Müslüman Kardeşler'in Türkiye'den sonraki alternatif sığınakları nereler?

İstanbul bürosu liderinin vatandaşlıktan çıkarılmasının ardından Müslüman Kardeşler’in Türkiye dışında hangi ülkelere sığınacakları merak konusu oldu.

Mısır ve Türkiye cumhurbaşkanları ve eşleri Kahire'deki İttihatiye Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda (AFP)
Mısır ve Türkiye cumhurbaşkanları ve eşleri Kahire'deki İttihatiye Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda (AFP)
TT

Müslüman Kardeşler'in Türkiye'den sonraki alternatif sığınakları nereler?

Mısır ve Türkiye cumhurbaşkanları ve eşleri Kahire'deki İttihatiye Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda (AFP)
Mısır ve Türkiye cumhurbaşkanları ve eşleri Kahire'deki İttihatiye Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda (AFP)

Kahire-Ankara hattındaki yakınlaşma sürüyor. Türkiye’nin ülkede yaşayan İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) üyelerinin dosyalarını kontrol etmeye yönelik bir dizi karar alması ve söz konusu kararların, 2013 yılında Mısır’da örgütün yönetiminin devrilmesinden bu yana en önemli sığınakları Türk toprakları olan bazı Müslüman Kardeşler lider ve üyelerini etkilemesinin ardından grubun hangi ülkelere sığınacağı soru işaretlerine neden oldu. Bu konuda ortaya çıkan sorular, Türk yetkililerin Müslüman Kardeşler Genel Şura Konseyi İstanbul bürosu lideri Mahmud Hüseyin’in vatandaşlığını geri alma kararının ardından arttı.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlara göre Müslüman Kardeşler’in lider ve üyelerinin Türkiye topraklarını terk etmek zorunda kalmaları durumunda yönelebilecekleri pek çok yer bulunuyor. Bunlardan bazıları, grup üyelerinin onlarca yıldır başvurduğu ve istikrarlı kuluçka merkezleri kurmuş olduğu geleneksel sığınaklar olarak karşımıza çıkıyor. Sığınakların başında İngiltere ve Güney Afrika geliyor. Ancak sığınabilecekleri  yeni ülkeler de ortaya çıkmaya başladı. Bunların arasında bazı Doğu Avrupa ülkeleri, Uganda, Kenya gibi Afrika ülkeleri ve hatta Somaliland gibi ayrılıkçı bölgeler de yer alıyor. Hatta örgütün bazı üyeleri, belirli miktarlarda para karşılığında, ikamet ve vatandaşlıkla ilgili kolaylıklar sağlayan Karayip ülkelerinden vatandaşlık almış durumda.

Türk yetkililerin, Müslüman Kardeşler İstanbul bürosu lideri Mahmud Hüseyin’i vatandaşlıktan çıkarma ve vatandaşlık alma şartlarını ihlal ettiği gerekçesiyle kendisi ve eşinin pasaportlarını iptal etme kararı, örgüt ve örgüte yakın çevrelerde büyük tepkiye neden oldu. Kararın, gerek Türkiye’nin Mısır’la yakınlaşmasına ilişkin siyasi nedenler, gerekse Türkiye topraklarında yaşayan göçmenlerin ve ikamet edenlerin dosyalarının kontrol edilmesine ilişkin prosedürlerle ilgili iç hususlar nedeniyle, benzer tedbirlerin başlangıcı olacağına yönelik beklentiler bulunuyor.

Geçen yılın ortasından bu yana Türk yetkililer geniş çaplı bir baskın kampanyası başlattı. Ülkede ikamet eden Müslüman Kardeşler mensuplarını hedef alan operasyonlarda kimliği, ikametgahı ve uyruğu olmayanlar gözaltına alındı. Ayrıca grubun bazı üyelerinden ülkeyi terk etmeleri istendi. Türk yetkililer, bir video kaydıyla Türkiye’nin kararını eleştiren vaiz Vecdi Guneym ve Müslüman Kardeşler’in önde gelen liderlerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 12 Müslüman Kardeşler üyesine vatandaşlık vermeyi reddetti.

