Taliban, Moskova'nın hareketi terör listesinden çıkarmasını ‘önemli bir gelişme’ olarak değerlendirerek memnuniyetle karşıladı

Moskova ile uluslararası izolasyon altında bulunan Kabil arasındaki bağları güçlendirmeyi amaçlayan sembolik bir adım

Rusya'nın Afganistan Büyükelçisi Dmitry Zhirnov (solda), Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki ile Kabil'de yaptığı görüşmeden (Arşiv-AFP)
Rusya'nın Afganistan Büyükelçisi Dmitry Zhirnov (solda), Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki ile Kabil'de yaptığı görüşmeden (Arşiv-AFP)
TT

Taliban, Moskova'nın hareketi terör listesinden çıkarmasını ‘önemli bir gelişme’ olarak değerlendirerek memnuniyetle karşıladı

Rusya'nın Afganistan Büyükelçisi Dmitry Zhirnov (solda), Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki ile Kabil'de yaptığı görüşmeden (Arşiv-AFP)
Rusya'nın Afganistan Büyükelçisi Dmitry Zhirnov (solda), Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki ile Kabil'de yaptığı görüşmeden (Arşiv-AFP)

Taliban, Rusya'nın dün hareketi ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmasını kaldırma kararını memnuniyetle karşıladı ve bunu hükümeti ile Moskova arasındaki ilişkilerde ‘önemli bir gelişme’ olarak niteledi.

Afganistan Dışişleri Bakanlığı tarafından 17 Nisan 2025 tarihinde çekilen ve yayınlanan bu fotoğrafta Rusya'nın Afganistan Büyükelçisi Dmitriy Jirnov (solda) Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki ile Kabil'de görüşürken görülüyor. Rusya Yüksek Mahkemesi 17 Nisan'da, Afganistan'ın fiili yöneticileriyle dostane ilişkiler kurmayı amaçlayan sembolik bir jestle Taliban'ın terör örgütü olarak tanımlanmasını kaldırdı. (Afganistan Dışişleri Bakanlığı - AFP)Afganistan Dışişleri Bakanlığı tarafından 17 Nisan 2025 tarihinde çekilen ve yayınlanan bu fotoğrafta Rusya'nın Afganistan Büyükelçisi Dmitriy Jirnov (solda) Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki ile Kabil'de görüşürken görülüyor. Rusya Yüksek Mahkemesi 17 Nisan'da, Afganistan'ın fiili yöneticileriyle dostane ilişkiler kurmayı amaçlayan sembolik bir jestle Taliban'ın terör örgütü olarak tanımlanmasını kaldırdı. (Afganistan Dışişleri Bakanlığı - AFP)

Taliban hükümetinin Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki, Kabil'de Rus Büyükelçi ile yaptığı görüşmede, Rusya'ya bu adım için teşekkür etti. Ofisinden yapılan açıklamaya göre Muttaki bu adımı ‘Afganistan ve Rusya arasındaki ilişkilerde önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdi.

Rusya Yüksek Mahkemesi dün Taliban'ın terör örgütleri listesinden çıkarılmasını onayladığını açıklayarak, Moskova ile uluslararası alanda izole edilmiş Kabil arasındaki bağları güçlendirmeyi amaçlayan sembolik bir adım attı.

Rus haber ajansları, davadan sorumlu yargıç Oleg Nefedov'un kapalı bir oturum sonrasında yaptığı açıklamada, “Karar derhal yürürlüğe giriyor” dediğini aktardı.

Karar bu aşamada Taliban hükümetinin Moskova tarafından resmen tanındığı anlamına gelmiyor.

Taliban kararı memnuniyetle karşıladı ve bunu hükümeti ile Moskova arasındaki ilişkilerde ‘önemli bir gelişme’ olarak nitelendirdi.

