Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Cumhuriyeti'nin mesut, muvaffak ve muzaffer olmasının önüne hiçbir emperyalist güç geçemeyecektir

"Önümüzdeki dönemde en büyük hedefimiz, demokrasimizi darbe anayasası utancından kurtarıp Cumhuriyetimizin 100'üncü yaşına yakışır sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasaya kavuşturmaktır"

Recep Tayyip Erdoğan (AA)
Recep Tayyip Erdoğan (AA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye Cumhuriyeti'nin mesut, muvaffak ve muzaffer olmasının önüne hiçbir emperyalist güç geçemeyecektir

Recep Tayyip Erdoğan (AA)
Recep Tayyip Erdoğan (AA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vahdettin Köşkü'nde Cumhuriyet'in ilanının 100. yılı dolayısıyla yapacağı konuşma için kürsüye saat 19.23'te geldi. Erdoğan, Türkiye'de ve yurt dışında yaşayan Türklerin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı tebrik etti.

Dünyanın dört bir yanında Cumhuriyet Bayramı sevincini paylaşanlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Millet olarak bugün gerçekten çok farklı bir gurur ve heyecanı yaşadık, yaşıyoruz. 29 Ekim 1923 yılında ilan ettiğimiz Cumhuriyet'imiz bugün ilk asrını tamamlayıp, adına 'Türkiye Yüzyılı' dediğimiz ikinci asrına yelken açıyor. Şanla, şerefle, sevinçle kutladığımız Cumhuriyet'imizin 100'üncü kuruluş yıl dönümünün ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bu vesileyle bin yıldır mübarek vatan topraklarının müdafaası için toprağa düşen aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Cumhuriyet'imizin banisi, Kurtuluş Savaşı'mızın muzaffer komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm gazilerimizi, Meclisimizin ve ordumuzun tüm kahraman mensuplarını şükranla yad ediyorum. Vatanımızın bekası için sınırlarımız içinde ve dışında fedakarca görev yapan güvenlik güçlerimize Mevla'dan muvaffakiyetler diliyorum." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2000'li yılların başında yaklaşık 13 milyon binaya sahip olduğunu, son 21 yılda bunu ikiye katlayarak 26 milyona yakın binaya ulaştığını söyledi.

Deprem bölgesinde inşa edilen yeni konutlar ve kentsel dönüşüm projeleriyle önümüzdeki dönemde 1,5 milyonu İstanbul'da olmak üzere 6 milyon yeni konutu ülkeye kazandırmayı hedeflediklerini belirten Erdoğan, tarımda 2. Dünya Savaşı sonrası ülkede ekilebilir alan miktarının 14 bin hektar, ekilen alan miktarının 9 bin 500 hektar olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, günümüzde ekilebilir alan miktarının 19 bin 500 hektara, ekilen alanın ise 16 bin 500 hektara yükseldiğini, Cumhuriyet'in ilk yıllarında 3 milyon tonu ancak bulan buğday üretiminin, ekilen alan artışının çok üzerinde bir sıçramayla 8,5 milyon tona çıktığını dile getirdi.

Bundan 70 yıl önce ülkedeki traktör ve biçerdöver sayısı 34 bin iken, 2002'de bu rakamın 981 bine, 2022'de ise 1 milyon 547 bine ulaştığını kaydeden Erdoğan, enerjide 1923'te sadece 32,8 megavat olan ülkenin toplam kurulu gücünün 2002'de 31 bin 846 megavata, bugün yüzde 55'i yenilenebilir enerji kaynaklarından olmak üzere toplam 106 bin megavata yükseldiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide 1923'te gayrisafi yurt içi hasıla 964 milyon lirayken, 2002'de 362 trilyon liraya, 2022 yılında ise 15 katrilyon lira seviyesine geldiğini, dolar bazında, 1923'te 577 milyon dolar olan toplam milli gelirin bugün 1 trilyon dolar seviyesini aştığını kaydetti.

