Tahran: Müzakerelerin yeniden başlaması için top Washington’un sahasında

İranlı bir kadın ve bir çocuk, 2 Eylül 2026’da Tahran’daki caddelerden birinde duvar resminin önünden geçiyor (AFP)
İranlı bir kadın ve bir çocuk, 2 Eylül 2026’da Tahran’daki caddelerden birinde duvar resminin önünden geçiyor (AFP)
TT

Tahran: Müzakerelerin yeniden başlaması için top Washington’un sahasında

İranlı bir kadın ve bir çocuk, 2 Eylül 2026’da Tahran’daki caddelerden birinde duvar resminin önünden geçiyor (AFP)
İranlı bir kadın ve bir çocuk, 2 Eylül 2026’da Tahran’daki caddelerden birinde duvar resminin önünden geçiyor (AFP)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün (pazartesi) yaptığı açıklamada müzakerelerin yeniden başlatılması ve gerilimin düşürülmesi konusunda “top Washington’ın sahasında” olduğunu söyledi. Bekayi ABD’yi İran’a karşı savaşı başlatmakla ve Tahran’la imzaladığı mutabakatı üzerinden 22 veya 23 gün geçtikten sonra ihlal etmekle suçladı.

Bekayi 28 Şubat’tan bu yana devam eden çatışmayı İran’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik “açık bir askeri saldırı” olarak nitelendirdi. Çatışmanın boyutunu küçümseyen veya bunu savaş olarak tanımlamaktan kaçınan ABD açıklamalarını reddetti.

ABD’nin askeri çatışmayı başlattığını ve daha sonra deniz ablukası ile “ekonomik savaş” da dahil olmak üzere farklı biçimlerde sürdürdüğünü söyleyen Bekayi mevcut durumun değiştirilmesinden Washington’ın sorumlu olduğunu belirtti.

Bekayi ABD’nin bölgedeki güvenlik krizini ve Hürmüz Boğazı meselesini çözmek istemesi halinde “tüm saldırgan ve müdahaleci uygulamalara, ekonomik yaptırımlara ve deniz ablukasına” son vermesi gerektiğini söyledi.

Bekayi müzakerenin “kendi başına ne kötü ne de iyi” olduğunu belirterek Tahran’ın bunu çıkarlarına ve ulusal güvenliğine hizmet ettiği zaman kullandığı bir araç olarak gördüğünü ifade etti.

İran diplomasisinin “rejimin diğer unsurlarıyla uyum içinde” ve “silahlı kuvvetleri destekleyecek şekilde” hareket ettiğini belirten Bekayi Dışişleri Bakanlığının ulusal güvenlik kurumları tarafından alınan kararlara bağlı kalacağını söyledi.

Tanker savaşı

Bekayi özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde son dönemde yaşanan deniz gerilimini tanımlamak için kullanılan “tanker savaşı” ifadesini reddetti. ABD’nin savaşın başlamasından bu yana gemileri hedef almaya başladığını savunan Bekayi son dönemde İran tankerlerinin vurulmasının ise İran’ın ABD’ye ait askeri unsurlara yönelik operasyonlarının ardından gerçekleştiğini söyledi.

Son gelişmelerin İran’ın ABD savaş gemilerine karşı savunma tedbirleri açısından “belirleyici bir dönüşüm” oluşturduğunu belirten Bekayi Washington’ın bu gelişmeleri İran’a ait ticari gemileri hedef almak için bahane olarak kullandığını ifade etti.

İran’ın iki ABD savaş gemisine füze fırlattığı ve ardından Washington’ın üç İran tankerini hedef aldığı yönündeki ABD anlatımına ilişkin Bekayi “ABD’nin anlatısı kesinlikle doğru değil” dedi.

Bununla birlikte İran’ın ABD’ye ait üs ve askeri gemilere “savunma amaçlı saldırılar” düzenlediğini kabul eden Bekayi bu saldırıların Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesinde güvence altına alınan meşru müdafaa hakkı kapsamında olduğunu söyledi.

Ticari gemilerin hedef alınmasını “uluslararası hukuka aykırı” ve “terör eylemi” olarak nitelendiren Bekayi ABD Savunma Bakanının bu operasyonlarla övünmesinin “ticari gemilere karşı savaş suçu işlendiğinin itirafı” anlamına geldiğini söyledi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) cumartesi günü İran Devrim Muhafızları’nın bir ABD uçak gemisi ile bir destroyere doğru balistik füzeler fırlatmasının ardından üç İran tankerinin hedef alındığını açıklamıştı.

