Tahran, savaştan çıkış yolu sunuyor ve yeni bir tura hazırlanıyor

Washington, nükleer bombaya giden yolu açık bırakan herhangi bir anlaşmayı reddediyor... Pezeşkiyan, ‘ne savaş ne barış’ durumunu en kötü senaryo olarak nitelendiriyor

İran’ın başkenti Tahran’daki Tecriş Meydanı’nda bir reklam panosuna monte edilmiş sembolik bir hücre içinde, ABD Başkanı Donald Trump’ı canlandıran İranlı aktörün fotoğraflarını çeken insanlar, 21 Ekim 2026 (AFP)
İran’ın başkenti Tahran’daki Tecriş Meydanı’nda bir reklam panosuna monte edilmiş sembolik bir hücre içinde, ABD Başkanı Donald Trump’ı canlandıran İranlı aktörün fotoğraflarını çeken insanlar, 21 Ekim 2026 (AFP)
TT

Tahran, savaştan çıkış yolu sunuyor ve yeni bir tura hazırlanıyor

İran’ın başkenti Tahran’daki Tecriş Meydanı’nda bir reklam panosuna monte edilmiş sembolik bir hücre içinde, ABD Başkanı Donald Trump’ı canlandıran İranlı aktörün fotoğraflarını çeken insanlar, 21 Ekim 2026 (AFP)
İran’ın başkenti Tahran’daki Tecriş Meydanı’nda bir reklam panosuna monte edilmiş sembolik bir hücre içinde, ABD Başkanı Donald Trump’ı canlandıran İranlı aktörün fotoğraflarını çeken insanlar, 21 Ekim 2026 (AFP)

Tahran dün Washington ile müzakereye hazır olduğunu yineledi, ancak görüşmelerin yeniden başlamasını tehditlerin ve yaptırımların kaldırılması ile savaşı sona erdirmeye yönelik kendi şartlarının yerine getirilmesine bağladı. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran karşısında zaferin nasıl elde edileceğine ilişkin nihai kararı vereceğini söylemesinin ertesi günü geldi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile ilerleme yolunun ancak ‘ABD yönetiminin artık askerî seçeneklerinin bulunmadığını gerçekten kabul etmesiyle’ açılabileceğini belirterek, savaşın yaklaşık sekiz ayı geride bırakmasına rağmen Washington’ın açıkladığı hedeflerin hiçbirine ulaşamadığını söyledi.

Arakçi dün Financial Times’ta yayımlanan makalesinde, İran’ın ABD ile ‘adil ve onurlu’ bir anlaşma istediğini belirtti. Beyaz Saray’ın ‘ciddiyetini ve saldırganlığını kalıcı olarak sona erdirme yönündeki gerçek iradesini’ göstermesi gerektiğini kaydeden Arakçi, İran’ın ‘onurunu koruyan barışçıl bir çözüm arayışına güçlü biçimde bağlı olduğunu’, ancak ‘kendini savunmaya da tamamen hazır bulunduğunu’ ifade etti.

Arakçi, Trump’ın İran’ın direncine ilişkin ‘temelden yanlış varsayımlarla’ girdiğini söyledi. Trump’ın, İran Silahlı Kuvvetleri’nin ülkeyi savunmaya hazır olmadığı yönünde ‘yanlış bilgiler aldığını’ düşündüğünü belirten Arakçi, buna karşın İran ordusunun 2025’ten bu yana İsrail ve ABD’nin saldırılarından ‘değerli dersler çıkardığını’ kaydetti.

Tahran’ın Washington’ın barış konusundaki samimiyetine ‘hiç güvenmediğini’ belirten Arakçi, İran’ın Haziran 2025 ve Şubat 2026’da ‘müzakerelere devam ettiği sırada’ ABD saldırılarına maruz kaldığını hatırlattı. İran’ın geçtiğimiz haziran ayında da üçüncü kez saldırıya uğradığını belirten Arakçi, bunun ‘Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Başkan Trump’ın bir anlaşma imzalamasından kısa süre sonra’ gerçekleştiğini ifade ederek, “Bir ABD başkanına yeniden nasıl güvenebiliriz?” diye sordu.

Arakçi, Beyaz Saray’ı bir uzlaşmaya varma konusunda ‘hiçbir istek göstermemekle’ suçladı ve Washington’ın ‘daha fazla şiddet tehdidinde bulunmayı sürdürdüğünü’ belirtti. Bu nedenle şu aşamada ilerleme kaydedilmesini beklemek için ‘hiçbir neden bulunmadığını’ vurguladı.

