Cumhurbaşkanı Erdoğan: Netanyahu adını tarihe şimdiden Gazze kasabı olarak yazdırmıştır

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Gazze'de son asrın en büyük mezalimlerinden birini yapan Netanyahu, adını tarihe şimdiden 'Gazze kasabı' olarak yazdırmıştır" dedi

Recep Tayyip Erdoğan (AA)
Recep Tayyip Erdoğan (AA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Netanyahu adını tarihe şimdiden Gazze kasabı olarak yazdırmıştır

Recep Tayyip Erdoğan (AA)
Recep Tayyip Erdoğan (AA)

AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine, "Filistinlileri, Gazze'nin mazlum ve mağrur insanlarını en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum" diyerek başladı.

Gazzelilerin, 7 Ekim'den beri insanlık tarihinin en kalleş, en menfur saldırılarına maruz kaldıklarını ifade eden Erdoğan, Gazzelilerin camilerinin bombalandığını, okullarının harabeye çevrildiğini, hastanelerinin yerle yeksan edildiğini, sığındıkları mülteci kamplarının bilinçli şekilde hedef alındığını; göç eden sivillerin üzerlerine yollarda bombalar yağdırıldığını söyledi. Erdoğan, "Analarının öpüp koklamaya kıyamadığı sabiler hunharca katledildi; babalara, gözü gibi sakındıkları yavrularının parçalarını toplattılar." diye konuştu.

Gazze'de, gıdası, yakıtı, ilacı, ekmeği, elektriği, suyu, iletişimi kesilen ve 360 kilometrekarelik açık hava hapishanesine sıkıştırılan 2,3 milyon insana adeta soykırım uygulandığının altını çizen Erdoğan, "Tüm dünyanın gözü önünde 50 gün boyunca Gazze'yi yaktılar, yıktılar. İnsanlık tarihine kara birer leke olarak geçen her türlü zulmü yaptılar. Gazze'deki İsrail zulmüne maruz kalanların 7 Ekim'den beri yaşadıkları tam bir cehennemdi. Yüzde 70'ten fazlası kadın ve çocuk olmak üzere yaklaşık 16 bin Gazzeli kardeşimiz İsrail'in saldırıları sonucunda şehit oldu, 35 binin üzerinde Filistinli kardeşimiz yaralandı. Şehitlerin her birini rahmetle yad ediyor, yaralılara acil şifalar niyaz ediyorum." ifadelerini kullandı.

Gazze'deki binaların üçte ikisinin yıkıldığını, tahrip olduğunu ya da kullanılamaz hale geldiğini; sağlık ve eğitim altyapısının tamamen çöktüğünü belirten Erdoğan, "Gazze'de son asrın en büyük mezalimlerinden birini yapan Netanyahu, adını tarihe şimdiden 'Gazze kasabı' olarak yazdırmıştır. Bu kara leke sadece Netanyahu'nun değil ona koşulsuz destek veren herkesin alnına yapışmıştır. Bu utanç lekesi hiçbir zaman temizlenmeyecektir. Gazze'de işlenen insanlık ve savaş suçlarını da bir ikisi hariç Batılı ülkelerin tepkisizliğini de asla unutmayacağız. İsrail yönetiminin insanlık vicdanı yanında uluslararası hukuk önünde de hesap vermesi için mevcut tüm yolları deneyeceğiz." diye konuştu.

"Gazze için temas trafiğimizi yoğunlaştırarak sürdüreceğiz"

Türkiye'nin, tarih boyunca olduğu gibi bugün de tüm imkanlarıyla Gazzelilerin yanında olduğunu; uluslararası temaslarının ilk ve en önemli konusunun Gazze'deki savaş olduğunu aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Son olarak Cezayir seyahatimizde Cumhurbaşkanı Tebbun'la, ardından hafta sonu ülkemizi ziyaret eden Lübnan Başbakanı Mikati ile bu meseleyi tüm yönleriyle konuştuk. İspanya Başkanı Sayın Sanchez ile telefon görüşmemizde Gazze'yi ele aldık. Bu konudaki dik ve dirayetli duruşu için İspanya'yı tebrik ediyorum. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres ile yaptığımız telefon görüşmesinin gündemi Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı insanı dramdır. Yarın Birleşik Arap Emirlikleri'ne gidiyoruz. Dubai ziyaretimizde iklim konularıyla birlikte Gazze'yi de ele alacak, Gazze halkı için neler yapabileceğimizi değerlendireceğiz. Gazze için temas trafiğimizi yoğunlaştırarak sürdüreceğiz. Cuma günü başlayan esir takaslarını ve insani arayı, akan kanın bir nebze olsun durdurulması bakımından müspet bir gelişme olarak görüyoruz. Mutabakatın tesisine katkı veren tüm kardeş ülkelere teşekkür ediyoruz.

