İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi dün ABD’ye, Hürmüz Boğazı’nın yedi gün içinde açılmasını öngören Tahran’ın teklifini kabul etme çağrısında bulunarak, önerinin “hâlâ masada” olduğunu belirtti.
İran’ın askeri tehditleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni saldırılar düzenleme tehdidine karşılık giderek sertleşti. Olası hedefler arasında, ülkenin orta kesimlerinde bulunan Natanz nükleer tesisinin yakınındaki, dağların altına derinlemesine gömülmüş ve korunaklı bir nükleer tesis de yer alıyor.
Arakçi, İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları toplantısı kapsamında Bağdat’ta gazetecilere yaptığı açıklamada, “Şartlarımız son derece açık ve yedi günlük plan çerçevesinde ABD tarafına iletildi. Onlar görüşlerini sundu, biz de bunları değerlendiriyoruz. ABD tarafında herhangi bir samimiyet varsa —ki yok— izlenecek yol açık” dedi.
Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre İranlı bakan, “Bu şartlar yerine getirilirse Hürmüz Boğazı altıncı gün açılacak, müzakereler ise yedinci gün yeniden başlayacak.” ifadelerini kullandı.

Arakçi, İran’ın şartlarının “olağandışı olmadığını” ve ABD’nin daha önceki mutabakat zaptı ile diğer müzakerelerde bunların tamamını kabul ettiğini belirtti. İranlı bakan, “ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı açma iradesi varsa bu şartları birkaç gün içinde yerine getirebilir” ifadelerini kullandı.
İran, geçici ateşkesin sona ermesinin ardından teklifini eylül ayının ortasında sundu. Tahran’ın şartları arasında diğer taleplerin yanı sıra ABD’nin İran limanlarına uyguladığı ablukanın kaldırılması, petrol ihracatına yönelik yaptırımların sona erdirilmesi ve bölgedeki bütün cephelerde çatışmaların durdurulması bulunuyor.
ABD Başkanı Donald Trump, söz konusu planı daha önce reddetmişti. Ancak daha sonra ABD’nin karşı önerileri Tahran’a ulaştı. Arakçi, İran’ın bu önerilere ilişkin değerlendirme ve cevap hazırlama sürecinin hâlâ devam ettiğini belirtti.
İranlı yetkililer, ABD’nin cevabının kendilerine ulaştığını kabul etti. Ancak Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai geçen hafta yaptığı açıklamada, Washington’un yedi şartın tamamına karşılık vermemesi nedeniyle müzakerelerin tıkandığını söyledi.
Pakistanlı arabulucuyla temas
Axios’un haberine göre arabuluculuk yapan Katar, İran’ın cevabını beklemeyi sürdürüyor. Arabulucular ise Tahran’ın cevabını ABD’deki ara seçimlerin sonrasına ertelememesi gerektiği görüşünde.
Reuters’a göre taraflar arasındaki en önemli anlaşmazlık noktalarından biri, Washington’un nükleer meselenin müzakerelerin başlangıcından itibaren gündeme alınması konusundaki ısrarı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de bu ayın başlarında yaptığı açıklamada, İran’ın Washington’un taleplerini karşılamak ve yaklaşık sekiz aydır devam eden savaşı sona erdirmek için uranyum zenginleştirme kapasitesini “kayda değer ölçüde” azaltması gerektiğini söylemişti.
Tahran ise müzakerelerin ilk aşamasında, savaş öncesinde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ve güvenliğinin sağlanmasına odaklanılması gerektiğini savunuyor.
Bu arada Arakçi, İran hükümetinden yapılan açıklamaya göre, diplomatik süreç ve gerilimin azaltılmasına yönelik bölgesel gelişmelerin yanı sıra ikili meseleleri ele almak üzere Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
İran-Pakistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Milletvekili Maliki ise savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde arabuluculardan biri olan Pakistan yönetimine “bağımsız kararlar” alma çağrısı yaptı. Maliki, Tahran’ın ABD’nin iki ülke arasındaki ilişkilere yönelik baskılarının farkında olduğunu belirtti.
Maliki ayrıca ortak sınırdaki “teknik sorunların” iki ülkenin katılımıyla ve dış müdahale olmaksızın çözülmesini istedi. Pakistan’ın Washington’un komşusuyla ilişkilerinde “bozucu bir rol” oynamasına izin vermemesi gerektiğini vurguladı.
“Füzelerin babaları” ve “bombaların anneleri”
ABD ile İran arasındaki gerilim, Trump’ın İran’ın nükleer ve füze programlarının altyapısına yönelik yeni saldırıların önünü açan açıklamalarıyla daha da arttı.
Trump, perşembe günü Newsmax kanalına verdiği röportajda, İran’ın başlıca nükleer tesislerinden birinin yakınında bulunan ve yerin derinliklerine gömülmüş, tahkim edilmiş “Pickaxe Mountain” (Kazma Dağı) adlı tesisi vurmak zorunda kalabileceklerini söyledi.
İran’daki tesislerin “milyonlarca ton ağırlığındaki dağların altına gömülü” olduğunu belirten Trump, “Bu tesisi hedef almaya çalışacağız. Onu hızla yerle bir edeceğiz” dedi.
Trump, kara birlikleri göndermeyi düşünmediğini belirterek, “Nükleer silah kullanmayacağım. Buna mecbur değiliz” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, İran’ın enerji ve nükleer tesislerine karşı “Bombaların Anası” olarak bilinen GBU-43/B bombasının kullanılmasına onay verip vermediğini açıklamadı; söz konusu bombanın nükleer olmadığını vurguladı.

