Avrupa basını, Erdoğan'ın Almanya ziyaretini yazdı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın günübirlik Almanya ziyareti, farklı açılardan değerlendirildi

Scholz, başbakan seçildikten sonra Türkiye'ye ilk ziyaretini geçen yıl martta yapmıştı (Reuters)
Scholz, başbakan seçildikten sonra Türkiye'ye ilk ziyaretini geçen yıl martta yapmıştı (Reuters)
TT

Avrupa basını, Erdoğan'ın Almanya ziyaretini yazdı

Scholz, başbakan seçildikten sonra Türkiye'ye ilk ziyaretini geçen yıl martta yapmıştı (Reuters)
Scholz, başbakan seçildikten sonra Türkiye'ye ilk ziyaretini geçen yıl martta yapmıştı (Reuters)

Avrupa basını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya ziyaretini yakından takip ediyor.

Berlin hükümetinden yapılan açıklamaya göre, Erdoğan'ın günübirlik ziyaretinde bugün Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier'la görüştükten sonra Başbakan Olaf Scholz'le yemeğe katılması planlanıyor.

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları'nın 7 Ekim'de başlattığı Aksa Tufanı operasyonunun ardından gelen karşılıklı açıklamalarla iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşirken, Avrupa basını da ziyareti farklı açılardan değerlendirdi.   

AFP: "Türkiye, Almanya için önemli oyuncu olduğunu kanıtladı" 

Fransız haber ajansı AFP, Berlin ve Ankara'nın özellikle Gazze savaşında zıt kutuplarda yer aldığına dikkat çekerek, Scholz'ün İsrail'e koşulsuz destek verdiğini, Erdoğan'ınsa Hamas'ın "topraklarını koruma mücadelesi veren bir kurtuluş ve mücahitler grubu" diye tanımladığını hatırlattı.

Analizde, Berlin hükümetinin tansiyona rağmen Ankara'yla ilişkilerini korumaya çalıştığına işaret edilerek, şu değerlendirmeler paylaşıldı: 

Rusya'nın başlattığı savaş sırasında Ukrayna'dan tahıl sevkıyatının yapılmasına aracılık etmesi ve 2015-2016'da Avrupa'ya göçmen akınının hafifletilmesine yönelik kilit bir anlaşmayı onaylaması, NATO üyesi Türkiye'nin önemli bir oyuncu olduğunu kanıtladı.

Almanya'nın ayrıca en büyük Türk diasporasına ev sahipliği yaptığı ve ülkedeki çoğu kişinin Erdoğan'ı desteklediği yazıldı.  

Haberde, Almanya'da iktidar ortağı liberal Hür Demokrat Parti'nin (FDP) genel sekreteri Bijan Djir-Sarai'nin, Scholz'den Erdoğan'la görüşmeyi iptal etmesini istediği de hatılratıldı. 

BBC: "Almanya ve Türkiye'nin birbirine ihtiyacı var"

Birleşik Krallık'ın kamu yayıncısı BBC'nin Almanya muhabiri Damien McGuinness, Berlin'in "Erdoğan'ın ziyaretinde Gazze'deki savaşla ilgili yapacağı herhangi bir yorumun gerilimi tırmandırmasından endişelendiğini" yazdı.

Analizde, II. Dünya Savaşı'ndaki Holokost'tan duyulan tarihi suçluluk nedeniyle İsrail'e desteğin Alman dış politikasının temel taşlarından biri olduğu, sol kesim içinse Filistin davasını savunmanın "totem" haline geldiği belirtildi.

McGuinness, Almanya'da üç milyona yakın Türk kökenli kişinin yaşadığını ve mayıstaki genel seçimlerde diasporadan Erdoğan'a ciddi oranda oy çıktığını hatırlatarak, şu değerlendirmeyi yaptı: 

Almanya ve Türkiye'nin birbirine ihtiyacı var. Almanya, Türkiye için önemli bir ticaret ortağı. Aynı zamanda dünyanın en büyük Türk diaspora topluluğuna ev sahipliği yapıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan için orası bir seçim mücadelesi alanı.

