Beyaz Saray: CNN'in Trump’a başkanlık uçağında eşlik etmesi engellendi

ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık uçağı “Air Force One”da basın mensuplarına konuşurken (AFP – Arşiv)
ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık uçağı “Air Force One”da basın mensuplarına konuşurken (AFP – Arşiv)
TT

Beyaz Saray: CNN'in Trump’a başkanlık uçağında eşlik etmesi engellendi

ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık uçağı “Air Force One”da basın mensuplarına konuşurken (AFP – Arşiv)
ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık uçağı “Air Force One”da basın mensuplarına konuşurken (AFP – Arşiv)

Beyaz Saray, bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’a başkanlık uçağında eşlik edecek basın mensupları arasında CNN’in yer almayacağını bildirdi. Bu karar, medya kuruluşlarına yönelik son kısıtlama olarak değerlendirildi.

Beyaz Saray perşembe günü yaptığı açıklamada, federal yargıç Tim Kelly’nin ABD Başkanı Donald Trump’ın “MS NOW”, “CNN” ve “Politico” adlı medya kuruluşlarına yönelik yasağının “muhtemelen anayasaya aykırı” olduğuna hükmetmesinin ve gazetecilerin derhal yeniden içeri alınması yönünde karar vermesinin ardından, bu kuruluşların gazetecilerinin Beyaz Saray’a yeniden girişine izin verdiğini duyurmuştu.

Gazetecilerin yeniden içeri alınmasına günün ortasında izin verilirken, bundan önce saatler boyunca Beyaz Saray’a gazetecilerin girişinin engellenmesi nedeniyle kaos yaşandı.



İran hava sahası yasağı, Hürmüz’ün yeniden açılması için baskıyı artırıyor

17 Mayıs’ta Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası’nda bulunan Khasab kıyı kenti açıklarında Hürmüz Boğazı’nda demirleyen gemiler (AFP)
17 Mayıs’ta Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası’nda bulunan Khasab kıyı kenti açıklarında Hürmüz Boğazı’nda demirleyen gemiler (AFP)
TT

İran hava sahası yasağı, Hürmüz’ün yeniden açılması için baskıyı artırıyor

17 Mayıs’ta Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası’nda bulunan Khasab kıyı kenti açıklarında Hürmüz Boğazı’nda demirleyen gemiler (AFP)
17 Mayıs’ta Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası’nda bulunan Khasab kıyı kenti açıklarında Hürmüz Boğazı’nda demirleyen gemiler (AFP)

İran’a yönelik hava sahası yasağının dün Irak’taki havalimanlarında da uygulanmaya başlaması, Tahran üzerinde Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda müzakere çabalarını yoğunlaştırması yönündeki baskıyı artırdı.

Irak’tan yapılan açıklamalara göre, İran açısından kritik öneme sahip bazı havalimanları, Washington’un iki gün önce dünya genelindeki bütün İran hava trafiğine yönelik açıkladığı yasak kapsamında Tahran ve diğer kentlere düzenlenen günlük seferleri durdurdu. Irak’taki bazı havalimanlarının yasağa uyması, İran havacılık sektörünü mali ve operasyonel açıdan ağır bir darbe ile karşı karşıya bıraktı.

İranlı havayolu şirketi Mahan Air, uçuşlarına izin verilmeyeceğinin bildirilmesinin ardından Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki Erbil ve Süleymaniye’de bulunan Celal Talabani Havalimanı’na planlanan seferlerini iptal ettiğini açıkladı. Irak Haber Ajansı da Necef Havalimanı’nın İran’a yönelik ve İran’dan gerçekleştirilen tüm uçuşları askıya aldığını bildirdi.

Lider Ali Hamaney’in danışmanı Muhammed Muteber ise Tahran’ın uçuş gerçekleştirmesinin ve havalimanı hizmetlerinden yararlanmasının engellenmesi halinde, bölgedeki hiçbir ülkenin de bu hizmetlerden yararlanamayacağını söyledi.

İran hava trafiğine yönelik yasağın uygulanması, Tahran’ın Washington’a yedi günlük bir plan sunduğunu açıklamasıyla eş zamanlı olarak gereçekleşti. Plana göre Hürmüz Boğazı yeniden açılacak ve iki ülke arasında yedi aydır devam eden savaşı sona erdirecek nihai bir anlaşmaya ulaşmak amacıyla müzakereler yeniden başlatılacak.

