Trump, yapay zekâyı denetleyecek bir komite kurmayı değerlendiriyor

“Yapay zekâ” ifadesi, bir klavye ve robotik el (Reuters)
“Yapay zekâ” ifadesi, bir klavye ve robotik el (Reuters)
TT

Trump, yapay zekâyı denetleyecek bir komite kurmayı değerlendiriyor

“Yapay zekâ” ifadesi, bir klavye ve robotik el (Reuters)
“Yapay zekâ” ifadesi, bir klavye ve robotik el (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yapay zekâ sektörünü denetlemek üzere 10 üyeden oluşan bir komite kurulmasını değerlendirdiğini söyledi. Trump'ın açıklaması, Beyaz Saray'da büyük teknoloji şirketlerinin üst düzey yöneticileriyle gerçekleştirdiği görüşmenin ardından geldi.

Trump, teknoloji şirketlerinin yöneticilerinin “etik açıdan bağlayıcı” bir anlaşma imzaladığını belirtti ancak anlaşmanın ayrıntılarına ilişkin bilgi vermedi.

Trump yönetimi üzerindeki, yapay zekâ teknolojisinin kamu açısından oluşturduğu risklerle ilgilenmesi yönündeki baskı artıyor. OpenAI ve Anthropic, yapay zekâ programlarının kontrolden çıkarak müşterilere ait sistemlere izinsiz eriştiğini bildirmişti. Söz konusu ihlaller, araştırmacıların bazı yapay zekâ geliştiricilerinin bu teknolojinin önümüzdeki 10 yıl içinde insanların ölümüne yol açabileceğine inandığı konusunda uyarıda bulunmasına neden oldu. Bu gelişmeler hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi bazı Kongre üyelerinin gelişmekte olan bu teknolojinin sınırlandırılması için adım atılması yönündeki çağrılarını artırdı.

Trump ayrıca teknoloji şirketlerinin veri merkezlerinin kurulması konusunda yerel toplulukların “memnun” olmasını sağlamak için çalışacağını söyledi. Sektör, veri merkezlerinin hızla genişlemesine yönelik yerel muhalefetle karşı karşıya bulunuyor.

Yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesi ve çalıştırılması için gerekli işlem gücünü sağlayan veri merkezleri, sektördeki büyümenin temel unsurlarından biri konumunda. Bu merkezlerin genişlemesi, elektrik talebi, enerji ve altyapı maliyetleri ile diğer yerel etkiler konusunda ABD genelindeki toplulukların tepkisine yol açtı. Bu nedenle şirketler, söz konusu endişeleri yatıştırmayı amaçlayan çeşitli teşvikler sunmaya başladı.

Trump, gazetecilere yaptığı açıklamada, veri merkezlerinin “topluma mali açıdan son derece faydalı hizmetler sunacağını” söyledi.



İran, protestolarda güvenlik güçlerini öldürmekle suçlanan iki kişiyi idam etti

İranlılar, idam cezalarının infazının durdurulması talebiyle gösteri düzenliyor (Arşiv - Reuters)
İranlılar, idam cezalarının infazının durdurulması talebiyle gösteri düzenliyor (Arşiv - Reuters)
TT

İran, protestolarda güvenlik güçlerini öldürmekle suçlanan iki kişiyi idam etti

İranlılar, idam cezalarının infazının durdurulması talebiyle gösteri düzenliyor (Arşiv - Reuters)
İranlılar, idam cezalarının infazının durdurulması talebiyle gösteri düzenliyor (Arşiv - Reuters)

İran Öğrenci Haber Ağı, İran'ın bugün, ülkenin kuzeydoğusundaki Meşhed kentinde Ocak 2026'da düzenlenen protestolar sırasında dört güvenlik görevlisinin öldürülmesinde rol oynamaktan hüküm giyen iki erkeği idam ettiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Ağ’dan aktardığı habere göre İran Yüksek Mahkemesi, iki kişi hakkında verilen idam kararlarını onadı. İdamlar, yasal işlemlerin tamamlanmasının ardından infaz edildi.


