Erdoğan ikinci turu kazanma konusunda iyimser

Kılıçdaroğlu seçim ekibini değiştirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoürafları seçim süresince tüm İstanbul’a asıldı. (Reuters
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoürafları seçim süresince tüm İstanbul’a asıldı. (Reuters
TT

Erdoğan ikinci turu kazanma konusunda iyimser

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoürafları seçim süresince tüm İstanbul’a asıldı. (Reuters
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoürafları seçim süresince tüm İstanbul’a asıldı. (Reuters

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için ikinci turda yarışacak olan Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan ile muhalefetin Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki rekabet hız kazandı. Seçimin ikinci turu 28 Mayıs’ta gerçekleştirilecek ikinci tur hazırlıkları ise hız kazandı.

Erdoğan 16 Mayıs’ta, Cumhur İttifakı’nın iki ortağı olan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Büyük Birlik Partisi Genel Partisi Mustafa Destici ile ikinci tur hazırlık planını görüşmek üzere iki kapalı toplantı gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan pazartesi akşamı, parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ve ikinci tur hazırlıklarının değerlendirildiği, üç saat süren Adalet ve Kalkınma Partisi Merkez Komitesi toplantısına başkanlık etti.

Erdoğan kazanacağından emin

Erdoğan, ‘Türkiye Yüzyılı’nı görmenin müjdesi olarak nitelendirdiği ikinci turda cumhurbaşkanlığını kazanacağına olan güvenini dile getirdi.

‘Türkiye Yüzyılı’, Erdoğan’ın geçen ekim ayında açıkladığı bir vizyon. Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni 100’üncü yılındaki program ve hedeflerini içeriyor.

14 mayıs’Taki seçimlere katılan cumhurbaşkanı adaylarından Sinan Oğan.
14 mayıs’Taki seçimlere katılan cumhurbaşkanı adaylarından Sinan Oğan.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Twitter üzerinden AK Parti liderliğindeki Cumhur İttifakı’nın, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinin ilk sınavını alınlarının akıyla verdiklerini belirtti. “Önümüzdeki günleri en güzel ve en verimli şekilde değerlendireceğiz. Allah’ın izniyle 28 Mayıs’ı Türkiye Yüzyılı’nın müjdecisi haline getireceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca şu açıklamada bulundu:

Kışkırtmalara gelmeden, baskılara aldırmadan, yılgınlığa kapılmadan, zorluklar karşısında pes etmeden canla başla mücadele ettik. Her birinize emekleriniz, gayretleriniz, fedakârlıklarınız için teşekkür ediyorum. Rabbime bana sizler gibi yol arkadaşları verdiği için binlerce kez hamdediyorum. Şimdi 14 Mayıs’ta elde ettiğimiz başarıyı daha büyük bir zaferle taçlandırma vakti.

Seçimlerin ikinci turunun 27 Mayıs 1960 darbesinin 63’üncü yıl dönümünden bir gün sonra, 28 Mayıs tarihinde yapılacağına dikkat çeken Erdoğan, “Türkiye bizden hizmet bekliyor, icraat bekliyor, milletimiz bizden kendisini hedefleriyle buluşturmamızı bekliyor. Depremzede kardeşlerimiz bizden bir an önce yaralarının sarılmasını bekliyor” dedi.

Kılıçdaroğlu ve Milliyetçiler

Kılıçdaroğlu da dün ‘cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde parti ve Millet İttifakı’nın izleyeceği stratejiyi’ ele almak üzere partisinin liderleri ve üst düzey yetkilileri ile bir araya geldiği bir toplantıya başkanlık etti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre toplantı öncesinde, pazartesi akşamı CHP merkez yönetimi, cumhurbaşkanlığı seçimlerini ilk turda kazanamama nedenlerinin kapsamlı bir şekilde gözden geçirildiği bir toplantı gerçekleştirdi.

Yeni stratejinin, ilk turda yüzde 5,2 oy alan ve ikinci turda yarışmayacak olan Ata İttifakı’nın adayı Sinan Oğan’a oy veren bloğa daha yakın olmak amacıyla daha çok milliyetçilerin oylarına odaklanması bekleniyor.

