ABD'deki Küba asıllı zenginler Havana'nın düşmesini bekliyor

Küba halkı, Amerikan ambargosu nedeniyle derinleşen bir yakıt krizi ve su sıkıntısıyla boğuşuyor (Reuters)
Küba halkı, Amerikan ambargosu nedeniyle derinleşen bir yakıt krizi ve su sıkıntısıyla boğuşuyor (Reuters)
TT

ABD'deki Küba asıllı zenginler Havana'nın düşmesini bekliyor

Küba halkı, Amerikan ambargosu nedeniyle derinleşen bir yakıt krizi ve su sıkıntısıyla boğuşuyor (Reuters)
Küba halkı, Amerikan ambargosu nedeniyle derinleşen bir yakıt krizi ve su sıkıntısıyla boğuşuyor (Reuters)

Varlıklı Küba asıllı Amerikalılar, Havana yönetiminin düşmesini bekliyor.

BBC'nin haberine göre ABD'nin Florida eyaletindeki zengin Kübalı Amerikalılar, komünist yönetimin düşmesi halinde ada ekonomisinin nasıl yeniden yapılandırılacağına ilişkin planlar hazırlıyor.

Bu yıl nisanda kurulan Küba-Amerikan Ulusal Ticaret Odası'nın (CANCC) Miami'deki 4. toplantısı, önde gelen Kübalı-Amerikalı iş insanlarını bir araya getirdi.

BBC'nin irtibata geçtiği CANCC Başkanı Juan Omar Sixto, amaçlarının ülkenin en önde gelen Küba asıllı Amerikalı iş insanlarını aynı çatı altında toplamak olduğunu söylüyor.

"Rejim düştüğünde Küba'da olmayı hedeflediklerini" belirten Sixto, genç yaşta ülkeden kaçtığını belirterek, adada yeni bir yönetim kurulması halinde yapılacak yatırımlar üzerinde çalıştıklarını ifade ediyor.

CANCC, bir Küba Borsası kurulmasını önerirken enerji altyapısından gıda güvenliğine kadar çeşitli alanlarda komiteler oluşturdu.

Sixto, Küba göçmeni bir aileden gelen ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya yakın bazı isimlerle temas halinde olduklarını da belirtiyor.

Küba'nın yeniden yapılandırılmasına ilişkin planların merkezinde, devrim sonrasında kamulaştırılan toprakların mülkiyeti de bulunuyor.

ABD'deki Küba Şeker Fabrikası Sahipleri Ulusal Birliği (National Association of Sugar Mill Owners of Cuba) Başkanı Nicolas Gutierrez, geçmişte ellerinden alınan toprakların yeniden üretime kazandırılması gerektiğini savunuyor.

Diğer yandan Miami Üniversitesi'nden tarihçi Mike Bustamante, Küba'da rejim değişikliğinin Washington'ın öne sürdüğü kadar yakın olmayabileceğini vurguluyor.

ABD'nin ocak ayından bu yana Küba'ya uyguladığı petrol ablukasının ada halkının yaşamını son derece zorlaştırdığını fakat henüz ülkede siyasi bir kırılma yaratacak koşulları oluşturmadığını söylüyor.

Havana yönetimi, ülkedeki ekonomik ve toplumsal sorunlara çözüm amacıyla 175 maddelik bir reform paketi hazırlandığını haziranda duyurmuştu. Paket kapsamında özel sektördeki bürokrasinin azaltılması, kamu yönetiminde küçülmeye gidilmesi ve yurtdışında yaşayan Kübalılara yabancı yatırımcılarla eşit haklar tanınması öngörülüyor.

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, bu adımın Washington'ın baskısıyla atıldığına yönelik eleştirileri reddederek reform paketinin "yenilikçi sosyalist modeli geliştirdiğini" söylemişti.

