Washington ile Tahran arasındaki çatışma, karşılıklı saldırıların yeniden başlamasıyla yeni bir döneme girerken askeri cephedeki tırmanışa ekonomik baskının derinleşmesi eşlik ediyor. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın yeni saldırılara “daha hızlı, daha sert ve daha acı verici bir karşılık” verileceği yönündeki açıklaması, Tahran'ın çatışmanın maliyetini yalnızca askeri hedeflerle sınırlı tutmayabileceğine ilişkin mesajlarının son örneğini oluşturuyor.
İran'ın karşı karşıya olduğu baskı ise savaş alanının çok ötesine uzanıyor. ABD'nin yaptırımları ve İran'ın petrol ihracatına yönelik baskısı, Tahran'ın savaş koşullarında ihtiyaç duyduğu döviz gelirlerini ve ekonomik manevra alanını daraltırken ülke içinde finansal istikrar üzerindeki baskıyı artırıyor.
Kalibaf, döviz kurundaki sert dalgalanmalar, yüksek enflasyon ve işsizliğin yanı sıra piyasaların yönetilmesini de ülkenin başlıca sorunları arasında sıraladı. İran Ekonomi Bakanlığı ise savaşın yol açtığı ekonomik sorunlarla mücadele amacıyla çalışmaların yoğunlaştırıldığını açıkladı.
Böylece Washington ile Tahran arasındaki çatışma, askeri baskı ile ekonomik kuşatmanın birbirini beslediği çift cepheli bir mücadeleye dönüşüyor. ABD'nin petrol gelirlerini hedef alan baskısı Tahran'ın ekonomik dayanıklılığını sınarken İran'ın misilleme tehdidi, Washington'ın bölgedeki askeri ve ekonomik çıkarlarını daha geniş bir çatışmanın parçası haline getirme riskini artırıyor.
Gelişmeler, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının üzerinden altı ay geçmesinin ardından yaşanıyor. Ancak geçen süre çatışmayı sona erdirmek yerine savaşın daha karmaşık ve maliyetli bir dengeye oturduğunu gösteriyor. Diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalması ve ateşkes konusunda varılan ön anlaşmanın çökmesi, iki tarafın askeri baskıyı müzakere masasında avantaj elde etmenin temel aracı olarak görmeye devam ettiğine işaret ediyor.
Bu tablo, savaşın kısa vadede kesin bir sonuca ulaşmasından çok uzayan bir yıpratma savaşına dönüşme ihtimalini güçlendiriyor. Washington ekonomik baskıyı Tahran'ın savaş kapasitesini ve siyasi manevra alanını daraltmak için kullanırken İran da askeri misilleme tehdidini ABD'ye çatışmanın maliyetlerini yükseltme aracı olarak kullanıyor.
Dolayısıyla önümüzdeki dönemde çatışmanın seyri yalnızca cephedeki saldırıların yoğunluğuyla değil, İran ekonomisinin artan yaptırım baskısına ne ölçüde dayanabileceği ve Tahran'ın ekonomik sıkışmışlığını ne kadar süre askeri caydırıcılıkla dengeleyebileceğiyle de belirlenecek.