Kılıçdaroğlu ve Erdoğan, yaklaşık iki milyon 800 bin oya sahip olan bu bloğu kazanmak için yarışıyor. Oğan’ın aldığı oy, dengeyi her iki ismin de lehine çevirmeye yetiyor.

Yüksek Seçim Kurulu’nun pazartesi günü açıkladığı yarı resmi sonuçlara göre ilk turda Erdoğan yüzde 49,51, Kılıçdaroğlu ise yüzde 44,88 oy aldı.

Oğan’ın şartları

Oğan, ikinci turda taraftarlarının oylarının Kılıçdaroğlu’na veya Erdoğan’a gidebileceğini ve seçmenin hangi adaya oy vereceğini belirlemek için Ata İttifakı içinde istişareler yapıldığını açıkladı.

Oğan, ABD merkezli CNN ağına yaptığı açıklamada, “İstişarelerimiz bir iki gün daha devam edecek” diyerek şartlarının ‘terörle mücadele, mültecilerin geri dönüşü ve anayasanın ilk dört maddesine dokunulmaması’ olduğunu dile getirdi.

Diğer yandan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın şu açıklamada bulundu:

“Oğan ile bir görüşme olmadı. Ancak Sinan Bey’in dile getirdiği tezleri dikkate aldığınızda pozisyonunun Cumhur İttifakı’na daha yakın olduğunu biliyorum. İkinci tur bizim için daha kolay olacak. Oy farkı çok açık şekilde ortada. Oy farkının kapanacağını düşünmüyorum. beş puan fark var. 2,5 milyona yakın oy farkı var. Bunun kapanma ihtimali yok gibi.”

Değişim devrimi

İlk turda yaşananların ardından seçim kampanyası ekibinde değişiklik yapan Kılıçdaroğlu, son dönemde kampanyasını yürüten Akan Abdula ve Ali Kiremitçioğlu’nu görevden aldı. Yerlerine ise ikinci turda seçim kampanyasını yürütmek üzere Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Şube Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu atadı.

Kemal Kılıçdaroğlu ayrıca CHP Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel’i pazartesi günü akşamı görevinden aldı.

Kılıçdaroğlu, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada gençlere hitap ederken, “Sandıktan değişim mesajı çıkmıştır. Değişim isteyenler artık bu ülkede istemeyenlerden daha fazla.” CHP Genel Başkanı ayrıca “Şimdi bir bakalım, günün sonunda elimizde ne var? Dipsiz bir karanlık. Farkında mısınız? Gençliğiniz bir daha gelmeyecek. 12 günümüz var, bu karanlık tünelden çıktık çıktık” ifadelerine yer verdi.

Yurt dışı oyları

Yüksek Seçim Kurulu dün yaptığı açıklamada CHP’nin 20- 21 Mayıs olmak üzere iki günlük oy kullanma süresine itiraz etmesi üzerine, ABD, Kanada, Avustralya, İrlanda ve İngiltere’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tur oylama süresinin 20- 24 Mayıs tarihleri arasında uzatıldığını duyurdu. Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs Pazar günü yapılan seçimlerin ilk turunda yurtdışından en yüksek oyları bu ülkelerden almıştı. Ayrıca ABD ve Kanada’daki seçmenler, oy kullanma süresinin kısaltılması kararına eleştiride bulundu.

Kılıçdaroğlu, ilk turda ABD’den yüzde 80,39 ve Kanada’da yüzde 79,65 ile en fazla oyu alan isim oldu.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu için yurt dışında 20 Mayıs itibarıyla 73 ülkede, Türkiye’nin 151 temsilciliğince 167 noktada sandık kurulacağını, gümrük kapılarında ise oy kullanma işleminin 20- 28 Mayıs’ta yapılacağını duyurdu.