Independent Türkçe, BBC, Granma



İspanya ve Çin'in yakınlaşması Brüksel'i endişelendiriyor

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, son 4 yılda Çin'e 4 kez giderek Devlet Başkanı Şi Cinping'le görüştü (Reuters)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, son 4 yılda Çin'e 4 kez giderek Devlet Başkanı Şi Cinping'le görüştü (Reuters)
TT

İspanya ve Çin'in yakınlaşması Brüksel'i endişelendiriyor

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, son 4 yılda Çin'e 4 kez giderek Devlet Başkanı Şi Cinping'le görüştü (Reuters)
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, son 4 yılda Çin'e 4 kez giderek Devlet Başkanı Şi Cinping'le görüştü (Reuters)

İspanya ve Çin arasındaki yakınlaşma, yeni stratejik ortaklıklar arayan Avrupa Birliği'ni (AB) endişelendiriyor.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez son 4 yılda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'le 4 kez görüştü ve Donald Trump'ın iki yıl önce yeniden başkan seçilmesinden bu yana AB'nin Çin'le ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini savundu.

Ancak BBC'nin analizine göre Çin'i stratejik rakip ve jeopolitik tehdit olarak gören bazı AB ülkeleri, Madrid'in Pekin'le yakınlaşmasını endişeyle takip ediyor.

Bu ülkelerin, Çinli şirketlere pazarını açan İspanya'yı, kendi ekonomik çıkarlarını Avrupa'nın ortak çıkarlarının önüne koymakla suçladığı yazılıyor.

Fransa, Çin'le ticarette daha sıkı önlemleri savunurken Almanya ve İspanya daha ılımlı bir tutum sergileme eğiliminde.

Çin-İspanya ilişkileri üzerine çalışan hukukçu Victor Cortizo'ya göre Madrid yönetimi, Çin'den yatırım çekerek ekonomisini güçlendirmek istiyor. Böyle bir yaklaşımın İspanya için kendi çıkarlarına odaklanan Avrupalı müttefiklerle dayanışma yoluna gitmekten daha cazip hale geldiğini savunuyor.

İki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler hızla büyüyor. Çin özellikle ülkedeki batarya fabrikaları ve otomobil üretim tesislerine yatırımı artırıyor. Çinli otomobil üreticisi Chery, iki yıl önce ilk Avrupa üretim ve operasyon merkezini İspanya'da kurarak iflas etmiş İspanyol otomobil firması Ebro'nun yeniden faaliyete geçmesini sağlamıştı.

Çinli batarya şirketi Hithium, Navarra'ya yatırım yapmayı planlarken, Ningde merkezli CATL da Zaragoza'da lityum-demir-fosfat batarya fabrikası projesine ortak oluyor.

Bazı AB ülkeleriyse bu yatırımların Pekin'e Avrupa pazarında Çin menşeli elektrikli otomobillere uygulanan gümrük vergilerini atlatma fırsatı sunacağını savunuyor.

Madrid merkezli düşünce kuruluşu Elcano Kraliyet Enstitüsü'nden Çin uzmanı Miguel Otero ise Fransa, Almanya ve İtalya'nın da Çin'le stratejik ilişkilerini geliştirmek istediğine dikkat çekiyor.

Otero'ya göre ABD'ye artık tam olarak güvenemeyen Avrupa ülkeleri ortaklıklarını çeşitlendirmeye çalışıyor.

Çin Komünist Partisi'nin İngilizce yayın organı Global Times'ın analizinde de Brüksel'in, Madrid ve Pekin arasında son yıllarda güçlenen işbirliğine yaklaşımı eleştirilmişti.

AB'nin "siyasi gürültü" nedeniyle İspanya'nın Çin'e yaklaşımında benimsediği "pragmatizm ve açıklığı" görememesinin Brüksel-Pekin ilişkilerinin geleceğine zarar verdiği ifade edilmişti.   

Independent Türkçe, BBC, Reuters, Global Times


İran misillemeye hazırlanıyor: Ortadoğu dışındaki hedefler de masada

Kaynaklara göre Devrim Muhafızları, Ortadoğu dışındaki hedefleri de vurabilir (Reuters)
Kaynaklara göre Devrim Muhafızları, Ortadoğu dışındaki hedefleri de vurabilir (Reuters)
TT

İran misillemeye hazırlanıyor: Ortadoğu dışındaki hedefler de masada

Kaynaklara göre Devrim Muhafızları, Ortadoğu dışındaki hedefleri de vurabilir (Reuters)
Kaynaklara göre Devrim Muhafızları, Ortadoğu dışındaki hedefleri de vurabilir (Reuters)

İran, ABD'nin tekrar saldırıya geçmesi durumunda kapsamlı misilleme hazırlığı yapıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan İranlı üst düzey yetkililer, Tahran'ın diplomatik çözüme öncelik verdiğini ancak Washington'ın tutumu yüzünden sürecin çıkmaza sürüklendiğini söylüyor.