Analizde, Scholz'ün göçmen akınını durdurmak için Türkiye'yle anlaşmayı yenilemek istediği, Ukrayna savaşında da Ankara hükümetinden desteğini artırmasını isteyeceği belirtildi. 

McGuinness, "Scholz, Erdoğan'ın yeniden seçilmesinin ardından mayısta kendisini Berlin'e davet etmişti. Muhtemelen şimdi 'Keşke yapmasaydım' diyordur" ifadeleriyle analizini noktaladı.

Reuters: "Eurofighter Typhoon jetlerinin tedariki sallantıda"

BK merkezli haber ajansı Reuters, Erdoğan'ın Almanya ziyaretinin "Gazze savaşının gölgesinde gerçekleşeceğini" yazdı.

Ajans, Erdoğan ve Scholz'ün görüşmesinde Türkiye'nin satın almak istediği Eurofighter Typhoon jetlerinin de gündeme gelebileceğini aktardı. 

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, dün TBMM'deki komisyon toplantısında bu uçaklardan 40 tane almayı planladıklarını, BK ve İspanya'dan onay çıktığını fakat Almanya'nın ikna edilmesi gerektiğini söylemişti.

Ajansın analizinde, Erdoğan'ın jetler için Scholz'den onay almaya çalışacağı belirtilirken, mevcut durumda bunun mümkün olmayabileceği yorumu yapıldı.

Politico: "Erdoğan, Avrupa'yı sinirlendirmekten çekinmiyor"

ABD'nin önde gelen gazetecilik kuruluşlarından Politico'nun Avrupa bürosunun analizinde, Erdoğan'ın Gazze savaşının başında dengeli bir politika izleyerek arabuluculuk rolü üstlenirken, sonradan yönünü değiştirerek Hamas'ı desteklediği ifade edildi.

Kuruluşun Almanya muhabiri James Angelos, cumhurbaşkanının açıklamalarının ABD ve Avrupa Birliği'nde (AB) geniş yankı bulduğuna dikkat çekerken, Batılı liderlerin Erdoğan'la "kabul edilebilir düzeyde istikrarlı ilişkiler sürdürmeye çalıştığını" yazdı. 

Analizde, "Erdoğan, İslam dünyasının en büyük lideri olmayı arzuluyor, bu yolda Avrupalı ve ABD'li müttefiklerini sinirlendirmekten de çekinmiyor" dendi.

Haberde, New York merkezli düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi'nden Henri J. Barkey'nin şu yorumlarına yer verildi: 

Onu bir nevi şımarttık ve ceza almadan istediği her şeyi yapmasına izin verdik. Karşılık vermiyoruz. Bu yüzden yaptığı yanına kâr kalıyor.

Analizde, Erdoğan'ın Tel Aviv yönetimini Filistinlilere saldırılarından ötürü "faşist" diye nitelediği, Scholz'ünse İsrail'in uluslararası hukuka uygun davrandığını savunarak suçlamaya tepki gösterdiği de hatırlatıldı.

DW: "Asıl soru, ne kadar doğrudan iletişim kurulabileceği"

Almanya'nın kamu yayıncısı DW'nin haberinde, Erdoğan'ın ziyaretinin kapalı kapılar ardında gerçekleşeceğine dikkat çekilerek, güvenlik önlemlerinin artırıldığı ve 500 polis memurunun görevlendirildiği belirtildi. 

Haberde, Erdoğan'ın cumartesi Berlin Olimpiyat Stadı'nda oynanacak Almanya-Türkiye futbol maçına katılımının da iptal edildiği aktarıldı. 

Erdoğan'ın İsrail'e yönelik sert eleştirilerinin Almanya'da geniş yankı bulduğu belirtilirken, ziyaretin iptaline yönelik taleplerin, diyalog isteği karşısında zayıf kaldığı ifade edildi. Berlin yönetiminin davetine, ana muhalefetteki merkez sağ Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) Genel Başkanı Friedrich Merz'in de destek verdiği hatırlatıldı. 

