Türkiye’de seçimin ikinci turunun merkezinde milliyetçiler var

Ankara’da Anıtkabir’de toplanan onlarca kişi (AFP)
Ankara’da Anıtkabir’de toplanan onlarca kişi (AFP)
TT

Türkiye’de seçimin ikinci turunun merkezinde milliyetçiler var

Ankara’da Anıtkabir’de toplanan onlarca kişi (AFP)
Ankara’da Anıtkabir’de toplanan onlarca kişi (AFP)

28 Mayıs’ta gerçekleştirilmesi planlanan ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçimi için Ata İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve rakibi Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki rekabette kilit konumda.

Erdoğan, “Ben bu şekilde pazarlık yapmayı seven bir insan değilim” demesinin ardından dün Dolmabahçe’de 2 milyon 800 bin oy oy alan Oğan ile bir araya geldi.

Yeni ittifaklar

Erdoğan ve Oğan görüşmeden önce Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) liderliğindeki Cumhur İttifakı, Oğan’la masaya oturmaya ve taleplerini tartışmaya kapıyı kapatmış görünüyordu. Sinan Oğan, Cumhur İttifakı’nda yer alan Hüda-Par’a atıfta bulunarak, “terör uzantısı” teşkil eden partilerden uzaklaşmak, anayasa maddeleri ve mültecilerin sınır dışı edilmesi gibi şartlar öne sürdü.

Cumhur İttifakı’nın en büyük ortağı olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli, Oğan’ı “fırsatçı aciz” olarak nitelendirdi. Geçmişte, Oğan ve Bahçeli arasında, Bahçeli'nin 2015 seçimlerinden sonra Erdoğan'ın başkanlık sistemini kurma yaklaşımını desteklemeye başlamasıyla derin görüş ayrılıkları ortaya çıktı ve daha sonra Oğan MHP’den ihraç edildi.

AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım önceki akşam katıldığı televizyon programında seçimin hemen ardından oyların yüzde 5,1’ini alan Oğan’ı tebrik ettiğini ancak Cumhur İttifakı’nın kişisel menfaatleri olmadığına dikkati çekerek, çıkarlara yönelik müzakerelerden yana olmadığını söyledi.

Erdoğan’ın Oğan ile görüşmesi, Kılıçdaroğlu’nun Zafer Partisi (ZP) lideri Ümit Özdağ ile görüşmesinden sonra geldi. Sinan Ogan’ı aday gösteren ATA İttifakı’nın ana bileşeni ZP’nin yanı sıra küçük partiler Adalet Partisi, Doğru Parti, Türkiye İttifakı Partisi ve Ülkem Partisi yer alıyor. Kılıçdaroğlu’nun Ümit Özdağ ile Ankara’da gerçekleştiği görüşme bir buçuk saat sürdü. Kılıçdaroğlu Özdağ ile yaptığı ortak basın açıklamasında, “Kendileriyle gayet güzel, verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Türkiye'nin sorunlarını, dünya sorunlarını masaya yatırdık, değerlendirmelerde bulunduk. Aynı zamanda ben Sayın Genel Başkan'la Millet İttifakı'nın liderlerinin görüşlerini, yaptığımız çalışmaları, ortak mutabakat metni konusundaki düşüncelerimizi, anayasa değişikliği ile ilgili düşüncelerimizi konuştuk” ifadelerini kullandı.

Özdağ ise, “Bazı sorularımız vardı, onları sorduk. Ayrıntılı olarak cevaplar aldık ve aldığımız cevaplar çerçevesinde, yetkili kurullarımızda değerlendirmeler yapacağız. Tabii ATA İttifakı'nı oluşturan diğer siyasi partilerin genel başkanlarıyla ve Sayın Sinan Oğan'la bu toplantıdan önce değerlendirme yapmıştık. Sonrasında tekrar yine değerlendirme yapacağız. Ve kısa zaman içinde Türk kamuoyuyla görüşlerimizi paylaşacağız” dedi.