Şarku’l Avsat'ın CNN’den aktardığına göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, “İran’ın arabulucular vasıtasıyla ABD’ye sunduğu teklif, Washington’un müzakerelerin yeniden başlatılması ve boğazın yeniden açılması için yedi gün içinde belirli şartları yerine getirmesini öngörüyor” dedi.


Netanyahu'nun BM konuşması: İsrail'in itibarı ciddi zarar gördü

Netanyahu'nun konuşması sırasında protesto gösterileri düzenlendi (Reuters)
Netanyahu'nun konuşması sırasında protesto gösterileri düzenlendi (Reuters)
TT

Netanyahu'nun BM konuşması: İsrail'in itibarı ciddi zarar gördü

Netanyahu'nun konuşması sırasında protesto gösterileri düzenlendi (Reuters)
Netanyahu'nun konuşması sırasında protesto gösterileri düzenlendi (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'ndaki konuşmasında salonun boşalması gündem oldu.

Netanyahu'nun konuşması sırasında farklı ülkelerden onlarca temsilci salondan ayrıldı. Bazı delegeler yuhalayarak lidere tepki gösterirken, Netanyahu'nun beraberindeki heyet ayağa kalkarak siyasetçiyi alkışladı.

İsrail lideri ise "Bu salonu henüz terk etmemiş başka ahlaki korkaklar varsa, lütfen şimdi bunu yapsınlar" dedi.

Netanyahu'nun konuşması, 27 Ekim'de yapılması planlanan İsrail seçimlerine az süre kalmışken ülkedeki siyasi tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi.

İsrail gazetesi Haaretz, Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasının uluslararası kamuoyuna hitap etmekten çok İsrail'deki seçmenlere yönelik olduğuna dikkat çekiyor.

Ayrıca Netanyahu'nun, konuşmasında dünya genelindeki Yahudilerin karşı karşıya olduğu tehlikelerden bahsetmesine rağmen ikinci yıl üst üste ABD'deki Yahudi liderlerle görüşmediğine işaret ediliyor.

Netanyahu'nun Türkiye, Suriye, Katar, Birleşik Krallık ve Fransa yönetimlerini sert şekilde eleştirdiği konuşmasının diplomatik ilişkileri onarmaktan ziyade İsrail'deki seçmenlere siyasi mesaj verme kaygısı taşıdığı ifade ediliyor. Bu doğrultuda 71 yaşındaki liderin BM Genel Kurul kürsüsünü “seçim kampanyası sahnesine" dönüştürdüğü yazılıyor.

Netanyahu konuşmasında, "Yahudi karşıtı yalanları geniş çapta yayan bir diğer ülke de Türkiye. Erdoğan da bir tiran. Kendisi aynı zamanda Hamas'ın terör elebaşlarına da ev sahipliği yapıyor" iddialarını ortaya attı.

Ankara ise açıklamaya sert tepki gösterdi. İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Netanyahu için "hadsiz ve alçak" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de açıklamaları en güçlü şekilde kınadıklarını söyledi.

Ben Samuels'ın analizinde Netanyahu'nun İsrail'in uluslararası itibarına ciddi zarar verdiği ve bunu yeniden tesis etmenin liderin öncelikleri arasında görünmediği yorumu yapılıyor.

Times of Israel'deki analizdeyse Netanyahu'nun Gazze savaşındaki tutumunu güçlü biçimde savunduğu ileri sürülürken, liderin 7 Ekim 2023'te çatışmaları başlatan Hamas saldırılarındaki sorumluluğunu gündeme getirmediği yazılıyor.

David Horovitz imzalı yazıda, Netanyahu'nun İsrail'deki toplumsal bölünmelerden de bahsetmediği belirtiliyor. Ayrıca liderin radikal sağcı Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik uyguladığı şiddeti önemsizleştirmeye çalıştığı vurgulanıyor.

Wall Street Journal da Netanyahu'nun bu hafta Trump'la görüşmek için randevu almaya çalıştığını ancak çabalarının sonuçsuz kaldığını yazıyor.

ABD'li ve İsrailli yetkililer, Trump'ın takviminin yoğunluğu nedeniyle görüşmenin yapılamadığını söylüyor.

Netanyahu'nun hem ülkesinde zorlu bir seçim sürecine girdiği hem de uluslararası arenada giderek daha fazla yalnızlaştığı ifade ediliyor.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Wall Street Journal


BM Güvenlik Konseyi, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını kınadı

BM Güvenlik Konseyi, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını kınadı
TT

BM Güvenlik Konseyi, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını kınadı

BM Güvenlik Konseyi, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını kınadı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, cuma günü Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik devam eden saldırılarını en sert ifadelerle kınadı. Saldırıların sivilleri ve enerji altyapısını etkilediğine, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu sivillerin yaralanmasına yol açtığına dikkat çeken Konsey, Husilerin Yemen'deki askeri tırmanışından duyduğu derin endişeyi dile getirerek grubun bölgenin güvenlik ve istikrarına yönelik tehdidinden kaygı duyduğunu bildirdi.

