Erdoğan: Muhalefet seçim öncesi özellikle mülteci meselesini gündeme getiriyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AK Parti İstanbul İl Başkanlığına taziye ziyareti (AA)
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AK Parti İstanbul İl Başkanlığına taziye ziyareti (AA)
TT

Erdoğan: Muhalefet seçim öncesi özellikle mülteci meselesini gündeme getiriyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AK Parti İstanbul İl Başkanlığına taziye ziyareti (AA)
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AK Parti İstanbul İl Başkanlığına taziye ziyareti (AA)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaşırken, bazı muhalefet partilerinin Suriyeli mülteciler sorununu istismar etme girişimlerini eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır ziyaretleri sonrası Türkiye’ye dönüşte uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Seçimler yaklaşırken farklı yapıdaki terör örgütlerinin saldırılar gerçekleştirdiğini söyleyen Erdoğan, şu ifadelerle açıklamasını sürdürdü:

“Bunlar her dönem, her seçim öncesi maalesef yaşadığımız olaylar. Muhalefet, özellikle mülteci meselesini gündeme getiriyor. Bunların hiçbirinden onlara ekmek çıkmaz, boşuna uğraşıyorlar. 31 Mart kesinlikle bazılarının siyaset sahnesinden tamamen silindiğini göreceğimiz gün olacaktır.”

Yerel seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte Suriyeli mülteci sorunu yeniden ön plana çıktı.

Bu bağlamda yabancılara ve özellikle Suriyeli mültecilere karşı duruşuyla bilinen milliyetçi Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, geçtiğimiz hafta partisinin Bursa, Yalova il ve ilçe belediye başkan adayları tanıtım toplantısına katıldı.

Burada konuşan Özdağ, “Peygamber efendimizin hadis-i şerifi var, ‘Uzayan misafirlik, ev sahibine zulüm olur’. Bu misafirlik çok uzadı, bu bize zulüm oldu” dedi.

Özdağ, Türkiye’nin dünyanın lunaparkı olmadığını söyleyerek, şu ifadelerle konuşmasını sürdürdü:

“Zafer Partisi belediyeleri, hangi şehri yönetiyorsak, orayı sığınmacılar için cazibe merkezi olmaktan çıkartacağız. Bunun için de belediye hizmetlerinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan herkese turist tarifesi uygulayacağız. Otobüse daha pahalı binecek. Suyu daha pahalı kullanacak.”

FOTO: Cumhuriyet gazetesi tarafından yayınlanan, Ümit Özdağ’ın Temmuz 2022’de Suriye sınırına ulaşmaya çalıştığını gösteren bir fotoğraf
Cumhuriyet gazetesi tarafından yayınlanan, Ümit Özdağ’ın Temmuz 2022’de Suriye sınırına ulaşmaya çalıştığını gösteren bir fotoğraf

Dünyanın dört bir yanından ülkeye gelenlerin sayısının 13 milyonu geçtiğini öne süren Özdağ, ayrıca şunları söyledi:

“Zafer Partisi’nin yönettiği Türkiye’de, Ankara’da, İstanbul’da kadınlar istedikleri saatte güven içinde kendi ülkelerinin sokaklarında huzurla yürüyecekler. Ordusuna karşı cepheye top mermisi taşıyan, cephane taşıyan, silah taşıyan Türk kadınının bugün Ortadoğu’dan gelenlerden korkmaya zorlanması bir zulümdür. Bu zulme son vereceğiz.”

Resmi istatistiklere göre, Türkiye’de yaklaşık 3,2 milyonu Suriyeli olmak üzere 5 milyona yakın mülteci ve yabancı bulunuyor.

Suriyeliler, bazı partilerin seçmenin oyunu kazanmak için kullandığı bir karta dönüşürken, Avrupa Birliği (AB) 6 Şubat depremlerinden etkilenen mültecilere ve bölge halkına destek için Türkiye’ye 26 milyon euro vereceğini duyurdu.

FOTO: Urfa’da Suriyeli mülteci bir aile (AFP)
Urfa’da Suriyeli mülteci bir aile (AFP)

CHP’nin başını çektiği bazı muhalefet partileri ile İyi Parti ve Zafer Partisi gibi milliyetçi partiler, mayıs ayındaki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinde olduğu gibi, yerel seçimlerde de mülteci meselesini seçmenleri etkilemek için kullanıyor.

