Cumhurbaşkanı Erdoğan: Netanyahu adını tarihe şimdiden Gazze kasabı olarak yazdırmıştır

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Gazze'de son asrın en büyük mezalimlerinden birini yapan Netanyahu, adını tarihe şimdiden 'Gazze kasabı' olarak yazdırmıştır" dedi

Recep Tayyip Erdoğan (AA)
Recep Tayyip Erdoğan (AA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Netanyahu adını tarihe şimdiden Gazze kasabı olarak yazdırmıştır

Recep Tayyip Erdoğan (AA)
Recep Tayyip Erdoğan (AA)

AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine, "Filistinlileri, Gazze'nin mazlum ve mağrur insanlarını en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum" diyerek başladı.

Gazzelilerin, 7 Ekim'den beri insanlık tarihinin en kalleş, en menfur saldırılarına maruz kaldıklarını ifade eden Erdoğan, Gazzelilerin camilerinin bombalandığını, okullarının harabeye çevrildiğini, hastanelerinin yerle yeksan edildiğini, sığındıkları mülteci kamplarının bilinçli şekilde hedef alındığını; göç eden sivillerin üzerlerine yollarda bombalar yağdırıldığını söyledi. Erdoğan, "Analarının öpüp koklamaya kıyamadığı sabiler hunharca katledildi; babalara, gözü gibi sakındıkları yavrularının parçalarını toplattılar." diye konuştu.

Gazze'de, gıdası, yakıtı, ilacı, ekmeği, elektriği, suyu, iletişimi kesilen ve 360 kilometrekarelik açık hava hapishanesine sıkıştırılan 2,3 milyon insana adeta soykırım uygulandığının altını çizen Erdoğan, "Tüm dünyanın gözü önünde 50 gün boyunca Gazze'yi yaktılar, yıktılar. İnsanlık tarihine kara birer leke olarak geçen her türlü zulmü yaptılar. Gazze'deki İsrail zulmüne maruz kalanların 7 Ekim'den beri yaşadıkları tam bir cehennemdi. Yüzde 70'ten fazlası kadın ve çocuk olmak üzere yaklaşık 16 bin Gazzeli kardeşimiz İsrail'in saldırıları sonucunda şehit oldu, 35 binin üzerinde Filistinli kardeşimiz yaralandı. Şehitlerin her birini rahmetle yad ediyor, yaralılara acil şifalar niyaz ediyorum." ifadelerini kullandı.

Gazze'deki binaların üçte ikisinin yıkıldığını, tahrip olduğunu ya da kullanılamaz hale geldiğini; sağlık ve eğitim altyapısının tamamen çöktüğünü belirten Erdoğan, "Gazze'de son asrın en büyük mezalimlerinden birini yapan Netanyahu, adını tarihe şimdiden 'Gazze kasabı' olarak yazdırmıştır. Bu kara leke sadece Netanyahu'nun değil ona koşulsuz destek veren herkesin alnına yapışmıştır. Bu utanç lekesi hiçbir zaman temizlenmeyecektir. Gazze'de işlenen insanlık ve savaş suçlarını da bir ikisi hariç Batılı ülkelerin tepkisizliğini de asla unutmayacağız. İsrail yönetiminin insanlık vicdanı yanında uluslararası hukuk önünde de hesap vermesi için mevcut tüm yolları deneyeceğiz." diye konuştu.

"Gazze için temas trafiğimizi yoğunlaştırarak sürdüreceğiz"

