Cumhurbaşkanı Erdoğan: Netanyahu adını tarihe şimdiden Gazze kasabı olarak yazdırmıştır

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Gazze'de son asrın en büyük mezalimlerinden birini yapan Netanyahu, adını tarihe şimdiden 'Gazze kasabı' olarak yazdırmıştır" dedi

Recep Tayyip Erdoğan (AA)
Recep Tayyip Erdoğan (AA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Netanyahu adını tarihe şimdiden Gazze kasabı olarak yazdırmıştır

Recep Tayyip Erdoğan (AA)
Recep Tayyip Erdoğan (AA)

AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine, "Filistinlileri, Gazze'nin mazlum ve mağrur insanlarını en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum" diyerek başladı.

Gazzelilerin, 7 Ekim'den beri insanlık tarihinin en kalleş, en menfur saldırılarına maruz kaldıklarını ifade eden Erdoğan, Gazzelilerin camilerinin bombalandığını, okullarının harabeye çevrildiğini, hastanelerinin yerle yeksan edildiğini, sığındıkları mülteci kamplarının bilinçli şekilde hedef alındığını; göç eden sivillerin üzerlerine yollarda bombalar yağdırıldığını söyledi. Erdoğan, "Analarının öpüp koklamaya kıyamadığı sabiler hunharca katledildi; babalara, gözü gibi sakındıkları yavrularının parçalarını toplattılar." diye konuştu.

Gazze'de, gıdası, yakıtı, ilacı, ekmeği, elektriği, suyu, iletişimi kesilen ve 360 kilometrekarelik açık hava hapishanesine sıkıştırılan 2,3 milyon insana adeta soykırım uygulandığının altını çizen Erdoğan, "Tüm dünyanın gözü önünde 50 gün boyunca Gazze'yi yaktılar, yıktılar. İnsanlık tarihine kara birer leke olarak geçen her türlü zulmü yaptılar. Gazze'deki İsrail zulmüne maruz kalanların 7 Ekim'den beri yaşadıkları tam bir cehennemdi. Yüzde 70'ten fazlası kadın ve çocuk olmak üzere yaklaşık 16 bin Gazzeli kardeşimiz İsrail'in saldırıları sonucunda şehit oldu, 35 binin üzerinde Filistinli kardeşimiz yaralandı. Şehitlerin her birini rahmetle yad ediyor, yaralılara acil şifalar niyaz ediyorum." ifadelerini kullandı.

Gazze'deki binaların üçte ikisinin yıkıldığını, tahrip olduğunu ya da kullanılamaz hale geldiğini; sağlık ve eğitim altyapısının tamamen çöktüğünü belirten Erdoğan, "Gazze'de son asrın en büyük mezalimlerinden birini yapan Netanyahu, adını tarihe şimdiden 'Gazze kasabı' olarak yazdırmıştır. Bu kara leke sadece Netanyahu'nun değil ona koşulsuz destek veren herkesin alnına yapışmıştır. Bu utanç lekesi hiçbir zaman temizlenmeyecektir. Gazze'de işlenen insanlık ve savaş suçlarını da bir ikisi hariç Batılı ülkelerin tepkisizliğini de asla unutmayacağız. İsrail yönetiminin insanlık vicdanı yanında uluslararası hukuk önünde de hesap vermesi için mevcut tüm yolları deneyeceğiz." diye konuştu.

