Erdoğan’ın Cezayir ziyareti: ‘Stratejik’ bir ilişki mi?

İki ülke arasındaki ziyaretler, Tebbun’un 2019'daki seçilmesinden bu yana kayda değer bir ivme kazandı.

Tebbun, Erdoğan'ı 21 Kasım'da Cezayir'deki Huari Bumedyen Havaalanı'nda karşıladı. (Reuters)
Tebbun, Erdoğan'ı 21 Kasım'da Cezayir'deki Huari Bumedyen Havaalanı'nda karşıladı. (Reuters)
TT

Erdoğan’ın Cezayir ziyareti: ‘Stratejik’ bir ilişki mi?

Tebbun, Erdoğan'ı 21 Kasım'da Cezayir'deki Huari Bumedyen Havaalanı'nda karşıladı. (Reuters)
Tebbun, Erdoğan'ı 21 Kasım'da Cezayir'deki Huari Bumedyen Havaalanı'nda karşıladı. (Reuters)

Rebia Hurays

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde Cezayir'e gerçekleştirdiği yıldırım ziyaret, kısalığı ve iki ülke arasındaki bir dizi dosyanın gündeme gelmesi açısından dikkat çekiciydi.

İki ülke arasında hem en üst düzeyde hem de hükümet düzeyindeki ziyaretler, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'un 2019'da iktidara gelmesinden bu yana dikkat çekici bir hareketliliğe sahne oldu. Recep Tayyip Erdoğan, 2020 yılının ocak ayında, Tebbun iktidara geldikten hemen sonra ülkeyi ziyaret eden ilk devlet başkanlarından biri oldu. Ayrıca Türkiye, Cezayir Cumhurbaşkanı'nın ziyaret ettiği çok az sayıda ülkeden biri. Tebbun, Ankara'yı iki kez ziyaret etti.

On saati geçmeyen ziyarette, ortak ilişkiler açısından bir dizi siyasi dosya ön plana çıktı. Görüşmenin merkezindeki konulardan biri Gazze'deki gelişmelerdi. Al Majalla’ya konuşan Cezayirli bir siyaset bilimci şu değerlendirmelerde bulundu:

"Erdoğan'ın Cezayir ziyareti ve bölgesel ve uluslararası bağlamı, özellikle Gazze'deki savaşa yönelik ortak resmi bir söylem üretme düzeyinde büyük önem taşıyor. Bu, bölgesel gelişmelerin başlangıcından bu yana Türkiye Cumhurbaşkanı’nın ilk yurt dışı ziyareti olduğu biliniyor. Olaylar hızlı ve dramatik bir şekilde gelişti ve Filistin meselesinde iki etkili ülkenin brifing almasını gerektirdi. Bu, Ankara-Cezayir ekseninin değerlerini güçlendirme açısından olumlu bir faktör oluşturuyor."

Ziyarette iki ülke arasındaki iş birliğini artıracak 12 anlaşmanın imzalanması konusu da yer aldı.

Cezayirli siyaset bilimciye göre iki ülke, siyasi ve ekonomik ortaklık çerçevesinde her iki ülkenin üst düzey siyasi liderliğinin güçlü siyasi iradesine dayanan stratejik bir ilişki modeli oluşturmaya çalışıyor. Söz konusu irade dünyanın yaşadığı değişim ve krizlerden etkilenmeyen, hızlı ve yapıcı bir diplomatik ritimle son yıllarda sistematik bir şekilde arttı. Hatta Türkiye'nin Ortadoğu'da, Cezayir'in Kuzey Afrika ve Sahel'deki zorluklarla yüzleşmek için pragmatik kalkınma faktörlerini daha fazla ve çeşitli düzeylerde destekleyecek şekilde güçlendi. Bu nedenle, ülkeler klasik devlet ilişkilerinin formülleri yerine, tarih, medeniyet ve geleceği paylaşan iki ülke arasında canlı ve uzun vadeli bir ittifaka doğru ilerliyor.

