Zayed Hediye
Libya Temsilciler Meclisi, dün Türkiye ile 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı’nı onayladı. Yedi yıldır karşı çıktığı anlaşmaya verdiği bu onayla Libya, Doğu Akdeniz’in en hassas başlıklarından birini yeniden gündeme taşıdı. Karar, deniz sınırlarının belirlenmesi, enerji kaynakları ve bölgesel nüfuz mücadelesi etrafında yeni bir tartışma başlattı.
Parlamentoda oy birliğiyle alınan karar, Libya’yı Türkiye, Mısır ve Avrupa ülkelerinin çıkarlarının kesiştiği bölgesel bir anlaşmazlığın merkezine yeniden yerleştirdi. Anlaşmanın siyasi açıdan kesinlik kazanmasının, son yıllarda bir ölçüde yatışan Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları rekabetini yeniden tırmandırabileceği değerlendiriliyor.
Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması
2019 yılında mutabakat olarak imzalanan ve Libya Temsilciler Meclisi’nin onayıyla resmî anlaşma niteliği kazanan metin, 27 Kasım 2019’da İstanbul’da imzalandı. Anlaşma, Libya ile Türkiye arasında Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının belirlenmesini; kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlarının coğrafi koordinatlar ve teknik ekler üzerinden düzenlenmesini kapsıyor.
Mutabakatın önemi, Doğu Akdeniz’de deniz sınırlarının belirlenmesi ve doğal kaynakların aranması ile işletilmesi hakları konusunda yaşanan daha geniş kapsamlı anlaşmazlığın merkezinde yer almasından kaynaklanıyor. Kıyıdaş ülkelerin deniz yetki alanlarına ilişkin talepleri, enerji kaynakları ve siyasi-güvenlik ittifaklarına yönelik hesaplarla iç içe geçmiş durumda.
Mısır, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve genel olarak Avrupa Birliği ülkeleri anlaşmaya itiraz ediyor. Bu ülkeler, mutabakatın kendi deniz yetki alanlarına ilişkin haklarını göz ardı ettiğini savunuyor. Ankara ise anlaşmanın Türkiye ile Libya’nın ortak hak ve çıkarlarını koruduğunu, uluslararası hukuka ve hakkaniyet ilkesine dayandığını belirtiyor.
Parlamentonun tutumunda keskin değişim
Libya Temsilciler Meclisi Başkanlık Divanı raportör yardımcısı Muhammed Tamer yaptığı açıklamada, meclisin Türkiye ile imzalanan deniz yetki alanlarının belirlenmesine ilişkin mutabakatı oy birliğiyle kabul ettiğini belirtti.
Tamer, meclisin ayrıca 2020 yılında alınan, mutabakatların onaylanmasını reddeden ve Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesini öngören kararlarını iptal ettiğini ifade etti.
Temsilciler Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı Misbah Duma ise Türkiye ile imzalanan mutabakatın oy birliğiyle kabul edilmesinin yalnızca mevcut döneme ait bir gelişme olmadığını, çalışmaların eski Libya lideri Muammer Kaddafi dönemine uzanan bir geçmişe dayandığını kaydetti.
Duma, konunun farklı dönemlerde görev yapan teknik ve hukuk komisyonları tarafından incelendiğini, sınırlandırma sürecinde tarihî ve teknik referanslar doğrultusunda uzmanlar ve eski bakanların katkısıyla müzakereler yürütüldüğünü belirtti.
Karar, Libya’da siyasi ve askerî bölünmenin derin olduğu dönemde anlaşmaya karşı çıkan yasama organının tutumunda önemli bir değişime işaret ediyor. Ankara, o dönemde Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni, Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’na karşı verdiği mücadelede desteklemişti.
Libya’da nadir görülen siyasi uzlaşı
Libya’da yıllardır süren siyasi bölünmüşlük dikkate alındığında, böylesine hassas bir konuda bütün siyasi kurumların ve farklı eğilimlerin aynı yönde tutum alması dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı, kararı memnuniyetle karşıladı. Açıklamada, kararın Libya-Türkiye ilişkilerinin ve ikili iş birliğinin güçlendirilmesi açısından olumlu bir gelişme olduğu belirtildi.
Mutabakatın, uluslararası hukukun ilgili kuralları ve ilkeleri çerçevesinde Akdeniz’de istikrarı ve bölgesel iş birliğini destekleyeceği ifade edildi.
Bingazi merkezli Libya hükümeti ile Trablus’taki Devlet Yüksek Konseyi de benzer yönde açıklamalarda bulundu. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Batı Libya’da Temsilciler Meclisi’ne muhalif olan çok sayıda önemli siyasi isim de karara destek verdi.
Türkiye’den memnuniyet mesajı
Türkiye Dışişleri Bakanlığı da Libya Temsilciler Meclisi’nin kararını memnuniyetle karşıladı.
Bakanlık açıklamasında, 2019’dan bu yana yürürlükte olan mutabakatın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkesi temelinde iki ülkenin karşılıklı hak ve çıkarlarını koruduğu belirtildi.
Anlaşmanın Türkiye ile Libya arasındaki iş birliğini derinleştireceği vurgulanan açıklamada, Ankara’nın uluslararası hukuka bağlılık çerçevesinde Akdeniz havzasında güveni, istikrarı ve barışı güçlendirmek amacıyla ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceği kaydedildi.