Analizde, iki ülke arasındaki bağlara ilişkin şu değerlendirmeler yapıldı: 

Ekonomik sorunlarla mücadele eden Türkiye, Almanya ve AB'yle iyi iş ilişkilerinden faydalanıyor. Buna karşılık Türkiye, AB'ye göçmen akınını durdurma çabalarında önemli bir ortak haline geldi. Türkiye, Ukrayna ve Rusya arasında olduğu gibi kriz arabuluculuğu da yapabilir. İsrail ve Hamas arasındaki son çatışmalar, Türkiye'nin bu konudaki profilini daha da yükseltti.

DW, her şeye rağmen ülkeler arası diyaloğun korunması taraftarı olduğunu belirten Federal Meclis Savunma Komisyonu Başkanı Marie-Agnes Strack-Zimmermann'ın "Gazze'deki savaşın yayılmaması önemli ve tabii ki Türkiye'nin de burada bir rolü var. Dolayısıyla birbirimizle konuşmak zorundayız. Asıl soru, ne kadar doğrudan iletişim kurabileceğimiz" sözlerini de aktardı.

Independent Türkçe



Türkiye, Suriye-İsrail müzakerelerini yakından takip ediyor ve SDG'nin bölgede yerleşmesine izin vermeyecek

Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)
Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türkiye, Suriye-İsrail müzakerelerini yakından takip ediyor ve SDG'nin bölgede yerleşmesine izin vermeyecek

Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)
Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suriye ile İsrail arasında ABD'nin desteklediği müzakereleri yakından takip ettiğini açıklarken, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bölgede kök salmasına izin vermeyeceğini vurguladı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Paris'te Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile İsrail ve ABD ile devam eden müzakereleri görüştüğünü söyledi. Ayrıca, Suriye-İsrail müzakereleriyle eş zamanlı olarak Paris'te düzenlenen Ukrayna konulu "İstekliler Koalisyonu" toplantısının oturum aralarında ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile de bir araya geldi.

Şöyle devam etti: "Suriye ve Amerika taraflarıyla sürekli istişare halindeyiz ve İsrail ile müzakerelerin geldiği aşama ile Suriye tarafının birkaç gün önce SDG lideri Mazlum Abdi ile yaptığı görüşmelerde elde edilen veya elde edilemeyen sonuçlar da dahil olmak üzere bir dizi konuyu ayrıntılı olarak görüştük."

İsrail'e yönelik eleştiriler

Fidan, Paris toplantısına katılımının ardından yaptığı açıklamalarda, Barrack tarafından üçlü görüşmelerin ilerleyişi hakkında bilgilendirildiğini ve bu konudaki görüşlerini ilettiğini belirtti.

İsrail'in Suriye'deki provokasyonlarının, bölgedeki yayılmacı ve bölücü politikasının bir uzantısı olduğunu vurgulayan Bakan, bölgede istikrarı sağlamak için değerlendirmeler yapmanın ve gerekli önlemleri almanın önemine dikkat çekti.

Bu rolün bölge ülkelerine verildiğini ve İsrail'in Somali bölgesine yönelik son hamlesinin bölgede istikrarsızlık yayma projelerinden biri olduğu düşünüldüğünde, ABD'nin de bu konuda önemli roller oynayabileceğini açıkladı.

Fidan şunları söyledi: “Bunu çok net bir şekilde görüyoruz ve Suriye bizim komşumuz olduğu için orada yaşanan her şey bizi doğrudan ilgilendiriyor. Tüm tarafları tatmin edecek ve istikrarı sağlayacak bir müzakere ve anlaşma için ortak bir zemin bulmayı umuyoruz.”

İki günlük müzakerelerin ardından Suriye ve İsrail, istihbarat paylaşımının koordinasyonunu kolaylaştırmak, askeri gerilimi azaltmak ve diplomatik ilişkileri ve ticari fırsatları teşvik etmek için Amerikan gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurmaya karar verdi.