İran’dan gelen tepkiler kapsamında Meclis Başkan Yardımcısı Hamid Rıza Hacı Babayi, “ABD bombaların annelerini getirirse biz de füzelerin babalarını göndeririz” dedi. Hacı Babayi, Tahran’ın “ABD’nin her tür bombasını” incelediğini ve bunlara karşı koymak için planları bulunduğunu ileri sürdü.
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbî ise yaptığı açıklamada, “En ağır bombasına kutsal annelik kavramını yakıştırabilecek olan ancak vahşi bir medeniyettir” ifadelerini kullandı.
Görevinden ayrılmadan önce cumartesi günü açıklama yapan Savunma Bakan Vekili Mecid İbn Rıza da “Bombaların isimlerinin ve boyutlarının hiçbir önemi yok” dedi. İbn Rıza, ABD bombalarının başka bir yerde, “küresel itibarlarında, ABD ekonomisinde ve hatta seçim hesaplarında” patladığını savundu. İran’ın füze kapasitesinin “denklemleri değiştirdiğini” öne sürdü.
Beklenmedik karşılık
Arakçi, Bağdat’ta yaptığı açıklamada, “Tehditlere hiçbir şekilde boyun eğmeyeceğiz. Kendimizi savunmaya hazırız ve bu hazırlığımız önceki savaşlara kıyasla daha da arttı” dedi. İran’ın diplomatik süreci sürdürmeye hazır olduğunu belirten Arakçi, bunun “İran halkının haklarını güvence altına alan, onur ve saygınlığın korunduğu bir süreç” olması gerektiğini vurguladı.
Muhsin Rızai, X platformundaki paylaşımında ABD’li ve İsrailli yetkililerin “saçmalıklarının ve tekrarlanan tehditlerinin” sahadaki gerçekleri değiştirmediğini ifade etti. İran’ın 12 günlük ve 40 günlük savaşlardan daha yıkıcı bir plan hazırladığını ileri süren Rızai, Tahran’ın karşı tarafın bildiği “kurallara göre hareket etmeyeceğini” söyledi.

Devrim Muhafızları’na bağlı Besic teşkilatının komutanı Hüseyin Taib ise İran’ın vereceği karşılığın “artık öngörülemez” hâle gelmesi nedeniyle, ABD’nin savaşa girmeyeceğini öne sürdü. Taib, ABD istihbaratının kendi değerlendirmelerinde de İran’ın karşılık verme kapasitesinin kapsamına ilişkin uyarılarda bulunduğunu iddia etti.
Taib, Washington ve Tel Aviv’in İranlıları “üç günlük ya da altı haftalık bir savaşta” boyun eğdirebileceklerini düşündüklerini belirtti. Tarafların dayanma kapasitesinin iki tarihle bağlantılı olduğunu savunan Taib, bunların 27 Ekim’deki İsrail Meclisi seçimleri ile 3 Kasım’daki ABD seçimleri olduğunu söyledi.
Devrim Muhafızları Başkomutan Yardımcısı Mustafa İzedi de düşmanın her iki savaşta bütün imkânlarını seferber ettiğini, ancak İran silahlı kuvvetlerinin “ezici bir karşılık” verdiğini ileri sürdü. İzedi, “propaganda ve psikolojik savaşın” İran’ın “zaferlerini” değiştiremeyeceğini ifade etti.