ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a yönelik savaşı birkaç gün sürecek saldırılarla yeniden başlatmayı değerlendirdiği bildiriliyor. ABD’li yetkililere göre saldırıların, Kongre ara seçimlerinin hemen ardından başlaması olası. Trump yönetimindeki bazı isimler, ağır darbe alan İran ekonomisinin yeni bir bombardıman dalgasının baskısıyla rejimin çöküşüne yol açabileceğini değerlendiriyor.
Trump, Beyaz Saray’dan ayrılmadan önce gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bunu çok hızlı bir şekilde sona erdirebiliriz... Asıl soru şu: Çatışmayı kesin olarak sonuçlandırmak mı istiyoruz, yoksa kendi kendine sönümlenmesine mi izin veriyoruz?” dedi. Florida’ya geldiğinde ise Washington’un İran’a karşı yeni bir askerî operasyon düzenleyebileceğini söyledi.
Hürmüz Boğazı’ndan petrol geçişinin sürdüğünü belirten Trump, “İstediğimiz her şeyi elde ediyoruz” ifadesini kullandı. Trump, çarşamba günü yaptığı açıklamada da “Öyle ya da böyle, yakın zamanda bir şeyler olacak” demişti.
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye dosyasından sorumlu özel temsilcisi Tom Barrack dün yaptığı açıklamada, ABD’nin bu hafta sonu İran’a saldırı düzenlemesi ihtimalini dışlamadığını söyledi. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Barrack, internet üzerinden yayımlanan bir programa verdiği röportajda, “Bu hafta sonu bir saldırı gerçekleşebilir mi? Kesinlikle” dedi. Ancak Barrack’ın doğrudan İran dosyasından sorumlu olmadığı ifade ediliyor.
Barrack, Trump’ın tutumunun “son derece açık” olduğunu vurgulayarak ABD Başkanı’nın anlaşmaya açık ve hazır olduğunu, tarafların aylar boyunca müzakere masasında oturduğunu belirtti.
Trump ise Barrack’ın açıklamalarının önemini küçümsedi. Florida’da gazetecilere konuşan Trump, “Bu benim büyükelçim miydi? Sanırım oldukça etkili bir adam. Eğer durum buysa, ben bundan haberdar değilim” dedi.
Barrack rejim değişikliğine karşı, Netanyahu ise ısrarcı
Barrack, ABD’nin İran’da rejim değişikliği hedeflemediğini söyledi. Bu açıklama, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun son günlerde İran rejiminin devrilmesine yönelik tekrarladığı çağrılarla çelişiyor.
İran halkına seslenen Barrack, “Dünyayı, müttefiklerimizi ve Körfez bölgesini tehdit etmeyi sürdürürseniz sonuçları olacaktır. Ancak bu sonuçlar rejim değişikliği anlamına gelmeyecek” dedi.
ABD Başkanı’nın da ülkesinin rejim değişikliğiyle ilgilenmediğini açıkça ifade ettiğini belirten Barrack, “Rejim değişikliği konusunda her zaman temel sorun şudur: Sonrasında hangi senaryo yaşanacak?” diye konuştu.
Trump, diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalmasının ardından İran’a yönelik yeni saldırılara açık olduğunu belirtmişti. Ancak daha önce, 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinden önce böyle bir saldırı düzenlenmeyeceğini açıklamıştı.
The Atlantic dergisine konuşan yetkililere göre olası saldırıların hedefleri arasında İran’ın füze ve insansız hava aracı (İHA) envanteri, enerji tesisleri ve nükleer tesisleri bulunuyor.

Yönetim dışında görev yapan bir danışman, ekonomik baskının “sonuç vermeye başladığını” savunarak, yeni saldırıların İran yönetimini “düşüreceğini” ileri sürdü.
Trump, savaşı sona erdirmek için kendisine hızlı sonuç vaat eden iki yakın ismin farklı yaklaşımlarıyla karşı karşıya. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, deniz ablukası ve yaptırımların Tahran’ı müzakere masasında teslim olmaya zorlayacağına inanıyor. Netanyahu ise Trump’la gerçekleştirdiği bir dizi görüşmede, rejimi devirmek amacıyla ABD ve İsrail’in son ve yıkıcı bir saldırı dalgası düzenlemesini savundu. Yönetimin şu anda iki yaklaşımı birleştirmeye yöneldiği değerlendiriliyor.