SDG'ye uyarı

Aynı zamanda, Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, ülkesinin hiçbir terör örgütünün, özellikle de SDG'nin en büyük bileşenlerini oluşturan Kürdistan İşçi Partisi (PKK), Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve Kürt Halkı Koruma Birlikleri (YPG)'nin bölgede kök salmasına veya varlık göstermesine izin vermeyeceğini vurguladı.

Ankara'da dün gece düzenlenen bir etkinlikte Güler, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ve tüm bağlı grupların Suriye dahil tüm bölgelerde terörist faaliyetlerini derhal durdurmaları ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmeleri gerektiğini söyledi.

Güler'in açıklamaları, SDG'nin 10 Mart 2025'te Şam ile imzalanan Suriye ordusuna entegre olma anlaşmasının uygulanmasında hiçbir ilerleme kaydedilmediği ve bunun sonucunda Halep'te SDG ile Suriye ordusu arasında gerginlik yaşandığı duyurulduktan sonra geldi.

Güler şunları söyledi: “Bu sürecin başarılı olmasını içtenlikle istiyoruz, ancak bunun gerçekleşmesi için PKK ve tüm bağlı grupların koşulsuz olarak dağılması ve silahlarını bırakması gerekiyor.”

Halep'te gerilim artıyor

Aynı bağlamda, Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı bugün, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin askeri bölge olduğunu duyurdu ve sivillere bu bölgelerdeki SDG mevzilerinden uzak durmaları çağrısında bulundu.

Operasyon Komutanlığı yaptığı açıklamada, SDG'nin Halep mahallelerine yönelik önemli bir tırmanışa geçmesi ve sivillere karşı bir dizi katliam gerçekleştirmesi üzerine, iki mahalledeki tüm SDG askeri mevzilerinin ordu için meşru askeri hedefler haline geldiğini belirtti.

Suriye televizyonuna göre açıklamada, bölgeyi terk etmek isteyenler için el-Awadi geçişi ve el-Zuhur Caddesi geçişi olmak üzere iki güvenli insani geçişin bugün saat 15:00'e kadar açık tutulacağı belirtildi.

SDG'nin Halep şehrindeki mahallelere yoğun bombardıman düzenlemesi ve bunun sonucunda sivillerin hayatını kaybetmesi üzerine, gece boyunca süren çatışmaların ardından sabah saatlerinde iki mahallenin çevresinde çatışmalar yeniden başladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye haber ajansı SANA’dan aktardığına göre Suriye ordusu, SDG'nin şehirdeki Suryan mahallesine yaptığı bombardımana, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeki ateş kaynaklarını hedef alarak yanıt verdi. Çatışmaların Castello ve el Şihan bölgesinde çıktığını, sivillerin ise iki mahalle ve çevresindeki bölgeleri terk etmeye devam ettiğini kaydetti. Bu arada, sivil savunma ekipleri, SDG'nin aralıklı bombardımanına maruz kalan mahallelerde mahsur kalanların tahliyesini sağlamaya devam ediyor.


Erdoğan, Trump'ın Türkiye'yi F-35 programına geri döndüreceğine güveniyor

Bir F-35 savaş uçağı, 17 Kasım 2025'te Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai kentinde düzenlenen Dubai Hava Gösterisi'nde (Reuters)
Bir F-35 savaş uçağı, 17 Kasım 2025'te Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai kentinde düzenlenen Dubai Hava Gösterisi'nde (Reuters)
TT

Erdoğan, Trump'ın Türkiye'yi F-35 programına geri döndüreceğine güveniyor

Bir F-35 savaş uçağı, 17 Kasım 2025'te Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai kentinde düzenlenen Dubai Hava Gösterisi'nde (Reuters)
Bir F-35 savaş uçağı, 17 Kasım 2025'te Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai kentinde düzenlenen Dubai Hava Gösterisi'nde (Reuters)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı tarafından dün yayınlanan bir röportajda, ülkesinin F-35 savaş uçağı programından dışlanmasını "adaletsiz bir karar" olarak değerlendirerek, Türkiye'nin programa yeniden dahil edilmesi için ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'da bulunmasına güvendiğini belirtti.

