BM'de tansiyon yükseldi: ABD, Kübalı diplomatı sınır dışı etti

ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, kürsüye yürüyen Küba delegasyonuyla tartıştı (X/@Reuters)
ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, kürsüye yürüyen Küba delegasyonuyla tartıştı (X/@Reuters)
TT

BM'de tansiyon yükseldi: ABD, Kübalı diplomatı sınır dışı etti

ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, kürsüye yürüyen Küba delegasyonuyla tartıştı (X/@Reuters)
ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, kürsüye yürüyen Küba delegasyonuyla tartıştı (X/@Reuters)

ABD ve Kübalı yetkililer arasında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda yaşanan gerginliğin ardından Washington, Havana'nın bir diplomatını sınır dışı etti.

Küba'ya uygulanan Amerikan ambargosuyla ilgili 27 Ekim'de düzenlenen oturumda ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz'la Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez arasında tartışma yaşandı.

Tartışma, Waltz'un kürsüdeki konuşmasında ülkesinin Küba'ya uyguladığı ambargonun kınanmasına ilişkin karar tasarısına karşı çıkmasıyla başladı. Waltz, Havana yönetimini yolsuzlukla suçladığı gibi Fidel Castro'nun da binlerce kişiyi "toplama kamplarına" gönderdiğini iddia etti.

Bu sözlerin üzerine salondaki Küba delegasyonundan üyeler, konuşmaya masalarına vurarak ve seslerini yükselterek tepki gösterdi.

Küba Dışişleri Bakanı Rodriguez de kürsüye yaklaşarak "Sen bir yalancısın" diye bağırdı. Waltz da bakana "Kimle uğraştığının farkında mısın? Burası Amerika. Havana değil. Geri çekil" dedi.

Wall Street Journal'ın (WSJ) aktardığına göre ABD yönetimi, oturumun ardından Küba Temsilciliği'nin birinci sekreteri Richard Tur de la Concepción'u sınır dışı etti.

Tur de la Concepción'un salondaki bağrışmalar sırasında telefonuyla video çeken bir ABD heyeti üyesiyle tartıştığı belirtiliyor. Kübalı yetkilinin, ABD'li diplomatın telefonuna vurduğu gerekçesiyle sınır dışı edildiği aktarılıyor.

Waltz'un X hesabından yaptığı paylaşımdaki videoda Tur de la Concepción, kendisini çeken bir yetkilinin telefonuna vurarak BM görevlilerinden birine "Benim şahsi alanımı ihlal ediyor" diyor. Daha sonra BM görevlisinin Kübalı diplomatı dışarı çıkarmak için kenara aldığı görülüyor.

Küba'nın BM Daimi Temsilcisi Ernesto Soberon, dün BM Genel Sekreteri'ne hitaben bir açık mektup yayınlayarak, Waltz'un sözcüsünün video çekerek meslektaşı Tur de la Concepción'u taciz ettiğini savundu.  

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan WSJ'ye gönderilen açıklamada, "Küba Temsilciliği'ne bu kişinin ABD'de istenmediğini açıkça belirttik ve bunun sonucunda kendisi ülkeyi terk etti" dendi.

Havana yönetimi sınır dışı kararına ilişkin açıklama yapmadı. Ancak Küba Komünist Partisi'nin resmi yayın organı Granma'daki yazıda Waltz'un iddialarının gerçeği yansıtmadığı vurgulandı. Küba Dışişleri Bakanı Rodriguez'in BM oturumundaki konuşmasından şu sözler alıntılandı:  

ABD sadece kaba ve küstah bir şekilde yalan söylemekle kalmıyor, aynı zamanda üye devletlerin haysiyetine saygı göstermiyor, onlara baskı uyguluyor, Küba halkının ve hükümetinin onurunu zedeliyor.

Oturumda ABD'nin Küba'ya uyguladığı ekonomik, ticari ve mali ambargonun sona erdirilmesinin gerekliliğine yönelik karar tasarısı 17'ye karşı 130 oyla kabul edildi.

Oylamada, Türkiye'nin de dahil olduğu 130 ülke ambargonun sonlandırılmasını desteklerken, aralarında ABD, İsrail, Ukrayna, Arjantin ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de bulunduğu 17 ülke ambargonun devamı yönünde oy kullandı. 25 ülke çekimser kaldı.