(AA)
(AA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'nin ihtiyaç duyduğu malzemelerin bir kısmının bölgeye ulaştırılmasından memnuniyet duyduklarını ancak içeri girmesine izin verilen yardım miktarının, Gazze halkının asgari ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğunu belirtti.

"Netanyahu yönetiminden gelen açıklamalar, insani aranın kalıcı ateşkese tahvil edilmesi yönündeki umutlarımızı azaltmaktadır." diyen Erdoğan, İsrail kamuoyu nezdinde iyice köşeye sıkışan Netanyahu'nun siyasi ömrünü uzatmak için daha çok kan dökmesinin, daha fazla can almasının önüne mutlaka geçilmesi gerektiğini vurguladı. 

Erdoğan, şunları kaydetti:

Netanyahu, Gazze'de işlediği cinayetlerle antisemitizmi körükleyerek İsrail halkıyla birlikte tüm Yahudilerin güvenliğini tehlikeye atıyor. Dünyada antisemitizmle birlikte İslam düşmanlığı da yükseliyor. Batılı liderlerin Hamas bahanesiyle Filistinlileri şeytanlaştıran sorumsuz söylemlerinin bedelini ise bu ülkelerde yaşayan göçmenler ödüyor. Pazar günü ABD'de 3 Filistinli öğrenciye yönelik menfur saldırı, bunun son örneğini teşkil etti. Çoğu zaman 'fanatik, akli dengesi bozuk veya aşırı sağcı' denilerek önemsizleştirilmeye çalışılan bu teröristlerle mücadelede Batılı devletlerin isteksiz davrandığını biliyoruz. Gazze krizinin başından beri sergiledikleri çifte standart, Müslümanlara yönelik nefret suçlarının cezasız kalmasında kanuni boşluklardan ziyade başka senaryoların devreye girdiğine işaret ediyor. Kur'an-ı Kerim'i yakan melunlara fikir özgürlüğü, bu kılıf altında gösterilen müsamahakar tavır kesinlikle iyi niyetli değildir. Anlaşılan geçmişte Musevilere ve Romanlara yapıldığı gibi bugün de bir Müslüman sorunu icat edilmeye çalışılmaktadır. Çoğu Avrupa'da olmak üzere 7 milyon insanı yurt dışında yaşayan bir ülke olarak tüm bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Tek bir vatandaşımızın dahi burnunun kanamasına izin vermeyeceğiz.

"1500 ton insani yardım malzemesi bugün Gazze'ye gönderiliyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplam 1500 ton insani yardım malzemesi taşıyan ikinci geminin bugün Gazze'ye doğru yola çıkacağını açıkladı. Gazze'de çatışmalara verilen insani arada rehinelerin salıverilmesi ve ateşkesin kalıcı hale gelmesi için Erdoğan, temaslarını arttıracağını söyledi.

Merkez Bankası rezervleri 134,5 milyar dolar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası brüt rezervlerinin Eylül 2014'ten bu yana ilk kez 134,5 milyar dolara çıktığının müjdesini verdi.

Türkiye-Yunanistan ilişkileri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yunanistan'la ihtilaflarımız dün vardı yarın da olacak. Bu gerçek, aynı denizi paylaşan iki ülke olarak ortak paydada buluşamayacağımız anlamına asla gelmez." dedi. 

Deprem konutları

Önümüzdeki aydan itibaren deprem konutlarının hak sahiplerine teslimine başlanacağını belirten Erdoğan, "Yıl bitmeden 46 bin deprem konutu ve köy evini teslim etmeyi planlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "CHP'deki gölge kabine, bize bakarak belki milletin gönlüne nasıl girileceğini, dürüst ve temiz siyasetin nasıl yapılacağını anlarlar." şeklinde konuştu.