Kaynaklara göre üst düzey komutanlar, olası bir saldırı durumunda yapılacak misilleme için potansiyel hedefleri belirliyor.

Bu kapsamda bölgede ABD'yle bağlantılı varlıkların ötesinde, Beyaz Saray'ın askeri operasyonlarını destekleyen ülkelerin ve muhtemelen Ortadoğu dışındaki bölgelerin hedef alınabileceği aktarılıyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan Hamidrıza Azizi, İran yönetimi için "Sembolik bir yanıt vermek yerine caydırıcılığı yeniden tesis etme amacıyla gerilimi tırmandırmaya kararlı görünüyorlar" diyor.

Yetkililer, Tahran yönetiminin Lübnan, Yemen ve Irak'taki müttefiklerine kapsamlı misilleme operasyonları için hazırlık yapma talimatı gönderdiğini de söylüyor.

Diğer yandan analize göre halihazırda ABD ablukası ve yaptırımlar nedeniyle zor durumdaki İran ekonomisi, ikinci bir saldırı dalgasını kaldıramayabilir.

İran, Hürmüz Boğazı'nın kademeli olarak açılması için 7 günlük ateşkes teklif etmiş ancak ABD bunu reddetmişti.

İki ülke arasında arabuluculuk yapan Katar, görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik çabaların sürdüğünü bildirmişti.

Diğer yandan Axios'un salı günkü (29 Eylül) haberinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın kasımda ABD'de düzenlenecek ara seçimin ardından İran'a büyük çaplı bir askeri harekat başlatabileceği öne sürülmüştü.

Trump, perşembe günü (1 Ekim) Time’de yayımlanan söyleşisinde de 3 Kasım’daki ara seçim sonrası İran’a bombardımanı tekrar başlatabileceğini ifade etti. Ayrıca "İran'ı yok edebileceğine” yönelik açıklamaları hatırlatılan ABD Başkanı, "Evet, bunu yapabilirim. Bu mümkün" dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise açıklamalara tepki göstererek Trump’ın dünya görüşünün küresel barış için tehdit oluşturduğunu söyledi.

Amerikan donanması, İran’a baskıyı artırmak için bölgeye üçüncü uçak gemisini de gönderecek.

Wall Street Journal’ın aktardığına göre bölgede görev yapan USS George H.W. Bush ve USS George Washington’a katılacak USS Theodore Roosevelt kasım sonunda Ortadoğu’ya varacak. Böylelikle ABD ordusu bölgeye yaklaşık 10 bin asker daha sevk etmiş olacak.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Tesnim


Fransa'da sokaklara inen öğrenciler ne talep ediyor?

Gösterilerde eylemcilerle polis arasında sert çatışmalar çıktı (Reuters)
Gösterilerde eylemcilerle polis arasında sert çatışmalar çıktı (Reuters)
TT

Fransa'da sokaklara inen öğrenciler ne talep ediyor?

Gösterilerde eylemcilerle polis arasında sert çatışmalar çıktı (Reuters)
Gösterilerde eylemcilerle polis arasında sert çatışmalar çıktı (Reuters)

Fransa'da lise öğrencilerinin başlattığı eylemler başta Paris olmak üzere birçok şehirde devam ediyor.

Fransa Adalet Bakanlığı, eylemler kapsamında 28 Eylül'den bu yana 1793 kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Dünkü eylemlerden ülke genelindeki yaklaşık 3 bin 700 liseden 1027'si etkilendi. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, protestolarda 300'den fazla polis ve jandarma yaralandı.

