Tanker savaşı İran’a yönelik kuşatmayı sıkılaştırıyor

Tahran filosu ateş altında... “Atom Enerjisi” dosyayı Güvenlik Konseyi’ne sevk etti... “Kazma Dağı”nda genişleme tespit edildi

Irak kara sularında dün bir İHA’nın hedefi olan "New Andros" adlı petrol tankerinde söndürme çalışmaları, (Reuters)
Irak kara sularında dün bir İHA’nın hedefi olan "New Andros" adlı petrol tankerinde söndürme çalışmaları, (Reuters)
TT

Tanker savaşı İran’a yönelik kuşatmayı sıkılaştırıyor

Irak kara sularında dün bir İHA’nın hedefi olan "New Andros" adlı petrol tankerinde söndürme çalışmaları, (Reuters)
Irak kara sularında dün bir İHA’nın hedefi olan "New Andros" adlı petrol tankerinde söndürme çalışmaları, (Reuters)

“Tanker savaşı”, ABD’nin İran’a yönelik kuşatmayı sıkılaştırmasıyla tırmandı. ABD ordusu, bir Amerikan savaş gemisini hedef alan iki balistik füze saldırısına karşılık olarak 5 İran petrol tankerini imha etti.

İran filosu artık ABD ateşinin hedefinde. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), son bir hafta içinde ABD güçlerinin 10 İran tankerini imha ettiğini bildirdi. Açıklamada, Amerikan savaş gemilerine yönelik saldırı girişimlerinin tekrarlanması halinde saldırıların süreceği ifade edildi.

İran Devrim Muhafızları ise 2 Amerikan gemisi, 8 tanker ve “yasaklı ve güvensiz bölgeye” giren 10 gemiyi vurduğunu açıkladı. CENTCOM ise kendi gemilerinden herhangi birinin vurulduğu iddiasını yalanladı.

İran ayrıca Ürdün’deki “Amerikan hedeflerine” doğru füzeler fırlattı ve deniz ulaşımına uygulamayı planladığı kısıtlamaların kapsamını genişleterek, Umman Körfezi ile Arap Denizi’nin bazı kesimlerini de bölgeye dahil etti.

Nükleer dosyada ise Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu, Tahran’ın güvence ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ilişkin yükümlülüklerine uymaması nedeniyle İran dosyasını, 20 yıl aradan sonra ilk kez Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sevk etti. Karar, 23 ülkenin lehte oyuyla kabul edildi.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak uydu görüntüleri, Natanz nükleer tesisinin yakınındaki “Cebel el-Fas” bölgesinde yürütülen inşaat çalışmalarında “belirgin bir sıçrama” yaşandığını ortaya koydu. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre ABD ordusu, söz konusu tesise yönelik saldırı planlarını hazır bulunduruyor. Ancak ABD bombalarının graniti aşarak tahkim edilmiş nükleer tesisin derinliklerine ulaşabilecek kapasitede olup olmadığı konusunda şüpheler bulunuyor.



İran’ın ele geçirdiği ABD’ye ait insansız denizaltının tersine mühendisliğini yapması bekleniyor

ABD Merkez Komutanlığı tarafından yayımlanan dün videodan bir kare; geçen 12 Temmuz’da İran’ın güneyinde demirli bir hedefe insansız botla düzenlenen saldırıyı gösteriyor (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı tarafından yayımlanan dün videodan bir kare; geçen 12 Temmuz’da İran’ın güneyinde demirli bir hedefe insansız botla düzenlenen saldırıyı gösteriyor (CENTCOM)
TT

İran’ın ele geçirdiği ABD’ye ait insansız denizaltının tersine mühendisliğini yapması bekleniyor

ABD Merkez Komutanlığı tarafından yayımlanan dün videodan bir kare; geçen 12 Temmuz’da İran’ın güneyinde demirli bir hedefe insansız botla düzenlenen saldırıyı gösteriyor (CENTCOM)
ABD Merkez Komutanlığı tarafından yayımlanan dün videodan bir kare; geçen 12 Temmuz’da İran’ın güneyinde demirli bir hedefe insansız botla düzenlenen saldırıyı gösteriyor (CENTCOM)

İran, ABD ordusuna ait insansız bir denizaltının kontrolünü ele geçirdi. Bu durum Tahran’a söz konusu aracı inceleme ve muhtemelen tersine mühendislik uygulama fırsatı verirken, Pentagon ve aracın üreticisi Anduril açısından da bir gerileme anlamına geliyor.

