Dışişleri Bakanı Fidan: Vahim olan Batılı ülkelerin Gazze'deki vahşet karşısında tam bir sessizliğe bürünmesidir

Bakan Fidan, Gazze'deki "insanlık dışı saldırıların halen sürmesinin utanç verici" olduğunu belirterek, "Daha da vahim olan İsrail üzerinde nüfuz sahibi Batılı ülkelerin Gazze'deki vahşet karşısında tam bir sessizliğe bürünmeleridir" dedi

Hakan Fidan (AA)
Hakan Fidan (AA)
TT

Dışişleri Bakanı Fidan: Vahim olan Batılı ülkelerin Gazze'deki vahşet karşısında tam bir sessizliğe bürünmesidir

Hakan Fidan (AA)
Hakan Fidan (AA)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakoviç ile Dışişleri Bakanlığındaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Mevkidaşıyla "Gazze'deki İsrail vahşetini de ele aldıklarını" kaydeden Fidan, "Gazze'deki yasa dışı kuşatmanın, insanlık dışı saldırıların halen devam etmesi utanç vericidir." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, "Daha da vahim olan İsrail üzerinde nüfuz sahibi Batılı ülkelerin Gazze'deki vahşet karşısında tam bir sessizliğe bürünmeleridir." ifadesini kullandı.

Batı dünyasını "moral değerlere sahip çıkmaya, Gazze'de alenen işlenen insanlık suçuna ortak olmamaya" çağıran Fidan, "İsrail'in Gazze'deki hukuk tanımazlığı, sivilleri topyekün hedef alması karşısında sessiz kalmak dünyanın başka yerlerinde de hukukun ihlaline yeşil ışık yakmakla eş anlamlıdır." diye konuştu.

Fidan, Türkiye'nin "bu katliamın durması ve bu vahşetin son bulması için yoğun çaba harcadığını" vurguladı. 

"Bosna Hersek'le ticaret hacmimiz 1 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda"

Türkiye'nin Bosna Hersek'le ilişkilerinin giderek geliştiğini söyleyen Fidan, mevkidaşıyla iki ülke ilişkilerinin tüm boyutlarını ele aldıkları görüşme yaptıklarını belirtti.

Fidan, iki ülke arasındaki işbirliğini her alanda derinleştirmek istediklerini yeniden teyit ettiklerini, müzakereleri süren anlaşmaları bir an önce sonuçlandırma hususunda kararlı olduklarını vurguladı.

Bakan Fidan, "Ticaret hacmimiz 1 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda. Tabii ki bunu yeterli görmemekteyiz. Bu rakamı gerçek potansiyelimizi yansıtacak şekilde yükseltmemiz gerekmekte." diye konuştu.

Görüşmede iş çevreleri arasındaki bağları güçlendirmek ve karşılıklı yatırımları artırmak için neler yapabileceklerini konuştuklarını kaydeden Fidan, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadelede Bosna Hersek'ten daha güçlü işbirliği ve somut adımlar beklediklerini hatırlattıklarını dile getirdi.

Fidan, mevkidaşının bu konuda "çok sıcak ve verimli" bir cevap verdiğini söyledi.

"Bosna Hersek, Balkanlar'da kilit bir ülkedir"

"Bosna Hersek, Balkanlar'da kilit bir ülkedir. Bosna Hersek'in huzur ve istikrarı tüm bölge ülkeleri açısından önemlidir." ifadesini kullanan Fidan, Türkiye'nin, Bosna Hersek'te barışın korunmasından sorumlu uluslararası askeri misyonda en fazla asker görevlendiren ülkelerden olduğunu dile getirdi.

Fidan, savunma alanında Türkiye'nin sağladığı katkıların gelecek dönemde de devam edeceğini söyledi.

Türkiye'nin Bosna Hersek'teki meselelere "tüm kesimleri kucaklayan tarafsız bakış açısıyla samimi ve yapıcı bir tutumla" yaklaştığını anlatan Fidan, Bosna Hersek'in toprak bütünlüğüne, birliğine ve egemenliğine desteğini yineledi.

