Cumhurbaşkanı Erdoğan: Netanyahu adını tarihe şimdiden Gazze kasabı olarak yazdırmıştır

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Gazze'de son asrın en büyük mezalimlerinden birini yapan Netanyahu, adını tarihe şimdiden 'Gazze kasabı' olarak yazdırmıştır" dedi

Recep Tayyip Erdoğan (AA)
Recep Tayyip Erdoğan (AA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Netanyahu adını tarihe şimdiden Gazze kasabı olarak yazdırmıştır

Recep Tayyip Erdoğan (AA)
Recep Tayyip Erdoğan (AA)

AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine, "Filistinlileri, Gazze'nin mazlum ve mağrur insanlarını en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum" diyerek başladı.

Gazzelilerin, 7 Ekim'den beri insanlık tarihinin en kalleş, en menfur saldırılarına maruz kaldıklarını ifade eden Erdoğan, Gazzelilerin camilerinin bombalandığını, okullarının harabeye çevrildiğini, hastanelerinin yerle yeksan edildiğini, sığındıkları mülteci kamplarının bilinçli şekilde hedef alındığını; göç eden sivillerin üzerlerine yollarda bombalar yağdırıldığını söyledi. Erdoğan, "Analarının öpüp koklamaya kıyamadığı sabiler hunharca katledildi; babalara, gözü gibi sakındıkları yavrularının parçalarını toplattılar." diye konuştu.

Gazze'de, gıdası, yakıtı, ilacı, ekmeği, elektriği, suyu, iletişimi kesilen ve 360 kilometrekarelik açık hava hapishanesine sıkıştırılan 2,3 milyon insana adeta soykırım uygulandığının altını çizen Erdoğan, "Tüm dünyanın gözü önünde 50 gün boyunca Gazze'yi yaktılar, yıktılar. İnsanlık tarihine kara birer leke olarak geçen her türlü zulmü yaptılar. Gazze'deki İsrail zulmüne maruz kalanların 7 Ekim'den beri yaşadıkları tam bir cehennemdi. Yüzde 70'ten fazlası kadın ve çocuk olmak üzere yaklaşık 16 bin Gazzeli kardeşimiz İsrail'in saldırıları sonucunda şehit oldu, 35 binin üzerinde Filistinli kardeşimiz yaralandı. Şehitlerin her birini rahmetle yad ediyor, yaralılara acil şifalar niyaz ediyorum." ifadelerini kullandı.

Gazze'deki binaların üçte ikisinin yıkıldığını, tahrip olduğunu ya da kullanılamaz hale geldiğini; sağlık ve eğitim altyapısının tamamen çöktüğünü belirten Erdoğan, "Gazze'de son asrın en büyük mezalimlerinden birini yapan Netanyahu, adını tarihe şimdiden 'Gazze kasabı' olarak yazdırmıştır. Bu kara leke sadece Netanyahu'nun değil ona koşulsuz destek veren herkesin alnına yapışmıştır. Bu utanç lekesi hiçbir zaman temizlenmeyecektir. Gazze'de işlenen insanlık ve savaş suçlarını da bir ikisi hariç Batılı ülkelerin tepkisizliğini de asla unutmayacağız. İsrail yönetiminin insanlık vicdanı yanında uluslararası hukuk önünde de hesap vermesi için mevcut tüm yolları deneyeceğiz." diye konuştu.

"Gazze için temas trafiğimizi yoğunlaştırarak sürdüreceğiz"

Türkiye'nin, tarih boyunca olduğu gibi bugün de tüm imkanlarıyla Gazzelilerin yanında olduğunu; uluslararası temaslarının ilk ve en önemli konusunun Gazze'deki savaş olduğunu aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Son olarak Cezayir seyahatimizde Cumhurbaşkanı Tebbun'la, ardından hafta sonu ülkemizi ziyaret eden Lübnan Başbakanı Mikati ile bu meseleyi tüm yönleriyle konuştuk. İspanya Başkanı Sayın Sanchez ile telefon görüşmemizde Gazze'yi ele aldık. Bu konudaki dik ve dirayetli duruşu için İspanya'yı tebrik ediyorum. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres ile yaptığımız telefon görüşmesinin gündemi Filistinli kardeşlerimizin yaşadığı insanı dramdır. Yarın Birleşik Arap Emirlikleri'ne gidiyoruz. Dubai ziyaretimizde iklim konularıyla birlikte Gazze'yi de ele alacak, Gazze halkı için neler yapabileceğimizi değerlendireceğiz. Gazze için temas trafiğimizi yoğunlaştırarak sürdüreceğiz. Cuma günü başlayan esir takaslarını ve insani arayı, akan kanın bir nebze olsun durdurulması bakımından müspet bir gelişme olarak görüyoruz. Mutabakatın tesisine katkı veren tüm kardeş ülkelere teşekkür ediyoruz.