Hakan Fidan: Bölgesel işbirliği kapsayıcı olmalı, yeni cepheler istemiyoruz

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Hakan Fidan: Bölgesel işbirliği kapsayıcı olmalı, yeni cepheler istemiyoruz

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Al Jazeera kanalına verdiği röportajda Ortadoğu’da bölgesel paktlar, Suriye, Filistin-İsrail hattı ve İran’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bölgesel güvenlik mimarisinin kapsayıcı olması gerektiğini vurgulayan Fidan, Türkiye’nin ulusal güvenlik hassasiyetlerine de dikkat çekti.

“Kapsayıcı olmayan anlaşmalar bölücü olur”

Ortadoğu’da kurulabilecek bölgesel paktlara ilişkin konuşan Fidan, herhangi bir anlaşmanın dar çerçeveli olmaması gerektiğini belirterek, “Bölgedeki herhangi bir anlaşma daha kapsayıcı olmalı. Aksi halde bölücü olmak ya da yeni bir cephe oluşturmak istemiyoruz” dedi.

Başlangıçta sınırlı sayıda ülkeyle işbirliğinin mümkün olabileceğini ifade eden Fidan, “2-3 ülkeyle başlayabilir ancak zamanla bölgedeki çoğu ülkeyi kapsayan bir yapıya dönüşürse bu ideal olur” diye konuştu.

Bölgesel güvenlik yapısının önemine dikkat çeken Fidan, “Bir tarafla savaşacaksak bu taraf terörist olmalıdır. Birlikte terörizmle mücadele etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Suriye: Uzlaşıya destek, kırmızı çizgiler vurgusu

Suriye’de olası iç uzlaşı süreçlerine Türkiye’nin yaklaşımını da değerlendiren Fidan, “Prensip gereği, Türkiye olarak taraflar kim olursa olsun bir uzlaşıya varırlarsa bunu destekleriz” dedi.

Buna karşın Türkiye’nin ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda kırmızı çizgileri olduğunu belirten Fidan, Şam yönetiminin SDG ile yaptığı anlaşmalarda bu hassasiyetlerin genellikle gözetildiğini söyledi.

Fidan, SDG’nin kontrolündeki bölgelerde Türkiye’ye karşı faaliyet yürüten unsurlara alan sağlandığını da ifade ederek, bu durumun Ankara açısından ciddi bir güvenlik sorunu olduğunu vurguladı.

Filistin-İsrail: Sorun İsrail politikalarıyla

Gazze’deki gelişmelere ilişkin Türkiye’nin tutumunu da aktaran Fidan, mevcut barış sürecine insani, askeri ve siyasi anlamda mümkün olan her türlü katkıyı sağlamaya hazır olduklarını söyledi.
Türkiye’nin İsrail’le bir sorun yaşamadığını belirten Fidan, “Sorunumuz İsrail’le değil, bölgedeki İsrail politikalarıyla. Özellikle Filistinlilere yönelik tutumları ve son olarak Gazze’deki soykırım” dedi.

İran: Rejim değişikliği dış müdahaleyle olmaz

İran’a yönelik olası bir İsrail saldırısına dair değerlendirmelerde bulunan Fidan, İsrail’in temel hedefinin İran ordusunun bazı kritik kapasitelerini yok etmek olacağını düşündüğünü ifade etti.

Rejim değişikliği tartışmalarına da değinen Fidan, bunun dış askeri müdahaleyle değil, İran halkının iradesiyle ilgili olduğunu belirterek, “İran halkı savaş zamanında ve dışarıdan gelen bir saldırıda, özellikle de bu saldırı İsrail’den geliyorsa, her zaman liderlerinin etrafında kenetlenir” değerlendirmesinde bulundu.

Independent Türkçe, Al Jazeera


Fidan ile Barrack, SDG’nin 15 günlük ateşkesi ihlallerini ele aldı

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile perşembe günü Suriye’deki son gelişmeleri görüştü (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile perşembe günü Suriye’deki son gelişmeleri görüştü (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

Fidan ile Barrack, SDG’nin 15 günlük ateşkesi ihlallerini ele aldı

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile perşembe günü Suriye’deki son gelişmeleri görüştü (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ile perşembe günü Suriye’deki son gelişmeleri görüştü (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suriye’deki gelişmeleri ve hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan ateşkesin uygulanmasını yakından izlediğini, SDG’nin anlaşmayı ihlal etmeyi sürdürdüğünü bildirdi.