CENTCOM iki savaş gemisinin saldırılardan herhangi bir ABD askerinin yaralanmadığı şekilde kaçındığını ve ABD güçlerinin “Downey” ve “Stark 1” tankerlerini kalıcı olarak devre dışı bıraktığını, “Kailo” tankerini ise Umman Körfezi’nde imha ettiğini bildirmişti.

Devrim Muhafızları daha sonra Hürmüz Boğazı’nda “izin verilmeyen bir güzergâh” kullandığını söylediği üç tankerin yanı sıra başka bölgelerde ABD ile bağlantılı üç geminin hedef alındığını duyurmuştu.

Son saldırılar

Bekayi Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksamasından İran’ın sorumlu tutulmasını reddetti. Boğazın İran’a yönelik ABD-İsrail saldırılarının başlamasının ve Basra Körfezi’nin güney kıyısındaki ülkelerin topraklarının kullanılmasının ardından güvensiz hale geldiğini söyledi.

İran’ın boğazdaki güvenlik sorununun kaynağı olarak gösterilmesini “açık bir yalan” olarak nitelendiren Bekayi “Mevcut durum devam ettiği sürece Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin yeniden sağlanmasından söz etmek temelden mümkün değil” dedi.

Bekayi geçen hafta yaşanan gelişmeler arasında kıyı kenti Sirek’e yönelik ABD saldırısını en önemli gelişme olarak değerlendirdi. ABD’nin deniz ablukası ve “İran’ın ticari gemilerine yönelik saldırılar” yoluyla çatışmayı sürdürdüğünü söyleyen Bekayi bunun devam etmesinin İran’a kendisini savunmak için tedbirler alma imkânı verdiği uyarısında bulundu.

cvdfukınjh
ran hükümetinin medya kuruluşu tarafından yayımlanan fotoğrafta Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi basın toplantısı sırasında görülüyor.

ABD’nin ekonomik tedbirlerini askeri çatışmanın devamı olarak nitelendiren Bekayi mevcut “ekonomik savaşın” yalnızca İran’ı değil “uluslararası toplumu” ve egemenlik ile ticaret özgürlüğü ilkelerini de hedef aldığını söyledi.

Bekayi Tahran ile Washington arasında imzalanan mutabakatı savunarak anlaşmanın müzakereleri çevreleyen koşullar dikkate alınarak hazırlandığını ve “İran’ın ulusal çıkarlarını güvence altına aldığını” söyledi.

ABD’nin mutabakatı imzalanmasından 22 veya 23 gün sonra ihlal ettiğini belirten Bekayi “bazı ABD’li yetkililerin anlaşmaya en başından beri ikna olmadığını” söyledi.

“Anlaşmayı ilk bozan taraf hiçbir zaman biz olmadık” diyen Bekayi Washington’ın mutabakatı ihlal etmesinin Tahran’ı yürüttüğü diplomatik sürecin sonuçlarını sorgulamaya itmemesi gerektiğini ifade etti.

Mutabakatın ilk maddesinin İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının durdurulmasını içerdiğini belirten Bekayi Tahran açısından anlaşmaların isimleri veya formüllerinin değil İran’ın çıkarlarının güvence altına alınmasının temel mesele olduğunu vurguladı.

Umman ile Hürmüz mutabakatı

Bekayi İran ve Umman’ın kıyıdaş iki ülke olarak Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiği için güvenli güzergâhların belirlenmesine yönelik “ciddi ve ileri düzeyde” müzakereler yürüttüğünü söyledi.

Müzakerelerin “son aşamaya” ulaştığını belirten Bekayi önümüzdeki günlerde deniz trafiği için “geçici ve güvenli bir güzergâh” oluşturulmasına yönelik İran-Umman mutabakatının Uluslararası Denizcilik Örgütü nezdinde kayda geçirilmesini beklediklerini ifade etti.

Önceki aşamalarda müzakerelerin tıkanmasına “üçüncü tarafların” müdahalesinin yol açtığını söyleyen Bekayi sürecin yeni müdahalelere maruz kalmamasını umduğunu belirtti.