Erdoğan, Bloomberg News'in sorularına verdiği ve Cumhurbaşkanlığı tarafından aktarılan yazılı yanıtında, "Türkiye'nin F-35 savaş uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dahil edilmesi önemli ve gerekli konulardır" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Ofisi, “Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu hedefin ABD ile ilişkileri iyileştirmeyi ve NATO'nun savunmasına katkıda bulunmayı amaçladığını” belirtti ve “F-35 savaş uçakları için sipariş bedelinin ödendiğini” vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı, Erdoğan'ın “Türkiye'nin Rusya'dan askeri teçhizat satın aldığı için F-35 programından çıkarılması kararını haksız bulduğunu” söylediğini ve eylül ayında Beyaz Saray'da yapılan görüşmede bunu “şahsen Donald Trump'a ilettiğini” doğruladığını belirtti.

Türkiye Cumhurbaşkanı, Trump'ın ABD başkanlığına geri dönmesinin Ankara ile Washington arasındaki ilişkilerin “yapıcı ve daha rasyonel bir temelde” ilerlemesi için fırsat sağladığını söyledi.

Ankara, Rus S-400 hava savunma sistemini satın alması nedeniyle 2019 yılında F-35 programından sadece müşteri olarak değil, aynı zamanda bu Amerikan savaş uçağının üretiminde ortak olarak da programdan çıkarıldı.

Erdoğan ayrıca, Moskova ile Kiev arasındaki “çatışmadan uzak durmayı başardığı” için “Türkiye'nin gelecekteki barış müzakerelerine ev sahipliği yapma konusunda olası seçenek olmaya devam ettiğini” vurguladı ve Ankara'nın “iki ülke arasındaki ateşkesi izlemeyi destekleyebileceğini” belirtti.

“Türkiye'nin hem (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin hem de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile doğrudan konuşabilecek tek taraf olduğunu” vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı, “Türkiye'nin kapısının herkese açık olduğunu” vurgulayarak, Erdoğan'ın “her iki lidere de birçok kez taahhüdünü açıkça ifade ettiğini” belirtti.


Erdoğan, Bloomberg'e konuştu: NATO'nun güvenliği için Türkiye F-35'e dönmeli

Fotoğraf: Reuters_Arşiv
Fotoğraf: Reuters_Arşiv
TT

Erdoğan, Bloomberg'e konuştu: NATO'nun güvenliği için Türkiye F-35'e dönmeli

Fotoğraf: Reuters_Arşiv
Fotoğraf: Reuters_Arşiv

Yaklaşık on yıl önce Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasıyla gerilen Ankara–Washington hattının, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde yeniden toparlanma sürecine girdiğini belirten Erdoğan, savunma, enerji ve bölgesel krizlere yaklaşımda iki ülkenin politika önceliklerinin giderek örtüşmeye başladığını ifade etti. Türkiye’nin bir yandan NATO ile, diğer yandan en büyük ticaret ortaklarından biri olan Rusya ile ilişkilerini yeniden dengelemeye çalıştığını vurguladı.

Yaklaşık on yıl önce Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasıyla gerilen Ankara–Washington hattının, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde yeniden toparlanma sürecine girdiğini belirten Erdoğan, savunma, enerji ve bölgesel krizlere yaklaşımda iki ülkenin politika önceliklerinin giderek örtüşmeye başladığını ifade etti. Türkiye’nin bir yandan NATO ile, diğer yandan en büyük ticaret ortaklarından biri olan Rusya ile ilişkilerini yeniden dengelemeye çalıştığını vurguladı.

