Maduro’nun eşi, sağlık nedenleriyle ABD’deki hapishaneden tahliye talep etti... Ufukta yeni suçlamalar beliriyor

(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)
(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)
TT

Maduro’nun eşi, sağlık nedenleriyle ABD’deki hapishaneden tahliye talep etti... Ufukta yeni suçlamalar beliriyor

(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)
(foto altı) Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2024 yılında Karakas’ta düzenlenen seçim kampanyasının kapanış mitinginde eşi Cilia Flores ile birlikte dans ediyor. (AFP)

Eski Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun eşi Cilia Flores, kalp sorunları nedeniyle New York’ta tutuklu bulunduğu cezaevinden ev hapsine nakledilmeyi talep etti. Çiftin müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği suçlamalar kapsamında bugün yeniden hâkim karşısına çıkması beklenirken, Amerikalı savcıların Venezuela’da Amerikan vatandaşlarına işkence yapıldığı iddialarıyla bağlantılı yeni suçlamalar yöneltmeye hazırlandığı bildiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre, Flores’in avukatlarının sağlık durumunu ve kalp rahatsızlıklarını gerekçe göstererek yargıçtan tahliye ve ev hapsi talebinde bulunması öngörülüyor.

Maduro ve eşi, Venezuela’nın başkenti Karakas’taki evlerine gece yarısı düzenlenen baskınla gözaltına alındıktan sonra ocak ayının başından bu yana New York’taki bir cezaevinde tutuluyor.

İlk olarak altı yıl önce açılan ve kendileriyle birlikte birkaç kişinin daha sanık olarak yer aldığı ceza davasında çift, yöneltilen suçlamaları reddederek masum olduklarını beyan etmişti.

ABD’ye kokain kaçakçılığı yapmak amacıyla komplo kurmakla suçlanan Maduro ve Flores, suçlu bulunmaları halinde müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

Buna karşılık savunma avukatları, Maduro’nun yabancı bir devlet başkanı, Flores’in ise devlet başkanı eşi olması sebebiyle dokunulmazlığa sahip olduklarını öne sürerek davanın düşürülmesini talep ediyor.

Amerikalıların işkence gördüğüne dair suçlamalar

Flores’in ev hapsi talebine ilişkin hukuki süreç devam ederken, New York’taki savcıların Maduro ve eşine, son yıllarda Venezuela hükümeti tarafından gözaltına alınan Amerikan vatandaşlarına işkence yapıldığı iddiaları kapsamında yeni suçlamalar yöneltmesi bekleniyor.

Soruşturmaya yakın birden fazla kaynağın CNN’e aktardığı bilgilere göre, söz konusu adımın kısa süre içinde, hatta bugün açıklanabileceği belirtiliyor.

Olası suçlamalar, ABD hükümetinin Maduro yönetimi döneminde Venezuela cezaevlerinde 12’den fazla Amerikan vatandaşının keyfi olarak tutuklanması şeklinde nitelendirdiği olaylarla ilişkilendiriliyor.

Soruşturmanın seyrine hâkim kaynaklar, davanın yalnızca Maduro ve eşiyle sınırlı olmadığını, müfettişlerin Amerikan vatandaşlarına yönelik işkence iddialarında rolü olduğu öne sürülen diğer kişiler hakkında da suçlama yöneltme ihtimalini değerlendirdiğini ifade ediyor.

Venezuela hapishanelerinde işkence yapıldığına dair iddialar

Maduro hükümetinin 12’den fazla Amerikan vatandaşını alıkoyduğu belirtilirken, ABD hükümeti ve insan hakları aktivistleri bu kişilerin siyasi koz olarak kullanıldığını savunuyor.

Daha önce Venezuela’da tutuklu kalan birden fazla Amerikan vatandaşı, cezaevi süreçlerinde işkenceye ve kötü muameleye maruz kaldıklarını beyan etti.

