Libya Ulusal Ordusu ile Çad arasında sınır güvenliğini sağlamak için güvenlik iş birliği

Saddam Hafter, mevcut zorlukların üstesinden gelmek için ‘olağanüstü eylem’ çağrısında bulundu

Libya ve Çad askerlerinden oluşan ortak askeri gücün üyeleri, 13 Kasım 2025 (Libya Ulusal Ordusu Medya Birimi)
Libya ve Çad askerlerinden oluşan ortak askeri gücün üyeleri, 13 Kasım 2025 (Libya Ulusal Ordusu Medya Birimi)
TT

Libya Ulusal Ordusu ile Çad arasında sınır güvenliğini sağlamak için güvenlik iş birliği

Libya ve Çad askerlerinden oluşan ortak askeri gücün üyeleri, 13 Kasım 2025 (Libya Ulusal Ordusu Medya Birimi)
Libya ve Çad askerlerinden oluşan ortak askeri gücün üyeleri, 13 Kasım 2025 (Libya Ulusal Ordusu Medya Birimi)

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO), Çad ile askeri ilişkilerini güçlendirerek güney sınırlarını korumak üzere bir ‘ortak güç’ kurdu. Böylece, yaklaşık bin 50 kilometre uzunluğundaki sınır hattı üzerindeki kontrolünü pekiştirmiş oldu.

Bu gelişme, Çad'da iktidar mücadelelerinin ve muhalefetin merkezi haline gelen güney Libya'daki çatışmaların arka planında gerçekleşti. Bazı komşu Afrika ülkelerinde güvenliğin bozulmasının ardından geçen yıllarda, bu durum ‘isyancılar’ olarak tanımlanan grupların sınır ihlallerinin artmasına yol açtı.

LUO, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın 2024 yılı ağustos ayı başında başlattığı, ‘güney sınırlarının güvenliğini sağlama ve ulusal güvenliği güçlendirme’ amacı taşıyan kapsamlı bir plan çerçevesinde, Çad sınırında şiddetli bir çatışmaya girdi.

Bu çatışmalardan biri, LUO’ya bağlı Tümgeneral Hasan ez-Zadama komutasındaki 128. Takviye Tugayı’nın sınırdaki Kalenga Dağları bölgesinde yürüttüğü operasyonda yaşandı. Askeri kaynakların Şarku’l Avsat’a aktardığı bilgilere göre birlikler, bu operasyon sırasında bir altın madeninin kontrolünü ele geçirdi; söz konusu madenin yıllardır Çadlı çetelerin elinde olduğu belirtildi.

LUO Medya Birimi, LUO Genel Komutanlığı ile Çad Ordusu arasında, ortak sınırın ‘kanun tanımaz çeteler, haydutlar ve kaçakçılardan’ korunması amacıyla bir ortak güç oluşturulduğunu açıkladı.

Medya Birimi ayrıca, LUO Başkomutan Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter’in, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na, ortak güç kapsamındaki saha görevlerini yerine getirmek üzere Sebil es-Selam Taburu’na bağlı çöl devriyelerinin görevlendirilmesi talimatını verdiğini belirtti.

 Libya'nın güney sınırındaki güvenlik devriyesi (Libya Ulusal Ordusu Kara Kuvvetleri Komutanlığı)

Libya'nın güney sınırındaki güvenlik devriyesi (Libya Ulusal Ordusu Kara Kuvvetleri Komutanlığı)

Altın madenciliği nedeniyle kanlı çatışma

Askeri kaynaklara göre, Libya-Çad sınırında yasadışı altın madenciliği nedeniyle kanlı bir çatışma yaşanıyor. LUO, ‘terörist grupları’ ve sınır ötesi çeteleri ortadan kaldırmak ve yasadışı göçle mücadele etmek amacıyla bu ülkelerle sınırları güvenli hale getirmek için bir plan başlattı.

Saddam Hafter, babasının özel temsilcisi sıfatıyla başkent Encemine’ye gerçekleştirdiği çeşitli ziyaretlerde, Çad Cumhurbaşkanı Muhammed İdris Debi ile iş birliği kanalları açmayı başardı. Görüşmelerde, ‘Çadlı isyancıların Libya sınırına akını’ sorunu ele alındı; ayrıca güvenlik iş birliği ve iki ülke arasındaki sınır kapılarının açılması konuları da gündeme geldi.