Erdoğan hükümeti, mülteci meselesinde farklı bir yaklaşım sergileme eğiliminde.

Bu, Suriye’nin kuzeyinde Türk kuvvetleri ve destek verilen Suriyeli gruplar tarafından kontrol edilen bölgelerde, yaklaşık bir milyon mülteciyi barındıracak konut projeleri oluşturularak, mültecilerin gönüllü geri dönüşüne uygun ortamın hazırlanması esasına dayanıyor.

Erdoğan, mayıs ayındaki son seçim döneminde yaptığı bir açıklamada, Türkiye’deki 1 milyon Suriyelinin ülkelerine gönüllü dönüşüyle ilgili hazırlık yaptıklarını söyledi.



Somali'deki siyasi kriz: Türkiye'nin gerilimi yatıştırmak için başlattığı arabuluculuğun özellikleri

Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
TT

Somali'deki siyasi kriz: Türkiye'nin gerilimi yatıştırmak için başlattığı arabuluculuğun özellikleri

Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)

Somali'deki siyasi kriz, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile federal hükümetin muhalifleri arasında, geçtiğimiz yıldan bu yana ülkedeki en önemli anlaşmazlık konularından biri olan ve bu yıl yapılması planlanan doğrudan seçimler öncesindeki görüşmelerle yeni bir boyut kazandı.

Eski Somali Cumhurbaşkanı ve önde gelen muhalefet figürü Mohammed Abdullahi Farmaajo'nun da katıldığı görüşmeler, sonuçsuz kalan birkaç turluk cumhurbaşkanlığı görüşmelerinin ardından gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir uzman, bu görüşmeleri, Türkiye'nin Mogadişu'daki etkisi ve geniş nüfuzu çerçevesinde, siyasi krizi sona erdirmek ve bazı çözümler bulmak için seçimler öncesinde Türkiye'nin arabuluculuk rolünün başlangıcı olarak gördüğünü ifade etti.

Mogadişu'daki evinde Türkiye’nin Büyükelçisi Aktaş ile bir araya gelen Farmaajo, yaptığı açıklamada, Türk Büyükelçi ile ülkedeki siyasi ve güvenlik durumunu ve ülkeye yönelik yatırımı artırmanın yollarını görüştüğünü belirtti. Türk hükümetini ve ülkesine verdiği kesintisiz desteği öven Farmaajo, görüşmeyi ‘verimli’ olarak nitelendirdi.

‘es-Somal el-Cedid’ adlı haber sitesinin dün akşam yayınladığı habere göre Büyükelçi Aktaş, Farmaajo ile görüşmesi öncesinde Puntland Devlet Başkanı Said Abdullah Deni de dahil olmak üzere bazı Somalili siyasi isimlerle bir araya geldi.

fvfrdv
Türkiye’nin Mogadişu Büyükelçisi, Puntland Devlet Başkanı ile bir araya geldi (Büyükelçinin X hesabı)

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kilani, mevcut aşamanın merkezi hükümet ile bazı siyasi partiler arasında tırmanan gerilimler ve merkezi yönetim ile bazı bölgesel yönetimler, özellikle Cubaland ve Puntland yönetimleri arasındaki görüş ayrılıkları ile şekillendiğini düşünüyor.

Kilani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye'nin, 2026 Mayıs ayında yapılacak seçimler öncesindeki hassas dönemde Somali siyasi partilerinin görüşlerini bir araya getirmek için arabuluculuk rolü oynadığı aşikar.”

Türkiye-Somali görüşmeleri, muhalefetle yapılan ve sonuçsuz kalan birkaç turluk cumhurbaşkanlığı toplantılarının ardından gerçekleşti. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, 19 Şubat'ta federal hükümet tarafından düzenlenen istişare toplantılarına katılmak üzere Cumhurbaşkanlığı sarayında muhalefet partisi ‘Somali'nin Geleceği Konseyi’ üyeleri ve yetkilileriyle bir araya geldi.

Somali Haber Ajansı SONNA'nın o günkü haberine göre görüşmelerde yaklaşan seçimler, ulusal birlik ve toplumsal uyumun güçlendirilmesi ve ‘güvenlik ve istikrarı tehdit eden (yerel olarak eş-Şebab'ı ifade etmek için kullanılan bir terim olan) Havaric milisleriyle mücadele’ konuları ele alındı.

