Trump, Kongre’de Cumhuriyetçi çoğunluğu korumak için milyonlarca dolar harcıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 20 Ekim 2026'da Kuzey Carolina, Greenville'deki bir seçim mitinginde kurşun geçirmez camın arkasından yaptığı konuşmadan bir kare (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 20 Ekim 2026'da Kuzey Carolina, Greenville'deki bir seçim mitinginde kurşun geçirmez camın arkasından yaptığı konuşmadan bir kare (AFP)
TT

Trump, Kongre’de Cumhuriyetçi çoğunluğu korumak için milyonlarca dolar harcıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 20 Ekim 2026'da Kuzey Carolina, Greenville'deki bir seçim mitinginde kurşun geçirmez camın arkasından yaptığı konuşmadan bir kare (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 20 Ekim 2026'da Kuzey Carolina, Greenville'deki bir seçim mitinginde kurşun geçirmez camın arkasından yaptığı konuşmadan bir kare (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre ara seçimlerine iki haftadan az bir süre kala Cumhuriyetçi adayları desteklemek için büyük miktarda para harcadı. Trump, kamuoyu desteğinin tüm zamanların en düşük seviyesine gerilemesinin ardından seçimlerdeki kayıpları telafi etmeye çalışıyor. New York’un eski Belediye Başkanı Michael Bloomberg ise seçimler öncesinde Demokratları desteklemek için 80 milyon dolar harcayacağını açıkladı.

Trump’ın siyasi kampanyası, Cumhuriyetçilerin 3 Kasım’da yapılacak seçimlerde Temsilciler Meclisi ve Senato’daki mevcut çoğunluklarını koruma çabalarına destek vermek amacıyla geçen eylül ayından bu ekim ayının ortasına kadar yaklaşık 277 milyon dolar ayırdı. Söz konusu kaynak, Trump’a bağlı MAGA Inc. adlı siyasi eylem komitesinden sağlandı. İki yıl önce Trump’ın seçilmesinin ardından şirketlerden ve nüfuz sahibi olmak isteyen çevrelerden bağış toplamaya başlayan komitenin, bugüne kadar yaklaşık 473 milyon dolar topladığı belirtildi.

Milyonlarca dolarlık bağışlar

The New York Times gazetesinin komitenin kayıtlarını incelemesi sonucunda, en büyük bağışçılar arasında kripto para şirketi Foris Dax, milyarder Diane Hendricks ve İsrail yanlısı bağışçı Miriam Adelson’ın bulunduğu ortaya çıktı. Ayrıca, her biri MAGA kuruluşuna en az 1 milyon dolar bağış yapan 100’den fazla bağışçının olduğu belirtildi.

Başkan Trump, parti kampanyalarına 400 milyon dolardan fazla harcama yapacağını söyledi. Sosyal medya platformundaki paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Seçim gününe kadar 400 milyon dolardan fazla harcadım ya da harcayacağım. Reklamlara, seçmenlerle doğrudan ve dolaylı iletişime, yüz yüze ve çevrim içi mitinglere, etkinlik alanlarına, seçmenleri oy kullanmaya teşvik eden programlara, seçimlerin dürüstlüğünü güvence altına alma çalışmalarına ve diğer faaliyetlere şimdiden 300 milyon dolardan fazla harcadım.”

Buna karşılık Michael Bloomberg’in ekibi, The New York Times gazetesine yaptığı açıklamada, eylül ve ekim aylarında Demokratlar lehine 80 milyon dolar harcandığını bildirdi. Gazeteye göre Bloomberg’in parasının en az 50 milyon doları Temsilciler Meclisi seçimleri için kullanılıyor. Bu tutarın 24 milyon doları Bloomberg’in kurucuları arasında yer aldığı Everytown for Gun Safety kuruluşuna, 16 milyon doları ise House Majority siyasi eylem komitesine ayrıldı.

Trump’ın kamuoyu desteği geriliyor

Bu gelişmeler yaşanırken, The New York Times ve Siena Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir ankete göre Trump’ın kamuoyu desteği şimdiye kadarki en düşük seviyesine geriledi. Anket, ekonomi yönetimine, İran savaşına ve yükselen akaryakıt fiyatlarına yönelik yaygın memnuniyetsizliğe işaret ediyor.

Muhtemel seçmenlerin yalnızca yüzde 36’sı Trump’ın görev performansından memnun olduğunu belirtirken, yüzde 59’u memnuniyetsizliğini dile getirdi. Bu oran, Trump’ın şimdiye kadar aldığı en düşük destek düzeyi olarak kaydedildi.

