Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2024 sonunda Gabar'daki günlük petrol üretiminin 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2024 yılı sonunda Gabar'daki günlük petrol üretim miktarının 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz" dedi.

Erdoğan  (AA)
Erdoğan (AA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2024 sonunda Gabar'daki günlük petrol üretiminin 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz

Erdoğan  (AA)
Erdoğan (AA)

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gabar'da petrol kuyusundaki günlük üretimin bugün itibarıyla 35 bin varili geçtiğini belirterek, "2024 yılı sonunda Gabar'daki günlük petrol üretim miktarının 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz." dedi.

Erdoğan, Madenci Anıtı'nda düzenlenen, yerel seçim öncesi partisinin ilk mitinginde yaptığı konuşmada, helal rızkın, temiz lokmanın, sembol şehri Zonguldak'ta bulunmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirtti.

Şehre girişinden itibaren kendilerini hasretle bağrına basan her bir vatandaşa teşekkür eden Erdoğan, "Görüyorum ki miting alanımız büyümüş, genişlemiş. Yeni meydanımız, şehrimize de çok yakışmış. Ama Zonguldak'la aramızdaki sevda çok daha fazla büyümüş. Allah hepinizden, tüm Zonguldak'tan razı olsun diyorum. Siz bize böyle samimiyetle sahip çıktığınız müddetçe bizi kimse yolumuzdan alıkoyamaz. Zonguldaklı kardeşlerimiz bizim yanımızda dağ gibi durdukları sürece Türkiye Yüzyılı'nın inşasını kimse engelleyemez." diye konuştu.

"Zonguldak bizim yoldaşımız olduğu müddetçe ne FETÖ'cü hainlerin ne DEAŞ'lı canilerin ne PKK'lı alçakların ne de DHKP-C'li katillerin tehditleri bize sökmez" ifadesini kullanan Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un "Birlik" şiirinden dizeler okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zonguldaklılar ile bir duvarın tuğlaları gibi kenetlendikleri sürece "cehennem olsa geleni göğüslerinde söndüreceklerini" dile getirdi.

"Vatandaşlarımızın doğal gaz faturasını devlet olarak biz ödedik"

Alandakilere birlik beraberlik mesajı veren Erdoğan, şunları söyledi:

"Bunu başardığımızda Allah'ın izniyle kimse bize zincir vuramaz, önümüzü kesemez, hedeflerimize ulaşmaktan bizi geri bırakamaz. Rabb'im birliğimizi, beraberliğimizi, yol arkadaşlığımızı daim eylesin. Her birinize meydanlara sığmayan şu büyük aşkınız için en içten şükranlarımı sunuyorum. Şehrimize en son bundan sadece 9 ay önce 20 Nisan tarihinde gelmiştik. Ziyaretimizde milletimizin asırlık hayallerinden olan Karadeniz doğal gazını resmen devreye almanın gururunu yaşamıştık. Filyos'taki törenimizde, müjdesini verdiğimiz ücretsiz doğal gaz desteğimizi halen sürdürüyoruz. İlk ay, ısınma dahil konutlardan hiçbir ücret almadık. Yani, vatandaşlarımızın doğal gaz faturasını devlet olarak biz ödedik. Daha sonra 11 ay boyunca konutlardaki mutfak ve su ısıtma için kullanılan 25 metreküplük doğal gaz tüketiminin bilabedel olacağını söyledik. Nisan ayından beri 25 metreküplük miktarı, ne yapıyoruz, faturalardan düşüyoruz. Bu uygulamayı nisan 2024 dönemine kadar devam ettireceğiz. Vatandaşlarımızın bütçesine toplam 87 milyar lira tutarında doğrudan destek sağlamış olacağız."

