Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2024 sonunda Gabar'daki günlük petrol üretiminin 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2024 yılı sonunda Gabar'daki günlük petrol üretim miktarının 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz" dedi.

Erdoğan  (AA)
Erdoğan (AA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2024 sonunda Gabar'daki günlük petrol üretiminin 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz

Erdoğan  (AA)
Erdoğan (AA)

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gabar'da petrol kuyusundaki günlük üretimin bugün itibarıyla 35 bin varili geçtiğini belirterek, "2024 yılı sonunda Gabar'daki günlük petrol üretim miktarının 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz." dedi.

Erdoğan, Madenci Anıtı'nda düzenlenen, yerel seçim öncesi partisinin ilk mitinginde yaptığı konuşmada, helal rızkın, temiz lokmanın, sembol şehri Zonguldak'ta bulunmanın bahtiyarlığını yaşadığını belirtti.

Şehre girişinden itibaren kendilerini hasretle bağrına basan her bir vatandaşa teşekkür eden Erdoğan, "Görüyorum ki miting alanımız büyümüş, genişlemiş. Yeni meydanımız, şehrimize de çok yakışmış. Ama Zonguldak'la aramızdaki sevda çok daha fazla büyümüş. Allah hepinizden, tüm Zonguldak'tan razı olsun diyorum. Siz bize böyle samimiyetle sahip çıktığınız müddetçe bizi kimse yolumuzdan alıkoyamaz. Zonguldaklı kardeşlerimiz bizim yanımızda dağ gibi durdukları sürece Türkiye Yüzyılı'nın inşasını kimse engelleyemez." diye konuştu.

"Zonguldak bizim yoldaşımız olduğu müddetçe ne FETÖ'cü hainlerin ne DEAŞ'lı canilerin ne PKK'lı alçakların ne de DHKP-C'li katillerin tehditleri bize sökmez" ifadesini kullanan Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un "Birlik" şiirinden dizeler okudu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zonguldaklılar ile bir duvarın tuğlaları gibi kenetlendikleri sürece "cehennem olsa geleni göğüslerinde söndüreceklerini" dile getirdi.

"Vatandaşlarımızın doğal gaz faturasını devlet olarak biz ödedik"

Alandakilere birlik beraberlik mesajı veren Erdoğan, şunları söyledi:

"Bunu başardığımızda Allah'ın izniyle kimse bize zincir vuramaz, önümüzü kesemez, hedeflerimize ulaşmaktan bizi geri bırakamaz. Rabb'im birliğimizi, beraberliğimizi, yol arkadaşlığımızı daim eylesin. Her birinize meydanlara sığmayan şu büyük aşkınız için en içten şükranlarımı sunuyorum. Şehrimize en son bundan sadece 9 ay önce 20 Nisan tarihinde gelmiştik. Ziyaretimizde milletimizin asırlık hayallerinden olan Karadeniz doğal gazını resmen devreye almanın gururunu yaşamıştık. Filyos'taki törenimizde, müjdesini verdiğimiz ücretsiz doğal gaz desteğimizi halen sürdürüyoruz. İlk ay, ısınma dahil konutlardan hiçbir ücret almadık. Yani, vatandaşlarımızın doğal gaz faturasını devlet olarak biz ödedik. Daha sonra 11 ay boyunca konutlardaki mutfak ve su ısıtma için kullanılan 25 metreküplük doğal gaz tüketiminin bilabedel olacağını söyledik. Nisan ayından beri 25 metreküplük miktarı, ne yapıyoruz, faturalardan düşüyoruz. Bu uygulamayı nisan 2024 dönemine kadar devam ettireceğiz. Vatandaşlarımızın bütçesine toplam 87 milyar lira tutarında doğrudan destek sağlamış olacağız."