Bununla birlikte Arakçi, bir diplomat olarak başarı ihtimali düşük olsa bile diplomasiye ‘bir şans daha vermekle yükümlü olduğunu’ söyledi. Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu sırasında gündeme getirdiği ‘yedi günlük planı’ hatırlatan Arakçi, Washington’dan daha önce kabul etmediği hiçbir şeyi talep etmediğini belirtti. Plan kapsamında Hürmüz Boğazı altıncı gün açılacak, nihai anlaşmaya ilişkin müzakereler ise yedinci gün yeniden başlayacak.

zxs
Tahran’daki bir caddede İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in portresinin önündeki trafik, 21 Ekim 2026 (AFP)

Arakçi, Moody’s’in değerlendirmesine atıfta bulunarak savaşın bu yıl ABD’li tüketicilere yaklaşık 265 milyar dolara mal olduğunu, bunun hane başına yaklaşık 2 bin dolara karşılık geldiğini belirtti. Söz konusu maliyetin yaklaşık yarısını enerji fiyatlarının oluşturduğunu kaydetti. İran’ın coğrafi konumu nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği üzerinde ‘her zaman benzersiz bir nüfuza sahip olacağını’ belirten Arakçi, bu geçidin bölge, küresel ekonomi ve dünya ticareti açısından ‘alternatifsiz’ olduğunu ifade etti. Tahran’ın ‘boğazın ve buradan yasal olarak geçenlerin koruyucusu’ olarak tarihî rolünü yerine getirmeyi amaçladığını da sözlerine ekledi.

Arakçi, boğazda veya bölgede yaşanacak yeni bir tırmanışın sivillerin hayatını ve küresel ekonomiyi ‘büyük bir tehlikeye atacağı’ uyarısında bulundu. ABD’nin yeniden askerî müdahaleye başvurmasının ‘daha büyük bir stratejik başarısızlığa yol açacağını’ belirten Arakçi, İran’ın çatışmayı kalıcı olarak sona erdirecek bir çözüm konusunda ABD’nin samimi olduğuna dair ‘güçlü kanıtlar’ görmesi hâlinde diplomasiye ‘bir şans daha vermeye’ hazır olduğunu söyledi.

Pezeşkiyan: Boyun eğmeyeceğiz

Buna paralel olarak İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan dün yaptığı açıklamada, ülkesinin içinde bulunduğu ‘ne savaş ne barış’ durumunun karşı karşıya kaldıkları ‘en kötü durum’ olduğunu söyledi. Pezeşkiyan, Ulusal İhracat Günü münasebetiyle düzenlenen törende yaptığı konuşmada, eski Dini Lider Ali Hamaney’in bu durumla ilgili olarak “Gidin ve bu sorunu çözün” dediğini aktardı. Pezeşkiyan, “Sorunu müzakere yoluyla çözmek için gittik, ancak dini liderimizi öldürdüler” ifadesini kullandı.

İran’ın savaş istemediğini, ancak zorbalığa da boyun eğmeyeceğini belirten Pezeşkiyan, mevcut durumun ‘ne İran’ın ne de ABD’nin istediği bir durum’ olduğunu söyledi. ABD’nin İran halkının haklarını tanıması, zorbalıktan ve saldırganlıktan vazgeçmesi gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “O zaman bir araya gelip rahatça diyalog kurabiliriz” dedi. Washington’a seslenen Pezeşkiyan, “Bütün yolları kapatıp tehditlerde bulunurken aynı zamanda bizimle diyalog kurmak isteyemezsiniz” ifadesini kullandı. Pezeşkiyan, “ABD, İran’ın baskılara dayanabileceğini düşünmüyordu, ancak direndik ve direnmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Pezeşkiyan, X platformundaki paylaşımında da diyaloğun önünü açmak için ‘tehditlerin ve yaptırımların fiilen kaldırılması gerektiğini’ belirtti. Yaptırımların ve baskıların her gün artırılması, iletişim kanallarının kapatılması ve aynı zamanda müzakereden söz edilmesinin mümkün olmadığını kaydetti.

Pezeşkiyan, salı günü Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile görüşmesinde de “Halkımız bugün ABD’ye güvenmiyor ve müzakere etmemiz hâlinde yeniden saldırıya uğrayacağımıza inanıyor” demişti.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai ise Münir ile görüşmesinin ardından X platformunda yaptığı paylaşımda, ‘İran’dan bir gram bile zenginleştirilmiş uranyum çıkarılmayacağını’ belirtti. Rızai, Washington’ın güven tesis etmeye yönelik adımlar atmasından önce ‘hiçbir müzakere yapılmayacağını’ ifade etti.

Kalıcı caydırıcılık

Askerî alanda ise İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, İran’ın savunma doktrininin ‘kalıcı ve mutlak caydırıcılık oluşturma’ yönünde değişeceğini söyledi. İran’ın doktrininin daha önce ‘yalnızca savunmaya dayalı’ olduğunu belirten Muhibbi, “Artık bir ülke bize saldırırsa karşılık vereceğimizi söylüyoruz” dedi. Bu doktrinin ‘asimetrik hâle geleceğini’ kaydeden Muhibbi, “Düşmana, vereceğimiz karşılığın şiddetini anlayacağı şekilde saldıracağız” ifadesini kullandı.

DMO Siyasi İşlerden Sorumlu Komutan Yardımcısı Yedullah Cevani de devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, İran’ın atacağı adımların ‘akıllıca ve zaman zaman saldırgan nitelikte’ olacağını belirtti. Cevani, bu adımların Amerikalıların saldırganlık fikrini ‘bir daha asla akıllarına getirmemelerini’ sağlamayı amaçladığını söyledi.