Anket sonuçlarına göre muhtemel seçmenler, Demokrat adayları Cumhuriyetçi adaylara karşı 11 puan farkla tercih ediyor. Bu oran, Demokratlar açısından geçen aya kıyasla sınırlı bir iyileşmeye işaret ederken, ülke genelindeki siyasi tablonun Cumhuriyetçiler için olumsuz göründüğü belirtildi.

Seçmenlerin çoğu mevcut kötüleşmeden Trump’ı sorumlu tutuyor. Katılımcıların yüzde 69’u Trump’ın hayat pahalılığıyla mücadele biçiminden, yüzde 65’i İran savaşını yönetme şeklinden memnun olmadığını ifade etti. Seçmenlerin yaklaşık dörtte üçü ise galon başına 4 doları aşan benzin fiyatlarına ilişkin politikalarını onaylamadığını belirtti.

Ekonomiye ilişkin derin memnuniyetsizlik, Trump’ı ikinci kez başkanlığa taşıyan seçmen koalisyonuna da yayıldı. Demokratlar geçen yıl boyunca erkekler, genç seçmenler ve Latin kökenli seçmenler arasındaki desteklerini artırdı. Böylece iki yıl önce Trump’ın zaferine katkıda bulunan bu gruplardaki bazı seçmenleri yeniden kazandı.

Oy kullanma ihtimali daha düşük olanlar da dâhil olmak üzere kayıtlı seçmenlerin tamamı arasında Trump’ın destek oranı daha da gerileyerek yüzde 34’te kaldı. Trump’ın 2016 ve 2024 seçimlerindeki zaferlerinde üniversite diploması bulunmayan beyaz seçmenler arasındaki güçlü desteğinin rol oynadığı değerlendirilirken, yeni ankette bu grubun Trump’ın performansına ilişkin görüşlerinin birbirine yakın olduğu görüldü. Bu seçmenlerin yüzde 48’i Trump’ı desteklerken, yüzde 46’sı karşı çıktığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters ve Ipsos’un gerçekleştirdiği son anketten aktardığı verilere göre  Trump’a verilen destek yüzde 31’e geriledi. Ankete katılan Amerikalıların yaklaşık yüzde 68’i Trump’ın ekonomi yönetiminden memnun olmadığını belirtti. Bu kesim içinde kendisini Cumhuriyetçi olarak tanımlayanların oranı da yüzde 37’ye ulaştı.

cvfbghj
Trump, 17 Ekim 2026'da Kentucky'deki bir kampanya etkinliğinde destekçileriyle etkileşimde bulunuyor (Reuters)

Trump’ın ülke genelindeki desteği gerilese de kendi siyasi tabanındaki güçlü desteğini koruduğu görüldü. Cumhuriyetçilerin yüzde 82’si Trump’ı desteklemeyi sürdürürken, bu seçmenlerin büyük çoğunluğu başkanın performansından ve İran savaşı ile gümrük tarifeleri dâhil temel politikalarından memnun olduğunu ifade etti.

Trump ise anket sonuçlarına itiraz etti. Kuzey Carolina eyaletinin East Greenville kentinde kendisini karşılayan yüzlerce destekçisine konuşan Trump, “Bence olağanüstü sonuçlar göreceksiniz. Anketler gerçek sonuçlarımızı hiçbir şekilde yansıtmıyor. Büyük bir heyecan var. Ancak size ihtiyacımız var” dedi.

Cumhuriyetçilerin seçim sürecine duyduğu güvenin Trump’ın yeniden başkanlığa dönmesinden bu yana arttığı belirtildi. Buna karşılık, Trump’ın 2020 seçimlerini kazandığı yönündeki iddialarına rağmen daha önce ABD seçimlerine büyük ölçüde güvenen Demokratlar, son dönemde yaklaşan seçimlerin sonuçlarını sorgulamaya başladı.