"Enerjide tam bağımsızlığı yakalamak en önemli hedefimizdir"

Sadece bununla da yetinmediklerine, Türkiye'nin kendi gemileriyle sismik arama ve sondaj çalışmalarının devam ettiğine dikkati çeken Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"'Her seçim öncesinde gaz buluyorlar diyen' çapsızlara aldırmadan, 'Parayı Karadeniz ve Akdeniz'in sularına gömüyorlar' diyen gafillere kulak asmadan, bulanlar ancak arayanlardır düsturuyla arama faaliyetlerimizi kesintisiz sürdürüyoruz. Zonguldak'ı kömürden sonra doğal gazın da merkezi haline getirmekte kararlıyız. Şunu çok açık ve net ifade etmek isterim. Enerjide tam bağımsızlığı yakalamak en önemli hedefimizdir. Türkiye'nin enerji güvenliğini garanti edecek hamleleri azim ve cesaretle hayata geçiriyoruz. Karadeniz doğal gazının ardından şimdi de kardeşlerim, Gabar'da bulduğumuz yüksek miktarda ve kalitede petrol bu atılımlardan biriydi.

Hatırlarsanız muhalefet cenahı bu keşfimize de bir kulp takmıştı. Milletin sevincine ortak olmak yerine petrol keşfimizi alaya almışlardı. Peki sonra ne oldu? Muhalefetin burun kıvırdığı Gabar'daki petrol kuyumuzun günlük üretimi bugün itibariyle, müjdeye dikkat, 35 bin varili geçti. Allah'a hamdolsun. Çalışan, azmeden buluyor, sondajları yaparak buluyor. Dahası bu rakam her geçen gün artıyor. 2024 yılı sonunda Gabar'daki günlük üretim miktarının 100 bin varile çıkmasını hedefliyoruz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizden terörün karanlık gölgesi kalktıkça Allah'ın izniyle çok daha fazlasını bulacağız."

Erdoğan, gelecek dönemde hem petrol hem maden hem de doğal gaz konusunda yeni müjdeler vermeyi ümit ettiklerini belirterek, "Türkiye'nin yer altı ve yer üstü kaynaklarını kullanmasının engellenmesine bir daha asla müsaade etmeyeceğiz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asrın felaketinin üstesinden hamdolsun asrın birlikteliğiyle geliyoruz. Konutların, köy evlerinin, ticarethanelerin ve depremde zarar gören diğer yapıların, hastanelerin açılışlarını yaptık. Deprem bölgesini yeniden ayağa kaldırana ve yaraları tamamen sarana kadar durmayacak, dinlenmeyeceğiz." dedi.

Erdoğan, "Biz, bir avuç kömür için bir ömür veren Zonguldak'ın yürekli, mert ve çalışkan insanlarını Allah için seviyoruz. 31 Mart yerel seçimleri öncesinde miting maratonumuzu Zonguldak'tan başlatıyoruz. Bugün bu ilk mitingim, nereden başlıyoruz? Zonguldak'tan. Bunun kadri kıymetini muhakkak bilin. Zonguldak'ta 'Bismillah' dedikten sonra yolumuza yarın Tekirdağ ile devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Ardından da mümkün olan en fazla sayıda ilde vatandaşlarla kucaklaşacaklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Zonguldak, bizim eser ve hizmet siyasetimizi çok iyi bilen bir şehrimizdir. Gerek hükümet olarak gerekse mahalli idarelerde Zonguldak'a hepsi birbirinden önemli yatırımlar kazandırdık ama bundan önce Zonguldak'a olan şükran borcumuzu ödemek istiyorum. Ülke olarak geçen yıl mayıs ayında kritik bir seçim yaşadık. Bu seçimlerde sadece karşımızdaki adayla ve ittifakla rekabet etmedik. Bununla birlikte Kandil'den Pensilvanya'sına seçimleri yönlendirmeye çalışan şer odaklarıyla da mücadele ettik. Maalesef Türk siyasi tarihine birer kara leke olarak geçen pazarlıklara, işbirliklerine, itibar suikastına imza attılar.