İran’ın altyapısına saldırılması halinde Hürmüz Boğazı’ndaki internet kablolarının hedef alınacağı yönündeki tehditlerini yineleyen Cevani, İran’ın ‘onların sermayelerini ve varlıklarını kolaylıkla yok etmek için tüm gücünü kullanacağını’ ifade etti.

DMO Genel Komutan Yardımcısı Tümgeneral Mustafa İzedi ise silahlı kuvvetlerin ‘çeşitli alanlardaki operasyonel hazırlık seviyesini yükselttiğini’ belirterek, “Düşman cephesi artık tepkisel bir konuma düşmüş durumda” dedi.

Nükleer doktrin

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Amerikalılara hitaben yaptığı paylaşımda, “Seçimlerinizin sonucu ne olursa olsun, düşmanlığınız konusunda hiçbir şüphemiz yok” ifadesini kullandı. Azizi, “Operasyonel açıdan yapacağınız en küçük hataya bile karşılık olarak bölgeyi sizin şerrinizden sonsuza kadar kurtarmaya hazırız” diye yazdı.

DMO komutanlarından İsmail Kevseri ise Kayhan gazetesine yaptığı açıklamada, İran’ın ABD’yi bölgeden ayrılmaya zorlaması gerektiğini söyledi. Yaklaşık sekiz aydır sonuç alamayan Amerikalıların ‘her kapıyı çaldığını’ belirten Kevseri, Trump’ı ‘kaybeden bir kumarbaza’ benzetti ve açıklamalarını ‘psikolojik savaş’ olarak nitelendirdi.

vfgthy
Tahran’da sembolik bir hücre içinde ABD Başkanı Donald Trump’ı canlandıran kişinin gösterisini izleyen İranlılar, 21 Ekim 2026 (Reuters)

ILNA haber ajansına konuşan İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sekreteri Behnam Saidi, ‘ABD’nin yanlış hesaplamasını tekrarlaması’ halinde İran’ın ‘savunma pozisyonundan saldırı pozisyonuna geçeceğini’ söyledi. ABD’nin ‘uygulanabilir bir planı olmadığını’ savunan Saidi, Tahran’ın ‘kozlarını birer birer ortaya çıkaracağını’ ifade ederek, Amerikalıların ‘büyük kayıplar vereceği’ tehdidinde bulundu.

Milletvekili Muhammed Rıza Ahmedi Senker, Iran Observer internet sitesine yaptığı açıklamada, ‘nükleer doktrinin değiştirilmesinin’ halkın talebi olduğunu belirtti. Ahmedi, savunma doktrininin değişmesi halinde ‘nükleer silahın gençlerin elleriyle üretileceğini’ söyledi. Halkın öncelikli talebinin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan çekilmek olduğunu savunan Ahmedi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) kendi kurallarına uymadığını öne sürdü.

Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Feda Hüseyin Maliki ise önceki müzakere deneyimlerinin ardından ‘yalnızca müzakere masasına dönmenin yeterli olmadığını’ belirtti. Pakistan’a, İslamabad Mutabakatı’nın uygulanması için ABD’yi zorlamaya yönelik diplomatik kapasitesini kullanma çağrısında bulunan Maliki, Tahran ile İslamabad arasındaki istişarelerin sürdürülmesinin ‘zorunlu’ olduğunu söyledi.

Milletvekili Muhammed Rıza Sabbagiyan Bafaki de meclisin internet sitesine yaptığı açıklamada, ABD’nin bölgeye ‘kapsamlı biçimde askerî teçhizat sevk etmesinin’ İran halkını haklarını talep etmekten vazgeçiremeyeceğini belirtti. Sabbagiyan, Trump’ın ‘askerî güç gösterisi ve medya seferberliğiyle’ üstün bir konumda görünmeye çalıştığını ifade etti.

Savaşın yeniden başlaması durumunda ülke içindeki koşullara ilişkin değerlendirmede bulunan İran İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Ali Zeyni Vend ise önümüzdeki aylar için stratejik hazırlıkların planlandığını söyledi.

Küçük bir bedel

Trump salı günü Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “İran konusunda durumumuz oldukça iyi. Sadece nasıl zafer kazanmak istediğimize ilişkin nihai kararı vermem gerekiyor: hoş bir yolla mı, yoksa hoş olmayan bir yolla mı?” dedi.

Bazı devlet başkanları ve başbakanlarla iletişime geçerek onları ‘test ettiğini’ ve yardım etmeye hazır olup olmadıklarını sorduğunu belirten Trump, “Hayır” yanıtını aldığını söyledi. Trump, “Hiçbir yardıma ihtiyacımız yok” ifadesini kullandı.