"Enerjide tam bağımsızlığı yakalamak en önemli hedefimizdir"

Sadece bununla da yetinmediklerine, Türkiye'nin kendi gemileriyle sismik arama ve sondaj çalışmalarının devam ettiğine dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"'Her seçim öncesinde gaz buluyorlar diyen' çapsızlara aldırmadan, 'Parayı Karadeniz ve Akdeniz'in sularına gömüyorlar' diyen gafillere kulak asmadan, bulanlar ancak arayanlardır düsturuyla arama faaliyetlerimizi kesintisiz sürdürüyoruz. Zonguldak'ı kömürden sonra doğal gazın da merkezi haline getirmekte kararlıyız. Şunu çok açık ve net ifade etmek isterim. Enerjide tam bağımsızlığı yakalamak en önemli hedefimizdir. Türkiye'nin enerji güvenliğini garanti edecek hamleleri azim ve cesaretle hayata geçiriyoruz. Karadeniz doğal gazının ardından şimdi de kardeşlerim, Gabar'da bulduğumuz yüksek miktarda ve kalitede petrol bu atılımlardan biriydi.

Hatırlarsanız muhalefet cenahı bu keşfimize de bir kulp takmıştı. Milletin sevincine ortak olmak yerine petrol keşfimizi alaya almışlardı. Peki sonra ne oldu? Muhalefetin burun kıvırdığı Gabar'daki petrol kuyumuzun günlük üretimi bugün itibariyle, müjdeye dikkat, 35 bin varili geçti. Allah'a hamdolsun. Çalışan, azmeden buluyor, sondajları yaparak buluyor. Dahası bu rakam her geçen gün artıyor. 2024 yılı sonunda Gabar'daki günlük üretim miktarının 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizden terörün karanlık gölgesi kalktıkça Allah'ın izniyle çok daha fazlasını bulacağız."

Erdoğan, gelecek dönemde hem petrol hem maden hem de doğal gaz konusunda yeni müjdeler vermeyi ümit ettiklerini belirterek, "Türkiye'nin yer altı ve yer üstü kaynaklarını kullanmasının engellenmesine bir daha asla müsaade etmeyeceğiz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asrın felaketinin üstesinden hamdolsun asrın birlikteliğiyle geliyoruz. Konutların, köy evlerinin, ticarethanelerin ve depremde zarar gören diğer yapıların, hastanelerin açılışlarını yaptık. Deprem bölgesini yeniden ayağa kaldırana ve yaraları tamamen sarana kadar durmayacak, dinlenmeyeceğiz." dedi.

Erdoğan, "Biz, bir avuç kömür için bir ömür veren Zonguldak'ın yürekli, mert ve çalışkan insanlarını Allah için seviyoruz. 31 Mart yerel seçimleri öncesinde miting maratonumuzu Zonguldak'tan başlatıyoruz. Bugün bu ilk mitingim, nereden başlıyoruz? Zonguldak'tan. Bunun kadri kıymetini muhakkak bilin. Zonguldak'ta 'Bismillah' dedikten sonra yolumuza yarın Tekirdağ ile devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Ardından da mümkün olan en fazla sayıda ilde vatandaşlarla kucaklaşacaklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Zonguldak, bizim eser ve hizmet siyasetimizi çok iyi bilen bir şehrimizdir. Gerek hükümet olarak gerekse mahalli idarelerde Zonguldak'a hepsi birbirinden önemli yatırımlar kazandırdık ama bundan önce Zonguldak'a olan şükran borcumuzu ödemek istiyorum. Ülke olarak geçen yıl mayıs ayında kritik bir seçim yaşadık. Bu seçimlerde sadece karşımızdaki adayla ve ittifakla rekabet etmedik. Bununla birlikte Kandil'den Pensilvanya'sına seçimleri yönlendirmeye çalışan şer odaklarıyla da mücadele ettik. Maalesef Türk siyasi tarihine birer kara leke olarak geçen pazarlıklara, işbirliklerine, itibar suikastına imza attılar.

