Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, İsrail’de seçim hazırlıkları sürerken İran’a tek taraflı bir İsrail saldırısı düzenlenmesine ilişkin İsrail ile ABD arasındaki temasların devam ettiğini ve sürecin nihai yönünün henüz netleşmediğini belirtti.
Aynı kaynaklar, söz konusu temasların ayrıntılarının sızdırılmasının İran yönetimini şaşırtmayı ve Tahran üzerindeki baskıyı artırmayı amaçlayan psikolojik savaşın bir parçası olabileceğine ilişkin değerlendirmelere rağmen, konunun ciddiyetini koruduğunu ifade etti. Buna karşılık İsrailli yetkililer, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun seçimler öncesinde konumunu güçlendirebilecek büyük bir güvenlik gelişmesine ihtiyaç duyması nedeniyle saldırı ihtimalini ciddi biçimde değerlendiriyor.
Bu değerlendirmelere göre saldırı, seçimlerin ertelenmesini veya Netanyahu’nun yenilgiden kurtulmasını mutlaka sağlayamayabilir. Ancak seçmenler nezdinde desteğini artırabilir ve rakip kampa geçen oyları geri kazanmasına yardımcı olabilir.
Tel Aviv’deki siyasi kaynaklarla yakın ilişkileriyle tanınan gazeteci Ben Caspit, ABD’li yetkililerin İsrail’den İran’a saldırmasını istediğini ortaya çıkarmıştı. Caspit, Maariv gazetesinde yayımlanan yazısında, Beyaz Saray yetkililerinin ABD’nin tek başına saldırı düzenlemesini veya ortak bir operasyon gerçekleştirilmesini istemediğini, aksine İsrail’in operasyonu tek başına yürütmesini talep ettiğini yazdı.
Caspit, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in ABD’li yetkililere bu tür bir saldırının İsrail seçimlerinin ertelenmesine yol açabileceğini bildirdiğini ve Washington’ın bu aşamada talebinden geri adım attığını belirtti. İsrailli gazeteci ve Kanal 13 televizyonunun siyasi editörü Barak Ravid de söz konusu haberde yer alan bilgileri doğruladı.
Atlantik’in her iki yakasındaki seçim hesapları
Şarku’l Avsat’ın Maariv gazetesinden aktardığına göre ABD’nin talebi, Amerikan medyasında yer alan ve İran’ın son aylarda hedef alınmasına rağmen insansız hava araçları (İHA) ile balistik füze üretim kapasitesini yeniden kazanmaya çalıştığına işaret eden gelişmelerin ardından geldi.
Caspit, Washington’ın saldırının siyasi yükünü ve risklerini ABD Başkanı Donald Trump’ın yerine İsrail’in üstlenmesini istediğini belirtti. Trump’ın bu dönemde Kongre ara seçimlerine hazırlandığına dikkat çekti.

Caspit, ABD yönetiminin İsraillilerin kendi seçimleri öncesinde saldırı düzenlemeye daha istekli taraf olduğunu düşündüğünü ifade etti. Buna karşılık, ABD’de ara seçimler öncesinde gerçekleştirilecek bir Amerikan saldırısının Trump’a siyasi zarar verebileceğini kaydetti.
Bu gelişmeler, ABD Başkanı’nın İran’a yönelik saldırıları yeniden başlatma ihtimalini değerlendirdiğine ilişkin spekülasyonların arttığı bir dönemde yaşanıyor. Caspit’e göre temaslarda ortaya çıkan bilgiler, Trump’ın ilk aşamada ABD güçlerinin saldırı düzenlemesi yerine İsrail’den İran’ı vurmasını istediğine, ancak daha sonra bu girişimin frenlendiğine işaret ediyor.
Caspit’e göre Netanyahu’nun bu gelişmeler karşısındaki tutumu ise henüz netlik kazanmış değil. Ancak Caspit, İsrail Başbakanı’nın geçen haftaki programında, güvenlik faaliyetlerinin yoğunlaştığı bir dönemde hassas olarak nitelendirdiği bir dizi görüşme ve ziyaretin yer aldığını belirtti.
İran, cephaneliğini yeniden inşa ediyor
ABD merkezli Bloomberg haber ajansı cumartesi günü yayımladığı haberinde, İran’ın aylar boyunca İsrail ve ABD’nin hava saldırılarına maruz kalmasına rağmen füze ve İHA fabrikalarını korumayı başardığını bildirdi.
Habere göre Tahran, Trump yönetiminin yeni hava saldırıları düzenlemeyi durdurduğu dönemde, Washington’ın Kongre ara seçimlerine hazırlıkla meşgul olmasından da yararlanarak cephaneliğinin bir bölümünü yeniden inşa edebildi. Haberde görüşlerine yer verilen Batılı kaynaklar, İran’ın hâlâ silah üretme ve stoklarını yenileme kapasitesine sahip olduğunu belirtti.