Benzin fiyatlarındaki artışın İran’ın nükleer silah edinmesini önlemek için ödenen ‘küçük bir bedel’ olduğunu belirten Trump, “Şimdi ayrılabiliriz ve büyük bir iş başarmış oluruz” dedi. İran’ın nükleer tesislerine ilişkin ise “Yüzlerce ton kayanın altında kaldılar. Ancak bu benim için yeterli değil. Bunun beş, altı ya da on yıl sonra yeniden yaşanmayacağından emin olmalıyız” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran’ı Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere saldırmak için ‘Nazi denizaltılarının taktiklerini’ kullanmakla suçladı. Hindistan merkezli Network18 kanalına konuşan Rubio, İran’ın ‘aşırılık yanlısı Şii din adamları’ tarafından yönetilmesi nedeniyle diplomatik çözümün zor olduğunu söyledi. Washington’ın, Tahran’ın bölgedeki müttefiklerine sağladığı finansmanı ve askerî üretimini kesintiye uğratmak amacıyla ‘olağanüstü ekonomik baskıyı’ sürdüreceğini belirtti.

Rubio dün yaptığı açıklamada, Tahran’a nükleer silaha ulaşma yolu bırakan hiçbir anlaşmayı desteklemeyeceklerini söyledi. Trump başkan olduğu sürece İran’ın ‘asla nükleer silaha sahip olamayacağını’ ifade etti.

Washington’ın arabuluculuk çabalarını memnuniyetle karşıladığını belirten Rubio, “Birçok ülke bir süredir Tahran ile görüşüyor” dedi. Katar’ın da uzun zamandır bu alanda aktif olduğunu kaydeden Rubio, herhangi bir önerinin kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin nihai kararın başkana ait olduğunu vurguladı.



Meta’ya ABD’nin New Mexico eyaletindeki yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle 25 milyar dolar para cezası

Brüksel’deki Meta logosu (Arşiv -Reuters)
Brüksel’deki Meta logosu (Arşiv -Reuters)
TT

Meta’ya ABD’nin New Mexico eyaletindeki yasayı ihlal ettiği gerekçesiyle 25 milyar dolar para cezası

Brüksel’deki Meta logosu (Arşiv -Reuters)
Brüksel’deki Meta logosu (Arşiv -Reuters)

ABD’nin New Mexico eyaletinde bir yargıç, teknoloji devi Meta’ya, Facebook kullanıcılarının verilerinin gizliliğinin ihlal edildiği ve Cambridge Analytica skandalı olarak bilinen olay kapsamında eyalet yasalarını çiğnediği gerekçesiyle 25 milyar dolar para cezası ödemesi kararı verdi.

Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre Yargıç Francis Mathew, eyalet yönetiminin 35 ila 40 milyar dolar arasında tazminat talep ettiği davada bu kararı verdi.

Eylül ayında jüri, Meta’yı New Mexico’nun tüketiciyi koruma yasalarını ihlal etmekten sorumlu tutmuştu. Karara göre şirket, 43 milyondan fazla kullanıcının verilerinin istismar edilmesine yol açtı. Meta, siyasi danışmanlık şirketi Cambridge Analytica’nın Facebook kullanıcılarına ait verileri toplamasına izin vermiş, bu veriler 2016 ABD başkanlık seçimleri için hedefli siyasi reklamlar oluşturmak amacıyla kullanılmıştı.

Ülke genelinde yürütülen davada 48 eyalet Facebook ile uzlaşmaya varırken, New Mexico sosyal medya şirketine karşı tek başına dava açmayı tercih etti.


Netanyahu: İran rejimini devirmek, tehdidi sona erdirmenin tek yolu

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yısrael Katz, dün Mitzpe Ramon yakınlarındaki bir askerî üste düzenlenen İsrail ordusunun yeni subaylarının mezuniyet töreninde. (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yısrael Katz, dün Mitzpe Ramon yakınlarındaki bir askerî üste düzenlenen İsrail ordusunun yeni subaylarının mezuniyet töreninde. (Reuters)
TT

Netanyahu: İran rejimini devirmek, tehdidi sona erdirmenin tek yolu

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yısrael Katz, dün Mitzpe Ramon yakınlarındaki bir askerî üste düzenlenen İsrail ordusunun yeni subaylarının mezuniyet töreninde. (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yısrael Katz, dün Mitzpe Ramon yakınlarındaki bir askerî üste düzenlenen İsrail ordusunun yeni subaylarının mezuniyet töreninde. (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, İran’dan kaynaklanan tehdidi ortadan kaldırmanın tek yolunun “rejimi devirmek” olduğunu söyledi. Netanyahu, bu doğrultuda İsrail ordusuna, Mossad’a ve güvenlik birimlerine talimat verdiğini belirtti.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Netanyahu, İsrail’in güneyindeki Dimona kentinde düzenlenen bir seçim mitinginde, “İran bizi yok etmek istedi, onu durdurduk. Nükleer bombalar üretmek istedi, onu da durdurduk... Buna rağmen ısrarını sürdürüyor. Dolayısıyla bu meseleyi sona erdirmenin tek bir yolu var: rejimi devirmek” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, “İsrail Savunma Kuvvetlerine, Mossad’a ve diğer tüm güvenlik birimlerimize verdiğim talimat budur” dedi. Ancak söz konusu talimatların içeriğine ilişkin ayrıntı paylaşmadı.

