Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2024 sonunda Gabar'daki günlük petrol üretiminin 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2024 yılı sonunda Gabar'daki günlük petrol üretim miktarının 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz" dedi.

Erdoğan  (AA)
Erdoğan (AA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2024 sonunda Gabar'daki günlük petrol üretiminin 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz

Erdoğan  (AA)
Erdoğan (AA)

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gabar'da petrol kuyusundaki günlük üretimin bugün itibarıyla 35 bin varili geçtiğini belirterek, "2024 yılı sonunda Gabar'daki günlük petrol üretim miktarının 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz." dedi.

Erdoğan, Madenci Anıtı'nda düzenlenen, yerel seçim öncesi partisinin ilk mitinginde yaptığı konuşmada, helal rızkın, temiz lokmanın, sembol şehri Zonguldak'ta bulunmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirtti.

Şehre girişinden itibaren kendilerini hasretle bağrına basan her bir vatandaşa teşekkür eden Erdoğan, "Görüyorum ki miting alanımız büyümüş, genişlemiş. Yeni meydanımız, şehrimize de çok yakışmış. Ama Zonguldak'la aramızdaki sevda çok daha fazla büyümüş. Allah hepinizden, tüm Zonguldak'tan razı olsun diyorum. Siz bize böyle samimiyetle sahip çıktığınız müddetçe bizi kimse yolumuzdan alıkoyamaz. Zonguldaklı kardeşlerimiz bizim yanımızda dağ gibi durdukları sürece Türkiye Yüzyılı'nın inşasını kimse engelleyemez." diye konuştu.

"Zonguldak bizim yoldaşımız olduğu müddetçe ne FETÖ'cü hainlerin ne DEAŞ'lı canilerin ne PKK'lı alçakların ne de DHKP-C'li katillerin tehditleri bize sökmez" ifadesini kullanan Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un "Birlik" şiirinden dizeler okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zonguldaklılar ile bir duvarın tuğlaları gibi kenetlendikleri sürece "cehennem olsa geleni göğüslerinde söndüreceklerini" dile getirdi.

"Vatandaşlarımızın doğal gaz faturasını devlet olarak biz ödedik"

Alandakilere birlik beraberlik mesajı veren Erdoğan, şunları söyledi:

"Bunu başardığımızda Allah'ın izniyle kimse bize zincir vuramaz, önümüzü kesemez, hedeflerimize ulaşmaktan bizi geri bırakamaz. Rabb'im birliğimizi, beraberliğimizi, yol arkadaşlığımızı daim eylesin. Her birinize meydanlara sığmayan şu büyük aşkınız için en içten şükranlarımı sunuyorum. Şehrimize en son bundan sadece 9 ay önce 20 Nisan tarihinde gelmiştik. Ziyaretimizde milletimizin asırlık hayallerinden olan Karadeniz doğal gazını resmen devreye almanın gururunu yaşamıştık. Filyos'taki törenimizde, müjdesini verdiğimiz ücretsiz doğal gaz desteğimizi halen sürdürüyoruz. İlk ay, ısınma dahil konutlardan hiçbir ücret almadık. Yani, vatandaşlarımızın doğal gaz faturasını devlet olarak biz ödedik. Daha sonra 11 ay boyunca konutlardaki mutfak ve su ısıtma için kullanılan 25 metreküplük doğal gaz tüketiminin bilabedel olacağını söyledik. Nisan ayından beri 25 metreküplük miktarı, ne yapıyoruz, faturalardan düşüyoruz. Bu uygulamayı nisan 2024 dönemine kadar devam ettireceğiz. Vatandaşlarımızın bütçesine toplam 87 milyar lira tutarında doğrudan destek sağlamış olacağız."