Açıklama, Fransa'nın BM Daimi Temsilcisi Jérôme Bonnafont tarafından okundu. Konsey üyeleri, Suudi Arabistan'ın topraklarındaki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılar karşısında ülkeyle dayanışma içinde olduklarını ifade ederken, Suudi Arabistan'ın uluslararası hukuk uyarınca meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu vurguladı.

Bu ay Konsey başkanlığını yürüten Fransa'nın BM Daimi Temsilcisi Bonnafont, üyelerin Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb'de deniz taşımacılığına yönelik saldırı ve tehditleri kınadığını yineledi. Bonnafont, ticari gemilerin ve mürettebatlarının güvenliğinin sağlanmasının önemine dikkat çekti.

Konsey, başta Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi olmak üzere uluslararası hukuka uygun hareket edilmesinin yanı sıra uluslararası insancıl hukuka ve seyrüsefer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesinin önemini vurguladı. Konsey, Husilerden askeri tırmanışı derhal durdurmalarını ve sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarına son vermelerini istedi.

Üyeler, 2216 sayılı karar ve sonraki kararların eksiksiz uygulanmasının önemini vurgulayarak Husilerin silah ve ilgili ekipman, teknik yardım, eğitim ve finansman dahil askeri faaliyetlerle bağlantılı her türlü desteği elde etmesini engellemek için Yemen hükümetiyle iş birliği de dahil olmak üzere somut adımlar atılması çağrısında bulundu.

Konsey, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin verilerine göre, bu ayın başından bu yana Yemen genelinde en az 125 bin sivilin öldüğü, yaralandığı veya yerinden edildiğine ilişkin haberlerden derin endişe duyduğunu bildirdi. Konsey ayrıca Husilerin saldırıları nedeniyle sivil yerleşimlerin ve altyapının zarar görmesinden kaygı duyduğunu belirtti.

Konsey üyeleri, Husilerin Yemen'deki askeri tırmanışının, Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını sürdürmesinin, Kızıldeniz'de uluslararası deniz taşımacılığına yönelik saldırı ve tehditlerinin ve Bab el-Mendeb'deki ilerleyişinin "çatışmanın daha da tırmanması, deniz güvenliği ve uluslararası ticaretin tehdit edilmesi ve Yemen'de barışın sağlanmasına yönelik bölgesel ve uluslararası çabaların sekteye uğraması" riskini taşıdığını ifade etti.

Üyeler, devam eden tırmanışın Yemen'de zaten ağır olan insani durumu daha da kötüleştireceğini ve daha fazla sivilin yerinden edilmesine yol açabileceğini vurguladı. Ayrıca tüm üye devletlerin hedefli silah ambargosu kapsamındaki yükümlülüklerine uyması gerektiğine dikkat çekti.

BM Güvenlik Konseyi, ihtiyaç sahibi tüm sivillere insani yardımın eksiksiz, güvenli, hızlı ve herhangi bir engelle karşılaşmadan ulaştırılmasının sağlanması gerektiğini vurguladı. Konsey ayrıca insani yardım çalışanlarının, BM personelinin ve BM ile bağlantılı çalışanların güvenlik ve emniyetinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Üyeler, aralarında 73 BM çalışanının yanı sıra ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, sivil toplum temsilcileri ve diplomatik misyonlarda görev yapanların bulunduğu tüm tutuklu ve alıkonulan kişilerin derhal, koşulsuz ve güvenli şekilde serbest bırakılması çağrısını yineledi.

Konsey üyeleri, Yemen hükümetine desteklerini ve ülkenin birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne yönelik sarsılmaz bağlılıklarını yineledi. Üyeler, Yemen'de kalıcı barışın şiddet, zor kullanma veya güç yoluyla sağlanamayacağını vurguladı.

Konsey ayrıca BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg'e ve onun üzerinde mutabık kalınan referanslara dayanan, ilgili Güvenlik Konseyi kararlarıyla uyumlu, kapsamlı ve müzakereye dayalı bir siyasi çözüme ulaşma çabalarına desteğini yineledi. Konsey, taraflara bu doğrultuda BM'nin yürüttüğü çabalara yapıcı şekilde katılma çağrısında bulundu.