"Gazze için temas trafiğimizi yoğunlaştırarak sürdüreceğiz"

Türkiye'nin, tarih boyunca olduğu gibi bugün de tüm imkanlarıyla Gazzelilerin yanında olduğunu; uluslararası temaslarının ilk ve en önemli konusunun Gazze'deki savaş olduğunu aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Son olarak Cezayir seyahatimizde Cumhurbaşkanı Tebbun'la, ardından hafta sonu ülkemizi ziyaret eden Lübnan Başbakanı Mikati ile bu meseleyi tüm yönleriyle konuştuk. İspanya Başkanı Sayın Sanchez ile telefon görüşmemizde Gazze'yi ele aldık. Bu konudaki dik ve dirayetli duruşu için İspanya'yı tebrik ediyorum. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres ile yaptığımız telefon görüşmesinin gündemi Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı insanı dramdır. Yarın Birleşik Arap Emirlikleri'ne gidiyoruz. Dubai ziyaretimizde iklim konularıyla birlikte Gazze'yi de ele alacak, Gazze halkı için neler yapabileceğimizi değerlendireceğiz. Gazze için temas trafiğimizi yoğunlaştırarak sürdüreceğiz. Cuma günü başlayan esir takaslarını ve insani arayı, akan kanın bir nebze olsun durdurulması bakımından müspet bir gelişme olarak görüyoruz. Mutabakatın tesisine katkı veren tüm kardeş ülkelere teşekkür ediyoruz.

(AA)
(AA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'nin ihtiyaç duyduğu malzemelerin bir kısmının bölgeye ulaştırılmasından memnuniyet duyduklarını ancak içeri girmesine izin verilen yardım miktarının, Gazze halkının asgari ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğunu belirtti.

"Netanyahu yönetiminden gelen açıklamalar, insani aranın kalıcı ateşkese tahvil edilmesi yönündeki umutlarımızı azaltmaktadır." diyen Erdoğan, İsrail kamuoyu nezdinde iyice köşeye sıkışan Netanyahu'nun siyasi ömrünü uzatmak için daha çok kan dökmesinin, daha fazla can almasının önüne mutlaka geçilmesi gerektiğini vurguladı. 

Erdoğan, şunları kaydetti:

Netanyahu, Gazze'de işlediği cinayetlerle antisemitizmi körükleyerek İsrail halkıyla birlikte tüm Yahudilerin güvenliğini tehlikeye atıyor. Dünyada antisemitizmle birlikte İslam düşmanlığı da yükseliyor. Batılı liderlerin Hamas bahanesiyle Filistinlileri şeytanlaştıran sorumsuz söylemlerinin bedelini ise bu ülkelerde yaşayan göçmenler ödüyor. Pazar günü ABD'de 3 Filistinli öğrenciye yönelik menfur saldırı, bunun son örneğini teşkil etti. Çoğu zaman 'fanatik, akli dengesi bozuk veya aşırı sağcı' denilerek önemsizleştirilmeye çalışılan bu teröristlerle mücadelede Batılı devletlerin isteksiz davrandığını biliyoruz. Gazze krizinin başından beri sergiledikleri çifte standart, Müslümanlara yönelik nefret suçlarının cezasız kalmasında kanuni boşluklardan ziyade başka senaryoların devreye girdiğine işaret ediyor. Kur'an-ı Kerim'i yakan melunlara fikir özgürlüğü, bu kılıf altında gösterilen müsamahakar tavır kesinlikle iyi niyetli değildir. Anlaşılan geçmişte Musevilere ve Romanlara yapıldığı gibi bugün de bir Müslüman sorunu icat edilmeye çalışılmaktadır. Çoğu Avrupa'da olmak üzere 7 milyon insanı yurt dışında yaşayan bir ülke olarak tüm bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Tek bir vatandaşımızın dahi burnunun kanamasına izin vermeyeceğiz.

"1500 ton insani yardım malzemesi bugün Gazze'ye gönderiliyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplam 1500 ton insani yardım malzemesi taşıyan ikinci geminin bugün Gazze'ye doğru yola çıkacağını açıkladı. Gazze'de çatışmalara verilen insani arada rehinelerin salıverilmesi ve ateşkesin kalıcı hale gelmesi için Erdoğan, temaslarını arttıracağını söyledi.

Merkez Bankası rezervleri 134,5 milyar dolar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası brüt rezervlerinin Eylül 2014'ten bu yana ilk kez 134,5 milyar dolara çıktığının müjdesini verdi.

