ABD'nin Ankara Büyükelçisi Flake: Türkiye'nin Afrika'da yaptıklarını takdir ediyoruz, özellikle de Çin ile rekabet konusundahttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/4887931-abdnin-ankara-b%C3%BCy%C3%BCkel%C3%A7isi-flake-t%C3%BCrkiyenin-afrikada-yapt%C4%B1klar%C4%B1n%C4%B1-takdir
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Flake: Türkiye'nin Afrika'da yaptıklarını takdir ediyoruz, özellikle de Çin ile rekabet konusunda
AA
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Jeff Flake, Antalya Diplomasi Forumu'na (ADF) ilişkin, "Harika bir çalışma yani bu, olağanüstü bir organizasyon." dedi.
Flake, Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen ADF 2024'ün ikinci gününde, AA standını ziyaret etti.
Büyükelçi Flake, burada, AA'nın İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında beyaz fosfor kullanması başta olmak üzere, işlediği savaş suçlarına yönelik belge niteliğindeki fotoğrafların yer aldığı "Kanıt" kitabını inceledi ve ADF'ye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Flake'i, AA Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Özhan karşıladı.
Özhan, Büyükelçi Flake'e 13 dilde yayın yapan AA’nın faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi, ayrıca dünya genelinde devam eden krizlerdeki rolünü ve "Kanıt" kitabını anlattı.
AA'nın, dünya genelinde devam eden çok sayıda krizi ele aldığının altını çizen Özhan, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda AA'nın, sahada faaliyet yürüten en önemli haber ajansları arasında olduğunu vurguladı.
AA'nın 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de sahada olduğuna işaret eden Özhan, AA’nın Kudüs-Batı Şeria’da 12 muhabiri, Gazze’de de 6 muhabiri ve 26 foto muhabirinin görev yaptığını belirterek Gazze’de görev yapan AA kameramanı Muntasır es Savvaf’ın İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini hatırlattı.
Özhan, "Kanıt" kitabına ilişkin, "Gazze'deki savaşta, İsrail ordusu tarafından gerçekleştirilen saldırılarla Roma Statüsü'nün ihlal edilen maddelerini ortaya koyan olayların kanıtlarını bir araya getiren bir kitap da hazırladık." ifadesini kullandı.
"Kanıt" kitabının Uluslararası Adalet Divanında (UAD) İsrail aleyhine açılan "soykırım" davasında BM mahkemesine de sunulduğunu aktaran Özhan, Gazze'de 30 binden fazla masum insanın hayatını kaybettiğini söyledi.
Büyükelçi Flake, ADF'yi "olağanüstü bir organizasyon" olarak nitelendirdi
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Flake ise ADF kapsamında Türkiye, Afrika ve buradaki fırsatlar hakkında görüşme yapmak için sabırsızlandıklarını belirtti.
Flake, "Türkiye'nin Afrika'da yaptıklarını takdir ediyoruz, özellikle de Çin ile rekabet konusunda." diye konuştu.
ADF kapsamında çok sayıda panel düzenlendiğine işaret eden Flake, "Harika bir çalışma yani bu, olağanüstü bir organizasyon." dedi.
Flake, ADF'de bulunmaktan mutlu olduğunu; sadece diplomatların değil, devlet başkanlarının yanı sıra sivil toplum kuruluşlarından (STK) temsilcilerin de burada yer aldığını dile getirerek "Burası, olunması gereken yer." değerlendirmesini yaptı.