Netanyahu’nun açıklamaları, 27 Ekim’de yapılacak İsrail seçimlerine altı gün kala yapıldı. Anketlerin çoğu, muhalefet blokunun Netanyahu’nun koalisyonuna karşı az farkla önde olduğunu gösteriyor.

Uygulanmayan saldırı planı

Financial Times gazetesi, konu hakkında bilgi sahibi üç kaynağa dayandırdığı haberinde, Netanyahu’nun bu ayın başlarında orduya İran’a yönelik birkaç gün sürmesi planlanan bir bombardıman harekâtı hazırlama talimatı verdiğini yazdı. Operasyonun 10 Ekim’in denk geldiği hafta sonunda gerçekleştirilmesi öngörülüyordu.

Kaynaklara göre harekât kapsamında elektrik santralleri gibi sivil altyapı tesislerinin yanı sıra nükleer tesisler ve rejime ait hedefler de vurulacaktı. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın, 3 Kasım’da yapılacak ABD ara seçimlerinden önce savaşın yeniden başlatılmasına karşı çıkması nedeniyle plan uygulanmadı.

Kaynaklardan biri, “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı düzenlenecek” dedi.

Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Anna Kelly ise gazeteye yaptığı açıklamada, “ABD, ara seçimlerden önce hiçbir zaman İran’a saldırmayacak” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, bu ay İsrail medyasına yaptığı açıklamada da İsrail seçimlerinden önce İran’a saldırmayı hedeflemediğini söylemişti.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in açıklamasına göre ordu, seçimlerin “güvenli ve zamanında” yapılmasını sağlamak amacıyla alarm seviyesini yükseltti ve bugünden seçim gününe kadar askerlerin izinlerini iptal etti.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, pazartesi günü İsrail’e gerçekleştirdiği önceden duyurulmayan ziyaret kapsamında Ovda Hava Üssü’nde Netanyahu ile görüştü. Jerusalem Post gazetesine göre görüşme burada yapıldı. İsrail’in kamu yayın kuruluşu Kan ise İran’ın toplantının ana gündem maddesi olduğunu bildirdi.

Görevi tamamlamak

Trump, pazar günü Netanyahu’nun yeniden seçilmesine destek verdiği bir sosyal medya paylaşımında, İran davranışlarını “hızla” değiştirmediği takdirde ABD ile İsrail’in “görevi yakında tamamlayacağını” belirtti.

Netanyahu, pazartesi günü Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin görüntülerini yayımladı. Görüntülerde Netanyahu, “Donald, tamamlamamız gereken bir görevimiz olduğunu söyledin ve bunu birlikte tamamlayacağız” dedi. Trump ise “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” cevabını verdi.

İsrailli mevcut ve eski güvenlik yetkilileri, seçimlere yakın dönemde başlatılacak bir savaşın demokratik süreci olumsuz etkileyebileceğinden endişe ediyor.

Yeni hükümetin kurulması haftalar sürebilir. Bu süre boyunca Netanyahu, geçici hükümetin başında kalacak ve seçimi kaybetmesi durumunda dahi hukuken savaş başlatma yetkisini — her ne kadar bu yetkinin siyasi zemini kırılgan olsa da — koruyabilecek.

İsrail askerî istihbaratının araştırma biriminde İran masasının eski başkanı Dani Citrinowicz, Ynet haber sitesine yaptığı açıklamada, “Şu anda ne seçimlerden önce ne de sonra savaş başlatmayı haklı çıkaracak hiçbir neden yok” değerlendirmesinde bulundu.

Citrinowicz, sözlerini “Bu rejimi havadan deviremeyiz” diyerek tamamladı.


Tahran, savaştan çıkış yolu sunuyor ve yeni bir tura hazırlanıyor

İran’ın başkenti Tahran’daki Tecriş Meydanı’nda bir reklam panosuna monte edilmiş sembolik bir hücre içinde, ABD Başkanı Donald Trump’ı canlandıran İranlı aktörün fotoğraflarını çeken insanlar, 21 Ekim 2026 (AFP)
İran’ın başkenti Tahran’daki Tecriş Meydanı’nda bir reklam panosuna monte edilmiş sembolik bir hücre içinde, ABD Başkanı Donald Trump’ı canlandıran İranlı aktörün fotoğraflarını çeken insanlar, 21 Ekim 2026 (AFP)
TT

Tahran, savaştan çıkış yolu sunuyor ve yeni bir tura hazırlanıyor

İran’ın başkenti Tahran’daki Tecriş Meydanı’nda bir reklam panosuna monte edilmiş sembolik bir hücre içinde, ABD Başkanı Donald Trump’ı canlandıran İranlı aktörün fotoğraflarını çeken insanlar, 21 Ekim 2026 (AFP)
İran’ın başkenti Tahran’daki Tecriş Meydanı’nda bir reklam panosuna monte edilmiş sembolik bir hücre içinde, ABD Başkanı Donald Trump’ı canlandıran İranlı aktörün fotoğraflarını çeken insanlar, 21 Ekim 2026 (AFP)