Rusya Yüksek Mahkemesi Yargıcı Oleg Nefedov, yirmi yılı aşkın süredir terör örgütü olarak sınıflandırılan Taliban'a yönelik yasağın kaldırılmasına ilişkin kararını 17 Nisan 2025 Perşembe günü Moskova'da açıkladı. (AP)Rusya Yüksek Mahkemesi Yargıcı Oleg Nefedov, yirmi yılı aşkın süredir terör örgütü olarak sınıflandırılan Taliban'a yönelik yasağın kaldırılmasına ilişkin kararını 17 Nisan 2025 Perşembe günü Moskova'da açıkladı. (AP)

Rusya Federasyonu Başsavcılığı geçtiğimiz mart ayında, Taliban'ın ‘terörist’ olarak sınıflandırılan ve dolayısıyla yasaklanan örgütler listesinden çıkarılmasını talep etti. Taliban, 11 Eylül 2001'de ABD'de düzenlenen saldırıların ardından 2003'ten beri bu listede yer alıyordu.

Taliban, ABD destekli hükümetin düşmesinin ardından 15 Ağustos 2021'de Afganistan'ın başkenti Kabil'in kontrolünü ele geçirdi ve birkaç gün sonra da ABD askerleri ülkeden tamamen çekildi.

O tarihten bu yana Moskova, terörle mücadelede potansiyel bir ekonomik ortak olarak gördüğü yeni Afgan hükümetiyle ilişkileri normalleştirme sözü verdi.

Ancak bu hükümet, özellikle Afganistan'daki kadın haklarının feci durumu nedeniyle, şu aşamada hiçbir ülke tarafından resmen tanınmış değil.

Rusya'nın yanı sıra Pakistan, Çin, İran ve çoğu Orta Asya ülkesinin Afgan yetkililerle diplomatik ilişkileri var.

Moskova, Taliban elçilerini, hareket iktidara dönmeden önce bile, birçok kez topraklarında kabul etmişti.

Taliban terörle mücadelede bir müttefik

Kremlin ve Kabil arasındaki yakınlaşma, Mart 2024'te Moskova yakınlarında bir konser salonunda terör örgütü DEAŞ'ın Afganistan'da faaliyet gösteren bölgesel kolu DEAŞ Horosan'a mensup dört silahlı kişi tarafından 145 kişinin öldürüldüğü saldırının ardından ivme kazandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Temmuz 2024'te, Taliban'ı terörle mücadelede bir müttefik olarak gördüğünü söyledi.

Ardından, 2024 yılının sonunda, Rus makamlarının terör örgütü olarak listelenen ve bu nedenle ülkede yasaklanan bir grubu listeden çıkarmasına izin veren yasayı imzaladı.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu yasa, grubun ‘terörizmi’ desteklemeyi bıraktığına dair ‘gerçek kanıtlar’ varsa, yargının ‘bir örgüt üzerindeki yasağı geçici olarak askıya almasına izin veriyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ekim ayında Batı'yı Afganistan'a yönelik yaptırımları kaldırmaya ve on yıllardır savaş halinde olan ülkenin yeniden inşası için ‘sorumluluk’ almaya çağırdı.

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu aralık ayı sonunda Kabil'e gitti. Şoygu ziyaret sırasında, Afganistan ile ‘iş birliğini’ güçlendirmek istediğini açıkladı.

Birçok Taliban lideri 1980'lerde Sovyetler Birliği'nin ülkede on yıl süren savaşı sırasında Moskova'ya karşı savaşmıştı.



Kuzey Kore, Japonya Başbakanı'nın Yasukuni tapınağında adak sunmasını eleştirdi

Yasukuni Tapınağı: Bazı komşu ülkeler için Japonya'nın baş ağrısı (Reuters)
Yasukuni Tapınağı: Bazı komşu ülkeler için Japonya'nın baş ağrısı (Reuters)
TT

Kuzey Kore, Japonya Başbakanı'nın Yasukuni tapınağında adak sunmasını eleştirdi

Yasukuni Tapınağı: Bazı komşu ülkeler için Japonya'nın baş ağrısı (Reuters)
Yasukuni Tapınağı: Bazı komşu ülkeler için Japonya'nın baş ağrısı (Reuters)

Kuzey Kore, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’yi, Tokyo’daki tartışmalı bir savaş anıtına adak sunması nedeniyle bugün eleştirerek, bunu “uluslararası hukuka meydan okuma” olarak nitelendirdi.

