“Eşi benzeri görülmemiş bir ortaklık düzeyi”... Rusya ile Kuzey Kore arasında ilk kara köprüsü açıldı

Ukrayna, köprünün Pyongyang’ın Moskova’ya destek için asker sevkinde kullanılmasından endişe ediyor

Kuzey Kore ile Rusya arasındaki kara köprüsünün açılış töreninden. (Reuters)
Kuzey Kore ile Rusya arasındaki kara köprüsünün açılış töreninden. (Reuters)
TT

“Eşi benzeri görülmemiş bir ortaklık düzeyi”... Rusya ile Kuzey Kore arasında ilk kara köprüsü açıldı

Kuzey Kore ile Rusya arasındaki kara köprüsünün açılış töreninden. (Reuters)
Kuzey Kore ile Rusya arasındaki kara köprüsünün açılış töreninden. (Reuters)

Kuzey Kore, Ukrayna'daki devam eden savaş ortamında iş birliğini artırmak amacıyla iki ülke arasında kurulan ilk kara köprüsünün dün açılmasını memnuniyetle karşıladı.İki ülke arasındaki ilk kara bağlantısı olan köprünün, Ukrayna’da devam eden savaşın gölgesinde iş birliğini güçlendirmesi amaçlanıyor.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre köprü, Kuzey Kore ile Çin ve Rusya arasındaki sınırların kesiştiği Uzak Doğu bölgesinde sınır hattını oluşturan Tumen (Tumannaya) Nehri’nin üzerinde bulunuyor.

Kuzey Kore’nin üst düzey yetkililerinden Pak Tae-song, köprünün tamamlanmasını överek, Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı’na göre bunun “ikili iş birliğinin tamamına yeni bir ivme kazandıran önemli bir gelişme” olduğunu söyledi.

Rusya ile Kuzey Kore arasındaki bağlantı daha önce hava ve demir yolu hatlarıyla sınırlıydı.

Rus hükümetinin açıklamasına göre yaklaşık 1 kilometre uzunluğundaki ve yapımı yaklaşık 16 ay süren köprü, iki müttefik ülke arasındaki “dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerini güçlendirme arzusunu simgeliyor.”

Aynı proje kapsamında, 30 Nisan 2025’te yapımına başlanan ve yine aynı kaynağa göre günde “300 araç ve 2 bin 325 kişiyi” ağırlayabilecek kapasitede olan Hasan sınır kapısı da inşa edildi.

Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, açılış töreninde video konferans yoluyla yaptığı konuşmada, “Rusya ile Kuzey Kore arasındaki ilişkilerin bugün eşi benzeri görülmemiş bir kapsamlı stratejik ortaklık düzeyine ulaştığını” söyledi.

Pyongyang ile Moskova, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısının başlamasından sonra ilişkilerini daha da yakınlaştırdı.

Kuzey Kore, Rusya’nın Kursk bölgesine Ukrayna ordusuna karşı savaşmak üzere asker gönderirken, Rusya’ya da Ukrayna’daki savaş çabalarını desteklemek amacıyla askeri teçhizat sağladı.

Analistlere göre, karşılığında, doğal afetlerden de muzdarip olan izole ülke, Moskova'dan mali yardım, gıda, enerji kaynakları ve askeri teknoloji alıyor.

Yaz aylarında, Ukraynalı insan hakları örgütü Truthhounds, o sırada yapım aşamasında olan köprünün, "Kuzey Koreli askerleri, inşaat işçilerini ve askeri yetkilileri Rusya'ya taşımak için doğrudan bir arter" ve ters yönde de "Rus teknolojisi ve kaynaklarını" taşımak için bir yol olarak hizmet edebileceğini iddia etti.

Temmuz ayında, Kore Merkez Bankası, Kuzey Kore'nin GSYİH'sının 2025 yılında üçüncü yıl üst üste %3'ün üzerinde büyüyeceğini tahmin ederek, Moskova ve Pyongyang arasındaki ekonomik iş birliğini "önemli bir itici güç" olarak nitelendirdi.

Bu arada, kurumdaki bir yetkili, Kuzey Kore'nin gayri safi milli gelirinin, Rusya'daki asker konuşlandırmasıyla bağlantılı olarak artan "yabancı para" girişleriyle desteklendiğini ifade etti.