ABD, İran’ın silah satın almasına yardımcı oldukları gerekçesiyle 13 kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı

ABD Hazine Bakanlığı logosu (AP)
ABD Hazine Bakanlığı logosu (AP)
TT

ABD, İran’ın silah satın almasına yardımcı oldukları gerekçesiyle 13 kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı

ABD Hazine Bakanlığı logosu (AP)
ABD Hazine Bakanlığı logosu (AP)

ABD Hazine Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, aralarında Çin, Hong Kong ve Pakistan merkezli kişi ve kuruluşların da bulunduğu 13 kişi ve kuruluşa, İran Savunma Bakanlığına silah ve silah parçalarının temin edilmesine yardımcı oldukları gerekçesiyle yaptırım uygulandığını duyurdu. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre yaptırımlar, İran'ın silah tedarikine yönelik faaliyetleriyle bağlantılı kişi ve kuruluşları hedef alıyor.

Yaptırımlar, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İran'ı ekonomik açıdan tecrit etmeyi ve şubat ayında başlayan ABD-İran savaşını sona erdirmek amacıyla Tahran'ı müzakereye zorlamayı hedefleyen daha geniş kapsamlı politikasının parçası olarak uygulanıyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, “Ekonomik dışlama operasyonu kapsamında Bakanlık, İran rejiminin terör faaliyetlerini sürdürmesine imkan sağlayan maddi, teknik veya finansal desteği sunan kişileri hedef almaya ve faaliyetlerini engellemeye devam edecek. Bakanlık, rejime yönelik hiçbir desteğe müsamaha göstermeyecek; İran'ın bu faaliyetlerini mümkün kılan aktörleri izlemeyi, ortaya çıkarmayı ve tecrit etmeyi sürdürecek” dedi.

Hazine Bakanlığı, yaptırımların Tahran'ın silah programlarını yeniden inşa etme kapasitesini zayıflatmayı ve İran'ın tedarik çalışmalarına destek veren tarafların maliyetlerini artırmayı amaçladığını belirtti.

Dün açıklanan yaptırım listesinde şu kişi ve kuruluşlar yer aldı:

*İran Savunma ve Silahlı Kuvvetler Lojistik Bakanlığı temsilcisi olan ve Pekin'de bulunan Seyyed Asghar Alizade Tabatabai. Hazine Bakanlığı, Tabatabai'nin İran adına Çin'den hazır silah sistemleri ve çift kullanımlı bileşenlerin satın alınmasını koordine ettiğini belirtti.

*Merkezi İran'da bulunan Kavoshcom Asia R&D Group. Bakanlık, şirketin İran Uçak Sanayii Şirketi adına konektörler de dahil olmak üzere elektronik ürünler satın aldığını bildirdi.

*Merkezi Hong Kong'da bulunan EC Mojo Technology Limited. Hazine Bakanlığı, şirketin tedarik faaliyetlerini desteklemek amacıyla Kavoshcom Group'a elektronik bileşenler sağladığını belirtti. Şirketin Çin'deki temsilcisi Li Fen de yaptırım listesine alındı.

*Merkezi Pakistan'da bulunan ve Pakistan ile diğer ülkelerde şubeleri olan özel savunma şirketi Cavalier Group'un yönetim kurulu başkanı Wasim Pasha Tajammal.

*Merkezi Rusya'da bulunan uçak üreticisi A.S. Yakovlev Experimental Design Bureau.

*Merkezi Rusya'da bulunan ve filosundaki gemilerle Moskova hükümetine silah taşıdığı belirtilen MG-FLOT adlı denizcilik şirketi.

*İran merkezli ve İran Hava Kuvvetlerine bağlı Saha Airlines.

Obsidian Risk Advisors şirketinde görev yapan Brett Erickson, son yaptırımların İran'ın Hürmüz Boğazı'nda füze ve insansız hava araçları (İHA) fırlatma kapasitesi üzerinde fazla bir etkisi olmayacağını söyledi.

Erickson, “Bu, Trump yönetiminin onlara 'darbe indirdiğini' iddia edebilmek için attığı gösterişli bir adımdan ibaret. Gerçek şu ki, onların tepkisini ölçmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.


Şi'nin Washington ziyaretinin sonucu: Ne çatışma ne de atılım yok

Fotoğraf: ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, başkent Washington'daki Beyaz Saray'da düzenlenen devlet yemeğinde Şi konuşma yapmadan önce, 24 Eylül 2026 (Reuters)
Fotoğraf: ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, başkent Washington'daki Beyaz Saray'da düzenlenen devlet yemeğinde Şi konuşma yapmadan önce, 24 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Şi'nin Washington ziyaretinin sonucu: Ne çatışma ne de atılım yok

Fotoğraf: ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, başkent Washington'daki Beyaz Saray'da düzenlenen devlet yemeğinde Şi konuşma yapmadan önce, 24 Eylül 2026 (Reuters)
Fotoğraf: ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, başkent Washington'daki Beyaz Saray'da düzenlenen devlet yemeğinde Şi konuşma yapmadan önce, 24 Eylül 2026 (Reuters)

Şerbil Berakat

Geçtiğimiz hafta Washington'a yaptığı ziyarette Çin lideri Şi Jinping, alışılagelmiş diplomatik performansından uzaklaşarak ABD Başkanı Donald Trump ile ilişkisinin daha kişisel bir yönünü göstermek için açık bir çaba sarf etti.