LUO birlikleri, 10 Temmuz’da Libya’nın güneyindeki Çad sınır bölgesinde yer alan Tibesti Dağları’nda bir yayılma ve konuşlanma operasyonu gerçekleştirdi. Bu bölge iki ülke arasındaki tansiyon noktalarından biri sayılıyor. Operasyon sırasında iki taraftan da ölümlerin yaşandığı bir çatışma meydana geldi. O dönem, LUO’nun Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı 676. Piyade Taburu, unsurlarının ‘sınır aşan suç çetelerinin konuşlandığı ve toplandığı bir dizi bölgeyi kontrol altına aldığını’ açıkladı.

Bu arada Çad muhalefeti, LUO ile yaşanan çatışmalarda herhangi bir rolü olduğunu reddetti. Şarku’l Avsat’ın İtalyan haber ajansı Nova’dan aktardığına göre, Çad’daki Değişim ve Uyum Cephesi’nin (FACT) Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Şerif Jako, FACT’ın ‘hiçbir Libya mevzisine saldırmadığını ve unsurlarının Libya sınırları içinde faaliyet göstermediğini’ söyledi.

Libya ile Çad arasındaki sınır, Çad içinde operasyonlar düzenleyen isyancıların arka üssü ve hareket noktası olarak tanımlanıyor. Nitekim Çad Cumhurbaşkanı İdris Debi, 20 Nisan 2021’de Libya sınırında konuşlanmış isyancılar tarafından öldürülmüştü.

Saddam Hafter, Libya'nın Emsaad kentinde vatandaşlarla bir araya geldi, 13 Kasım 2025 (Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığı)Saddam Hafter, Libya'nın Emsaad kentinde vatandaşlarla bir araya geldi, 13 Kasım 2025 (Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığı)

Emsaad şehri

Saddam Hafter’in Libya içindeki askeri turlarına ilişkin başka bir gelişmede, LUO Genel Komutanlığı, Hafter’in perşembe akşamı Emsaad şehrini ziyaret ettiğini açıkladı. Açıklamada, bu ziyaretin ‘LUO Genel Komutanlığı’nın, çeşitli şehir ve bölgelerdeki vatandaşların durumunu yakından takip etme konusundaki hassasiyetini teyit ettiği’ belirtildi.

Şehrin yaşlıları, ileri gelenleri ve sakinleri tarafından karşılanan Saddam Hafter, Başkomutan tarafından ‘yaşam koşullarını değerlendirmek ve vatandaşların ihtiyaçlarını takip etmek’ üzere bu ziyareti gerçekleştirmekle görevlendirildiğini söyledi.

Saddam, LUO Genel Komutanlığı tarafından yayınlanan konuşmasında, ‘mevcut aşamada herkesin olağanüstü bir çaba sarf etmesi ve vatandaşları yoran sorunların üstesinden gelmek için çabalarını iki katına çıkarması gerektiğini’ ifade etti. Ayrıca, ‘herhangi bir başarının, sonuçları vatandaşın günlük yaşamına yansımadığı sürece bir değeri olmadığını’ söyledi. Bunun yanında, Genel Komutanlığın yürüttüğü inşa ve imar projelerinin tek bir şehirle sınırlı olmayacağını, tüm Libya şehir ve köylerini kapsayacağını, çünkü ‘herkesin kalkınma ve imar hakkına sahip olduğuna inandıklarını’ vurguladı.

Saddam Hafter'in Emsaad ziyareti, son haftalarda Kufra'dan başlayıp Katrun, Ubari ve Turaghan'a uzanan güney sınırına yaptığı benzer ziyaretlerin ardından gerçekleşti.