Fidan, mevkidaşıyla görüşmesinde ayrılıkçı söylem ve faaliyetlerin hiçbir tarafın çıkarına olmadığına, bundan en çok Bosna Hersek vatandaşlarının zarar gördüğüne dikkat çektiğini belirtti.

Bakan Fidan, "Ülke içi meseleler, dış müdahaleler olmaksızın yerel siyasetçiler tarafından müzakere ve diyalog yoluyla çözülmesi gerekmekte. Bosna Hersek'in huzuru, istikrarı ve kalkınması için verdiğimiz kararlı desteği bundan sonra da artırarak sürdüreceğiz." şeklinde konuştu.

(AA)
(AA)

"Gazze'nin topyekun hedef alınması karşısında sessiz kalamayız"

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ndeki saldırılarına değinen Fidan, "Direnişi yok etme adına Gazze'nin topyekun hedef alınması, hastanelerin, okulların, camilerin bombalanması karşısında sessiz kalamayız." ifadesini kullandı.

Fidan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Ligi'nin olağanüstü zirvesinde verilen mesajların son derece net olduğunu belirterek, "İsrail saldırılarının hemen durdurulması, iki devletli çözümün bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Orada alınan kararların takipçisi olma, kalıcı barış için hep birlikte çalışma konusunda son derece kararlıyız." dedi.

Bakan Fidan, dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi'nde düzenlenen "Filistin İçin Tek Yürek" temalı zirvede yapılan barış çağrısının "küresel vicdanın sesi" olduğunu vurguladı.

"Gazze'den çıkışlarını sağladığımız 27 hasta ve 12 refakatçi Ankara'ya getirildi"

Gazze'ye insani yardım sevkiyatının tüm hızıyla sürdüğünü belirten Fidan, Dışişleri Bakanlığının ilgili tüm kurumlarla eş güdümün sağlanması, yardımların yerlerine ulaşması için azami gayret gösterdiğini söyledi.

Fidan, şöyle devam etti:

Gazze-Türk Filistin Hastanesi'ndeki hastalar başta olmak üzere, yaralıların tedavisine yönelik yoğun temaslarımız var. Gazze'den çıkışlarını sağladığımız 27 hasta ve 12 refakatçi, Ankara'ya getirilmiş durumdadır. Gazze'de bir sahra hastanesinin faaliyete geçmesine yönelik çalışmalarımız da devam etmekte. Türkiye olarak bizler, Gazzeli kardeşlerimize el uzatmaya, mazlumların sesi olmaya, haklı davalarında Filistinli kardeşlerimizin yanında yer almaya devam edeceğiz.

Kalıcı barışın yolunun "iki devletli çözümü uygulamaktan" geçtiğini vurgulayan Fidan, Gazze'de bir an önce tam ateşkes sağlanması çağrısını yineledi.



Mekke Anlaşması... Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi ilk toplantısını İstanbul’da yapıyor

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalarken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalarken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mekke Anlaşması... Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi ilk toplantısını İstanbul’da yapıyor

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalarken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Ağustos’ta Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalarken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

İstanbul, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında oluşturulan Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi’nin ilk toplantısına pazartesi günü ev sahipliği yapacak.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynakları pazar günü yaptığı açıklamada, toplantının üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarının katılımıyla gerçekleştirileceğini bildirdi.

Toplantıya Suudi Arabistan tarafından Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Genelkurmay Başkanı Korgeneral Feyyad bin Hamid er-Ruayli katılacak. Türkiye’yi ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu temsil edecek.

Pakistan tarafından da Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Savunma Bakanı Hava Muhammed Asıf ve Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir toplantıda yer alacak.

Toplantının gündemi

Kaynaklara göre toplantıda uluslararası güvenlik meseleleri, savunma kapasitesinin geliştirilmesi ve üç ülkenin silahlı kuvvetleri arasında operasyonel düzeyde entegrasyonun güçlendirilmesi ele alınacak.