Trump imaj ve siyasi izlenimlere olan yoğun ilgisiyle bilinirken, Pekin de semboller ve protokol detaylarını kullanmada usta ve Komünist Parti'nin görünüşlere ve ilettiği mesajlara büyük önem verdiği bu alanda birikmiş siyasi deneyiminden yararlanıyor.

Resmi tavrını korumasına rağmen, Şi, Trump’a gülümsedi ve onunla güldü, hatta ABD başkanının omzuna hafifçe vurdu. Ayrıca, Beyaz Saray'daki yeni iniş pistinde Marine One ile yapılan bir turda Trump'a eşlik etti. Benzer şekilde, Çin'in First Lady'si Peng Liyuan'a da ziyarette önemli bir rol verildi ki bu, Çin liderlerinin eşlerinin geleneksel olarak daha çekingen olan tavırlarından ve görünümlerinden bir sapmaydı.

Ön alıcı sonuçlar

Çin'in jestlerinin, Trump'ın coşkulu karşılaması seviyesinde olmadığı söylenebilir, zira Trump, 1960'lardan beri görülmeyen ender bir adımla, Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'nde Şi'yi  şahsen karşılayarak protokolü bozdu. Böylece Şi, havaalanında Amerikalı mevkidaşı tarafından karşılanan ilk Çin cumhurbaşkanı oldu. Ancak, Şi'nin ziyaretinin, pratik sonuçlarından bağımsız olarak, statüsünü tanıma ve ilişkilerin önemini vurgulamaya dair taşıdığı tüm anlamlarla, bir devlet ziyareti olmasını sağlamak için uzun müzakereler yürüten Pekin, ziyaretten önce zaten önemli bir sembolik zafer elde etmişti.

frgthyju
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, başkent Washington'daki Beyaz Saray'da eski ABD başkanlarının fotoğraflarını inceliyor, 24 Eylül 2026 (Reuters)

Buradan yola çıkarak, zirvenin en önemli pratik sonuçlarından ikisinin neden daha önce duyurulduğunu açıklayabiliriz. Şi Jinping'in Washington'a gelişinden iki gün önce, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile New York'ta yaptığı görüşmelerin ardından, ticari ateşkesin Ocak ayına kadar uzatıldığını duyurdu. Buna, ulusal güvenliği etkileyebilecek yapay zeka olaylarıyla ilgili bir iletişim mekanizması kurulması konusunda bir anlaşma da eşlik etti.

Kaçırılmış bir fırsat mı?

Şi'nin Washington ziyareti, bir atılım için uygun görünen bir zamanda gerçekleşti. Çin Devlet Başkanı, Bişkek, Kahire ve Yeni Delhi'yi içeren bir turdan yeni dönmüştü ve bu tur, Çin'in güvenilir bir ekonomik ortak ve sorumlu, aktif bir diplomatik aktör olarak uluslararası konumunu pekiştirmişti. Bu durum, özellikle İran meselesiyle ilgili olarak, Trump'ın BM Genel Kurulu'nun kulislerinde geçirdiği verimsiz bir diplomasi haftasıyla keskin bir tezat oluşturuyordu.

Ziyaret ayrıca Çin'de yerel parti konferanslarının başlangıcıyla aynı zamana denk geldi; bu konferanslar, Şi'nin büyük bir olasılıkla dördüncü dönem için yeniden seçilmesinin beklendiği 2027 sonbaharındaki Komünist Parti'nin 21. Ulusal Kongresi'ne hazırlık niteliğinde. Bu arada, Trump'ın popülaritesi, son dönemi olması beklenen görev süresinin ikinci yarısını şekillendirecek seçimlerin arifesinde düşüş gösteriyordu.