Takaichi, geçtiğimiz salı günü, aralarında İkinci Dünya Savaşı sonrası Müttefik güçler tarafından A sınıfı savaş suçlusu olarak mahkûm edilen 14 kişinin de bulunduğu Japon savaş ölülerinin anıldığı Yasukuni Tapınağı’na adak gönderdi. Diğer bazı önde gelen Japon siyasetçiler de tapınağı ziyaret etti.

Kuzey Kore’nin resmi gazetesi Rodong Sinmun’da yayımlanan bir makalede, bu adım “tarihin açık bir şekilde çarpıtılması ve uluslararası hukuk ile barışa meydan okuma” olarak değerlendirildi. Yazıda, söz konusu yerin “onarılamaz acılara yol açan saldırganları ve savaş suçlularını yüceltmek için kullanıldığı” ifade edildi.

Gazete ayrıca Tokyo yönetimini, bu tür ziyaretler aracılığıyla militarizmi teşvik etmeye çalışmakla suçlayarak, geçmişiyle yüzleşmeye çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Japon siyasetçilerin Yasukuni Tapınağı’na adak göndermesi veya burayı ziyaret etmesi, Güney Kore ve Çin gibi komşu ülkeler tarafından, Japonya’nın askeri geçmişini yüceltme girişimi olarak görülüyor ve sık sık eleştiriliyor.

Kore, 1910-1945 yılları arasında Japon sömürge yönetimi altında bulunurken, Çin de İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon işgaline maruz kalmıştı.


Washington, Katar'daki Afganlara geri dönme veya Kongo'ya göç etme seçeneği sunuyor

ABD'nin çekilmesi sırasında Kabil havaalanında toplanan binlerce Afgan (Arşiv-Getty)
ABD'nin çekilmesi sırasında Kabil havaalanında toplanan binlerce Afgan (Arşiv-Getty)
TT

Washington, Katar'daki Afganlara geri dönme veya Kongo'ya göç etme seçeneği sunuyor

ABD'nin çekilmesi sırasında Kabil havaalanında toplanan binlerce Afgan (Arşiv-Getty)
ABD'nin çekilmesi sırasında Kabil havaalanında toplanan binlerce Afgan (Arşiv-Getty)

ABD, Katar’da mahsur kalan Afganlara “Kongo ya da Taliban yönetimindeki ülkeye dönüş” seçeneği sunmayı değerlendiriyor

ABD’nin, kendisiyle iş birliği yapmış ve Katar’da mahsur kalan Afganlara, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne göç ya da Taliban yönetimindeki ülkelerine geri dönüş arasında seçim sunmayı planladığı öne sürüldü.

Eski ABD askeri ve Afgan müttefiklerine yardım etmeyi amaçlayan “Afghan Evac” adlı kuruluşun başkanı Shawn VanDiver, dün yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin Afganlara Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne gitme veya ülkelerine dönme seçeneği sunmayı değerlendirdiği yönünde bilgilendirildiğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, daha önce Katar’daki eski bir ABD üssünde barınan bin 100’den fazla Afganın kaldığı kampın kapatılması için 31 Mart’a kadar süre tanımıştı. Bu kişiler, 2021’de ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi ve Batı destekli hükümetin çöküşünün ardından Taliban tarafından zulme uğrama korkusuyla ABD’ye yerleşmek üzere yasal işlemlerini tamamlamak için bu üsse alınmıştı.

VanDiver, Afganların, halihazırda yıllardır süren çatışmalar nedeniyle mülteci krizi yaşayan Afrika ülkesine gitmeyi reddetmesini beklediğini belirtti. Yazılı açıklamasında, “Aralarında 400’den fazla çocuğun da bulunduğu ve ABD’nin koruması altındaki savaş müttefikleri, devlet yapısının ciddi şekilde zayıfladığı bir ülkeye gönderilmez” ifadelerini kullandı.