Seçim yarışı kızışıyor

Kılıçdaroğlu ile Erdoğan arasındaki seçim yarışı, ikinci turun yaklaşmasıyla kızıştı. Muhalif aday, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı sebebiyle Atatürk'ün kabri Anıtkabir'e ziyarette bulundu. Kılıçdaroğlu’nun Atatürk’ün mozolesine çelenk bıraktığı sırada binlerce genç de yer aldı.

Kılıçdaroğlu konuyla ilgili Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi, dahili ve harici bedhahlara karşı Türkiye, yine gençleriyle bir tarih yazmaya hazırlanmaktadır. Umudumuzu ve Atatürk’ün gençlere verdiği tarihsel görevi diri tutarak, kararlılıkla yürüyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, Bugün Millî Mücadelenin Başkomutanı, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 104. yıl dönümünün sevincini ve coşkusunu yaşıyoruz. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nızı en içten dileklerimle tebrik ediyorum…   Bu düşüncelerle 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı tekrar tebrik ediyor, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Kurtuluş Savaşımızın bütün kahramanlarını saygıyla anıyorum” diyerek Türkiye kalkındıkça, geliştikçe, büyüdükçe hayallerini gerçekleştirebilmeleri için gençlere daha fazla destek vereceklerini vurguladı.

Erdoğan, yurtdışındaki Türk seçmenleri 24 Mayıs Cumartesi gününe kadar oy kullanacakları cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda sandık başına gitmeye çağırdı. Cumhurbaşkanı Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Milletimizin yurt dışındaki siz temsilcilerinden iradenize bir kez daha güçlü bir şekilde sahip çıkmanızı bekliyorum” dedi.

Erdoğan, CNN ile yaptığı mülakatta cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda halkın Türk demokrasisinin gücünü göstereceğine olan güvenini dile getirerek, ilk turda yüzde 90'a yakın katılım oranı ile dünyada eşi benzeri olmayan bir katılımla demokrasinin gücünü gösterdiklerini bildirdi. Türk mevkidaşını “otokrat” olarak niteleyen ABD Başkanı Joe Biden’ın açıklamasını kınayan Erdoğan, “Birinci tur değil, ikinci tura çıkan bir insandan diktatör olur mu? Bu nasıl diktatörlük” dedi.

Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığına göre Cumhurbaşkanı ayrıca, yeniden seçilmesi halinde Biden yönetimiyle çalışıp çalışmayacağına ilişkin soruya, “Onda hiç şüphe yok. Sayın Biden’la da çalışırım. Eğer Biden değişirse onun yerine gelecek olan kim olursa olsun onunla da çalışırım” yanıtını verdi.



Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
TT

Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)

Irak’ta yürütme ve yasama organları, dün “silahların devletin kontrolünde toplanması” projesine karşı çıkanlara yönelik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulundu. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, silah meselesinin 30 Haziran 2027’ye kadar çözüme kavuşturulmasını öngören anlaşmaya bağlılığını teyit etti.

Irak hükümeti de kurumlarına yasaları uygulama ve “silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin devlet kararlarını engelleyen, bu girişimlere katılan veya katkıda bulunan herkes hakkında cezai şikâyet süreçlerini başlatma” talimatı verdiğini açıkladı.

Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi de iç barışın korunması, hukukun uygulanması ve silahların devletin kontrolünde toplanması amacıyla hükümetin attığı adımlara destek verdiğini bildirdi.

Ankara’dan Irak ve Suriye açıklaması

Öte yandan Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin “komşuları Suriye ve Irak ile sınırlarının güvenliği tamamen sağlanana kadar” bu ülkelerdeki askerlerini tutmaya devam edeceğini söyledi.

Güler, “Kuvvet yapımız ve konuşlanmamız; terör tehdidinin gelişimine, sınır güvenliğimize ve sahadaki gelişmelere göre belirleniyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Iraklı bazı silahlı grupların, silahların devlet kontrolünde toplanması planına katılmayı kabul etmeleri karşılığında öne sürdükleri şartlardan biri de Türk askerlerinin Irak’tan çekilmesiydi.


Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM'ye sunuldu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM'ye sunuldu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile ilgili kanun teklifi, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un imzasıyla TBMM'ye sunuldu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın onayına ilişkin kanun teklifinin parlamentoya sunulmasının, üç kardeş ülke arasındaki stratejik iş birliğinin pekiştirilmesi yolunda önemli bir adım olduğunu belirtti.

Duran, söz konusu stratejik ortaklığın kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi, ortak savunma kapasitesini artırmayı ve bölgede güvenlik ile istikrarı korumayı amaçladığını ifade etti.

Duran, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, bölge ülkelerinin bölgesel meselelerde sorumluluk üstlenmesi ilkesine dayanan Mekke Anlaşması’nın, güvenlik ve dayanışmaya öncelik veren ortak bir iradeyi yansıttığını kaydetti.

Duran, “Anlaşmanın parlamentoda onay sürecinin ülkemiz ve kardeş ülkeler Suudi Arabistan ile Pakistan için hayırlı olmasını temenni ediyor, bu sürece katkı sağlayacak tüm siyasi partilere ve milletvekillerine şimdiden teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

vfghy
Hakan Fidan ve Faysal bin Ferhan, pazartesi günü yaptıkları telefon görüşmesinde bölgesel meseleleri ve Husilerin saldırılarını ele aldı (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Parlamento kaynakları, şu anda çalışma ziyareti için Kırgızistan’da bulunan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un Türkiye’ye dönüşünün ardından kanun teklifini, eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu başkanlığındaki Dışişleri Komisyonu’na sevk edeceğini bildirdi. Teklif, komisyonda ele alınmasının ardından onaylanmak üzere Genel Kurul’a sunulacak.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, imzacı ülkelerden herhangi birine yönelik saldırının üç ülkeye yapılmış bir saldırı sayılması gibi önemli hükümler içeriyor. Bu düzenleme, NATO Antlaşması’nın 5. maddesini andırıyor.

Anlaşmada ayrıca ortak silah üretimi, savunma sanayisi şirketleri arasında teknoloji paylaşımı, askerî eğitim ve ortak tatbikatlar, uzman askerî personelin yetiştirilmesi, istihbarat paylaşımı ve terörle mücadele alanlarında iş birliğine ilişkin hükümler bulunuyor.

Kanun teklifinin parlamentoya sunulmasından bir gün önce Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile bölgesel güvenlik meselelerini görüştü.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre pazartesi günü telefonla gerçekleştirilen görüşmede iki bakan, Husilerin Suudi Arabistan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılarına odaklandı.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Husilerin saldırılarını sert bir dille kınadı. Erdoğan, Husilerin Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na düzenlediği saldırının aralarında umrecilerin de bulunduğu çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine ve yüzlerce kişinin yaralanmasına yol açtığını söyledi.

csdfghy
Erdoğan, pazartesi akşamı Türkiye’de köy muhtarlarıyla yaptığı toplantıda konuşurken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, pazartesi gecesi ile salıyı bağlayan saatlerde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde köy muhtarlarıyla yaptığı toplantıda konuştu. Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıların bölgedeki gerilimi ciddi ölçüde artırdığını belirten Erdoğan, Suudi Arabistan’ı “dost ve kardeş ülke” olarak nitelendirdi.


Türk yönetmen Çatak Şarku’l Avsat konuştu: Politik sinema dünyanın bilincini uyandırıyor

Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
TT

Türk yönetmen Çatak Şarku’l Avsat konuştu: Politik sinema dünyanın bilincini uyandırıyor

Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).

Türk yönetmen İlker Çatak, Sarı Zarflar filminin başrol oyuncusu Özgü Namal ile sanatsal iş birliğinin, henüz 15 yaşındayken annesiyle birlikte İstanbul’da izlediği bir tiyatro oyununa dayandığını söyledi. O dönem Namal’ın sahnedeki varlığından çok etkilendiğini anlatan Çatak, genç bir oyuncu olmasına rağmen sahnede herkesten daha güçlü bir etki bıraktığını belirtti. Gösterinin ardından annesiyle uzun süre Namal’ın yeteneği hakkında konuştuğunu aktaran yönetmen, oyuncunun sonraki yıllarda yıldızlaşma sürecini de yakından takip ettiğini ifade etti.