Bu siyasi dengesizlik, uzlaşmalara kapı açabilir gibi görünüyordu ve bu nedenle bazı gözlemciler atılımlar açısından kaçırılmış bir fırsattan bahsettiler. Ne var ki iki ülke arasındaki stratejik rekabet hesapları, zirvenin doğurabileceği sonuçlara sınırlar koydu.

Nitekim Trump'ın anlaşmalara ihtiyacı var, ancak kendisini zayıf gösterebilecek tavizler vermek istemiyor, bu yüzden coşkulu bir karşılama ve törenlerle bunu telafi etti. Pekin'e gelince, önceliği pervasızlıkla suçlanan bir yönetimle çatışmadan kaçınmak ve kontrollü iş birliğine olanak sağlayacak sistematik bir ilişki çerçevesi aramaktı.

Bu bağlamda, Çinli yazar ve siyasi analist Zhao Zhijun, el-Mecelle'ye verdiği röportajda, Pekin'in amacının gümrük vergileri, çip ihracatına getirilen kısıtlamalar ve Tayvan konularını bir anda çözmek değil, Washington'daki Pekin zirvesinde kurulan siyasi çerçeveyi sağlamlaştırmak olduğunu söyledi. O çerçeve de şuna dayanıyor; çatışmama, karşı karşıya gelmeme, ilişkinin tam anlamıyla düşmanlığa dönüşmesini önlemek için kontrollü bir iş birliği.

Zhao, bu ölçüye göre Pekin'in hedeflerine ulaştığını söylüyor. Zira iki liderin diplomasisi dengeleyici rolünü yeniden kazandı ve Tayvan meselesi tekrar gündeme getirildi; Washington'a ihtiyatlı davranması ve “bağımsızlığa” karşı çıkması çağrısında bulunulurken, ticaret konusu gerilimi tırmandırma yerine ateşkes çerçevesinde kaldı.

İlişkiye yeni bir temel

Pekin, mayıs ayındaki Pekin zirvesinde Washington ile ilişkisi için bir çerçeve olarak “yapıcı stratejik istikrar” kavramını ortaya koyduktan sonra, Şi Jinping Washington zirvesinde ilişkiye karşılıklı saygı, adalet ve denklik olmak üzere üç ilkeye dayanan “yeni bir temel” tanımlama yoluna gitti.

fgt
ABD Başkanı Donald Trump ve First Lady Melania Trump, Washington’daki Beyaz Saray'ın Güney Portikosu'na varışlarında Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ve eşi Peng Liyuan'ı karşılıyor, 24 Eylül 2026 (AFP)

Bu denklem, Beyaz Saray'ın yayınladığı bilgi notunda ve Çin Dışişleri Bakanlığı'nın zirvenin sonuçlarına ilişkin açıklamasında yer aldı. Her iki belgede de iki liderin “Çin ve ABD arasında stratejik istikrarla karakterize edilen ve saygı, adalet ve denklik temelinde yapıcı bir ilişki kurma” konusunda anlaştıkları belirtildi.

ABD'nin bu ilkelere bağlı kalacağı garantili görünmese de, Şi Beyaz Saray'daki konuşmasında sözleri eyleme ve görüşleri somut adımlara dönüştürmenin gerekliliğini vurguladı. Bu yaklaşım, Pekin'in Washington'a davranışlarını değerlendirmek için net bir ölçüt sunmasına ve devam eden baskıyı, çevreleme politikalarını veya ajandaların dayatılmasını üç ilkeye ilişkin anlayışın ihlali olarak değerlendirmesine olanak tanıyor.

Ticari ateşkes

Pekin ticari ateşkesin daha uzun süre uzatılmasını ummuş olsa da, Çinli gözlemciler, Çin'e karşı açık bir ticaret savaşı başlatan Washington'un, Pekin'in sadece gümrük vergileri ve ihracat kısıtlamalarının şokunu absorbe etmekle kalmayıp, aynı zamanda öncelikle hayati önem taşıyan nadir toprak mineralleri kozunu kullanarak karşı önlemlerle yanıt verme yeteneğini de göstermesinin ardından, defalarca uzatmaları kabul etmek zorunda kaldığına inanıyor.

Zhao, Washington'un, bir sonraki turda Pekin'i Amerikan malları alımını artırmaya ve pazarını Amerikan şirketlerine açmaya zorlayacak bir kaldıraç sağlamak için ateşkesin daha uzun süre uzatılmasını reddettiğini belirtiyor. Zhao, verilen bu sürenin, Trump'ın ara seçimlerden ve APEC ve G20 zirvelerinden önce siyasi ajandasını ilerletmesine, daha fazla uzatma kararı almadan veya kapsamlı bir anlaşmaya varmadan önce bu süreci tamamlamasına olanak sağladığına inanıyor.

Pekin ise, süresi ne olursa olsun ateşkesin devamını, ekonomisini dönüştürmeye, kendi kendine yeterliliğini artırmaya ve yabancı teknolojiye bağımlılığını azaltmaya odaklanırken ek maliyetlerden kaçınmasına olanak tanıyan bir kazanım olarak görüyor.

Uzatmanın ötesinde, iki taraf, altta yatan ticari anlaşmazlıklarında bir atılım teşkil etmese de, her iki yönde de 30 milyar dolarlık hassas olmayan mallarda tercihli gümrük uygulanması yönündeki tavsiyeler üzerinde uzlaştı. Buna karşılık, yatırıma ve tarım pazarlarına erişime yönelik engelleri ele almak üzere özel çalışma grupları oluşturuldu. Böylece zirve, iki ülke arasındaki yapısal anlaşmazlıkları ele almadan, ancak Çin Ticaret Bakanlığı tarafından formüle edilen “iş birliği listesini genişletme ve anlaşmazlık listesini azaltma” ilkesini ekleyerek, ticaret savaşının bir ateşkes çerçevesinde devamını güvence altına aldı.

Pekin, süresi ne olursa olsun ateşkesin devamını, ekonomisini dönüştürmeye, kendi kendine yeterliliğini artırmaya ve yabancı teknolojiye bağımlılığını azaltmaya odaklanırken ek maliyetlerden kaçınmasına olanak tanıyan bir kazanım olarak görüyor

Beklendiği gibi, Çin tarafı Tayvan konusunu gündeme getirdi, ancak bu, zirvenin sonuçlarına yansımadı, nitekim Amerikan bilgi notunda da yer almadı. Şi Jinping, Beyaz Saray'daki konuşmasında Trump'ı “Tayvan’ın bağımsızlığına karşı doğru pozisyonu korumaya” çağrısında bulunması Taipei'de tepkilere neden oldu.

Bu ifade, Trump'ın gerçekten de Washington'un Tayvan'ın bağımsızlığını “desteklemediğini” belirten geleneksel ABD pozisyonunu değiştirmeyi kabul edip etmediği veya Şi'nin onu bu yönde daha ileri bir adım atmaya zorlayıp zorlamadığı konusunda tartışmalara yol açtı.

sdvds
Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump’ın görüştüğü gün, Winnie the Pooh kılığına girmiş protestocular Beyaz Saray yakınlarında bir gösteriye katıldı, 24 Eylül 2026, Washington (Reuters)

Aylar önce Tayvan'ı Pekin’e karşı güçlü bir pazarlık kozu olarak nitelendiren ve adanın askeri olarak savunulamaz olduğunu belirten Trump’a gelince, Şi'nin ayrılmasından bir gün sonra yaptığı belirsiz bir açıklamada, Çin Devlet Başkanı'nın Tayvan konusundaki pozisyonunu tamamen anladığını vurguladı, ancak bu pozisyonun ne olduğunu detaylandırmadı. Öte yandan, ABD'nin Pekin Büyükelçisi David Perdue'nun Washington'un adaya yönelik politikasında herhangi bir değişiklik olmadığını teyit etmesiyle tartışma çözülmüş gibi görünse de, Trump Tayvan'a 14 milyar dolarlık silah satışını ertelemeye devam ediyor.

Cephane kıtlığı ve Washington'un askeri stoklarını İran ile savaşa yönlendirme ihtiyacı göz önüne alındığında, Trump'ın Tayvan ile silah anlaşmasını uygulama adımını atacağını hayal etmek zor görünüyor, özellikle de Shenzhen ve Miami'de Şi Jinping ile yapması beklenen görüşmelerden önce. Bu durum, Pekin'e Taipei'ye baskı yapmaya devam etmesi için alan sağlıyor.

İran ve yaptırımlar

Tayvan meselesinin aksine, İran krizi zirvenin sonuçlarında önemli bir konuydu. Her iki başkan da Tahran'ı nükleer silah geliştirmeme taahhüdüne uymaya çağırdı ve hiçbir ülke veya kuruluşun uluslararası su koridorlarında geçiş ücreti uygulamaması gerektiğini vurguladı. Bu, Pekin'in İran krizine ilişkin tarafsız duruşunun ötesine geçmeye başladığı ve krize yönelik diplomatik yaklaşımından vazgeçmeden Tahran'a belirli talepler sunduğu izlenimini güçlendiriyor.

Beyaz Saray'daki konuşmasında Şi, Tahran ve Washington'u İslamabad Mutabakatı'na geri dönmeye çağırdı. Zirvenin ardından yapılan haberlerse, Çinli diplomatların diplomatik süreci yeniden başlatmanın bir ön adımı olarak, mutabakattaki bazı tartışmalı noktaları açıklığa kavuşturmak için her iki tarafa da fikirler sunduğuna işaret etti.

Pekin'in pozisyonundaki bu sınırlı değişim Washington'un taleplerini tam olarak karşılamasa da, uzmanlar Trump yönetiminin yoğunlaştırılmış yaptırım operasyonu bağlamında Çin'i kışkırtmaktan kaçınmaya devam edeceğini tahmin ediyor. Bu, Pekin için taktiksel bir kazanım olarak değerlendirilebilir; zira Pekin, krizle ilgili kırmızı çizgilerine, özellikle de güç kullanımının, egemenlik ihlallerinin ve tek taraflı yaptırımların reddedilmesine bağlı kalmayı sürdürüyor.

Yapay zeka: İş birliğinin sınırları

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre yapay zeka zirvenin gündemine girdi, ancak Trump yönetiminin teknolojik liderlik yarışını kazanmaya öncelik verdiği bir dönemde, iki tarafın bu konuda iş birliği yapmaya ilgisi sınırlı kaldı. Yapay zekâ ile ilgili olayları ele almak için bir iletişim kanalı kurulması konusunda anlaşmanın yanı sıra, zirvenin sonuçları, bu teknolojilerle ilişkili riskler ve faydalar hakkında görüş alışverişinde bulunmak üzere bir “ABD-Çin Yapay Zekâ Diyaloğu” başlatmakla sınırlı kaldı.

Şi Jinping'in ayrılmasının ardından Trump, yapay zekâ alanındaki ABD ve Çin çabalarını “birleştirmek” istemediğini vurgulayarak, Washington'un Pekin'den çok daha ileride olduğunu ve liderliğini korumak için gerekli tüm önlemleri alacağını belirtti. “Önde olduğunuzda, diğer tarafa alan tanımazsınız” dedi.

Çin bazı taktiksel kazanımlar elde etmiş olsa da, zirve iki ülke arasındaki ilişkide büyük bir atılım gerçekleştirmedi

Öte yandan, Pekin, Trump yönetimi ile önde gelen ABD teknoloji şirketleri arasında yapay zekâ gelişimini yavaşlatarak güvenlik ve emniyet önlemlerini artırma konusundaki tartışmanın bir tarafı olarak kendini görmüyor. Çin, bu teknolojileri yönetmede, güvenli gelişimlerini ve kullanımlarını sağlamak için gerekli çerçeveleri ve mevzuatı oluşturmada önemli ilerleme kaydettiğine inanıyor. Çin'in odak noktası öncelikle yapay zekayı kullanarak ekonomisini dönüştürmek, Washington ile liderlik yarışına girmek değil

fgrbhjuk
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile Hindistan'ın Yeni Delhi kentinde düzenlenen BRICS zirvesinin ikinci gününde, 13 Eylül 2026 (Reuters)

Çin’in bazı taktiksel kazanımlar elde ettiğini ihtiyatlı bir şekilde söyleyebiliriz, ama zirve iki ülke arasındaki ilişkilerde büyük bir atılım gerçekleştirmedi. Zhao'ya göre, ziyaret uzun vadeli bir ticaret anlaşması, çip ihracatındaki kısıtlamaların gevşetilmesi veya Tayvan'a silah satış politikasında bir değişiklik ile sonuçlanmadı.

Ne var ki Çinli uzman, Pekin'in öncelikle “yapıcı stratejik istikrar”ı tesis ederek ve ardından iki lider arasında gelecekteki görüşmelerde bunu geliştirerek ilişkinin yönünü ve hızını önceliklendirdiğini vurguluyor. Bu nedenle, Shenzhen ve Miami zirveleri bu yaklaşımı test edecek bir sonraki durağı temsil ediyor: İstikrarın sağlamlaştırılması ve biriktirilmesi yeni anlaşmaların yolunu açacak mı, yoksa anlaşmazlıkları çözmeden yönetmek için bir çerçeve olarak mı kalacak?