Türkiye-Yunanistan ilişkileri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yunanistan'la ihtilaflarımız dün vardı yarın da olacak. Bu gerçek, aynı denizi paylaşan iki ülke olarak ortak paydada buluşamayacağımız anlamına asla gelmez." dedi. 

Deprem konutları

Önümüzdeki aydan itibaren deprem konutlarının hak sahiplerine teslimine başlanacağını belirten Erdoğan, "Yıl bitmeden 46 bin deprem konutu ve köy evini teslim etmeyi planlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "CHP'deki gölge kabine, bize bakarak belki milletin gönlüne nasıl girileceğini, dürüst ve temiz siyasetin nasıl yapılacağını anlarlar." şeklinde konuştu.



23 Nisan ülke genelinde düzenlenen törenler ile kutlanıyor

Fotoğraf: Xinhua
Fotoğraf: Xinhua
TT

23 Nisan ülke genelinde düzenlenen törenler ile kutlanıyor

Fotoğraf: Xinhua
Fotoğraf: Xinhua

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM'nin 106. açılış yıl dönümü, yurt genelinde etkinliklerle kutlanıyor.

23 Nisan'ın 106. yıl dönümü dolayısıyla Meclis'teki Atatürk Anıtı önünde tören düzenlendi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığındaki devlet erkanı, TBMM’nin açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret etti. Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Kurtulmuş, "Milletimizin iradesine sadakatten; başta çocuklarımız olmak üzere tüm vatandaşlarımızın hukukunu korumaktan ve güzel ülkemizi güçlü yarınlara genç nesillerin omuzlarında yükseltmekten asla vazgeçmeyeceğiz" dedi.
İstanbul

İstanbul Valiliğince, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla düzenlenen törende Taksim Cumhuriyet Anıtı'na çelenk bırakıldı.

Törene, Vali Yardımcısı Elif Canan Tuncer, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Vekili Nuri Aslan, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, çocuklar ile bazı protokol üyeleri katıldı.

Yentür, tören kapsamında Cumhuriyet Anıtı'na çelenk bıraktı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından tören sona erdi.


Erdoğan: Ortadoğu savaşı Avrupa'yı zayıflatmaya başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Ankara'da bir araya geldi (Reuters)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Ankara'da bir araya geldi (Reuters)
TT

Erdoğan: Ortadoğu savaşı Avrupa'yı zayıflatmaya başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Ankara'da bir araya geldi (Reuters)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Ankara'da bir araya geldi (Reuters)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Liderler, Türkiye-Almanya ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye ile Almanya ilişkilerinin son dönemde gerçekleşen üst düzey temaslarla iyi bir ivme kazandığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bölgemizdeki savaşın Avrupa’yı da zayıflatmaya başladığını, bu gidişe barış odaklı yaklaşımla müdahale edilmemesi halinde çatışma sürecinin vereceği hasarın çok daha büyük olacağını belirtti.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün (Çarşamba) Ankara’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile yaptığı görüşmede, Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakereleri yeniden canlandırmak ve savaşan tarafların liderlerini bir araya getirmek için çaba gösterdiğini ifade etti.

Açıklamada ayrıca Erdoğan’ın, NATO’daki Avrupalı müttefiklerden transatlantik güvenlik konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmelerini beklediğini dile getirdiği kaydedildi.


Savaş, Türkiye’deki İranlıları ülkelerine dönmeye zorlayabilir

İstanbul’da sahibi olduğu kuyumcu dükkanında müşterisiyle konuşan İranlı bir adam (AP)
İstanbul’da sahibi olduğu kuyumcu dükkanında müşterisiyle konuşan İranlı bir adam (AP)
TT

Savaş, Türkiye’deki İranlıları ülkelerine dönmeye zorlayabilir

İstanbul’da sahibi olduğu kuyumcu dükkanında müşterisiyle konuşan İranlı bir adam (AP)
İstanbul’da sahibi olduğu kuyumcu dükkanında müşterisiyle konuşan İranlı bir adam (AP)

İranlı Saderi Hakşenas, İstanbul’daki bir dükkânda hamur işi satarak günlerini geçiriyor; ancak aklı Tahran’daki kızında.