Bekayi gerilimin düşürülmesine yönelik bölgesel temaslar kapsamında Katarlı bir heyetin pazar günü Tahran’ı ziyaret ettiğini doğruladı. Heyetin Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile “iyi görüşmeler” gerçekleştirdiğini söyleyen Bekayi Katar’ın girişimlerinin son haftalarda Umman ve Pakistan tarafından yürütülen benzer çabaların devamı olduğunu belirtti.

İran ile bölge ülkeleri arasındaki temasların sürdüğünü söyleyen Bekayi Tahran’ın çıkarlarını korumak amacıyla diplomasiyi kullanmaya devam edeceğini ifade etti.

Bekayi İran Genelkurmay Başkanlığından teknik bir heyetin son günlerde üç İranlı pilotun durumunu takip etmek üzere Katar’ı ziyaret ettiğini ve pilotlarla ilgili teknik görüşmelerin sürdüğünü söyledi.

Söz konusu konunun Tahran’ın Katar tarafıyla “her ziyarette ve her temasta” gündeminde yer aldığını belirten Bekayi İran’ın bu konunun takibini bırakmayacağını vurguladı.

İran’ın Kuveyt’te gözaltında bulunan İran vatandaşlarının durumunu da takip etmeyi sürdürdüğünü belirten Bekayi İran Büyükelçiliğinin geçen hafta gerçekleştirilen konsolosluk ziyaretinin ardından konuyla ilgilenmeye devam ettiğini söyledi.

Avrupa’ya uyarı

Nükleer dosya konusunda ise Bekayi ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’yı UAEA Guvernörler Kurulu’nda İran dosyasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne yeniden taşınmasının önünü açabilecek bir karar tasarısını ilerletmemeleri konusunda uyardı.

Söz konusu dört ülkeyi “durumu tırmandırmaya” çalışmakla suçlayan Bekayi Tahran’ın böyle bir adım atılması halinde “gerekli tedbirleri” alacağını söyledi.

Bekayi UAEA’nın raporunu ve Genel Direktörü Rafael Grossi’yi eleştirerek Batılı tarafları ajansı İran’a siyasi baskı uygulamak için bir araç olarak kullanmakla suçladı.

İran’dan nükleer tesislerine erişim izni verilmesinin istenmesinin ABD ve İsrail’in bu tesislere yönelik saldırılarının İran’ın anlatımına göre mevcut duruma yol açtığı gerçeğini göz ardı ettiğini söyleyen Bekayi bu talebin mevcut koşulları dikkate almadığını belirtti.

Bekayi Avrupa’nın üç büyük ülkesinin daha önce İran’la gerilimi tırmandırma yolunu seçtiğini ve bunun sonucunda Washington tarafından “marjinalleştirildiklerini” savundu.

Avrupalı şirketlerin ABD’nin ikincil yaptırımlarına uymasının Avrupa yasalarıyla çeliştiğini belirten Bekayi Avrupa’ya kendi çıkarları ile “ABD’yi memnun etme” politikasını sürdürmek arasında seçim yapması çağrısında bulundu.

Çin ile ilişkiler

Tahran ile Pekin arasındaki ilişkilere dair soruları yanıtlayan Bekayi İran’ın Çin ile “çok iyi” ilişkilere sahip olduğunu söyledi. Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi sırasında iki ülke liderleri arasında uzun süreli bir görüşme yapılmamış olmasının siyasi bir anlam taşıdığını reddetti.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın zirve kapsamında Çinli mevkidaşıyla kısa bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Bekayi iki liderin bu görüşmede “önemli konular” hakkında fikir alışverişinde bulunduğunu söyledi.

İki ülke arasındaki temasların farklı düzeylerde sürdüğünü belirten Bekayi önümüzdeki BRICS toplantılarının Tahran ile Pekin arasında istişare için ilave fırsatlar sunacağını ifade etti.

Bekayi Güney Kore’yi Hürmüz Boğazı’yla bağlantılı herhangi bir ABD operasyonuna katılmaması konusunda uyardı. Bu uyarı Seul’ün muhtemel olarak çatışmaya muharip olmayan ve istihbarat alanında katkı sunabileceğine ilişkin haberlerin ardından geldi.

Güney Kore’nin ABD operasyonlarına herhangi bir şekilde katılmasının Tahran tarafından “açık bir askeri saldırıya ortaklık” olarak değerlendirileceğini belirten Bekayi bunun deniz yollarının daha güvenli hale gelmesine katkı sağlamayacağını söyledi.

