Nijerya ordusu DEAŞ kamplarını imha etti

Bir terör "hücresine" mensup olduklarından şüphelenilen üç kadın, mülteci kampı içinde yakalandı

12 Haziran 2026'da Abuja'da yapılan güvenlik konuşlandırması (Reuters)
12 Haziran 2026'da Abuja'da yapılan güvenlik konuşlandırması (Reuters)
TT

Nijerya ordusu DEAŞ kamplarını imha etti

12 Haziran 2026'da Abuja'da yapılan güvenlik konuşlandırması (Reuters)
12 Haziran 2026'da Abuja'da yapılan güvenlik konuşlandırması (Reuters)

Nijeryalı askeri kaynaklar, ordunun cuma günü ülkenin kuzeydoğusundaki Sambisa Ormanı'nda başlattığı kara operasyonunda, DEAŞ örgütüne ait lojistik kampları imha ettiğini açıkladı.

Sambisa Ormanı'nın derinliklerine yıldırım operasyonu

Askeri kaynaklardan edinilen bilgilere göre Nijerya ordusu, cuma sabahı erken saatlerde ülkenin kuzeydoğusundaki Borno eyaletine bağlı Gwoza bölgesinde yer alan, stratejik öneme sahip Sambisa Ormanı'nın derinliklerindeki korunaklı terör yuvalarını hedef alan yıldırım bir kara operasyonu başlattı.

Askeri raporlar, "Müşterek Güvenlik Gücü"nün Disa ve Balangaje köylerinde DEAŞ mensubu olduğundan şüphelenilen unsurlarla sıcak temasa girdiğini, yoğun ateş altındaki militanların kaçmak zorunda kaldığını bildirdi. Çatışmanın ardından bölgede kontrolü tamamen sağlayan askeri birlikler, örgütün barınma ve saldırı koordinasyon merkezi olarak kullandığı çok sayıda lojistik kamp ve tesisi imha etti. Operasyonda Nijerya ordusu safında herhangi bir can kaybı yaşanmadığı belirtildi.

Borno eyaletinde çok geniş bir alana yayılan Sambisa Ormanı, zorlu arazi şartları nedeniyle uzun yıllardır radikal örgütlerin kalesi ve sığınağı konumunda bulunuyor. Savaş uçakları tarafından tamamen tespit edilmesi zor olan bu bölge; eğitim kampları ve silah depoları barındırması sebebiyle ordu için büyük riskler taşısa da kara temizliği operasyonlarını kaçınılmaz kılıyor.

Sığınmacı kampında kadın casus hücresi çökertildi

Öte yandan ordu, Borno eyaletinin Konduga bölgesindeki bir sığınmacı kampında DEAŞ'ın faaliyetlerini kolaylaştırdığından şüphelenilen 3 kadının yakalandığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre istihbarat birimlerinin takibine takılan haberleşme ağlarının deşifre edilmesiyle düzenlenen operasyonda, zanlıların siviller ile silahlı unsurlar arasındaki iletişimi ve lojistik geçişleri sağladığı belirlendi. Yetkililer, gözaltına alınan kadınların daha geniş terör ağlarıyla olan bağlantılarının tespiti için sorgularının sürdüğünü açıkladı. Nijerya'daki terör örgütlerinin, istihbarat ve lojistik faaliyetlerin yanı sıra zaman zaman canlı bomba eylemlerinde de kadınları kamuflaj olarak kullandığı biliniyor.

Nijerya genelinde artan şiddet olayları ve artan göç dalgasıyla birlikte, Borno eyaletindeki sığınmacı kampları ciddi bir güvenlik problemine dönüşmüş durumda. Terör örgütleri, bilgi toplamak, lojistik ikmal sağlamak ve askeri kontrol noktalarından militan sızdırmak amacıyla bu kamplara sızmaya çalışıyor. Bu durum, Nijerya istihbaratının son dönemde neden kamp içi haberleşme ağlarına ve gizli destek hatlarını çökertmeye odaklandığını açıklıyor.

