Erdoğan ve Suriyelilerin tutumlarındaki farklılık

Şam’da hayal kırıklığı, Kamışlı’da endişe ve İdlib’de sevinç…

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Erdoğan ve Suriyelilerin tutumlarındaki farklılık

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

İbrahim Hamidi

Suriyelilerin Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine bölgedeki diğer ülkelerden daha fazla ilgi göstermesi, anlaşılır bir durum. Zira Türkiye, Suriye’den yaklaşık bin kilometre uzaklıkta bir komşu ülke. Üstelik topraklarında yaklaşık 4 milyon Suriyeli mülteci barındırıyor ve ordusu Suriye’nin kuzeyinde ve yarısı yerinden edilmiş 4 milyon Suriyelinin bulunduğu yerleşim bölgelerinde varlık gösteriyor.

Bununla birlikte bu Suriyeli ilgi, tek ve birleşik değil. Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimleri, ayrışmayı görünür kılan yeni bir vesile oldu. Suriyeliler, son on yıl içerisinde derinleşen Suriye parçalanmasında olduğu gibi Türkiye “oyları” konusunda da ayrışmış durumdaydı.

Recep Tayyip Erdoğan, 13’üncü cumhurbaşkanı. Erdoğan, sarayın anahtarını yine Erdoğan’a teslim etti. Cumhuriyet devrinin ilk yüz yılından ikinci yüzyılına yumuşak bir geçiş yapıldı. Bu, önümüzdeki beş yılda her kesimden Suriyelinin birlikte yaşamak zorunda olduğu bir gerçekliktir. Bu noktada çok sayıda soru ve beklenti, az sayıda cevap ve rahatlama içeren üç Suriyeli yönelimden bahsedilebilir.

“Suriyeli ilgi, tek ve birleşik değil. Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimleri, bölünmeyi gözler önüne seren yeni bir vesile oldu. Suriyeliler, son on yılda derinleşen Suriye parçalanmasında olduğu gibi Türk “oylarında” da ayrışmış durumdaydı”

Öncelikle Şam’ın tutumunu ele alalım. Bilindiği üzere Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’e (İran’ın da katılımıyla) üçlü bir Suriye-Türkiye-Rusya zirvesi düzenlemesi için çok baskı yaptı. Esed, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerî varlığını çekmediği, çekilme sözü vermediği ya da çekilme için bir takvim belirlemediği sürece bu görüşmeyi kabul etmediğini belirtti. Bununla birlikte Esed’in itirazının asıl sebebi, hasmı Erdoğan’ın bir kez daha cumhurbaşkanı olmasına destek vermek istememesidir. Esed, Şam ile ittifakı ve bağlantısı olan rakip aday Kemal Kılıçdaroğlu üzerine oynuyordu.

Putin ile Hamaney’in baskısı altında Esed, Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad’ın Türkiyeli mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile Moskova’da görüşmesini onayladı. Pratikte Suriye-Türkiye normalleşmesi, bir çekilme veya çekilme taahhüdü olmaksızın/olmadan önce güvenlik düzeyinden siyasi düzeye taşındı. Bu, Esed’in Putin’e bir armağanıdır.

Şimdi Türkiye’nin 13’üncü cumhurbaşkanıyla durum ne olacak? Kuvvetle muhtemel Rusya ve İran, Suriye-Türkiye yakınlaşmasını üst düzeye çıkarmak için baskı yapacaktır. Ama bir farkla: Erdoğan şu an zaman ve sandık baskısı altında değil. Zaten Çavuşoğlu da birkaç gün önce terör tehdidi ortadan kalkana kadar Türk ordusunun Suriye’de kalacağını söylememiş miydi? Yeni bir gerçeklik mevcut: Erdoğan yıllardır sahnede. Esed de öyle. Ve ikisi de Putin’e muhtaç. Mesele, bu iki aktörün yeni gerçeklik karşısında nasıl bir tavır alacağıdır. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığı analize göre sorunun cevabı kısmen Putin’de. Tabi o da Suriye meselesini düşünmek için Ukrayna savaşından başını kaldırabilirse...   

“Şimdi ne olacak? Kuvvetle muhtemel Rusya ve İran, Suriye-Türkiye yakınlaşmasını üst düzeye çıkarmak için baskı uygulayacaktır. Ama bir farkla: Erdoğan şu an zaman ve sandık baskısı altında değil”

İkinci olarak Kamışlı’daki durumu bakalım. Suriye Kürtlerinin gözü de “Osmanlı Sultanı”nın saraydan çıkmasındaydı. Bu temenninin de ötesinde, Erdoğan’ın gideceğine ve yerine Kürtlerin ve Alevilerin müttefiki olan rakip adayın geleceğine dair bir inançtı.

Şam’da nasıl hayal kırıklığı yaşanıyorsa Kamışlı’da da öyle bir tedirginlik hâkim. Türkiye’nin 13’üncü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin kuzeydoğusunda “terörle mücadele etme” ve PKK’nın Suriye’deki kolu YPG ve onun müttefiki olan ABD güçleriyle savaşma yetkisine sahip olduğunu düşünüyor.

Bu birinci durum. İkincisi de şu: Suriye’de Fırat’ın doğusunda yer alan ABD’ye göre Erdoğan, önümüzdeki yılların bir gerçekliği. Erdoğan; Rusya’yla ilişki, NATO ve Ukrayna savaşı özelinde denklemin bir parçası.

Olası senaryolardan biri, Erdoğan’ın Fırat’ın doğusunda askerî olarak hareket etmekte ve ABD’nin Kürt müttefiklerine baskı yapmakta serbest olmasıdır. Bir diğer senaryo da Rusya’nın, ABD’nin müttefiklerine karşı bir Suriye-Türkiye mutabakatı için baskı yapmasıdır. ABD’nin müttefikleri derken Suriye Demokratik Güçleri’ni kastediyoruz.

“Erdoğan’ın zaferi, muhalifler ve mülteciler tarafından kutlamalarla karşılandı. Birçok anlaşmanın ve jeopolitik hesabın olduğu Arap, bölgesel ve uluslararası denklemler arasında hissettikleri duygular ve yaptıkları hesaplarda haklı olup olmadıklarını günler gösterecek”

Üçüncü olarak halkı, yerinden edilmişleri ve mültecileri açısından İdlib’deki duruma bakalım. Erdoğan’ın zaferinin ilanından sonra Türkiye’deki pek çok Suriyeli mültecinin ilk tepkisi, rahat bir nefes almak oldu. Türkiye’deki muhalefetin söylemi, Türkiye’de bulunan yaklaşık 4 milyon Suriyeli ve Suriye’nin kuzeyindeki benzerleri arasında korku ve endişeye sebep oldu. Onların gözünde Kılıçdaroğlu’nun kazanması demek, geri dönmeleri için mültecilere yönelik baskı ve muhalefetin aleyhine olarak Şam ile iş birliği demekti.

Erdoğan’ın zaferi, muhalifler ve mülteciler tarafından kutlamalarla karşılandı. Birçok anlaşmanın ve jeopolitik hesabın olduğu Arap, bölgesel ve uluslararası denklemler arasında onların hissettikleri duygular ve yaptıkları hesaplarda haklı olup olmadıklarını önümüzdeki günler gösterecek. Bu konuda yapılan planlardan biri, Suriyelilerin “gönüllü ve güvenli bir şekilde” ülkelerine dönmeleri için Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’nin etkin olduğu bölgelere konutlar inşa etmek için yapılacak Türk-Arap iş birliğidir.

“Türkiye; Libya, Irak, Suriye ve başka yerlerde birçok Arap sahnesine müdahil oluyor. Kimilerine göre yayılmayı ve “derinliklere nüfuz etmeyi” durdurma noktası, Suriye’dedir”

Erdoğan’ın zaferinin Suriye’ye yansımaları çok. Şam’ın Arap Birliği’ne dönüşü ve Esed’in Cidde’deki Arap zirvesine katılımıyla yeni bir ivme kazanan ‘Şam ile normalleşme treni’ muhtemelen hız kazanacak. Türkiye; Libya, Irak, Suriye ve başka yerlerde birçok Arap sahnesine müdahale ediyor. Bazıları, yayılmayı ve “derinliklere nüfuz etmeyi” durdurma noktasının Suriye’de ve bu denklemin ortağı olan Şam’da olduğunu düşünüyor. Onlara göre “Suriye devletini” güçlendirmek ve Şam’daki Arap rolünü pekiştirmek de bu direnişe katkı sağlayabilir.

Bu yönelimi pekiştiren şeylerden biri, Erdoğan’ın seçimleri kazanmasının ardından bölgedeki normalleşme politikalarından uzaklaşmasıdır. O zaman Suriye, birçok dönüşüm, sürpriz ve anlaşma için bir laboratuvar olacak.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından majalla dergisinden çevrilmiştir.



