Amerikan demokrasisinin göstergeleri, son yarım yüzyılın en düşük seviyelerine geriledihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5318570-amerikan-demokrasisinin-g%C3%B6stergeleri-son-yar%C4%B1m-y%C3%BCzy%C4%B1l%C4%B1n-en-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCk-seviyelerine
Amerikan demokrasisinin göstergeleri, son yarım yüzyılın en düşük seviyelerine geriledi
6 Ocak 2021'de ABD Başkanı Donald Trump'ın destekçilerinden oluşan bir kalabalık, Washington'daki ABD Kongre Binası'nı bastıkları sırada kırdıkları kapıda kolluk kuvvetleriyle çatışıyor (Reuters)
Amerikan demokrasisinin göstergeleri, son yarım yüzyılın en düşük seviyelerine geriledi
6 Ocak 2021'de ABD Başkanı Donald Trump'ın destekçilerinden oluşan bir kalabalık, Washington'daki ABD Kongre Binası'nı bastıkları sırada kırdıkları kapıda kolluk kuvvetleriyle çatışıyor (Reuters)
Stockholm merkezli Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardımı Enstitüsü (International IDEA) tarafından yayımlanan raporda, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki temel demokrasi göstergelerinin son yarım yüzyılın en düşük seviyesine gerilediği ve bu durumun küresel ölçekte olumsuz yansımaları olduğu açıklandı.
Basın özgürlüğünden yargı bağımsızlığına ve adalete erişime kadar ABD demokrasisinin ana bileşenlerinin son 50 yılın en dip noktasına indiği belirtildi. Washington’un kurallara dayalı uluslararası düzenden uzaklaşmasının çok taraflılığa olan güveni sarstığı ve otoriter liderleri cesaretlendirdiği vurgulandı.
Araştırmaya konu olan ülkelerin yaklaşık %57'sinde (2020-2025 yılları arasında) yargı bağımsızlığı, seçim dürüstlüğü veya ifade özgürlüğü gibi alanların en az birinde gerileme kaydedildi.
Enstitü Genel Sekreteri Kevin Casas-Zamora, Donald Trump’ın 2020 seçim sonuçlarını tanımamasının, seçim süreçlerinin meşruiyetine saldırma konusunda küresel bir emsal oluşturduğunu ve 6 Ocak 2021 Kongre baskınının bu süreci hızlandırdığını ifade etti.
Raporda, ABD’deki bu gelişmelerin Brezilya’da 8 Ocak 2023’te yaşanan kurum baskınları gibi benzer olaylara ve dünya genelinde sivil toplum üzerindeki baskıların artmasına zemin hazırladığı kaydedildi.
Somali Savunma Bakanı, Kuvvetler Genelkurmay Başkanı ve ordu komutanları (Somali Ulusal Haber Ajansı)
Somali’de El-Kaide bağlantılı Eş-Şebab terör örgütüyle yürütülen mücadele, askeri operasyonların ötesine geçerek siber alana ve dijital teknoloji boyutuna taşındı. Mogadişu yönetimi, örgütün yapay zekâ ve insansız hava araçları (İHA) gibi ileri teknolojileri kullanmaya başlaması üzerine uluslararası topluma acil destek çağrısında bulundu.
Somali’nin BM Daimî Temsilcisi Abukar Dahir Osman, BMGK’da yaptığı konuşmada terör tehdidinin sürekli evrildiğini vurguladı. Örgütün yapay zekâ yardımıyla propaganda hazırladığını, şifreli haberleşme uygulamaları üzerinden saldırı planladığını ve 10 yıl önce imkânsız olan nitelikte İHA saldırıları gerçekleştirdiğini belirtti.
1991'de Siad Barre rejiminin devrilmesinden sonra merkezi otorite zafiyeti yaşanan ülkede, hükümet güçleri başkent dışındaki kırsal alanlarda hakimiyet sağlamakta zorlanıyor. Afrika Birliği barış gücü misyonunun (AUSSOM/ATMIS) geleceğine ilişkin belirsizlikler ve hükümet birliklerinin geri çekilme riskleri tabloyu ağırlaştırıyor.