Ailesi, vize yenileme sürecinde yaşanan zorluklar nedeniyle kızlarını İran’a göndermek zorunda kaldı. Bu karar, kırılgan ateşkesin her an bozulabileceğine dair endişelere rağmen alındı.

Uzun yıllar boyunca kısa süreli ikamet izinleri, on binlerce İranlının ekonomik fırsatlar aramak ve Türkiye’de görece istikrarlı bir yaşam sürmek için ülkeye gelmesine olanak tanıdı. Ancak mevcut koşullar belirsizliğini korurken, savaşın etkisi durumu daha da riskli hale getirdi.

Hakşenas, çalıştığı pastane tezgâhının arkasında ellerini kaldırarak, “Her gün ağlıyorum. Ne ülkemde hayat var ne de burada. Ne yapacağımı bilmiyorum” sözleriyle yaşadığı çaresizliği dile getirdi.

İran’a dönüş

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, Saderi Hakşenas ve eşi beş yıl önce, iki kızlarıyla birlikte Türkiye’ye taşındı. Aile, altı ay ile iki yıl arasında yenilenebilen turistik vizelerle yaşamını sürdürüyor.

Bu yıl, sağlık sorunları nedeniyle işsiz kalan eşinin durumu yüzünden bir avukat tutamayan aile, 20 yaşındaki kızları Asal için yeni vize başvurusu süresini kaçırdı. Lise son sınıf öğrencisi olan Asal, ayın başlarında bir kontrol noktasında gözaltına alındı ve bir geceyi göçmen merkezinde geçirdi.

ffgbfg
İstanbul’da bir pastanede çalışan 47 yaşındaki İranlı Saderi Hakşenas (AP)

Annesi, sınır dışı edilmenin ileride Türkiye’ye dönüşünü zorlaştırabileceği endişesiyle, kızını Tahran’a götürecek bir tanıdık buldu. Aile, Asal’ın öğrenci vizesiyle yeniden Türkiye’ye dönebilmesini umut ediyor.

Hakşenas, İran’da aylarca süren internet kesintisi nedeniyle kızından ayrıldığından bu yana onunla iletişim kuramadığını belirtiyor.

Türkiye’de yaşayan çok sayıda İranlı geçici statüye sahip bulunurken, ülkeye büyük çaplı bir mülteci akını yaşanmadı. İranlıların çoğu güvenliği kendi ülkelerinde aramayı tercih ederken, kara sınırlarından geçenlerin önemli bir kısmının başka ülke vatandaşlığına ya da oturum iznine sahip olduğu ifade ediliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2025 yılında Türkiye’de yaklaşık 100 bin İranlı yaşıyordu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre ise savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 89 bin İranlı Türkiye’ye giriş yaparken, 72 bine yakını ülkeden ayrıldı.

Bazı İranlılar, savaşın sona ermesini beklemek amacıyla kısa süreli ve vizesiz ikamet imkânlarından yararlanırken, ülkede daha uzun süre kalmak isteyenler için seçeneklerin sınırlı olduğu belirtiliyor.

Uluslararası koruma

İstanbul Barosu’na bağlı Mülteci ve Göçmen Hakları Merkezi’nden Sedat Albayrak, İranlılar için uluslararası koruma statüsü elde etmenin zor olabildiğini ve mevcut sistemin daha çok kısa süreli ikamet izinlerine yönlendirdiğini belirtti. Albayrak, “Bu izinlerle 10 yılı aşkın süredir yaşayan insanlar var” dedi.