Seçim kazanmak uğruna devletin bakanlıklarını ve stratejik kurumlarını, pazarlık konusu yapacak kadar ihtiraslarının kurbanı oldular. 14-28 Mayıs seçimlerinde Zonguldaklı kardeşlerimizin de desteğiyle bu kirli plana sizinle beraber geçit vermedik. İlk turda yüzde 52, ikinci turda yüzde 55 oy oranlarıyla Zonguldak, milletin adamına çok güçlü bir şekilde sahip çıktı. Bu muhteşem sonuçtan dolayı her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Sizlerin şahsında Zonguldak halkına bize olan teveccühleri, güvenleri ve vefaları için buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Şunu bilmenizi isterim, siz bizi nasıl bağrınıza bastıysanız biz de sizin emanetinize asla gölge düşürmeyeceğiz."

"Madenci kardeşlerime teşekkür ediyorum"

Zonguldak'ı her alanda daha da geliştirmek, kalkındırmak, bayındır hale getirmek için gece gündüz koşturacaklarını belirten Erdoğan, "Bundan en küçük bir şüpheniz olmasın. Tabii Zonguldak sadece milli iradenin değil milli dayanışmanın da sembol şehri. Bunu milletçe, asrın felaketini yaşadığımız 6 Şubat depremlerinde bir kez daha gördük." dedi.

Erdoğan, 6 Şubat depremlerinde Zonguldaklı madencilerin enkaz altındaki vatandaşları kurtarmak için seferber olduklarını hatırlatarak, "Madenci kardeşlerime şahsım, ailem, milletim adına tekrar teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Bir cana daha ulaşmak, bir canı daha kurtarmak, milletimize güzel bir haber verebilmek için çoğu zaman canlarını tehlikeye attılar. Allah sizlerden razı olsun. Rabb'im gayretlerinizi daim eylesin." ifadelerini kullandı.

Son bir haftadır deprem bölgesinde olduklarını anımsatan Erdoğan, sırasıyla Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Adıyaman'ı ziyaret ederek depremzedelere yalnız olmadıklarını gösterdiklerini belirtti.

Ayrıca inşası tamamlanan deprem konutlarını hak sahiplerine teslim ettiklerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Asrın felaketinin üstesinden hamdolsun asrın birlikteliğiyle geliyoruz. Konutların, köy evlerinin, ticarethanelerin ve depremde zarar gören diğer yapıların, hastanelerin açılışlarını yaptık. Deprem bölgesini yeniden ayağa kaldırana ve yaraları tamamen sarana kadar durmayacak, dinlenmeyeceğiz. Bu haftaki ziyaretimizde bir kez daha gördük ki imdadına koştuğunuz kardeşlerimiz, Zonguldaklı madencilerin fedakarlıklarını asla unutmuyor. Rabb'im hepsinden razı olsun, eksikliklerini göstermesin. Bu vesileyle depremlerde, sellerde, tabii afetlerde ve maden kazalarında vefat eden kardeşlerimi rahmetle yad ediyorum."

"Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz"

Ziya Paşa'nın "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" sözlerini hatırlatan Erdoğan, şunları dile getirdi:

"Yani insanın aynası iştir, lafa bakılmaz. Bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görülür. Bizim de aynamız, referansımız işimizdir, hizmetlerimizdir, eserlerimizdir. Biz meydanlarda kurusıkı atıp, bolca vaat dağıtıp, göreve gelince bir daha oralara uğramayanlardan değiliz. Biz ahdine, kavline ve milletine verdiği sözlere sadık olan bir hükümetiz. Her zaman söylüyorum, biz bu milletin efendisi değil hizmetkarıyız. Biz, bu millete hizmet için varız. Bizi, partimizi ve ittifakımızı CHP'nin başını çektiği müzmin muhalefetten ayıran temel vasfımız işte budur. Onlar, çok az iş ama bol bol şov ve reklam yaparlar. Biz ise eserlerimizle, icraatlarımızla, projelerimizle, neticelendirdiğimiz sözlerimizle konuşuruz. Fikri takip yapıp yerine getirdiğimiz sözlerin çetelesini tutmak, bizim için iftihar vesilesidir."



Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
TT

Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)

Türkiye, geçen hafta Libya’nın doğusu ve batısındaki yönetimler arasında birliği sağlamak amacıyla görüşmelere ev sahipliği yaptı. Ancak görüşmelerden herhangi bir anlaşma çıkmadı.

xcdvfgbhj
Trablus’ta Abdülhamid Dibeybe hükümetine bağlı güçler arasında yer alan silahlı kişiler (AP)

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi üst düzey bir Türk yetkili, çarşamba günü AFP’ye yaptığı açıklamada, müzakerelerin henüz bir sonuç vermediğini belirtti.

Yetkili, “Görüşmeler şimdiye kadar ağırlıklı olarak iki tarafın askerî açıdan birleştirilmesine odaklandı. Siyasi birliğin sağlanması konusunun ise ilerleyen aşamada ele alınması bekleniyor” dedi.


Türkiye, Mısır’la deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasını yeniden önerdi

Erdoğan ile Sisi’nin Ankara’da gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Arşiv – Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Erdoğan ile Sisi’nin Ankara’da gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Arşiv – Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye, Mısır’la deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasını yeniden önerdi

Erdoğan ile Sisi’nin Ankara’da gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Arşiv – Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Erdoğan ile Sisi’nin Ankara’da gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Arşiv – Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye, Mısır’la iki ülkenin ortak çıkarlarını gözeten bir deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması imzalamaya hazır olduğunu bir kez daha açıkladı. Ankara’nın açıklaması, Kahire’nin 2019’un sonunda imzalanan ve Libya Temsilciler Meclisi tarafından geçen hafta onaylanan Türkiye-Libya deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatını tanımayı reddettiğini yinelemesinin ardından geldi.

Türkiye Savunma Bakanlığından bir yetkili, Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması mutabakatının Libya Temsilciler Meclisi tarafından 20 Ekim’de onaylanmasının, uluslararası hukuk, hakkaniyet ilkeleri ve ilgili kıyı devletlerinin meşru hak ve çıkarlarına saygı temelindeki yaklaşımı destekleyen önemli bir gelişme olduğunu söyledi.

hyju
Hakan Fidan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Savunma Bakanlığının haftalık basın toplantısında, Türkiye-Libya mutabakatına yönelik itirazlarla ilgili bir soruyu yanıtlayan yetkili, “Mısır’la ortak çıkarlar doğrultusunda bir deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması imzalamaya hazır olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Değerlendirmelere göre Mısır’ın ülkemizle böyle bir anlaşma imzalaması halinde, Yunanistan’la yapılabilecek olası bir anlaşmaya kıyasla 15 bin kilometrekareden fazla ek deniz alanı elde etmesi mümkün olacak” dedi.

Yetkili, Türkiye’nin uluslararası hukuk çerçevesinde Doğu Akdeniz’deki meşru hak ve çıkarlarını korumayı, bölgesel barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkıda bulunmayı sürdüreceğini de belirtti.

Türkiye’den ilişkileri geliştirme mesajı

Türk yetkilinin açıklamaları, Savunma Bakanı Yaşar Güler’in daha önce yaptığı değerlendirmeleri de teyit etti. Güler, Mısır’la imzalanacak bir anlaşmanın ülkeye Doğu Akdeniz’de 15 bin kilometrekarelik ek deniz alanı kazandırabileceğini söylemişti.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati de geçen cuma İstanbul’da düzenlenen Avrupa-Ortadoğu toplantısının ardından, Libya Temsilciler Meclisinin Türkiye ile imzalanan mutabakatı onaylamasını kesin bir dille reddetti. Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye, Pakistan, Almanya, İngiltere ve Fransa dışişleri bakanlarının yanı sıra İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani’nin katıldığı toplantının ardından konuşan Abdülati, “Onay kararının Mısır açısından herhangi bir hukuki sonucu olmayacak” dedi.

hyjuı8l
Erdoğan ile Miçotakis’in 2024 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları marjında gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye, Mısır’ın tutumuna karşı gerek resmî düzeyde gerekse hükümete muhalif medya kuruluşları dahil basında herhangi bir olumsuz açıklama yapmadı. Ankara’nın bu yaklaşımı, benzer itirazlarda bulunan Yunanistan, Kıbrıs, İsrail ve Avrupa Birliği’ne yönelik tutumundan farklılık gösterdi.