Moritanya’da kamu yazışmalarında Arapça kullanımı zorunlu hale geldi: Tartışmalar alevlendi

Yeni Kültür Bakanı (solda), geçen pazartesi günü Nuakşot’ta düzenlenen devir teslim töreninde görevi selefinden (ortada) devralırken (Kültür Bakanlığı)
Yeni Kültür Bakanı (solda), geçen pazartesi günü Nuakşot’ta düzenlenen devir teslim töreninde görevi selefinden (ortada) devralırken (Kültür Bakanlığı)
TT

Moritanya’da kamu yazışmalarında Arapça kullanımı zorunlu hale geldi: Tartışmalar alevlendi

Yeni Kültür Bakanı (solda), geçen pazartesi günü Nuakşot’ta düzenlenen devir teslim töreninde görevi selefinden (ortada) devralırken (Kültür Bakanlığı)
Yeni Kültür Bakanı (solda), geçen pazartesi günü Nuakşot’ta düzenlenen devir teslim töreninde görevi selefinden (ortada) devralırken (Kültür Bakanlığı)

Moritanya Kültür, Sanat, İletişim ve Parlamento ile İlişkiler Bakanı ve hükümet sözcüsü Muhammed Veled Bebane,dün (Salı) bakanlığına bağlı yetkililerin kendi makamına gönderilecek yazışma, memorandum, rapor ve belgelerde Arapça kullanmasını zorunlu kılan bir genelge yayımladı. Karar, eski Bakan Hüseyin Veled Meddu’nun yerine göreve başlamasından bir gün sonra alındı.

İmzalanmasının ardından derhal yürürlüğe giren karar, Moritanya’da dil ve kimlik konusundaki köklü tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Ülkede Fransız sömürge yönetimi döneminden bu yana Arapça ve Fransızca konuşan kesimler arasındaki anlaşmazlık, 1960’taki bağımsızlığın ardından da devam ediyor.

Veled Bebane, muhalefetteki Demokratik Güçler Birliği Partisi’nden milletvekilliği yapmış, bu dönemde ülkenin en tanınmış ve etkili hatiplerinden biri olarak öne çıkmıştı. Son olarak Moritanya’nın Doha Büyükelçisi olarak görev yapan Bebane, 10 Ekim’de açıklanan yeni hükümette bakanlık görevine getirilmişti.

Atamasının ardından muhalefetten bazı isimler, özellikle Fransızca konuşan kesimler, Bebane’nin hükümet sözcülüğüne getirilmesini eleştirmeye başladı.

Muhalif aktivist Abdunnasır Bibe, Bebane’nin ana dili Arapçadan başka hiçbir dil konuşmadığını öne sürerek, “Arapça bilmeyen gazetecilerin sorularını nasıl yanıtlayacak? Yabancı diplomatlarla nasıl konuşacak?” diye sordu.

Bakanın, makamına gönderilecek idari yazışmalarda Arapça kullanımını zorunlu kılan kararı, zaten hararetli olan tartışmayı daha da alevlendirdi. Bazı yorumcular, kararı bakanın kendisini eleştirenlere dolaylı bir yanıtı olarak değerlendirdi. Bu yorumlara göre Bebane, ülke anayasası uyarınca Arapçanın resmî dil olduğunu vurgulamak istedi.

Anayasaya dayalı karar

Buna karşılık, Moritanya’da Arapçanın kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla sivil toplum temsilcileri tarafından kurulan Arapçanın Güçlendirilmesi Halk Girişimi, yeni Kültür Bakanı’nın kararını memnuniyetle karşıladı.

Girişim, kararın Moritanya Anayasası’nın 6. maddesinin uygulanmasına katkı sağlayacağını ve kamu hizmetlerini vatandaşlara daha yakın hale getireceğini belirtti.

Açıklamada, diğer bakanlıklar ve kamu kurumlarına da benzer genelgeler yayımlayarak Arapçanın idari işleyişteki varlığını güçlendirmeleri çağrısında bulunuldu. Arapçanın Moritanya İslam Cumhuriyeti’nin resmî dili olduğu vurgulandı.

Avukat Muhammed el-Mami Mevlay Ali de adımı olumlu olarak nitelendirdi. Kararın, devletin resmî işleyişinde anayasal bir yükümlülüğe bağlılığı hatırlattığını belirten Ali, dil konusundaki bazı tanımlamaların da gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Ali, Arapça eğitim alan kişilerin tek dilli, Fransızca eğitim alanların ise iki dilli olarak nitelendirilmesine itiraz ederek, iki dilliliğin eğitim alınan dile değil, dillerin ne ölçüde konuşulup anlaşılabildiğine göre değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Anayasal arka plan

Moritanya Anayasası’nın 6. maddesi, Resmî dil Arapçadır hükmünü içeriyor. Ülkede Hassaniye Arapçası, Pulaar, Soninke ve Wolof da ulusal diller arasında yer alıyor. Buna karşın Fransızca, kamu yönetiminde güçlü varlığını sürdürüyor. Fransa’dan bağımsızlığın kazanılmasının ardından 1961’de kabul edilen anayasada Fransızca, ülkenin tek resmî diliydi.