İran’ın Seul Büyükelçiliğinin konuyla ilgili Güney Koreli yetkililerle temas kurduğunu belirten Bekayi daha geniş kapsamda diğer ülkeleri de bölgedeki ABD operasyonlarının “aracı” haline gelmemeleri konusunda uyardı.



Prens William, kardeşi Harry'ye kapıyı kapattı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Prens William, kardeşi Harry'ye kapıyı kapattı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Prens William'ın kardeşi Prens Harry'yle bir araya gelmeye hiç niyeti olmadığı bildirildi. Bu durum, araları açık kardeşlerin barışma ihtimalini suya düşürebilir.

Sussex Dükü, GQ'nun bu hafta yayımladığı röportajda, eşi Meghan Markle ve çocukları Lilibet ve Archie'yle birlikte Birleşik Krallık'a geri taşınmasında ailesiyle "daha yakın" olma arzusunun da etkili olduğunu ve aralarındaki anlaşmazlığa yol açan sorunları "çözmeyi" umduğunu belirtti.

Öte yandan veliahta yakın kaynaklar The Mirror'a, kraliyet görevlerine odaklanmış durumdaki Galler Prensi'nin kardeşiyle barışabileceği bir senaryoyu gelecekte mümkün görmediğini söyledi.

Prens William'a yakın bir kaynak gazeteye, Prens'in Sussex Dükü tarafından kendisi ve diğer aile üyeleri hakkında kamuoyu önünde söylenen "pek çok şey" nedeniyle hâlâ derin bir kırgınlık duyduğunu ifade etti.

The Mirror, GQ röportajının yayımlandığı dönemde Galler Prensi'nin kraliyet görevleriyle meşgul olduğunu ve bu görevlerin Harry'yle kopukluktan daha öncelikli olduğunu belirtti.

Britanya Kral ve Kraliçesi, Umman Sultanı'nı devlet ziyareti kapsamında ağırladı. Prens William ise babasıyla birlikte Aberfan faciasını 60. yıldönümünde anmak üzere Galler'e gitti.

cdfvg
Kral ve Kraliçe, Umman Sultanı'nı bir devlet ziyareti kapsamında ağırladı (Reuters)

İki kardeşin arası, Sussex Dükü'nün 2020'de kraliyet ailesindeki aktif görevlerinden ayrılarak eşiyle birlikte Kaliforniya'ya yerleşmesinden bu yana açık. Dük, Yedek (Spare) adlı anı kitabında, Meghan'ın davranışlarıyla ilgili bir tartışma sırasında William'ın kendisini iterek bir köpek mama kabının üzerine düşürdüğünü iddia etmişti.

Prens Harry, 2024'te kanser teşhisi konan Kral'la iletişimini sürdürüyor.

GQ'ya konuşan Harry, ailesiyle ilişkisini düzeltme umudunu dile getirerek, "Bazıları düzelmesini istemiyor. Ben ise düzelmesini istiyorum" dedi.

"Yara izleri sonsuza dek kalır" diyen Harry, buna rağmen herkesi geçmişi geride bırakmaya teşvik edeceğini ekledi.
 

xdcvfghyj
Prens Harry, GQ'ya konuştu (GQ)​​

Harry, "Eğer geçmişten gelen ve günlük hayatınızı hâlâ etkileyen bazı şeyler varsa, bunları geride bırakmak daha zordur" ifadelerini kullandı.

Harry, babası ve kardeşiyle ilişkilerinin "yasını" tutup tutmadığı sorulduğunda, "Evet, elbette. Aile ilişkileri açısından bakınca, bu yine pek çok kişinin çok yakından aşina olduğu bir durum" dedi.

Kardeşler arasında anlaşmazlıklar olabilir, çocuklarla ebeveynleri arasında ya da çocuklarla ebeveynlerinden biri arasındaki ilişki kopabilir. Kiminle konuşsam bu konu gündeme geliyor. Dolayısıyla bunun ne kadar yaygın ve anlaşılabilir bir durum olduğunu biliyorum.

Sussex çiftinin sözcüsü, eylülde gerçekleştirilen röportajın salı günü yayımlanmasının GQ dergisinin tercihi olduğunu belirtti. Sözcü, Harry'nin ifadelerinin "kesinlikle kardeşine veya ailesinin başka bir üyesine yönelik bir iğneleme amacı taşımadığını, yorumun genel bir bağlamda yapıldığını ve hiçbir şekilde ailesini hedef almadığını" ifade etti.