Sabır tükeniyor
The Atlantic dergisinin bir ABD’li yetkiliye ve görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre Trump, ara seçimlerden önce İran’ın müzakerelere dönmesini umuyordu. Ancak bu gerçekleşmedi. Enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi, Cumhuriyetçiler açısından ciddi bir seçim yüküne dönüşürken Trump’ın ekonomik boğma stratejisine yönelik sabrı da azalmaya başladı.
Dergi, Washington’daki bazı çevrelerin güç gösterisinin Trump’a “Ekim sürprizi” olarak nitelendirilebilecek bir siyasi zafer kazandırabileceğini savunması üzerine Trump’ın seçimlerden önce yeniden çatışmaya girme seçeneğini değerlendirdiğini yazdı.
Bir Beyaz Saray yetkilisine göre Netanyahu da salı günü yapılacak İsrail seçimlerinden önce saldırı düzenlenmesini istedi. Ancak Cumhuriyetçilerden gelen güçlü itirazlar, Trump’ı ABD seçimlerinden önce İran’a saldırmayacağı yönünde kamuoyu önünde taahhütte bulunmaya itti.
ABD’li yetkililer, seçim sonrasına ilişkin henüz kesin bir karar alınmadığını belirtiyor. Bazı yetkililer, Washington’un atacağı bir sonraki adım ve bunun zamanlaması konusundaki belirsizliğin Tahran’ı teyakkuzda tutmasını umuyor.
ABD’nin hazırlıklarına ilişkin kamuoyuna yansıyan en önemli işaretlerden biri, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in bu hafta İsrail’e yaptığı ziyaret ve Netanyahu ile İran dosyasını görüşmesi oldu.
Riskli bir bahis
The Atlantic, ekonomik baskının İran’ı ciddi biçimde zayıflattığını ancak Tahran’ın müzakere pozisyonunu büyük ölçüde değiştirmediğini yazdı. Dergi, Trump’ın daha önce de İran’ın çöküşün eşiğinde olduğuna inandığını, ancak bu değerlendirmesinin yanlış çıktığını hatırlattı.
Haberde, yeni saldırıların Tahran’ı teslim olmaya zorlamak yerine bölgesel tırmanmaya yol açabileceği ve başarısızlık durumunda İran’ın taviz vermeye daha az istekli hâle gelebileceği uyarısı yapıldı.
İran konusunda uzman eski İsrailli istihbarat subayı Dani Citrinowicz dergiye yaptığı açıklamada, “Üç gün sürecek bir savaş planlayamazsınız çünkü karar tek taraflı değildir. İran’ın nasıl karşılık vereceğini kontrol edemezsiniz” değerlendirmesinde bulundu.
Dergi ayrıca, savaşın en yoğun döneminde önemli ölçüde azalan ABD mühimmat stoklarının bölgedeki Amerikan çıkarlarını korumaya yeterli olup olmadığına ilişkin soru işaretlerine dikkat çekti. İran’a yönelik yeni saldırı ihtimali ve Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki tankerlere yönelik saldırı haberlerinin ardından perşembe günü petrol fiyatları yükselirken hisse senedi piyasaları geriledi.

İran ekonomisi; petrol ihracatını fiilen durma noktasına getiren abluka, yaptırımlar ve saldırıların yol açtığı hasar nedeniyle ağır baskı altında. Enflasyon yükselirken temel ürünlerde kıtlık yaşanıyor ve İran riyali tarihî düşük seviyelerine geriliyor.
Bununla birlikte dergi, İran’da yakın bir çöküş yaşanacağına ilişkin çok az kanıt bulunduğunu belirtti. Habere göre Tahran, fiyatları kontrol altında tutmaya ve temel ithalatı sürdürmeye çalışarak ekonomik hasarı sınırlamayı hedefliyor. İran’daki sertlik yanlısı çevrelerin ise onlarca yıldır halkın yaşadığı ekonomik sıkıntılara rağmen geri adım atmadığına dikkat çekiliyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Amiral Brad Cooper, geçen hafta yaptığı açıklamada, deniz ablukasının İran’ın en az 25 milyar dolar değerindeki ham petrolü ihraç etmesini engellediğini söyledi.