Tahran dün Washington ile müzakereye hazır olduğunu yineledi, ancak görüşmelerin yeniden başlamasını tehditlerin ve yaptırımların kaldırılması ile savaşı sona erdirmeye yönelik kendi şartlarının yerine getirilmesine bağladı. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran karşısında zaferin nasıl elde edileceğine ilişkin nihai kararı vereceğini söylemesinin ertesi günü geldi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile ilerleme yolunun ancak ‘ABD yönetiminin artık askerî seçeneklerinin bulunmadığını gerçekten kabul etmesiyle’ açılabileceğini belirterek, savaşın yaklaşık sekiz ayı geride bırakmasına rağmen Washington’ın açıkladığı hedeflerin hiçbirine ulaşamadığını söyledi.

Arakçi dün Financial Times’ta yayımlanan makalesinde, İran’ın ABD ile ‘adil ve onurlu’ bir anlaşma istediğini belirtti. Beyaz Saray’ın ‘ciddiyetini ve saldırganlığını kalıcı olarak sona erdirme yönündeki gerçek iradesini’ göstermesi gerektiğini kaydeden Arakçi, İran’ın ‘onurunu koruyan barışçıl bir çözüm arayışına güçlü biçimde bağlı olduğunu’, ancak ‘kendini savunmaya da tamamen hazır bulunduğunu’ ifade etti.

Arakçi, Trump’ın İran’ın direncine ilişkin ‘temelden yanlış varsayımlarla’ girdiğini söyledi. Trump’ın, İran Silahlı Kuvvetleri’nin ülkeyi savunmaya hazır olmadığı yönünde ‘yanlış bilgiler aldığını’ düşündüğünü belirten Arakçi, buna karşın İran ordusunun 2025’ten bu yana İsrail ve ABD’nin saldırılarından ‘değerli dersler çıkardığını’ kaydetti.

Tahran’ın Washington’ın barış konusundaki samimiyetine ‘hiç güvenmediğini’ belirten Arakçi, İran’ın Haziran 2025 ve Şubat 2026’da ‘müzakerelere devam ettiği sırada’ ABD saldırılarına maruz kaldığını hatırlattı. İran’ın geçtiğimiz haziran ayında da üçüncü kez saldırıya uğradığını belirten Arakçi, bunun ‘Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Başkan Trump’ın bir anlaşma imzalamasından kısa süre sonra’ gerçekleştiğini ifade ederek, “Bir ABD başkanına yeniden nasıl güvenebiliriz?” diye sordu.

Arakçi, Beyaz Saray’ı bir uzlaşmaya varma konusunda ‘hiçbir istek göstermemekle’ suçladı ve Washington’ın ‘daha fazla şiddet tehdidinde bulunmayı sürdürdüğünü’ belirtti. Bu nedenle şu aşamada ilerleme kaydedilmesini beklemek için ‘hiçbir neden bulunmadığını’ vurguladı.

Bununla birlikte Arakçi, bir diplomat olarak başarı ihtimali düşük olsa bile diplomasiye ‘bir şans daha vermekle yükümlü olduğunu’ söyledi. Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu sırasında gündeme getirdiği ‘yedi günlük planı’ hatırlatan Arakçi, Washington’dan daha önce kabul etmediği hiçbir şeyi talep etmediğini belirtti. Plan kapsamında Hürmüz Boğazı altıncı gün açılacak, nihai anlaşmaya ilişkin müzakereler ise yedinci gün yeniden başlayacak.

zxs
Tahran’daki bir caddede İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in portresinin önündeki trafik, 21 Ekim 2026 (AFP)

Arakçi, Moody’s’in değerlendirmesine atıfta bulunarak savaşın bu yıl ABD’li tüketicilere yaklaşık 265 milyar dolara mal olduğunu, bunun hane başına yaklaşık 2 bin dolara karşılık geldiğini belirtti. Söz konusu maliyetin yaklaşık yarısını enerji fiyatlarının oluşturduğunu kaydetti. İran’ın coğrafi konumu nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği üzerinde ‘her zaman benzersiz bir nüfuza sahip olacağını’ belirten Arakçi, bu geçidin bölge, küresel ekonomi ve dünya ticareti açısından ‘alternatifsiz’ olduğunu ifade etti. Tahran’ın ‘boğazın ve buradan yasal olarak geçenlerin koruyucusu’ olarak tarihî rolünü yerine getirmeyi amaçladığını da sözlerine ekledi.

Arakçi, boğazda veya bölgede yaşanacak yeni bir tırmanışın sivillerin hayatını ve küresel ekonomiyi ‘büyük bir tehlikeye atacağı’ uyarısında bulundu. ABD’nin yeniden askerî müdahaleye başvurmasının ‘daha büyük bir stratejik başarısızlığa yol açacağını’ belirten Arakçi, İran’ın çatışmayı kalıcı olarak sona erdirecek bir çözüm konusunda ABD’nin samimi olduğuna dair ‘güçlü kanıtlar’ görmesi hâlinde diplomasiye ‘bir şans daha vermeye’ hazır olduğunu söyledi.