Arapça, 1968’de yapılan anayasa değişikliğiyle resmî dil statüsü kazandı. Bu adım, o dönemde Araplar ile siyah Afrikalı topluluklar arasında dil konusunda yaşanan anlaşmazlıkların ortasında atıldı. Yetkililerin eğitimde Arapça kullanımını zorunlu kılma kararı, siyah Afrikalı toplulukların tepkisine yol açtı ve çatışmalarda çok sayıda kişi hayatını kaybetti.

1980’de ise dönemin yönetimindeki askerî konsey, Arapçayı ülkenin tek resmî dili ilan etti.

Moritanya’da kamu yönetiminde hangi dilin kullanılacağına ilişkin anlaşmazlık, 1960’lı yıllardan bu yana ülkenin siyasi tartışmalarının temel başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.


Fransa yönetimi cumartesi günü yeni bir sınavla karşı karşıya

Başbakan Sébastien Lecornu ve İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, 21 Ekim'de parlamentoda düzenlenen oturumda (AFP)
Başbakan Sébastien Lecornu ve İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, 21 Ekim'de parlamentoda düzenlenen oturumda (AFP)
TT

Fransa yönetimi cumartesi günü yeni bir sınavla karşı karşıya

Başbakan Sébastien Lecornu ve İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, 21 Ekim'de parlamentoda düzenlenen oturumda (AFP)
Başbakan Sébastien Lecornu ve İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, 21 Ekim'de parlamentoda düzenlenen oturumda (AFP)

Fransa cumhurbaşkanlarının benimsediği bir kural, ülke dışında düzenledikleri basın toplantılarında Fransa’nın iç meselelerini gündeme getirmekten kaçınmalarıdır. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da daha önce birçok kez bu geleneğe bağlı kalmıştı. Ancak Macron, Katar’a gerçekleştirdiği devlet ziyaretinin sonunda Doha’da düzenlediği basın toplantısında bu teamülün dışına çıktı. Geçen cumartesi Fransa’nın başlıca kentlerinde yaşanan ve ertesi gün Paris’te de tekrarlanan kargaşa, şiddet ve yağma olayları hakkında uzun uzun konuştu.

Fransa’nın içinde bulunduğu durumu dünyaya yansıtan tablonun son derece kötü olması ve Macron’un hem ülke içine hem de dışarıya, durumun yeniden kontrolden çıkmasına izin verilmeyeceği ve kanunları çiğneyenlere karşı sert önlemler alınacağı mesajını vermek istemesi nedeniyle, kendisine yöneltilen bütün soruları yanıtladı. Macron, Körfez turuna çıkmadan önce hükümete bir yol haritası sunduğunu ve hükümetin bu haritayı uygulamak için çalıştığını vurguladı.

Dışarıdan gelen eleştirilere yanıt

Ancak Fransa Cumhurbaşkanı bununla yetinmedi ve ülkesini hedef alan dış kaynaklı yorumlara sert biçimde yanıt vermeye özen gösterdi. İsim vermeden ABD ve Rusya cumhurbaşkanları ile İsrail başbakanına seslenen Macron, yaşanan olaylardan yararlanarak sahte haberler, söylentiler ve yapay zekâyla üretilmiş videolar yayanları da eleştirdi.

cdvfgbh
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 18 Ekim'de Elysee Sarayı'nda düzenlenen toplantıya başkanlık ederken (AFP)

Macron, bu kişilerin kabul edilemez olduğu kadar aptalca yorumlarda bulunduğunu söyledi. Macron sözlerine şöyle devam etti:

“Bazı kişiler Fransa’yı hedef alarak kendi kampanyalarını yürütüyor. Bölgede veya Atlantik’in diğer yakasında seçim kampanyası atmosferi içinde yaşayan liderler var. Bu kişiler bazen saflıklarından dolayı yapay zekânın ürettiği içerikleri tekrarlıyor, bazen de bazı çevrelerin insanları inandırmak istediği şeyleri aktarıyor.”

