lecornu, dün akşam yaptığı konuşmada, “Güvenlik güçlerine öğrencilerle çatışmaları yönünde talimat verilmediğini” söyledi.

gb
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde protestocularla karşı karşıya gelen Fransız jandarma güçleri. (AFP)

İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise daha önce ses bombalarının kullanımının askıya alındığını açıklamıştı. Bu karar, ses bombasının isabet etmesi sonucu 15 yaşındaki bir göstericinin elinin koptuğuna ilişkin haberlerin ardından alındı.

Nunez, Ulusal Meclis’te kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin yaklaşımını savunurken, tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Lecornu’nun dün akşam verdiği bilgilere göre, hareketin 28 Eylül’de başlamasından bu yana 215 öğrenci, 89 öğretmen, 761 polis ve jandarma yaralandı; 6 bin 629 kişi gözaltına alındı. Bu olaylarla ilgili 18 soruşturma açıldı.

Kara hafta

BFMTV adına yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Fransızların yüzde 55’i öğrenci hareketini destekliyor.

Bugün saat 13.00’te Paris’teki Bastille Meydanı’nda büyük bir gösteri düzenlenmesi bekleniyor. Fransa başkentinin banliyölerinde de başka gösteriler yapılacak.

Lisenin son sınıfında okuyan ve “Pierre” takma adını kullanan bir öğrenci, “Kara hafta... cumartesiye kadar” dedi.

gbh
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde Fransız çevik kuvvet polisiyle çatışan protestocular. (AFP)

Eğitim Bakanlığı verilerine göre dün, 459 eğitim kurumunda dersler tamamen veya kısmen durduruldu. Bu sayı salı günü 891’di. “Olaylar” ise dün 232 kurumla sınırlı kaldı; salı günü bu sayı 496 olmuştu.

Öğrencilerin talepleri arasında eğitim yönlendirme platformu Parcoursup’un kaldırılması da bulunuyor. Ancak Yükseköğretim Bakanı Philippe Baptiste bu talebi reddediyor.

Bu arada hükümetin karşı karşıya olduğu sorunlar yükseköğretim sektörüne de yayıldı. Bakanlığın verilerine göre salı günü yükseköğretim kurumlarının yüzde 40’ında çeşitli aksaklıklar yaşandı.

Baptiste, dün öğleden sonra sendika temsilcileriyle bir araya geldi. Ancak sendika temsilcileri, 2027 yılı eğitim bütçesinin yetersiz olduğu gerekçesiyle ve öğrenci protestolarıyla dayanışma amacıyla toplantıyı terk etti.

“Öğrenci Birliği” sözcüsü Sabrine Kharbach, toplantının ardından, “Bir saat boyunca havanda su dövüldü” ifadelerini kullandı.