Afrika'nın nüfus bakımından en büyük ülkesi olan Nijerya, 15 yılı aşkın süredir kuzeydoğu bölgesinde kıtanın en büyük insani ve güvenlik krizlerinden biriyle mücadele ediyor.

Boko Haram ve DEAŞ arasındaki güç savaşı

Nijerya'daki terör dalgası ilk olarak 2009 yılında Boko Haram eliyle başlamıştı. Ancak 2016 yılında örgüt içindeki bazı lider kadroların ayrılarak DEAŞ'a biat etmesiyle sahne tamamen değişti. DEAŞ, hibrit saldırı taktikleri ve taban devşirme stratejisiyle hükümet güçlerine karşı daha organize ve ölümcül bir tehdit haline geldi.

Son dönemde ABD'den büyük bir askeri destek alan Nijerya ordusu, sahada önemli başarılar elde etti. Bu kapsamda düzenlenen ortak operasyonlarda onlarca örgüt militanı etkisiz hale getirilirken, DEAŞ'ın dünya genelindeki iki numaralı ismi olan Ebu Bilal el-Minuki de mayıs ayı sonunda öldürülmüştü. El-Minuki'nin öldürüldüğünü ABD Başkanı Donald Trump da resmen doğruladı.



Zambiya Cumhurbaşkanı Hichilema ikinci başkanlık dönemi için yeniden seçildi

Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyunu kullanırken (AFP)
Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyunu kullanırken (AFP)
TT

Zambiya Cumhurbaşkanı Hichilema ikinci başkanlık dönemi için yeniden seçildi

Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyunu kullanırken (AFP)
Zambiya Devlet Başkanı Hakainde Hichilema, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyunu kullanırken (AFP)

Zambiya Seçim Komisyonu, bugün yaptığı açıklamada, geçen hafta düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yaklaşık yüzde 60’ını alan Devlet Başkanı Hakainde Hichilema’nın ikinci kez seçildiğini duyurdu.

Sonuç büyük ölçüde bekleniyordu. 2021’den bu yana iktidarda bulunan Hichilema, ilk kez cumhurbaşkanlığı yarışına giren eski bir bölge bakanının da aralarında bulunduğu 13 adayla yarıştı.

Zambiya Seçim Komisyonu Başkanı Mwangelwa Zaloumis, mayıs ayında seçim yarışına katılan 55 yaşındaki eski bakan Brian Mundubile’nin oyların yaklaşık yüzde 38’ini aldığını açıkladı.

Zaloumis, 226 seçim bölgesinden 5’inde oyların henüz sayılmadığını, ancak “kalan oyların seçimlerin genel sonucunu önemli ölçüde değiştirmesinin beklenmediğini” söyledi.

13 Ağustos’ta yapılan seçimlere, muhalefetin seçimlerde usulsüzlük yapıldığı yönündeki suçlamaları damga vurdu. Seçim görevlilerine yönelik saldırılar ve oy pusulalarının çalınmasının ardından ülke genelindeki oy sayım süreci askıya alındı.

Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları da seçim öncesinde siyasi alanın daralması konusunda uyarıda bulunarak, seçim kampanyalarına yönelik kısıtlamalara dikkat çekmişti.

Uluslararası ve yerel seçim gözlem heyetleri de hafta sonu yaptıkları açıklamalarda, seçim sürecinin içinde bulunduğu koşulların adaylar arasında eşit olmayan bir rekabete yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre seçimler, Hichilema’nın ilk dönemine ilişkin bir referandum niteliğinde görülüyordu. Bu dönemde Zambiya ekonomisi, yıllarca süren mali krizlerin ardından yeniden büyümeye başladı.