(AA)
(AA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'nin ihtiyaç duyduğu malzemelerin bir kısmının bölgeye ulaştırılmasından memnuniyet duyduklarını ancak içeri girmesine izin verilen yardım miktarının, Gazze halkının asgari ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğunu belirtti.

"Netanyahu yönetiminden gelen açıklamalar, insani aranın kalıcı ateşkese tahvil edilmesi yönündeki umutlarımızı azaltmaktadır." diyen Erdoğan, İsrail kamuoyu nezdinde iyice köşeye sıkışan Netanyahu'nun siyasi ömrünü uzatmak için daha çok kan dökmesinin, daha fazla can almasının önüne mutlaka geçilmesi gerektiğini vurguladı. 

Erdoğan, şunları kaydetti:

Netanyahu, Gazze'de işlediği cinayetlerle antisemitizmi körükleyerek İsrail halkıyla birlikte tüm Yahudilerin güvenliğini tehlikeye atıyor. Dünyada antisemitizmle birlikte İslam düşmanlığı da yükseliyor. Batılı liderlerin Hamas bahanesiyle Filistinlileri şeytanlaştıran sorumsuz söylemlerinin bedelini ise bu ülkelerde yaşayan göçmenler ödüyor. Pazar günü ABD'de 3 Filistinli öğrenciye yönelik menfur saldırı, bunun son örneğini teşkil etti. Çoğu zaman 'fanatik, akli dengesi bozuk veya aşırı sağcı' denilerek önemsizleştirilmeye çalışılan bu teröristlerle mücadelede Batılı devletlerin isteksiz davrandığını biliyoruz. Gazze krizinin başından beri sergiledikleri çifte standart, Müslümanlara yönelik nefret suçlarının cezasız kalmasında kanuni boşluklardan ziyade başka senaryoların devreye girdiğine işaret ediyor. Kur'an-ı Kerim'i yakan melunlara fikir özgürlüğü, bu kılıf altında gösterilen müsamahakar tavır kesinlikle iyi niyetli değildir. Anlaşılan geçmişte Musevilere ve Romanlara yapıldığı gibi bugün de bir Müslüman sorunu icat edilmeye çalışılmaktadır. Çoğu Avrupa'da olmak üzere 7 milyon insanı yurt dışında yaşayan bir ülke olarak tüm bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Tek bir vatandaşımızın dahi burnunun kanamasına izin vermeyeceğiz.

"1500 ton insani yardım malzemesi bugün Gazze'ye gönderiliyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplam 1500 ton insani yardım malzemesi taşıyan ikinci geminin bugün Gazze'ye doğru yola çıkacağını açıkladı. Gazze'de çatışmalara verilen insani arada rehinelerin salıverilmesi ve ateşkesin kalıcı hale gelmesi için Erdoğan, temaslarını arttıracağını söyledi.

Merkez Bankası rezervleri 134,5 milyar dolar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası brüt rezervlerinin Eylül 2014'ten bu yana ilk kez 134,5 milyar dolara çıktığının müjdesini verdi.

Türkiye-Yunanistan ilişkileri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yunanistan'la ihtilaflarımız dün vardı yarın da olacak. Bu gerçek, aynı denizi paylaşan iki ülke olarak ortak paydada buluşamayacağımız anlamına asla gelmez." dedi. 

Deprem konutları

Önümüzdeki aydan itibaren deprem konutlarının hak sahiplerine teslimine başlanacağını belirten Erdoğan, "Yıl bitmeden 46 bin deprem konutu ve köy evini teslim etmeyi planlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "CHP'deki gölge kabine, bize bakarak belki milletin gönlüne nasıl girileceğini, dürüst ve temiz siyasetin nasıl yapılacağını anlarlar." şeklinde konuştu.



İsrail’in Mısır-Türkiye arasındaki askeri yakınlaşmaya ilişkin endişeleri neden artıyor?

 Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 19 Aralık 2024’te düzenlenen D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 19 Aralık 2024’te düzenlenen D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

İsrail’in Mısır-Türkiye arasındaki askeri yakınlaşmaya ilişkin endişeleri neden artıyor?

 Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 19 Aralık 2024’te düzenlenen D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 19 Aralık 2024’te düzenlenen D-8 Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkilerde gözlenen yakınlaşma, özellikle iki ülkenin askeri eğitim ve tatbikat alanındaki iş birliğini genişletmesiyle birlikte İsrail’de endişelere yol açıyor. Bölgenin en büyük ordularına sahip ve stratejik ağırlığı yüksek iki güç arasındaki bu gelişmeler, Tel Aviv’de yakından takip ediliyor.

Bu kaygılar, Sirte kentinde Mısır ve Türkiye’nin katılımıyla gerçekleştirilen uluslararası askeri tatbikatın tamamlanmasının ardından yeniden gündeme geldi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, söz konusu endişelerin iki ülkenin askeri kapasitesi, savunma sanayii alanındaki iş birliği ve bölgesel konulardaki yakınlaşmadan kaynaklandığını belirtti. Uzmanlar, Mısır ile Türkiye arasındaki bu yakınlaşmanın zamanla daha geniş kapsamlı bir bölgesel ittifaka dönüşebileceğini ve farklı alanlarda etkisini artırabileceğini öngörürken, yakın vadede doğrudan bir askeri çatışma ihtimalini düşük görüyor.

İsrail’in endişeleri

İsrail gazetesi Maariv’de yayımlanan bir makalede emekli general Yitzhak Brick, Türkiye ile Mısır arasında oluşabilecek bir ittifakın İsrail’i ‘zorlu bir savaşa’ sürükleyebileceği ihtimalini göz ardı etmedi.

Brick, Kahire ile Ankara arasında stratejik bir iş birliğinin oluşabileceği uyarısında bulunarak, bunun ortak askeri üretim ve savunma alanında entegrasyona kadar uzanabileceğini ifade etti. İki ülke arasındaki olası askeri yakınlaşmanın bölgedeki caydırıcılık dengelerini yeniden şekillendirebileceğini belirten Brick, bunun İsrail’i güvenlik açısından yeni tehditlerle karşı karşıya bırakacağını ve askeri doktrin ile savunma stratejisinin kapsamlı biçimde yeniden değerlendirilmesini gerektireceğini söyledi.

İsrail merkezli i24NEWS ise 18 Nisan’da yayımladığı haberinde, Türkiye ile Mısır arasındaki yakınlaşmaya dair uyarılara yer verdi. Haberde, iki ülke arasında güvenlik, savunma ve istihbarat alanlarındaki parlamenter komisyonlarda ele alınan derinlemesine görüşmelerin bulunduğu aktarıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz şubat ayında Kahire’yi ziyaret etmiş, bu ziyaret kapsamında savunma dahil birçok alanda anlaşmalar imzalanmıştı. Ortak basın toplantısında konuşan Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ise iki ülke arasında Gazze Şeridi, Sudan, Libya ve Afrika Boynuzu gibi bölgesel konularda görüş birliği bulunduğunu açıklamıştı.

Sisi ve Erdoğan, iki ülke arasında askeri alanlarda mutabakat zaptlarının imzalanması sırasında... Şubat 2026 (Mısır Cumhurbaşkanlığı)Sisi ve Erdoğan, iki ülke arasında askeri alanlarda mutabakat zaptlarının imzalanması sırasında... Şubat 2026 (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail, Türkiye’nin Gazze Şeridi’nde oluşturulması planlanan uluslararası istikrar gücüne katılma ihtimaline temkinli yaklaşıyor. Ankara’nın, ekim ayında Gazze’de sağlanan ateşkes anlaşmasının uygulanmasına yönelik arabuluculuk ve garanti mekanizmalarına dahil olması, Tel Aviv’de dikkatle takip ediliyor. Bazı medya raporları ise Gazze Şeridi’ndeki gelişmelerin yanı sıra İran’la yaşanan savaşın ardından İsrail ile Türkiye arasında olası bir askeri gerilim ihtimalinin de gündeme gelebileceğini öne sürüyor.

Soğuk barış

Mısırlı strateji uzmanı Semir Ragıb, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, Türkiye’nin bölgede doğrudan varlık göstermesinin ve Mısır ile artan yakınlaşmasının İsrail ile ‘soğuk barış’ niteliğindeki mevcut dengeyi daha da pekiştirdiğini belirtti. Ragıb’a göre Mısır ve Türkiye, bölgenin en büyük iki ordusuna sahip ülkeler olarak önemli bir stratejik ağırlık taşıyor ve her ikisinin de bölgesel güç merkezleriyle güçlü ilişkileri bulunuyor. Bu durumun İsrail tarafından dikkatle izlendiği ifade ediliyor.