Fransa Eğitim Bakanı Edouard Geffray, 400'den fazla okulun bugün kapalı olacağını belirterek eğitimin çevrimiçi yapılacağını söyledi.

Gösteriler kapsamında 65 eğitim personeli ve 170 öğrencinin yaralandığını ifade eden bakan, "Lise hareketi, aşırı şiddet yanlısı bir hareket tarafından esir alındı" dedi. Geffray, eylemlerin kamu hizmetlerini yok etmeye yönelik bir girişim olduğunu savunarak sükunet çağrısında bulundu. Bakan ayrıca bugün eylemlerle ilgili öğrenci sendikalarıyla ve temsilcilerle de görüşecek.  

Ülkedeki eğitim koşullarının iyileştirilmesini isteyen lise öğrencileri, okulları için daha fazla maddi imkan ve personel talebiyle 21 Eylül'den bu yana eylemler düzenliyor.

Sendikaların yanı sıra bazı öğretmenlerin ve üniversite öğrencilerinin de katıldığı eylemlerde protestocular "Orduya değil liselere daha fazla para ayırın" yazılı pankartlar taşıdı.

Le Monde'un protestolarla ilgili bugünkü başyazısında gösterilerin Fransa'da "şiddet" tartışmasını da gündeme taşıdığına dikkat çekiliyor.

Paris'in dar gelirli banliyölerinden Seine-Saint-Denis'nin radikal solcu Boyun Eğmeyen Fransa'lı (LFI) belediye başkanı Bally Bagayoko, Lycée Paul-Eluard'daki yüzlerce öğrencinin protesto gösterisine katılarak, "Belirli durumlarda şiddete başvurmak meşru olabilir" ifadelerini kullandı.

LFI'nın kurucusu ve partinin 2027 cumhurbaşkanlığı seçimi adayı Jean-Luc Mélenchon ise dünkü açıklamasında, "şiddet içermeyen mücadele yöntemlerini" desteklediğini vurguladı. Asıl sorunun "bu gençlere yönelik dayanılmaz düzeydeki polis şiddeti" olduğunu ekledi.

Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu ülke geneline yayılan eylemler karşısında kriz masasını topladı. Başbakanlık Ofisi'nden yapılan açıklamada eylemlerdeki şiddet olayları kınandı.

Diğer yandan Reuters'ın aktardığına göre dünkü kriz toplantısında Fransız istihbaratı da gösterilerle ilgili hükümete bilgilendirmede bulundu. Lecornu'ya yakın bir kaynak, istihbaratın sunduğu brifingde "Hareketin kaynağına ilişkin istihbarat servislerinin ortak değerlendirmesi şudur: Bu eylemler, LFI ve radikal solcu parlamenterler tarafından organize edilen bir operasyondur" ifadelerinin yer aldığını savundu.

LFI'lı siyasetçi Louis Boyard ise iddiaları yalanlayarak şunları söyledi: 

Hükümet, bunu siyasi bir mücadeleye dönüştürüyor. Lise öğrencilerini aşağılayıp baskı uygulayarak yangına körükle gidiyor.

Le Monde'a göre seçimler yaklaşırken hükümet, eylemleri "güvenlik meselesine dönüştürüp LFI'yı marjinalleştirerek" siyasi bir hamle yapmaya çalışıyor. Makale şu ifadelerle sonlanıyor:

İlk adım, lise öğrencilerini dinlemek ve onların eyleme geçmesini bir toplumsal hareket şeklinde görmek olmalıydı.

Öğrenciler seslerini duyurmak istediklerini, hükümetin sorunlarla ilgili somut adımlar atmasını beklediklerini söylüyor.

17 yaşındaki Strazburglu bir öğrenci, "Her sınıfta 35 kişiyiz. Tuvalet sayısı yetersiz ve bazı sınıflarda su sızıntısı var. Bina harap durumda, yemekhane çok küçük. Bütçe yok, kaynak yok" diyor.

Eylemlere katılan lise öğretmeni Juliette Estiville, polisin öğrencilere müdahalesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, "Barikatlara giden öğretmenler gençlerimizi korumak için oradalar" ifadelerini kullanıyor.

Independent Türkçe, Le Monde, AFP, Guardian, Reuters