"Enerjide tam bağımsızlığı yakalamak en önemli hedefimizdir"

Sadece bununla da yetinmediklerine, Türkiye'nin kendi gemileriyle sismik arama ve sondaj çalışmalarının devam ettiğine dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"'Her seçim öncesinde gaz buluyorlar diyen' çapsızlara aldırmadan, 'Parayı Karadeniz ve Akdeniz'in sularına gömüyorlar' diyen gafillere kulak asmadan, bulanlar ancak arayanlardır düsturuyla arama faaliyetlerimizi kesintisiz sürdürüyoruz. Zonguldak'ı kömürden sonra doğal gazın da merkezi haline getirmekte kararlıyız. Şunu çok açık ve net ifade etmek isterim. Enerjide tam bağımsızlığı yakalamak en önemli hedefimizdir. Türkiye'nin enerji güvenliğini garanti edecek hamleleri azim ve cesaretle hayata geçiriyoruz. Karadeniz doğal gazının ardından şimdi de kardeşlerim, Gabar'da bulduğumuz yüksek miktarda ve kalitede petrol bu atılımlardan biriydi.

Hatırlarsanız muhalefet cenahı bu keşfimize de bir kulp takmıştı. Milletin sevincine ortak olmak yerine petrol keşfimizi alaya almışlardı. Peki sonra ne oldu? Muhalefetin burun kıvırdığı Gabar'daki petrol kuyumuzun günlük üretimi bugün itibariyle, müjdeye dikkat, 35 bin varili geçti. Allah'a hamdolsun. Çalışan, azmeden buluyor, sondajları yaparak buluyor. Dahası bu rakam her geçen gün artıyor. 2024 yılı sonunda Gabar'daki günlük üretim miktarının 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizden terörün karanlık gölgesi kalktıkça Allah'ın izniyle çok daha fazlasını bulacağız."

Erdoğan, gelecek dönemde hem petrol hem maden hem de doğal gaz konusunda yeni müjdeler vermeyi ümit ettiklerini belirterek, "Türkiye'nin yer altı ve yer üstü kaynaklarını kullanmasının engellenmesine bir daha asla müsaade etmeyeceğiz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asrın felaketinin üstesinden hamdolsun asrın birlikteliğiyle geliyoruz. Konutların, köy evlerinin, ticarethanelerin ve depremde zarar gören diğer yapıların, hastanelerin açılışlarını yaptık. Deprem bölgesini yeniden ayağa kaldırana ve yaraları tamamen sarana kadar durmayacak, dinlenmeyeceğiz." dedi.

Erdoğan, "Biz, bir avuç kömür için bir ömür veren Zonguldak'ın yürekli, mert ve çalışkan insanlarını Allah için seviyoruz. 31 Mart yerel seçimleri öncesinde miting maratonumuzu Zonguldak'tan başlatıyoruz. Bugün bu ilk mitingim, nereden başlıyoruz? Zonguldak'tan. Bunun kadri kıymetini muhakkak bilin. Zonguldak'ta 'Bismillah' dedikten sonra yolumuza yarın Tekirdağ ile devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Ardından da mümkün olan en fazla sayıda ilde vatandaşlarla kucaklaşacaklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Zonguldak, bizim eser ve hizmet siyasetimizi çok iyi bilen bir şehrimizdir. Gerek hükümet olarak gerekse mahalli idarelerde Zonguldak'a hepsi birbirinden önemli yatırımlar kazandırdık ama bundan önce Zonguldak'a olan şükran borcumuzu ödemek istiyorum. Ülke olarak geçen yıl mayıs ayında kritik bir seçim yaşadık. Bu seçimlerde sadece karşımızdaki adayla ve ittifakla rekabet etmedik. Bununla birlikte Kandil'den Pensilvanya'sına seçimleri yönlendirmeye çalışan şer odaklarıyla da mücadele ettik. Maalesef Türk siyasi tarihine birer kara leke olarak geçen pazarlıklara, işbirliklerine, itibar suikastına imza attılar.