Suudi Arabistan ve Türkiye’den bölgesel ve küresel gelişmeler üzerine görüşme

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye’den bölgesel ve küresel gelişmeler üzerine görüşme

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün (Salı) Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda bir araya geldi. Görüşmede bölgesel ve küresel gelişmeler ile bu konularda yürütülen çalışmalar ele alındı. Ayrıca liderler, iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin durumu ve iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, görüşmenin başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karşılarken, Erdoğan da ziyaretten ve Suudi yetkililerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti. Erdoğan, Riyad’a gelişinde El-Yemame Sarayı’nda resmi törenle karşılandı.

fedvfedv
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafında Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölge Valisi Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Spor Bakanı Prens Abdülaziz bin Turki bin Faysal, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bandar, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan, Kültür Bakanı Prens Badr bin Abdullah bin Farhan, Devlet Bakanı ve Güvenlik Danışmanı Dr. Musaad el-‘Aiban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasbi, Maliye Bakanı Muhammed el-Ced’an, Yatırım Bakanı Müh. Halid el-Falih, Ulaştırma ve Lojistik Hizmetler Bakanı Müh. Saleh el-Casser ile Türkiye Büyükelçisi Fahd Ebü’n-Nasr katıldı.

bgtbhgt
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın huzurunda tokalaştı. (SPA)

Türk tarafında ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Adalet ve Kalkınma Partisi Başkan Yardımcısı Efkan Ala, milletvekili İsmet Büyükataman, Türkiye’nin Riyad  Büyükelçisi Emrullah İşler, Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Ofisi Müdürü Hasan Doğan ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç hazır bulundu.

dcdc
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’a ulaştığında bölge valisi yardımcısı tarafından karşılandı. (SPA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad’a resmi ziyaret kapsamında bugün (Salı) geldi. Havalimanında kendisini Riyad Bölge Valisi Prens Muhammed bin Abdulrahman, Riyad Belediye Başkanı Prens Faysal bin Abdulaziz bin Ayaf, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasbi, Türkiye Büyükelçisi Emrullah İşler  ve Suudi yetkililer karşıladı.


Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri bölgesel barış ve istikrar için stratejik öneme sahip

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
TT

Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri bölgesel barış ve istikrar için stratejik öneme sahip

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)

Suudi Arabistan’a resmi ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin bölgesel barış, istikrar ve refah açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Erdoğan, İran ve ABD arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduklarını belirterek, gerilimi artıracak adımlardan kaçınılması gerektiğini ifade etti.

Bölgesel güvenlik mekanizmaları önerisi

Erdoğan, krizlerin önlenmesine yönelik bölgesel güvenlik mekanizmalarının kurulması çağrısında bulundu. Ziyaretinin gündeminde, başta Gazze’deki ateşkes ve Suriye’deki durum olmak üzere bölgesel meselelerin görüşülmesi, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve somut adımlar atılması hedeflerinin bulunduğunu aktardı.

Türkiye-Suudi Arabistan İşbirliği

Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye ve Suudi Arabistan’ın tarihi ve köklü ilişkilere sahip iki dost ülke olduğunu belirterek, savunma sanayii işbirliğinin güven tesis etmeyi, kapasiteyi artırmayı ve teknolojiyi geliştirmeyi amaçladığını söyledi. Erdoğan, “Bu ilişkiyi yalnızca ikili gündemle sınırlı görmedik; bu değerli dostluk, bölgemizde barış, istikrar ve refah için stratejik öneme sahiptir” dedi.

fergb
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haziran 2022’de Ankara’daki görüşmeleri sırasında (SPA)

Erdoğan, ekonomik ilişkilerin ötesinde, koordinasyon ve ortak akılla istikrar sağlayacak bir yaklaşımın benimsendiğini ifade ederek, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile önceki görüşmelerde bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alındığını ve ortak çalışmanın artırılmasına yönelik kararlılığın teyit edildiğini söyledi.

İkili ve bölgesel gündem

Cumhurbaşkanı, ziyaretin temel amacının bölgesel konularla ilgili istişareleri derinleştirmek ve ikili ilişkileri ileriye taşımak olduğunu belirtti. Ziyaret kapsamında iş dünyasıyla toplantıların da yapılacağı, ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesinin hedeflendiği vurgulandı.

Gazze’de kalıcı ateşkesin sağlanması, sivillerin korunması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve zorunlu göçlerin sona erdirilmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, ikinci aşama barış planının başarısının ateşkesin güçlendirilmesine ve yeniden imar çalışmalarına bağlı olduğunu söyledi. Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak bu süreçte aktif rol oynayacağını belirtti.

efgthju
Erdoğan, geçen ekim ayında Gazze’de barış için Şarm El-Şeyh Anlaşması’na katılmıştı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve yerinden edilmeleri sona erdirmeden herhangi bir çözümün mümkün olamayacağını vurguladı. Ateşkesin güçlendirilmesi, insani yardımların ulaştırılması ve yeniden imarın acilen başlatılması gerektiğini söyledi. BM Güvenlik Konseyi kararına uygun olarak İsrail’in Gazze’den kademeli şekilde çekilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin bu süreçte aktif rol oynayacağını ifade etti.

