ABD Başkanı Donald Trump’ın gelecek hafta Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Washington’da ağırlamdan bir hafta önce, iki ülkenin dışişleri bakanları telefonda görüştü. Görüşmede ikili ilişkiler ve Ortadoğu’daki durum ele alındı.
Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya, Pekin ve Washington’un “eşitlik, karşılıklı saygı ve karşılıklı çıkar ruhuyla üst düzey temasların bir sonraki aşamasına hazırlanmaları” gerektiğini söyledi. Çin’in resmi haber ajansı Şinhua’nın haberine göre Vang, son dönemde ikili ilişkilerin genel olarak “yapıcı stratejik istikrar” yönünde ilerlediğini belirtti. İki bakan ayrıca, Pekin’in Tahran ile Washington arasında arabuluculuk yapmaya çalıştığı bir dönemde Ortadoğu’daki gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulundu.
ABD ile İran arasındaki çatışma, Washington-Pekin ilişkilerinin de üzerinde gölge oluşturuyor. Çin, Washington’un Tahran’la ticari ilişkilerini sürdüren ülkelere yönelik uygulamaya koymaya çalıştığı yaptırımlardan kaçınmaya çalışırken, bazı haberlerde Çin tarafının İran’a Ortadoğu’da ABD askerlerini hedef alan saldırıların düzenlenmesine yardımcı olacak istihbarat bilgileri sağladığı öne sürülüyor. Ticaret savaşı da giderek artan bir endişe kaynağı. Dünyanın en büyük iki ekonomisi, Trump’ın kapsamlı gümrük vergilerinin etkilerini hafifletme çabalarını sürdürüyor.
Tayvan meselesi
Trump-Şi zirvesine yönelik hazırlıklar, ABD ve Çin arasındaki gümrük vergileri, nadir toprak elementleri ve yapay zekâ konularındaki müzakerelerle sınırlı değil. Tokyo ve Taipei’de de diplomatik hareketlilik yaşanıyor. Bu temasların arkasında, Tayvan’ın Trump’ın kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Pekin’den ekonomik kazanımlar elde etmeye çalışacağı daha geniş bir anlaşmanın parçası haline gelebileceğine ilişkin endişeler bulunuyor.

Çin Devlet Başkanı Şi’nin 23 Eylül’de Washington’a ulaşması, görüşmelerin ertesi gün yapılması ve Şi’nin 25 Eylül’de ABD’den ayrılması planlanıyor. Bu ziyaret, Şi’nin on yılı aşkın bir sürenin ardından Beyaz Saray’a gerçekleştireceği ilk ziyaret olacak. Trump’ın Çin lideri onuruna resmi bir akşam yemeği düzenlemesi planlanıyor.
Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre ABD’nin Asya’daki müttefikleri arasında Trump’ın Çin Devlet Başkanı Şi’den ekonomik tavizler karşılığında Washington’un Tayvan konusundaki tutumunu yumuşatabileceğine ilişkin endişeler giderek artıyor. Yetkililer Washington’un politikasında resmi bir değişiklik beklemiyor. Ancak kaygılar, ABD’nin Tayvan konusunda kullandığı dilin değiştirilmesi, silah satışlarının ertelenmesi veya Trump’ın Pekin tarafından ABD’nin Tayvan’ın güvenliğine yönelik taahhüdünde geri adım olarak yorumlanabilecek bir mesaj vermesi ihtimali üzerinde yoğunlaşıyor.
Reuters’a konuşan Asia Society Policy Institute’un siyasi ve güvenlik işlerinden sorumlu direktörü Emma Chanlett-Avery, ABD’nin Çin politikasının hangi yönde şekilleneceğine ilişkin müttefikler arasında ciddi bir kaygı bulunduğunu söyledi. Chanlett-Avery, Tayvan konusunda herhangi bir yumuşama işaretinin endişe yaratacağını belirtti. Bu kaygılar, Pekin’in Tayvan’ı ABD ile ilişkilerindeki temel meselelerden biri olarak tanımlaması ve adayı zor kullanarak kendi yönetimi altına alma seçeneğinden vazgeçmemesi nedeniyle daha da önem kazanıyor.
14 milyar dolarlık pazarlık kozu
Endişelerin önemli bir bölümü Trump’ın kendi açıklamalarından kaynaklanıyor. ABD Başkanı, geçen mayıs ayında Pekin’de Şi ile yaptığı görüşmenin ardından, Çin liderinin kendisiyle Tayvan meselesini birçok kez gündeme getirdiğini söyledi. Bu görüşmelerde ABD’nin Tayvan’a silah satışları ve Washington’un adaya yönelik olası bir saldırı karşısında Tayvan’ı savunmaya ne ölçüde hazır olduğu da ele alındı.
Trump, yaklaşık 14 milyar dolar değerindeki Tayvan silah paketini onaylamayı birkaç ay erteledi. Mayıs ayındaki zirvenin ardından Başkan, paketi askıda tuttuğunu belirterek, bunun “çok iyi bir pazarlık kozu” olduğunu söyledi.
Bu durum, yönetimin halihazırda bir taviz vermeye karar verdiği anlamına gelmiyor. Washington, Tayvan politikasının değişmediğini defalarca vurguladı. Trump ayrıca Şi’nin kendisine, Trump Beyaz Saray’da bulunduğu sürece Çin’in Tayvan’a saldırmayacağını kişisel olarak söylediğini açıkladı. Ancak eski Başkan Joe Biden’ın Tayvan’ın saldırıya uğraması halinde ABD’nin adayı savunacağını defalarca dile getirmesinin aksine Trump, böyle bir durumda aynı adımı atıp atmayacağını net biçimde açıklamayı reddetti.
ABD, onlarca yıldır “Tek Çin” politikasını uyguluyor ve Pekin hükümetini Çin’in hükümeti olarak tanıyor.
Japonya’da endişe
Endişenin boyutunu gösteren en dikkat çekici işaretlerden biri Japonya’dan geliyor. Reuters’ın haberine göre Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Şi ile görüşmesinden önce Trump’la temas kurmaya çalışıyor. Japonya Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili de geçen hafta Washington’u ziyaret ederek New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında yapılması planlanan bir görüşmenin organize edilmesine yardımcı oldu.