Bu çerçevede Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile perşembe günü Dışişleri Bakanlığı’nda bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, Suriye’deki son gelişmeler, Suriye ordusu ile SDG arasında 18 Ocak’ta imzalanan ve geçen cumartesi 15 gün süreyle uzatılan ateşkes ile SDG’nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu ele alındı.

Bakan Fidan ayrıca çarşamba günü Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile yaptığı telefon görüşmesinde Suriye ve Gazze’deki gelişmeler ile bazı bölgesel ve uluslararası meseleleri değerlendirdi.

frgthyu
Suriye’nin Rakka kentinde yaşayanlar, geçen pazar günü Fırat Nehri üzerindeki hasarlı bir köprüden geçiyor (AP)

Öte yandan, Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Selçuk Bayraktaroğlu, çarşamba günü Suriye Genelkurmay Başkanı Ali Nuruddin en-Nassan ile telefon görüşmesi yaparak Suriye’deki son durumu ele aldı. Görüşmeye ilişkin bilgi, Türk Genelkurmay Başkanlığı’nın “X” hesabından paylaşıldı.

SDG’ye tepki

Milli Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Zeki Aktürk, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirme toplantısında, “Suriye sahasındaki gelişmeleri yakından takip ediyor, kuvvetlerimizin, personelimizin ve sınırlarımızın güvenliği için gerekli tüm tedbirleri alıyoruz” dedi.

Aktürk, 18 Ocak’ta imzalanan ve 15 gün süreyle uzatılan ateşkesin SDG tarafından ihlal edildiğini belirterek, SDG’nin 10 Mart 2025 ve 18 Ocak tarihli anlaşmaları ihlal etmesinin, Suriye’de kalıcı istikrara yönelik kritik bir adım olan entegrasyon sürecini olumsuz etkilediğini ifade etti.

Aktürk, SDG tarafından kazılan tüneller, mağaralar, sığınaklar, mayınlar ve el yapımı patlayıcıların tespit edilerek imha edilmesine yönelik faaliyetlerin sürdüğünü, Türkiye’nin askeri operasyon bölgelerinde SDG’ye ait toplam 753 kilometrelik tünelin imha edildiğini söyledi.

Türkiye’nin yalnızca coğrafi değil stratejik olarak da nüfuzunu artırma, bölgesel caydırıcılığını güçlendirme ve güvenliğine yönelik tehditlerin bulunduğu her yerde gerekli tedbirleri alma konusunda kararlı olduğunu vurgulayan Aktürk, sahada ve diplomatik alanda etkin ve önleyici bir savunma politikası izleneceğini kaydetti.

fgthy
Türkiye Milli Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zeki Aktürk (MSB – X)

Aktürk ayrıca, Suriye hükümetinin kuzey Suriye’de kontrol altına aldığı bölgede insani yardımlar için bir koridor açmasını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.

Suriye’ye destek

Zeki Aktürk, “Tek devlet, tek ordu” ilkesi doğrultusunda Türkiye’nin, terör örgütlerine karşı mücadelesinde Suriye’ye desteğini sürdüreceğini, savunma kapasitesinin güçlendirilmesine, ülkenin birliği ve toprak bütünlüğünün sağlanmasına katkı sunacağını söyledi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türkiye’nin savunma ve güvenliğinin teminatı olduğunu vurgulayan Aktürk, ordunun ülkenin varlığına yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı kararlılıkla mücadelesini sürdürdüğünü belirtti.

Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Milli Güvenlik Kurulu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında çarşamba günü yaptığı toplantının ardından yayımladığı bildiride, Suriye’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin korunmasına yönelik çabalara Türkiye’nin güçlü desteğinin devam edeceğini açıkladı.

axsdfrgt
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Ankara’da çarşamba günü yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısından bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Aynı zamanda, Türkiye’nin güney ve güneydoğusunda Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu 16 ildeki baro ve avukat dernekleri, Suriye’nin kuzeyindeki çoğunluğu Kürt olan Ayn el-Arab (Kobani) kentine insani yardım ulaştırılabilmesi için Türkiye sınırları içindeki Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması çağrısında bulundu.