Kongo: Ebola salgını, ülke tarihindeki en ölümcül salgın haline geldi

Kongo'nun Ituri kentindeki Ruambara tedavi merkezinde hemşireler Ebola virüsü bulaşmış bir hastayı tedavi ediyor (AP)
Kongo'nun Ituri kentindeki Ruambara tedavi merkezinde hemşireler Ebola virüsü bulaşmış bir hastayı tedavi ediyor (AP)
TT

Kongo: Ebola salgını, ülke tarihindeki en ölümcül salgın haline geldi

Kongo'nun Ituri kentindeki Ruambara tedavi merkezinde hemşireler Ebola virüsü bulaşmış bir hastayı tedavi ediyor (AP)
Kongo'nun Ituri kentindeki Ruambara tedavi merkezinde hemşireler Ebola virüsü bulaşmış bir hastayı tedavi ediyor (AP)

Hükümet tarafından dün yayımlanan verilere göre, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde devam eden Ebola salgını 2 bin 325 kişinin ölümüne yol açtı. Böylece salgındaki can kaybı, 2018-2020 yılları arasındaki Ebola salgınında kaydedilen 2 bin 299 ölümü aşarak ülke tarihinin en ölümcül salgını oldu.

Kongo Halk Sağlığı Enstitüsü’nün son raporunda, doğrulanmış vaka sayısının son 24 saatte tespit edilen 101 yeni vakayla birlikte 4 bin 945’e yükseldiği bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre ülkede 17’nci olan Ebola salgını, vaka sayısı bakımından da Kongo tarihindeki en büyük salgın olma özelliğini temmuz ayı sonunda kazanmıştı.

Hükümetin son verileri, toplam can kaybının daha önce ülke tarihinin en ağır salgını olarak kabul edilen 2018-2020 dönemindeki 2 bin 299 kişilik ölüümü geride bıraktığını gösterdi.

Toplam doğrulanmış vaka sayısı ise 4 bin 945’e ulaştı. Salgının resmi olarak ilan edilmesinden üç ay sonra ulaşılan bu rakam, 2014-2016 yıllarında Batı Afrika’da yaşanan Ebola salgınını geride bırakıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre Gine, Liberya ve Sierra Leone’yi etkileyen söz konusu salgında 28 bin 616 vaka ve 11 bin 310 ölüm kaydedilmişti.

Batı Afrika’daki salgında can kaybının 1000’e ulaşması, salgının ilan edilmesinden yaklaşık beş ay sonra gerçekleşmişti. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki mevcut salgında ise ölü sayısı üç aydan kısa bir sürede 2 bine ulaştı.

Halen ülkede yayılan Ebola virüsünün Bundibugyo suşuna karşı kullanılabilecek onaylı bir tedavi veya aşı bulunmuyor.

Az sayıda deneysel aşı ve tedavi yöntemi değerlendirilirken, küresel sağlık otoriteleri mevcut Ebola tedavilerinin bu suşa karşı koruma sağlayıp sağlayamayacağını araştırıyor. Şu ana kadar bu konudaki kanıtlar yalnızca hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarla sınırlı.

Ebola virüsü, hastalığa yakalanmış kişilerin canlı ya da ölü olması fark etmeksizin vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşıyor. Virüs ateş, kusma ve ishale neden olabilirken, ağır vakalarda iç ve dış kanamalara yol açabiliyor.


BM: Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Ebola her 30 dakikada bir hastanın hayatını kaybetmesine yol açıyor

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Kızılhaç gönüllüleri, ülkenin doğusundaki Ituri eyaletinde Ebola virüsü kurbanı bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Kızılhaç gönüllüleri, ülkenin doğusundaki Ituri eyaletinde Ebola virüsü kurbanı bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
TT

BM: Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Ebola her 30 dakikada bir hastanın hayatını kaybetmesine yol açıyor

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Kızılhaç gönüllüleri, ülkenin doğusundaki Ituri eyaletinde Ebola virüsü kurbanı bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Kızılhaç gönüllüleri, ülkenin doğusundaki Ituri eyaletinde Ebola virüsü kurbanı bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)