Türk yönetmen Çatak Şarku’l Avsat konuştu: Politik sinema dünyanın bilincini uyandırıyorhttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/sinema/5331303-t%C3%BCrk-y%C3%B6netmen-%C3%A7atak-%C5%9Farku%E2%80%99l-avsat-konu%C5%9Ftu-politik-sinema-d%C3%BCnyan%C4%B1n-bilincini
Türk yönetmen Çatak Şarku’l Avsat konuştu: Politik sinema dünyanın bilincini uyandırıyor
Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
Türk yönetmen İlker Çatak, Sarı Zarflar filminin başrol oyuncusu Özgü Namal ile sanatsal iş birliğinin, henüz 15 yaşındayken annesiyle birlikte İstanbul’da izlediği bir tiyatro oyununa dayandığını söyledi. O dönem Namal’ın sahnedeki varlığından çok etkilendiğini anlatan Çatak, genç bir oyuncu olmasına rağmen sahnede herkesten daha güçlü bir etki bıraktığını belirtti. Gösterinin ardından annesiyle uzun süre Namal’ın yeteneği hakkında konuştuğunu aktaran yönetmen, oyuncunun sonraki yıllarda yıldızlaşma sürecini de yakından takip ettiğini ifade etti.
Çatak, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Sarı Zarflar filminin hazırlıkları sırasında oyuncu seçimi direktörünün Özgü Namal’ı önermesiyle eski anısının yeniden aklına geldiğini söyledi. Namal’ın oyunculuğu bırakmış olabileceğini düşündüğünü belirten yönetmen, oyuncunun İstanbul’dan uzakta, kırsal bir bölgede yaşadığını ancak projeyi görüşmek üzere kendisiyle buluşmaya geldiğini anlattı. Bu görüşmenin Namal’ın yeniden oyunculuğa dönme isteğiyle aynı döneme denk geldiğini kaydeden Çatak, yıllardır performansının izini taşıdığı bir oyuncuyla çalışma fırsatı bulduğunu dile getirdi.
Sarı Zarflar, El Gouna Film Festivali kapsamında gösteriliyor. Film, Türkiye’de sanatla uğraşan Derya ve Aziz adlı evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Tiyatro oyunlarının açılışında yaşanan bir olayın ardından hayatları altüst olan çift, devletin hedefi haline geliyor. İnançlarından ödün vermeden ayakta kalmaya çalışırken günlük hayatın gerekliliklerini de karşılamak zorunda kalan ikilinin evliliği giderek artan baskılarla karşı karşıya kalıyor. Ergenlik çağındaki kızları ise babasının geri adım atmayı reddeden tutumuyla annesinin ailenin geleceğini güvence altına alma çabası arasında sıkışıp kalıyor.
Türk yönetmen, Özgü Namal ve Türk oyuncu Tansu Biçer’i seçmesinde ikisinin de tiyatro geçmişine sahip olmasının önemli rol oynadığını belirtti. İstanbul’da küçük bir tiyatro işleten Biçer’in sahne konusunda geniş deneyime sahip olduğunu vurgulayan Çatak, ortak seçmeler sırasında iki oyuncunun birbirleriyle kurduğu uyumun kısa sürede ortaya çıktığını söyledi. İkilinin birlikte sergilediği performansta aradığı ilişkiyi gördüğünü kaydeden yönetmen, oyuncuların birbirlerine doğal biçimde karşılık verebildiklerini ve böylece evlilik sahnelerinin senaryodaki diyalogların ötesinde bir canlılık kazandığını ifade etti.
Yönetmen, politik temalı filmler yapmayı tercih ediyor (Yapım şirketi)
Çatak, başrol oyuncularına diyalogları şekillendirme konusunda geniş özgürlük tanıdığını, kelimeleri değiştirmelerine ve kendi ifadelerini kullanmalarına izin verdiğini anlattı. Oyuncuların deneyimlerinin, sahnenin anlamını koruyarak bunu başarabileceklerine dair kendisine güven verdiğini belirten yönetmen, onlarla çalışmayı Lionel Messi gibi bir futbolcuyla sözleşme yapmaya benzetti.