Türkiye, Yunanistan’ın Akdeniz adalarını silahlandırmasına karşı askeri hamle yaptı

Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ege ve Akdeniz’deki askerden arındırılmış adaların statüsü konusunda Yunanistan’ı uyardı (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ege ve Akdeniz’deki askerden arındırılmış adaların statüsü konusunda Yunanistan’ı uyardı (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türkiye, Yunanistan’ın Akdeniz adalarını silahlandırmasına karşı askeri hamle yaptı

Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ege ve Akdeniz’deki askerden arındırılmış adaların statüsü konusunda Yunanistan’ı uyardı (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ege ve Akdeniz’deki askerden arındırılmış adaların statüsü konusunda Yunanistan’ı uyardı (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilim, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Akdeniz’de Türkiye sınırına çok yakın konumda bulunan Yunan adalarına gerçekleştirdiği turun ardından tırmandı. Miçotakis’in ziyareti sırasında askerden arındırılmış statüdeki adalarda askerlerin bulunduğunun ortaya çıkması üzerine Türkiye, sınır bölgelerine yakın noktalara asker sevk ederek karşılık verdi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Yunanistan’a yönelik yeni bir uyarıda bulunarak “Yunanistan’ın bölgenin istikrarını bozmak ve bölgeyi kaosa sürüklemek isteyenlerin elinde bir araca dönüşmesini istemiyoruz. İyi komşuluk ilişkileri istiyoruz” dedi.

Fidan, “Bunu biliyorlar ve kendilerine açıkça ifade ettik... Askerden arındırılmış adaların silahlandırılması bizim için tehdit oluşturuyor. Elbette orada bir seçim süreci de devam ediyor ve Türkiye karşıtlığı Yunan siyasetinde tarihsel olarak köklü bir yere sahip” ifadelerini kullandı.

Türk gazetecilere yaptığı ve bugün (Çarşamba) yayımlanan açıklamalarda Fidan, “Yunanistan’ın uluslararası anlaşmalarla statüsü belirlenmiş adalara askeri statü kazandırma girişimleri Türkiye açısından öncelikli konulardan biridir. Bu statünün kesinlikle korunması gerekiyor. Aksi tutum, Yunanistan’ın uluslararası yükümlülüklerini ihlal etmesi anlamına geliyor” diye konuştu.

Miçotakis, 13 Eylül’de sona eren üç günlük ada turu kapsamında Yunanistan’ın en doğudaki adası olan ve Türkiye’de “Meis” olarak bilinen Kastellorizo’yu da ziyaret etti. Antalya kıyılarının karşısında, Türkiye sahiline yalnızca yaklaşık 1,5 kilometre mesafede bulunan ada, iki ülke arasındaki gerilimin yükseldiği bir dönemde gerçekleştirilen nadir ziyaretlerden biri oldu. Gözlemciler ziyareti, NATO üyesi iki komşu ülke arasındaki gerilimin arttığı bir süreçte verilmiş güçlü bir siyasi mesaj olarak değerlendirdi.

rthyj
Miçotakis, Akdeniz’de Türkiye sınırına 1,5 kilometre mesafede bulunan Meis (Kastellorizo) Adası’na ziyareti sırasında Yunan askerleriyle görüştü (Yunan basını).

Miçotakis turu sırasında askeri tesisleri ziyaret ederek adalarda konuşlu silahlı kuvvetler mensupları ve askerlerle görüştü. Bu durum, ziyaretin Mayıs 2027’de yapılması planlanan Yunanistan genel seçimleri öncesinde bir güç gösterisi olduğu yorumlarına yol açtı. Yunan hükümeti ise turun mevcut gerilimlerle bağlantılı olduğunu veya komşu ülkelere mesaj vermeyi amaçladığını reddetti.

Türkiye, 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması’nın hükümleri uyarınca adanın askerden arındırılmış statüsünü koruması gerektiğini savunuyor. Ankara, Yunanistan’ın adaya silah ve asker konuşlandırmasını antlaşmanın ihlali olarak değerlendiriyor.