Fransız kentlerinin sokak ve meydanlarında pazartesi gününden itibaren yeniden sükûnet sağlandı. Yetkililer, hassas olarak nitelendirilen mahallelerde sokağa çıkma yasağı uygulamaya koydu. Fransa genelindeki yargı sistemi de kamuya ait alanları ve özel mülkleri hedef alan isyan ve yağma olaylarına karışanları cezalandırmak amacıyla tüm kapasitesiyle çalışıyor. Adalet Bakanı Gérald Darmanin’in, kamu düzenini bozanlara karşı sert davranılması yönündeki çağrısına da bu çerçevede yanıt veriliyor.

Ancak sokaklarda yeniden sükûnetin sağlanması, her şeyin normale döndüğü anlamına gelmiyor. Küllerin altında ateş hâlâ yanıyor.

Sarı Yelekliler Hareketi, protestoların ikinci aşaması kapsamında gelecek cumartesi ve ertesi gün Paris’te büyük bir yürüyüş düzenlenmesi çağrısında bulundu. Hareket, akaryakıt fiyatlarının aşırı yükselmesini, hayat pahalılığını ve toplumun en kırılgan kesimlerinin satın alma gücündeki düşüşü protesto etmeyi amaçlıyor.

Bir aydan uzun süre önce başlayan öğrenci hareketinin taleplerini yeniden gündeme getiren öğrenci grupları da protestolara katıldı. Öğrenciler, ortaöğretime daha fazla yatırım yapılmasını, görevde olmayan öğretmenlerin yerine yedek öğretmenlerin görevlendirilmesini, okulların fiziki koşullarının iyileştirilmesini ve üniversite aşamasında öğrencilerin mevcut bölümlere yönlendirilmesi sisteminin kaldırılmasını talep ediyor.

Komünist Partiye yakın Genel İş Konfederasyonu’nun Genel Sekreteri Sophie Binet de 5 Kasım’dan itibaren süresiz grev çağrısında bulundu.

Başbakan Sébastien Lecornu ile sendikalar arasında gerçekleştirilen toplantının ardından konuşan Binet, başbakanın işçilerin ve öğrencilerin taleplerine karşılık somut hiçbir girişim önermediğini söyledi. Bu nedenle yeni bir yola, yani süresiz greve başvurulması gerektiğini ifade etti.

Yetkililer güvenlikteki aksaklıkları gidermeye çalışıyor

Yukarıda sıralanan gelişmeler ışığında gelecek cumartesi, hükümetin geçen cumartesi ve pazar günleri boyunca kontrolden çıkan güvenlik durumunu yeniden denetim altına alma kapasitesi açısından yeni bir sınav olacak.

yuk
Paris'te göstericiler ile Fransız güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalardan bir görüntü (Reuters)

Macron, çarşamba günü Doha’dan yaptığı açıklamada, yaklaşan protestolarda kargaşa çıkarmaya çalışanların bunu başaramayacağını söyledi. Cumhurbaşkanı ayrıca, devletin en üst kademesinde güvenliğin sağlanması için gerekli araçların kullanılmasında hiçbir tereddüde yer verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Macron’un sözleri, yeni güvenlik tedbirlerinin etkili olacağına duyduğu güveni yansıtıyor. Elysee Sarayı’ndan ayrılmasına 200 günden az bir süre kalan Fransa Cumhurbaşkanı’nın, ülkeyi kargaşanın sardığı bir dönemde görevini bırakmış olmakla eleştirilmek istemediği açık.

Son günlerde Macron’un taleplere yaklaşımı giderek daha fazla eleştiriliyor. Bu eleştiriler, ortaöğretim ve üniversite öğrencilerinin yanı sıra kamu ve özel sektördeki çalışanlarla işçi sendikalarından geliyor.

Hükümet 2027 yılına yönelik kemer sıkma bütçesini parlamentodan geçirmeye çalışırken, Fransa’nın kamu borcu eşi görülmemiş bir düzeye, 3 trilyon 600 milyar avroya ulaştı. Faiz oranlarının da yüzde 5’in üzerinde seyretmesi, ekonomik baskıyı artırıyor. Taleplere karşılık verilmesi, hükümetin elinde bulunmayan milyarlarca avroluk ek kaynak gerektiriyor.

cdvf
Başbakan Sébastien Lecornu, 21 Ekim'de parlamentoda düzenlenen oturum sırasında (AFP)

Macron’a yöneltilen eleştirilerden biri de mal ve hizmet fiyatlarındaki yaygın artışın yol açtığı kriz ortamında, dile getirilen taleplerin nasıl karşılanacağına ilişkin somut bir tedbir açıklamamış olması.