Ekim 2022’deki takas anlaşmasıyla serbest bırakılan Matthew Heath ve Eyvin Hernandez, açtıkları davada boğulma hissi uyandıran simüle edilmiş infaz, şok verme ve cinsel saldırı tehditlerine maruz kaldıklarını öne sürdü.

fgthy
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2025 yılında Karakas’ta düzenlenen bir mitingde eşi Cilia Flores’in yanında yumruğunu havaya kaldırıyor. (AFP)

İddialar arasında psikotropik ilaç kullanımına zorlanma ve uzun süreli hücre hapsi de yer alıyor.

Dava dilekçesine göre, eski bir ABD Deniz Piyadesi olan Heath, tutukluluk sürecinde intihar girişiminde bulundu.

Benzer iddialar altı ABD’li petrol yöneticisinden oluşan CITGO 6 grubu üyeleri tarafından da dile getirildi.

2017 yılında Venezuela’ya çağrılarak yaklaşık beş yıl boyunca alıkonulan gruptan Tomeu Vadell, Alirio José Zambrano ve José Luis Zambrano, tutukluluk süresince işkence gördüklerini beyan ederek dava açtı.

Söz konusu Amerikan vatandaşlarının tamamının, adı ciddi insan hakları ihlalleriyle anılan Askeri Karşı İstihbarat Genel Müdürlüğü (DGCIM) karargahında tutulduğu bildirildi.

Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre söz konusu birim, siyasi muhalifler ile yakınlarının keyfi tutuklanması, kötü muamele görmesi ve işkenceye uğramasından sorumlu tutuluyor.



Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
TT

Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)

Kosta Rika'nın eski Devlet Başkanı Yardımcısı Rebeca Grynspan, diplomasi kaynaklarından edinilen bilgiye göre dün yapılan gayriresmî oylamada, dördüncü kez birinci sırayı alarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği yarışında en güçlü aday olarak öne çıktı.

31 Aralık 2026'da beş yıllık ikinci görev süresi dolacak olan Antonio Guterres'in halefi olmak için dört kadın ve üç erkek aday yarışıyor.

Ancak oylama süreci belirsizliğini koruyor; nitekim 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) beş daimî üyesinden birinin veto hakkını kullanması, herhangi bir olası adaylığı engellemeye yetiyor.

Güvenlik Konseyi dün gerçekleştirdiği gayriresmî eğilim oylamasında her bir adayı "destek", "destek vermeme" veya "görüş yok" şeklinde değerlendirdi.

Diplomatik kaynağa göre Grynspan, dokuz "teşvik" oyu alarak zirvedeki yerini korudu. Bu sonuçla Grynspan, temmuz ayından bu yana düzenlenen beş oylama turunun dördünde ilk sırada yer almış oldu.

Bununla birlikte Kosta Rikalı diplomatın performansı, 29 Eylül'de yapılan ve 10 "destek", iki "görüş yok" ile üç "destek vermeme" oyu aldığı bir önceki oylamaya kıyasla hafif bir düşüş gösterdi.

BM'ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Arjantinli Başkanı Rafael Grossi bu eğilim oylamasında ikinci sırada yer alırken, Guyana'nın eski Dışişleri Bakanı Carolyn Rodrigues-Birkett ise üçüncü oldu.

Bir adayın 15 üyeli Güvenlik Konseyi'nde en az dokuz üyenin desteğini almasının yanı sıra, mevcut uluslararası konjonktürde derin ayrışmalar yaşayan beş büyük gücün (daimî üyeler) vetosundan kurtulması gerekiyor.

Bu engelin aşılması halinde adayın ismi, onaylanmak üzere tüm BM üyesi ülkelerin yer aldığı Genel Kurul'a sevk ediliyor.


Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
TT

Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 

Fransa’da lise öğrencilerini temsil eden dernekler, dün Başbakan Sébastien Lecornu ile görüşme talebinde bulundu. Hükümet, bugün düzenlenmesi planlanan yeni gösteriler öncesinde öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla girişimlerini yoğunlaştırıyor.