Seçim kazanmak uğruna devletin bakanlıklarını ve stratejik kurumlarını, pazarlık konusu yapacak kadar ihtiraslarının kurbanı oldular. 14-28 Mayıs seçimlerinde Zonguldaklı kardeşlerimizin de desteğiyle bu kirli plana sizinle beraber geçit vermedik. İlk turda yüzde 52, ikinci turda yüzde 55 oy oranlarıyla Zonguldak, milletin adamına çok güçlü bir şekilde sahip çıktı. Bu muhteşem sonuçtan dolayı her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Sizlerin şahsında Zonguldak halkına bize olan teveccühleri, güvenleri ve vefaları için buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Şunu bilmenizi isterim, siz bizi nasıl bağrınıza bastıysanız biz de sizin emanetinize asla gölge düşürmeyeceğiz."

"Madenci kardeşlerime teşekkür ediyorum"

Zonguldak'ı her alanda daha da geliştirmek, kalkındırmak, bayındır hale getirmek için gece gündüz koşturacaklarını belirten Erdoğan, "Bundan en küçük bir şüpheniz olmasın. Tabii Zonguldak sadece milli iradenin değil milli dayanışmanın da sembol şehri. Bunu milletçe, asrın felaketini yaşadığımız 6 Şubat depremlerinde bir kez daha gördük." dedi.

Erdoğan, 6 Şubat depremlerinde Zonguldaklı madencilerin enkaz altındaki vatandaşları kurtarmak için seferber olduklarını hatırlatarak, "Madenci kardeşlerime şahsım, ailem, milletim adına tekrar teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Bir cana daha ulaşmak, bir canı daha kurtarmak, milletimize güzel bir haber verebilmek için çoğu zaman canlarını tehlikeye attılar. Allah sizlerden razı olsun. Rabb'im gayretlerinizi daim eylesin." ifadelerini kullandı.

Son bir haftadır deprem bölgesinde olduklarını anımsatan Erdoğan, sırasıyla Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Adıyaman'ı ziyaret ederek depremzedelere yalnız olmadıklarını gösterdiklerini belirtti.

Ayrıca inşası tamamlanan deprem konutlarını hak sahiplerine teslim ettiklerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Asrın felaketinin üstesinden hamdolsun asrın birlikteliğiyle geliyoruz. Konutların, köy evlerinin, ticarethanelerin ve depremde zarar gören diğer yapıların, hastanelerin açılışlarını yaptık. Deprem bölgesini yeniden ayağa kaldırana ve yaraları tamamen sarana kadar durmayacak, dinlenmeyeceğiz. Bu haftaki ziyaretimizde bir kez daha gördük ki imdadına koştuğunuz kardeşlerimiz, Zonguldaklı madencilerin fedakarlıklarını asla unutmuyor. Rabb'im hepsinden razı olsun, eksikliklerini göstermesin. Bu vesileyle depremlerde, sellerde, tabii afetlerde ve maden kazalarında vefat eden kardeşlerimi rahmetle yad ediyorum."

"Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz"

Ziya Paşa'nın "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" sözlerini hatırlatan Erdoğan, şunları dile getirdi:

"Yani insanın aynası iştir, lafa bakılmaz. Bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görülür. Bizim de aynamız, referansımız işimizdir, hizmetlerimizdir, eserlerimizdir. Biz meydanlarda kurusıkı atıp, bolca vaat dağıtıp, göreve gelince bir daha oralara uğramayanlardan değiliz. Biz ahdine, kavline ve milletine verdiği sözlere sadık olan bir hükümetiz. Her zaman söylüyorum, biz bu milletin efendisi değil hizmetkarıyız. Biz, bu millete hizmet için varız. Bizi, partimizi ve ittifakımızı CHP'nin başını çektiği müzmin muhalefetten ayıran temel vasfımız işte budur. Onlar, çok az iş ama bol bol şov ve reklam yaparlar. Biz ise eserlerimizle, icraatlarımızla, projelerimizle, neticelendirdiğimiz sözlerimizle konuşuruz. Fikri takip yapıp yerine getirdiğimiz sözlerin çetelesini tutmak, bizim için iftihar vesilesidir."



Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
TT

Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)

Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı, 2013 yılında Banyas’ta gerçekleştirilen katliamın baş şüphelisi Ali Keyali’yi, diğer adıyla Miraç Ural’ı, sınırdan kaçmaya çalışırken yakaladı. Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı SANA’dan aktardığı habere göre operasyon, zanlının kaçış girişimi sırasında düzenlendi. Ajans, Keyali’nin nerede yakalandığına veya hangi ülkeye gitmeye çalıştığına ilişkin bilgi vermedi.

xcvfbg
Suriye makamlarının, Ali Keyali’nin (Mirac Ural) yakalanmasının ardından yayımladığı ilk fotoğraf

Suriyeli kaynaklar, Keyali’nin Lübnan sınırını birkaç kez geçerken tespit edildiğini belirtiyor. Öte yandan Lübnan’daki MTV kanalının haberine göre Metn bölgesine bağlı Mansuriye’de bir kişinin evinden kaçırıldığı, eşinin ve oğlunun da kelepçelendiği olayda kaçırılan kişinin, Suriye ve Türkiye vatandaşı Ali Keyali olduğu bildirildi. Suriye’de “Banyas Kasabı” olarak tanınan Miraç Ural’ın söz konusu kişi olduğu öne sürüldü. Şarku’l Avsat, haberin doğruluğunu henüz bağımsız olarak teyit edemedi.

Miraç Ural kimdir?

1956 yılında Türkiye’nin Hatay’ın İskenderun ilçesinde doğan Miraç Ural, aşırı sol görüşlü bir örgüte katıldı. Bu nedenle Türkiye’de birkaç kez hapse giren Ural, 1980’lerin başında Suriye’ye kaçtı. Burada dönemin Devlet Başkanı Hafız Esad tarafından kendisine verilen Suriye vatandaşlığı da dahil olmak üzere çeşitli ayrıcalıklardan yararlandı.

ghj
Suriye İnsan Hakları Ağına göre, Ali Keyali (Mirac Orall), Suriyeli sivillere yönelik katliamlarda kendisine eşlik eden yardımcısıyla birlikte.

Daha sonra Ali Keyali adını kullanan Ural, “Suriye Direnişi” adını verdiği silahlı grubu yönetti. Grup, savaş yıllarında Beşşar Esad rejiminin güçleriyle birlikte savaştı. Adı, Beyda ve Banyas katliamlarıyla anılan grup, Suriye halkına yönelik baskılara da katıldı. Ural’ın adı ayrıca 2012’deki Hula katliamı ve Türkiye’deki Reyhanlı saldırılarıyla ilişkilendirildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı’nın (SNHR) kayıtlarına göre Beyda katliamında 36’sı çocuk, 28’i kadın olmak üzere 264 sivil hayatını kaybetti. Ras en-Nebaa katliamında ise 56’sı çocuk, 43’ü kadın olmak üzere 195 sivil yaşamını yitirdi.

İki katliama ilişkin tanıklıklar ve raporlarda, cesetlerin sokaklara, dükkânlara ve bodrumlara kadar yayıldığı, sivillerin ateşli silahlar ve kesici aletlerle infaz edildiği, evlerin ve cesetlerin yakıldığı yönündeki anlatımlara yer verildi.

fvghyju
Suriyeli sivillere yönelik katliamları gerçekleştiren grubunun üyeleriyle birlikte Ali Keyali (Miraç Ural) (Sosyal medyada paylaşıldı)

Keyali’ye bağlı milisler, Lazkiye, Halep ve İdlib kırsalında da Suriyelilere yönelik katliamlar gerçekleştirdi. Bu saldırılarda yüzlerce kişi öldü veya yaralandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Eylül 2013’te yayımladığı raporda Beyda’da 167, Banyas’ta ise 81 kişi olmak üzere en az 248 kişinin infaz edildiğini belgeledi. Örgüt, gerçek can kaybının daha yüksek olabileceğine dikkat çekti.

Hayatta kalanların ifadeleri ve görüntülü kanıtlara dayanan raporda, kurbanların büyük bölümünün çatışmalar sona erdikten ve muhalif savaşçılar bölgeden çekildikten sonra öldürüldüğü sonucuna varıldı.