Sudan'da iki hükümetin varlığı gerçeği bölünme korkularını artırıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), yıllarca süren anlaşmanın ardından iktidar için rekabet ediyor. (AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), yıllarca süren anlaşmanın ardından iktidar için rekabet ediyor. (AFP)
TT

Sudan'da iki hükümetin varlığı gerçeği bölünme korkularını artırıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), yıllarca süren anlaşmanın ardından iktidar için rekabet ediyor. (AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), yıllarca süren anlaşmanın ardından iktidar için rekabet ediyor. (AFP)

Sudanlılar, 2026 yılının başında teorik olarak bağımsızlığın 70’inci yılını kutlamaya hazırlanırken, ‘devlet fikrinin’ kendisi ağır bir varoluşsal sınavla karşı karşıya bulunuyor. Uzayan savaş, yalnızca maddi altyapıyı tahrip etmekle kalmadı; meşruiyet ve toprak üzerinde rekabet eden iki otoriteye dayanan yeni bir siyasi gerçeklik üretti. Sürekli beslenen savaş seferberliği ve nefret söylemi ise toplumun tek ve kapsayıcı bir ulusal yapı fikrine geri dönme ihtimalini zayıflatıyor.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, bağımsızlık vesilesiyle yaptığı konuşmada, ‘vatan ve vatandaşlık’ kavramlarını yeniden gündeme getirerek ‘ulusal uzlaşıdan’ söz etti. Ancak aynı zamanda, zafer elde edilene kadar savaşın sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Karşı cephede ise Nyala’daki paralel hükümetin başbakanı Muhammed el-Hasan et-Teayişi, yeni bir toplumsal sözleşme, adem-i merkeziyetçi bir yönetim sistemi ve tek bir ordu temelinde ‘devletin yeniden inşasına’ dayanan bir vizyon sundu.

 Sudan’daki paralel Kuruluş Hükümeti Başbakanı Muhammed el-Hasan et-Teayişi (Ofisinin Facebook sayfası)Sudan’daki paralel Kuruluş Hükümeti Başbakanı Muhammed el-Hasan et-Teayişi (Ofisinin Facebook sayfası)

Görünürde Sudan’ın birliğine vurgu yapan bu iki söylemin arasında, savaşın fiili bir bölünmeye yol açabileceği ve bunun zamanla kapsamlı bir parçalanmaya dönüşebileceği yönündeki kaygılar öne çıkıyor. Bu endişeler, toplumsal hafızada hâlâ canlı olan Güney Sudan’ın ayrılma deneyimi nedeniyle daha da derinleşiyor.

İki rakip kamp

Sahadaki gelişmelere bakıldığında, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) öncülük ettiği ittifak, kontrolü altındaki bölgelerde bir hükümet kurulduğunu ilan etti. Bu yapıya, HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu’nun (Hamideti) başkanlığında bir başkanlık konseyi atanırken, başbakanlık görevine de Muhammed el-Hasan et-Teayişi getirildi. Buna karşılık, orduyla bağlantılı kamp, Port Sudan’da konumlanarak kendisini ‘uluslararası alanda tanınan otorite’ olarak pekiştirmeye çalışıyor. Bu tabloyla birlikte kriz, başkent ya da devletin kilit kurumları üzerindeki askeri bir mücadele olmanın ötesine geçerek, bizzat devletin temsil edilmesi konusunda doğrudan bir rekabete dönüşmüş durumda.

Sudan Kongre Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sumud İttifakı liderlerinden Halid Ömer Yusuf (Facebook sayfası)Sudan Kongre Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sumud İttifakı liderlerinden Halid Ömer Yusuf (Facebook sayfası)

Bu kaygılar karşısında, Sumud İttifakı’nın önde gelen isimlerinden Halid Ömer Yusuf, ‘askeri seçenek’ anlatısının ulusal birliğin güvencesi gibi sunulmasına karşı uyarıda bulundu. Yusuf, savaşın egemenliği korumanın bir yolu olarak tanımlanmasını ‘en büyük yalanlardan biri’ olarak niteledi. Kendi platformu üzerinden yayımlanan değerlendirmesinde Yusuf, savaşın sürmesinin pratik sonucunun ‘devletin aşınması, karar alma merkezlerinin çoğalması ve paralel iki idarenin kökleşmesi’ olacağı öngörüsünde bulundu; her ilave çatışma gününün bölünmüşlüğü daha da derinleştireceğini vurguladı.