Savunma sanayisi alanındaki iş birliğinin, ortak üretim ile araştırma-geliştirme faaliyetleri de dahil olmak üzere derinleştirilmesi ve terörle mücadelede ortak çabaların güçlendirilmesi de gündemde olacak.

ty6jy
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Erdoğan ve Şahbaz Şerif, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalanmasının ardından samimi bir sohbet gerçekleştirirken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Kaynaklar, toplantıda Siyasi ve Savunma Stratejisi Komitesi tarafından belirlenecek ortak faaliyet alanlarında çalışmaları yönlendirecek genel sekreterlik yapısı ve diğer ilgili mekanizmaların çerçevesinin belirlenmesinin, ayrıca gelecekte atılacak adımlar için bir yol haritası oluşturulmasının beklendiğini kaydetti.

Anadolu Ajansı’na konuşan kaynaklar, toplantının Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bölgedeki tüm ülkeler açısından önemli fırsatlar sunduğunun vurgulanmasına imkân sağlayacağını belirtti.

Kaynaklara göre anlaşma, güvenlik iş birliği ruhuyla bölgesel meselelerin ele alınmasını, çatışma yerine barış ve refahın önceliklendirilmesini ve güvenlik, barış ve istikrarın güçlendirilmesini hedefliyor.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı 7 Ağustos’ta Mekke’de imzaladı. Anlaşma, üç ülke arasında caydırıcılık, koordinasyon ve savunma alanında entegrasyon ilkelerine dayalı uzun vadeli bir ortaklığa yönelik önemli bir adım olarak değerlendirildi. Anlaşmanın bölgenin ve dünyanın güvenlik ve istikrarına katkı sağlaması hedefleniyor.

Anlaşma, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif tarafından Mekke Ortak Savunma Zirvesi sırasında imzalandı.

Üç ülke, ortak güvenliklerini güçlendirmek, bölgesel ve uluslararası güvenlik, barış ve istikrarı sağlamak ve güvenli ve müreffeh bir gelecek inşa etmek amacıyla anlaşmayı imzaladı.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgede ve dünyada güvenlik, barış, istikrar ve refahın güçlendirilmesinin yanı sıra ortak caydırıcılığın artırılmasını amaçlıyor. Anlaşmaya göre, imzacı ülkelerden herhangi birine yönelik saldırı, tüm taraflara yönelik saldırı olarak kabul edilecek.

Bölgede yeni bir iş birliği kültürünün geliştirilmesini hedefleyen anlaşma, uluslararası hukuka saygı gösteren ve barışçıl iş birliği vizyonunu paylaşan tüm tarafların anlaşmaya katılmasına da imkân tanıyor.

ABD’den destek

ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nın imzalanmasından duyduğu “büyük memnuniyeti” dile getirerek bunu “büyük, cesur ve önemli bir adım” olarak nitelendirdi.

THYJ
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Trump, 16 Ağustos’ta Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın kısa süre önce ‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladığını görmekten büyük mutluluk duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Trump, anlaşmanın “Ortadoğu ülkeleri arasındaki yakınlaşmayı” gösterdiğini ve bu ülkelerin kendilerini daha etkili biçimde savunmalarına olanak sağlayacağını belirtti.


Türkiye ile İsrail arasında karşılıklı sert açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ile İsrail arasında karşılıklı sert açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Ankara ile Tel Aviv, İsrail'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı “antisemitizmle” suçlamasının ardından yeni bir sert açıklama ve karşılıklı suçlama dalgasına girdi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan yalan ve iftiraların, başta Başbakan Binyamin Netanyahu olmak üzere İsrail hükümetindeki yetkililerin korkak ve yozlaşmış zihniyetini yansıttığını” belirtti.

Bakanlık, yaptığı açıklamada, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan ve onu “en sert antisemitlerden biri” olarak nitelendiren açıklamasına yanıt verdi.

9o
Erdoğan, pazar günü Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün mozolesinde Zafer Bayramı'nın yıl dönümü dolayısıyla konuşma yaparken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi;

"İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Sayın Cumhurbaşkanımızı hedef alan yalan ve iftiralar, Netanyahu başta olmak üzere İsrail hükümetinde görev yapan suçluların içinde bulunduğu korkak ve çürümüş zihniyetini yansıtmaktadır.