Somalili siyasi analist Abdirahman Jama Barre, terörle mücadelenin artık konvansiyonel askeri yöntemlerle sınırlı kalamayacağını, örgütün teknolojik üstünlük arayışına karşı Somali ordusunun siber güvenlik, gelişmiş istihbarat ve teknolojik donanımla desteklenmesi gerektiğini vurgula
Mısır Eski İçişleri Bakan Yardımcısı Tümgeneral Muhammed Nur el-Din, radikal örgütlerin yapay zekâ araçlarını güvenlik ağlarını aşmak için kullandığına dikkat çekerek; güvenlik güçlerinin yalnızca sahada değil, siber uzayda da önleyici stratejiler geliştirmesi ve uluslararası ortaklıkları artırması gerektiğini ifade etti.
Mogadişu yönetimi, uluslararası toplumdan askeri teçhizat desteğinin yanı sıra terörün dijital ayak izlerini silmeye yönelik siber güvenlik kapasitesinin artırılması için teknik yardım talep ediyor.
Aşağı Cuba Bölgesinde devriye gezen Somali Ulusal Ordu Birlikleri (SONNA)
Ağustos 2026'da Eş-Şebab’ın ülkenin orta kesimindeki stratejik Teedaan kasabasını şiddetli çatışmaların ardından yeniden ele geçirmesi, sahadaki askeri dengelerin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi. Yaşanan bu gelişmeler, terörle mücadelenin yalnızca konvansiyonel yöntemlerle yürütülemeyeceğini ve dijital alana yayılması gerektiğini doğruluyor.
Mısırlı güvenlik uzmanlarına göre Somali Ulusal Güvenliği'nin korunması ve terörün kaynağında kurutulması yalnızca Mogadişu’nun sorumluluğunda olamaz. Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinin istikrarı, komşu ülkeler ve uluslararası toplumun ortak stratejik hamlelerine bağlıdır.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Somalili siyasi analistler, uluslararası yardımın konvansiyonel askeri teçhizatın ötesine geçerek siber güvenlik, dijital istihbarat ve kapasite inşasını kapsayan bütüncül bir güvenlik ortaklığına dönüştürülmesi gerektiğini savunuyor.
Terör örgütlerinin sosyal medya platformları üzerinden yürüttüğü sempatizan toplama, propaganda ve radikalleşme faaliyetlerini engellemek adına gençlere yönelik sosyal önleme programlarına ve teknik altyapı yatırımlarına ağırlık verilmesi isteniyor.
Askeri uzmanlar, radikal grupların insansız hava araçları (İHA) ve yapay zekâ entegrasyonuna karşı Somali’nin kendi imkanlarıyla mücadele etmesinin güç olduğuna dikkat çekerek, internet ve siber alanda sürdürülebilir ulusal kapasite geliştirilmesini elzem görüyor.
Trump: İran acil bir anlaşma için ısrar ediyor, yanıtımıza karar vereceğizhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5318573-trump-i%CC%87ran-acil-bir-anla%C5%9Fma-i%C3%A7in-%C4%B1srar-ediyor-yan%C4%B1t%C4%B1m%C4%B1za-karar-verece%C4%9Fiz
Trump: İran acil bir anlaşma için ısrar ediyor, yanıtımıza karar vereceğiz
Ticari bir gemi, dün Yemen açıklarında, Babülmendeb Boğazı yakınlarında demirledi (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, "başarısız bir ulus" olarak nitelendirdiği İran'ın savaşı sonlandırmak adına "hızlı ve acil" bir anlaşma arayışında olduğunu ve sürekli iletişim kurmaya çalıştığını öne sürdü. Washington'un bu sürece dahil olup olmayacağına henüz karar verilmediğini, ancak diyalog ihtimaline açık olunduğunu belirten Trump, Tahran’ın hiçbir şekilde nükleer silaha ulaşmasına izin verilmeyeceğini ve "uygunsuz" bir uzlaşıyı kabul etmeyeceklerini yineledi.