Ragıb, İsrail açısından en rahatsız edici başlıklardan birinin insansız hava araçları (İHA) alanındaki askeri iş birliği olduğunu vurguladı. Mısır ve Türkiye’nin bu alanda önemli üretim kapasitesine sahip olduğunu belirten Ragıb, bu ortaklığın iki ülkenin ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra bölgede İsrail’in İHA pazarındaki rekabet gücünü de zayıflatabileceğini söyledi. Özellikle İsrail ürünlerine yönelik olumsuz algının arttığı bir ortamda, Türk-Mısır üretiminin daha çok tercih edilebileceğini dile getirdi.

Ragıb, iki ülke arasındaki koordinasyonun Somali’den Suriye’ye, Libya üzerinden geniş bir coğrafyaya yayıldığını ve bunun İsrail açısından rahatsız edici bir gelişme olduğunu belirtti. Ayrıca Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerini Mısır üzerinden güçlendirme çabasının, Kahire’nin kıta için ana giriş kapısı konumunu pekiştirdiğini ve bunun İsrail’in bölgesel etkisini sınırladığını ifade etti.

Türkiye üzerine çalışan araştırmacı Taha Avdetoğlu da değerlendirmesinde, Mısır ile Türkiye arasındaki Gazze Şeridi, Libya ve Afrika eksenli iş birliğinin İsrail tarafındaki endişe seviyesini daha da yükselttiğini söyledi.

Artan askeri iş birliği

Mısır ile Türkiye arasındaki askeri iş birliği son dönemde belirgin şekilde artış gösterdi. Geçtiğimiz yılın sonunda, 13 yıl aradan sonra ilk kez Mısır Silahlı Kuvvetleri unsurları Türk karasularında düzenlenen ortak deniz tatbikatına katıldı. Söz konusu tatbikatta Türk fırkateynleri, hücum botları, bir denizaltı ve F-16 uçakları yer alırken, Mısır donanmasına ait birlikler de etkinlikte görev aldı.

Millî Savunma Bakanlığı (MSB) yaptığı açıklamada Flintlock 2026 Çok Uluslu Özel Kuvvetler Tatbikatı kapsamındaki faaliyetlerin tamamlandığını duyurdu. Açıklamaya göre tatbikat, 13-30 Nisan tarihleri arasında Sirte kentinde gerçekleştirildi ve Mısır’ın da aralarında bulunduğu birçok ülke katılım sağladı. Tatbikatın temel amacının askeri iş birliğini geliştirmek ve kara, hava ve deniz unsurlarını içeren entegre senaryolar üzerinden muharip kabiliyeti artırmak olduğu belirtildi.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Kahire’de Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırladı... Şubat 2024 (Mısır Cumhurbaşkanlığı)Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Kahire’de Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırladı... Şubat 2024 (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, eylül ayında katıldığı bir televizyon programında Mısır ile savunma sanayii ve ortak güvenlik alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, bölgedeki tehditlerin iki ülkeyi güvenlik konularında daha yoğun temas kurmaya yönelttiğini ifade etti.

Semir Ragıb, İsrail’in Mısır ya da Türkiye ile askeri bir maceraya girmesinin mümkün olmadığını savunarak, İsrail askeri doktrininin aynı anda birden fazla büyük cephede savaşmayı zorlaştırdığını ifade etti. Ragıb ayrıca, ABD’nin de Türkiye ve Mısır büyüklüğündeki ülkelerle yaşanabilecek bir çatışmada İsrail’e açık destek vermesinin beklenmediğini söyledi. Ragıb’a göre her iki ülke de söylemden ziyade güç üzerinden caydırıcılık üreten aktörler konumunda.

Ragıb, Mısır-Türkiye yakınlaşmasının doğrudan İsrail karşıtı bir hat oluşturmadığını ancak zamanla Pakistan gibi ülkeleri de içerebilecek daha geniş bir bölgesel ittifaka dönüşme potansiyeli taşıdığını belirtti.

Taha Avdetoğlu ise iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da genişleyeceğini, farklı coğrafyalara yayılacağını ancak bunun İsrail ile doğrudan bir çatışmaya dönüşmesinin beklenmediğini ifade etti.


Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.


Türkiye ve Ermenistan, ABD desteğiyle anlaşmazlıkları aşan iş birliğine yöneliyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ermenistan, ABD desteğiyle anlaşmazlıkları aşan iş birliğine yöneliyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 20 Haziran 2025’te İstanbul’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye ve Ermenistan, diplomatik ilişkilerin kesilmesinin üzerinden geçen onlarca yılın ardından, “1915 olaylarının soykırım olduğu iddiaları” ve Dağlık Karabağ meselesi nedeniyle derinleşen anlaşmazlıklara rağmen ilişkileri normalleştirme yönünde yeni bir adım attı.