ABD yönetiminin bu durumu bildiğini savunan VanDiver, bunun Afganları ülkelerine geri dönmeye zorlamaya yönelik bir yöntem olduğunu ileri sürdü.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin olası bir yerleştirme noktası olarak değerlendirildiğini doğrulamazken, Katar’daki El-Udeyd Üssü’nden “gönüllü yeniden yerleştirme” seçeneklerinin incelendiğini açıkladı.

Bakanlık sözcüsü, “Kamp sakinlerinin başka bir ülkeye götürülmesi, bu kişilere Afganistan dışında yeni bir hayat kurma imkânı sunan olumlu bir çözümdür ve aynı zamanda Amerikan halkının güvenliğini korur” dedi.

Demokrat Senatör Tim Kaine ise öneriyi “çılgınca” diye nitelendirerek, “Bu Afganlara bize yardım ettikleri için güvenliklerini sağlayacağımızı söyledik” dedi. Kaine, ABD’nin verdiği sözleri tutması gerektiğini vurgulayarak, aksi halde gelecekte ulusal güvenlik için gerekli olabilecek uluslararası ortaklıkların zarar görebileceğini ifade etti.

Taliban’ın yeniden iktidara gelmesinin ardından, eski Başkan Joe Biden döneminde başlatılan program kapsamında 190 binden fazla Afgan ABD’ye yerleştirildi. Ancak Trump, söz konusu programı iptal etti ve başvuruların işleme alınmasını durdurdu. Bu kararın, geçen yıl Washington’da daha önce ABD istihbaratıyla çalışmış ve travma sonrası stres bozukluğu yaşayan bir Afganın iki Ulusal Muhafız askerine ateş açması ve birinin ölmesi sonrası alındığı belirtildi.


Çin, İran savaşını sona erdirmek için çabalarını yoğunlaştırırken, Trump ile sorunsuz bir zirve yapmayı umuyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)
TT

Çin, İran savaşını sona erdirmek için çabalarını yoğunlaştırırken, Trump ile sorunsuz bir zirve yapmayı umuyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping (Reuters)

Çin, diplomatik olarak ince bir denge ile İran'la olan savaşı sona erdirmek için çabalarını yoğunlaştırıyor. Ülke, önümüzdeki ay ABD Başkanı Donald Trump ile düzenlenecek zirveye hazırlanırken, aynı zamanda Tahran'ın hoşnutsuzluğunu kışkırtmamaya çalışıyor.

Analistlere göre, dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olan ve enerji ihtiyacının yaklaşık yarısını Ortaoğu’dan karşılayan Çin, bu süreçte enerji arzını güvence altına almaya çalışıyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Trump arasında mayıs ortasında yapılması planlanan görüşme, Pekin’in Ortadoğu’daki çatışmaya yönelik yaklaşımını etkiliyor.

Çin’in savaş karşısındaki temkinli yaklaşımı, arka plandaki nüfuzunu korumasına yardımcı oldu. Nitekim Trump, İran’ın geçtiğimiz hafta Pakistan’da düzenlenen barış görüşmelerine katılmasında Pekin’in rol oynadığını belirtti.

Ortadoğu’da diplomasi trafiği

Çin'in gelişmekte olan ülkelerle ilişkilerini analiz eden bağımsız bir kuruluş olan Çin ve Küresel Güney Projesi'nin (China Global South Project) baş editörü Eric Olander değerlendirmesinde, "Başkan Trump'ın Çinlilerin İranlılarla nasıl görüştüğünü defalarca dile getirdiğini duymuşsunuzdur... Bu, masada yer almasalar bile, onları müzakerecilerle aynı sürece yerleştiriyor" ifadelerini kullandı.