Bu durum, Türkiye’nin Mısır’la ilişkileri geliştirme ve iki ülke arasında yeni bir krizin ortaya çıkmasını önleme konusundaki istekliliğini yansıttı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da geçen pazartesi günü yapılan kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hiçbir tarafa zarar vermeyi amaçlamadığını belirtti. Erdoğan, bölgedeki bütün ülkelerle diyalog çağrısında bulunurken Türkiye’nin Libya’daki tüm aktörlerle ilişkilerini sürdüreceğini ifade etti.

Yunanistan’la temas arayışları

Yunanistan, Türkiye-Libya mutabakatının onaylanmasının ardından Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’e bir mektup göndererek itirazlarını yineledi.

Atina yönetimi mektubunda, mutabakatın onaylanmasının belgenin hukuki statüsünü değiştirmeyeceğini ve üçüncü ülkeler açısından yeni hukuki yükümlülükler doğuramayacağını savundu. Ayrıca mutabakatın, Türkiye’nin taraf olmadığı 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu ileri sürdü. Yunanistan, Türkiye ile Libya kıyılarının coğrafi konumunun da mutabakatın geçersizliğine işaret ettiğini öne sürdü.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçen hafta Brüksel’de yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’e bir teklif sunduğunu açıkladı.

Fidan’ın aktardığına göre Erdoğan, Yunanistan’ın Kıbrıs’a yaklaşık 2 bin kilometre mesafeden elektrik ulaştırmak için Avrupa fonlarından 2 milyar avrodan fazla harcamak yerine elektriği Türkiye’den satın almasının daha uygun olacağını söyledi.

dcfvg
Hakan Fidan’ın geçen hafta İstanbul’da düzenlenen toplantı marjında İtalyan mevkidaşı Antonio Tajani ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Bu teklif, Yunanistan ile Kıbrıs’ı, ardından İsrail’i birbirine bağlamak amacıyla Akdeniz’in altından elektrik kablosu döşenmesini öngören “Büyük Deniz Bağlantısı” projesine ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde geldi. Türkiye, söz konusu projenin hayata geçirilmesi için kendi onayının alınmasını şart koşuyor.

Fidan, Erdoğan’ın Miçotakis’e, “Sadece 70 mil uzağınızda bulunan Türkiye’den elektrik satın almanız daha iyi olur. Size su, elektrik ve doğal gaz da sağlayabiliriz” dediğini aktardı.

Doğu Akdeniz’de yeni denklem arayışı

İtalya açısından ise Türkiye-Libya mutabakatının onaylanması, siyasi ve ekonomik sonuçlara ilişkin endişeleri artırdı. Roma’da, Türkiye’nin Libya’daki nüfuzunun genişlemesinin Doğu Akdeniz’deki İtalyan çıkarlarını etkileyebileceği yönündeki kaygılar öne çıktı.

Bazı İtalyan siyasi çevreleri, Roma’nın Libya’yı, Halife Hafter’in oğlu Saddam Hafter’in Başkanlık Konseyi başkanlığını üstlenmesi temelinde birleştirmeye yönelik ABD girişimlerine destek vermekte acele edip etmediğini sorgulamaya başladı. Bu çevrelere göre söz konusu yaklaşım, Libya’nın doğusundaki güçlerin Türkiye’yle yakınlaşmasını teşvik edebilir.

Türkiye, Libya’da Halife Hafter’e verdiği destekle Rusya’nın etkisini artıran İtalya’nın aksine, ülkenin doğusundaki aktörlerle doğrudan rekabet eden bir konumda bulunuyor.