Medyada çıkan haberlerde, Mahmud Hüseyin’e verilen Türk vatandaşlığının geri çekilmesi veya dondurulması kararı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın zamanda Kahire’ye yaptığı ziyarete ve yaklaşık 10 yıllık gerilimin ardından ilişkilerdeki iyileşme sürecine bağlandı. Türkiye’deki Müslüman Kardeşler örgütüne yakın sosyal medya platformlarındaki hesaplar, vatandaşlıktan çıkarma kararının, örgüt liderlerinden 50’ye yakın kişinin, dolar cinsinden belirli değerde gayrimenkul sahibi olarak Türk vatandaşlığı almaya yönelik şartları bozdukları tespit edildikten sonra benzer kararlar kapsamında geldiğini belirtti.

Türkiye 2022 yılında, gayrimenkul veya mevduatın üç yıldan önce elden çıkarılmaması, gayrimenkul satılması halinde sadece Türk vatandaşlarına satılması koşuluyla değeri 400 bin dolardan az olmayan bir mülkün satın alınması veya meblağın Türk bankalarına yatırılması karşılığında vatandaşlık verilmesine izin veren bir yasa çıkardı.

Fotoğraf Altı: Müslüman Kardeşler grubunun İstanbul’da daha önce gerçekleştirdiği bir buluşma. (Facebook ve Telegram’daki sayfalar)
Müslüman Kardeşler grubunun İstanbul’da daha önce gerçekleştirdiği bir buluşma. (Facebook ve Telegram’daki sayfalar)

Siyasi İslam grupları konusunda uzman, Kahire’deki Nil Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı yazar ve araştırmacı Ahmed Ban, Türk yetkililerin vatandaşlık edinme prosedürlerinde açık bir manipülasyon olduğunu keşfettiğini belirtti. Müslüman Kardeşler liderlerinin birçoğu, ikametlerini aynı mülkte tescil ettirerek mülkiyetini ortak olarak karşıladı. Türk yetkililer bunu manipülasyon olarak değerlendirdi ve geçtiğimiz ağustos ayından beri bununla ilgili önlemler aldı. Ban, Şarku’l Avsat’a şu açıklamada bulundu:

“Müslüman Kardeşler liderleri veya üyelerinin Türkiye’den alternatif bölgelere gitmesi, Müslüman Kardeşler lideri Salah Abdulhak liderliğindeki Londra Cephesi ile çatışan İstanbul Cephesi’nde organizasyon karmaşasına yol açıyor. Mahmud Hüseyin liderliğindeki İstanbul Cephesi’nin örgütsel varlığı, Ankara’daki yetkililerin bu cephenin liderlerine Türkiye topraklarında sağladığı finansman ve hareket olanaklarıyla bağlantılı olarak çalışıyor.”

İslami hareketler ve aşırılıkçı örgütler konusunda uzman araştırmacı Ahmed Sultan, Mahmud Hüseyin’in ve Türkiye’deki bazı Müslüman Kardeşler liderlerinin vatandaşlık hakkının iptal edilmesi kararını ‘siyasi değil hukuki bir karar’ olarak nitelendirdi. Benzeri kararların Suriyeli şahsiyetler ve diğer milletlerden kişiler hakkında da alındığını, sadece Mısırlı Müslüman Kardeşler ile sınırlı olmadığına dikkat çekti. Bunu, ikamet ve vatandaşlık dosyasına ilişkin resmi katılığın bir uzantısı ve bu dosyanın birkaç yıldır tanık olduğu manipülasyonlarla mücadele çabası olarak değerlendirdi.

Sultan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Müslüman Kardeşler unsurlarının ‘en büyük ve en önemli sığınağı’ olarak kalacağını öne sürdü. Türk liderlerle devam eden, habersiz koordinasyon ve toplantılarla birlikte, Türkiye’nin grup üyelerine sağladığı olanakların ‘başka hiçbir yerde karşılanamayacağını’ vurguladı.

Sultan, grup üyelerinin, yıllar önce şirket ve kurumlar kurmuş olan birçok Müslüman Kardeşler üyesine ve liderine ikamet olanağı sağlayan Güney Afrika da dahil olmak üzere kendi ülkelerinde kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığında başvurduğu geleneksel sığınakların olduğuna işaret etti. Son yıllarda Türkiye ile yakın ilişkileri çerçevesinde Bosna Hersek, Kosova gibi ülkelerin de ortaya çıktığını, örgüt unsurlarının haritasında birçok Avrupa ülkesinin de yer almaya başladığını belirtti.