Türkiye'nin, tarih boyunca olduğu gibi bugün de tüm imkanlarıyla Gazzelilerin yanında olduğunu; uluslararası temaslarının ilk ve en önemli konusunun Gazze'deki savaş olduğunu aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Son olarak Cezayir seyahatimizde Cumhurbaşkanı Tebbun'la, ardından hafta sonu ülkemizi ziyaret eden Lübnan Başbakanı Mikati ile bu meseleyi tüm yönleriyle konuştuk. İspanya Başkanı Sayın Sanchez ile telefon görüşmemizde Gazze'yi ele aldık. Bu konudaki dik ve dirayetli duruşu için İspanya'yı tebrik ediyorum. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres ile yaptığımız telefon görüşmesinin gündemi Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı insanı dramdır. Yarın Birleşik Arap Emirlikleri'ne gidiyoruz. Dubai ziyaretimizde iklim konularıyla birlikte Gazze'yi de ele alacak, Gazze halkı için neler yapabileceğimizi değerlendireceğiz. Gazze için temas trafiğimizi yoğunlaştırarak sürdüreceğiz. Cuma günü başlayan esir takaslarını ve insani arayı, akan kanın bir nebze olsun durdurulması bakımından müspet bir gelişme olarak görüyoruz. Mutabakatın tesisine katkı veren tüm kardeş ülkelere teşekkür ediyoruz.

(AA)
(AA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'nin ihtiyaç duyduğu malzemelerin bir kısmının bölgeye ulaştırılmasından memnuniyet duyduklarını ancak içeri girmesine izin verilen yardım miktarının, Gazze halkının asgari ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğunu belirtti.

"Netanyahu yönetiminden gelen açıklamalar, insani aranın kalıcı ateşkese tahvil edilmesi yönündeki umutlarımızı azaltmaktadır." diyen Erdoğan, İsrail kamuoyu nezdinde iyice köşeye sıkışan Netanyahu'nun siyasi ömrünü uzatmak için daha çok kan dökmesinin, daha fazla can almasının önüne mutlaka geçilmesi gerektiğini vurguladı. 

Erdoğan, şunları kaydetti:

Netanyahu, Gazze'de işlediği cinayetlerle antisemitizmi körükleyerek İsrail halkıyla birlikte tüm Yahudilerin güvenliğini tehlikeye atıyor. Dünyada antisemitizmle birlikte İslam düşmanlığı da yükseliyor. Batılı liderlerin Hamas bahanesiyle Filistinlileri şeytanlaştıran sorumsuz söylemlerinin bedelini ise bu ülkelerde yaşayan göçmenler ödüyor. Pazar günü ABD'de 3 Filistinli öğrenciye yönelik menfur saldırı, bunun son örneğini teşkil etti. Çoğu zaman 'fanatik, akli dengesi bozuk veya aşırı sağcı' denilerek önemsizleştirilmeye çalışılan bu teröristlerle mücadelede Batılı devletlerin isteksiz davrandığını biliyoruz. Gazze krizinin başından beri sergiledikleri çifte standart, Müslümanlara yönelik nefret suçlarının cezasız kalmasında kanuni boşluklardan ziyade başka senaryoların devreye girdiğine işaret ediyor. Kur'an-ı Kerim'i yakan melunlara fikir özgürlüğü, bu kılıf altında gösterilen müsamahakar tavır kesinlikle iyi niyetli değildir. Anlaşılan geçmişte Musevilere ve Romanlara yapıldığı gibi bugün de bir Müslüman sorunu icat edilmeye çalışılmaktadır. Çoğu Avrupa'da olmak üzere 7 milyon insanı yurt dışında yaşayan bir ülke olarak tüm bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Tek bir vatandaşımızın dahi burnunun kanamasına izin vermeyeceğiz.

"1500 ton insani yardım malzemesi bugün Gazze'ye gönderiliyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplam 1500 ton insani yardım malzemesi taşıyan ikinci geminin bugün Gazze'ye doğru yola çıkacağını açıkladı. Gazze'de çatışmalara verilen insani arada rehinelerin salıverilmesi ve ateşkesin kalıcı hale gelmesi için Erdoğan, temaslarını arttıracağını söyledi.

Merkez Bankası rezervleri 134,5 milyar dolar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası brüt rezervlerinin Eylül 2014'ten bu yana ilk kez 134,5 milyar dolara çıktığının müjdesini verdi.

Türkiye-Yunanistan ilişkileri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yunanistan'la ihtilaflarımız dün vardı yarın da olacak. Bu gerçek, aynı denizi paylaşan iki ülke olarak ortak paydada buluşamayacağımız anlamına asla gelmez." dedi. 