Independent Türkçe


Yahudi yerleşimcilerin saldırdığı ABD'li gazeteci: Beni Filistinli gençler kurtardı

Levine, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un kendisini arayıp olaydan ötürü özür dilediğini belirtiyor (Reuters)
Levine, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un kendisini arayıp olaydan ötürü özür dilediğini belirtiyor (Reuters)
TT

Yahudi yerleşimcilerin saldırdığı ABD'li gazeteci: Beni Filistinli gençler kurtardı

Levine, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un kendisini arayıp olaydan ötürü özür dilediğini belirtiyor (Reuters)
Levine, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un kendisini arayıp olaydan ötürü özür dilediğini belirtiyor (Reuters)

Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimcilerin saldırısına uğrayan Washington Post fotomuhabiri Heidi Levine, Filistinli gençlerin kendisini nasıl kurtardığını anlattı.

İşgal altındaki Batı Şeria'daki Ebu Falah köyünde Filistinlilerin zeytin hasadını takip eden Levine, 16 Ekim'de bölgeye baskın düzenleyen Yahudi yerleşimcilerin saldırısına uğramıştı.

Guardian'ın aktardığına göre gazetecinin omurgasında 4 kırık, kaburgasında iki kırık ve vücudunun çeşitli yerlerinde delici silahlarla açılmış 4 yara var.

64 yaşındaki fotomuhabiri, zeytin hasadının normal şekilde başladığını ancak bir süre sonra bölgeye gelen maskeli kişilerin Filistinli çiftçileri, gazetecileri ve insan hakları aktivistlerini uzaktan izlediğini belirtiyor.

Saldırının ancak İsrail ordusunun olay yerine gelmesinden sonra başladığını söyleyerek, yerleşimcilerin hızla hasat yapılan bölgeye inip etrafa saldırdığını ifade ediyor:

Bir anda ortalık cehenneme döndü. Bazı çiftçiler zeytinlerini koydukları brandalarla çuvalları toplamaya başladı. Sonra birdenbire bir makineli tüfek sesi duydum ve uzaktan gözyaşartıcı gaz atıldığını gördüm. Koşmaya başladım. Tam bir kaos vardı. Birdenbire onlarca kişiyi karşımda gördüm. Bana doğru hücum etmeye başladılar.

Gazeteci, saldırganların yerde kendisine yüzlerce kez sopalarla vurduğunu, hayatta kalmak için ölü taklidi yaptığını ancak bunun da işe yaramadığını belirtiyor.

O sırada Filistinli gençlerin, Yahudi yerleşimcilere sapanlarla saldırarak onları uzaklaştırmaya başladığını söylüyor:

Filistinli gençler kendilerini öne attı ve yerleşimcileri uzaklaştırmaya, etrafta koruyucu bir kalkan oluşturmaya çalıştılar. Gerçekten inanılmazdı. Kitab-ı Mukaddes'ten fırlamış bir savaş sahnesi gibiydi.

Filistinlilerin müdahalesi sayesinde Amerikalı gazeteci arkadaşı Jasper Nathaniel ve diğer kişiler araya girip Levine'i olay yerinden uzaklaştırmış.
 

Nathaniel de saldırıyla ilgili blog'unda kaleme aldığı yazısında şu ifadeleri kullanıyor:  

Filistinli gençler onu korumak için harekete geçmeseydi muhtemelen ölmüş olacaktı. Yalnızca taşlarla silahlanmış genç Filistinlilerin, Heidi Levine'in hayatını kurtarmak için kendi hayatlarını tehlikeye attığını söylemek abartı olmaz.

Amerikalı gazeteci, yazısında İsrail askerlerinin saldırgan yerleşimciler yerine olaya müdahale eden genç Filistinlilerin peşine düştüğüne de dikkat çekiyor.

Yaklaşık 40 yıldır İsrail'de yaşayan Levine, iyileşir iyileşmez Batı Şeria'dan haber yapmaya devam edeceğini belirterek, "Yaptığım iş önemli. Bana zarar verdiler, bazı kemiklerimi kırdılar ama ruhum sağlam" diyor.

İsrail mahkemesi, Levine'e yönelik saldırıyla ilgili yakalanan 4 şüpheliyi, gözaltında tutulmaları için yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle dün serbest bırakarak ev hapsine aldı.

Independent Türkçe, Guardian, Arab News


WSJ: İran'ın gölge filoyla taşıdığı petrol tükendi

Washington ve Tahran arasındaki Hürmüz gerginliği sürerken, Amerikan medyası kasımdaki ara seçimlerin ardından ABD'nin İran'a kapsamlı saldırı düzenleme ihtimalinin arttığını yazıyor (Reuters)
Washington ve Tahran arasındaki Hürmüz gerginliği sürerken, Amerikan medyası kasımdaki ara seçimlerin ardından ABD'nin İran'a kapsamlı saldırı düzenleme ihtimalinin arttığını yazıyor (Reuters)
TT

WSJ: İran'ın gölge filoyla taşıdığı petrol tükendi

Washington ve Tahran arasındaki Hürmüz gerginliği sürerken, Amerikan medyası kasımdaki ara seçimlerin ardından ABD'nin İran'a kapsamlı saldırı düzenleme ihtimalinin arttığını yazıyor (Reuters)
Washington ve Tahran arasındaki Hürmüz gerginliği sürerken, Amerikan medyası kasımdaki ara seçimlerin ardından ABD'nin İran'a kapsamlı saldırı düzenleme ihtimalinin arttığını yazıyor (Reuters)

İran'ın "gölge filosu" tarafından taşınan ham petrolün tükendiği öne sürülüyor.

Wall Street Journal'ın aktardığına göre Tahran yönetiminin, büyük kısmını Çin'e satarak önemli gelir elde ettiği petrol stokları tükendi. Analiz firması Kpler, ekim ortası itibarıyla Malezya ve Singapur açıklarında tankerlerde tutulan petrolün bittiğini aktarıyor.

İran, ABD yaptırımlarına rağmen yıllardır petrolünü Çin'e ulaştırmak için karmaşık bir sistem kullanıyor. "Gölge filo" diye adlandırılan İran'la bağlantılı tankerler ham petrolü Malezya ve Singapur açıklarına taşıyor, burada başka tankerlere aktarılan petrol Çin'deki rafinerilere gönderiliyor. Bu yöntem, petrol sevkıyatının takip edilmesini zorlaştırırken bölgeyi aynı zamanda önemli bir yüzer depolama alanına dönüştürüyor.

Kpler verilerine göre savaşın başladığı şubat ayında İran'ın yurtdışında yaklaşık 135 milyon varil petrolü bulunuyordu. Bunların çoğunun Malezya ve Singapur açıklarındaki tankerlerde tutulduğu, petrol fiyatlarındaki artışla stokların toplam değerinin 10 milyar doları aştığı tahmin ediliyordu.

Ancak Donald Trump yönetiminin nisanda ilk kez Hürmüz Boğazı'na tam abluka uygulamasıyla stoklar hızla azalmaya başladı. Tahran ve Washington arasında haziranda yapılan ateşkes görüşmeleri kapsamında ablukanın geçici olarak kaldırılması, İran'ın yeniden petrol sevk ederek rezervlerini artırmasını sağladı. Fakat temmuz ortasında ablukanın yeniden uygulanmasıyla stoklar tekrar erimeye başladı. Kpler verilerine göre, yaklaşık 90 milyon varile ulaşan rezerv, 5 Ekim'de 1 milyon varilin altına düştü ve ekim ortasında tamamen tükendi.

Petrol satışları, İran hükümetinin gelirlerinin yaklaşık yüzde 30 ila 40'ını oluşturuyor ve ülkenin en büyük döviz kaynağı konumunda. Beyaz Saray ise ekonomik ablukayı sıkılaştırarak İran'ı nükleer anlaşmayı kabul etmeye zorluyor.

Enerji analiz şirketi FGE NexantECA'dan Iman Nasseri, İran yönetiminin ekonomik baskılara geçmişte de direndiğini hatırlatıyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, geçen ayki açıklamasında İran'ın Çin'e satabileceği petrolünün yakında tükeneceğini, Tahran'ın ekonomik zorluklar nedeniyle anlaşma arayışında olduğunu iddia etmişti.

İran Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Hemmati ise geçen hafta Bangkok'ta düzenlenen IMF toplantısında İran ekonomisinin çökmenin eşiğinde olduğuna dair iddiaları yalanlayarak, "Tüm baskılara rağmen İran ekonomisi çok iyi bir direnç gösterdi" demişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Fox News, Mehr News