Seçim kazanmak uğruna devletin bakanlıklarını ve stratejik kurumlarını, pazarlık konusu yapacak kadar ihtiraslarının kurbanı oldular. 14-28 Mayıs seçimlerinde Zonguldaklı kardeşlerimizin de desteğiyle bu kirli plana sizinle beraber geçit vermedik. İlk turda yüzde 52, ikinci turda yüzde 55 oy oranlarıyla Zonguldak, milletin adamına çok güçlü bir şekilde sahip çıktı. Bu muhteşem sonuçtan dolayı her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Sizlerin şahsında Zonguldak halkına bize olan teveccühleri, güvenleri ve vefaları için buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Şunu bilmenizi isterim, siz bizi nasıl bağrınıza bastıysanız biz de sizin emanetinize asla gölge düşürmeyeceğiz."

"Madenci kardeşlerime teşekkür ediyorum"

Zonguldak'ı her alanda daha da geliştirmek, kalkındırmak, bayındır hale getirmek için gece gündüz koşturacaklarını belirten Erdoğan, "Bundan en küçük bir şüpheniz olmasın. Tabii Zonguldak sadece milli iradenin değil milli dayanışmanın da sembol şehri. Bunu milletçe, asrın felaketini yaşadığımız 6 Şubat depremlerinde bir kez daha gördük." dedi.

Erdoğan, 6 Şubat depremlerinde Zonguldaklı madencilerin enkaz altındaki vatandaşları kurtarmak için seferber olduklarını hatırlatarak, "Madenci kardeşlerime şahsım, ailem, milletim adına tekrar teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Bir cana daha ulaşmak, bir canı daha kurtarmak, milletimize güzel bir haber verebilmek için çoğu zaman canlarını tehlikeye attılar. Allah sizlerden razı olsun. Rabb'im gayretlerinizi daim eylesin." ifadelerini kullandı.

Son bir haftadır deprem bölgesinde olduklarını anımsatan Erdoğan, sırasıyla Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Adıyaman'ı ziyaret ederek depremzedelere yalnız olmadıklarını gösterdiklerini belirtti.

Ayrıca inşası tamamlanan deprem konutlarını hak sahiplerine teslim ettiklerini anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Asrın felaketinin üstesinden hamdolsun asrın birlikteliğiyle geliyoruz. Konutların, köy evlerinin, ticarethanelerin ve depremde zarar gören diğer yapıların, hastanelerin açılışlarını yaptık. Deprem bölgesini yeniden ayağa kaldırana ve yaraları tamamen sarana kadar durmayacak, dinlenmeyeceğiz. Bu haftaki ziyaretimizde bir kez daha gördük ki imdadına koştuğunuz kardeşlerimiz, Zonguldaklı madencilerin fedakarlıklarını asla unutmuyor. Rabb'im hepsinden razı olsun, eksikliklerini göstermesin. Bu vesileyle depremlerde, sellerde, tabii afetlerde ve maden kazalarında vefat eden kardeşlerimi rahmetle yad ediyorum."

"Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz"

Ziya Paşa'nın "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" sözlerini hatırlatan Erdoğan, şunları dile getirdi:

"Yani insanın aynası iştir, lafa bakılmaz. Bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görülür. Bizim de aynamız, referansımız işimizdir, hizmetlerimizdir, eserlerimizdir. Biz meydanlarda kurusıkı atıp, bolca vaat dağıtıp, göreve gelince bir daha oralara uğramayanlardan değiliz. Biz ahdine, kavline ve milletine verdiği sözlere sadık olan bir hükümetiz. Her zaman söylüyorum, biz bu milletin efendisi değil hizmetkarıyız. Biz, bu millete hizmet için varız. Bizi, partimizi ve ittifakımızı CHP'nin başını çektiği müzmin muhalefetten ayıran temel vasfımız işte budur. Onlar, çok az iş ama bol bol şov ve reklam yaparlar. Biz ise eserlerimizle, icraatlarımızla, projelerimizle, neticelendirdiğimiz sözlerimizle konuşuruz. Fikri takip yapıp yerine getirdiğimiz sözlerin çetelesini tutmak, bizim için iftihar vesilesidir."