"NATO'nun güvenilği"

Erdoğan, eylül ayında Beyaz Saray’da Trump ile yaptığı görüşmede F-35 konusunu bizzat gündeme getirdiğini belirterek, Türkiye’nin S-400 alımı gerekçe gösterilerek programdan çıkarılmasını “haksız” olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin bedelini ödediği F-35 uçaklarını teslim almasının ve programa yeniden dahil edilmesinin, yalnızca iki ülke için değil NATO’nun güvenliği açısından da önemli olduğunu söyledi.

Bloomberg’in geçen ay yayımladığı haberde, Türkiye’nin S-400 sistemlerini iade etmeyi değerlendirdiği ileri sürülmüştü. Haberde, Erdoğan’ın bu konuyu Türkmenistan’daki bir toplantıda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüğü iddia edilmişti. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da aralık ayında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin S-400’leri elden çıkarmaya yakın olduğunu ve sürecin 4–6 ay içinde sonuçlanabileceğini öngörmüştü.

Türkiye’nin ABD’den F-16 Blok 70 savaş uçakları almak istediğini de hatırlatan Erdoğan, fiyat ve şartların müttefiklik ruhuna uygun olması gerektiğini vurguladı ve Eurofighter alım sürecini örnek gösterdi.

"Halkbank davası haksız"

Erdoğan, Halkbank davasını Türkiye’ye yönelik haksız bir girişim olarak değerlendirdiklerini belirterek, önceliklerinin Türkiye’nin itibarı ile bankanın adil olmayan şekilde cezalandırılmaması olduğunu söyledi. Sürecin, hukuka ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklığa uygun bir şekilde sonuçlanmasını temenni ettiklerini ifade etti.

Bloomberg'de yayınlanan haber şöyle:

Erdoğan, eylül ayında Beyaz Saray'da Trump ile yaptığı görüşmede F-35 konusunda bizzat gündeme getirdiğini belirterek, Türkiye'nin Rusya'dan askeri teçhizat satın alması nedeniyle F-35 programından çıkarılma kararını "haksız" olarak nitelendirdi. Erdoğan "Sayın Trump'ın yeniden göreve başlamasıyla birlikte Türkiye–ABD ilişkilerinde daha makul ve olumlu bir zemine geçilmesi yönünde bir imkan doğmuştur. Türkiye'nin bedelini ödediği F-35 uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dahil edilmesi iki stratejik ortak olan Türkiye ve ABD'nin yanı sıra NATO'nun güvenliği için de önemli ve gereklidir" ifadelerini kullandı.

S-400 Füzeleri

Bloomberg'in geçen ay yayınladığı haberde, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerini iade etmek istediği belirtilmişti. Kaynaklara göre, Erdoğan, Türkmenistan'da düzenlenen bir toplantıda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e bu konuyu gündeme getirdi. Bu durum, Erdoğan'ın ABD ile savunma konusunda ilişkileri düzeltmeye çalıştığının bir işareti olarak görülürken, ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Trump'ın yakın müttefiki Tom Barrack, aralıkta yaptığı açıklamada Ankara'nın S-400'leri elden çıkarmaya yakın olduğunu belirterek, konunun dört ila altı ay içinde çözülebileceğini öngörmüştü.

Türkiye ayrıca ABD'den F-16 Blok 70 uçakları satın almak istiyor, ancak fiyat konusunda görüşmeler devam ediyor. Erdoğan bu anlaşmanın şartlarının müttefiklik ilişkilerinin ruhuyla uyumlu olmasının beklendiğini belirterek Türkiye'nin Eurofighter jet alımını örnek gösterdi.

Türk-Amerikan ilişkilerinde bir başka sorun ise Halkbank davası olarak öne çıkıyor. Halkbank, 2019 yılında ABD'de, İran'a yönelik yaptırımları delmeye yardımcı olmakla suçlanmıştı. Uzun yıllardır devam eden davada, banka dolandırıcılık, kara para aklama ve yaptırım ihlali suçlamalarıyla karşı karşıya.