Japon hükümeti kaynaklarına göre Tokyo, Trump’ın Tayvan konusunda ABD’nin geleneksel söylemini korumasını ve meselenin pazarlık konusu haline gelmesine izin vermemesini istiyor. İktidar partisinden üst düzey milletvekilleri, Japonya’nın en büyük endişesinin Trump’ın, Çin’in daha fazla ABD ürünü satın alma taahhüdü karşılığında Tayvan konusunda daha yumuşak bir mesaj vermesi olduğunu söyledi. Böyle bir adımın Trump’ın kasım ayındaki seçimler öncesinde seçmenlere ekonomik bir başarı sunmasına olanak sağlayabileceği belirtiliyor.
Tokyo ile Pekin arasındaki gerilim, Takaichi’nin geçen yıl Çin’in Tayvan’a yönelik bir saldırısının Japonya’nın varlığını tehdit eden bir durum oluşturabileceğini ve askeri karşılığa yol açabileceğini söylemesinin ardından arttı. Çin, Takaichi’nin açıklamalarını sert biçimde eleştirirken Çin Savunma Bakanı Dong Jun, bölgesel istikrarı tehdit eden militarizmin geri dönüşü ve provokatif eylemler konusunda uyarıda bulundu. Bu açıklamalar geniş ölçüde Tokyo’ya yönelik olarak değerlendirildi.
Ticari anlaşmazlıkların çözümü
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’in, 24 Eylül’de yapılacak zirve öncesindeki son müzakere turunda New York’ta Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile görüşmesi planlanıyor.

Financial Times’a göre görüşmelerin gündeminde ticari ateşkesin uzatılması, Çin’in nadir toprak elementleri ihracatına getirdiği kısıtlamalar ve yapay zekânın yanı sıra, hassas olmayan ürünlerde gümrük vergilerinin düşürülmesi için ikili bir ticaret konseyi kurulması önerisi bulunuyor. Çin, ticari ateşkesin Trump’ın görev süresinin geri kalanında uzatılmasını isterken, Washington yalnızca altı aylık bir uzatmayı tercih ediyor. Bunun nedeni ise Pekin’in nadir toprak elementleri konusunda verdiği taahhütleri tam olarak yerine getirmediği yönündeki ABD değerlendirmesi.
Tayvan meselesindeki açmaz da burada ortaya çıkıyor: Şi’nin taviz verebileceği başlıkların sayısı arttıkça, Pekin’in karşılığında Tayvan konusunda siyasi bir bedel talep edebileceğine ilişkin endişeler de büyüyor.
Yapay zekâ da görüşmelerin merkezinde olacak. İki ülke gelişmiş çipler ve en ileri yapay zekâ modelleri konusunda rekabet ederken Washington ve Pekin, yapay zekânın askeri ve nükleer alanlarda kullanılmasından kaynaklanan riskleri azaltacak kurallar oluşturma ihtimalini de değerlendiriyor. ABD’nin Çin’e gelişmiş çip ihracatına yönelik kısıtlamaları ise başlıca anlaşmazlık noktalarından biri olmayı sürdürüyor.
Şi ne istiyor?
Pekin açısından Trump’tan beklenen tavizin Çin’in Tayvan üzerindeki egemenliğinin tanınması olması gerekmeyebilir. Böyle bir değişikliğin mevcut ABD politikası açısından gerçekleşmesi zor görünüyor. Daha gerçekçi bir kazanım; silah satışlarının yavaşlatılması, üst düzey siyasi ziyaretlerin azaltılması veya Washington’un Tayvan’ın bağımsızlığı konusunda kullandığı ifadelerin değiştirilmesi olabilir.
Çin Devlet Başkanı, 2023’te Biden ile yaptığı zirvede ABD’den Tayvan’ın bağımsızlığına açıkça karşı çıkan bir açıklama almaya çalışmış, ancak Washington bunu reddetmişti. Bu nedenle Japon yetkililer, Trump’ın doğaçlama açıklamalara eğilimli tutumunun Pekin’e daha önce elde edemediği bir kazanımı, en azından söylem düzeyinde, sağlayabileceğinden endişe ediyor.
Buna karşılık Pekin, nasıl bir düzenleme istediğine ilişkin kendi görüşünü şimdiden ortaya koymaya başladı. Çin’in Washington’daki eski Büyükelçisi Cui Tiankai, bu hafta basına yaptığı açıklamada, “Tayvan ile yeniden birleşmenin istikrar getireceğini ve bunun ABD’nin çıkarına olduğunu” söyledi. Cui ayrıca Washington’ıun Pekin’in Tayvan’a silah satışlarına yönelik itirazlarını ciddiye alması gerektiğini belirtti.