"Uçak gemilerimizi ikiye çıkaracağız"

Kişi başı milli gelir 1923'te 45 dolar iken, 2002'de 3 bin 608 dolara, 2022'de ise 10 bin 659 dolara çıktığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Ticarette 1923 yılındaki ihracatımız özel ticaret sistemine göre 50,8 milyon dolarken 2002'de 36 milyar dolara, geçen yıl 235,2 milyar dolara yükseldi. Bu rakamları birçok farklı başlıkta uzun uzadıya saymak mümkündür. Sadece yakın dönemde şöyle bir hafızamızı yokladığımızda, İstanbul Havalimanı'ndan Avrasya Tüneli'ne, asrın projesi Marmaray'dan dünyada ilk beşe giren Yusufeli Barajı'na, Türkiye'nin otomobili TOGG'dan dünyanın ilk SİHA gemisi -az önce izlediniz- TCG Anadolu'ya... İspanyollarla tekrar bir anlaşma yapacak ve bunun bir üst versiyonunu ülkemize kazandırmak suretiyle uçak gemilerimizi inşallah ikiye çıkaracağız. İnsansız hava araçlarından Karadeniz'deki doğal gaz keşfimize, dış politikadan turizm, kültür, sanayi, teknoloji, güvenliğe kadar her alanda Türkiye'yi Cumhuriyet tarihinin en büyük eser ve yatırımlarıyla buluşturduğumuzu görebiliriz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her biri milletin gurur abidesi olan bu muhteşem eserlerin çoğunu Cumhuriyet'in yıl dönümlerinde hizmete açmaya itina gösterdiklerini, altyapı ve üstyapı yatırımlarının yanı sıra hak ve hürriyetler alanında da ülkeyi dünyanın devler ligine çıkardıklarını anlattı.

"En büyük hedefimiz, demokrasimizi darbe anayasası utancından kurtarmak"

Halkın takdiriyle 16 Nisan 2017'de yeni yönetim sistemine geçerek, cumhurla Cumhuriyet'i, Cumhuriyet'le demokrasiyi kucaklaştırdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, ülkemizin demokrasiyi tüm kurumlarıyla tesis etme ve milli iradeyi tam anlamıyla hakim kılma mücadelesinde bir dönüm noktası olmuştur. Aziz milletim, Gazi Mustafa Kemal'in hayallerini gerçekleştirmiş bir kadro olarak, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla Cumhuriyetimizin ikinci asrına girmiş bulunuyoruz. Cumhuriyetimizi daha nice yıllara, çok daha güçlü, çok daha müreffeh, çok daha itibarlı bir şekilde taşıma azmindeyiz. Önümüzdeki dönemde en büyük hedefimiz, demokrasimizi darbe anayasası utancından kurtarıp Cumhuriyetimizin 100'üncü yaşına yakışır sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasaya kavuşturmaktır. İnşallah diğer hedeflerimiz gibi buna da muvaffak olacağız. Çünkü 'Zafer benimdir diyenlerindir.' Bugüne kadar hep bu anlayışla çalıştık, gayret ettik, mücadele verdik.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, asrın ihaneti 15 Temmuz'dan asrın felaketi 6 Şubat depremlerine kadar karşılaştıkları tüm imtihanları alınlarının akıyla verdiklerini, tarihi eşsiz zaferlerle dolu büyük bir milletin evlatları olarak Türkiye Yüzyılı vizyonunu hayata geçirmekte de kararlı olduklarını söyledi.

"Türkiye Cumhuriyeti'nin muzaffer olmasının önüne hiçbir emperyalist güç geçemeyecektir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet'in 100'üncü yaşının kutlandığı bu tarihi günde bir kez daha tüm dünyaya Vahdettin Köşkü'nden seslenmek istediğini belirterek, şunları kaydetti:

Türkiye Cumhuriyeti'nin mesut, muvaffak ve muzaffer olmasının önüne hiçbir emperyalist güç geçemeyecektir. Yeter ki biz bir olmaya, diri olmaya, kardeş olmaya, hep birlikte Türkiye olmaya devam edelim. Yeter ki biz tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyerek ifade ettiğimiz duruşumuzdan taviz vermeyelim, gerisi Allah'ın izniyle gelecektir, Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak, 40 yılı aşkın siyasi hayatımızın her safhasında olduğu gibi inşallah bundan sonra da Türkiye'ye ve Türk milletine aşkla hizmet etmeyi sürdüreceğiz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu duygularla Cumhuriyet'in banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere istiklal ve istikbal mücadelesinin tüm kahramanlarını bir kez daha saygıyla yad ettiğini, bin yıldır bu toprakların vatan olması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan tüm kahramanlara Allah'tan rahmet dilediğini ifade etti.