Paris Emniyet Müdürlüğü’nün, Sarı Yelekliler Hareketi’nin cumartesi günü başkent merkezindeki Cumhuriyet Meydanı ile Opera Meydanı arasında düzenlemek istediği yürüyüşe izin verip vermeyeceği henüz bilinmiyor. Oysa geçen cumartesi yaşanan şiddet olayları tam da Cumhuriyet Meydanı’ndan başlamıştı.

Paris Emniyet Müdürlüğü, çarşamba günü aldığı kararla hassas bölgelerde saat 23.00 ile 06.00 arasında sokağa çıkma yasağı ve izinsiz toplanma yasağı ilan etti. Söz konusu bölgeler arasında cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık konutları, parlamentonun iki kanadı, Şanzelize Caddesi, Les Halles olarak bilinen merkezî meydan, tren istasyonları ve şiddet olaylarının yaşandığı kritik noktalar bulunuyor.

Yasağın hafta boyunca ve hafta sonu da sürdürülmesi bekleniyor. Lyon, Marsilya ve Bordeaux gibi kentlerde de benzer önlemler uygulanıyor.

Cumartesi günü düzenlenmesi planlanan gösteriler öncesinde İçişleri Bakanlığı, güvenliğin sağlanmasında ihmal gösterildiği yönündeki eleştirilerin önüne geçmek amacıyla güvenlik güçlerinin sahadaki varlığını artırmaya karar verdi. Bakanlık, jandarmaya ait helikopterlerden, insansız hava araçlarından ve 2015’te Fransa’yı hedef alan terör saldırılarının ardından devreye sokulan askerî birliklerden yararlanabilecek.

Geçen pazar günü güvenliğin sağlanmasındaki başarısızlık nedeniyle Cumhurbaşkanı’na istifasını sunan İçişleri Bakanı Laurent Nuñez’in, benzer bir güvenlik zaafiyetinin tekrarlanmaması için hiçbir çabadan kaçınmayacağı değerlendiriliyor. Güvenlikteki başarısızlık, Fransa’da sağ ve sol siyasi kesimlerin yanı sıra cumhurbaşkanlığı ve hükümetin de büyük ölçüde ortak bir değerlendirmede buluştuğu nadir konulardan biri olarak öne çıkıyor.

İçeride ve dışarıda itibar kaybı

Le Monde gazetesi, ‘Macron’un imajı dışarıda çöküyor’ başlıklı başyazısında, kitlesel protestoların ve bunlara eşlik eden şiddet olaylarının Macron’un imajına zarar verdiğini ve Fransa’nın düşmanlarına malzeme sağladığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Le Monde’den aktardığı habere göre Macron’un cumhurbaşkanlığında geçirdiği yaklaşık on yılın bilançosu giderek ağır bir biçimde sorgulanıyor. Ülke içinde Macron’un kamuoyu desteği daha önce görülmemiş düzeylere geriledi.

vfgbhn
Fransa'nın kuzeyindeki Lille kentinde, hayat pahalılığına karşı düzenlenen protestoda göstericiler göz yaşartıcı gaz bulutlarının arasında yürürken, 17 Ekim (AFP)

Macron’u destekleyen merkez siyasi blokun önde gelen iki ismi, Ufuklar Partisi’nden Édouard Philippe ile Rönesans Partisi’nden Gabriel Attal da hükümetin geçmişteki icraatlarını sahiplenmekten kaçınıyor. Her ikisi de daha önce başbakanlık görevinde bulunmuştu. İki siyasetçi, yalnızca ortak yönetim döneminin bilançosunu üstlenmekten kaçınmakla kalmıyor, mevcut cumhurbaşkanını eleştirmekten de geri durmuyor.

Macron’a yöneltilen başlıca iki eleştiri bulunuyor.

İlki, çok sayıda toplumsal kesimin taleplerine yanıt verecek bir yaklaşım geliştirememesi. Bu kesimler arasında, gösterileri sırasında sert müdahalelere maruz kalan ortaöğretim öğrencileri de yer alıyor. Söz konusu öğrenci gösterilerinde şiddet olaylarının yalnızca sınırlı ölçüde yaşandığı belirtiliyor.

İkinci eleştiri ise kamu maliyesindeki kötüleşme. Devletin mali durumundaki bozulmanın Fransız finans sistemini tehdit ettiği, hatta bunun ortak Avrupa para birimi ve Avrupa finans sisteminin bütünü üzerinde sonuçlar doğurabileceği uyarıları yapılıyor.