Gazze'de soykırım işleyerek tüm İsrail halkına tarihi bir utanç yaşatan, ayrıca modern Ortadoğu tarihinde görülmemiş bir yayılmacılık sergileyerek bölgesel ve küresel istikrarsızlığın başlıca sorumlusu olan Netanyahu ve suç şebekesinin sahip olduğu dokunulmazlıklar hem hukuki hem de siyasi bakımdan ortadan kalkmaktadır.

"Uluslararası toplum Netanyahu'nun yalanlarına inanmıyor"

Goebbels'in propaganda makinesine benzer biçimde çalışan İsrail kurumlarının çabaları artık yeterli olmamakta, uluslararası toplum Netanyahu hükümetinin yalanlarına inanmamaktadır. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Netanyahu döneminde işlenen suçların karşısında dürüst ve kararlı bir duruş sergilemiştir. Bundan sonra da gerçekleri savunmaya ve dile getirmeye devam edeceğiz."

Karşılıklı suçlamalar

İsrail Dışişleri Bakanlığı ise Erdoğan'ı antisemitizmle suçladı. Bakanlığın açıklamasında, “Erdoğan, her birkaç günde bir İsrail devletine yönelik vahşi kışkırtmaları tırmandırarak kendi halkına ve bölgeye karşı eylemlerinden dikkati uzaklaştırmaya çalışıyor. Türk demokrasisini yok etti, siyasi muhaliflerini hapse attı, Hamas'ı barındırdı ve destekledi, komşu ülkelere saldırdı. Tarihin en azılı antisemitleri gibi, kendi utanç verici eylemlerinden dikkati uzaklaştırmak için hiçbir temeli olmayan kan iftiralarını yaymaya çalışıyor” denildi.

Gazze'ye destek

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamasına tepki göstererek, " Türkiye'nin itirazı; işgale, zulme, katliama ve uluslararası hukuku hiçe sayan politikalara yöneliktir" dedi.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik açıklamasına sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Duran, şu ifadeleri kullandı:

"İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklaması, gerçeklerle yüzleşmek yerine iftira ve propaganda yoluna başvuran anlayışın ibretlik bir örneğidir.

Her zaman yaptıkları gibi 'antisemitizm' kavramının arkasına saklanarak saldırganlığını, işledikleri soykırımı, savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları perdelemeye çalışıyorlar. Oysa İsrail hükümetinin Gazze'de işlediği suçlara, Filistin halkına yönelik katliamlarına ve bölgeyi istikrarsızlaştıran politikalarına karşı çıkmak insani ve vicdani bir sorumluluktur. Türkiye'nin itirazı; işgale, zulme, katliama ve uluslararası hukuku hiçe sayan politikalara yöneliktir.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Filistin halkının haklı davasını savunmaya, Gazze'deki mazlumların sesi olmaya ve bölgesel istikrarı desteklemeye devam edecektir."

Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yıl dönümü dolayısıyla pazar günü Türk halkına gönderdiği mesajda İsrail veya hükümetinin adını doğrudan anmadan, “İstikrarsızlıktan beslenenlerin provokasyonlarına rağmen Türkiye, devleti ve milletiyle gerçeği, adaleti, barışı ve istikrarı savunmayı sürdürecektir” dedi.

Erdoğan, kaynağı ne olursa olsun adaletsizliği önlemek ve kimliğine bakmaksızın mazlumların yanında durmak için yoğun çaba gösteren Türkiye'nin gerektiğinde bunun bedelini ödemekten çekinmediğini ifade etti.

Dünyada, özellikle de bölgede savaşların, çatışmaların, krizlerin ve siyasi belirsizliklerin arttığına dikkat çeken Erdoğan, “insani değerleri merkeze alan ilkeli ve kararlı politikalarıyla Türkiye'nin öne çıktığını” söyledi.

cd
Netanyahu ve hükümet üyeleri Erdoğan'a yönelik açıklamalarda bulundu; bu açıklamalar son dönemde Ankara-Tel Aviv arasındaki gerilimin tırmanmasına yol açtı (Reuters)

Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim, İsrail'in 18 Ağustos'ta Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib'de bulunan Ebu Zuhur askeri havaalanına yoğun hava saldırıları düzenlemesinin ardından daha da tırmandı. İsrail, saldırıların gerekçesini havaalanına Türk birliklerinin konuşlandırılmasına yönelik hazırlık yapıldığı iddiasıyla açıkladı.