Çatak, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Sarı Zarflar filminin hazırlıkları sırasında oyuncu seçimi direktörünün Özgü Namal’ı önermesiyle eski anısının yeniden aklına geldiğini söyledi. Namal’ın oyunculuğu bırakmış olabileceğini düşündüğünü belirten yönetmen, oyuncunun İstanbul’dan uzakta, kırsal bir bölgede yaşadığını ancak projeyi görüşmek üzere kendisiyle buluşmaya geldiğini anlattı. Bu görüşmenin Namal’ın yeniden oyunculuğa dönme isteğiyle aynı döneme denk geldiğini kaydeden Çatak, yıllardır performansının izini taşıdığı bir oyuncuyla çalışma fırsatı bulduğunu dile getirdi.

Sarı Zarflar, El Gouna Film Festivali kapsamında gösteriliyor. Film, Türkiye’de sanatla uğraşan Derya ve Aziz adlı evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Tiyatro oyunlarının açılışında yaşanan bir olayın ardından hayatları altüst olan çift, devletin hedefi haline geliyor. İnançlarından ödün vermeden ayakta kalmaya çalışırken günlük hayatın gerekliliklerini de karşılamak zorunda kalan ikilinin evliliği giderek artan baskılarla karşı karşıya kalıyor. Ergenlik çağındaki kızları ise babasının geri adım atmayı reddeden tutumuyla annesinin ailenin geleceğini güvence altına alma çabası arasında sıkışıp kalıyor.

Türk yönetmen, Özgü Namal ve Türk oyuncu Tansu Biçer’i seçmesinde ikisinin de tiyatro geçmişine sahip olmasının önemli rol oynadığını belirtti. İstanbul’da küçük bir tiyatro işleten Biçer’in sahne konusunda geniş deneyime sahip olduğunu vurgulayan Çatak, ortak seçmeler sırasında iki oyuncunun birbirleriyle kurduğu uyumun kısa sürede ortaya çıktığını söyledi. İkilinin birlikte sergilediği performansta aradığı ilişkiyi gördüğünü kaydeden yönetmen, oyuncuların birbirlerine doğal biçimde karşılık verebildiklerini ve böylece evlilik sahnelerinin senaryodaki diyalogların ötesinde bir canlılık kazandığını ifade etti.

cd vdf
Yönetmen, politik temalı filmler yapmayı tercih ediyor (Yapım şirketi)

Çatak, başrol oyuncularına diyalogları şekillendirme konusunda geniş özgürlük tanıdığını, kelimeleri değiştirmelerine ve kendi ifadelerini kullanmalarına izin verdiğini anlattı. Oyuncuların deneyimlerinin, sahnenin anlamını koruyarak bunu başarabileceklerine dair kendisine güven verdiğini belirten yönetmen, onlarla çalışmayı Lionel Messi gibi bir futbolcuyla sözleşme yapmaya benzetti.

Çatak, bu düzeyde bir yeteneğe sahip olmanın yönetmene de sorumluluk yüklediğini belirterek oyuncuların kendilerini ortaya koyabilecekleri koşulları sağlamanın önemine dikkat çekti. Herkesin önceden belirlenmiş bir yaklaşımın dışına çıkmaktan çekinmeden konuşabildiği ve öneriler sunabildiği bir çalışma ortamı oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Bu güvenin kendi çalışma biçimini de etkilediğini söyleyen Çatak, oyuncuların çalışma sırasında ortaya koyduklarını dinlemeye ve farklı önerilere daha açık hale geldiğini dile getirdi. Oyuncunun duygusuna nasıl ulaştığını çözümlemesine ya da kullandığı yöntemleri açıklamasını istemesine gerek duymadığını belirten yönetmen, kamera karşısında ikna edici bir sonuç elde edilmesini yeterli bulduğunu ifade etti.