İki ülke, her yıl 24 Nisan’da Ermenistan ve birçok Batı ülkesinin “Ermeni Soykırımı” olarak andığı olayların anılması sırasında yaşanan gerilim ve karşılıklı açıklamaların yerini bu yıl iş birliği projelerine bırakmaya başladı. Türkiye, söz konusu olayların soykırım olmadığını, Birinci Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’da her iki taraftan da kayıpların yaşandığını savunuyor.

ABD desteğiyle temaslar ve yeni iş birliği

Washington’ın da memnuniyetle karşıladığı süreç kapsamında, Türkiye’nin kuzeydoğusundaki Kars kentinde, Ermenistan sınırına yakın bir noktada iki ülke arasında “Ortak Çalışma Grubu” toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının amacı, Kars ile Ermenistan’ın Gümrü kenti arasındaki demiryolu hattının yeniden onarılması ve işletmeye açılması olarak açıklandı.

dfgt
Türkiye ile Ermenistan arasında, iki ülke arasındaki demiryolu hattının yeniden işletmeye açılmasını görüşmek üzere Kars sınır kentinde gerçekleştirilen toplantıdan bir görüntü (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, salı günü yapılan toplantının, 2021 yılında başlatılan normalleşme süreci çerçevesindeki mutabakatların devamı olduğunu belirtti.

Taraflar, Kars-Gümrü demiryolu hattının mümkün olan en kısa sürede yeniden faaliyete geçirilmesinin bölgesel ulaşım bağlantıları açısından önemine dikkat çekti.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, toplantıyı sosyal medya platformu X üzerinden “bölgesel bağlantı ve barış açısından önemli bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi. Barrack, hattın bir asırdan uzun süredir bölgeyi birbirine bağlayan önemli bir ticaret yolu olduğunu ve son trenin Temmuz 1993’te geçtiğini hatırlattı.

Barrack ayrıca Türkiye ile Ermenistan’ın ekonomik ve toplumsal yakınlaşma yönünde attığı adımları memnuniyetle karşıladığını belirterek, bu sürecin ABD’nin “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Yolu” vizyonu ve 8 Ağustos 2025’te Beyaz Saray’da düzenlenen (ABD-Azerbaycan-Ermenistan) “tarihi barış zirvesi” ile uyumlu olduğunu ifade etti.

Normalleşme süreci

Türkiye, 2020’deki Dağlık Karabağ savaşında Azerbaycan’a güçlü destek vermişti. Buna rağmen 2021 yılında Ermenistan ile normalleşme ve çözüm görüşmelerini başlattı. Bu kapsamda Türkiye, eski Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç’ı özel temsilci olarak atarken, Ermenistan da Meclis Başkan Yardımcısı Ruben Rubinyan’ı temsilci olarak görevlendirdi.

ddvfd
ABD Başkanı Donald Trump’ın ev sahipliğinde Ağustos 2025’te Beyaz Saray’da düzenlenen zirvede, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında el sıkışma anı (EPA)

Geçen yıl Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir barış anlaşması metni üzerinde uzlaşma sağlanması, Türkiye-Ermenistan ilişkilerindeki normalleşme sürecine de ivme kazandırdı. 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından, iki ülke arasındaki Alican-Margara sınır kapısı 35 yıl sonra ilk kez insani yardım geçişi için açıldı.

Üst düzey ziyaretler ve diplomatik temaslar

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 2023’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yemin törenine katıldı. Ardından 20 Haziran 2025’te Erdoğan’ın davetiyle Türkiye’ye resmi çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Bu ziyaret, iki ülke arasında üst düzeyde gerçekleşen ilk ziyaretlerden biri oldu.

Paşinyan, ziyaret sırasında Dolmabahçe Sarayı’nda Erdoğan ile görüştü. Ermenistan Meclis Başkanı Alen Simonyan, bu ziyareti “tarihi” olarak nitelendirdi.

sc c vcf
20 Haziran 2025’te İstanbul’da, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katıldığı görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Paşinyan daha sonra yaptığı değerlendirmede, Türkiye ile temasların “çok yapıcı” olduğunu belirterek, somut sonuçlar henüz alınmasa da önemli ilerleme kaydedildiğini söyledi.

Paşinyan, üç yıl önce Ermenistan’ın Türkiye’nin tutumunu öğrenmek için üçüncü ülkeler aracılığıyla iletişim kurmak zorunda kaldığını, ancak bugün doğrudan ve hatta günlük temasların sürdüğünü ifade etti.