ABD Hazine Bakanlığı da çarşamba günü, Tahran’ın askerî, silahlanma ve nükleer programlarını finanse etmek için dolaylı biçimde gelir elde etmesine yardımcı olmakla suçladığı deniz taşımacılığı ağlarına ve aracılara yaptırım uyguladı.
Kısa ama yoğun saldırı planları
The New York Times, ABD ve İsrail ordularının Amerikan ara seçimlerinden sonra gerçekleştirilebilecek “kısa ama yoğun” bir operasyon için planlar hazırladığını bildirdi. Habere göre bazı ABD’li planlamacılar, üç günlük bir saldırı kampanyasının İran’ın tutumunu değiştirmek için yeterli olabileceğine inanıyor.
Gazeteye konuşan yetkililer, olası hedefler arasında nükleer tesisler, füze ve İHA envanteri ile enerji altyapısının bulunduğunu belirtti. Saldırıların “Cebel el-Fas” nükleer tesisine kadar uzanabileceği de ifade edildi.
Haberde, üç uçak gemisi, binlerce deniz piyadesi, savaş uçakları ve özel operasyon birliklerini kapsayan Amerikan askerî yığınağının kasım ayının başından önce tamamlanmayacağı kaydedildi. Trump’ın, iki ülkenin hava kuvvetlerinin alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmasının ardından ekim ayının başında yapılması planlanan bir saldırıyı son anda ertelediği de aktarıldı.
Axios haber sitesi ise onlarca İsrail savaş uçağı ve havada yakıt ikmal uçağının pazartesi günü Suriye ve Irak hava sahaları üzerinden İran sınırına kadar ilerlediğini, olası saldırıyla uyumlu bir güzergâh izledikten sonra geri döndüğünü bildirdi.
Tahran’da konuşan İran Kara Kuvvetleri Komutanı Emir Hatemi, perşembe günü ülkesinin “asimetrik savaşa” hazırlandığını söyledi ve Umman Denizi’nde “düşman” gemilerinin hedef alınabileceği uyarısında bulundu.

İran Devrim Muhafızları da Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere eşlik eden Amerikan kuvvetlerini hedef almakla tehdit etti. Washington’un gemilere refakat etmeyi sürdürmesi durumunda çatışmanın bölgedeki ABD üslerine yayılacağı uyarısında bulundu.
Devrim Muhafızları, yedi petrol tankerinin saldırılar ve deniz mayınları nedeniyle hasar gördüğünü ileri sürdü. Ancak bu iddiayı bağımsız biçimde doğrulamaya imkân veren ayrıntılar paylaşılmadı.
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbî de haftanın başında Hürmüz Boğazı’nın altından geçen yedi ana fiber optik kablonun hedef alınabileceği tehdidinde bulundu.
Trump ise Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, İran’ı ABD seçimleri öncesinde petrol fiyatlarını yükseltmek amacıyla gemilere saldırıldığı ve gemilerin mayınlara çarptığı yönünde asılsız anlatılar üretmekle suçladı. Trump, boğazdan geçen petrol miktarının savaş öncesindeki seviyeleri aştığını öne sürdü.
Trump, çarşamba günü Güney Carolina’da düzenlenen bir mitingde ABD’nin İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini yok ettiğini ve ülkeyi “askerî ve mali açıdan” mağlup ettiğini söyledi. Trump, “Şimdi ayrılabiliriz ancak bunun uzun süre devam edeceğinden emin olmak istiyoruz” diye konuştu.
Netanyahu da çarşamba günü yaptığı açıklamada, İran rejiminin devrilmesinin İran kaynaklı tehdidi kalıcı olarak ortadan kaldırmanın tek yolu olduğunu savundu. İsrail Başbakanı, bu doğrultuda orduya, Mossad’a ve güvenlik birimlerine talimat verdiğini belirtti.

