Yaklaşık 200 ülke, Ermenistan'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Konferansı'nın (COP17) kapanışında, doğanın korunmasına yönelik iki önemli metin üzerinde anlaşmaya vardı. Anlaşma, iki hafta süren ve bazı kritik konulardaki görüş ayrılıklarının sürdüğünü ortaya koyan zorlu müzakerelerin ardından, dün gece sağlandı.
Gece düzenlenen kapanış oturumunun açılmasının ardından salonda alkışlar yükseldi. Ermenistan Çevre Bakanı Hambardzum Matevosyan, üzerinde uzlaşma sağlanan iki önemli metnin kabul edildiğini duyurdu. Rahatlamış görünen Bakan, «İş tamamlandı. Mükemmel» dedi. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre yaklaşık 200 ülkenin aldığı kararların ayrıntıları ise henüz açıklanmadı.
Ancak başlangıçtaki coşkunun yerini kısa süre içinde zaman zaman sert tartışmalar ve uzun müzakereler sonucunda elde edilen uzlaşmalar aldı. Bazı başlıklarda ilerleme sınırlı kaldı.
COP17, saat 10.20 civarında (Greenwich saatiyle 06.00) sona erdi. Katılımcıların önemli bir bölümü uçuşlarına yetişmek üzere konferanstan ayrılmıştı.
Doğaya zarar veren sübvansiyonlar
Kabul edilen ilk metin, 2022 yılında imzalanan ve önem bakımından Paris İklim Anlaşması'yla karşılaştırılan Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi'nin küresel değerlendirmesini oluşturuyor.
Anlaşma, 2030 yılına kadar ulaşılması gereken 23 hedef belirliyor. Bunlar arasında kara ve deniz alanlarının yüzde 30'unun korunması, kirlilikle mücadele edilmesi ve bozulmuş ekosistemlerin yeniden iyileştirilmesi bulunuyor. Ancak hedeflerin neredeyse tamamında belirlenen takvimin gerisinde kalınmış durumda.
COP17'de kabul edilen metin, ülkeleri bu hedeflere ulaşmak için yeniden doğru yörüngeye sokmayı amaçlıyor.
Sivil toplum kuruluşu Fauna & Flora'dan Catherine Weller, metnin heyecan verici olmadığını ve ayrıntı içermediğini belirterek, ülkelerin bir anlaşmaya varabilmesini yine de olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.
Taslak belge, ülkeleri çabalarını “hızlandırmaya” çağırırken, biyolojik çeşitlilik kaybının temel nedenleriyle mücadeleye yönelik önlemlerin güçlendirilmesi gerektiğini de farklı ifadelerle vurguladı.
Müzakerelerde petrol arama ve çıkarma gibi doğaya zarar veren faaliyetlere sağlanan mali destekler ve diğer teşvikler konusunda sert tartışmalar yaşandı.
Greenpeace'ten Anne Lambrechts, AFP'ye yaptığı açıklamada, nihai kararın konuyu görece zayıf ifadelerle ele almasına rağmen, zararlı mali teşvikler ve sübvansiyonlar konusunda önemli bir siyasi ivme oluştuğunu söyledi.
Kabul edilen ikinci metin ise finansman konusuna odaklanıyor. Özellikle 2030 yılı için belirlenen finansman hedeflerinin maliyetini hangi ülkelerin üstlenmesi gerektiği ele alınıyor. Dünya genelinde mali koşulların kötüleştiği bir dönemde bu konu, müzakerelerin en hassas başlıklarından birini oluşturuyor.
Avrupa Birliği, konferans sırasında özellikle Çin başta olmak üzere büyük ekonomileri, 2006'dan bu yana güncellenmeyen resmî bağışçı ülkeler listesine katılmaya ikna etmeye çalıştı.
Taslak belge, ülkelerin bu listeye gönüllü olarak dahil edilme taleplerini açıklayabilmesine imkân tanıyan bir öneri içeriyordu.
Fransa Ekolojik Dönüşüm Bakanı Monique Barbut, AFP'ye gönderdiği açıklamada, konferansın sonuçlarının karşı karşıya olunan sorunların büyüklüğünü karşılamadığını belirtti.
Barbut, “Burada kaydedemediğimiz ilerleme, biyolojik çeşitlilikteki gerilemeye karşı mücadelemizi hızlandırmak için kaçırılmış fırsatlar anlamına geliyor” dedi.
Bir sonraki konferans Ekvador'da
Bitkiler ve diğer canlılardan elde edilen genetik verileri kullanan şirketlerin ödeme yapmasını öngören BM mekanizması “Cali Fonu”nun yeniden canlandırılması yönündeki çabalar ise ciddi güçlüklerle karşılaştı.
Sivil toplum kuruluşu Plant for the Planet'ten Baghie Das, fonun işleyişine ilişkin temel kararların 2028 yılına ertelenmesinin, fonun o tarihe kadar fiilen boş kalmasını güvence altına aldığını söyledi.
Zirvede, doğanın korunmasına yönelik küresel politikaların dayandığı bilimsel temeller konusunda da ciddi gerilimler yaşandı. Bazı ülkeler, bilimsel dayanakların zayıflatılmasına çalışmakla suçlandı.
İsviçre delegesi Gabriela Blatter, 56 ülke adına yaptığı konuşmada, siyasi müzakereler sırasında bilimsel verilerin sorgulanması veya bu verilere başvurulmasının engellenmesi yönündeki girişimlerin artmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
BM Biyoçeşitlilik Bölümü Başkanı Astrid Schomaker ise COP17 sonrasında düzenlenen basın toplantısında, en zor konulardan bazılarında güçlü taahhütlere ulaşılmasının beklenmediğini söyledi.
Buna rağmen katılımcıların elde ettiği sonuçları öven Schomaker, çok taraflı iş birliğinin artık etkili olmadığı yönündeki görüşlerin dile getirildiği bir dönemde “dikkate değer işler” başarıldığını ifade etti.
Erivan'daki konferansa katılan ülkelerin temsilcileri, 2028 yılında düzenlenecek bir sonraki Biyolojik Çeşitlilik Taraflar Konferansı'na Ekvador'un ev sahipliği yapmasına karar verdi.