Türk yönetmen Çatak Şarku’l Avsat konuştu: Politik sinema dünyanın bilincini uyandırıyor

Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
TT

Türk yönetmen Çatak Şarku’l Avsat konuştu: Politik sinema dünyanın bilincini uyandırıyor

Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).

Türk yönetmen İlker Çatak, Sarı Zarflar filminin başrol oyuncusu Özgü Namal ile sanatsal iş birliğinin, henüz 15 yaşındayken annesiyle birlikte İstanbul’da izlediği bir tiyatro oyununa dayandığını söyledi. O dönem Namal’ın sahnedeki varlığından çok etkilendiğini anlatan Çatak, genç bir oyuncu olmasına rağmen sahnede herkesten daha güçlü bir etki bıraktığını belirtti. Gösterinin ardından annesiyle uzun süre Namal’ın yeteneği hakkında konuştuğunu aktaran yönetmen, oyuncunun sonraki yıllarda yıldızlaşma sürecini de yakından takip ettiğini ifade etti.

Çatak, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Sarı Zarflar filminin hazırlıkları sırasında oyuncu seçimi direktörünün Özgü Namal’ı önermesiyle eski anısının yeniden aklına geldiğini söyledi. Namal’ın oyunculuğu bırakmış olabileceğini düşündüğünü belirten yönetmen, oyuncunun İstanbul’dan uzakta, kırsal bir bölgede yaşadığını ancak projeyi görüşmek üzere kendisiyle buluşmaya geldiğini anlattı. Bu görüşmenin Namal’ın yeniden oyunculuğa dönme isteğiyle aynı döneme denk geldiğini kaydeden Çatak, yıllardır performansının izini taşıdığı bir oyuncuyla çalışma fırsatı bulduğunu dile getirdi.

Sarı Zarflar, El Gouna Film Festivali kapsamında gösteriliyor. Film, Türkiye’de sanatla uğraşan Derya ve Aziz adlı evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Tiyatro oyunlarının açılışında yaşanan bir olayın ardından hayatları altüst olan çift, devletin hedefi haline geliyor. İnançlarından ödün vermeden ayakta kalmaya çalışırken günlük hayatın gerekliliklerini de karşılamak zorunda kalan ikilinin evliliği giderek artan baskılarla karşı karşıya kalıyor. Ergenlik çağındaki kızları ise babasının geri adım atmayı reddeden tutumuyla annesinin ailenin geleceğini güvence altına alma çabası arasında sıkışıp kalıyor.

Türk yönetmen, Özgü Namal ve Türk oyuncu Tansu Biçer’i seçmesinde ikisinin de tiyatro geçmişine sahip olmasının önemli rol oynadığını belirtti. İstanbul’da küçük bir tiyatro işleten Biçer’in sahne konusunda geniş deneyime sahip olduğunu vurgulayan Çatak, ortak seçmeler sırasında iki oyuncunun birbirleriyle kurduğu uyumun kısa sürede ortaya çıktığını söyledi. İkilinin birlikte sergilediği performansta aradığı ilişkiyi gördüğünü kaydeden yönetmen, oyuncuların birbirlerine doğal biçimde karşılık verebildiklerini ve böylece evlilik sahnelerinin senaryodaki diyalogların ötesinde bir canlılık kazandığını ifade etti.

cd vdf
Yönetmen, politik temalı filmler yapmayı tercih ediyor (Yapım şirketi)

Çatak, başrol oyuncularına diyalogları şekillendirme konusunda geniş özgürlük tanıdığını, kelimeleri değiştirmelerine ve kendi ifadelerini kullanmalarına izin verdiğini anlattı. Oyuncuların deneyimlerinin, sahnenin anlamını koruyarak bunu başarabileceklerine dair kendisine güven verdiğini belirten yönetmen, onlarla çalışmayı Lionel Messi gibi bir futbolcuyla sözleşme yapmaya benzetti.

