İsrail’in pazar günü Nebatiye el-Favka’daki Gandur Hastanesi’ni kasıtlı olarak yıkması, Güney Lübnan’da uzun yıllara dayanan acı ve yıkım geçmişini yeniden gündeme getirirken, Gazze Şeridi’nde yaşananlara benzer şekilde sağlık tesislerinin sistematik biçimde hedef alınmasına ilişkin ciddi endişelere yol açtı.
1981’de inşa edilen ve çok sayıda savaşa tanıklık eden hastane, kuruluşundan bu yana sağlık kadrosu ve fiziki imkânlarıyla çatışmaların yaşandığı bölgede yaşayanların sağlık ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştı. Hastane, 18 yıl boyunca İsrail bombardımanlarının hedefi oldu. Hastanenin kurucusunun torunlarından Vesim Gandur, Gandur Hastanesi’nin ‘kentin sosyal dokusunun temel unsurlarından biri haline geldiğini ve varlığının yalnızca tıbbi işleviyle sınırlı kalmadığını’ belirtti.
Hastane, Nebatiye el-Favka bölgesinde, Ali et-Tahir tepelerine yaklaşık 3 kilometre mesafede bulunuyor. İsrail’in 2000 yılında Lübnan’ın güneyinden çekilmesinden önce bölge, sınır hattında yaşayanların Lübnan’ın iç kesimlerine geçip evlerine dönebilmelerini sağlayan Kafr Tebnit geçiş noktasına yakın olması nedeniyle sürekli ateş ve yoğun bombardıman altında kalıyordu.
Yaklaşık 45 yıl boyunca bölge halkına hizmet veren Nebatiye el-Favka’daki Gandur Hastanesi, küçük bir sağlık merkezinden onlarca yatak kapasiteli bir hastaneye dönüştü. Hastane, savaş sırasında yerinden edilenler için barınma merkezine dönüşürken, İsrail’in düzenlediği hava saldırıları sonucunda binası tamamen yıkıldı.
Hastane, onlarca yıl boyunca Nebatiye kenti ve çevresindeki köylerin sağlık ve sosyal hizmet haritasının bir parçası oldu; uzun süre işgal ve bombardıman altında kalan bölge halkına dahiliye, genel cerrahi, kadın doğum ve çocuk sağlığı alanlarında hizmet sundu.
İşgalden önceki başlangıç
Kurumun geçmişi, 1981 yılında Abdulhamid Gandur Tıp Merkezi adıyla kurulmasına dayanıyor. Merkez, daha sonra kademeli olarak genişletildi. Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre inşaat ruhsatı 1984’te, işletme ruhsatı ise 1992’de verildi.
Hastane, 1982 yılında İsrail’in Lübnan’ı işgalinden kısa süre önce kuruldu ve ilk yıllarından itibaren güneyde uzun süren savaş ve işgal dönemine eşlik etti.
Şarku’l Avsat’a konuşan Gandur, dedesinin ‘bu projeye ve hastaneye büyük bir tutkuyla bağlı olduğunu, hastaneyi desteklemek ve geliştirmek için çaba gösterdiğini’ belirterek, beş oğlunun doktor olduğunu ve kurumun gelişim sürecinin bir parçası olduklarını ifade etti.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre hastanenin kapasitesi 40 yatağa ulaştı. Bu yatakların 18’i dahiliye, 10’u genel cerrahi, 5’i kadın doğum ve 7'si çocuk hastalıkları için ayrılmıştı. Hastanede ayrıca bir laboratuvar ve radyoloji bölümü bulunuyordu. Bakanlık kayıtlarında hastanede 8 tam zamanlı doktor ile 30 hemşirenin görev yaptığı belirtiliyor.
“Hastane herkese açıktı”
Gandur, hastanenin önemini yalnızca kapasitesine değil, bölge halkıyla kurduğu doğrudan ilişkiye bağlıyor. Gandur, “Hastane herkesindi. Bölgedeki farklı kesimlerden insanları bir araya getiriyordu. Güneydeki yaşamın doğası da böyle; çiftçilerden emekçilere ve toplumun farklı kesimlerine kadar insanlarla doğrudan ve kişisel ilişkiler kuruluyor” diyor.
Hastanenin Nebatiye el-Favka’daki konumu, bölge sakinleri açısından bilinen önemli merkezlerden biri haline gelmesine katkı sağladı. Hastane, özellikle bombardıman ve güvenlik sorunlarının ulaşımı ve daha uzaktaki hastanelere erişimi güçleştirdiği dönemlerde, bölge ve çevre köylerin sakinlerine yakın sağlık hizmeti sundu.
Gandur Hastanesi, İsrail’in 2000 yılında çekilmesinin ardından da sağlık sektörünün büyümesine ve ilçede daha büyük sağlık kuruluşlarının açılmasına rağmen Nebatiye’deki özel hastaneler ağı içindeki faaliyetini sürdürdü.
Hasta hizmetlerinden yerinden edilmiş kişilerin barındırılmasına
Hastanenin bazı bölümlerinin işlevi, 2024 savaşı sırasında değişti ve bombardımandan kaçan yerinden edilmiş kişilerin barınması için kullanılmaya başlandı.
Bu kullanımın ne zaman başladığına ilişkin resmi ve kesin bir tarih bulunmuyor. Ancak saha haberlerinde, hastanenin 16 Ekim 2024 itibarıyla yerinden edilmiş kişileri barındırdığı ve burada sivil savunma ekiplerinin de bulunduğu görülüyor. Hastane, hedef alınacağı yönünde tehdit aldıktan sonra tahliye edildi. Sağlık Bakanlığı da daha sonra hastanenin ‘uzun bir süre’ yerinden edilenler için barınma merkezi olarak kullanıldığını doğruladı.

Gandur, bu dönemin kurumun bölge halkındaki konumunu daha da güçlendirdiğini belirterek, “Hastane yerinden edilenler için bir sığınak oldu ve son derece zorlu koşullarda kentte varlığını sürdürdü. Böylece birçok kişi için yalnızca bir sağlık kurumu olmaktan çıkarak Nebatiye’deki direnişin simgelerinden biri haline geldi” diyor.
Kullanılmayan ekipman
Gandur’a göre hastane, geçmişteki savaşlardan biri sırasında bombardıman nedeniyle büyük hasar gördü. Ardından hastanenin onarılması ve bazı bölümlerinin yeniden donatılması için çalışmalar başlatıldı.
Gandur, hastaneye yeni tıbbi cihaz ve ekipmanların ulaştığını ancak bunların bir bölümünün ‘kutularında kaldığını’ söyledi.
6 Eylül’de İsrail’in düzenlediği hava saldırılarında hastane binası tamamen yıkıldı. Sağlık Bakanlığı saldırıyı kınarken, İsrail ordusu hastane kompleksi içerisinde ‘Hizbullah’a ait komuta merkezi’ olarak nitelediği bir noktayı hedef aldığını öne sürdü. Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulayan kamuya açık herhangi bir kanıt sunmadı.
Gandur, kurumun kaybının yalnızca binanın yıkılmasıyla sınırlı olmadığını belirterek, “Hastaneyi vurmak, bölgedeki yaşamın temel unsurlarından birini vurmak anlamına geliyor. Tıbbi ve insani bir rol üstlenmiş, yerinden edilenlere barınak olmuş bir hastaneyi hedef aldığınızda yalnızca bir binayı hedef almış olmazsınız. Aynı zamanda insanların bağ kurduğu ve en zor koşullarda kentte varlığını sürdüren bir yaşam alanını da hedef almış olursunuz” şeklinde konuştu.