Yusuf’a göre krizin temelinde ‘birden fazla ordunun varlığı ve paralel iki askeri gücün bulunması’ yatıyor. Bu durumun, ‘şu ya da bu ordunun tasfiyesi’ gibi sloganlarla değil, birleşme ve bütünleşmeye yönelik açık mekanizmalar içeren müzakereye dayalı bir siyasi anlaşmayla ya da askeri güç yoluyla kesin bir sonuçla çözülebileceğini belirten Yusuf, ikinci seçeneğin düşük bir ihtimal olduğunu ifade etti. Askeri çözüm beklentisinin ‘tek bir ordu yaratmayacağına’ dikkat çeken Yusuf, yaygın silahlanma, silahlı grupların artışı ve kontrol ile nüfuz alanlarının karmaşıklaşması nedeniyle bunun daha fazla parçalanmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Hartum eyalet yetkilileri, silahlı kuvvetlere destek olmak üzere Omdurman'ın batısındaki Um Bede bölgesinde binlerce askeri eğitiyor, 15 Aralık (AFP)Hartum eyalet yetkilileri, silahlı kuvvetlere destek olmak üzere Omdurman'ın batısındaki Um Bede bölgesinde binlerce askeri eğitiyor, 15 Aralık (AFP)

Yusuf ayrıca, ülkeyi bekleyen çok sayıda tehlikeye dikkat çekti. Bunlar arasında, savaşın bölgesel nitelikli bir çatışmaya dönüşmesi, nefret söylemi, güvenlik boşluğu ve silahlı güçlerin çoğalmasıyla beslenen bir ortamın oluşması, buna ek olarak bölgesel ve uluslararası uzantıların devreye girmesi ile kırılgan bir devlet yapısı içinde ayrılıkçı çağrıların ortaya çıkması yer alıyor. Yusuf’a göre bu tablo, istikrar üretemeyen zayıf yapıların ortaya çıkmasına yol açabilir.

Bu endişeler temelsiz değil. Nitekim uluslararası ajanslar ve raporlar, paralel iki otoritenin ortaya çıkması ile parçalanma riski arasında doğrudan bağ kuruyor. Bölünmüş ülkeler örneklerine atıf yapan bu değerlendirmeler kapsamında Reuters, 31 Temmuz’da yayımladığı bir haberde, iki hükümetin varlığının ülkedeki fiili bölünme sürecini derinleştirdiğini belirtmişti.

Bölünme senaryoları

Gazeteci Raşa Avad ise meselenin özüne işaret ederek, uzun süren savaşların nadiren ‘kesin bir zafere’ yol açtığını, buna karşılık çoğu zaman ‘bölünme senaryolarının’ önünü açtığını dile getirdi.

Avad, idari bölünmenin fiili bir gerçeklik haline geldiğini, silahlı güçlerin bazı bölgelerin tamamını kontrol altına alarak buraları merkezi devletten büyük ölçüde bağımsız biçimde yönettiğini belirtti. Savaşın sürmesinin bu durumu tam teşekküllü bir bölünmeye dönüştürebileceği uyarısında bulunan Avad, “Çatışmaların uzaması bu tablonun kalıcılaşması anlamına geliyor” ifadesini kullandı.

 Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir'de bulunan HDK milisleri (AFP)Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir'de bulunan HDK milisleri (AFP)

Avad’a göre olası herhangi bir bölünme barışçıl olmayacak; aksine ‘kanlı ve istikrarsız’ bir nitelik taşıyacak. “Bir bölge ayrılsa bile kendi başına istikrar sağlayamaz” diyen Avad, Darfur örneğinde olduğu gibi iç çelişkilerin merkezle yaşanan çelişkilerden daha derin olabileceğini, bunun da ayrılığı siyasi bir çözümden ziyade iç parçalanmanın kapısını aralayacak bir sürece dönüştürebileceğini ifade etti. Avad, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, mevcut bölgesel ortamın riskleri katladığını vurgulayarak, bölgenin ‘kaynama noktasında’ olduğunu, Sudan’daki savaşın sürmesi halinde daha geniş çaplı bir bölgesel çatışmanın parçası haline gelebileceğini belirtti. Bu durumun iç savaşı uzatacağını, etkilerini derinleştireceğini ve özellikle tarafların rekabet halindeki bölgesel müttefiklere sahip olması nedeniyle ülkeyi parçalanmaya sürükleyebileceğini dile getirdi.