Tahran, ‘yasak bölge’ ilan ederken UAEA Direktörü Grossi, nükleer belirsizlik uyarısında bulundu

Dün, Bandar Abbas açıklarındaki Hürmüz Boğazı’nda sisin ortasında demirlemiş ticari gemilerin yanından geçen bir tekne (AP)
Dün, Bandar Abbas açıklarındaki Hürmüz Boğazı’nda sisin ortasında demirlemiş ticari gemilerin yanından geçen bir tekne (AP)
TT

Tahran, ‘yasak bölge’ ilan ederken UAEA Direktörü Grossi, nükleer belirsizlik uyarısında bulundu

Dün, Bandar Abbas açıklarındaki Hürmüz Boğazı’nda sisin ortasında demirlemiş ticari gemilerin yanından geçen bir tekne (AP)
Dün, Bandar Abbas açıklarındaki Hürmüz Boğazı’nda sisin ortasında demirlemiş ticari gemilerin yanından geçen bir tekne (AP)

Tahran dün, ABD’nin deniz ablukasına karşı koymak amacıyla Körfez'de yeni bir ‘yasak bölge’ ilan edeceğini duyurmasının ardından, bölgedeki petrol ve gaz tesislerini hedef alma tehdidinde bulunarak tehditlerinin kapsamını gemilerden ABD enerji kaynaklarına doğru genişletti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Washington'ın İran varlıklarını hedef alması halinde bölgedeki ABD petrol ve gaz şirketleri ile tesislerinin de aynı tehlikeyle karşı karşıya kalacağını söyledi.

Öte yandan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, Tahran'ın birkaç gün içinde ‘ABD abluka hattı’ ile yükleme limanları arasında uzanan bir ‘yasak bölge’ uygulaması duyuracağını ve İran ile koordinasyon sağlamadan Hürmüz Boğazı'na doğru hareket eden herhangi bir geminin İran’ın yaptırım listesine ekleneceğini duyurdu.

Diğer taraftan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Ali Muhammedi, Umman’ın Hasab Limanı’nın Hürmüz Boğazı'ndaki ‘dokunulmazlık sınırını’ temsil ettiğini söyledi.

Viyana’da ise Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, UAEA Yönetim Kurulu toplantısının başında, İran'ın nükleer tesisleri ve materyalleri hakkında bilgi eksikliğinin ve saha doğrulama faaliyetlerinin yeniden başlatılamamasının ‘nükleer silahların yayılması açısından ciddi bir endişe kaynağı’ olduğu konusunda uyardı.


Lübnanlı gazetecinin öldürülmesi davasında “savaş suçunu övmekle” suçlanan general hakkındaki Paris şikâyeti işleme konulmadı

Lübnanlı gazeteci Emel Halil (X)
Lübnanlı gazeteci Emel Halil (X)
TT

Lübnanlı gazetecinin öldürülmesi davasında “savaş suçunu övmekle” suçlanan general hakkındaki Paris şikâyeti işleme konulmadı

Lübnanlı gazeteci Emel Halil (X)
Lübnanlı gazeteci Emel Halil (X)

Paris Savcılığı dün, Lübnan merkezli El-Ahbar gazetesinin Fransız General Philippe Sidos hakkında “savaş suçunu övmek” suçlamasıyla yaptığı şikâyeti işleme koymadı. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) aktardığına göre karar, generalin nisan ayında Lübnan’da bir gazetecinin öldürülmesine ilişkin yaptığı açıklamalarla bağlantılı.

El-Ahbar gazetesinin saha muhabiri olarak görev yapan 42 yaşındaki Lübnanlı gazeteci Emel Halil, 22 Nisan’da güney Lübnan’ın et-Tayri beldesinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısında öldürüldü. Saldırıda, yanında bulunan bağımsız foto muhabiri Zeynep Farac da yaralandı. Gazeteciler, İsrail güçlerinin hâlen bazı bölgelerini işgal ettiği güney Lübnan’daki saldırı sırasında bir eve sığınmıştı.

Nisan ayının sonlarında, daha önce Lübnan’daki Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) irtibat ofisinin başkanlığını yapan General Sidos, “El-Ahbar, Hizbullah’a yakın bir gazete. İsrailliler, Hizbullah’la çalışan gazetecilerin Hizbullah adına çalışan casuslar olduğunu söylemeye alışkın. Dolayısıyla burada hedef alma kasıtlıydı” ifadelerini kullandı.

Fransız general sözlerini şöyle sürdürdü: “Gazetenin adı geçtiği andan itibaren bu, kasıtlı bir hedef alma anlamına geliyor. Bu açık, net ve kesin. Bugün El-Ahbar gazetesine biraz göz attım. Evet, Hizbullah’a karşı son derece taraflı.”

Paris Savcılığı ise “gazetecinin kasıtlı olarak hedef alındığını ileri sürmenin ve İsrail ordusunun hata yapmış olabileceği ihtimalini dışlamanın, söz konusu ateş açma eylemini gerekçelendiren veya olumlu bir biçimde sunan başka unsurlar bulunmadığı sürece, tek başına savaş suçunu övmek olarak nitelendirilemeyeceği” sonucuna vardı.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre gazetenin avukatı Vincent Brengarth yaptığı açıklamada, “Savcılığın değerlendirmesine itiraz ediyoruz” dedi.

Brengarth, şikâyetin işleme konulmamasının “açık bir çifte standardı” yansıttığını savundu. “Bir yandan Filistin yanlısı görüşler suç sayılırken, diğer yandan İsrail’in işlediği suçları meşrulaştıran veya teşvik eden kişilerin soruşturulmasında bariz bir zafiyet görülüyor” ifadelerini kullandı.