Fotoğraf Altı: Erdoğan için Cezayir'in başkentindeki başkanlık sarayında kabul töreni düzenlendi. (Reuters)
Erdoğan için Cezayir'in başkentindeki başkanlık sarayında kabul töreni düzenlendi. (Reuters)

Ziyaret, kısa olmasına rağmen ekonomik bir karaktere sahipti. 12 farklı sektörde 12 anlaşma imzalandı. Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’dan aktardığına göre yatırımları ve ticaret hacmini on milyar dolar sınırına çıkarmayı hedefleyen iki ülke arasındaki işbirliğinin düzeyi bugün beş milyar dolara yaklaştı.

Erdoğan'a eşlik eden Türk heyetinde şu isimler vardı:

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı (MİT) İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek.

Cezayir ve Türkiye, ‘Yüksek Düzey İşbirliği Konseyi’ adını ‘Stratejik Yüksek Düzey İşbirliği Konseyi’ olarak değiştirdi.

Cezayir ve Türkiye, ziyaret sırasında ‘Yüksek Düzey İşbirliği Konseyi’ adını ‘Stratejik Yüksek Düzey İşbirliği Konseyi’ olarak değiştirdi. Bu, iki ülke arasındaki yakınlaşmanın ne kadar güçlü olduğunu ve Cumhurbaşkanı Tebbun'un göreve gelmesinden sonra hız kazandığını gösteriyor.

Cezayir Parlamentosu Üyesi Abdulkadir Berriş, gelişmelere ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

 "Cezayir diplomasisinin bugünkü çabaları diplomatik açıklık ve ekonomik çeşitlendirmeye dayanıyor; bu, son yirmi yılda böyle değildi. Eski sistem Fransa'ya bağımlıydı, hatta yerel pazar Fransız çıkarları için açık bir pazar haline geldi. Bu nedenle, Çinli, Rus ve Türk ortaklar olmak üzere ortakların çeşitlendirilmesine büyük bir direnç gösterdi."

Erdoğan, Tebbun ile ortak basın toplantısında, ‘Yüksek Düzey İşbirliği Konseyi'nin adını, stratejik niteliğini vurgulamak için ‘Stratejik Yüksek Düzey İşbirliği Konseyi’ olarak değiştirdiklerini açıkladı. Erdoğan, bu değişikliğin, iki ülke arasındaki ilişkilerin geldiği noktayı ve stratejik vizyonu yansıttığını söyledi.

Fotoğraf Altı: Cezayir Ulusal Petrol Şirketi (Sonatrach) ile Türkiye Petrol Boru Hatları Şirketi (BOTAŞ) arasındaki anlaşmanın yenilenmesi bekleniyor. (Reuters)
Cezayir Ulusal Petrol Şirketi (Sonatrach) ile Türkiye Petrol Boru Hatları Şirketi (BOTAŞ) arasındaki anlaşmanın yenilenmesi bekleniyor. (Reuters)

Erdoğan ve Tebbun ziyaretin sonunda, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısının ardından özel bir törende ortak açıklamaya imza attılar. Açıklama, iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek için imzalanan 12 iş birliği anlaşmasını içeriyordu. Türk ve Cezayirli yetkililer tarafından imzalanan iş birliği anlaşmaları, ticaret, eğitim, kültür, sinema, çevre ve bilim alanlarını kapsıyordu. Ayrıca, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz ile Cezayir Haber Ajansı Genel Müdürü Samir Kayed, iki ajans arasında iş birliği anlaşması imzaladı.

Cezayir Cumhurbaşkanlığı, geçtiğimiz salı günü Cezayir'in Türkiye ile anlaşmalar imzaladığını açıkladı. Bu anlaşmalar arasında, Sonatrach şirketi ile bir gaz tedarik anlaşması da yer alıyor. Türkiye'nin Cezayir büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz, Erdoğan'ın ziyaretinden önce yaptığı açıklamada, Sonatrach ve Botaş şirketleri arasındaki anlaşmanın yenilenmesini beklediklerini belirtmişti.



Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM'ye sunuldu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM'ye sunuldu

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Anlaşması’nın imza töreninin ardından (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile ilgili kanun teklifi, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un imzasıyla TBMM'ye sunuldu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın onayına ilişkin kanun teklifinin parlamentoya sunulmasının, üç kardeş ülke arasındaki stratejik iş birliğinin pekiştirilmesi yolunda önemli bir adım olduğunu belirtti.