BM Genel Kurulu'nda 2012'den bu yana kabul edilen kanun tasarılarında ABD'ye ambargoyu sonlandırma çağrısında bulunuluyor ancak bağlayıcılığı bulunmayan karar "tavsiye" niteliği taşıyor ve uluslararası toplumun tutumunu gösteriyor.

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, karar tasarısının kabul edilmesini "Küba halkının zaferi" diye niteledi.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Granma



94 yaşındaki İsrailli, Netanyahu'nun rakibine oy verdikten sonra hayatını kaybetti

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 27 Ekim'de Herzliya'daki bir oy verme merkezinde eşi Hannah'yla birlikte oy kullandı (Reuters)
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 27 Ekim'de Herzliya'daki bir oy verme merkezinde eşi Hannah'yla birlikte oy kullandı (Reuters)
TT

94 yaşındaki İsrailli, Netanyahu'nun rakibine oy verdikten sonra hayatını kaybetti

Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 27 Ekim'de Herzliya'daki bir oy verme merkezinde eşi Hannah'yla birlikte oy kullandı (Reuters)
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot, 27 Ekim'de Herzliya'daki bir oy verme merkezinde eşi Hannah'yla birlikte oy kullandı (Reuters)

94 yaşındaki bir adam, bu hafta düzenlenen tarihi İsrail seçimlerinde oy kullandıktan hemen sonra hayatını kaybetti.

Israel Kreis, salı günü oy kullanma merkezinden döndükten sonra Ramat Gan'daki apartmanının önünde yere yığıldı.

Kızı Shirley, babasının Binyamin Netanyahu'nun başlıca rakibi Gadi Eisenkot'a oy vermeye kararlı olduğunu söyledi.

İsrail'in tabloid gazetesi Yedioth Ahronoth'a konuşan Shirley, "Babam, onu Eisenkot'a oy vermeye götürmemi çok istiyordu" dedi.

Onu oy kullanma merkezine arabayla götürdüm ve dönüşte arabadan iner inmez yere yığıldı ve hayatını kaybetti.

Shirley, "Oy verebildiği için çok mutluyum. O, hepimize dışarı çıkıp oy vermemiz ve demokratik hakkımızı kullanmamız için örnek teşkil ediyor" diye ekledi.

Yayın kuruluşunun aktardığına göre İsrail'in Yashar Partisi'nin lideri Eisenkot, Shirley'nin babasının ölümünü öğrenince salı günü kendisini bizzat arayarak başsağlığı diledi.

İsrail'in gönüllü acil müdahale servisi ZAKA, Tel Aviv'in doğusundaki bir belediyenin sınırları içinde, bir konut binasının yakınında yaşlı bir adamın yere yığılarak hayatını kaybettiğine ilişkin ihbar aldığını açıkladı.

ZAKA, aileye destek verdiğini ve cenazeden önce naaşın mezarlığa götürüldüğünü belirtti.

Oyların neredeyse tamamının sayıldığı seçimlerde Eisenkot'un blokunun 48 sandalye kazanacağı tahmin edilirken Netanyahu 53 sandalyeye ulaşma yolunda.

Bu sonuçlar, her iki tarafın da 61 koltuk kazanarak gereken çoğunluğu elde edemeyeceği ve koalisyon kurmak zorunda kalacağı anlamına geliyor.

Bu durumda Netanyahu, koalisyon müzakereleri süresince ve gelecek yıl yapılması muhtemel bir sonraki seçime kadar geçici başbakan olarak görevde kalacak.

Uzmanlar, geçici hükümetin bazı kısıtlamalarla karşılaşsa da İran'la savaş konusundaki yetkileri dahil yetkilerini koruduğunu belirtiyor

SACDVFGB
İsrailli solcu aktivistler, hükümetin kurulması talebiyle  çarşamba günü Tel Aviv'de düzenlenen gösteri sırasında pankartlar tutarak sloganlar attı (AFP)

Hem Netanyahu hem de Eisenkot, seçimden sonra İsrail'i yönetme hakkının kendilerinde olduğunu savundu. Netanyahu sağcı bir hükümet çağrısı yaparken, Eisenkot ise seçmenlerin İsrail'i uzun süredir yöneten başbakanı reddettiğini söyledi.

Netanyahu, "güçlü, sağcı bir ulusal hükümet" kurulmasını talep ederken, Eisenkot halkın Netanyahu'nun başbakan koltuğunda oturmasına karşı oy kullandığını söyleyerek onu siyaseti bırakmaya çağırdı.