Ankara, 21 Ağustos'ta Netanyahu ile İsrailli Afiq Moskoviç hakkında uluslararası tutuklama emri çıkardı. Karar, İsrail'in geçen mayıs ayında Gazze Şeridi'ne doğru ilerleyen “Sumud Filosu”na müdahale etmesi ve gemilerdeki aktivistleri gözaltına almasına ilişkin soruşturma kapsamında, soykırım suçlamasıyla alındı.


İsrail’den Atina’ya 3,6 milyar avroluk savunma kalkanı

Yunanistan'ın İsrail'den savunma sistemi satın alması (Reuters)
Yunanistan'ın İsrail'den savunma sistemi satın alması (Reuters)
TT

İsrail’den Atina’ya 3,6 milyar avroluk savunma kalkanı

Yunanistan'ın İsrail'den savunma sistemi satın alması (Reuters)
Yunanistan'ın İsrail'den savunma sistemi satın alması (Reuters)

Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin art arda yaşanan gerilim dalgalarına sahne olduğu ve birçok çevrenin bu gerilimin kaçınılmaz bir askeri çatışmaya doğru tırmandığını, bundan kaçınmanın ise adeta mucize gerektireceğini düşündüğü bir dönemde, İsrail ve Yunanistan savunma bakanlıkları 3,6 milyar avro değerinde silah ve askeri hizmet satışına ilişkin bir anlaşma imzalamaya hazırlanıyor.

Savunma şemsiyesi

Anlaşmanın amacı, Yunanistan'ın “Aşil Kalkanı” olarak bilinen ve çok katmanlı bir savunma şemsiyesi oluşturmayı hedefleyen savunma projesini ilerletmek. Proje, Yunanistan'ın hava, füze, deniz ve siber savunma alanlarındaki kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, anlaşmayı pazartesi günü İsrailli mevkidaşı Israel Katz ile birlikte imzalamak üzere Tel Aviv'e geldi.

Anlaşmanın uygulanması, imza tarihinden itibaren 35 ay sürecek. Proje kapsamında İsrail Savunma Bakanlığı ile İsrail ordusuna bağlı büyük savunma şirketleri ve Yunan şirketleri iş birliği yapacak. Yunan şirketleri, toplam proje bedelinin 700 milyon avroluk bölümünü oluşturan bazı İsrail silahlarının üretim ve imalat süreçlerini üstlenecek.

dfgthyj
Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias (AP) 

Şarku’l Avsat’ın Maariv gazetesinden aktardığı habere gör, iki ülke arasındaki müzakereler birkaç ay sürdü ancak Yunanistan'ın bu silahların kullanım sürecini tamamen kendisinin yönetmesi ve İsrail'in herhangi bir müdahalede bulunmaması yönündeki ısrarı nedeniyle anlaşmanın imzalanması birkaç kez ertelendi.

Yunanistan, İsrail'in başlıca askeri müşterilerinden biri. Atina, yıllar boyunca İsrail'den füze, bomba ve insansız hava araçları satın aldı. Ancak Tel Aviv, teknolojilerin düşman ülkelere ulaşmasını engelleyebilmek amacıyla silahların kullanımına yönelik denetim mekanizması oluşturmak istedi. Yunanistan ise bu talebi reddetti.

2030 Gündemi

Tel Aviv'deki askeri kaynaklar, Jerusalem Post gazetesine yaptıkları açıklamalarda, “Aşil Kalkanı” projesinin Yunanistan'ın “2030 Gündemi” başlıklı planının bir parçası olduğunu ve planın “Türkiye ve İran'dan gelebilecek olası tehditlere” karşı koymayı amaçladığını belirtti.

Bu nedenle Ankara'daki liderlerin İsrail'e yönelik saldırılarının dozunun yükseldiği ifade ediliyor. İsrail ise bu sürece büyük bir istekle yaklaşıyor. Zira ülke, savunma sanayisini hızla geliştirmeye ve kendisini “bölgesel bir süper güç” haline getirmeye çalışırken Akdeniz ülkeleriyle ilişkilerini de güçlendiriyor.