Farklı etkinliklerle bu önemli yıl dönümünün hak ettiği şekilde kutlanmasını sağlayan tüm kişi ve kurumlara teşekkür eden Erdoğan, Cumhuriyet'in 100'üncü yılını bir kez daha kutladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hitabının ardından, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca Cumhuriyet'in 100'üncü yılına özel etkinlikler kapsamında İstanbul Boğazı'nda düzenlenen dron, havai fişek ve ışık gösterilerini başlatmak üzere butona bastı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gösterileri eşi Emine Erdoğan ile birlikte izledi.



Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.


Türkiye ve Ermenistan, ABD desteğiyle anlaşmazlıkları aşan iş birliğine yöneliyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ermenistan, ABD desteğiyle anlaşmazlıkları aşan iş birliğine yöneliyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye ve Ermenistan, diplomatik ilişkilerin kesilmesinin üzerinden geçen onlarca yılın ardından, “1915 olaylarının soykırım olduğu iddiaları” ve Dağlık Karabağ meselesi nedeniyle derinleşen anlaşmazlıklara rağmen ilişkileri normalleştirme yönünde yeni bir adım attı.

İki ülke, her yıl 24 Nisan’da Ermenistan ve birçok Batı ülkesinin “Ermeni Soykırımı” olarak andığı olayların anılması sırasında yaşanan gerilim ve karşılıklı açıklamaların yerini bu yıl iş birliği projelerine bırakmaya başladı. Türkiye, söz konusu olayların soykırım olmadığını, Birinci Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’da her iki taraftan da kayıpların yaşandığını savunuyor.

ABD desteğiyle temaslar ve yeni iş birliği

Washington’ın da memnuniyetle karşıladığı süreç kapsamında, Türkiye’nin kuzeydoğusundaki Kars kentinde, Ermenistan sınırına yakın bir noktada iki ülke arasında “Ortak Çalışma Grubu” toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının amacı, Kars ile Ermenistan’ın Gümrü kenti arasındaki demiryolu hattının yeniden onarılması ve işletmeye açılması olarak açıklandı.

dfgt
Türkiye ile Ermenistan arasında, iki ülke arasındaki demiryolu hattının yeniden işletmeye açılmasını görüşmek üzere Kars sınır kentinde gerçekleştirilen toplantıdan bir görüntü (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, salı günü yapılan toplantının, 2021 yılında başlatılan normalleşme süreci çerçevesindeki mutabakatların devamı olduğunu belirtti.

Taraflar, Kars-Gümrü demiryolu hattının mümkün olan en kısa sürede yeniden faaliyete geçirilmesinin bölgesel ulaşım bağlantıları açısından önemine dikkat çekti.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, toplantıyı sosyal medya platformu X üzerinden “bölgesel bağlantı ve barış açısından önemli bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi. Barrack, hattın bir asırdan uzun süredir bölgeyi birbirine bağlayan önemli bir ticaret yolu olduğunu ve son trenin Temmuz 1993’te geçtiğini hatırlattı.

Barrack ayrıca Türkiye ile Ermenistan’ın ekonomik ve toplumsal yakınlaşma yönünde attığı adımları memnuniyetle karşıladığını belirterek, bu sürecin ABD’nin “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Yolu” vizyonu ve 8 Ağustos 2025’te Beyaz Saray’da düzenlenen (ABD-Azerbaycan-Ermenistan) “tarihi barış zirvesi” ile uyumlu olduğunu ifade etti.

Normalleşme süreci

Türkiye, 2020’deki Dağlık Karabağ savaşında Azerbaycan’a güçlü destek vermişti. Buna rağmen 2021 yılında Ermenistan ile normalleşme ve çözüm görüşmelerini başlattı. Bu kapsamda Türkiye, eski Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç’ı özel temsilci olarak atarken, Ermenistan da Meclis Başkan Yardımcısı Ruben Rubinyan’ı temsilci olarak görevlendirdi.

ddvfd
ABD Başkanı Donald Trump’ın ev sahipliğinde Ağustos 2025’te Beyaz Saray’da düzenlenen zirvede, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında el sıkışma anı (EPA)

Geçen yıl Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir barış anlaşması metni üzerinde uzlaşma sağlanması, Türkiye-Ermenistan ilişkilerindeki normalleşme sürecine de ivme kazandırdı. 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından, iki ülke arasındaki Alican-Margara sınır kapısı 35 yıl sonra ilk kez insani yardım geçişi için açıldı.