Pezeşkiyan: Boyun eğmeyeceğiz

Buna paralel olarak İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan dün yaptığı açıklamada, ülkesinin içinde bulunduğu ‘ne savaş ne barış’ durumunun karşı karşıya kaldıkları ‘en kötü durum’ olduğunu söyledi. Pezeşkiyan, Ulusal İhracat Günü münasebetiyle düzenlenen törende yaptığı konuşmada, eski Dini Lider Ali Hamaney’in bu durumla ilgili olarak “Gidin ve bu sorunu çözün” dediğini aktardı. Pezeşkiyan, “Sorunu müzakere yoluyla çözmek için gittik, ancak dini liderimizi öldürdüler” ifadesini kullandı.

İran’ın savaş istemediğini, ancak zorbalığa da boyun eğmeyeceğini belirten Pezeşkiyan, mevcut durumun ‘ne İran’ın ne de ABD’nin istediği bir durum’ olduğunu söyledi. ABD’nin İran halkının haklarını tanıması, zorbalıktan ve saldırganlıktan vazgeçmesi gerektiğini belirten Pezeşkiyan, “O zaman bir araya gelip rahatça diyalog kurabiliriz” dedi. Washington’a seslenen Pezeşkiyan, “Bütün yolları kapatıp tehditlerde bulunurken aynı zamanda bizimle diyalog kurmak isteyemezsiniz” ifadesini kullandı. Pezeşkiyan, “ABD, İran’ın baskılara dayanabileceğini düşünmüyordu, ancak direndik ve direnmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Pezeşkiyan, X platformundaki paylaşımında da diyaloğun önünü açmak için ‘tehditlerin ve yaptırımların fiilen kaldırılması gerektiğini’ belirtti. Yaptırımların ve baskıların her gün artırılması, iletişim kanallarının kapatılması ve aynı zamanda müzakereden söz edilmesinin mümkün olmadığını kaydetti.

Pezeşkiyan, salı günü Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ile görüşmesinde de “Halkımız bugün ABD’ye güvenmiyor ve müzakere etmemiz hâlinde yeniden saldırıya uğrayacağımıza inanıyor” demişti.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai ise Münir ile görüşmesinin ardından X platformunda yaptığı paylaşımda, ‘İran’dan bir gram bile zenginleştirilmiş uranyum çıkarılmayacağını’ belirtti. Rızai, Washington’ın güven tesis etmeye yönelik adımlar atmasından önce ‘hiçbir müzakere yapılmayacağını’ ifade etti.

Kalıcı caydırıcılık

Askerî alanda ise İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, İran’ın savunma doktrininin ‘kalıcı ve mutlak caydırıcılık oluşturma’ yönünde değişeceğini söyledi. İran’ın doktrininin daha önce ‘yalnızca savunmaya dayalı’ olduğunu belirten Muhibbi, “Artık bir ülke bize saldırırsa karşılık vereceğimizi söylüyoruz” dedi. Bu doktrinin ‘asimetrik hâle geleceğini’ kaydeden Muhibbi, “Düşmana, vereceğimiz karşılığın şiddetini anlayacağı şekilde saldıracağız” ifadesini kullandı.

DMO Siyasi İşlerden Sorumlu Komutan Yardımcısı Yedullah Cevani de devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, İran’ın atacağı adımların ‘akıllıca ve zaman zaman saldırgan nitelikte’ olacağını belirtti. Cevani, bu adımların Amerikalıların saldırganlık fikrini ‘bir daha asla akıllarına getirmemelerini’ sağlamayı amaçladığını söyledi.

İran’ın altyapısına saldırılması halinde Hürmüz Boğazı’ndaki internet kablolarının hedef alınacağı yönündeki tehditlerini yineleyen Cevani, İran’ın ‘onların sermayelerini ve varlıklarını kolaylıkla yok etmek için tüm gücünü kullanacağını’ ifade etti.

DMO Genel Komutan Yardımcısı Tümgeneral Mustafa İzedi ise silahlı kuvvetlerin ‘çeşitli alanlardaki operasyonel hazırlık seviyesini yükselttiğini’ belirterek, “Düşman cephesi artık tepkisel bir konuma düşmüş durumda” dedi.

Nükleer doktrin

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Amerikalılara hitaben yaptığı paylaşımda, “Seçimlerinizin sonucu ne olursa olsun, düşmanlığınız konusunda hiçbir şüphemiz yok” ifadesini kullandı. Azizi, “Operasyonel açıdan yapacağınız en küçük hataya bile karşılık olarak bölgeyi sizin şerrinizden sonsuza kadar kurtarmaya hazırız” diye yazdı.