Son olarak Macron, iktidarının aşırı sağ partilerin önünü keseceğini ve özellikle Marine Le Pen’in liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi’nin yükselişini durduracağını Fransızlara vaat etmişti. Ancak kamuoyu yoklamalarının tümü, Le Pen’in Elysee Sarayı’na ulaşabileceğine işaret ediyor. Bu durum, Macron açısından büyük ve yeni bir başarısızlık anlamına geliyor.


Trump, Kongre’de Cumhuriyetçi çoğunluğu korumak için milyonlarca dolar harcıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 20 Ekim 2026'da Kuzey Carolina, Greenville'deki bir seçim mitinginde kurşun geçirmez camın arkasından yaptığı konuşmadan bir kare (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 20 Ekim 2026'da Kuzey Carolina, Greenville'deki bir seçim mitinginde kurşun geçirmez camın arkasından yaptığı konuşmadan bir kare (AFP)
TT

Trump, Kongre’de Cumhuriyetçi çoğunluğu korumak için milyonlarca dolar harcıyor

ABD Başkanı Donald Trump, 20 Ekim 2026'da Kuzey Carolina, Greenville'deki bir seçim mitinginde kurşun geçirmez camın arkasından yaptığı konuşmadan bir kare (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 20 Ekim 2026'da Kuzey Carolina, Greenville'deki bir seçim mitinginde kurşun geçirmez camın arkasından yaptığı konuşmadan bir kare (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre ara seçimlerine iki haftadan az bir süre kala Cumhuriyetçi adayları desteklemek için büyük miktarda para harcadı. Trump, kamuoyu desteğinin tüm zamanların en düşük seviyesine gerilemesinin ardından seçimlerdeki kayıpları telafi etmeye çalışıyor. New York’un eski Belediye Başkanı Michael Bloomberg ise seçimler öncesinde Demokratları desteklemek için 80 milyon dolar harcayacağını açıkladı.

Trump’ın siyasi kampanyası, Cumhuriyetçilerin 3 Kasım’da yapılacak seçimlerde Temsilciler Meclisi ve Senato’daki mevcut çoğunluklarını koruma çabalarına destek vermek amacıyla geçen eylül ayından bu ekim ayının ortasına kadar yaklaşık 277 milyon dolar ayırdı. Söz konusu kaynak, Trump’a bağlı MAGA Inc. adlı siyasi eylem komitesinden sağlandı. İki yıl önce Trump’ın seçilmesinin ardından şirketlerden ve nüfuz sahibi olmak isteyen çevrelerden bağış toplamaya başlayan komitenin, bugüne kadar yaklaşık 473 milyon dolar topladığı belirtildi.

Milyonlarca dolarlık bağışlar

The New York Times gazetesinin komitenin kayıtlarını incelemesi sonucunda, en büyük bağışçılar arasında kripto para şirketi Foris Dax, milyarder Diane Hendricks ve İsrail yanlısı bağışçı Miriam Adelson’ın bulunduğu ortaya çıktı. Ayrıca, her biri MAGA kuruluşuna en az 1 milyon dolar bağış yapan 100’den fazla bağışçının olduğu belirtildi.

Başkan Trump, parti kampanyalarına 400 milyon dolardan fazla harcama yapacağını söyledi. Sosyal medya platformundaki paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Seçim gününe kadar 400 milyon dolardan fazla harcadım ya da harcayacağım. Reklamlara, seçmenlerle doğrudan ve dolaylı iletişime, yüz yüze ve çevrim içi mitinglere, etkinlik alanlarına, seçmenleri oy kullanmaya teşvik eden programlara, seçimlerin dürüstlüğünü güvence altına alma çalışmalarına ve diğer faaliyetlere şimdiden 300 milyon dolardan fazla harcadım.”

Buna karşılık Michael Bloomberg’in ekibi, The New York Times gazetesine yaptığı açıklamada, eylül ve ekim aylarında Demokratlar lehine 80 milyon dolar harcandığını bildirdi. Gazeteye göre Bloomberg’in parasının en az 50 milyon doları Temsilciler Meclisi seçimleri için kullanılıyor. Bu tutarın 24 milyon doları Bloomberg’in kurucuları arasında yer aldığı Everytown for Gun Safety kuruluşuna, 16 milyon doları ise House Majority siyasi eylem komitesine ayrıldı.