Üst düzey ziyaretler ve diplomatik temaslar

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2023’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yemin törenine katıldı. Ardından 20 Haziran 2025’te Erdoğan’ın davetiyle Türkiye’ye resmi çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Bu ziyaret, iki ülke arasında üst düzeyde gerçekleşen ilk ziyaretlerden biri oldu.

Paşinyan, ziyaret sırasında Dolmabahçe Sarayı’nda Erdoğan ile görüştü. Ermenistan Meclis Başkanı Alen Simonyan, bu ziyareti “tarihi” olarak nitelendirdi.

sc c vcf
20 Haziran 2025’te İstanbul’da, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katıldığı görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Paşinyan daha sonra yaptığı değerlendirmede, Türkiye ile temasların “çok yapıcı” olduğunu belirterek, somut sonuçlar henüz alınmasa da önemli ilerleme kaydedildiğini söyledi.

Paşinyan, üç yıl önce Ermenistan’ın Türkiye’nin tutumunu öğrenmek için üçüncü ülkeler aracılığıyla iletişim kurmak zorunda kaldığını, ancak bugün doğrudan ve hatta günlük temasların sürdüğünü ifade etti.


Yedi Kule ve Samatya… Tarihi İstanbul’da eşsiz atmosfer ve sonsuz keşif imkânları

Samatya sokakları, birçok ünlü Türk dizisinin sahnelerinin çekildiği yerler arasında yer alıyor (Şarku’l Avsat)
Samatya sokakları, birçok ünlü Türk dizisinin sahnelerinin çekildiği yerler arasında yer alıyor (Şarku’l Avsat)
TT

Yedi Kule ve Samatya… Tarihi İstanbul’da eşsiz atmosfer ve sonsuz keşif imkânları

Samatya sokakları, birçok ünlü Türk dizisinin sahnelerinin çekildiği yerler arasında yer alıyor (Şarku’l Avsat)
Samatya sokakları, birçok ünlü Türk dizisinin sahnelerinin çekildiği yerler arasında yer alıyor (Şarku’l Avsat)

İstanbul’a yapılan her yolculuğun, doğal olarak kentin dünyaca ünlü simge yapılarıyla başlaması beklenir. Bu yapılar, şehrin kimliğini pekiştirirken, binlerce yıllık medeniyetlerin şekillendirdiği tarihsel derinliğiyle de her ziyaretçinin listesinde özel bir yer edinir. Ancak İstanbul, yalnızca ünlü yapılarından ibaret değildir; çok daha fazlasını sunar.

Zengin tarihi sayesinde İstanbul, her biri kendine özgü atmosfer ve keşif imkânları sunan farklı semtleriyle öne çıkar. Her ziyaret, yeni bir deneyim ve keşif fırsatı anlamına gelir.

Bu semtler arasında, şehrin tarihi surları boyunca uzanan Yedikule ve Samatya, İstanbul’un en çekici ve dikkat çekici bölgelerinden ikisi olarak öne çıkmaktadır. Bu bölgeler bir zamanlar imparatorlara ev sahipliği yapmış, farklı dini toplulukların merkezi olmuş ve bugün hâlâ canlı yerel kültürüyle dikkat çekmektedir.

Sokaklarında dolaşan ziyaretçiler, geçmiş medeniyetlerin izlerini, geleneksel dükkânları, tarihi köşkleri ve geleneksel kafeleri bir arada görebilir. Aynı zamanda bu bölgeler, nesilden nesile aktarılan zengin bir mutfak kültürünü de korumaktadır ve bu yönleriyle Türk geleneklerini yansıtan ideal yerlerdir.

Yedi Kule… Kalıcı bir miras

Yedikule (Yedi Kule) Hisarı, İstanbul’un en eski surları boyunca yürüyüşe başlamak için en uygun noktalardan biridir. Bu surlar, kültürel açıdan şehrin en zengin bölgelerinden biri olan Tarihi Yarımada boyunca uzanmaktadır.