Avad, savaşı, nefret söyleminin beslediği ve giderek derinleşen ‘psikolojik ve toplumsal bölünme hali’ ile de ilişkilendirdi. “Çatışmalar, belirli bölgeler ve toplumsal bileşenler hedef alınarak yoğun bir kışkırtma dili üretti” diyen Avad, ulusal düzeyde bir iyileşme, uzlaşı ve geçiş dönemi adaleti projesinin yokluğunun, “Biz mutlak iyiyiz, onlar mutlak kötüdür” anlayışını güçlendirdiğini savundu. Bu yaklaşımın, zaman ilerledikçe Sudanlıların birbirini kabullenmesini daha da zorlaştırdığına dikkat çekti.

Deniz ve nehir ülkesi

Bu psikolojik ve toplumsal bölünme, iki tarafın destekçileri arasında günlük dilde ortaya çıkmaya başlayan sosyal ayrışma göstergeleriyle de örtüşüyor. Avad, bunun yalnızca bir siyasi gürültü meselesi olmadığını belirterek, “Bu durum, bölünmenin bir çözüm olarak kabul edilmesine ya da en azından bir kader gibi kabullenilerek onunla birlikte yaşamaya zemin hazırlayan psikolojik bir eşik oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu. Bu çerçevede, bazı sosyal medya platformlarında Darfur bölgesi ile Kordofan’ın bazı kısımlarının ayrılmasına yönelik açık çağrıların dolaşıma girdiği görülüyor. Ayrıca, Sudan’ın orta, kuzey ve doğu kesimlerini kapsayacak şekilde ‘deniz ve nehir’ adıyla bir devlet kurulması yönünde çağrılar da gündeme geliyor. Bu çağrıların, etnik ayrımcılık temelli bir söylemle desteklendiği ifade ediliyor.

 Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir'de bulunan HDK milisleri (AFP)Sivil hayata dönüş hayali kuran Sudanlılar, Aralık 2018 devriminin yıldönümünü kutluyor. (AFP)

Halid Ömer Yusuf’un uyarıları ile Raşa Avad’ın analizini birleştiren ortak sonuç, çözümün yalnızca ‘birlik’ sloganını tekrar etmekte değil, sertleşmeden önce bölünme dinamiklerini durdurmakta yattığı yönünde. Bu da derhal ateşkes sağlanmasını ve askeri kontrol alanlarının siyasi sınırlara dönüşmesinin engellenmesini gerektiriyor. Bugün insanların gördükleri ve duydukları, bölünme korkularının artık yalnızca teorik öngörüler olmaktan çıktığını; savaş uzadıkça daha da karmaşıklaşan somut bir gerçekliğe dayandığını ortaya koyuyor. Birbirine rakip iki otoritenin varlığı, kontrolsüz silahlanmanın yaygınlığı ve derin bir toplumsal yarılma ortamında, ortak ulusal zemine dönüş ancak acil bir zihniyet değişimiyle mümkün olabilir. Bu değişimin, ‘savaşı yönetme’ anlayışından ‘devleti kurtarma’ mantığına geçişi esas alması gerekiyor. Ancak bu şekilde Sudanlılar, bir kez daha sevdikleri marşı hep birlikte söyleyebilir: “Bugün bağımsızlığımızın bayrağını yükseltiyoruz.”


Mogadişu, Arap Birliği'nin acil toplantı yapmasını talep etti

Somaliland'ın başkenti ve en büyük şehri Hargeisa'nın genel görünümü (AFP)
Somaliland'ın başkenti ve en büyük şehri Hargeisa'nın genel görünümü (AFP)
TT

Mogadişu, Arap Birliği'nin acil toplantı yapmasını talep etti

Somaliland'ın başkenti ve en büyük şehri Hargeisa'nın genel görünümü (AFP)
Somaliland'ın başkenti ve en büyük şehri Hargeisa'nın genel görünümü (AFP)

Somali, İsrail'in Somaliland'ı tanımasını görüşmek üzere Arap Birliği'nin acil toplantı yapmasını talep etti.