BM’nin üst düzey yetkililerinden biri, dün yaptığı açıklamada, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Ebola virüsünün her 30 dakikada bir kişinin ölümüne yol açtığını belirterek salgınla mücadele için uluslararası çabaların artırılması çağrısında bulundu.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki bir hastanede Ebola virüsü nedeniyle hayatını kaybeden bir kişinin tabutunu taşıyan sağlık çalışanları. (EPA)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki bir hastanede Ebola virüsü nedeniyle hayatını kaybeden bir kişinin tabutunu taşıyan sağlık çalışanları. (EPA)

BM Genel Sekreter Yardımcısı ve İnsani İşlerden Sorumlu Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher yaptığı açıklamada, “Bu, şimdiye kadar görülen en hızlı yayılan salgın” dedi. Fletcher, “Virüs bizi daha fazla geride bırakmadan hızlı hareket etmeli, müdahaleyi genişletmeli ve dayanışmayı artırmalıyız” ifadelerini kullandı.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde 15 Mayıs’ta ortaya çıktığı açıklanan Ebola salgınında, 4 bin 500’den fazla vaka arasından en az 2 bin 128 kişi hayatını kaybetti. BM daha önce salgının, hastalık tarihindeki en ölümcül Ebola salgını olma yolunda ilerlediği uyarısında bulunmuştu.

Vücuttaki sıvılarla temas yoluyla bulaşan ve hemorajik ateşe yol açan virüsü kontrol altına almaya yönelik son çalışmaları değerlendiren Fletcher, “Ebola, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde üstünlük sağlıyor. Virüsün müdahale kapasitemizi aşmasına izin veremeyiz” uyarısında bulundu.

Fletcher, “Salgın her 30 dakikada bir kişiyi öldürüyor” diyerek, çok daha fazla insanın risk altında olduğunu belirtti.

Fletcher, ülkelerin şimdiye kadar salgınla mücadele için oluşturulan fona yaklaşık 300 milyon dolar bağışladığını ifade etti.

BM kuruluşlarının gerçekleştirdiği toplantının ardından, Birleşmiş Milletler Acil Müdahale Fonu’ndan 30,5 milyon dolar ek kaynak ayrıldığı duyuruldu. Bu miktar, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve diğer dört ülkenin salgınla mücadelesine destek amacıyla daha önce tahsis edilen 24 milyon dolara ilave edildi.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin altı eyaletinde vaka tespit edilirken, Uganda’da da vakalar görüldü. Ayrıca Güney Sudan sınırına yakın bölgelerde de vakalar kaydedildi.

Fletcher, Ebola ile mücadele için 20 personelin daha “ön saflara” gönderildiğini, ancak daha fazlasına ihtiyaç olduğunu söyledi.

“Güvenli ve insani cenaze işlemlerini sağlayan ekiplerin sayısını iki katına çıkarmalı, tedavi kapasitesini üç kat artırmalı, temaslı takibini geliştirmeli ve daha deneyimli yöneticiler görevlendirmeliyiz” diyen Fletcher, sözlerini şöyle sürdürdü:

“En önemlisi ise bölgedeki su, sanitasyon, sağlık hizmetleri ve diğer temel ihtiyaçların karşılanması için gereken kapsamlı desteği sağlamalıyız.”

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Ebola’nın 17. salgını, bilinen bir tedavisi veya aşısı bulunmayan Bundibugyo suşundan kaynaklanıyor.

Ebola virüsü, son 50 yılda Afrika’da 15 binden fazla kişinin ölümüne neden oldu.

2018-2020 yılları arasında yaşanan ve hastalığın en ölümcül salgını olarak kayıtlara geçen son büyük salgında ise yaklaşık 3 bin 500 vakadan 2 bin 300 kişisi hayatını kaybetti.