Deprem konutları

Önümüzdeki aydan itibaren deprem konutlarının hak sahiplerine teslimine başlanacağını belirten Erdoğan, "Yıl bitmeden 46 bin deprem konutu ve köy evini teslim etmeyi planlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "CHP'deki gölge kabine, bize bakarak belki milletin gönlüne nasıl girileceğini, dürüst ve temiz siyasetin nasıl yapılacağını anlarlar." şeklinde konuştu.



Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan'dan Sudan'ın devlet kurumlarına destek

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Sudan konulu toplantı için New York'ta bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Sudan konulu toplantı için New York'ta bir araya geldi (SPA)
TT

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan'dan Sudan'ın devlet kurumlarına destek

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Sudan konulu toplantı için New York'ta bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Sudan konulu toplantı için New York'ta bir araya geldi (SPA)

Sudan'daki savaşı sona erdirmeye yönelik uluslararası girişimler, siyasi ve diplomatik çekişmelerin yeni bir aşamasına girdi. Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan, “meşru ulusal devlet kurumlarına” desteklerini sürdürürken paralel yapılanmaları reddetti. Hartum ise Washington'ın savaşın taraflarının meşruiyetine ilişkin tutumunu reddetti. Bu gelişmelerin yanı sıra Birleşmiş Milletler, Geçiş Egemenlik Konseyi Başkanı ve ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan'ın ABD vizesi krizinin sürmesinden endişe duyarken Washington ile ordu yönetimi arasında önerilen 90 günlük insani ateşkes konusunda da görüş ayrılığı derinleşiyor.

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumu kapsamında New York'ta düzenlenen istişare toplantısında Sudan'ın egemenliği, birliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne yönelik “sarsılmaz” desteklerini teyit etti. Bakanlar, “meşru ulusal devlet kurumlarının” korunmasının önemini vurgularken ülkenin egemenliğini ve birliğini zayıflatabilecek paralel yapılanmaların oluşturulmasını reddetti.

dfgthyju
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Riyad'da Sudanlı mevkidaşı Muhyiddin Salim Ahmed İbrahim'i kabul etti (SPA)

Bakanlar ayrıca Sudan'a yasa dışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçı akışının durdurulması çağrısında bulundu. Bu açıklama, Nisan 2023'ten bu yana devam eden savaşı sona erdirecek bir formül bulmak amacıyla uluslararası ve bölgesel girişimlerin yoğunlaştığı bir dönemde geldi.

Hartum'dan ret

Sudan Dışişleri Bakanlığı, çarşamba günü savaşın taraflarına ilişkin ABD'nin son tutumunu reddetti. Bakanlık, herhangi bir barış girişiminin Sudan'ın egemenliğine, birliğine, toprak bütünlüğüne ve “meşru ulusal kurumlarına” saygı temelinde şekillenmesi ve dış müdahaleler ile Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) yönelik destek kaynaklarını ele alması gerektiğini belirtti.

Dışişleri Bakanlığı, ordu ile HDK'nın eşit tutulmasını veya herhangi bir müzakere sürecinin savaşın ortaya çıkardığı fiili duruma meşruiyet kazandırmasını reddetti. Bununla birlikte Hartum'un barışın sağlanması amacıyla ABD ve bölgesel ve uluslararası ortaklarla çalışmaya hazır olduğu vurgulandı.

cdfvgthy
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Washington'ın Burhan'a vize vermemesi nedeniyle endişeli (AP)

Bakanlığın açıklamasında, ABD'nin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Katar, Rusya, Çin, Türkiye ve Pakistan ile Arap Birliği, Afrika Birliği, Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki Afrika Grubu da Hartum'un işbirliğine hazır olduğunu belirttiği taraflar arasında sayıldı.

Guterres'ten vize krizi uyarısı

Öte yandan Burhan'ın ABD'ye giriş vizesi alamamasıyla ilgili kriz, Sudan'ın konuyu Birleşmiş Milletler gündemine taşımasının ardından daha da büyüdü.