Brengarth, “Bu çarpıklığa yönelik süregelen hoşgörü, yalnızca cezasızlık anlayışını pekiştiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

BFM TV Gazeteciler Derneği de nisan ayının sonunda, söz konusu “şok edici açıklamalardan tamamen uzak durduğunu” açıklamış ve “bir gazetecinin, tıpkı bir sivilin hedef alınmasının da savaş suçu olduğunu” hatırlatmıştı.

Dernek, “Bazı uzmanların canlı yayınlarda gazetecilerin tehlikeye atılmasını, hatta öldürülmesini haklı çıkarıyormuş gibi görünmesi kabul edilemez. Bu durum, sahada görev yapan gazetecilerimizin güvenliğini de tehlikeye atıyor” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Lübnan makamları, nisan ayının sonunda İsrail’i, Halil’i kurtarmaya çalışan sağlık ekiplerinin çalışmalarını saatlerce engelleyerek “savaş suçu” işlemekle suçlamıştı. Bu nedenle gazetecinin enkaz altında hayattayken çıkarılmasının mümkün olmadığı belirtilmişti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de o dönemde gazetecilerin görevlerini herhangi bir müdahale, taciz veya daha ağır bir tehdit korkusu yaşamadan yerine getirebilmelerinin sağlanması gerektiğini vurguladı.

Ağustos ayının başında İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Uluslararası Af Örgütü ve El-Mufakkira El-Kanuniyye adlı kuruluşlar, Halil’in ölümüyle ilgili ayrı ayrı yürüttükleri soruşturmaların sonuçlarını yayımladı. Kuruluşlar, saldırının “savaş suçu” teşkil ettiği sonucuna vardı.


Trump, Kanadalı Bombardier uçaklarının ABD’de satışını yasaklamakla tehdit etti

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump, Kanadalı Bombardier uçaklarının ABD’de satışını yasaklamakla tehdit etti

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, iki komşu ülke arasındaki ticaret savaşının kızıştığı bir dönemde Kanada’nın bir dizi ABD ürününe gümrük vergisi getirmesinden yalnızca birkaç saat önce, dün Kanadalı uçak üreticisi Bombardier’in satışlarını hedef almakla tehdit etti.

Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı paylaşımda, “Bombardier uçaklarının ABD’de satışına artık izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı ancak bunu nasıl gerçekleştireceğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Trump, “Pazarımızı istiyorlarsa burada üretim yapmalı ve Amerika’ya sağmal inek muamelesi yapmaktan vazgeçmeliler” ifadelerini kullandı.

Trump, ocak ayında Kanada’da üretilen uçakların, özellikle Bombardier uçaklarının sertifikalarını iptal etmekle ve “ABD’de satılan tüm uçaklara yüzde 50 gümrük vergisi” uygulamakla tehdit etmişti. Trump, Ottawa’nın ABD yapımı uçaklara sertifika vermeyi “reddetmesinden” duyduğu rahatsızlığı dile getirmişti.

Trump ile Carney arasında son anlaşmazlık patlak vermeden önce samimi bir tokalaşma (Beyaz Saray)
Trump ile Carney arasında son anlaşmazlık patlak vermeden önce samimi bir tokalaşma (Beyaz Saray)

Trump’ın Ocak 2025’te Beyaz Saray’a dönmesinden bu yana Kanada, Cumhuriyetçi başkanın yürüttüğü ticaret savaşının başlıca hedeflerinden biri haline geldi. Trump, Kanada’yı ABD’nin “51. eyaleti” haline getirme isteğini defalarca dile getirdi.

Trump, Bombardier’e yönelik tehditlerinden birkaç saat önce Truth Social’da Kuzey Amerika kıtasının tamamının yanı sıra Meksika, Karayipler, Danimarka’ya bağlı özerk bölge Grönland ve İzlanda’nın ABD bayrağıyla kaplandığı bir harita paylaştı. Trump, Grönland’ı ABD’ye katmak istediğini daha önce açıkça ifade etmişti.

Bugün yürürlüğe girmesi planlanan ve oranları yüzde 15 ile yüzde 25 ve yüzde 50 arasında değişen Kanada’nın gümrük vergileri, çelik, süt ürünleri, elektronik ve kâğıt dahil yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki ABD ürününü kapsıyor.

Ottawa’ya göre bu miktar, 22 Ağustos’tan bu yana yüzde 50 oranında ABD gümrük vergisine tabi tutulan Kanada mallarının değerine denk geliyor.

İki ülke arasındaki ticaret anlaşmazlığı, Kanada Başbakanı Mark Carney'nin 21 Ağustos'ta Beyaz Saray ile müzakereleri askıya almasının ardından eşi görülmemiş bir seviyeye ulaştı.

Carney, Washington'u Kanada'yı "vasal devlet" haline getirmeyi ve özellikle otomotiv sektörü olmak üzere sanayilerini "yok etmeyi" amaçlayan "adil olmayan" bir anlaşma dayatmaya çalışmakla suçladı.