Baro ve dernekler, perşembe günü yayımladıkları ortak açıklamada, Ayn el-Arab’daki insani krizin derinleştiğini, gıda, sağlık ve barınma gibi temel ihtiyaçlara erişimin kısıtlı olduğunu ve sivillerin yaşam hakkının ciddi biçimde tehdit altında bulunduğunu ifade etti.

Açıklamada, Türkiye sınırları içindeki Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın kapalı tutulmasının ve Kobani’ye insani yardımın engellenmesinin uluslararası insancıl hukuk ve temel insan haklarına aykırı olduğu savunularak, insani yardımların siyasi veya güvenlik gerekçeleriyle engellenemeyeceği vurgulandı.

Baro ve dernekler, krizin daha da derinleşmesini önlemek amacıyla ilgili tüm kurumlara yazılı başvurular yapılacağını ve sürecin hukuki ve insani boyutlarıyla yakından izleneceğini kaydetti.


Suudi Arabistan-Mısır-Türkiye koordinasyonu bölgedeki gerilimin azaltılmasına nasıl destek sağlıyor?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 19 Aralık 2024’te yeni idari başkentte düzenlenen Gelişen Sekiz Ülke Ekonomik İşbirliği Zirvesi kapsamında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 19 Aralık 2024’te yeni idari başkentte düzenlenen Gelişen Sekiz Ülke Ekonomik İşbirliği Zirvesi kapsamında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Suudi Arabistan-Mısır-Türkiye koordinasyonu bölgedeki gerilimin azaltılmasına nasıl destek sağlıyor?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 19 Aralık 2024’te yeni idari başkentte düzenlenen Gelişen Sekiz Ülke Ekonomik İşbirliği Zirvesi kapsamında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 19 Aralık 2024’te yeni idari başkentte düzenlenen Gelişen Sekiz Ülke Ekonomik İşbirliği Zirvesi kapsamında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önümüzdeki hafta Suudi Arabistan ve Mısır'a yapacağı ziyaret, Riyad, Kahire ve Ankara arasındaki üçlü koordinasyonun, ulusların egemenliğini ve istikrarını tehdit eden çeşitli tehlikelerle mücadelede üç ülkenin aktif rollerine olan bağımlılıkla birlikte, bölgedeki krizlerin yatıştırılmasında ne ölçüde olumlu bir etki yaratacağı konusunda soruları gündeme getiriyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı, 3 ve 4 Şubat tarihlerinde Suudi Arabistan ve ardından Mısır'ı ziyaret edecek. Anadolu Ajansına (AA) göre, bu ziyaret sırasında Filistin sorunu ve Suriye'deki gelişmelerin yanı sıra "Ankara ile Riyad ve Kahire arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi" konularına odaklanarak bölgesel meseleleri ele alacak.

Ziyaretin Suudi Arabistan'da düzenlenecek Suudi-Türk İş Forumu ile başlaması ve ardından Mısır'da benzer bir forumun düzenlenmesi planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan gözlemci ve uzmanlara göre üç ülke bölgedeki birçok krizin, özellikle de Gazze Şeridi'ndeki durumun çözümünde büyük etkiye sahip. Suudi Arabistan ve Mısır'ın Arap davalarını destekleme ve bölgedeki birçok ülkenin karşı karşıya kaldığı bölünme senaryolarıyla mücadele etme vizyonunu benimsediğini ve Türkiye ile koordinasyonun sükunetin yolunu açabileceğini belirttiler.

Erdoğan'ın Kahire ziyareti, Mısır-Türkiye ilişkilerindeki son gelişmeleri yansıtacak. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, Eylül 2014'te Türk Cumhurbaşkanı'nın daveti üzerine Ankara'yı ziyaret etmiş ve bu ziyaret, Erdoğan'ın aynı yılın 14 Şubat'ında Kahire'ye yaptığı ziyarete bir karşılık niteliğinde olmuştu.