Yeni Zelanda, Avustralya, Kanada dahil olmak üzere bazı Karayip ülkelerinin vatandaşlığını almalarının yanı sıra, Müslüman Kardeşler gazetecisi Mutaz Matar’ın Türkiye’den sınır dışı edilmesinin ardından taşındığı Fransa da bu ülkeler arasında yer alıyor. Ancak Sultan, söz konusu ülkelerin Müslüman Kardeşlerin birinci ve ikinci kademe liderleri için bir sığınma alanı olduğuna dikkat çekti. Liderlik kademelerindeki diğer üyelerin Kenya, Uganda ve hatta son dönemde örgütün birçok unsurunun kendisine yönelik hareketine tanık olmaya başlayan Somaliland bölgesi gibi ülkelere gittiğini belirtti.

Sultan, Müslüman Kardeşler üyelerinin Malezya veya Afganistan gibi ülkelere nakledilmesini bir olasılık olarak görmediğini ifade ettiği açıklamasında, ayrıca Malezya’nın bazı Müslüman Kardeşler üyelerini Mısırlı yetkililere teslim ettiğini, Afganistan’ın ise herhangi bir örgütsel harekete katılmayı reddettiğini ve iç yapılanmaya odaklanmayı tercih ettiğini kaydetti.

Almanya merkezli araştırma merkezi Avrupa Terörle Mücadele Araştırmaları Merkezi’nin internet sitesinde yayınlanan araştırmaya göre, Avrupa güvenlik ve istihbarat raporlarında yer alan çeşitli uyarıların ardından Avrupa ülkeleri, Müslüman Kardeşler ile mücadele stratejilerini değiştirmeye başladı. Raporda, örgütün Avrupa toplumlarına sızma tehlikesi konusunda uyarıda bulunuldu.

Araştırmada, Avrupa tarafından alınan tedbirlerin 2020 yılında birçok Avrupa başkentini hedef alan terör saldırılarındaki artışın ardından geldiği, söz konusu saldırılara yönelik soruşturmalarda faillerin ülkedeki aşırı İslamcı örgütlere mensup olduğunun ortaya çıktığı belirtildi. Bu saldırılardan en öne çıkanları, aynı yılın ekim ayında Fransızca öğretmeni Samuel Paty’nin katledilmesinin yanı sıra 2 Kasım 2020’de meydana gelen Viyana saldırısı ve 30 Ekim 2020’de meydana gelen Fransız Nice saldırılarıydı.

Fransa 18 Mayıs’ta, Müslüman Kardeşler’e fon sağlanmasına karşı karar alırken, İngiliz hükümeti Müslüman Kardeşler’i açıkça eleştirdi. Fransa 2015 yılında hazırladığı bir raporda söz konusu örgütle ilişki içerisinde olunmasını ‘aşırılığın bir göstergesi’ olarak değerlendirmiş, ancak terör örgütü olarak sınıflandırılmaması gerektiği sonucuna varmış ve grubun yasaklanmasını önermemişti.



Suudi Arabistan ve Türkiye’den bölgesel ve küresel gelişmeler üzerine görüşme

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye’den bölgesel ve küresel gelişmeler üzerine görüşme

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün (Salı) Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda bir araya geldi. Görüşmede bölgesel ve küresel gelişmeler ile bu konularda yürütülen çalışmalar ele alındı. Ayrıca liderler, iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin durumu ve iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, görüşmenin başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karşılarken, Erdoğan da ziyaretten ve Suudi yetkililerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti. Erdoğan, Riyad’a gelişinde El-Yemame Sarayı’nda resmi törenle karşılandı.

fedvfedv
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Salı günü Riyad’daki El-Yemame Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı (SPA)

Görüşmeye Suudi tarafında Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd, Riyad Bölge Valisi Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Spor Bakanı Prens Abdülaziz bin Turki bin Faysal, Ulusal Muhafızlar Bakanı Prens Abdullah bin Bandar, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan, Kültür Bakanı Prens Badr bin Abdullah bin Farhan, Devlet Bakanı ve Güvenlik Danışmanı Dr. Musaad el-‘Aiban, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasbi, Maliye Bakanı Muhammed el-Ced’an, Yatırım Bakanı Müh. Halid el-Falih, Ulaştırma ve Lojistik Hizmetler Bakanı Müh. Saleh el-Casser ile Türkiye Büyükelçisi Fahd Ebü’n-Nasr katıldı.

bgtbhgt
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın huzurunda tokalaştı. (SPA)