ABD ordusu ve Anduril, insansız aracın İran’ın eline geçmesinin önemini küçümsemeye çalıştı. Söz konusu araç, uzun menzilli gözetleme ve su altındaki diğer görevler için tasarlanan DIVE-LD tipi otonom bir denizaltı. İnsan müdahalesine çok az ihtiyaç duyarak günlerce görev yapabilen yeni nesil askeri insansız sistemlerin bir parçası olan araç, Washington açısından gelişmiş insansız sistemlerin kaybedilmesi ve İran’ın bunların kontrolünü ele geçirmesi konusunda daha önce de ciddi endişelere yol açmıştı.

İran’ın 2011 yılında RQ-170 Sentinel tipi hayalet keşif uçağının kontrolünü ele geçirmesinin ardından dönemin ABD Başkanı Barack Obama, Tahran’dan uçağı iade etmesini kamuoyu önünde talep etmişti. İran daha sonra uçağın tersine mühendisliğini yaptığını açıkladı ve ilerleyen dönemde, tasarımından büyük ölçüde esinlenildiği görülen yerli üretim modellerini tanıttı.

İlerleyen yıllarda ABD ordusu, İran güçlerinin insansız deniz teknolojilerine erişmesini önlemek için hızlı adımlar attı. ABD Donanması’na göre 2022 yılında, İran donanmasına ait bir geminin Körfez’de Saildrone tarafından üretilen insansız bir yüzey aracını çekmeye çalışmasının ardından bir ABD devriye gemisi ve MH-60S Seahawk tipi helikopter bölgeye sevk edildi.

Analistler, İran’ın ele geçirdiği insansız denizaltıdan kesin bir askeri üstünlük elde etmesinin düşük ihtimal olduğunu belirtiyor. Ancak olayın Tahran açısından propaganda bakımından zafer, Washington’un teknolojik üstünlüğünü ortaya koyma çabaları açısından ise utanç verici bir gerileme olduğu değerlendiriliyor.

İran büyükelçiliklerinden ABD’ye alaycı mesajlar

Dünyanın çeşitli ülkelerindeki İran büyükelçilikleri, insansız denizaltının kaybedilmesi nedeniyle ABD ile alay etti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İran’ın Gana Büyükelçiliği, X’te yaptığı paylaşımda denizaltının, “karidesin hapşırmasını bile duyabilen insanların kontrolündeki bir boğazda” ele geçirildiğini öne sürerek bununla övündü.

Büyükelçilik paylaşımında, “Adamlarımız onu bir balıkçı ağındaki plastik şişe gibi yakaladı. Tamamen sağlam... Kumanda çubuğunu tutan kişiye başsağlığı diliyoruz” ifadelerini kullandı.

Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Farzin Nadimi, “İran elbette propaganda kazanımı elde etmek için her fırsatı değerlendirecektir... Bu, Devrim Muhafızları’nın kendi tasarımlarının daha gelişmiş versiyonlarını üretmesine yardımcı olabilir” dedi.

Hudson Enstitüsü Savunma Konseptleri ve Teknolojileri Merkezi Direktörü Bryan Clark ise İran’ın büyük olasılıkla insansız aracın parçalarını sökmeye çalışacağını, ancak yazılımında yerleşik savunma mekanizmalarının bulunduğunu söyledi. İranlı mühendislerin “mekanik sistemlerin tersine mühendisliğini kesinlikle yapabileceğini” belirten Clark, Tahran’ın ele geçirdiği ABD uçakları konusunda sahip olduğu deneyime dikkat çekti.

İran’ın Haydarabad Başkonsolosluğu da X’te, “Tersine mühendislik yapan mühendislerimizin kutuyu açma töreni yarın sabah!” paylaşımını yaptı.

Anduril ile ABD Donanması'nın mesajları arasında farklılık

Olay, Anduril’in açıklamalarıyla ABD Donanması’nın açıklamaları arasında belirgin bir farklılık bulunduğunu ortaya koydu.

Donanma yetkilileri, DIVE-LD’nin eski bir model olduğunu ve arızalandıktan sonra “suda hareketsiz halde” bırakılması üzerine İran güçleri tarafından ele geçirildiğini söyledi.

Anduril ise DIVE-LD’yi günümüzdeki büyük otonom denizaltılar arasında “en güvenilir ve esnek” araç olarak tanıtıyor. Şirket, aracın zorlu koşullarda 10 güne kadar görev yapabildiğini belirtiyor.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) Ortadoğu Programı Direktörü Mona Yacoubian ise olayla ilgili değerlendirmesinde, bunun İran’ın kendi çıkarları doğrultusunda kullanma konusunda büyük ustalık gösterdiği bir konu olduğunu söyledi. Yacoubian, Tahran’ın olayı, bu kez ABD’nin yetersizliğini ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü sağlayamadığını gösteren bir gelişme olarak sunmaya çalışacağını ifade etti.


Yaptırımları aşmaya yönelik bir mekanizma, Çin mallarının İran’a akışının sürmesini sağladı

Tahran'da, üzerinde ABD karşıtı bir reklam panosu bulunan yaya üst geçidinin yakınındaki caddede ilerleyen araçlar (AFP)
Tahran'da, üzerinde ABD karşıtı bir reklam panosu bulunan yaya üst geçidinin yakınındaki caddede ilerleyen araçlar (AFP)
TT

Yaptırımları aşmaya yönelik bir mekanizma, Çin mallarının İran’a akışının sürmesini sağladı

Tahran'da, üzerinde ABD karşıtı bir reklam panosu bulunan yaya üst geçidinin yakınındaki caddede ilerleyen araçlar (AFP)
Tahran'da, üzerinde ABD karşıtı bir reklam panosu bulunan yaya üst geçidinin yakınındaki caddede ilerleyen araçlar (AFP)

İranlı iki üst düzey kaynak ile konuyla ilgili bilgi sahibi üç kişinin Reuters'a verdiği bilgiye göre İran, petrol satışlarına yönelik yaptırımları aşmak ve aralarında askeri teçhizatın da bulunduğu milyarlarca dolarlık Çin malı satın almak için takasa benzer bir mekanizma kullandı.

Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, İran petrolünün Çin'den ithal edilen ürünlerin finansmanında kullanılmak üzere tahsis edilen kredilerle takas edilmesine dayanan gizli ticaret mekanizmasının, ABD'nin nükleer programı nedeniyle İran üzerindeki ekonomik ve askeri baskısını artırdığı son birkaç yılda Tahran'a önemli finansman kanalı sağladığını belirtti.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre kaynaklar bu mekanizmanın, dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olan Çin'in İran petrolünü indirimli fiyatlarla satın almaya devam etmesine de imkân sağladığını bildirdi. Aynı zamanda İran'a mal ihraç eden banka ve şirketlerin uluslararası denetim veya yaptırımlara maruz kalmasının da önüne geçilmiş oldu.

Washington'un Çin'e yönelik ekonomik baskıyı artırması, misilleme endişelerini beraberinde getirdi. Ticaret kaynakları, ABD'nin temmuz ortasında İran limanlarına yönelik ablukayı yeniden uygulamaya başlamasından beri Çinli alıcılara sunulan İran ham petrolü miktarının azaldığını ifade etti.