İki ana blokun dışındaki Arap partiler güç dengesini elinde tutabilir. Ancak Eisenkot'un bu partilerle hükümet kurmayı neredeyse tümüyle reddetmesi, iktidara giden yolunu zorlaştırıyor.

Independent Türkçe


Yapay zekada büyüme yetmiyor: Yatırımcıların odağı değişti

Alphabet hisseleri piyasa açılışı öncesinde yüzde 10'dan fazla değer kaybederken yapay zekayla ilgili diğer hisseleri de aşağı çekti (AFP)
Alphabet hisseleri piyasa açılışı öncesinde yüzde 10'dan fazla değer kaybederken yapay zekayla ilgili diğer hisseleri de aşağı çekti (AFP)
TT

Yapay zekada büyüme yetmiyor: Yatırımcıların odağı değişti

Alphabet hisseleri piyasa açılışı öncesinde yüzde 10'dan fazla değer kaybederken yapay zekayla ilgili diğer hisseleri de aşağı çekti (AFP)
Alphabet hisseleri piyasa açılışı öncesinde yüzde 10'dan fazla değer kaybederken yapay zekayla ilgili diğer hisseleri de aşağı çekti (AFP)

Wall Street, yapay zeka yatırımlarını finanse ederken güçlü nakit akışı yaratabilen Microsoft ve Oracle'ı ödüllendirirken, artan harcamaları ve Google Arama'nın yavaşlayan büyümesi nedeniyle Alphabet hisselerini sattı.

Microsoft hisseleri perşembe günü piyasa öncesi işlemlerde yüzde 2'den fazla yükselirken Google'ın çatı şirketi Alphabet hisseleri yaklaşık yüzde 11 geriledi.

Oracle ise dış finansman ihtiyacına sınır koymayı planladığını ve 2028 mali yılının ikinci yarısında pozitif nakit akışına geçmeyi beklediğini açıklamasının ardından çarşamba günü yüzde 11'e yakın değer kazandı.

Microsoft, büyük ölçekli yatırımlarına rağmen güçlü nakit üretimiyle Alphabet'ten ayrıştı. Şirket, mali yılının ilk çeyreğinde 45,2 milyar doları bilgi işlem altyapısının genişletilmesine ayırırken, 18,6 milyar dolar serbest nakit akışı yarattı. Bu rakam, Wall Street'in beklentisinin yaklaşık 10 milyar dolar üzerindeydi.

Reuters'ın analizine göre bu ayrışma, yatırımcıların yapay zeka altyapısına yönelik büyük harcamaları desteklemeye devam etmekle birlikte, bunların sonraki harcamaları finanse edecek büyümeyi sağlayıp sağlamadığına daha fazla önem verdiğini gösteriyor.

S&P Global Visible Alpha'dan Melissa Otto, Microsoft'un bilançosunun disiplinli büyümeye işaret ettiğini söylüyor. Google'ın ise nakit harcamalarının ve ana faaliyet alanındaki beklentilerin altında kaldığını ekliyor.

Check Capital'dan analist Jeremy Saltzberg, Alphabet'in rekabetçi kalabilmesi için büyük yatırımlar yapması gerektiğini savunuyor. Saltzberg'e göre OpenAI ve Anthropic'in yapay zeka yarışında öne geçtiği bir ortamda, gelecek yıl 150 milyar dolarlık sermaye harcaması yapamayan şirketlerin rekabet gücü zayıflayabilir.

WSJ'nin analizinde de bu sonuçların, yatırımcıların sektörde nakit akışına ve maliyetlerin nasıl karşılanacağına odaklandığını gösterdiği belirtiliyor.

Swissquote Bank analisti İpek Özkardeşkaya, yapay zeka yarışında liderliğin bilançolar üzerinde aşırı baskı yaratmadan bu teknolojiyi kârlı büyümeye dönüştürmeye bağlı olduğunu vurguluyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal


ABD, Bolsonaro ailesinin siyasi üssüne nasıl dönüştü?

Flavio Bolsonaro, 28 Ekim'de Miami yakınlarındaki Opa-locka Executive Havaalanı'na vardı (Reuters)
Flavio Bolsonaro, 28 Ekim'de Miami yakınlarındaki Opa-locka Executive Havaalanı'na vardı (Reuters)
TT

ABD, Bolsonaro ailesinin siyasi üssüne nasıl dönüştü?