Sudan'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi el-Haris İdris, 21 Eylül'de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e bir mektup göndererek ABD makamları nezdinde “acil müdahalede” bulunmasını ve Burhan ile beraberindeki heyete vize verilmesini güvence altına almasını istedi. İdris, sorunun devam etmesinin BM'ye üye bir ülkenin devlet başkanının Genel Kurul çalışmalarına bizzat katılmasını engelleyeceği uyarısında bulundu.

dfgthy
ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP)

BM Sözcüsü Stephane Dujarric, Guterres'in vizenin verilmemesinden “büyük endişe” duyduğunu ve Genel Sekreterlik makamının konuyu derhal ABD makamlarının gündemine taşıyarak temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Reuters'ın haberine göre Burhan New York'a seyahatini erteledi ancak vize başvurusunun reddedildiğine ilişkin resmi bir bildirim almadı. Ajansa konuşan başka bir Sudanlı kaynak ise Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim'in Genel Kurul'da Sudan adına Burhan'ın yerine konuşma yapacağını söyledi.

90 günlük ateşkes önerisi

Vize krizi, ABD'nin 90 günlük insani ateşkes önerisi konusunda yaşanan daha geniş kapsamlı anlaşmazlıkla iç içe geçmiş durumda.

Reuters, Sudanlı bir diplomatik kaynak ile taraflar arasındaki görüşmeler hakkında bilgi sahibi Batılı bir analiste dayanarak vize verilmesinin Burhan'ın ABD Başkanı'nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos tarafından sunulan 90 günlük ateşkes önerisini kabul etmesine bağlı göründüğünü bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise vize verilmesini ateşkesin kabul edilmesine bağladığını resmi olarak açıklamadı.

Üst düzey Sudanlı bir kaynak, Reuters'a yaptığı açıklamada Burhan'ın öneriye “kabul et veya reddet” yaklaşımıyla karşılık vermeyi reddettiğini ve herhangi bir girişimin müzakereye ve değişikliğe açık olması gerektiğini düşündüğünü söyledi.

İdris daha önce Burhan'ın temmuz ayında Boulos'a müzakereye hazır olduğunu ve 90 günlük insani ateşkes ilan edebileceğini bildirdiğini açıklamıştı. Ancak Burhan bunun için HDK'nın kontrol ettiği bölgelerden çekilmesini, ateşkesin uygulanmasını denetleyecek mekanizmalar oluşturulmasını ve insani yardımların ulaştırılmasının güvence altına alınmasını şart koşmuştu.

 cvbgnh
Beşir ile Turabi arasındaki ilişkide yaşanan çalkantılar, Sudan tarihinin dönüm noktalarından birine damga vurdu (AFP)

Burhan ayrıca pazartesi günü Foreign Policy dergisinde yayımlanan makalesinde savaş konusunda dışarıdan verilen talimatları reddettiğini belirtti. Burhan, daha önceki ateşkes anlaşmalarının HDK ve destekçilerine saflarını yeniden düzenleme fırsatı verdiğini savundu.

Washington'ın dili sertleşiyor

Buna karşılık Washington, savaşın taraflarına yönelik söylemini sertleştirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Başkan Donald Trump'ın “dünyanın en kötü insani krizini” sona erdirme konusunda kararlı olduğunu belirtti.

Bakanlık, ordu ve HDK'yı acil ateşkese yönelik ciddi bir bağlılık göstermemekle, çatışmaları ve sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan insansız hava aracı saldırılarını yoğunlaştırmakla suçladı.

Washington, iki taraftan da defalarca “sunulan biçimiyle ve ön koşulsuz” bir insani ateşkesi kabul etmelerini ve sivil yönetime geçişe öncülük edecek kapsamlı bir siyasi diyaloğa girmelerini istediğini açıkladı.

ABD ayrıca çatışmanın sürmesinin maliyetini savaşan taraflar ve savaşı besleyen ağlar açısından “artırmak” için girişimlerde bulunacağı uyarısında bulundu.

Boulos da New York'ta bu tutumu yineleyerek Sudan halkının, “Sudanlılar arasında Sudanlıların yürüteceği bir diyaloğu” kolaylaştıracak bir insani ateşkesi hak ettiğini söyledi ve BM'nin uyguladığı silah ambargosunun genişletilmesi çağrısında bulundu.