Erdoğan bu konuyu Türkiye'ye yönelik haksız bir girişim olarak değerlendirdiklerini belirterek, "Bizim için esas olan, Türkiye'nin itibarının korunması ve bankamızın haksız bir şekilde cezalandırılmamasıdır. Görüşmeler bu çerçevede devam etmektedir. Temennimiz hem hukuka uygun hem de iki ülke arasındaki stratejik ortaklıkla mütenasip adil bir sonuca ulaşılmasıdır" ifadelerini kullandı.

Amerikan LNG'si

Trump yönetimi eylül ayında, Rus ham petrolünün üçüncü büyük alıcısı konumundaki Türkiye'den, Moskova'dan enerji ithalatını kısıtlamasını istemişti. Türkiye'nin petrol rafinerileri, ABD'nin geçen yılın sonunda Moskova'nın en büyük iki petrol üreticisine yaptırım uygulamasının ardından alımlarını azaltmaya başlamıştı.

ABD'nin endişelerini gidermek amacıyla Ankara, gaz stratejisini gözden geçirerek Amerikan LNG'sine dayalı bir portföy oluşturmaya odaklanırken, ABD'nin petrol ve gaz sahalarına yatırım arayışında olduğunu açıklamıştı. Erdoğan, "Özellikle ABD menşeli LNG tedarikimizi kayda değer ölçüde artırdık" dedi ve ABD'nin Türkiye'nin LNG tedarik zincirinde önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Son resmi verilere göre, Türkiye'nin petrol alımlarının %61'i ve gaz tedarikinin %40'ı hala Rusya'dan sağlanıyor, dolayısıyla bu yapıda bır değişim uzun yıllar alabilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin duruşu çok nettir; biz milli menfaatlerimiz ve enerji güvenliğimiz doğrultusunda hareket ederiz. Hidrokarbon ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşılayan bir ülke olarak enerji güvenliğimizi etkileyecek her başlıkta dikkatli ve dengeli hareket etmek durumundayız" dedi.

Bölgesel sorunlar

Rusya ve NATO müttefikleri ile ilişkileri dengelemek, özellikle 2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ile Türkiye için gittikçe zorlaşan bir duruma dönüştü. Erdoğan, Rusya'ya yaptırım uygulamayı reddederken, Rus gemilerinin boğazlardan Karadeniz'e geçisini ise kısıtladı. Aynı zamanda Kiev'e de silah tedarikinde bulundu. Türkiye'nin savaşta net bir taraf almamasının bir neticesi olarak, Erdoğan'a göre şartlar olgunlaştığı anda Türkiye, İstanbul'u yeniden Ukrayna-Rusya arasında barışın konuşulduğu merkez haline getirmeye hazır.

Erdoğan, "Türkiye olarak hem Sayın Putin'le hem Sayın Zelenskiy'le doğrudan konuşabilen; aynı anda Washington, Brüksel hattında olsun NATO ve Birleşmiş Milletler nezdinde olsun somut girişimlerde bulunarak güçlü ve dengeli diplomatik temaslar yürütebilen yegane aktörüz" diye konuştu.

Türkiye, Hamas ile İsrail arasında ekim ayında varılan ateşkes anlaşmasında da önemli aktörlerden biri oldu. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'yu sık sık sertçe eleştiren Erdoğan, "Gazze'de konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü'nün başarı şansı, sahada meşruiyeti olan aktörlerin içinde yer almasına bağlıdır. Türkiye dahil Şarm el Şeyh Deklarasyonu'na taraf olan ülkelerin bu süreçteki en meşru aktörler olduğunun bilinmesi gerekir. Takdir edersiniz ki Türkiye'nin olmadığı bir mekanizmanın, Filistin halkının güvenini kazanması bu anlamda zordur. Biz hem Filistin tarafıyla derin tarihî bağlarımız hem İsrail'le geçmişte yürüttüğümüz güvenlik ve diplomasi kanalları hem de NATO üyesi bir ülke olarak bölgesel etkinliğimiz itibarıyla bu tür bir misyonun anahtar ülkesi konumundayız" ifadelerini kullandı.

Bloomberg