Eylül ayında Paris banliyölerinde başlayan öğrenci hareketine katılan lise öğrencileri; okul binalarının kötü durumunu, sınıflardaki aşırı kalabalığı ve özellikle dezavantajlı bölgelerde hastalanan ya da izinli öğretmenlerin yerine öğretmen bulunmamasını protesto ediyor.

“Lise Öğrencileri Sendikal Birliği” Başkanı Riyad Rani gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rakamlarla desteklenmiş önerilerimiz var. Bu nedenle gelecek haftadan itibaren başbakanla görüşme talep ediyoruz” dedi.

Başbakan Lecornu ise krizi yatıştırmak amacıyla hükümetin “ilk kararlarının ekim ayının sonunda açıklanacağını” duyurdu.

vf
Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, liselerdeki durum hakkında konuşuyor. (AP)

Lecornu, “Gençlerin öfkesi durup dururken ortaya çıkmadı. Dile getirdikleri endişeler dikkate alınmalı” dedi.

Lecornu daha önce, çarşamba gününden itibaren okullarda yarım gün süren ve ders yapılmayan zaman dilimleri oluşturulacağını açıklamıştı. Bu uygulamayla öğrenci ve çalışanların her eğitim kurumunda karşılaştıkları sorunları dile getirebilmeleri için “kurum içi demokratik bir alan” oluşturulması amaçlanıyor.

18 soruşturma

Ancak bu girişim, Clara gibi çok sayıda öğrencinin tepkisini çekti. Takma isim kullanan Clara, hükümetin “öğrencileri ciddiye almadığını” söyledi.

Ülkedeki en büyük okul yöneticileri sendikası da söz konusu karara karşı çıkarak, öğrencilerin de katılımıyla Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşme talebinde bulundu.

Öğrenci birlikleri, bugün Paris ve diğer kentlerde yeni yürüyüşler düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Fransa’nın güneybatısındaki Anglet kentinde, hükümet karşıtı lise öğrencilerinin protestosu sırasında bir okulun önünde yanan çöp konteynerini iten Fransız polisleri. (DPA)

Öğrenci gösterilerinin yoğunluğu dün azaldı. Hükümetin gerilimi düşürme çabalarını artırdığı sırada çok sayıda okulda eğitim yeniden başladı.

Lecornu, dün akşam yaptığı konuşmada, “Güvenlik güçlerine öğrencilerle çatışmaları yönünde talimat verilmediğini” söyledi.

gb
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde protestocularla karşı karşıya gelen Fransız jandarma güçleri. (AFP)

İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise daha önce ses bombalarının kullanımının askıya alındığını açıklamıştı. Bu karar, ses bombasının isabet etmesi sonucu 15 yaşındaki bir göstericinin elinin koptuğuna ilişkin haberlerin ardından alındı.

Nunez, Ulusal Meclis’te kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin yaklaşımını savunurken, tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Lecornu’nun dün akşam verdiği bilgilere göre, hareketin 28 Eylül’de başlamasından bu yana 215 öğrenci, 89 öğretmen, 761 polis ve jandarma yaralandı; 6 bin 629 kişi gözaltına alındı. Bu olaylarla ilgili 18 soruşturma açıldı.

Kara hafta

BFMTV adına yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Fransızların yüzde 55’i öğrenci hareketini destekliyor.

Bugün saat 13.00’te Paris’teki Bastille Meydanı’nda büyük bir gösteri düzenlenmesi bekleniyor. Fransa başkentinin banliyölerinde de başka gösteriler yapılacak.

Lisenin son sınıfında okuyan ve “Pierre” takma adını kullanan bir öğrenci, “Kara hafta... cumartesiye kadar” dedi.

gbh
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde Fransız çevik kuvvet polisiyle çatışan protestocular. (AFP)

Eğitim Bakanlığı verilerine göre dün, 459 eğitim kurumunda dersler tamamen veya kısmen durduruldu. Bu sayı salı günü 891’di. “Olaylar” ise dün 232 kurumla sınırlı kaldı; salı günü bu sayı 496 olmuştu.