Duran, söz konusu stratejik ortaklığın kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi, ortak savunma kapasitesini artırmayı ve bölgede güvenlik ile istikrarı korumayı amaçladığını ifade etti.

Duran, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, bölge ülkelerinin bölgesel meselelerde sorumluluk üstlenmesi ilkesine dayanan Mekke Anlaşması’nın, güvenlik ve dayanışmaya öncelik veren ortak bir iradeyi yansıttığını kaydetti.

Duran, “Anlaşmanın parlamentoda onay sürecinin ülkemiz ve kardeş ülkeler Suudi Arabistan ile Pakistan için hayırlı olmasını temenni ediyor, bu sürece katkı sağlayacak tüm siyasi partilere ve milletvekillerine şimdiden teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

vfghy
Hakan Fidan ve Faysal bin Ferhan, pazartesi günü yaptıkları telefon görüşmesinde bölgesel meseleleri ve Husilerin saldırılarını ele aldı (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Parlamento kaynakları, şu anda çalışma ziyareti için Kırgızistan’da bulunan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un Türkiye’ye dönüşünün ardından kanun teklifini, eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu başkanlığındaki Dışişleri Komisyonu’na sevk edeceğini bildirdi. Teklif, komisyonda ele alınmasının ardından onaylanmak üzere Genel Kurul’a sunulacak.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, imzacı ülkelerden herhangi birine yönelik saldırının üç ülkeye yapılmış bir saldırı sayılması gibi önemli hükümler içeriyor. Bu düzenleme, NATO Antlaşması’nın 5. maddesini andırıyor.

Anlaşmada ayrıca ortak silah üretimi, savunma sanayisi şirketleri arasında teknoloji paylaşımı, askerî eğitim ve ortak tatbikatlar, uzman askerî personelin yetiştirilmesi, istihbarat paylaşımı ve terörle mücadele alanlarında iş birliğine ilişkin hükümler bulunuyor.

Kanun teklifinin parlamentoya sunulmasından bir gün önce Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile bölgesel güvenlik meselelerini görüştü.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre pazartesi günü telefonla gerçekleştirilen görüşmede iki bakan, Husilerin Suudi Arabistan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılarına odaklandı.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Husilerin saldırılarını sert bir dille kınadı. Erdoğan, Husilerin Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na düzenlediği saldırının aralarında umrecilerin de bulunduğu çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine ve yüzlerce kişinin yaralanmasına yol açtığını söyledi.

csdfghy
Erdoğan, pazartesi akşamı Türkiye’de köy muhtarlarıyla yaptığı toplantıda konuşurken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, pazartesi gecesi ile salıyı bağlayan saatlerde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde köy muhtarlarıyla yaptığı toplantıda konuştu. Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıların bölgedeki gerilimi ciddi ölçüde artırdığını belirten Erdoğan, Suudi Arabistan’ı “dost ve kardeş ülke” olarak nitelendirdi.


Türk yönetmen Çatak Şarku’l Avsat konuştu: Politik sinema dünyanın bilincini uyandırıyor

Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
TT

Türk yönetmen Çatak Şarku’l Avsat konuştu: Politik sinema dünyanın bilincini uyandırıyor

Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).

Türk yönetmen İlker Çatak, Sarı Zarflar filminin başrol oyuncusu Özgü Namal ile sanatsal iş birliğinin, henüz 15 yaşındayken annesiyle birlikte İstanbul’da izlediği bir tiyatro oyununa dayandığını söyledi. O dönem Namal’ın sahnedeki varlığından çok etkilendiğini anlatan Çatak, genç bir oyuncu olmasına rağmen sahnede herkesten daha güçlü bir etki bıraktığını belirtti. Gösterinin ardından annesiyle uzun süre Namal’ın yeteneği hakkında konuştuğunu aktaran yönetmen, oyuncunun sonraki yıllarda yıldızlaşma sürecini de yakından takip ettiğini ifade etti.