Savaşın uzaması halinde daha fazla İranlının ülkelerine dönmek zorunda kalabileceği ifade ediliyor. Yaklaşık 11 yıl önce çocuklarının eğitimi için Türkiye’ye gelen Nadir Rahim de bu riskle karşı karşıya. Rahim, mevcut koşulların devam etmesi durumunda ailesiyle birlikte İran’a dönmek zorunda kalabileceğini söylüyor.

Türkiye’de iş kurma ya da yasal olarak çalışma izni almanın zorluğu nedeniyle geçimini İran’daki motosiklet dükkânından elde ettiği gelirle sağlayan Rahim, savaşın başlamasından bu yana satış yapamadığını belirtiyor. Uluslararası yaptırımlar ve internet kesintileri de para transferini neredeyse imkânsız hale getiriyor.

fev
İstanbul’da bir İran marketi (AP)

Ailenin elindeki birikimin Türkiye’de yalnızca birkaç ay daha yaşamaya yeteceği ifade edilirken, çocukların Türkiye’de büyüdüğü, Farsça okuyamadıkları ve dili akıcı konuşamadıkları aktarılıyor. Rahim, çocuklarının İran’daki yaşama nasıl uyum sağlayacağı konusunda endişeli olduğunu dile getirerek, “Savaş devam ederse geri dönmekten başka seçeneğimiz kalmayacak” dedi.

Bu süreçte günlerinin büyük bölümünü telefonundan haberleri takip ederek geçiren Rahim, Tahran’daki ailesinden gelecek haberleri bekliyor ya da İranlı arkadaşlarıyla bir araya gelerek savaş hakkında sohbet ediyor.

Kötü hayat şartları

42 yaşındaki bir İranlı kadın, ailesine maddi destek sağlamak amacıyla sekiz ay önce Türkiye’ye geldi. Kendisi ve kızı, öğrenci vizesi alabilmek için üniversiteye kayıt yaptırdı. Kadın, yasal statüsünü koruyabilmek adına sabah saatlerinde derslere katıldıktan sonra hizmet sektöründe çalışıyor ve zaman zaman gece 03.00’e kadar mesai yapıyor.

Güvenlik gerekçesiyle isminin açıklanmasını istemeyen kadın, kızıyla birlikte bir evde altı kişiyle aynı odayı paylaştıklarını söyledi. İran’da bir gelecek görmediğini dile getiren kadın, Türkiye’de ise gelirinin son derece sınırlı olduğunu ve yalnızca ailesine küçük miktarlarda para gönderebildiğini ifade etti.

Öte yandan 33 yaşındaki serbest çalışan bir mimar, İran’da ocak ayında düzenlenen kitlesel protestolara yönelik sert müdahalelerin ardından Tahran’dan Türkiye’ye geldi. Geçici olarak sığındığı farklı yerler arasında yaşamını sürdüren kadın, başlangıçta durumun sakinleşmesiyle ülkesine dönmeyi planladığını, ancak şubat sonunda ABD ile İsrail’in İran’la savaşa girmesiyle planlarının değiştiğini belirtti.

devfre
İstanbul’da bir kafede oturan iki İranlı (AP)

İsmini açıklamak istemeyen mimar, “Durumun beklediğimden çok daha kötü olduğunu düşünmeye başladım” dedi. İnternet kesintileri nedeniyle İran’daki müşterileriyle çalışamadığını ifade eden kadın, 90 günlük vizesiz kalış süresinin dolmak üzere olduğunu ve Türkiye’de daha uzun süreli ikamet başvurusu yapacak maddi imkâna sahip olmadığını söyledi.

Kadın, bu nedenle Malezya’ya gitmeye karar verdiğini, burada vizesiz kalış süresi içinde bir ay boyunca barınma karşılığında sığınak inşaatında çalışacağını belirtti. Geleceğe dair net bir planı olmadığını da sözlerine ekledi.