Türk tarafında ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Adalet ve Kalkınma Partisi Başkan Yardımcısı Efkan Ala, milletvekili İsmet Büyükataman, Türkiye’nin Riyad  Büyükelçisi Emrullah İşler, Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Ofisi Müdürü Hasan Doğan ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç hazır bulundu.

dcdc
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’a ulaştığında bölge valisi yardımcısı tarafından karşılandı. (SPA)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad’a resmi ziyaret kapsamında bugün (Salı) geldi. Havalimanında kendisini Riyad Bölge Valisi Prens Muhammed bin Abdulrahman, Riyad Belediye Başkanı Prens Faysal bin Abdulaziz bin Ayaf, Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasbi, Türkiye Büyükelçisi Emrullah İşler  ve Suudi yetkililer karşıladı.


Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri bölgesel barış ve istikrar için stratejik öneme sahip

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
TT

Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri bölgesel barış ve istikrar için stratejik öneme sahip

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)

Suudi Arabistan’a resmi ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin bölgesel barış, istikrar ve refah açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Erdoğan, İran ve ABD arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduklarını belirterek, gerilimi artıracak adımlardan kaçınılması gerektiğini ifade etti.

Bölgesel güvenlik mekanizmaları önerisi

Erdoğan, krizlerin önlenmesine yönelik bölgesel güvenlik mekanizmalarının kurulması çağrısında bulundu. Ziyaretinin gündeminde, başta Gazze’deki ateşkes ve Suriye’deki durum olmak üzere bölgesel meselelerin görüşülmesi, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve somut adımlar atılması hedeflerinin bulunduğunu aktardı.

Türkiye-Suudi Arabistan İşbirliği

Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye ve Suudi Arabistan’ın tarihi ve köklü ilişkilere sahip iki dost ülke olduğunu belirterek, savunma sanayii işbirliğinin güven tesis etmeyi, kapasiteyi artırmayı ve teknolojiyi geliştirmeyi amaçladığını söyledi. Erdoğan, “Bu ilişkiyi yalnızca ikili gündemle sınırlı görmedik; bu değerli dostluk, bölgemizde barış, istikrar ve refah için stratejik öneme sahiptir” dedi.

fergb
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haziran 2022’de Ankara’daki görüşmeleri sırasında (SPA)

Erdoğan, ekonomik ilişkilerin ötesinde, koordinasyon ve ortak akılla istikrar sağlayacak bir yaklaşımın benimsendiğini ifade ederek, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile önceki görüşmelerde bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alındığını ve ortak çalışmanın artırılmasına yönelik kararlılığın teyit edildiğini söyledi.

İkili ve bölgesel gündem

Cumhurbaşkanı, ziyaretin temel amacının bölgesel konularla ilgili istişareleri derinleştirmek ve ikili ilişkileri ileriye taşımak olduğunu belirtti. Ziyaret kapsamında iş dünyasıyla toplantıların da yapılacağı, ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesinin hedeflendiği vurgulandı.

Gazze’de kalıcı ateşkesin sağlanması, sivillerin korunması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve zorunlu göçlerin sona erdirilmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, ikinci aşama barış planının başarısının ateşkesin güçlendirilmesine ve yeniden imar çalışmalarına bağlı olduğunu söyledi. Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak bu süreçte aktif rol oynayacağını belirtti.

efgthju
Erdoğan, geçen ekim ayında Gazze’de barış için Şarm El-Şeyh Anlaşması’na katılmıştı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve yerinden edilmeleri sona erdirmeden herhangi bir çözümün mümkün olamayacağını vurguladı. Ateşkesin güçlendirilmesi, insani yardımların ulaştırılması ve yeniden imarın acilen başlatılması gerektiğini söyledi. BM Güvenlik Konseyi kararına uygun olarak İsrail’in Gazze’den kademeli şekilde çekilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin bu süreçte aktif rol oynayacağını ifade etti.

Güvenlik ve insanî önlemler

Erdoğan, barış gücü veya uluslararası misyon tartışmalarına ilişkin olarak, bu tür mekanizmaların yalnızca sivilleri koruma, insani yardımları ulaştırma ve kalıcı barışı sağlama amacıyla anlamlı olacağını ifade etti. Türkiye’nin gerekli koşullar sağlandığında, Gazze’de barışı sağlamak için askerî katkı da dahil olmak üzere her türlü desteğe hazır olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı, çözümün tek bir ülkenin veya tarafın varlığıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, barış planının doğru koşullar, doğru otorite ve doğru hedefler üzerine kurulması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, çözümün meşruiyet kaynağının yalnızca Filistin halkının iradesi olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin rolünün, kalıcı ateşkes, adil barış, insani yardımlara erişim ve yeniden imar ile siyasi çözümü desteklemek olduğunu söyledi.