Başrol oyuncularının hayatlarını oyunculuğa adadıklarını ve mesleklerine ilişkin önemli bir birikim edindiklerini kaydeden Çatak, bu nedenle performanslarına ilişkin kararları kendilerinin verebilmesi için onlara gerçek bir alan açılması gerektiğini söyledi. Yönetmene göre oyuncunun özgürlüğü, öncelikle senaryonun sağlamlığına dayanıyor. Karakterin neyi savunduğunu ve neyin peşinde olduğunu açıkça bilen oyuncu, sahnenin bütünlüğünü bozmadan kendi kelimeleriyle kendini ifade edebiliyor.

Filmlerinde yıldız oyunculara yer verme konusuna da değinen Çatak, tanınmış isimlerle çalışmayı bir zorunluluk olarak görmediğini ancak bu isimlerin filmin daha geniş kitlelere ulaşma ihtimalini artırdığının farkında olduğunu söyledi. Batı toplumlarında izleyicilerin belirli oyuncuları tanıyabildiğini, buna karşılık başka ülkelerdeki önemli yeteneklerin yıllarca ortaya koydukları eserlere ve mesleklerine yaptıkları katkılara rağmen yeterince bilinmeyebildiğini belirtti.

Geçen yıl Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan filmin çekim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çatak, önceki filmi Öğretmenler Odası ile Oscar yarışına ilişkin kampanya sona erdikten sonra çekimlere başladığını anlattı. Bu süreçte enerjisinin büyük bölümünü tükettiğini hissettiğini belirten yönetmen, aynı zamanda kariyerinin en büyük prodüksiyonuna hazırlanıyordu.

cd
Türk yönetmen İlker Çatak (Yapım şirketi)

Filmde diyaloglu rollerde yaklaşık 60 oyuncunun yer almasının geniş kapsamlı bir organizasyon gerektirdiğini vurgulayan Çatak, çok sayıda ayrıntıyı takip etmek zorunda kaldığını söyledi. Bunun yanı sıra kamera önünde olup bitenlere, sahnelere ve karakterlere odaklanması gerektiğini belirten yönetmen, yoğun iş yükünün çekim sürecini daha da zorlaştırdığını ifade etti.

Alman ekip ile Türk oyuncuların bir arada çalışmasının da süreci güçleştirdiğini anlatan Çatak, iki dili konuşabilen sınırlı sayıdaki kişiden biri olduğu için çeviri yapmak ve talimatları aktarmak gibi sorumlulukların önemli bölümünü üstlendiğini kaydetti.

Çatak, Öğretmenler Odası filmini tamamlamadan önceki dönemi de hatırlatarak kariyerinde hangi filmlere yer vermek istediğini ve yıllar sonra geriye dönüp baktığında nasıl bir filmografiye sahip olmayı arzuladığını düşünmeye başladığını söyledi.

Bazı sanatsal tercihlerin bir izleyici tarafından başarılı bulunurken bir başkasını rahatsız edebileceğini belirten Çatak, bir filmin nasıl karşılanacağını yapım aşamasında kesin olarak bilmenin mümkün olmadığını ifade etti. Bununla birlikte politik bir duruş taşıyan filmler yapmayı tercih ettiğini vurgulayan yönetmen, yaşadığımız dünyada toplumsal bilince ihtiyaç duyulduğunu düşündüğünü söyledi. Çatak, her sanatçının kendi eserlerinin niteliğini belirleme hakkına da saygı duyduğunu dile getirdi.

Çalışmaları sırasında bu özgürlük alanını aradığını ve filmleri hakkında farklı görüşlerin ortaya çıkmasını doğal karşıladığını belirten Çatak, yeni bir fikri denemenin onun reddedilmesi ihtimalini de göze almayı gerektirdiğini söyledi. Yönetmen, risk alma isteğinin Sarı Zarflar filmindeki sanatsal kararlarının ardındaki temel motivasyonlardan biri olduğunu sözlerine ekledi.