Beşir dönemindeki vize krizi yeniden gündemde

Vize krizi, ABD'nin Birleşmiş Milletler merkezine ev sahipliği yapan ülke olarak üstlendiği yükümlülükleri yeniden gündeme getirirken Sudan'la ilgili 2013 yılına uzanan bir örneği de hatırlattı.

Eylül 2013'te eski Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından çıkarılan iki tutuklama emri nedeniyle tartışmaların yaşandığı bir dönemde New York'a gitmek için vize başvurusunda bulunmuştu.

Beşir o dönemde New York'a gitme konusundaki ısrarını sürdürmüş ancak ziyaret gerçekleşmemişti. Sudan'ın o dönemki Dışişleri Bakanı Ali Karti, Genel Kurul'da ülkesinin konuşmasını yapmıştı.

Aradan 13 yıl geçtikten sonra Burhan'la birlikte tablonun bir bölümü yeniden ortaya çıkıyor. Reuters'a göre Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim'in Genel Kurul'da Sudan adına Burhan'ın yerine konuşma yapması bekleniyor. Ancak iki kriz arasındaki koşullar ve nedenler birbirinden farklı.


Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
TT

Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)

Türkiye ve Irak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’taki bir askeri kampı kademeli olarak Irak hükümetine devretmesi konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı. New York’ta gerçekleştirilen görüşmelerin ardından dün yapılan açıklamada, iki tarafın ayrıca Kuzey Irak’taki “yasa dışı silahlı unsurların” varlığına son verilmesi konusunda da mutabakata vardığı belirtildi.

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından iki ülke, güvenlik alanındaki iş birliğini güçlendirme konusunda anlaştıklarını ortak bir bildiriyle duyurdu.

Ortak bildiride, iki tarafın “Irak devletinin Sincar üzerindeki egemenliğinin tamamen tesis edilmesi ve yasaklı silahlı yabancı unsurların varlığına son verilmesi” konusunda mutabakata vardığı belirtildi. Açıklamada, Kuzey Irak’taki Sincar dağlık bölgesinde konuşlanan bazı Kürt silahlı gruplara atıfta bulunuldu.

Türkiye, yasa dışı PKK mensuplarının silah bırakmasını ve onlarca yıldır devam eden çatışmanın sona ermesini hedefleyen bir barış sürecini sürdürüyor.

Bildiride, “Irak’ın güvenlik alanında attığı adımlar doğrultusunda kaydedilen ilerleme çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri, üzerinde mutabakata varılan mekanizma ve takvim uyarınca Başika-Zelikan Kampı’nı Irak Federal Hükümeti’ne kademeli olarak devredecektir” ifadelerine yer verildi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu tesis, Kuzey Irak’ta Musul yakınlarında bulunuyor.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi Iraklı bir askeri yetkili, Türk güçlerinin Başika Kampı ve Musul yakınlarındaki daha küçük bir başka üsten kademeli olarak çekilmesinin bu yıl sonuna kadar tamamlanmasının beklendiğini söyledi. Türkiye’den söz konusu takvime ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.

Ankara, 2015 yılında Musul yakınlarına asker konuşlandırmış ve bu adımın, 2014’te Musul’u ele geçiren DEAŞ’a karşı savaşmaya hazırlanan Irak güçleri ile Sünni Arap, Türkmen ve Kürtlerden oluşan yerel savaşçılara eğitim vermek ve onları korumak amacı taşıdığını açıklamıştı.

Söz konusu konuşlanma, askerlerin çekilmesini talep eden Bağdat ile Ankara arasında anlaşmazlığa yol açmıştı. Ankara ise DEAŞ’la mücadele kapsamında yürütülen eğitim misyonunu desteklediğini savunmuştu. Türkiye, bölgede halen birkaç askeri üs bulunduruyor ve bunların ulusal güvenliğini korumayı amaçladığını belirtiyor.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, bu adımı memnuniyetle karşıladı. Barrack, gelişmenin “hem Irak’ın egemenliğinin hem de Türkiye’nin güvenliğinin yararına” olduğunu söyledi.