Ankara, Mısır, İtalya ve Libya ile müzakereler yürütme seçeneğini de gündeme getirdi. Bu girişim, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Yunanistan, İsrail ve Kıbrıs’ın yerleştirmeye çalıştığı mevcut deniz yetki alanları düzenini değiştirebilecek yeni bir denklem oluşturma arayışında olduğu yorumlarına yol açtı.

Türk yazar ve siyasi analist Ahmet Erdi Öztürk, Kahire’nin itirazlarını sürdürmesine rağmen Türkiye ve Libya ile doğrudan temaslarını devam ettirmesinin diplomatik seçeneklerin henüz tükenmediğine işaret ettiğini söyledi.

Öztürk, Mısır İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad ile Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe arasında geçen cumartesi günü yapılan telefon görüşmesine de dikkat çekti. Görüşmede Dibeybe’nin, Kahire’nin deniz yetki alanlarına ilişkin kaygıları konusunda müzakereye hazır olduğunu belirtmesinin önemli bir mesaj taşıdığını ifade etti.

Öztürk, Fidan’ın Türkiye, Mısır, İtalya ve Libya arasında görüşmeler yapılması yönündeki önerisinin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Doğu Akdeniz’deki gelişmeler bakımından hiçbir ihtimalin dışlanamayacağını belirten Öztürk, Yunanistan ve İsrail’in de ilerleyen bir aşamada mevcut politikalarını değiştirmelerinin şaşırtıcı olmayacağını dile getirdi.


İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul’da cuma günü bir araya gelen Orta Doğu, Avrupa ve Asya’dan sekiz ülkenin dışişleri bakanları, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası krizleri ele aldı. İlk kez bu formatta düzenlenen toplantıda Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve Rusya-Ukrayna savaşı da gündeme geldi.

Türkiye’nin koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantı, krizlerin çözümünde iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan yeni bir diplomatik girişim niteliği taşıyor.

İstanbul Boğazı’na nazır Çırağan Sarayı’nda düzenlenen toplantıya, geçen mart ayında kurulan R4 grubunun üyeleri Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı.

xscdfvgh
Toplantı başlamadan önce Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda Avrupa’nın E3 grubu ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot tarafından temsil edildi. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de görüşmelere katıldı.

Bölgesel krizlere bölgesel çözümler

Toplantının gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik çabalar yer aldı.

Toplantının açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenme ilkesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Dışarıdan dayatılan çözümlerin kalıcı olamayacağına işaret eden Fidan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.

cd
Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında konuşurken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Anlaşmanın bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumayı amaçladığını belirten Fidan, Türkiye’nin Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan’ın güvenliğine destek verdiğini ifade etti. Fidan ayrıca Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının önemine dikkat çekti.

Bölgesel krizlerin çözümünde iletişim kanallarının açık tutulması ve diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Fidan, ilerlemenin yavaş ve kırılgan olduğu durumlarda dahi diplomatik temasların devam etmesinin önemini vurguladı. Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik yürüttüğü görüşmeleri de bu yaklaşımın bir parçası olarak gösterdi.

dfghy
İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde Hakan Fidan ile Ed Miliband bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, cuma günü İstanbul’da düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada da uluslararası sistemde güvensizliğin giderek arttığını belirtmişti. Uzun yıllar barışın hâkim olduğu bazı bölgelerde halkların bugün silahlı çatışmalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Fidan, son yıllarda dünyanın farklı noktalarında devam eden çatışmaların kara ve deniz ticaret yollarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Ateşkes ihlallerinin de olağan hale geldiğine dikkat çekti.

İsrail’in Gazze’de ateşkesi her gün ihlal etmesinin uluslararası sisteme duyulan güveni aşındırdığını belirten Fidan, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve çocukların korunmasının öncelikli olması gerektiğini söyledi.