Miçotakis’in ziyareti, son aylarda iki ülke arasında deniz yetki alanları konusunda gerilimin yeniden yükseldiği bir döneme denk geldi. Türkiye’nin, Meis’in karşısındaki Kaş kıyılarına yakın bir bölge de dahil olmak üzere deniz parkları ve koruma alanları oluşturacağını açıklaması gerilimi artırırken Miçotakis’in Yunanistan’ın karasularını 12 deniz miline genişletme seçeneğini değerlendirebileceği yönündeki açıklaması da iki ülke arasında zaten ihtilaflı olan deniz sınırlarının belirlenmesini daha da karmaşıklaştırabilecek bir adım olarak değerlendirildi.

ghyj
Erdoğan, Yunanistan’ı askerden arındırılmış adaları silahlandırma yönündeki yanlış politikadan vazgeçmesi konusunda uyardı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Miçotakis’in ziyareti sırasında Yunan askerlerinin adalarda bulunduğunun ortaya çıkmasının ardından Türk ordusu, ülkenin doğusundaki Tunceli’den 51. Komando Tugayı’nı Aydın’ın Söke ilçesine sevk etti. Birlik, Türkiye’ye en yakın Yunan topraklarından biri olan Sisam Adası’nın tam karşısında konuşlandırıldı.

Yunan askeri uzmanı Yanis Haralambidis, bu konuşlanmanın Ege Denizi’nin orta ve güney kesimlerindeki askeri yapılanmayı etkileyebileceği uyarısında bulunarak gelişmeyi Yunanistan açısından “ciddi bir endişe kaynağı” olarak nitelendirdi.

Yunanistan Başbakanı’nın kısa süre önce Selanik’te yaptığı açıklamalar da gerilimi artırdı. Miçotakis, uluslararası gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde “bir dönüm noktasına” yaklaşıldığını söyledi.

Yunanistan’ın 31 Ağustos’ta İsrail ile “Aşil’in Kalkanı” adlı projenin kurulmasına ilişkin anlaşma imzalaması da Ankara’da endişeyle karşılandı. Çok katmanlı bir hava savunma sistemi oluşturulmasını öngören projenin Ege ve Doğu Akdeniz’deki dengeleri bozabileceği yorumları yapıldı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hukuken askerden arındırılmış statüde bulunan adaların silahlandırılmasına devam etmesi halinde Yunanistan’ı uyardı. Erdoğan, Kastellorizo’nun Türkiye kıyılarına yakınlığına atıfla “Sesimizi yükseltirsek bizi duyarlar” dedi ve Yunanistan’a izlediği “yanlış yoldan” geri dönme çağrısında bulundu.

Fidan ise “Komşumuz ve müttefikimiz Yunanistan’ı, çevremizdeki çok sayıda güvenlik tehdidinin bulunduğu bir dönemde, ittifak ruhuna uygun şekilde ve daha olgun bir tutumla uluslararası yükümlülüklerine bağlı kalmaya çağırıyoruz. Yunanistan yeni bir sorun daha eklememeli” ifadelerini kullandı.

Rusya-Ukrayna savaşı

Öte yandan Fidan, savaşın Karadeniz’e yayılmasının “kabul edilemez” olduğunu belirterek Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Karadeniz’i çatışmanın dışında tutmak için yoğun çaba harcadığını söyledi.

frgtyhu
Karadeniz’de Rusya’nın gölge filosuna ait bir petrol tankerine Ukrayna saldırısı (AFP)

Fidan, salı günü Bakü’de Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, “Savaşın yalnızca Karadeniz’e değil, başka Avrupa ülkelerine de yayılabileceğine ilişkin zaman zaman açıklamalar yapılıyor. Biz bunu düşünmek dahi istemiyoruz, konuşmak bir yana. Savaşın coğrafi açıdan genişlemesi görmek istediğimiz son şey” dedi.

Fidan, “Maalesef bu saldırılarda Türk ve Azerbaycan vatandaşı denizciler de hayatını kaybetti. Türkiye, ilgili taraflara gerekli uyarıları yaptı. Gerekli siyasi iradenin ortaya konulması ve iyi niyetle hareket edilmesi halinde bu konuda bir uzlaşı zemini oluşturabileceğimize inanıyorum” diye konuştu.


