Uluslararası Para Fonu (IMF) Ortadoğu ve Orta Asya Departmanı Direktörü Cihad Azur, Ortadoğu’daki savaşın bölgenin ekonomik görünümünü olumsuz etkilediğini belirterek Ortadoğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan ekonomilerinin 2026 yılında yüzde 1,3 daralmasını beklediklerini söyledi. Azur, çatışmaların şiddetinin azalması ve ticaret hareketliliğinin kademeli olarak normale dönmesi koşuluyla ekonomilerin 2027 yılında güçlü bir toparlanma kaydedeceğini öngördü.
Azur, çatışmanın ekonomik sonuçlarına ve bölge ülkeleri üzerindeki farklı etkilerine dikkat çeken Bölgesel Ekonomik Görünüm Raporu’nu tanıtmak üzere bugün düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Savaşın etkileri enerji, deniz taşımacılığı, turizm, ticaret ve güvenlik gibi çeşitli kanallar üzerinden hissediliyor. Bölge ekonomileri üzerindeki etkilerin boyutu ise petrol ihraç eden ve ithal eden ülkelerin farklı koşullarına, yaşanan aksaklıklara ne ölçüde maruz kaldıklarına ve ekonomik sonuçları sınırlama kapasitelerine göre değişiyor.
2027’de toparlanma bekleniyor
IMF’nin açıkladığı büyüme tahminleri, çatışmanın 2027 yılının başlarında sona ermesini ve ticaretin kademeli olarak normale dönmesini öngören bir senaryoya dayanıyor. Bu senaryoya göre Ortadoğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan ekonomilerinin 2026 yılında yüzde 1,3 daralması, 2027 yılında ise yüzde 6,6 büyümesi bekleniyor.
2026 yılına ilişkin büyüme tahmini, çatışmanın bölgedeki ekonomik faaliyetler üzerindeki etkilerini yansıtacak şekilde, geçen nisan ayında açıklanan tahmine kıyasla yaklaşık 3 puan düşürüldü.
Savaşın etkileri, petrol ihraç eden ve petrol ithal eden ülkeler arasında farklılık gösteriyor. Petrol ihraç eden ekonomiler, enerji üretimi ve deniz taşımacılığıyla bağlantılı aksaklıklardan etkilenirken petrol ithal eden ekonomiler; iç talep, işçi dövizleri, turizm gelirleri ve finansal koşulların yanı sıra emtia fiyatlarındaki artışın tüketicilere yansımasını sınırlamaya yönelik hükümet tedbirlerinin desteğiyle direnç gösterdi.
Azur’un belirttiğine göre Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin ekonomilerinin, ekonomik faaliyetlerdeki gerilemenin ardından yeniden toparlanmayı ifade eden ‘V’ şeklinde bir iyileşme kaydetmesi bekleniyor. Ancak üretimin, orta vadede çatışma öncesinde öngörülen seviyelerin genel olarak altında kalacağı tahmin ediliyor.
Buna karşılık, petrol ithal eden ülkelerde ekonomik büyümenin 2026 ve 2027 yıllarında hızlanması bekleniyor.
Kafkasya ve Orta Asya ekonomilerinin ise enflasyondaki düşüşün sürmesiyle 2026 yılında yüzde 5,2, 2027 yılında da yüzde 5 büyüme kaydetmesi öngörülüyor.
IMF, nisan ayında açıkladığı tahminlerle karşılaştırıldığında Kafkasya ve Orta Asya’ya yönelik büyüme beklentilerini yükseltti. Bu artışta, petrol ithal eden ülkelerin ekonomik görünümündeki iyileşmenin, 2026 yılında bazı petrol ihracatçısı ülkeler için yapılan tahminlerdeki düşüşü telafi etmesi etkili oldu.
Enflasyon ve dış hesaplar baskı altında
Azur, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Afganistan ve Pakistan’da enflasyonun 2026 yılında yükselmesini, Kafkasya ve Orta Asya’da ise düşüş eğilimini sürdürmesini beklediklerini belirtti.