Çatak, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Sarı Zarflar filminin hazırlıkları sırasında oyuncu seçimi direktörünün Özgü Namal’ı önermesiyle eski anısının yeniden aklına geldiğini söyledi. Namal’ın oyunculuğu bırakmış olabileceğini düşündüğünü belirten yönetmen, oyuncunun İstanbul’dan uzakta, kırsal bir bölgede yaşadığını ancak projeyi görüşmek üzere kendisiyle buluşmaya geldiğini anlattı. Bu görüşmenin Namal’ın yeniden oyunculuğa dönme isteğiyle aynı döneme denk geldiğini kaydeden Çatak, yıllardır performansının izini taşıdığı bir oyuncuyla çalışma fırsatı bulduğunu dile getirdi.

Sarı Zarflar, El Gouna Film Festivali kapsamında gösteriliyor. Film, Türkiye’de sanatla uğraşan Derya ve Aziz adlı evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Tiyatro oyunlarının açılışında yaşanan bir olayın ardından hayatları altüst olan çift, devletin hedefi haline geliyor. İnançlarından ödün vermeden ayakta kalmaya çalışırken günlük hayatın gerekliliklerini de karşılamak zorunda kalan ikilinin evliliği giderek artan baskılarla karşı karşıya kalıyor. Ergenlik çağındaki kızları ise babasının geri adım atmayı reddeden tutumuyla annesinin ailenin geleceğini güvence altına alma çabası arasında sıkışıp kalıyor.

Türk yönetmen, Özgü Namal ve Türk oyuncu Tansu Biçer’i seçmesinde ikisinin de tiyatro geçmişine sahip olmasının önemli rol oynadığını belirtti. İstanbul’da küçük bir tiyatro işleten Biçer’in sahne konusunda geniş deneyime sahip olduğunu vurgulayan Çatak, ortak seçmeler sırasında iki oyuncunun birbirleriyle kurduğu uyumun kısa sürede ortaya çıktığını söyledi. İkilinin birlikte sergilediği performansta aradığı ilişkiyi gördüğünü kaydeden yönetmen, oyuncuların birbirlerine doğal biçimde karşılık verebildiklerini ve böylece evlilik sahnelerinin senaryodaki diyalogların ötesinde bir canlılık kazandığını ifade etti.

cd vdf
Yönetmen, politik temalı filmler yapmayı tercih ediyor (Yapım şirketi)

Çatak, başrol oyuncularına diyalogları şekillendirme konusunda geniş özgürlük tanıdığını, kelimeleri değiştirmelerine ve kendi ifadelerini kullanmalarına izin verdiğini anlattı. Oyuncuların deneyimlerinin, sahnenin anlamını koruyarak bunu başarabileceklerine dair kendisine güven verdiğini belirten yönetmen, onlarla çalışmayı Lionel Messi gibi bir futbolcuyla sözleşme yapmaya benzetti.

Çatak, bu düzeyde bir yeteneğe sahip olmanın yönetmene de sorumluluk yüklediğini belirterek oyuncuların kendilerini ortaya koyabilecekleri koşulları sağlamanın önemine dikkat çekti. Herkesin önceden belirlenmiş bir yaklaşımın dışına çıkmaktan çekinmeden konuşabildiği ve öneriler sunabildiği bir çalışma ortamı oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Bu güvenin kendi çalışma biçimini de etkilediğini söyleyen Çatak, oyuncuların çalışma sırasında ortaya koyduklarını dinlemeye ve farklı önerilere daha açık hale geldiğini dile getirdi. Oyuncunun duygusuna nasıl ulaştığını çözümlemesine ya da kullandığı yöntemleri açıklamasını istemesine gerek duymadığını belirten yönetmen, kamera karşısında ikna edici bir sonuç elde edilmesini yeterli bulduğunu ifade etti.

Başrol oyuncularının hayatlarını oyunculuğa adadıklarını ve mesleklerine ilişkin önemli bir birikim edindiklerini kaydeden Çatak, bu nedenle performanslarına ilişkin kararları kendilerinin verebilmesi için onlara gerçek bir alan açılması gerektiğini söyledi. Yönetmene göre oyuncunun özgürlüğü, öncelikle senaryonun sağlamlığına dayanıyor. Karakterin neyi savunduğunu ve neyin peşinde olduğunu açıkça bilen oyuncu, sahnenin bütünlüğünü bozmadan kendi kelimeleriyle kendini ifade edebiliyor.