Çatak, bu düzeyde bir yeteneğe sahip olmanın yönetmene de sorumluluk yüklediğini belirterek oyuncuların kendilerini ortaya koyabilecekleri koşulları sağlamanın önemine dikkat çekti. Herkesin önceden belirlenmiş bir yaklaşımın dışına çıkmaktan çekinmeden konuşabildiği ve öneriler sunabildiği bir çalışma ortamı oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Bu güvenin kendi çalışma biçimini de etkilediğini söyleyen Çatak, oyuncuların çalışma sırasında ortaya koyduklarını dinlemeye ve farklı önerilere daha açık hale geldiğini dile getirdi. Oyuncunun duygusuna nasıl ulaştığını çözümlemesine ya da kullandığı yöntemleri açıklamasını istemesine gerek duymadığını belirten yönetmen, kamera karşısında ikna edici bir sonuç elde edilmesini yeterli bulduğunu ifade etti.

Başrol oyuncularının hayatlarını oyunculuğa adadıklarını ve mesleklerine ilişkin önemli bir birikim edindiklerini kaydeden Çatak, bu nedenle performanslarına ilişkin kararları kendilerinin verebilmesi için onlara gerçek bir alan açılması gerektiğini söyledi. Yönetmene göre oyuncunun özgürlüğü, öncelikle senaryonun sağlamlığına dayanıyor. Karakterin neyi savunduğunu ve neyin peşinde olduğunu açıkça bilen oyuncu, sahnenin bütünlüğünü bozmadan kendi kelimeleriyle kendini ifade edebiliyor.

Filmlerinde yıldız oyunculara yer verme konusuna da değinen Çatak, tanınmış isimlerle çalışmayı bir zorunluluk olarak görmediğini ancak bu isimlerin filmin daha geniş kitlelere ulaşma ihtimalini artırdığının farkında olduğunu söyledi. Batı toplumlarında izleyicilerin belirli oyuncuları tanıyabildiğini, buna karşılık başka ülkelerdeki önemli yeteneklerin yıllarca ortaya koydukları eserlere ve mesleklerine yaptıkları katkılara rağmen yeterince bilinmeyebildiğini belirtti.

Geçen yıl Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan filmin çekim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çatak, önceki filmi Öğretmenler Odası ile Oscar yarışına ilişkin kampanya sona erdikten sonra çekimlere başladığını anlattı. Bu süreçte enerjisinin büyük bölümünü tükettiğini hissettiğini belirten yönetmen, aynı zamanda kariyerinin en büyük prodüksiyonuna hazırlanıyordu.

cd
Türk yönetmen İlker Çatak (Yapım şirketi)

Filmde diyaloglu rollerde yaklaşık 60 oyuncunun yer almasının geniş kapsamlı bir organizasyon gerektirdiğini vurgulayan Çatak, çok sayıda ayrıntıyı takip etmek zorunda kaldığını söyledi. Bunun yanı sıra kamera önünde olup bitenlere, sahnelere ve karakterlere odaklanması gerektiğini belirten yönetmen, yoğun iş yükünün çekim sürecini daha da zorlaştırdığını ifade etti.

Alman ekip ile Türk oyuncuların bir arada çalışmasının da süreci güçleştirdiğini anlatan Çatak, iki dili konuşabilen sınırlı sayıdaki kişiden biri olduğu için çeviri yapmak ve talimatları aktarmak gibi sorumlulukların önemli bölümünü üstlendiğini kaydetti.

Çatak, Öğretmenler Odası filmini tamamlamadan önceki dönemi de hatırlatarak kariyerinde hangi filmlere yer vermek istediğini ve yıllar sonra geriye dönüp baktığında nasıl bir filmografiye sahip olmayı arzuladığını düşünmeye başladığını söyledi.

Bazı sanatsal tercihlerin bir izleyici tarafından başarılı bulunurken bir başkasını rahatsız edebileceğini belirten Çatak, bir filmin nasıl karşılanacağını yapım aşamasında kesin olarak bilmenin mümkün olmadığını ifade etti. Bununla birlikte politik bir duruş taşıyan filmler yapmayı tercih ettiğini vurgulayan yönetmen, yaşadığımız dünyada toplumsal bilince ihtiyaç duyulduğunu düşündüğünü söyledi. Çatak, her sanatçının kendi eserlerinin niteliğini belirleme hakkına da saygı duyduğunu dile getirdi.