Destekler, fiyat kontrolleri ve sabit döviz kurları da dahil olmak üzere hükümetlerin aldığı tedbirler, bölgenin bazı kesimlerinde temel emtia fiyatlarındaki artışın tüketicilere yansımasını sınırladı. Ancak bu önlemler kamu maliyesi üzerinde maliyet oluşturuyor.
Tahminler, her iki bölgedeki ekonomilerin çoğunda dış dengelerin kötüleşeceğine işaret ediyor. KİK ülkelerinin cari işlemler fazlasının, 2025 yılında gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yaklaşık yüzde 5’i düzeyindeyken 2026 yılında yüzde 1,3’e gerilemesi bekleniyor.
Belirsizliğin artması
Azur, ekonomik görünüme ilişkin belirsizliğin olağanüstü derecede yüksek olduğunu ve risklerin ağırlıklı olarak aşağı yönlü olduğunu söyledi. Bu risklerin başında, enerji üretiminde veya ticaret yollarında yeni aksaklıkların yaşanması geliyor. Böyle bir durumun enerji fiyatlarını yükselterek bölge ekonomileri üzerindeki baskıyı artırabileceği belirtiliyor.
Riskler arasında, piyasaların yapay zekâyla bağlantılı verimlilik artışından beklenen kazanımları yeniden değerlendirmesi sonucunda dış finansal koşulların sıkılaşması da bulunuyor. Ayrıca enflasyon ve kamu maliyesinin durumuna ilişkin endişeler nedeniyle faiz oranlarının yükselmesi de risk oluşturuyor.
Kafkasya ve Orta Asya ekonomileri ise Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın yol açtığı aksaklıkların yeniden artması, petrol fiyatlarının düşmesi ve yapay zekâyla bağlantılı piyasalarda sert bir düzeltme yaşanması halinde dış talebin zayıflaması gibi ek risklerle karşı karşıya.
Düşük gelirli ve kırılgan ülkeler, gıda ithalatına bağımlılıkları, yüksek finansman ihtiyaçları ve resmî kalkınma yardımlarındaki azalma nedeniyle bu risklere karşı en savunmasız kesimi oluşturuyor. Bu durum, söz konusu ülkelerin ekonomik şoklarla başa çıkma kapasitesini sınırlıyor.
Mali esnekliğin artırılması ve reformların sürdürülmesi çağrısı
Azur, ekonomi politikalarındaki temel önceliklerin fiyat istikrarını korumak ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini sağlamak olduğunu belirtti. Enflasyonun yükselmesi riskinin gerçekleşmesi halinde para politikasının ilk savunma hattı olması gerektiğini ifade etti.
Kafkasya ve Orta Asya’da ise enflasyonu düşürme konusunda elde edilen kazanımların korunması, enflasyon beklentilerinin sağlamlaştırılması ve gelecekte yaşanabilecek arz şoklarının fiyatlara yansımasının sınırlandırılması için merkez bankalarının bağımsızlığının güçlendirilmesi önem taşıyor.
Kamu maliyesi alanında, geniş kapsamlı ve kamu borcunu artırırken ekonomik faaliyetlerde kalıcı bir kazanım sağlamayan tedbirler yerine, en fazla etkilenen hane halkları ve şirketlere geçici ve hedefli destek verilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Azur, bölge ülkelerine güvenilir para politikası çerçeveleri, yeterli rezervler ve sağlam kamu maliyesi aracılığıyla mali tamponlarını yeniden oluşturmaları çağrısında bulundu. Bu adımların, ülkelerin gelecekte karşılaşabilecekleri şoklarla başa çıkma kapasitelerini artıracağını belirtti.
Mevcut aksaklıkların uzun vadeli fırsatlardan yararlanmak için de bir teşvik oluşturduğunu söyleyen Azur, verimliliği artıran ve istihdam olanakları yaratan yapısal reformların hayata geçirilmesi, ticaretin ve ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesi, bölgesel bütünleşmenin derinleştirilmesi ve teknoloji ile yapay zekâdan yararlanılmasına uygun koşulların oluşturulması gerektiğini ifade etti.