Libya'da özel jeti alkollü kullandıkları şüphesiyle iki pilot gözaltına alındı

Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
TT

Libya'da özel jeti alkollü kullandıkları şüphesiyle iki pilot gözaltına alındı

Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)

İstanbul'dan Libya'ya giden özel jet Misrata Havalimanı’nda iniş sırasında pistten çıkarak alev almıştı. Libya Başsavcılığı, kazadan yara almadan kurtulan pilot ve yardımcı pilotun olay sırasında alkollü olduğunu açıkladı. İki pilotun gözaltına alınmasına karar verildiğini duyuran başsavcılık olayda can kaybının yaşanmadığı bildirildi.

Başsavcılık pilotların kimliklerini açıklamazken, özel Libya el-Ahrar televizyonu, uçağın kaptanının Alman, yardımcısının ise Türk olduğunu bildirdi.

Türkiye merkezli bir şirket tarafından işletilen özel uçağın, pazartesi günü Misrata Havalimanı’na iniş sırasında pistten çıktığı ve ardından alev aldığı bildirildi.

Televizyon kanalı, Türk vatandaşı bir kabin görevlisinin uçaktaki tek yolcu olduğunu aktardı.

Başsavcılık, soruşturmayı yürüten savcının iki pilotun uçağı “alkollü halde kullandıkları” yönündeki tespitiyle şüphelilerin tutuklu yargılanmasına karar verildiğini bildirdi.

gthyju
İtfaiye ekipleri, 14 Eylül 2026'da Misrata Uluslararası Havalimanı’nda düşen uçağın ardından çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. Görüntü sosyal medyadan alınmıştır (Reuters)

Başsavcılık, iki pilotun “kendi can güvenlikleri ve uçağın güvenliği açısından kesin bir tehlike, havalimanı ve kullanıcıları açısından potansiyel bir tehlike oluşturduğunu” ve ayrıca “uçağın geçtiği hava sahasının güvenliğini tehdit ettiğini” kaydetti.

Açıklamada, soruşturmayı yürüten savcının, olayla ilgili incelemeleri “ulusal ve uluslararası ilgili kurallar doğrultusunda” sürdürdüğü belirtildi.

İnternette yayılan görüntülerde, uçağın kokpit bölümü dışında tamamının alevler içinde kaldığı görüldü.


Bakan Fidan: Suriye’de öncelik SDG’nin tehdit olmaktan çıkması

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 13 Eylül’de Şam’da iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 13 Eylül’de Şam’da iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

Bakan Fidan: Suriye’de öncelik SDG’nin tehdit olmaktan çıkması

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 13 Eylül’de Şam’da iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 13 Eylül’de Şam’da iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suriye’de şu anda en öncelikli konunun Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) tehdit olmaktan çıkması olduğunu vurgularken İsrail’i ise komşu ülkenin istikrarı açısından en büyük tehdit olarak nitelendirdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye için en öncelikli konunun SDG’nin tehdit veya “düşman unsur” olmaktan çıkması olduğunu söyledi. Fidan, “SDG’nin çözülmesinin ve devlet kurumlarına entegrasyonunun tamamlandığına” ilişkin ilk açıklamaların olumlu mesajlar taşıdığını belirterek Türkiye’nin sürecin sahadaki ilerleyişini yakından takip ettiğini ve uygulamanın kamuoyuna verilen mesajlarla uyumlu olmasını beklediklerini ifade etti.

SDG lideri Mustafa Hüseyin Abdi (Mazlum Abdi), geçen 25 Ağustos’ta Şam’daki Halk Sarayı’nda yaptığı açıklamada, esas olarak Kürt Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) öncülük ettiği güçlerin lağvedildiğini duyurdu. Ankara, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması açısından “önemli bir gelişme” olarak nitelendirdiği adımı memnuniyetle karşıladı.

Abdi, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın danışmanı olarak atanırken SDG mensuplarının devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin de takip edilmesini üstlendi.