Güvenlik ve insanî önlemler

Erdoğan, barış gücü veya uluslararası misyon tartışmalarına ilişkin olarak, bu tür mekanizmaların yalnızca sivilleri koruma, insani yardımları ulaştırma ve kalıcı barışı sağlama amacıyla anlamlı olacağını ifade etti. Türkiye’nin gerekli koşullar sağlandığında, Gazze’de barışı sağlamak için askerî katkı da dahil olmak üzere her türlü desteğe hazır olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı, çözümün tek bir ülkenin veya tarafın varlığıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, barış planının doğru koşullar, doğru otorite ve doğru hedefler üzerine kurulması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, çözümün meşruiyet kaynağının yalnızca Filistin halkının iradesi olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin rolünün, kalıcı ateşkes, adil barış, insani yardımlara erişim ve yeniden imar ile siyasi çözümü desteklemek olduğunu söyledi.

Suriye’de barış ve birlik

Erdoğan, Suriye’de hükümet ile “Suriye Demokratik Güçleri” arasındaki uzlaşma çabalarına değinerek, ülkenin savaş ve bölünme yıllarının ağır bedellerini ödediğini belirtti. Türkiye’nin önceliğinin Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak, ulusal birliği güçlendirmek ve devlet otoritesini tüm ülkeye yaymak olduğunu vurguladı.

evfedrv
Erdoğan, 24 Mayıs 2025’te Dolmabahçe Sarayı’nda Şara’yi kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı, çatışma bölgelerinin daraltılması ve sağlanan anlaşmaların ilerleme kaydettiğini, ancak saha gelişmelerinin tek başına kalıcı kazanımlar için yeterli olmadığını ifade etti. Toplumsal uzlaşının sağlanması ve merkezi hükümete destek verilmesinin önemine işaret eden Erdoğan, bunun kuzeydoğu Suriye’den güneyine, sahil bölgelerinden tüm ülkeye uygulanması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, Suriye’nin komşularına tehdit oluşturmayan, terör örgütlerine alan açmayan ve tüm toplumsal bileşenlerini eşit vatandaşlık temelinde kucaklayan bir ülke olmasının bölgesel istikrar açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Türkiye’nin bu sürece Suudi Arabistan ve diğer dost ülkelerle birlikte aktif destek sağlayacağını belirtti.

Sudan’da barış çabaları

Sudan’daki savaşın bininci gününe yaklaşılırken Erdoğan, Türkiye’nin diplomatik çabalarla barış ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin Sudan’da güvenilir bir dış aktör olarak mevcut çabaları güçlendirdiğini belirten Erdoğan, TİKA ofisinin ve Türk Ziraat Bankası şubesinin açılması, THY seferleri ile bölgesel bağlantının artırıldığını ifade etti.

Türkiye’nin insani yardımlar kapsamında Sudan’a 12 bin 600 ton malzeme ve 30 bin çadır gönderdiğini hatırlatan Erdoğan, tarım, madencilik ve enerji alanlarındaki iş birliğinin sürdüğünü ve yeniden imar çalışmalarının değerlendirildiğini söyledi. Erdoğan, Türkiye’nin Suudi Arabistan, ABD ve Mısır ile iş birliğine de önem verdiğini belirtti.

Somali ve İsrail’in tanıma kararı

Erdoğan, İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararının meşruiyetinin olmadığını ve Türkiye’nin Somali’nin toprak bütünlüğünü savunmaya devam edeceğini vurguladı. Erdoğan, Netanyahu hükümetinin eylemlerinin Afrika Boynuzu’nda istikrarı tehdit ettiğini ve bu adımların tüm Afrika kıtasına risk oluşturduğunu belirtti. Erdoğan, bölgesel aktörlerin ve uluslararası kuruluşların bu karara karşı tavır almasını desteklediklerini ifade etti.

İran ve bölgesel arabuluculuk

Erdoğan, ABD-İran geriliminin önlenmesine yönelik olarak Türkiye’nin, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi bölge ülkeleriyle yürüttüğü istişare ve koordinasyon girişimlerine değindi. Türkiye’nin herhangi bir savaşın çıkmasına izin vermeyeceğini, diplomasi ve ortak akılla çözüm üretme ilkesini benimsediğini vurguladı. Erdoğan, Türkiye’nin İran’daki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve istikrarın sağlanmasına önem verdiğini belirtti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, beraberindeki heyetle birlikte Salı günü Suudi Arabistan’a resmi bir ziyaret kapsamında Riyad’a geldi.

Erdoğan’ı Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman bin Abdülaziz, Riyad Belediye Başkanı Prens Faysal bin Abdülaziz bin Ayyaf, refakatçi bakan sıfatıyla Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Suudi Arabistan’ın Türkiye Ankara Fehd Ebu’n-Nasr, Türkiye’nin Riyad Büyükelçisi Emrullah İşler ile bölge polis müdür vekili Tümgeneral Mansur bin Nasır el-Uteybi karşıladı.