Ortak bildiride, iki tarafın ikili ilişkiler ve ticaret hacmini de ele aldığı, daha önce imzalanan anlaşmaların bir an önce uygulanması ve “ortak stratejik projelerin” hayata geçirilme sürecinin hızlandırılması gerektiği konusunda mutabık kaldığı belirtildi.


Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması ve insani yardımların hiçbir engelle karşılaşmadan bölgeye ulaştırılması çağrısında bulundu. Bakan  Ferhan, bağımsız bir Filistin devletinin hayata geçirilmesi ve işgalin sona erdirilmesinin bölgenin güvenliği ve istikrarının iki temel dayanağını oluşturduğunu vurguladı. Bakan ayrıca Suudi Arabistan’ın ortak tehditlerle mücadele etmek ve bölgesel istikrarı desteklemek amacıyla Suriye ve Türkiye ile koordinasyon ve iş birliğini güçlendirdiğini belirtti.

Suudi Bakan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. döneminin üst düzey haftası kapsamında salı günü düzenlenen ve Fransa, İngiltere ve Kanada ile birlikte eş başkanlığını yaptığı “İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya katıldı.

Prens Faysal bin Ferhan, toplantıda Fransa, İngiltere, Kanada ve giderek artan sayıdaki ülkenin Filistin devletini tanıma yönünde attığı adımları ve yasa dışı yerleşim faaliyetleri konusunda hesap verebilirliği güçlendirmeye yönelik girişimlerini memnuniyetle karşıladı. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkelere de bu yönde adım atmaları çağrısında bulundu.

Bakan Ferhan, yerleşimlerin genişletilmesi, yerleşimci şiddeti ve ilhak politikalarıyla mücadele edilmesi gerektiğini vurgularken Kudüs’teki tarihî ve hukuki statükonun korunması çağrısı yaptı. Bakan ayrıca tüm tarafların şiddeti, nefreti ve kışkırtmayı reddetmesi ve barış ile uzlaşmayı destekleyecek bir ortamın oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Gazze konusunda ise Dışişleri Bakanı, barış planının eksiksiz ve derhal uygulanmasının yanı sıra insani yardımların herhangi bir engelle karşılaşmadan ulaştırılmasının önemini vurguladı. Bunun, Gazze Şeridi ile Batı Şeria’nın Filistin Ulusal Yönetimi çatısı altında birleştirilmesi hedefine ulaşılması açısından gerekli olduğunu belirtti.

thy
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya eş başkanlık ederken (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Bakan Ferhan, güvenliğin bir tarafın diğer taraf pahasına sağlanmasına değil, karşılıklı çıkarlar ve birbirine bağlı güvenlik anlayışına dayanması gerektiğini söyledi. Suudi Arabistan’ın kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması amacıyla ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceğini belirten Bakan Ferhan, bu çabaların Arap Barış Girişimi, ilgili Birleşmiş Milletler kararları ve New York Bildirisi doğrultusunda yürütüldüğünü kaydetti.

Bakan, bu yaklaşımın çatışmayı sona erdirmeyi, herkesin haklarını ve güvenliğini güvence altına almayı ve bölgenin istikrar, iş birliği ve refah için yeni ufuklara açılmasını sağlamayı amaçladığını ifade etti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Suriye arasında koordinasyon

Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, başka bir diplomatik girişim kapsamında New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.

Görüşmede üç ülke arasındaki ortak iş birliği alanları ele alınırken ortak çıkarlara hizmet edecek ve halkların büyüme ile refahına katkı sağlayacak ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesi için mevcut fırsatlar değerlendirildi.

yu
Suudi Dışişleri Bakanı, New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile birlikte (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda ayrıca ortak tehditlerle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesi ve koordinasyon ile iş birliğinin daha üst seviyeye taşınmasının yolları ele alındı. Taraflar, istişare ve koordinasyonun sürdürülmesinin ve bölgede güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların devam ettirilmesinin önemini vurguladı.