Trump’ın kamuoyu desteği geriliyor

Bu gelişmeler yaşanırken, The New York Times ve Siena Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir ankete göre Trump’ın kamuoyu desteği şimdiye kadarki en düşük seviyesine geriledi. Anket, ekonomi yönetimine, İran savaşına ve yükselen akaryakıt fiyatlarına yönelik yaygın memnuniyetsizliğe işaret ediyor.

Muhtemel seçmenlerin yalnızca yüzde 36’sı Trump’ın görev performansından memnun olduğunu belirtirken, yüzde 59’u memnuniyetsizliğini dile getirdi. Bu oran, Trump’ın şimdiye kadar aldığı en düşük destek düzeyi olarak kaydedildi.

Anket sonuçlarına göre muhtemel seçmenler, Demokrat adayları Cumhuriyetçi adaylara karşı 11 puan farkla tercih ediyor. Bu oran, Demokratlar açısından geçen aya kıyasla sınırlı bir iyileşmeye işaret ederken, ülke genelindeki siyasi tablonun Cumhuriyetçiler için olumsuz göründüğü belirtildi.

Seçmenlerin çoğu mevcut kötüleşmeden Trump’ı sorumlu tutuyor. Katılımcıların yüzde 69’u Trump’ın hayat pahalılığıyla mücadele biçiminden, yüzde 65’i İran savaşını yönetme şeklinden memnun olmadığını ifade etti. Seçmenlerin yaklaşık dörtte üçü ise galon başına 4 doları aşan benzin fiyatlarına ilişkin politikalarını onaylamadığını belirtti.

Ekonomiye ilişkin derin memnuniyetsizlik, Trump’ı ikinci kez başkanlığa taşıyan seçmen koalisyonuna da yayıldı. Demokratlar geçen yıl boyunca erkekler, genç seçmenler ve Latin kökenli seçmenler arasındaki desteklerini artırdı. Böylece iki yıl önce Trump’ın zaferine katkıda bulunan bu gruplardaki bazı seçmenleri yeniden kazandı.

Oy kullanma ihtimali daha düşük olanlar da dâhil olmak üzere kayıtlı seçmenlerin tamamı arasında Trump’ın destek oranı daha da gerileyerek yüzde 34’te kaldı. Trump’ın 2016 ve 2024 seçimlerindeki zaferlerinde üniversite diploması bulunmayan beyaz seçmenler arasındaki güçlü desteğinin rol oynadığı değerlendirilirken, yeni ankette bu grubun Trump’ın performansına ilişkin görüşlerinin birbirine yakın olduğu görüldü. Bu seçmenlerin yüzde 48’i Trump’ı desteklerken, yüzde 46’sı karşı çıktığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters ve Ipsos’un gerçekleştirdiği son anketten aktardığı verilere göre  Trump’a verilen destek yüzde 31’e geriledi. Ankete katılan Amerikalıların yaklaşık yüzde 68’i Trump’ın ekonomi yönetiminden memnun olmadığını belirtti. Bu kesim içinde kendisini Cumhuriyetçi olarak tanımlayanların oranı da yüzde 37’ye ulaştı.

cvfbghj
Trump, 17 Ekim 2026'da Kentucky'deki bir kampanya etkinliğinde destekçileriyle etkileşimde bulunuyor (Reuters)

Trump’ın ülke genelindeki desteği gerilese de kendi siyasi tabanındaki güçlü desteğini koruduğu görüldü. Cumhuriyetçilerin yüzde 82’si Trump’ı desteklemeyi sürdürürken, bu seçmenlerin büyük çoğunluğu başkanın performansından ve İran savaşı ile gümrük tarifeleri dâhil temel politikalarından memnun olduğunu ifade etti.

Trump ise anket sonuçlarına itiraz etti. Kuzey Carolina eyaletinin East Greenville kentinde kendisini karşılayan yüzlerce destekçisine konuşan Trump, “Bence olağanüstü sonuçlar göreceksiniz. Anketler gerçek sonuçlarımızı hiçbir şekilde yansıtmıyor. Büyük bir heyecan var. Ancak size ihtiyacımız var” dedi.

Cumhuriyetçilerin seçim sürecine duyduğu güvenin Trump’ın yeniden başkanlığa dönmesinden bu yana arttığı belirtildi. Buna karşılık, Trump’ın 2020 seçimlerini kazandığı yönündeki iddialarına rağmen daha önce ABD seçimlerine büyük ölçüde güvenen Demokratlar, son dönemde yaklaşan seçimlerin sonuçlarını sorgulamaya başladı.