Suriye istikrara doğru

Fidan, pazar ve pazartesi günlerinde Suriye’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından Türk gazetecilere yaptığı ve çarşamba günü Ankara’da yayımlanan açıklamalarda, “Şimdiye kadar kaydedilen ilerleme geliştirilebilir. Mevcut tehditlerin ve izlenmesi gereken yolun farkındayız. Devam eden bir süreç var ve bunu başarıya ulaştırmak için sürdürmemiz gerekiyor. Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesinin ardından, her şeyin daha yeni başladığını söylemiştim” dedi.

fvg
Abdi, geçen 25 Ağustos’ta SDG’nin feshedilmesi ve Suriye devletine entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıkladı (AFP)

Fidan, “Geldiğimiz aşamada taktik ve stratejik düzeyde olumlu gelişmeler yaşanıyor. Bizi 40-50 yıldır kuşatan birçok sorun, özellikle de temel olarak Suriye ve Irak’tan kaynaklanan terör meselesi, çözüm yoluna girmiş durumda” ifadelerini kullandı.

İki gün süren ziyareti sırasında Şam’da bulunmasının, Suriye’de hayatın normale dönmeye başladığına ilişkin kendisine bir gösterge sunduğunu belirten Fidan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile yaklaşık iki saat süren görüşmesinde tüm meseleleri ele aldığını söyledi.

Fidan, Suriye’nin yaptırım listesinden çıkarılmasının ülkedeki yatırımların önündeki engelleri kaldırdığını, terör listelerinden çıkarılmasının da son derece önemli olduğunu belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanı, Suriye’de istikrar açısından şu anda en büyük tehdidin İsrail olduğunu söyledi.

Fidan, “İsrail, komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasından hoşlanmıyor. Bunu bir tehdit olarak görüyor ve tehdit tanımı nedeniyle bu ülkeleri istikrarsızlaştıracak girişimlere başvuruyor” dedi.

Fidan, “Bir noktada İsrail’in ya bu yaklaşımı kabul edip bölgesiyle barış içinde yaşamayı öğrenmesi ya da bu saldırgan politikalarını sürdürerek uluslararası toplum içinde daha fazla yalnızlaşması gerekecek” ifadelerini kullandı.

fghyjukı
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın 13 Eylül’de Şam’da Fidan ve Şeybani ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İsrail’in çevresindeki tüm ülkeleri tehdit olarak gördüğünü belirten Fidan, İsrail’in gücünü bu ülkelerin zayıflığından aldığını söyledi.

Fidan, başta İsrail olmak üzere bölgede istikrarsızlık yaratmaya çalışan aktörlerin bakış açısıyla hayata geçirilebilecek başka operasyonların da bulunduğunu belirterek Türkiye’nin bu uygulamalar karşısında “eli kolu bağlı oturmayacağını”, aksine bunlara karşı koymak için aktif şekilde hareket edeceğini vurguladı.

Bölgesel iş birliği vurgusu

Fidan, bir bölgede yaşanan herhangi bir olumsuz gelişmenin diğer ülkeleri de etkilediğini belirterek “Örneğin Ürdün, Irak’ta yaşananlardan ve Suriye’de yaşananlardan etkileniyor. Bunun önüne geçmek mümkün değil. Bu nedenle herkes, son derece hassas olan bu yeni aşamada iş birliği yapmaya çalışıyor” dedi.

Bölge ülkelerinin istikrarın mümkün olduğunu ve birlikte hareket etmeleri halinde hedeflere ulaşılabileceğini gördüğünü belirten Fidan, başka bir seçeneğin bulunmadığını söyledi.

Fidan, “Ya sorunları çözmek için birlikte çalışacağız ya da geçmişte olduğu gibi hâkim güce veya buradaki temsilcisine gidip ‘İstediğinizi yakın ama bana dokunmayın’ diyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bölge ülkeleri arasındaki iş birliğinin halen İran-ABD savaşında da kullanıldığını belirten Fidan, bu iş birliğinin giderek daha fazla kurumsallaştırılması yönünde çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.

Fidan, Türkiye’nin İsrail’in bölgede istikrarsızlaştırıcı rolüne karşı iş birliği ve barışçıl diplomasiye dayalı bir çabanın içinde olduğunu belirterek bu yapıcı yaklaşımın Ortadoğu’da daha geniş bir istikrar alanının oluşmasına katkı sağlayacağını ifade etti.