Filmlerinde yıldız oyunculara yer verme konusuna da değinen Çatak, tanınmış isimlerle çalışmayı bir zorunluluk olarak görmediğini ancak bu isimlerin filmin daha geniş kitlelere ulaşma ihtimalini artırdığının farkında olduğunu söyledi. Batı toplumlarında izleyicilerin belirli oyuncuları tanıyabildiğini, buna karşılık başka ülkelerdeki önemli yeteneklerin yıllarca ortaya koydukları eserlere ve mesleklerine yaptıkları katkılara rağmen yeterince bilinmeyebildiğini belirtti.

Geçen yıl Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan filmin çekim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çatak, önceki filmi Öğretmenler Odası ile Oscar yarışına ilişkin kampanya sona erdikten sonra çekimlere başladığını anlattı. Bu süreçte enerjisinin büyük bölümünü tükettiğini hissettiğini belirten yönetmen, aynı zamanda kariyerinin en büyük prodüksiyonuna hazırlanıyordu.

cd
Türk yönetmen İlker Çatak (Yapım şirketi)

Filmde diyaloglu rollerde yaklaşık 60 oyuncunun yer almasının geniş kapsamlı bir organizasyon gerektirdiğini vurgulayan Çatak, çok sayıda ayrıntıyı takip etmek zorunda kaldığını söyledi. Bunun yanı sıra kamera önünde olup bitenlere, sahnelere ve karakterlere odaklanması gerektiğini belirten yönetmen, yoğun iş yükünün çekim sürecini daha da zorlaştırdığını ifade etti.

Alman ekip ile Türk oyuncuların bir arada çalışmasının da süreci güçleştirdiğini anlatan Çatak, iki dili konuşabilen sınırlı sayıdaki kişiden biri olduğu için çeviri yapmak ve talimatları aktarmak gibi sorumlulukların önemli bölümünü üstlendiğini kaydetti.

Çatak, Öğretmenler Odası filmini tamamlamadan önceki dönemi de hatırlatarak kariyerinde hangi filmlere yer vermek istediğini ve yıllar sonra geriye dönüp baktığında nasıl bir filmografiye sahip olmayı arzuladığını düşünmeye başladığını söyledi.

Bazı sanatsal tercihlerin bir izleyici tarafından başarılı bulunurken bir başkasını rahatsız edebileceğini belirten Çatak, bir filmin nasıl karşılanacağını yapım aşamasında kesin olarak bilmenin mümkün olmadığını ifade etti. Bununla birlikte politik bir duruş taşıyan filmler yapmayı tercih ettiğini vurgulayan yönetmen, yaşadığımız dünyada toplumsal bilince ihtiyaç duyulduğunu düşündüğünü söyledi. Çatak, her sanatçının kendi eserlerinin niteliğini belirleme hakkına da saygı duyduğunu dile getirdi.

Çalışmaları sırasında bu özgürlük alanını aradığını ve filmleri hakkında farklı görüşlerin ortaya çıkmasını doğal karşıladığını belirten Çatak, yeni bir fikri denemenin onun reddedilmesi ihtimalini de göze almayı gerektirdiğini söyledi. Yönetmen, risk alma isteğinin Sarı Zarflar filmindeki sanatsal kararlarının ardındaki temel motivasyonlardan biri olduğunu sözlerine ekledi.


Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Çelik emeklilik dilekçesini, SPK Başkanı Sütcü istifasını sundu

Fotoğraf: Borsa İstanbul’dan bir kare
Fotoğraf: Borsa İstanbul’dan bir kare
TT

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Çelik emeklilik dilekçesini, SPK Başkanı Sütcü istifasını sundu

Fotoğraf: Borsa İstanbul’dan bir kare
Fotoğraf: Borsa İstanbul’dan bir kare

Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Mahmut Sütçü, sağlık nedenleriyle görevinden istifa ederken Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik de derhal emekliye ayrılmak için başvuruda bulundu.

İki ayrılık, Türkiye’de yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen yatırım fonları sektöründeki kriz sürerken yaşandı. İki yetkilinin görevlerinden ayrılma nedenlerine veya bu kararların krizle doğrudan bağlantısına ilişkin ayrıntıya yer verilmedi.