Somali'nin Arap Birliği Daimi Temsilcisi ve Kahire Büyükelçisi Ali Abdi Oray, Somali Haber Ajansı'na (SONNA) göre, "Somali, egemenliğini ve birliğini etkileyen bu tehlikeli kararların sonuçlarını görüşmek, bu sorumsuz kararı kınamak ve açık ve net bir şekilde reddetmek için Arap Birliği Konseyi'nin acil bir toplantı yapmasını talep ediyor. Bu toplantı, Somali Federal Cumhuriyeti ile dayanışma içinde, Arap devletlerinin ulusal egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkelerini savunmak ve Afrika Boynuzu bölgesini istikrarsızlaştırmaya yönelik her türlü girişimi reddetmek amacıyla yapılıyor."

Abdi, Somali Federal Cumhuriyeti'nin, İsrail hükümeti Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sözde "Bağımsız Somaliland Cumhuriyeti"ni tanıdığı ve ardından onunla tam diplomatik ilişkiler kuracağına dair açıklamalarını kınadığını ve kesinlikle reddettiğini ifade etti.

Somali büyükelçisi, Somali Federal Cumhuriyeti hükümetinin “Somaliland” bölgesinin Somali devletinin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu ve onu bağımsız bir varlık olarak tanıma girişimlerinin geçersiz ve hukuki etkisinin olmadığı yönündeki kesin tutumunu vurguladı.

İsrail, Somali'deki ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanıyan ilk ülke oldu ve stratejik Kızıldeniz kıyılarına bakan yeni bir ortağa sahip oldu.

Arap Birliği, Mısır, Türkiye ve Cibuti, İsrail'in Somaliland'ı tanımasını kınayan ülkeler arasında.


Nijerya, ABD'nin teröristlere karşı yeni saldırılar düzenlemesini bekliyor

ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan bir karede, 25 Aralık'ta yeri belirtilmeyen bir savaş gemisinden füze fırlatıldığı görülüyor (Reuters)
ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan bir karede, 25 Aralık'ta yeri belirtilmeyen bir savaş gemisinden füze fırlatıldığı görülüyor (Reuters)
TT

Nijerya, ABD'nin teröristlere karşı yeni saldırılar düzenlemesini bekliyor

ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan bir karede, 25 Aralık'ta yeri belirtilmeyen bir savaş gemisinden füze fırlatıldığı görülüyor (Reuters)
ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir videodan alınan bir karede, 25 Aralık'ta yeri belirtilmeyen bir savaş gemisinden füze fırlatıldığı görülüyor (Reuters)

Nijerya, perşembe akşamı ülkenin kuzeyinde ABD güçleri tarafından gerçekleştirilen saldırıların ardından dün de terörist hedeflere yönelik daha fazla saldırı beklediğini açıkladı.

Dışişleri Bakanı Yusuf Tugar yerel bir televizyon kanalına verdiği demeçte, olası ek saldırılar hakkında sorulan bir soruya "Bu devam eden bir operasyon ve Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte çalışıyoruz, ayrıca diğer ülkelerle de iş birliği yapıyoruz" dedi. Tugar, iki ülke arasındaki üst düzey güvenlik koordinasyonunun parçası olarak Nijerya'nın Washington'a istihbarat sağladığını ifade etti.

Tugar, Amerikalı mevkidaşı Marco Rubio ile yaptığı iki telefon görüşmesini açıkladı. "Saldırıdan önce 19 dakika konuştuk, sonra saldırı başlamadan 5 dakika önce tekrar konuştuk" dedi.

ABD Afrika Komutanlığı ise "ABD Başkanı ve Savunma Bakanı'nın talimatı doğrultusunda ve Nijerya yetkilileriyle koordinasyon içinde" Sokoto eyaletinde DEAŞ teröristlerine karşı hava saldırıları başlattığını duyurdu.