Çin'in düşünce yapısına yakın kaynaklar Reuters'e, Pekin'in zirvede ticaret ve Tayvan ile ilgili hedeflerine ulaşmayı umduğunu söylediler. Ayrıca Çin yönetimi, Trump'ın iltifatlardan etkilenen ve anlaşma odaklı bir lider olduğunu değerlendiriyor.

Kaynaklardan biri, Pekin’de hâkim görüşün “Onu övün, sıcak bir karşılama yapın ve stratejik istikrarı koruyun” yönünde olduğunu ifade etti.

Çin Dışişleri Bakanlığı, sekiz yıl sonra bir ABD başkanının gerçekleştireceği ilk ziyarette yer alacak zirve öncesindeki diplomatik çabalarına ilişkin sorulara yanıt vermedi. Trump, zirvenin 14 ve 15 Mayıs tarihlerinde yapılacağını söyledi.

ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasının artan tehdidi karşısında Çin, diplomatik faaliyetlerini artırdı. Analistlere göre Pekin, zirvenin sorunsuz geçmesi için Trump yönetimine yönelik sert eleştirilerden kaçınıyor. Zirve daha önce savaş nedeniyle ertelenmişti.

Şi Cinping, salı günü krize ilişkin sessizliğini bozarak; barış içinde bir arada yaşama, ulusal egemenlik, uluslararası hukukun üstünlüğü ve kalkınma-güvenlik dengesi vurgularını içeren dört maddelik bir barış planı açıkladı.

Trump’ın İran’ı “ülkenin tamamen yok edilebileceği” yönünde uyarmasının ardından Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, doğrudan bir kınama yapmadan yalnızca “derin endişe” duyduklarını belirtti ve tüm tarafları “gerilimi azaltacak yapıcı rol oynamaya” çağırdı.

Trump-Şi zirvesinin kapsamı sınırlı

Bazı analistler, İran'ın Çin'e daha çok ihtiyacı olduğunu, bunun da Pekin'in ateşkesi zorlarken aynı zamanda Trump ile yapacağı zirveyi de korumasına imkân sağladığını söylüyor.

Singapur'daki S. Rajaratnam Uluslararası Çalışmalar Okulu'nda araştırmacı olan Drew Thompson, "Pekin için ideal sonuç, İran gibi Batı karşıtı devletlerle koşulsuz ilişkilerini sürdürürken, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri ile bir tür birlikte yaşama zeminini korumaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Çin, İran'ı ABD ile görüşmeye teşvik etmede rol oynamış olsa da Ortadoğu'da bu tür girişimlere desteğini garanti altına alacak askeri bir varlığı olmadığı için kararları etkileme ygücünün sınırlı olduğu değerlendiriliyor.

Bazı gözlemciler ise Çin’in Ortadoğu’daki aktif diplomasisinin daha çok “gösteri” niteliği taşıdığını savunuyor.

Brookings Enstitüsü’nden Patricia Kim, İran’ın Çin ile ilişkisini öne çıkarmak istediğini ve Pekin’den ateşkes için garanti talep ettiğini, ancak Çin’in bu rolü üstlenmeye istekli görünmediğini ifade etti. Kim’e göre Pekin, ABD’nin baskının büyük kısmını üstlenmesinden memnun bir şekilde arka planda kalmayı tercih ediyor.

Öte yandan Çin, Trump ile yapılacak zirvede uzun süredir ertelenen ve tarihteki en büyük uçak siparişi olabilecek Boeing uçaklarının satın alınması konusunda anlaşmaya varabilir; ayrıca büyük ölçekli tarım ürünlerinin alımları da söz konusu olabilir.

Analistler, toplantının kapsamının sınırlı olacağını ve yapay zeka yönetimi, pazar erişimi ve aşırı üretim kapasitesi gibi iddialı konuların ele alınmasının beklenmediğini ifade ediyor.

Washington'daki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden Scott Kennedy, "Çin'in Amerika Birleşik Devletleri ile herhangi bir büyük anlaşmaya varma şansının hiç olmadığı" değerlendirmesinde bulundu.