ABD, iki ülke arasındaki savaşı sona erdirmeye yönelik anlaşmanın çökmesinin ardından 13 Temmuz'da İran limanlarına yönelik ablukayı yeniden uygulamaya koydu ve İran bandıralı gemilerin hareketlerine kısıtlamalar getirdi. Washington bu adımla, ülkenin başlıca döviz kaynağı olan petrol gelirlerinden İran'ı mahrum bırakmayı hedefliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalması ve askeri seçeneklerin azalmasının yanı sıra akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin yarattığı iç baskı nedeniyle savaşın sona erdirilmesi yönündeki çağrıların arttığı bir dönemde İran'a karşı benzeri görülmemiş bir “ekonomik savaş” başlatma sözü verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı ise ABD yaptırımlarını reddederek, bunları “ekonomik terörizm” ve “insanlığa karşı suç” olarak nitelendirdi. Bakanlık, yaptırımların İranlıların ülkenin bağımsızlığını ve egemenliğini savunma kararlılığını etkilemeyeceğini vurguladı.


İsrail, Filistin yanlısı protestoların gölgesinde Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı

Filistin yanlısı yüzlerce gösterici, yeni büyükelçilik binasının önünde toplanarak kapatılmasını talep etti (Reuters)
Filistin yanlısı yüzlerce gösterici, yeni büyükelçilik binasının önünde toplanarak kapatılmasını talep etti (Reuters)
TT

İsrail, Filistin yanlısı protestoların gölgesinde Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı

Filistin yanlısı yüzlerce gösterici, yeni büyükelçilik binasının önünde toplanarak kapatılmasını talep etti (Reuters)
Filistin yanlısı yüzlerce gösterici, yeni büyükelçilik binasının önünde toplanarak kapatılmasını talep etti (Reuters)

İsrail, dün Slovenya’daki ilk büyükelçiliğini açtı. Avrupa Birliği üyesi küçük ülkeyle ilişkileri güçlendirmeyi amaçlayan bu adım, İsrail’in işgal altında bulunan Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim politikası nedeniyle bazı eski müttefikleriyle ilişkilerinin gerildiği bir dönemde gerçekleşti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Slovenya’nın başkenti Ljubljana’ya giderek açılış törenine katıldı. Ziyaret, mevcut sağcı Başbakan Janez Jansa döneminde Slovenya’nın İsrail politikasında yaşanan değişimin yansıması olarak değerlendiriliyor.

Saar, Slovenyalı mevkidaşı Tanja Fajon ile görüşmesinin ardından büyükelçiliğin açılışını “tarihi bir gün” olarak nitelendirdi. Şarku’l Avsat’ın Slovenya Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Saar, İsrail’i “Ortadoğu’daki tek demokrasi ve Avrupa’nın neredeyse tek gerçek ve samimi ortağı” olarak tanımladı.

Saar, “Bunun yanı sıra Avrupa’yı ve Avrupa’nın güvenliğini doğrudan ve dolaylı olarak savunuyoruz” diyerek, İsrail’in “Batı medeniyetini savunmanın ön cephesinde yer alan bir kale” olduğunu ifade etti.

Filistin yanlısı yüzlerce gösterici ise ziyareti protesto etmek amacıyla yeni büyükelçilik binasının önünde toplandı ve büyükelçiliğin kapatılmasını istedi.

Slovenya Dışişleri Bakanlığı’nın X platformundaki paylaşımına göre Tanja Fajon, “Bugün açılan büyükelçiliğin daha kapsamlı bir diyalog, daha güçlü bir iş birliği ve her şeyden önce halklarımızın yararına daha somut sonuçların elde edileceği yeni bir dönemin başlangıcı olmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Saar’ın Slovenya ziyareti, İngiltere’nin işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklamasından ve Fransa ile Kanada’nın benzer adımlar atacaklarını açıklamasından bir gün sonra gerçekleşti. Söz konusu adım, İsrail’in en yakın müttefiklerinden bazılarının politikalarına duyduğu rahatsızlığın sembolik bir ifadesi olarak görülüyor. Ayrıca Gazze’deki savaş nedeniyle İsrail hükümetinin giderek daha fazla uluslararası yalnızlığa sürüklendiğine ilişkin yeni bir gösterge niteliği taşıyor.

İsrail ise karara sert tepki göstererek Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunu kapatacağını açıkladı.