Somali'nin Geleceği Konseyi, Nairobi'de yapılan bir toplantının ardından geçtiğimiz yıl ekim ayında oluşturuldu. Konsey, Cubaland ve Puntland devlet başkanları Ahmed Madobe ve Said Deni ile muhalefet partisi ‘Somali Kurtuluş Forumu’ liderleri, yani eski başbakanlar Hasan Ali Kayre ve Abdi Farah Shirdon, milletvekili Abdurrahman Abduşşakur ve diğer bazı isimler tarafından, özellikle doğrudan seçimler konusunda hükümetle bir yıl süren radikal anlaşmazlıklar sonrası kuruldu.

Kilani, Türkiye'nin diplomatik etkisi ve Somalili çeşitli taraflarla dengeli ilişkileri, eğitim ve kurumsal destek programları aracılığıyla güvenlik ve askeri varlığı, altyapı projeleri ve yatırımlar aracılığıyla ekonomik ve kalkınma desteği ve arabuluculuk girişimlerini yönetme kapasitesini artıran cumhurbaşkanlığı üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, siyasi sahneyi etkileyebilecek araçlara sahip olduğuna inanıyor.

Ankara, etkili bölgesel ortaklarıyla çabalarını koordine edecek gibi görünüyor ve bu koordinasyon, arabuluculuk çabalarının başarı şansını artırabilir.

Birkaç olasılığa işaret eden Kilani’ye göre bunlardan ilki, gerilimin azalması ve Türkiye'nin arabuluculuk çabalarının tarafları birbirine yaklaştırarak seçimlerin daha az gergin bir ortamda yapılmasının önünü açması, ikincisi ise özellikle farklı bölgesel ittifaklarla bağlantılı bölgesel yönetimlerin bazı çekincelerinin devam etmesi, siyasi krizin kötüleşmesi ve seçim tarihinden önce uzlaşma çabalarının durması olasılığına dair kısmi başarısızlık senaryosu.


Fidan: İran’ın Körfez’e saldırısı çok yanlış bir strateji

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: İran’ın Körfez’e saldırısı çok yanlış bir strateji

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün (Salı) yaptığı açıklamada, İran’ın ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık Körfez ülkelerine saldırmasını “son derece yanlış bir strateji” olarak nitelendirdiğini ve bunun bölgedeki istikrarsızlığı artırdığını söyledi.

TRT Haber Özel Yayın'ında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanı Fidan, “İran’ın bu bölgeleri rastgele bombalaması çok yanlış bir strateji” dedi. Fidan Tahran’ın stratejisini “Ben batarsam, bölgeyi de batırırım” olarak tanımladı.

Bakan Fidan, İran saldırılarına maruz kalan ülkelerin bu saldırılar devam ettiği sürece sessiz kalamayabileceğine ve çatışmanın kapsamının genişlemesinin endişe verici bir durum olduğuna dikkat çekti.

Dışişleri Bakanı, İran’da rejim değişikliğinin “bölge için tehlikeler” oluşturabileceğini belirtti. Fidan, yeni İran liderliğinin seçilip göreve gelmesi halinde, ABD ve İsrail ile savaşın sona erdirilmesi için bir fırsat sunabileceğini söyledi. Herhangi bir uzlaşmanın, savaşın uzamasından daha iyi olacağını vurgulayan Fidan, yeni İran liderliğinin çatışmayı sonlandırma yönünde “irade” göstermesini umut etti.


Öcalan’dan bütünleşme mesajı

Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
TT

Öcalan’dan bütünleşme mesajı

Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)

Türkiye'de tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan, "demokratik bütünleşme" olarak adlandırdığı "barış sürecinin" yeni bir aşamasının başladığını duyurdu.

Öcalan, İmralı Cezaevi'nde, Halkların Eşitliği ve Demokrasi Partisi (HADEP) heyetiyle yaptığı görüşmede, sürecin ikinci aşamasına aktif olarak katılma arzusunu dile getirdi.

Bu durum, PKK’nin feshedilmesi için yasal çerçeveyi geliştirmekle görevli parlamento komitesinin, süreçle ilgili öneri ve tavsiyeleri içeren bir taslak raporu görüşmek ve oylamak üzere bugün, bir oturum düzenlemesiyle eş zamanlı olarak geliyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre öneriler, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını ve anadil hakları ile eşit vatandaşlık gibi temel konuları dışarıda bırakıyor, bunun yerine "temel hakların" tanımlanması çerçevesinde mevcut düzenlemelerde iyileştirmeler içeriyor.