Suriye’de barış ve birlik

Erdoğan, Suriye’de hükümet ile “Suriye Demokratik Güçleri” arasındaki uzlaşma çabalarına değinerek, ülkenin savaş ve bölünme yıllarının ağır bedellerini ödediğini belirtti. Türkiye’nin önceliğinin Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak, ulusal birliği güçlendirmek ve devlet otoritesini tüm ülkeye yaymak olduğunu vurguladı.

evfedrv
Erdoğan, 24 Mayıs 2025’te Dolmabahçe Sarayı’nda Şara’yi kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı, çatışma bölgelerinin daraltılması ve sağlanan anlaşmaların ilerleme kaydettiğini, ancak saha gelişmelerinin tek başına kalıcı kazanımlar için yeterli olmadığını ifade etti. Toplumsal uzlaşının sağlanması ve merkezi hükümete destek verilmesinin önemine işaret eden Erdoğan, bunun kuzeydoğu Suriye’den güneyine, sahil bölgelerinden tüm ülkeye uygulanması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, Suriye’nin komşularına tehdit oluşturmayan, terör örgütlerine alan açmayan ve tüm toplumsal bileşenlerini eşit vatandaşlık temelinde kucaklayan bir ülke olmasının bölgesel istikrar açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Türkiye’nin bu sürece Suudi Arabistan ve diğer dost ülkelerle birlikte aktif destek sağlayacağını belirtti.

Sudan’da barış çabaları

Sudan’daki savaşın bininci gününe yaklaşılırken Erdoğan, Türkiye’nin diplomatik çabalarla barış ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin Sudan’da güvenilir bir dış aktör olarak mevcut çabaları güçlendirdiğini belirten Erdoğan, TİKA ofisinin ve Türk Ziraat Bankası şubesinin açılması, THY seferleri ile bölgesel bağlantının artırıldığını ifade etti.

Türkiye’nin insani yardımlar kapsamında Sudan’a 12 bin 600 ton malzeme ve 30 bin çadır gönderdiğini hatırlatan Erdoğan, tarım, madencilik ve enerji alanlarındaki iş birliğinin sürdüğünü ve yeniden imar çalışmalarının değerlendirildiğini söyledi. Erdoğan, Türkiye’nin Suudi Arabistan, ABD ve Mısır ile iş birliğine de önem verdiğini belirtti.

Somali ve İsrail’in tanıma kararı

Erdoğan, İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararının meşruiyetinin olmadığını ve Türkiye’nin Somali’nin toprak bütünlüğünü savunmaya devam edeceğini vurguladı. Erdoğan, Netanyahu hükümetinin eylemlerinin Afrika Boynuzu’nda istikrarı tehdit ettiğini ve bu adımların tüm Afrika kıtasına risk oluşturduğunu belirtti. Erdoğan, bölgesel aktörlerin ve uluslararası kuruluşların bu karara karşı tavır almasını desteklediklerini ifade etti.

İran ve bölgesel arabuluculuk

Erdoğan, ABD-İran geriliminin önlenmesine yönelik olarak Türkiye’nin, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi bölge ülkeleriyle yürüttüğü istişare ve koordinasyon girişimlerine değindi. Türkiye’nin herhangi bir savaşın çıkmasına izin vermeyeceğini, diplomasi ve ortak akılla çözüm üretme ilkesini benimsediğini vurguladı. Erdoğan, Türkiye’nin İran’daki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve istikrarın sağlanmasına önem verdiğini belirtti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, beraberindeki heyetle birlikte Salı günü Suudi Arabistan’a resmi bir ziyaret kapsamında Riyad’a geldi.

Erdoğan’ı Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman bin Abdülaziz, Riyad Belediye Başkanı Prens Faysal bin Abdülaziz bin Ayyaf, refakatçi bakan sıfatıyla Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Suudi Arabistan’ın Türkiye Ankara Fehd Ebu’n-Nasr, Türkiye’nin Riyad Büyükelçisi Emrullah İşler ile bölge polis müdür vekili Tümgeneral Mansur bin Nasır el-Uteybi karşıladı.