DMO komutanlarından İsmail Kevseri ise Kayhan gazetesine yaptığı açıklamada, İran’ın ABD’yi bölgeden ayrılmaya zorlaması gerektiğini söyledi. Yaklaşık sekiz aydır sonuç alamayan Amerikalıların ‘her kapıyı çaldığını’ belirten Kevseri, Trump’ı ‘kaybeden bir kumarbaza’ benzetti ve açıklamalarını ‘psikolojik savaş’ olarak nitelendirdi.

vfgthy
Tahran’da sembolik bir hücre içinde ABD Başkanı Donald Trump’ı canlandıran kişinin gösterisini izleyen İranlılar, 21 Ekim 2026 (Reuters)

ILNA haber ajansına konuşan İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sekreteri Behnam Saidi, ‘ABD’nin yanlış hesaplamasını tekrarlaması’ halinde İran’ın ‘savunma pozisyonundan saldırı pozisyonuna geçeceğini’ söyledi. ABD’nin ‘uygulanabilir bir planı olmadığını’ savunan Saidi, Tahran’ın ‘kozlarını birer birer ortaya çıkaracağını’ ifade ederek, Amerikalıların ‘büyük kayıplar vereceği’ tehdidinde bulundu.

Milletvekili Muhammed Rıza Ahmedi Senker, Iran Observer internet sitesine yaptığı açıklamada, ‘nükleer doktrinin değiştirilmesinin’ halkın talebi olduğunu belirtti. Ahmedi, savunma doktrininin değişmesi halinde ‘nükleer silahın gençlerin elleriyle üretileceğini’ söyledi. Halkın öncelikli talebinin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan çekilmek olduğunu savunan Ahmedi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) kendi kurallarına uymadığını öne sürdü.

Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Feda Hüseyin Maliki ise önceki müzakere deneyimlerinin ardından ‘yalnızca müzakere masasına dönmenin yeterli olmadığını’ belirtti. Pakistan’a, İslamabad Mutabakatı’nın uygulanması için ABD’yi zorlamaya yönelik diplomatik kapasitesini kullanma çağrısında bulunan Maliki, Tahran ile İslamabad arasındaki istişarelerin sürdürülmesinin ‘zorunlu’ olduğunu söyledi.

Milletvekili Muhammed Rıza Sabbagiyan Bafaki de meclisin internet sitesine yaptığı açıklamada, ABD’nin bölgeye ‘kapsamlı biçimde askerî teçhizat sevk etmesinin’ İran halkını haklarını talep etmekten vazgeçiremeyeceğini belirtti. Sabbagiyan, Trump’ın ‘askerî güç gösterisi ve medya seferberliğiyle’ üstün bir konumda görünmeye çalıştığını ifade etti.

Savaşın yeniden başlaması durumunda ülke içindeki koşullara ilişkin değerlendirmede bulunan İran İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Ali Zeyni Vend ise önümüzdeki aylar için stratejik hazırlıkların planlandığını söyledi.

Küçük bir bedel

Trump salı günü Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “İran konusunda durumumuz oldukça iyi. Sadece nasıl zafer kazanmak istediğimize ilişkin nihai kararı vermem gerekiyor: hoş bir yolla mı, yoksa hoş olmayan bir yolla mı?” dedi.

Bazı devlet başkanları ve başbakanlarla iletişime geçerek onları ‘test ettiğini’ ve yardım etmeye hazır olup olmadıklarını sorduğunu belirten Trump, “Hayır” yanıtını aldığını söyledi. Trump, “Hiçbir yardıma ihtiyacımız yok” ifadesini kullandı.

Benzin fiyatlarındaki artışın İran’ın nükleer silah edinmesini önlemek için ödenen ‘küçük bir bedel’ olduğunu belirten Trump, “Şimdi ayrılabiliriz ve büyük bir iş başarmış oluruz” dedi. İran’ın nükleer tesislerine ilişkin ise “Yüzlerce ton kayanın altında kaldılar. Ancak bu benim için yeterli değil. Bunun beş, altı ya da on yıl sonra yeniden yaşanmayacağından emin olmalıyız” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran’ı Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere saldırmak için ‘Nazi denizaltılarının taktiklerini’ kullanmakla suçladı. Hindistan merkezli Network18 kanalına konuşan Rubio, İran’ın ‘aşırılık yanlısı Şii din adamları’ tarafından yönetilmesi nedeniyle diplomatik çözümün zor olduğunu söyledi. Washington’ın, Tahran’ın bölgedeki müttefiklerine sağladığı finansmanı ve askerî üretimini kesintiye uğratmak amacıyla ‘olağanüstü ekonomik baskıyı’ sürdüreceğini belirtti.

Rubio dün yaptığı açıklamada, Tahran’a nükleer silaha ulaşma yolu bırakan hiçbir anlaşmayı desteklemeyeceklerini söyledi. Trump başkan olduğu sürece İran’ın ‘asla nükleer silaha sahip olamayacağını’ ifade etti.

Washington’ın arabuluculuk çabalarını memnuniyetle karşıladığını belirten Rubio, “Birçok ülke bir süredir Tahran ile görüşüyor” dedi. Katar’ın da uzun zamandır bu alanda aktif olduğunu kaydeden Rubio, herhangi bir önerinin kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin nihai kararın başkana ait olduğunu vurguladı.