Çatak, bu düzeyde bir yeteneğe sahip olmanın yönetmene de sorumluluk yüklediğini belirterek oyuncuların kendilerini ortaya koyabilecekleri koşulları sağlamanın önemine dikkat çekti. Herkesin önceden belirlenmiş bir yaklaşımın dışına çıkmaktan çekinmeden konuşabildiği ve öneriler sunabildiği bir çalışma ortamı oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Bu güvenin kendi çalışma biçimini de etkilediğini söyleyen Çatak, oyuncuların çalışma sırasında ortaya koyduklarını dinlemeye ve farklı önerilere daha açık hale geldiğini dile getirdi. Oyuncunun duygusuna nasıl ulaştığını çözümlemesine ya da kullandığı yöntemleri açıklamasını istemesine gerek duymadığını belirten yönetmen, kamera karşısında ikna edici bir sonuç elde edilmesini yeterli bulduğunu ifade etti.
Başrol oyuncularının hayatlarını oyunculuğa adadıklarını ve mesleklerine ilişkin önemli bir birikim edindiklerini kaydeden Çatak, bu nedenle performanslarına ilişkin kararları kendilerinin verebilmesi için onlara gerçek bir alan açılması gerektiğini söyledi. Yönetmene göre oyuncunun özgürlüğü, öncelikle senaryonun sağlamlığına dayanıyor. Karakterin neyi savunduğunu ve neyin peşinde olduğunu açıkça bilen oyuncu, sahnenin bütünlüğünü bozmadan kendi kelimeleriyle kendini ifade edebiliyor.
Filmlerinde yıldız oyunculara yer verme konusuna da değinen Çatak, tanınmış isimlerle çalışmayı bir zorunluluk olarak görmediğini ancak bu isimlerin filmin daha geniş kitlelere ulaşma ihtimalini artırdığının farkında olduğunu söyledi. Batı toplumlarında izleyicilerin belirli oyuncuları tanıyabildiğini, buna karşılık başka ülkelerdeki önemli yeteneklerin yıllarca ortaya koydukları eserlere ve mesleklerine yaptıkları katkılara rağmen yeterince bilinmeyebildiğini belirtti.
Geçen yıl Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan filmin çekim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çatak, önceki filmi Öğretmenler Odası ile Oscar yarışına ilişkin kampanya sona erdikten sonra çekimlere başladığını anlattı. Bu süreçte enerjisinin büyük bölümünü tükettiğini hissettiğini belirten yönetmen, aynı zamanda kariyerinin en büyük prodüksiyonuna hazırlanıyordu.
Türk yönetmen İlker Çatak (Yapım şirketi)
Filmde diyaloglu rollerde yaklaşık 60 oyuncunun yer almasının geniş kapsamlı bir organizasyon gerektirdiğini vurgulayan Çatak, çok sayıda ayrıntıyı takip etmek zorunda kaldığını söyledi. Bunun yanı sıra kamera önünde olup bitenlere, sahnelere ve karakterlere odaklanması gerektiğini belirten yönetmen, yoğun iş yükünün çekim sürecini daha da zorlaştırdığını ifade etti.
Alman ekip ile Türk oyuncuların bir arada çalışmasının da süreci güçleştirdiğini anlatan Çatak, iki dili konuşabilen sınırlı sayıdaki kişiden biri olduğu için çeviri yapmak ve talimatları aktarmak gibi sorumlulukların önemli bölümünü üstlendiğini kaydetti.
Çatak, Öğretmenler Odası filmini tamamlamadan önceki dönemi de hatırlatarak kariyerinde hangi filmlere yer vermek istediğini ve yıllar sonra geriye dönüp baktığında nasıl bir filmografiye sahip olmayı arzuladığını düşünmeye başladığını söyledi.
Bazı sanatsal tercihlerin bir izleyici tarafından başarılı bulunurken bir başkasını rahatsız edebileceğini belirten Çatak, bir filmin nasıl karşılanacağını yapım aşamasında kesin olarak bilmenin mümkün olmadığını ifade etti. Bununla birlikte politik bir duruş taşıyan filmler yapmayı tercih ettiğini vurgulayan yönetmen, yaşadığımız dünyada toplumsal bilince ihtiyaç duyulduğunu düşündüğünü söyledi. Çatak, her sanatçının kendi eserlerinin niteliğini belirleme hakkına da saygı duyduğunu dile getirdi.