Türkiye açısından bu memnuniyet beklenen bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Libya Temsilciler Meclisi’nin anlaşmayı onaylaması, Ankara’nın Akdeniz’de deniz sınırları ve enerji kaynakları konusunda çeşitli ülkelerle yaşadığı anlaşmazlıklardaki pozisyonunu siyasi açıdan güçlendiriyor. Ayrıca karar, Türkiye’nin uzun yıllar mesafeli ilişkiler yürüttüğü doğu Libya ile bağlarını geliştirmesi açısından da yeni fırsatlar sunuyor.
Bununla birlikte, Türkiye’nin elde ettiği siyasi kazanım, başta Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs olmak üzere anlaşmaya karşı çıkan ülkelerin itirazlarını ortadan kaldırmıyor. Söz konusu ülkelerin mutabakatta belirlenen deniz sınırlarını kabul edeceğine ilişkin bir işaret de bulunmuyor.
Yunanistan’dan sert tepki
Libya’da anlaşmaya yönelik siyasi uzlaşıya karşılık, Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin büyük bölümünden itirazlar geldi.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Libya Temsilciler Meclisi’nin kararını reddeden bir açıklama yayımladı. Açıklamada, onayın mutabakatın hukuka aykırı niteliğini değiştirmediği savunularak, anlaşma “geçersiz ve hükümsüz” olarak nitelendirildi ve uluslararası deniz hukuku ile bağdaşmadığı öne sürüldü.
Atina, mutabakatın Yunan adalarının deniz yetki alanlarına ilişkin haklarını görmezden geldiğini belirtti. Yunanistan’ın gelişme hakkında ortaklarını ve müttefiklerini bilgilendirdiği, egemenlik haklarını korumak için gerekli bütün adımları atacağı bildirildi.
Açıklamada ayrıca Libya’ya uluslararası hukuka aykırı veya Doğu Akdeniz’de istikrarı zayıflatabilecek adımlardan kaçınması çağrısı yapıldı.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanlığı da Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatını onaylamasını kınadı.
Bakanlık, anlaşmanın Akdeniz ülkelerinin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ile adaların münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı haklarına ilişkin uluslararası teamül hukukuna aykırı olduğunu savundu. Açıklamada, mutabakatın herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı ileri sürüldü.
Mısır-Yunanistan koordinasyonu
Libya parlamentosunun kararının açıklanmasının hemen ardından Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre görüşmede ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeler ele alındı. Libya’daki son gelişmeler ise görüşmenin öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı.
İki bakan, ülkeleri arasındaki stratejik ilişkilerin önemini vurgularken Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yer aldığı üçlü koordinasyon mekanizması çerçevesindeki iş birliğini de değerlendirdi. Görüşmede, Güney Kıbrıs’ın da katılacağı bir sonraki üçlü zirveye yönelik hazırlıklar ele alındı.
Avrupa Birliği’nin mutabakata ilişkin daha önce açıkladığı tutumunda da bir değişiklik olmadı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Libya parlamentosunun Türkiye ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı onaylamasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Von der Leyen, anlaşmanın üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ve deniz hukukuyla bağdaşmadığını savunarak, “geçersiz ve hukuki sonuç doğurmayan” bir metin olduğunu ileri sürdü. Avrupa Birliği’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın anlaşmaya karşı çıkan tutumunu desteklediğini de vurguladı.
İsrail Dışişleri Bakanlığı da bugün Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin mutabakatı onaylamasını sert bir dille eleştirdi.
Reuters’ın aktardığı açıklamada, İsrail Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’nin bir kez daha Doğu Akdeniz bölgesinin istikrarını bozmaya çalıştığını üzüntüyle görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Enerji alanında yeni fırsatlar mı?
Libya ile Türkiye arasındaki deniz yetki alanları anlaşmasına ilişkin tartışmalar, büyük ölçüde denizlerdeki doğal kaynakların araştırılması ve enerji projelerinin geliştirilmesi potansiyeliyle bağlantılı.
Libyalı gazeteci Ferac Hamza’ya göre mutabakat, deniz alanlarının sınırlarını ve bu alanlardaki kaynakların işletilmesine ilişkin hakları düzenlemesi bakımından önem taşıyor.
Ancak Hamza, mutabakatın kabul edilmesiyle yeni projelerin hayata geçirilmesinin veya doğrudan ekonomik gelir elde edilmesinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurguladı.
Hamza, ekonomik sonuçların uygulanacak anlaşmalara, teknik ve yatırım fizibilitesine, güvenlik koşullarına, bölgesel itirazların devam edip etmemesine ve bu itirazların kapsamına bağlı olduğunu belirtti.
Anlaşmanın Libya açısından iki yönlü bir etki yaratabileceğini söyleyen Hamza, mutabakatın ülkenin denizlerdeki çıkarlarını savunmak için daha geniş bir müzakere alanı sağlayabileceğini ifade etti.
Buna karşılık anlaşmanın, tarafları ihtilaflı bölgelerde rekabetçi saha adımları atmaya yöneltmesi hâlinde, yeni bir gerilim kaynağına dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Sonuç olarak, Libya Temsilciler Meclisi’nin anlaşmayı onaylaması, Türkiye açısından diplomatik bir kazanım ve Libya ile ilişkileri geliştirmek için yeni bir fırsat niteliği taşıyor. Ancak Yunanistan, Mısır, Güney Kıbrıs ve Avrupa Birliği’nin itirazları, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları ve enerji kaynakları üzerindeki anlaşmazlığın kısa vadede sona ermeyeceğine işaret ediyor. Anlaşmanın ekonomik kazanıma dönüşüp dönüşmeyeceği ise siyasi uzlaşının yanı sıra hukuki, teknik ve güvenlik koşullarına bağlı olacak.
*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."