Kalenin tarihi 5. yüzyıla, Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu dönemine kadar uzanır. Şehir, çeşitli saldırılara karşı korunmak amacıyla inşa edilmiş, daha sonra Osmanlı döneminde yeni surlar ve kapılar eklenerek genişletilmiştir.

SDVFD
Tarihi Aya Haralambos Kilisesi (Şarku’l Avsat)

Birçok kapıya sahip olan kalede, özellikle ünlü Altın Kapı (Golden Gate) görülmeden geçilmemelidir. İçeride ziyaretçiler, kaleye adını veren yedi kuleyi, zindanları, silah depolarını ve hazine bölümlerini keşfedebilir. Ayrıca kuleleri birbirine bağlayan koridorlarda yürüyerek Marmara Denizi ve Tarihi Yarımada’nın panoramik manzarasının keyfini çıkarabilirler.

Samatya’ya uzanan yol

Yedikule ziyaretinden sonra keşif Samatya yönünde devam edebilir. Yol boyunca, Rum Ortodoks Aziz Konstantin ve Helena Kilisesi gibi dikkat çekici yapılar yer alır. Bu kilise zarif çan kulesiyle bilinir.

DVF
İstanbul’daki Samatya sokakları (Şarku’l Avsat)

Samatya yakınlarında ayrıca Studios Manastırı kalıntıları bulunur. Daha sonra İmrahor Camii’ne dönüştürülen bu yapı, bölgenin Bizans ve Osmanlı mirasını birlikte yansıtır.

Kutsal taşlardan ortak sofralara: Samatya’nın ruhu

Samatya’ya varıldığında ziyaretçileri, Türk dizilerinde de sıkça yer almış tarihi meydan karşılar. Sıcak ve davetkâr atmosferiyle dikkat çeker.

Bölgede ikinci el kitapçılar, kafeler, restoranlar, tatlı dükkânları ve özgün tarihi ahşap evler bir aradadır. Restore edilerek kafeye dönüştürülmüş bazı köşklerde Türk kahvesi içmek, bölgenin en karakteristik deneyimlerinden biridir. Sokaklarda sıklıkla görülen dost canlısı kediler de bu atmosferin bir parçasıdır.

Yedikule ile Samatya arasındaki eski demiryolu hattı yakınında bulunan Demiryolu İşçileri Kilisesi (Samatya Kilisesi) bugün Süryani cemaati tarafından kullanılmaktadır. Kilise, geç Osmanlı dönemindeki demiryolu işçileriyle olan bağlantısıyla dikkat çeker.

Bölgede ayrıca Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesi ve Aziz Mimas Kilisesi de bulunur. Bu yapılar, Samatya’nın çok kültürlü yapısını açıkça ortaya koyar.

Samatya, geçmişte küçük bir balıkçı köyü iken bugün zengin bir gastronomi merkezine dönüşmüştür. Özellikle taze balıklar ve topik gibi geleneksel mezeler (nohut ezmesi ve karamelize soğanla yapılan ve patates veya unla karıştırılan köfte benzeri bir yiyecek) öne çıkar.

Ekstra önemli yapılar

Balıklı Rum Hastanesi… ve Aya Haralambos (Hagios Charalambos) Kilisesi

İstanbul’da bazı tarihi hastaneler günümüzde de faaliyet göstermeye devam etmektedir. Yedikule ve Samatya’da kültür ve gastronomi keşfinin ardından Balıklı Rum Hastanesi ziyaret edilebilir. Bu kurum, şehrin kültürel ve sosyal hafızasında özel bir yere sahiptir ve Türkiye içinden ve dışından hastalara hizmet vermeye devam etmektedir. Aynı zamanda yaşayan bir müze ve kültürel miras alanı olarak kabul edilmektedir.

Hastane bahçesinde yer alan Aya Haralambos Kilisesi, 18. yüzyılda hastalar ve personel için ibadet yeri olarak inşa edilmiştir. Adını 2. yüzyılda yaşamış ve Ortodoks Kilisesi’nde “salgın hastalıklardan koruyucu” olarak kabul edilen Aziz Haralambos’tan alır.

Bu kilise, veba salgınlarının yoğun olduğu dönemlerde kurulan hastaneye manevi bir koruma ve umut sembolü olarak görülmüştür.