Kaynaklardan biri, İran’ın hâlâ büyük miktarda balistik füze ve gemi savar deniz silahı stokuna sahip olduğunu ve bu stokları hızla artırabilecek durumda bulunduğunu ifade etti. Haberde yer alan bilgilerde ayrıca, geçtiğimiz haziran ayında yayımlanan bilgilere dayanılarak Rusya’nın Tahran’a füze tedarik ettiği belirtildi.
Bloomberg’e göre bu değerlendirmeler, Trump ve yönetim üyelerinin, hava saldırılarının İran’ın bölgedeki ABD üslerini ve Washington’ın müttefiklerini tehdit eden kapasitesine büyük zarar verdiği yönündeki tekrarlanan açıklamalarıyla çelişiyor.
Trump yaklaşık bir yıl önce İran ordusunun ‘tamamen yok edildiğini’ açıklamıştı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de Washington’ın İran’daki savunma sanayisinin üretim kapasitesini ortadan kaldırdığını söylemişti.
Tel Aviv, ortak bir saldırıyı tercih ediyor
İsrail’de siyasi ve askeri liderlik, mevcut çatışmanın bu şekilde devam etmesinin Tahran’a zayıflık mesajı verebileceğini ve İran yönetiminin, Trump yönetiminin Kongre ara seçimleri nedeniyle karşı karşıya olduğu baskılardan ve yükselen petrol fiyatlarından yararlanarak Washington’dan taviz koparabileceği yönündeki inancını güçlendirebileceğini düşünüyor.
İsrailli çevreler, Tahran’ın çatışmanın uzamasından yararlandığını ve müzakerelerde uzlaşmaz bir tutum benimsediğini, deniz ablukası ve ekonomik yaptırımların İran vatandaşları üzerindeki sonuçlarını ise yeterince dikkate almadığını değerlendiriyor. Bu çevrelere göre İran’ın direnişini sürdürmesi, nihayetinde ABD yönetimini taviz vermeye itebilir.

Bu nedenle söz konusu çevreler, İran’a yönelik geniş çaplı bir askeri saldırıyı destekliyor. Ancak İsrail’in askeri ve siyasi sonuçları tek başına üstlenmesi yerine, saldırının ABD ile İsrail tarafından ortaklaşa gerçekleştirilmesini tercih ediyor.
Bununla birlikte, İsrail’de Netanyahu’nun askeri bir saldırıyı, seçimlerin ertelenmesi ihtimali de dahil olmak üzere siyasi ve kişisel kazanımlar elde etmek amacıyla kullanmaya çalışabileceğine ilişkin tartışmaların yoğunlaşması, İsrail güvenlik birimlerinin çekincelerini dile getirmesine yol açtı. Güvenlik birimleri, Başbakan’ın parti çıkarlarına ve kişisel hedeflerine hizmet ettiği düşünülebilecek bir savaşa girilmesine mesafeli yaklaşıyor.
Gündemdeki değerlendirmelere göre bu birimler, saldırı kararı alınmadan önce birkaç hafta beklenmesini tercih ediyor. Bu süreçte olası askeri seçenekler konusunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ile görüşmelerini sürdürüyorlar. Koordinasyon kapsamında, Tel Aviv ve Washington’da gerekli siyasi kararlar alınana kadar askeri planların hazırlanması ve hedef listesinin güncellenmesi de yer alıyor.