Hürmüz Boğazı ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar gündemde

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın ofisinden, İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde yapılan açıklamada, görüşmelerin ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Suudi Arabistan’daki gelişmelere odaklanacağı bildirildi.

Açıklamada Miliband’ın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin bütünüyle yeniden tesis edilmesini sağlayacak diplomatik bir çözüm çağrısında bulunacağı belirtildi.

İran’ın bölgede uyguladığı taktiklerin başka noktalarda da tekrarlandığına dikkat çekilen açıklamada, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiği ve Babülmendep Boğazı ile Süveyş Kanalı gibi stratejik su yolları üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.

yju
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati İstanbul’da (Reuters)

Fransa Dışişleri Bakanlığı da bölgedeki ciddi istikrarsızlık ve belirsizlik ortamında ilk kez bu formatta düzenlenen toplantıda, İran krizinin farklı boyutlarının ve sonuçlarının ele alınacağını duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, toplantının Avrupa ülkeleri ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki koordinasyonu güçlendirmeyi amaçladığı belirtilerek, “Seçmediğimiz ancak hepimizi etkileyen krizlerle karşı karşıyayız” denildi.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ise toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, Yemen’deki çatışmayı sona erdirecek diplomatik bir çözüm için tüm fırsatların değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Abdulati’nin açıklaması, Mısır Parlamentosunun gelecek hafta, İran’la müttefik Husilerin saldırılarına karşı Suudi Arabistan’a destek amacıyla Mısır Silahlı Kuvvetlerine yetki verilmesi konusunu oylamaya hazırlanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Deniz ticaretine yönelik tehditler

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin saldırıları ve Rusya’nın tahıl sevkiyatlarını hedef alan eylemleri nedeniyle deniz ulaşımının karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekti.

Wadephul, bu sorunların ancak uluslararası iş birliğiyle aşılabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu büyük sınamaların üstesinden ancak birlikte hareket ederek ve mevcut çerçevelerin ötesine geçerek gelebiliriz. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehditler ya da Rusya’nın Karadeniz’de tahıl sevkiyatlarına yönelik giderek artan saldırılarının sonuçları olsun, bütün bu meselelerde ortak hareket etmeliyiz.”

Toplantıya katılan ülkelerin, çözüme kavuşturulamayan bu çatışmaların ekonomik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurduğu konusunda ortak bir anlayışa sahip olduğunu belirten Wadephul, ülkelerin aynı zamanda krizlere çözüm bulma arayışında olduklarını söyledi.

vfhjkı
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransız ve İngiliz mevkidaşlarıyla İstanbul’daki toplantı kapsamında (Reuters)

Wadephul, İran ve Husilerin küresel ticareti baskı aracı olarak kullanmasına karşı olduklarını vurgulayarak, dünya genelindeki enerji ve gübre tedarikinin tehdit altında tutulmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Alman Bakan, “Deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğünü ve komşu ülkeleri hedef alan gelişigüzel saldırılar sona ermeli” dedi. Bu çatışmaların yol açtığı sonuçlardan birinin de açlık olduğunu belirtti.

Karadeniz’deki gelişmelerin de küresel gıda krizini ağırlaştırdığına işaret eden Wadephul, Rusya’nın tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırılarla özellikle Küresel Güney ülkelerinde gıda kıtlığı riskini artırdığını savundu.

Bu saldırıların, temel gıda ihtiyaçlarını büyük ölçüde buğdaya dayalı olarak karşılayan dünyanın en yoksul kesimlerini olumsuz etkilediğini belirten Wadephul, Türkiye gibi ortakların da bu durumdan zarar gördüğünü söyledi. Türkiye’nin küresel ticarete konu olan buğdayın işlenmesinde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu kaydetti.

Wadephul, İstanbul’da ilk kez bu formatta düzenlenen toplantının, hem Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz hem de Rusya-Ukrayna savaşı kaynaklı sorunların çözümüne yönelik diplomatik çabaları ilerletmeyi amaçladığını ifade etti.