Mozambik'te seçim sonrası yaşanan şiddet nedeniyle 6 bin mahkûm firar etti

İktidardaki Frelimo partisinin 9 Ekim'de yapılan seçimlerde zafer ilan etmesinin ardından muhalefet tarafından gerçekleştirilen protestolardan (Reuters)
İktidardaki Frelimo partisinin 9 Ekim'de yapılan seçimlerde zafer ilan etmesinin ardından muhalefet tarafından gerçekleştirilen protestolardan (Reuters)
TT

Mozambik'te seçim sonrası yaşanan şiddet nedeniyle 6 bin mahkûm firar etti

İktidardaki Frelimo partisinin 9 Ekim'de yapılan seçimlerde zafer ilan etmesinin ardından muhalefet tarafından gerçekleştirilen protestolardan (Reuters)
İktidardaki Frelimo partisinin 9 Ekim'de yapılan seçimlerde zafer ilan etmesinin ardından muhalefet tarafından gerçekleştirilen protestolardan (Reuters)

Mozambik polis şefi, seçim sonrası yaygın isyan ve şiddet olaylarının devam ettiği Mozambik'in başkentindeki yüksek güvenlikli bir hapishaneden Noel günü, en az 6 bin mahkûmun bir isyanın ardından kaçtığını duyurdu.

Polis şefi Bernardino Rafael, güvenlik güçleriyle yaşanan çatışma sırasında 33 mahkûmun öldüğünü ve 15 mahkûmun ise yaralandığını belirtti. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre mahkumlar, ülkenin Anayasa Konseyi'nin iktidardaki Frelimo partisinin 9 Ekim seçimlerindeki zaferini onaylamasının ardından polis araçları, karakollar ve kamu altyapısının tahrip edildiği şiddetli protestolar sırasında kaçtı.

Rafael, başkentin 14 kilometre güneybatısındaki Maputo Merkez Cezaevinden firarın çarşamba günü öğle saatlerinde, “bir grup yıkıcı protestocunun” cezaevi bölgesinde gerçekleştirdiği bir “saldırının” ardından başladığını söyledi.

Cezaevindeki mahkumlar, gardiyanların elinden silahlarını alarak diğer mahkumları serbest bırakmaya başladılar. Rafael, “Dikkate değer bir gerçek şu ki, hapishanede 29 hüküm giymiş terörist vardı ve bunlar serbest bırakıldı; devlet olarak, Mozambik vatandaşları olarak, savunma ve güvenlik güçleri mensupları olarak endişeliyiz” dedi.

“Onlar (protestocular) orada cezalarını çeken mahkumların çıkarılmasını talep ederek gürültü yapıyorlardı” diyen Rafael, protestoların bir duvarın yıkılmasına yol açtığını ve mahkumların kaçma imkânı bulduğunu belirtti. Kaçan mahkumlara gönüllü olarak teslim olmaları çağrısında bulunan Rafael, bölge sakinlerinden de kaçanları ihbar etmelerini istedi.

BM sözcüsü Stephanie Tremblay dün yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri António Guterres'in şiddet olaylarından duyduğu endişeyi dile getirerek tüm siyasi liderlere ve paydaşlara “ciddi diyalog ve yasal yollar da dâhil olmak üzere gerilimi azaltma” çağrısında bulunduğunu söyledi. Genel sekreterin ayrıca şiddetin durdurulması ve “devam eden krize barışçıl bir çözüm bulunması için” çabaların iki katına çıkarılması çağrısında bulunduğunu da belirtti.



Nijerya Ordusu: Askerlerimizi hedef alan saldırılara tepki olarak iki gösterici öldürüldü

Başkent Abuja'da Nijeryalı bir güvenlik görevlisi (Reuters)
Başkent Abuja'da Nijeryalı bir güvenlik görevlisi (Reuters)
TT

Nijerya Ordusu: Askerlerimizi hedef alan saldırılara tepki olarak iki gösterici öldürüldü

Başkent Abuja'da Nijeryalı bir güvenlik görevlisi (Reuters)
Başkent Abuja'da Nijeryalı bir güvenlik görevlisi (Reuters)

Nijerya ordusu dün yaptığı açıklamada, cuma günü Abuja'da Şii bir grup tarafından düzenlenen miting sırasında 12 kişinin ölümüne neden olan çatışmalardan güvenlik güçlerine ateş açan “şiddet yanlısı” protestocuları sorumlu tuttu.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre bir hükümet istihbarat raporu, 11 protestocunun ve bir askerin öldürüldüğünü belirtiyor.

Uluslararası Af Örgütü Nijerya Şubesi, askerlerin kalabalığı kontrol etmek için protestoculara ateş ettiğini belirtirken, ordu bunu yalanladı.

Ordu sözcüsü Tümgeneral Onyema Nwachukwu AFP’ye şunları söyledi: “Protestocular herhangi bir uyarıyı dikkate almayarak şiddete başvurmuş ve kendilerini etkisiz hale getirmeye çalışan güvenlik personeline (...) ateş açmışlardır. Ne yazık ki, devam eden ateş teatisi sırasında, kuvvetler kendilerini savunurken, çatışmada bir asker öldü ve iki asker de yaralandı.”

Uluslararası Af Örgütü Nijerya, protestocuları “dini bir tören düzenleme haklarını kullandıkları” şeklinde tanımladı ve “Hayata yönelik yakın bir tehdit oluşturduklarına dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.