O dönemde Mısır Cumhurbaşkanı, bu ziyareti "bölgesel ve uluslararası alanlardaki kilit rolleri temelinde Mısır ve Türkiye arasında yeni bir dostluk ve iş birliği aşamasına başlama arzusunu" yansıttığı şeklinde değerlendirmişti.

Türkiye'de uluslararası ilişkiler alanında araştırmacı Taha Odeh, "Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye" üçlüsünün "bölgedeki birçok krizin, özellikle de Gazze'deki durumun çözümünde büyük bir etkiye sahip olduğuna" inanıyor. Ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasının başlaması ve bölgesel ittifakların yeniden şekillendirilmesine dair görüşmelerin, "özellikle Batı'nın Ortadoğu meselelerindeki varlığının azaldığı bir dönemde, gerilimi azaltmak için üç ülke arasında müzakere ve koordinasyonu gerektiren iki unsur" olduğunu ifade etti.

Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada değerlendirmesine şöyle devam etti: "Bölgedeki çetrefilli sorunlara çözüm bulmak için Suudi Arabistan-Mısır-Türkiye koordinasyonu gereklidir." Ziyaretin, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında bir savunma ittifakı kurulması yönündeki görüşmelerin ardından gerçekleştiğini belirten yetkili, bu adımların "özellikle bölgesel çatışma cephelerinde gerilimi azaltma çabalarını desteklediğini" kaydetti.

Erdoğan, geçen Ekim ayında Gazze için imzalanan Şarm eş-Şeyh barış anlaşmasına katıldı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)Erdoğan, geçen Ekim ayında Gazze için imzalanan Şarm eş-Şeyh barış anlaşmasına katıldı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

AA’nın haberine göre Erdoğan'ın görüşmelerinde, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ı kapsayan ortak bir savunma grubunun kurulmasına ilişkin gelişmelerin yanı sıra, "Gazze ve Suriye'nin yeniden inşası mekanizmaları ve istikrarın sağlanmasına yönelik bölgesel girişimler, Dünya Barış Konseyi de dahil olmak üzere" konuları ele alınacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan'ın değerlendirmesine göre ziyaret, önceden yapılan düzenlemelere rağmen önemli bir zamanda gerçekleşiyor. Türk Cumhurbaşkanı'nın turu, "Mısır, Suudi Arabistan ve Türkiye olmak üzere üç bölgesel sütunla koordinasyon gerektiren bir dizi cephede bölgesel gelişmelerle eş zamanlı olarak geliyor."

Hassan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, "Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır liderliğiyle bölgesel konularda, özellikle Gazze'deki durum, ateşkes planının ikinci aşamasının gereklilikleri, Sudan'daki savaşı durdurma yolları, Somali'ye destek ve egemenliğinin korunması, Libya'daki siyasi çözüm ve Suriye'nin birlik ve istikrarının korunması konularında koordinasyon mekanizmalarını görüşecek" dedi ve ayrıca "özellikle ekonomik düzeyde ikili ilişkileri güçlendirecek" değerlendirmesinde bulundu.

Suudi siyasi analist Halid el-Mecarşi, Suudi Arabistan ve Mısır'ın "Ortadoğu'daki istikrarın iki kanadını temsil ettiğini ve son Arap ve İslam krizleri nedeniyle birçok yükü omuzladığını" belirterek, bu aşamanın üç ülke arasında koordinasyon ve iş birliği gerektirdiğini ve "bölgesel krizlerin yatıştırılması ve çözümlenmesinin yolunu açacak bir Arap-İslam ittifakı kurulması gerektiğini" kaydetti.

El Mecarşi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya devam ederek, Riyad ve Kahire'nin "bölgedeki birçok dış emel ile özellikle Sudan, Somali ve Yemen gibi bir dizi Arap ülkesinin karşı karşıya kaldığı bölünme senaryolarıyla mücadele ettiğini" belirtti ve iki ülkenin "Gazze'deki durumdan başlayarak Arap davalarını destekleme vizyonunu benimsediğini, ayrıca bölge ülkelerinin birliğini ve egemenliğini desteklediğini" ifade etti.