Flavio Bolsonaro, 28 Ekim'de Miami yakınlarındaki Opa-locka Executive Havaalanı'na vardı (Reuters)
Flavio Bolsonaro, 28 Ekim'de Miami yakınlarındaki Opa-locka Executive Havaalanı'na vardı (Reuters)

Brezilya'da seçimi rakibi Luiz Inácio Lula da Silva karşısında kaybeden Senatör Flavio Bolsonaro, ABD'ye kaçan sağcı hareketin önde gelen isimlerine katıldı.

Flavio'nun 25 Ekim'deki devlet başkanlığı seçimlerinde yenildikten sonra hakkındaki kara para aklama soruşturması kapsamında pasaportlarını teslim etmesi istenmişti. Radikal sağcı siyasetçi, soruşturma ve seyahat yasağına rağmen gizlice ABD'ye kaçmış, X'te paylaştığı mektupta kendisini "Brezilya'nın lideri" ilan etmişti.

Brezilya Devlet Başkanı Lula ise Bolsonaro'nun ülkeyi terk etmesini "utanç verici" diye nitelemişti.

ABD Başkanı Donald Trump, Brezilya'daki seçim sonuçlarını şüpheyle karşıladığını ve Bolsonaro'yla ailesinin ABD'ye girişine izin verdiğini açıklamıştı.

CNN'in analizinde ABD'nin Bolsonaro hareketinin "siyasi üssüne" dönüştüğü yazılıyor.

Rio Grande do Sul Papalık Katolik Üniversitesi'nden siyaset bilimci Teresa Cristina Schneider Marques'e göre ABD, Bolsonaro yanlıları için yalnızca sığınak değil, uluslararası siyasi nüfuz kurabilecekleri bir üs haline geldi.

Analist, ABD'deki Bolsonaro hareketinin Washington'ın politikalarını etkilemeyi, muhafazakar medya üzerinden Brezilya yargısının sağcılara karşı hamleler yaptığı iddialarını yaymayı ve ABD'deki Brezilya diasporasını harekete geçirmeyi amaçladığını söylüyor.

Brezilya Dışişleri Bakanlığı'nın tahminlerine göre ABD'de yaklaşık 2 milyon Brezilyalı yaşıyor. Bu topluluk tarihsel olarak muhafazakar adayları destekledi. Bu yılki seçimde de ABD'de yaşayan Brezilyalı seçmenlerin yaklaşık yüzde 63'ü Flavio Bolsonaro'ya oy verdi.

ABD Başkanı, Liberal Parti'nin (PL) adayı Senatör Flavio Bolsonaro'ya açıkça destek vermese bile babası Jair Bolsonaro'yla yakın ilişkilere sahipti. Brezilya Yüksek Mahkemesi'nin Eylül 2025'te verdiği kararla Jair Bolsonaro, 2022 seçimlerini kaybettikten sonra "demokratik düzeni ortadan kaldırmaya yönelik darbe planı kurmak suçundan" 27 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Trump ise süreci "cadı avı" diye nitelemişti.

Bolsonaro, sağlık sorunları nedeniyle Mart 2026'dan bu yana cezasını ev hapsinde çekiyor. Senatör Flavio ise iktidara gelmesi halinde babası hakkında af çıkarmayı vaat ediyordu.

Diğer yandan Jair Bolsonaro da 2022 seçimlerini kaybettikten sonra, Lula'nın göreve başlamasından iki gün önce ABD'ye gitmiş ve yaklaşık üç ay sonra ülkesine dönmüştü.

Ayrıca Jair'in diğer oğlu Eduardo Bolsonaro da babasıyla ilgili hapis kararı açıklanmadan birkaç ay önce ABD'ye gitmişti. Daha sonra Eduardo, geçen yıl babası hakkında yürütülen darbe komplosu davasında Trump yönetiminin sürece müdahalesini istediği gerekçesiyle 4 yıl 2 ay hapis cezası almıştı. Cezası bu yıl haziranda açıklandıktan sonra kendisi bir daha Brezilya'ya dönmedi.

Marques'e göre Trump açısından Bolsonaro yanlılarını kabul etmek, ABD Başkanı'nın Latin Amerika'daki sol hükümetleri otoriter gibi göstermeye çalıştığı söylemini güçlendirebilir.

Independent Türkçe, CNN, Guardian