Öğrencilerin talepleri arasında eğitim yönlendirme platformu Parcoursup’un kaldırılması da bulunuyor. Ancak Yükseköğretim Bakanı Philippe Baptiste bu talebi reddediyor.

Bu arada hükümetin karşı karşıya olduğu sorunlar yükseköğretim sektörüne de yayıldı. Bakanlığın verilerine göre salı günü yükseköğretim kurumlarının yüzde 40’ında çeşitli aksaklıklar yaşandı.

Baptiste, dün öğleden sonra sendika temsilcileriyle bir araya geldi. Ancak sendika temsilcileri, 2027 yılı eğitim bütçesinin yetersiz olduğu gerekçesiyle ve öğrenci protestolarıyla dayanışma amacıyla toplantıyı terk etti.

“Öğrenci Birliği” sözcüsü Sabrine Kharbach, toplantının ardından, “Bir saat boyunca havanda su dövüldü” ifadelerini kullandı.


Trump, “Nobel Barış Ödülü”nü hak ettiğini savundu ancak ödülü alma ihtimalini sorguladı 

ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere konuşuyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere konuşuyor (EPA)
TT

Trump, “Nobel Barış Ödülü”nü hak ettiğini savundu ancak ödülü alma ihtimalini sorguladı 

ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere konuşuyor (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump gazetecilere konuşuyor (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada Nobel Barış Ödülü’nü kazanmayı hak ettiğini söyledi, ancak ödülü alma ihtimali konusunda şüpheler bulunduğunu da kabul etti.

Norveç Nobel Komitesi tarafından cuma günü açıklanacak 2026 ödülüne ilişkin konuşan Trump, “Kararlarının ne olacağını bilmiyorum. Benim gibi insanlara ödülü vermemeleriyle tanınıyorlar” ifadelerini kullandı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönmesinden bu yana, dünyanın en prestijli ödüllerinden biri olarak nitelendirdiği Nobel Barış Ödülü’nü hak ettiğini defalarca dile getirdi.

Trump, Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada, “Artık zamanı geldi... Ancak geçen sefer ödülü kazanan kişinin bunu dolaylı olarak bana takdim etmesinden büyük onur duydum. Kendisi tarihte bu ödülü Başkan Trump’tan daha fazla hak eden hiç kimsenin olmadığını söyledi” dedi.

Venezuela muhalefet lideri Maria Corina Machado, Venezuela’daki çabaları için ABD desteği sağlamaya çalıştığı dönemde, 2025 Nobel Barış Ödülü madalyasını ocak ayında Trump’a vermişti.

Trump, göreve başlamasından bu yana sekiz çatışmanın çözümüne yönelik girişimlerde bulunması nedeniyle ödülü hak ettiğini düşünüyor.

Kamboçya, İsrail ve Pakistan liderleri Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdiklerini açıkladı. Ancak bu iddiaların doğruluğunu teyit etmenin bir yolu bulunmuyor.

Trump’ın çözdüğünü söylediği bazı çatışmalardaki taraflar, ABD Başkanı’nın diplomatik rolünü sorguluyor. Bu bölgelerin bazılarında, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Kamboçya-Tayland sınırı da dahil olmak üzere, çatışmalar yeniden başladı.

Trump, ikinci başkanlık döneminin ilk gününde sona erdireceğini vaat ettiği Rusya-Ukrayna savaşını ise çözüme kavuşturamadı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları da yedi aydır devam eden bir çatışmayı tetikledi; bu durum küresel enerji arzında aksamalara ve kasım ayındaki ara seçimler öncesinde gaz fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Bu yılki Nobel Barış Ödülü için öne çıkan adaylar arasında Papa Leo, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Filistin toprakları için Birleşmiş Milletler Özel Raportörü de bulunuyor.