Çalışmaları sırasında bu özgürlük alanını aradığını ve filmleri hakkında farklı görüşlerin ortaya çıkmasını doğal karşıladığını belirten Çatak, yeni bir fikri denemenin onun reddedilmesi ihtimalini de göze almayı gerektirdiğini söyledi. Yönetmen, risk alma isteğinin Sarı Zarflar filmindeki sanatsal kararlarının ardındaki temel motivasyonlardan biri olduğunu sözlerine ekledi.
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Çelik emeklilik dilekçesini, SPK Başkanı Sütcü istifasını sunduhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5331277-hazine-ve-maliye-bakan-yard%C4%B1mc%C4%B1s%C4%B1-%C3%A7elik-emeklilik-dilek%C3%A7esini-spk-ba%C5%9Fkan%C4%B1
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Çelik emeklilik dilekçesini, SPK Başkanı Sütcü istifasını sundu
Fotoğraf: Borsa İstanbul’dan bir kare
Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Mahmut Sütçü, sağlık nedenleriyle görevinden istifa ederken Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik de derhal emekliye ayrılmak için başvuruda bulundu.
İki ayrılık, Türkiye’de yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen yatırım fonları sektöründeki kriz sürerken yaşandı. İki yetkilinin görevlerinden ayrılma nedenlerine veya bu kararların krizle doğrudan bağlantısına ilişkin ayrıntıya yer verilmedi.
Yazar Cevat Özkaya son yolculuğuna uğurlandıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5330536-yazar-cevat-%C3%B6zkaya-son-yolculu%C4%9Funa-u%C4%9Furland%C4%B1
Pınar Yayınları'nın kurucularından, eski Mazlum-Der Genel Başkanı Cevat Özkaya, İstanbul'da son yolculuğuna uğurlandı. Üsküdar'da düzenlenen cenaze törenine TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Bilal Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda isim katıldı.
Türkiye'de yayıncılık ve sivil toplum alanındaki çalışmalarıyla tanınan, Pınar Yayınları'nın kurucularından Cevat Özkaya, 72 yaşında hayatını kaybetti. Bir süredir kolon kanseri nedeniyle tedavi gören Özkaya için İstanbul'da cenaze töreni düzenlendi.
Özkaya'nın cenaze namazı, 17 Ekim 2026 Cumartesi günü öğle namazının ardından Üsküdar'daki Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'nde kılındı.
CENAZE TÖRENİNE NUMAN KURTULMUŞ VE AHMET DAVUTOĞLU DA KATILDI
Cevat Özkaya'nın cenaze törenine Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, eski Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bursa Milletvekili Kani Torun ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan katıldı.
Özkaya'nın ailesi, yakınları, dostları ile yayıncılık ve sivil toplum çevrelerinden isimler de cenaze töreninde hazır bulundu.
Özkaya'nın naaşı, cenaze namazının ardından Kartal Soğanlık Mezarlığı'na götürülerek toprağa verildi.
Cevat Özkaya kimdir?
• 1954 yılında Samsun'un Çarşamba ilçesinde doğdu. Ortaokul ve lise eğitiminin ardından İstanbul Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü tamamladı.
• Kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra 1976 yılında yayıncılık dünyasına adım attı. Pınar Dergisi’nin yayın kadrosunda yer aldı.
• Pınar Yayınları'nın kuruluşunda görev aldı ve 45 yıl boyunca bu yayınevinin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. İslam dünyasının fikir akımlarını ve öncü isimlerinin eserlerini okuyucuyla buluşturdu.
• Özkaya, 1988'de kurulan Araştırma ve Kültür Vakfının kurucuları arasında yer aldı ve Umran dergisinin yayın yönetmenliğini yürüttü
• Özkaya, yayıncılık faaliyetlerinin yanı sıra sivil toplum çalışmalarında da görev aldı. Bir dönem Mazlum-Der Genel Başkanlığı yaptı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة