Tahran: Müzakerelerin yeniden başlaması için top Washington’un sahasında

İranlı bir kadın ve bir çocuk, 2 Eylül 2026’da Tahran’daki caddelerden birinde duvar resminin önünden geçiyor (AFP)
İranlı bir kadın ve bir çocuk, 2 Eylül 2026’da Tahran’daki caddelerden birinde duvar resminin önünden geçiyor (AFP)
TT

Tahran: Müzakerelerin yeniden başlaması için top Washington’un sahasında

İranlı bir kadın ve bir çocuk, 2 Eylül 2026’da Tahran’daki caddelerden birinde duvar resminin önünden geçiyor (AFP)
İranlı bir kadın ve bir çocuk, 2 Eylül 2026’da Tahran’daki caddelerden birinde duvar resminin önünden geçiyor (AFP)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün (pazartesi) yaptığı açıklamada müzakerelerin yeniden başlatılması ve gerilimin düşürülmesi konusunda “top Washington’ın sahasında” olduğunu söyledi. Bekayi ABD’yi İran’a karşı savaşı başlatmakla ve Tahran’la imzaladığı mutabakatı üzerinden 22 veya 23 gün geçtikten sonra ihlal etmekle suçladı.

Bekayi 28 Şubat’tan bu yana devam eden çatışmayı İran’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik “açık bir askeri saldırı” olarak nitelendirdi. Çatışmanın boyutunu küçümseyen veya bunu savaş olarak tanımlamaktan kaçınan ABD açıklamalarını reddetti.

ABD’nin askeri çatışmayı başlattığını ve daha sonra deniz ablukası ile “ekonomik savaş” da dahil olmak üzere farklı biçimlerde sürdürdüğünü söyleyen Bekayi mevcut durumun değiştirilmesinden Washington’ın sorumlu olduğunu belirtti.

Bekayi ABD’nin bölgedeki güvenlik krizini ve Hürmüz Boğazı meselesini çözmek istemesi halinde “tüm saldırgan ve müdahaleci uygulamalara, ekonomik yaptırımlara ve deniz ablukasına” son vermesi gerektiğini söyledi.

Bekayi müzakerenin “kendi başına ne kötü ne de iyi” olduğunu belirterek Tahran’ın bunu çıkarlarına ve ulusal güvenliğine hizmet ettiği zaman kullandığı bir araç olarak gördüğünü ifade etti.

İran diplomasisinin “rejimin diğer unsurlarıyla uyum içinde” ve “silahlı kuvvetleri destekleyecek şekilde” hareket ettiğini belirten Bekayi Dışişleri Bakanlığının ulusal güvenlik kurumları tarafından alınan kararlara bağlı kalacağını söyledi.

Tanker savaşı

Bekayi özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde son dönemde yaşanan deniz gerilimini tanımlamak için kullanılan “tanker savaşı” ifadesini reddetti. ABD’nin savaşın başlamasından bu yana gemileri hedef almaya başladığını savunan Bekayi son dönemde İran tankerlerinin vurulmasının ise İran’ın ABD’ye ait askeri unsurlara yönelik operasyonlarının ardından gerçekleştiğini söyledi.

Son gelişmelerin İran’ın ABD savaş gemilerine karşı savunma tedbirleri açısından “belirleyici bir dönüşüm” oluşturduğunu belirten Bekayi Washington’ın bu gelişmeleri İran’a ait ticari gemileri hedef almak için bahane olarak kullandığını ifade etti.

İran’ın iki ABD savaş gemisine füze fırlattığı ve ardından Washington’ın üç İran tankerini hedef aldığı yönündeki ABD anlatımına ilişkin Bekayi “ABD’nin anlatısı kesinlikle doğru değil” dedi.

Bununla birlikte İran’ın ABD’ye ait üs ve askeri gemilere “savunma amaçlı saldırılar” düzenlediğini kabul eden Bekayi bu saldırıların Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesinde güvence altına alınan meşru müdafaa hakkı kapsamında olduğunu söyledi.

Ticari gemilerin hedef alınmasını “uluslararası hukuka aykırı” ve “terör eylemi” olarak nitelendiren Bekayi ABD Savunma Bakanının bu operasyonlarla övünmesinin “ticari gemilere karşı savaş suçu işlendiğinin itirafı” anlamına geldiğini söyledi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) cumartesi günü İran Devrim Muhafızları’nın bir ABD uçak gemisi ile bir destroyere doğru balistik füzeler fırlatmasının ardından üç İran tankerinin hedef alındığını açıklamıştı.

CENTCOM iki savaş gemisinin saldırılardan herhangi bir ABD askerinin yaralanmadığı şekilde kaçındığını ve ABD güçlerinin “Downey” ve “Stark 1” tankerlerini kalıcı olarak devre dışı bıraktığını, “Kailo” tankerini ise Umman Körfezi’nde imha ettiğini bildirmişti.

Devrim Muhafızları daha sonra Hürmüz Boğazı’nda “izin verilmeyen bir güzergâh” kullandığını söylediği üç tankerin yanı sıra başka bölgelerde ABD ile bağlantılı üç geminin hedef alındığını duyurmuştu.

Son saldırılar

Bekayi Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin aksamasından İran’ın sorumlu tutulmasını reddetti. Boğazın İran’a yönelik ABD-İsrail saldırılarının başlamasının ve Basra Körfezi’nin güney kıyısındaki ülkelerin topraklarının kullanılmasının ardından güvensiz hale geldiğini söyledi.

İran’ın boğazdaki güvenlik sorununun kaynağı olarak gösterilmesini “açık bir yalan” olarak nitelendiren Bekayi “Mevcut durum devam ettiği sürece Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin yeniden sağlanmasından söz etmek temelden mümkün değil” dedi.

Bekayi geçen hafta yaşanan gelişmeler arasında kıyı kenti Sirek’e yönelik ABD saldırısını en önemli gelişme olarak değerlendirdi. ABD’nin deniz ablukası ve “İran’ın ticari gemilerine yönelik saldırılar” yoluyla çatışmayı sürdürdüğünü söyleyen Bekayi bunun devam etmesinin İran’a kendisini savunmak için tedbirler alma imkânı verdiği uyarısında bulundu.

cvdfukınjh
ran hükümetinin medya kuruluşu tarafından yayımlanan fotoğrafta Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi basın toplantısı sırasında görülüyor.

ABD’nin ekonomik tedbirlerini askeri çatışmanın devamı olarak nitelendiren Bekayi mevcut “ekonomik savaşın” yalnızca İran’ı değil “uluslararası toplumu” ve egemenlik ile ticaret özgürlüğü ilkelerini de hedef aldığını söyledi.

Bekayi Tahran ile Washington arasında imzalanan mutabakatı savunarak anlaşmanın müzakereleri çevreleyen koşullar dikkate alınarak hazırlandığını ve “İran’ın ulusal çıkarlarını güvence altına aldığını” söyledi.

ABD’nin mutabakatı imzalanmasından 22 veya 23 gün sonra ihlal ettiğini belirten Bekayi “bazı ABD’li yetkililerin anlaşmaya en başından beri ikna olmadığını” söyledi.

“Anlaşmayı ilk bozan taraf hiçbir zaman biz olmadık” diyen Bekayi Washington’ın mutabakatı ihlal etmesinin Tahran’ı yürüttüğü diplomatik sürecin sonuçlarını sorgulamaya itmemesi gerektiğini ifade etti.

Mutabakatın ilk maddesinin İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının durdurulmasını içerdiğini belirten Bekayi Tahran açısından anlaşmaların isimleri veya formüllerinin değil İran’ın çıkarlarının güvence altına alınmasının temel mesele olduğunu vurguladı.

Umman ile Hürmüz mutabakatı

Bekayi İran ve Umman’ın kıyıdaş iki ülke olarak Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiği için güvenli güzergâhların belirlenmesine yönelik “ciddi ve ileri düzeyde” müzakereler yürüttüğünü söyledi.

Müzakerelerin “son aşamaya” ulaştığını belirten Bekayi önümüzdeki günlerde deniz trafiği için “geçici ve güvenli bir güzergâh” oluşturulmasına yönelik İran-Umman mutabakatının Uluslararası Denizcilik Örgütü nezdinde kayda geçirilmesini beklediklerini ifade etti.

Önceki aşamalarda müzakerelerin tıkanmasına “üçüncü tarafların” müdahalesinin yol açtığını söyleyen Bekayi sürecin yeni müdahalelere maruz kalmamasını umduğunu belirtti.

Bekayi gerilimin düşürülmesine yönelik bölgesel temaslar kapsamında Katarlı bir heyetin pazar günü Tahran’ı ziyaret ettiğini doğruladı. Heyetin Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile “iyi görüşmeler” gerçekleştirdiğini söyleyen Bekayi Katar’ın girişimlerinin son haftalarda Umman ve Pakistan tarafından yürütülen benzer çabaların devamı olduğunu belirtti.

İran ile bölge ülkeleri arasındaki temasların sürdüğünü söyleyen Bekayi Tahran’ın çıkarlarını korumak amacıyla diplomasiyi kullanmaya devam edeceğini ifade etti.

Bekayi İran Genelkurmay Başkanlığından teknik bir heyetin son günlerde üç İranlı pilotun durumunu takip etmek üzere Katar’ı ziyaret ettiğini ve pilotlarla ilgili teknik görüşmelerin sürdüğünü söyledi.

Söz konusu konunun Tahran’ın Katar tarafıyla “her ziyarette ve her temasta” gündeminde yer aldığını belirten Bekayi İran’ın bu konunun takibini bırakmayacağını vurguladı.

İran’ın Kuveyt’te gözaltında bulunan İran vatandaşlarının durumunu da takip etmeyi sürdürdüğünü belirten Bekayi İran Büyükelçiliğinin geçen hafta gerçekleştirilen konsolosluk ziyaretinin ardından konuyla ilgilenmeye devam ettiğini söyledi.

Avrupa’ya uyarı

Nükleer dosya konusunda ise Bekayi ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’yı UAEA Guvernörler Kurulu’nda İran dosyasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne yeniden taşınmasının önünü açabilecek bir karar tasarısını ilerletmemeleri konusunda uyardı.

Söz konusu dört ülkeyi “durumu tırmandırmaya” çalışmakla suçlayan Bekayi Tahran’ın böyle bir adım atılması halinde “gerekli tedbirleri” alacağını söyledi.

Bekayi UAEA’nın raporunu ve Genel Direktörü Rafael Grossi’yi eleştirerek Batılı tarafları ajansı İran’a siyasi baskı uygulamak için bir araç olarak kullanmakla suçladı.

İran’dan nükleer tesislerine erişim izni verilmesinin istenmesinin ABD ve İsrail’in bu tesislere yönelik saldırılarının İran’ın anlatımına göre mevcut duruma yol açtığı gerçeğini göz ardı ettiğini söyleyen Bekayi bu talebin mevcut koşulları dikkate almadığını belirtti.

Bekayi Avrupa’nın üç büyük ülkesinin daha önce İran’la gerilimi tırmandırma yolunu seçtiğini ve bunun sonucunda Washington tarafından “marjinalleştirildiklerini” savundu.

Avrupalı şirketlerin ABD’nin ikincil yaptırımlarına uymasının Avrupa yasalarıyla çeliştiğini belirten Bekayi Avrupa’ya kendi çıkarları ile “ABD’yi memnun etme” politikasını sürdürmek arasında seçim yapması çağrısında bulundu.

Çin ile ilişkiler

Tahran ile Pekin arasındaki ilişkilere dair soruları yanıtlayan Bekayi İran’ın Çin ile “çok iyi” ilişkilere sahip olduğunu söyledi. Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi sırasında iki ülke liderleri arasında uzun süreli bir görüşme yapılmamış olmasının siyasi bir anlam taşıdığını reddetti.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın zirve kapsamında Çinli mevkidaşıyla kısa bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Bekayi iki liderin bu görüşmede “önemli konular” hakkında fikir alışverişinde bulunduğunu söyledi.

İki ülke arasındaki temasların farklı düzeylerde sürdüğünü belirten Bekayi önümüzdeki BRICS toplantılarının Tahran ile Pekin arasında istişare için ilave fırsatlar sunacağını ifade etti.

Bekayi Güney Kore’yi Hürmüz Boğazı’yla bağlantılı herhangi bir ABD operasyonuna katılmaması konusunda uyardı. Bu uyarı Seul’ün muhtemel olarak çatışmaya muharip olmayan ve istihbarat alanında katkı sunabileceğine ilişkin haberlerin ardından geldi.

Güney Kore’nin ABD operasyonlarına herhangi bir şekilde katılmasının Tahran tarafından “açık bir askeri saldırıya ortaklık” olarak değerlendirileceğini belirten Bekayi bunun deniz yollarının daha güvenli hale gelmesine katkı sağlamayacağını söyledi.

İran’ın Seul Büyükelçiliğinin konuyla ilgili Güney Koreli yetkililerle temas kurduğunu belirten Bekayi daha geniş kapsamda diğer ülkeleri de bölgedeki ABD operasyonlarının “aracı” haline gelmemeleri konusunda uyardı.



Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
TT

Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'la verimli görüşmeler yürüttüğünü ve kasım ayında yapılması planlanan ABD Kongresi ara seçimlerinden önce İran'a saldırı düzenlemeyeceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “İran İslam Cumhuriyeti ile verimli görüşmeler yürütüyoruz” ifadesini kullandı. Trump ayrıca ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının sürdüğünü ve petrol akışının Hürmüz Boğazı üzerinden devam ettiğini belirtti.

Trump, “ABD'de 3 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerinden önce İran'a saldırmayacağız” dedi.

Trump, bu hafta Cumhuriyetçiler için yürüttüğü seçim kampanyası sırasında, seçimlerden önceki veya sonraki günlerde çatışmanın nihai bir çözüme kavuşturulabileceğine inandığının sinyalini verdi. Şarku’l Avsat’ın Associated Press'ten aktardığı habere göre Trump, aynı zamanda İran'a yönelik geniş çaplı askeri operasyonların yeniden başlatılması seçeneğine de hâlâ açık olduğunu belirtti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın Tahran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini “esaslı ölçüde” azaltmasını ve bu yönde somut adımlar atmasını gerektirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki “tam kontrolünü kaybettiğini” belirterek, hayati öneme sahip bu su yolundan geçen petrol akışının savaş öncesi seviyelere yaklaştığını ifade etti.

Rubio ayrıca İran ekonomisinin “tam ve kapsamlı bir serbest düşüş” yaşadığını söyledi.

Bu gelişmeler, Washington ile Tahran arasındaki diyaloğu ilerletmek ve gerilimi düşürmek amacıyla bölgesel girişimlerin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. İran ise ABD ve İsrail'e yönelik söylemini sertleştirerek yeni bir saldırıya karşılık vereceği uyarısında bulunurken, nükleer programı konusunda müzakerelere hazır olduğunu belirtiyor. Tahran ayrıca haklarından “hiçbir koşulda” taviz vermeyeceğini vurguluyor.


Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
TT

Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)

Kosta Rika'nın eski Devlet Başkanı Yardımcısı Rebeca Grynspan, diplomasi kaynaklarından edinilen bilgiye göre dün yapılan gayriresmî oylamada, dördüncü kez birinci sırayı alarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği yarışında en güçlü aday olarak öne çıktı.

31 Aralık 2026'da beş yıllık ikinci görev süresi dolacak olan Antonio Guterres'in halefi olmak için dört kadın ve üç erkek aday yarışıyor.

Ancak oylama süreci belirsizliğini koruyor; nitekim 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) beş daimî üyesinden birinin veto hakkını kullanması, herhangi bir olası adaylığı engellemeye yetiyor.

Güvenlik Konseyi dün gerçekleştirdiği gayriresmî eğilim oylamasında her bir adayı "destek", "destek vermeme" veya "görüş yok" şeklinde değerlendirdi.

Diplomatik kaynağa göre Grynspan, dokuz "teşvik" oyu alarak zirvedeki yerini korudu. Bu sonuçla Grynspan, temmuz ayından bu yana düzenlenen beş oylama turunun dördünde ilk sırada yer almış oldu.

Bununla birlikte Kosta Rikalı diplomatın performansı, 29 Eylül'de yapılan ve 10 "destek", iki "görüş yok" ile üç "destek vermeme" oyu aldığı bir önceki oylamaya kıyasla hafif bir düşüş gösterdi.

BM'ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Arjantinli Başkanı Rafael Grossi bu eğilim oylamasında ikinci sırada yer alırken, Guyana'nın eski Dışişleri Bakanı Carolyn Rodrigues-Birkett ise üçüncü oldu.

Bir adayın 15 üyeli Güvenlik Konseyi'nde en az dokuz üyenin desteğini almasının yanı sıra, mevcut uluslararası konjonktürde derin ayrışmalar yaşayan beş büyük gücün (daimî üyeler) vetosundan kurtulması gerekiyor.

Bu engelin aşılması halinde adayın ismi, onaylanmak üzere tüm BM üyesi ülkelerin yer aldığı Genel Kurul'a sevk ediliyor.


Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
TT

Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 

Fransa’da lise öğrencilerini temsil eden dernekler, dün Başbakan Sébastien Lecornu ile görüşme talebinde bulundu. Hükümet, bugün düzenlenmesi planlanan yeni gösteriler öncesinde öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla girişimlerini yoğunlaştırıyor.

Eylül ayında Paris banliyölerinde başlayan öğrenci hareketine katılan lise öğrencileri; okul binalarının kötü durumunu, sınıflardaki aşırı kalabalığı ve özellikle dezavantajlı bölgelerde hastalanan ya da izinli öğretmenlerin yerine öğretmen bulunmamasını protesto ediyor.

“Lise Öğrencileri Sendikal Birliği” Başkanı Riyad Rani gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rakamlarla desteklenmiş önerilerimiz var. Bu nedenle gelecek haftadan itibaren başbakanla görüşme talep ediyoruz” dedi.

Başbakan Lecornu ise krizi yatıştırmak amacıyla hükümetin “ilk kararlarının ekim ayının sonunda açıklanacağını” duyurdu.

vf
Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, liselerdeki durum hakkında konuşuyor. (AP)

Lecornu, “Gençlerin öfkesi durup dururken ortaya çıkmadı. Dile getirdikleri endişeler dikkate alınmalı” dedi.

Lecornu daha önce, çarşamba gününden itibaren okullarda yarım gün süren ve ders yapılmayan zaman dilimleri oluşturulacağını açıklamıştı. Bu uygulamayla öğrenci ve çalışanların her eğitim kurumunda karşılaştıkları sorunları dile getirebilmeleri için “kurum içi demokratik bir alan” oluşturulması amaçlanıyor.

18 soruşturma

Ancak bu girişim, Clara gibi çok sayıda öğrencinin tepkisini çekti. Takma isim kullanan Clara, hükümetin “öğrencileri ciddiye almadığını” söyledi.

Ülkedeki en büyük okul yöneticileri sendikası da söz konusu karara karşı çıkarak, öğrencilerin de katılımıyla Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşme talebinde bulundu.

Öğrenci birlikleri, bugün Paris ve diğer kentlerde yeni yürüyüşler düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Fransa’nın güneybatısındaki Anglet kentinde, hükümet karşıtı lise öğrencilerinin protestosu sırasında bir okulun önünde yanan çöp konteynerini iten Fransız polisleri. (DPA)

Öğrenci gösterilerinin yoğunluğu dün azaldı. Hükümetin gerilimi düşürme çabalarını artırdığı sırada çok sayıda okulda eğitim yeniden başladı.

Lecornu, dün akşam yaptığı konuşmada, “Güvenlik güçlerine öğrencilerle çatışmaları yönünde talimat verilmediğini” söyledi.

gb
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde protestocularla karşı karşıya gelen Fransız jandarma güçleri. (AFP)

İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise daha önce ses bombalarının kullanımının askıya alındığını açıklamıştı. Bu karar, ses bombasının isabet etmesi sonucu 15 yaşındaki bir göstericinin elinin koptuğuna ilişkin haberlerin ardından alındı.

Nunez, Ulusal Meclis’te kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin yaklaşımını savunurken, tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Lecornu’nun dün akşam verdiği bilgilere göre, hareketin 28 Eylül’de başlamasından bu yana 215 öğrenci, 89 öğretmen, 761 polis ve jandarma yaralandı; 6 bin 629 kişi gözaltına alındı. Bu olaylarla ilgili 18 soruşturma açıldı.

Kara hafta

BFMTV adına yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Fransızların yüzde 55’i öğrenci hareketini destekliyor.

Bugün saat 13.00’te Paris’teki Bastille Meydanı’nda büyük bir gösteri düzenlenmesi bekleniyor. Fransa başkentinin banliyölerinde de başka gösteriler yapılacak.

Lisenin son sınıfında okuyan ve “Pierre” takma adını kullanan bir öğrenci, “Kara hafta... cumartesiye kadar” dedi.

gbh
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde Fransız çevik kuvvet polisiyle çatışan protestocular. (AFP)

Eğitim Bakanlığı verilerine göre dün, 459 eğitim kurumunda dersler tamamen veya kısmen durduruldu. Bu sayı salı günü 891’di. “Olaylar” ise dün 232 kurumla sınırlı kaldı; salı günü bu sayı 496 olmuştu.

Öğrencilerin talepleri arasında eğitim yönlendirme platformu Parcoursup’un kaldırılması da bulunuyor. Ancak Yükseköğretim Bakanı Philippe Baptiste bu talebi reddediyor.

Bu arada hükümetin karşı karşıya olduğu sorunlar yükseköğretim sektörüne de yayıldı. Bakanlığın verilerine göre salı günü yükseköğretim kurumlarının yüzde 40’ında çeşitli aksaklıklar yaşandı.

Baptiste, dün öğleden sonra sendika temsilcileriyle bir araya geldi. Ancak sendika temsilcileri, 2027 yılı eğitim bütçesinin yetersiz olduğu gerekçesiyle ve öğrenci protestolarıyla dayanışma amacıyla toplantıyı terk etti.

“Öğrenci Birliği” sözcüsü Sabrine Kharbach, toplantının ardından, “Bir saat boyunca havanda su dövüldü” ifadelerini kullandı.