Beyda’da yakalama haberi sevinçle karşılandı

Keyali’nin yakalandığı haberinin duyulmasının ardından, perşembe günü Suriye’nin batısındaki Tartus iline bağlı Banyas kentinin Beyda beldesindeki camilerden tekbir sesleri yükseldi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, bölgedeki camilerden tekbirler getirildiği görüldü. Görüntüleri paylaşanlar, tekbirlerin Ural’ın yakalanmasını kutlamak amacıyla getirildiğini belirtti. Böylece 2013’teki katliamın üzerinden yaklaşık 13 yıl geçtikten sonra zanlının yakalandığı haberi bölgede yankı buldu.

Suriye İnsan Hakları Ağı Direktörü Fadel Abdülgani, gelişme üzerine bugün X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“10 Mayıs 2013’te, 92’si çocuk, 71’i kadın olmak üzere 459 sivilin öldürüldüğünü belgelediğimiz raporumuzu yayımladık. Bölge sakinlerinin ifadelerine dayanarak Ali Keyali’nin adını rapora ekledik ve kendisinin katliamın önde gelen sorumlularından biri olduğunu belirttik. Bu, mezhepçi bir nitelik taşıyan bir katliamdı. Çocukların, kadınların ve erkeklerin isimlerini kayda geçiriyorduk. Aileler bazı üyelerini ya da tüm yakınlarını kaybetmişti. Hayatta kalanlar bize unutulması güç tanıklıklar aktarıyordu. Aradan 13 yıldan fazla zaman geçtikten sonra, bu davanın sonunda en önemli şüphelilerinden birinin sorgulanabileceği aşamaya gelmesinin önemini hissediyorum. Bugün özellikle bütün bu yıllar boyunca bekleyen kurban ailelerini düşünüyorum.”

loş
Ali Keyali (Miraç Ural), Suriye’de sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafında

Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya İşlerinden Sorumlu Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan da X hesabından yaptığı açıklamada, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde Miraç Ural olarak bilinen Ali Keyali’yi yakalamasını kutladı.

Zeydan, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Halkımızı, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde, Suriye devrimi sırasında Beyda-Banyas katliamı da dahil olmak üzere halkımıza karşı katliamlar gerçekleştiren suçlu Miraç Ural, namıdiğer Ali Keyali’yi yakalamasından dolayı kutluyoruz. Zaman geçse de geçmese de katil suçluların tamamı yakalanacak. Güvenlik birimlerimizin takibinden kaçış yok.”

Suriye makamları, 4 Ekim’de de aynı katliama katılmakla suçladıkları ve Ural’ın yardımcısı olarak nitelendirdikleri Cemal Trablusi’nin gözaltına alındığını duyurmuştu.

Suriye yönetimi, Esad rejimi döneminde sivillere yönelik ihlallere karışan kişileri yakalamaya yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Yetkililer, bu girişimleri geçiş dönemi adaleti ve işlenen suçlardan sorumlu kişilerin hesap vermesini sağlama çabalarının bir parçası olarak tanımlıyor.

Suriye’de muhalifler, 8 Aralık 2024’te başkent Şam’a girerek yönetimi babası Hafız Esad’dan devralan Beşşar Esad rejimini devirmişti.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’a Almanya, Lübnan ve Türkiye’den destek telefonları

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’a Almanya, Lübnan ve Türkiye’den destek telefonları

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, salı günü Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Görüşmelerde Suudi Arabistan’ı hedef alan Husilerin saldırıları kınanırken, ülkenin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden gelişmeler karşısında Riyad’la dayanışma mesajları verildi.

Almanya Şansölyesi Merz, görüşmede Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve istikrarını hedef alan Husilerin terör saldırılarını kınayarak ülkesinin Riyad’a desteğini ve dayanışmasını vurguladı. Görüşmede ayrıca iki ülke arasındaki iş birliği ve çeşitli alanlarda ilişkilerin geliştirilmesi yolları ele alındı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Suudi Arabistan’ı ve kritik tesislerini hedef alan, ülkenin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden saldırıları kınadı. Avn, Lübnan’ın Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu belirterek ülkenin güvenliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar verebilecek her türlü girişim karşısında Riyad’ın yanında olduklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Suudi Arabistan topraklarını hedef alan Husilerin saldırılarını şiddetle kınadı. Saldırılarda hayatını kaybedenler için üzüntülerini ve taziyelerini ileten Erdoğan, Türkiye’nin önümüzdeki süreçte de Suudi Arabistan’ın yanında olacağını belirtti ve Riyad’ın bu zorlukların üstesinden gelebileceğine inandığını dile getirdi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Husilerin Riyad’a yönelik saldırılarına sert tepki: Lanetliyoruz, Türkiye, Suudi Arabistan'ın yanındadır

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Husilerin Riyad’a yönelik saldırılarına sert tepki: Lanetliyoruz, Türkiye, Suudi Arabistan'ın yanındadır

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki uluslararası havalimanına yönelik saldırılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan tepki geldi.

12 Ekim Pazartesi günü Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada Erdoğan, "Husiler tarafından 10 Ekim'de Riyad Kral Halid Havalimanı'nı hedef alan saldırıları en güçlü şekilde lanetliyoruz. Türkiye, Suudi Arabistan'ın ve Suudi kardeşlerinin yanındadır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

"Kıymetli vatandaşlarım; bölgemizdeki çatışma alanlarına maalesef her gün yenileri ekleniyor. Lübnan’dan Yemen’e ve İran’a uzanan hatta gerilim tırmanmakta, özellikle vekil güçler aracılığıyla farklı hesaplar görüşülmeye çalışılmaktadır. Türkiye bir süredir etrafını çevreleyen kriz kuşağına rağmen istikrar adası, güven ve huzur adası konumunu her geçen gün perçinlemektedir. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla anlaşmazlıkların harp sahasında değil, müzakere masasında diyalog ve diplomasiyle çözümünü savunuyoruz. Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı temel ilkemizdir. Bize göre bölünme ve parçalanma sadece bölgemizi kan gölüne çevirmek isteyen şer odaklarının çıkarlarına hizmet edecektir. Bu minvalde Husiler tarafından 10 Ekim’de Riyad Kral Halit Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan ve 12 kişinin hayatını kaybettiği, 309 kişinin yaralandığı saldırıları en güçlü biçimde lanetliyoruz. Aralarında umre ziyareti yapanların da olduğu vefat eden kardeşlerimize yüce Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Türkiye hukuk ve insanlık dışı saldırılar karşısında Suudi Arabistan’ın ve Suudi kardeşlerinin yanındadır.

Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum: Pakistan ve Suudi Arabistan’la birlikte 7 Ağustos’ta imzaladığımız ortak savunma anlaşmasının kurumsal altyapısını oluşturma çalışmalarımız devam ediyor. Savunma iş birliğimizi iki temel kulvarda ilerletiyoruz. İlk olarak kolektif savunma ve bölgesel iş birliği hedefleri doğrultusunda çalışıyoruz. İkinci olarak bu iş birliğinin kalıcı ve işleyen bir kurumsal yapıya kavuşması için gerekli adımları atıyoruz.

Bilinmesini isterim ki NATO’da olduğu gibi ortak savunma anlaşması kapsamındaki faaliyetler de ulusal mevzuatımız temelinde yürütülecektir. Türkiye’yi farklı bir yerde resmetmeye çalışan ve kime hizmet ettiği aşikâr olan söylemlerin hiçbir geçerliliği yoktur. Anlaşmanın iç onay işlemlerinin tamamlanması için, önümüzdeki günlerde Gazi Meclisimize sevkine yönelik çalışmalarımız sürüyor. Türkiye’nin duruşu, hassasiyetleri ve savunduğu ilkeler bellidir. Biz hadiselere etnik ve mezhebi bir mercekten asla bakmıyoruz. Biz bölgemizin tamamından barışın ve istikrarın hâkim olmasını istiyoruz. Bundan sonra da bölgesel sahiplenme temelinde barışı savunmaya, barış için gayret göstermeye devam edeceğiz."