İsrail gazetesi, Yunanistan ile yapılan anlaşmayı “İsrail tarihindeki en büyük askeri ihracat anlaşması” olarak nitelendirdi. Bundan önceki en büyük silah anlaşması Almanya ile yapılmıştı. 2023'te imzalanan anlaşma, İsrail'in füze savunma sisteminin ilk kez yurt dışına satılmasını içeriyor ve 3,5 milyar dolar değerindeydi.

David's Sling

Yunanistan ile yapılan anlaşma, çok katmanlı ve entegre bir savunma ağı kurulmasını öngörüyor. Bu kapsamda ağır ve balistik füzeleri önlemek amacıyla “David's Sling” sistemleri, insansız hava araçlarına karşı kullanılmak üzere mobil SPYDER sistemleri ve uçaklarla füzelere karşı savunma amacıyla tasarlanan “Barak MX” sistemi Yunanistan'a satılacak.

Anlaşma ayrıca sistemlerin işletilmesi ve fırlatma operasyonlarının yönetilmesi amacıyla Yunanistan'da bir komuta ve kontrol merkezi kurulmasını da kapsıyor. Bu merkez, İsrail'de kullanılan sisteme benzer şekilde yapay zekâ yeteneklerinden yararlanacak.

ytju
“David’s Sling” hava savunma sistemi (Arşiv – Reuters)

Anlaşmanın ayrıntılarına göre İsrail'in Rafael, Elbit, Elta ve Spark savunma şirketleri ile İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii (IAI), Yunanistan'a Heron 1 ve VIP Bat tipi savaş dronları, SAR tipi küçük uzay uyduları ve düşman insansız hava araçlarına karşı kullanılacak anti-drone sistemleri sağlayacak.

Anlaşma ayrıca üç adet Millennium C-390 nakliye uçağı, ABD yapımı Apache helikopterlerinde lazerle etkinleştirilen Hellfire füzeleri ve “yarı denizaltı” olarak tanımlanan 10 deniz aracının tedarikini içeriyor. Buna ek olarak İsrail şirketleri, çok sayıda deniz askeri aracının modernizasyonunu ve restorasyonunu gerçekleştirecek.

Gizli savaş

Maariv gazetesi, İsrail ve Yunanistan'ın Türkiye'nin bu anlaşmaya olumlu bakmadığının farkında olduğunu bildirdi. Gazeteye göre Ankara, anlaşmayı kendisine karşı Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail arasındaki askeri ittifakın güçlendirilmesinin bir parçası olarak görüyor.

Gazete ayrıca bunu, İsrail'in Türkiye'ye karşı ekonomik alanda yürüttüğü gizli savaşın bir parçası olarak değerlendiriyor. Bunun özellikle Yunanistan üzerinden Avrupa'ya doğalgaz taşıyacak boru hattı projesinde kendisini gösterdiği, söz konusu güzergâhın Türkiye'den geçen alternatif hatta karşı geliştirildiği belirtiliyor.

Bu nedenle Türkiye yönetimi yeniden İsrail'e yönelik siyasi saldırılara başladı ve İsrail'i, “provokasyonlar” yoluyla bölgenin istikrarını bozmak istemekle suçladı.

İki tarafın çılgınlığı

Tel Aviv'deki çok sayıda uzman, İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin askeri bir çatışmaya sürüklenmesi konusunda uyarıda bulundu. Haaretz gazetesi ise bunu “iki tarafın çılgınlığı” olarak nitelendirdi.

Sağ görüşlü Israel Hayom gazetesinde yazan Profesör Eyal Zisser, “Türkiye ve İsrail aralarındaki yüksek sesli düşmanlıktan kazanç sağlıyor. Bununla birlikte şimdiye kadar sözlerden eylemlere geçme konusunda temkinli davrandılar; çünkü bu, hem mantığa hem de çıkarlarına aykırı” ifadelerini kullandı.

Zisser, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak tırmandığımız yol kaçınılmaz bir çatışma yoludur. Bundan kaçınılacağını hayal etmek zor. Fakat umudumuz, birilerinin son anda bu süreci frenlemesi olmalı.”