Çalışmaları sırasında bu özgürlük alanını aradığını ve filmleri hakkında farklı görüşlerin ortaya çıkmasını doğal karşıladığını belirten Çatak, yeni bir fikri denemenin onun reddedilmesi ihtimalini de göze almayı gerektirdiğini söyledi. Yönetmen, risk alma isteğinin Sarı Zarflar filmindeki sanatsal kararlarının ardındaki temel motivasyonlardan biri olduğunu sözlerine ekledi.


Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Çelik emeklilik dilekçesini, SPK Başkanı Sütcü istifasını sundu

Fotoğraf: Borsa İstanbul’dan bir kare
Fotoğraf: Borsa İstanbul’dan bir kare
TT

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Çelik emeklilik dilekçesini, SPK Başkanı Sütcü istifasını sundu

Fotoğraf: Borsa İstanbul’dan bir kare
Fotoğraf: Borsa İstanbul’dan bir kare

Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Mahmut Sütçü, sağlık nedenleriyle görevinden istifa ederken Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik de derhal emekliye ayrılmak için başvuruda bulundu.

İki ayrılık, Türkiye’de yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen yatırım fonları sektöründeki kriz sürerken yaşandı. İki yetkilinin görevlerinden ayrılma nedenlerine veya bu kararların krizle doğrudan bağlantısına ilişkin ayrıntıya yer verilmedi.


Yazar Cevat Özkaya son yolculuğuna uğurlandı

Yazar Cevat Özkaya son yolculuğuna uğurlandı
TT

Yazar Cevat Özkaya son yolculuğuna uğurlandı

Yazar Cevat Özkaya son yolculuğuna uğurlandı

Pınar Yayınları'nın kurucularından, eski Mazlum-Der Genel Başkanı Cevat Özkaya, İstanbul'da son yolculuğuna uğurlandı. Üsküdar'da düzenlenen cenaze törenine TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Bilal Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda isim katıldı.

Türkiye'de yayıncılık ve sivil toplum alanındaki çalışmalarıyla tanınan, Pınar Yayınları'nın kurucularından Cevat Özkaya, 72 yaşında hayatını kaybetti. Bir süredir kolon kanseri nedeniyle tedavi gören Özkaya için İstanbul'da cenaze töreni düzenlendi.

Özkaya'nın cenaze namazı, 17 Ekim 2026 Cumartesi günü öğle namazının ardından Üsküdar'daki Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'nde kılındı.

CENAZE TÖRENİNE NUMAN KURTULMUŞ VE AHMET DAVUTOĞLU DA KATILDI

Cevat Özkaya'nın cenaze törenine Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, eski Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bursa Milletvekili Kani Torun ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan katıldı.

Özkaya'nın ailesi, yakınları, dostları ile yayıncılık ve sivil toplum çevrelerinden isimler de cenaze töreninde hazır bulundu.

Özkaya'nın naaşı, cenaze namazının ardından Kartal Soğanlık Mezarlığı'na götürülerek toprağa verildi.

Cevat Özkaya kimdir?

• 1954 yılında Samsun'un Çarşamba ilçesinde doğdu. Ortaokul ve lise eğitiminin ardından İstanbul Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü tamamladı.

• Kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra 1976 yılında yayıncılık dünyasına adım attı. Pınar Dergisi’nin yayın kadrosunda yer aldı.

• Pınar Yayınları'nın kuruluşunda görev aldı ve 45 yıl boyunca bu yayınevinin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. İslam dünyasının fikir akımlarını ve öncü isimlerinin eserlerini okuyucuyla buluşturdu.

• Özkaya, 1988'de kurulan Araştırma ve Kültür Vakfının kurucuları arasında yer aldı ve Umran dergisinin yayın yönetmenliğini yürüttü

• Özkaya, yayıncılık faaliyetlerinin yanı sıra sivil toplum çalışmalarında da görev aldı. Bir dönem Mazlum-Der Genel Başkanlığı yaptı.