Pakistan’ın diplomasi trafiği
Çatışmaları sonlandırmak amacıyla diplomatik girişimlerini artıran Pakistan’ın BM Daimî Temsilcisi Asım İftihar Ahmed, İslamabad’ın BM mekanizmaları ve daha önce Katar ile birlikte arabuluculuk ettiği "İslamabad Mutabakat Zaptı" çerçevesinde tarafları yeniden müzakere masasına getirmeye çalıştığını açıkladı. Ahmed, ateşkesin sağlanması ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğinin yeniden tesisi için diyalog kanallarının açık tutulduğunu vurguladı.
ABD Enerji Bakanı’ndan nükleer yükümlülük eleştirisi
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) toplantısında konuşan ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Tahran’ın nükleer taahhütlerini yerine getirmekte başarısız olduğunu belirtti. İran’ın savaşta zarar gören nükleer tesislere BM müfettişlerinin erişim sağlamasını engellemesini sert bir dille eleştiren Wright, Tahran yönetiminin ihmallerini gidermesi için verilen sürenin dolduğunu ifade etti.
ABD Uzay Kuvvetleri dünya yörüngesinde silah konuşlandırıldığını ilk kez kabul ettihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5318571-abd-uzay-kuvvetleri-d%C3%BCnya-y%C3%B6r%C3%BCngesinde-silah-konu%C5%9Fland%C4%B1r%C4%B1ld%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-ilk-kez-kabul-etti
SpaceX şirketine ait Falcon 9 roketi, ABD Uzay Kuvvetleri’ne bağlı Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu'ndaki fırlatma kompleksinden havalandı. (DPA)
ABD Uzay Kuvvetleri dünya yörüngesinde silah konuşlandırıldığını ilk kez kabul etti
SpaceX şirketine ait Falcon 9 roketi, ABD Uzay Kuvvetleri’ne bağlı Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri İstasyonu'ndaki fırlatma kompleksinden havalandı. (DPA)
ABD Uzay Kuvvetleri, yörüngede savaş yeteneklerine sahip askeri unsurların bulunduğunu resmen açıklayarak, uzayda konuşlandırılmış silahların varlığını ilk kez doğruladı.
Uzay Kuvvetleri sözcüsü yaptığı yazılı açıklamada, "ABD, Amerikan birleşik kuvvetlerini düşman tehditlerinden koruma yeteneğine sahip ve uzay kontrolünü sağlamaya yönelik silahları yörüngeye konuşlandırmıştır" ifadelerini kullandı. Sözcü, bu silahların niteliği veya teknik özellikleri hakkında detay vermekten kaçınırken; "uzay kontrolü" kavramının kinetik (fiziksel) ve kinetik olmayan (elektronik/siber) yöntemlerle rakip kapasiteleri etkisiz hale getirmeyi kapsadığını, bu yeteneklerin hem savunma hem de taarruz amacıyla kullanılabileceğini ifade etti.
Bu hamle; ABD, Rusya ve Çin arasında uzaydaki rekabetin arttığı bir dönemde geldi. Washington, her iki ülkeyi de uzaydaki uzantıları için potansiyel birer tehdit olarak değerlendiriyor. ABD Uzay Kuvvetleri'ne göre Çin, ordusunu modernize etme stratejisi kapsamında anti-uzay kapasitelerini hızla geliştirirken; Rusya ise uzayı doğrudan bir savaş alanı ve gelecekteki çatışmalarda üstünlük sağlamanın temel unsuru olarak görüyor.
Uzayın askerileştirilmesi süreci aslında 1957'de Sputnik'in fırlatılmasıyla başlayan Uzay Yarışı'na kadar uzanıyor. Dönemin iki süper gücü ABD ve Sovyetler Birliği, uyduların silahlandırılması ve imha edilmesi teknolojilerini o yıllardan itibaren araştırmaya başlamıştı.
Yörüngeye nükleer silah yerleştirilmesi endişelerine karşı 1967 yılında imzalanan Dış Uzay Antlaşması, uzayda kitlesel imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklamıştı. Ancak o tarihten bu yana ABD, Rusya, Çin ve Hindistan, söz konusu antlaşma kapsamına girmeyen ve askeri iletişim, keşif ile navigasyon için hayati önem taşıyan uyduları hedef alabilen konvansiyonel uzay savaş sistemlerini geliştirmeye devam ediyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة