Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.



Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
TT

Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)

Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı, 2013 yılında Banyas’ta gerçekleştirilen katliamın baş şüphelisi Ali Keyali’yi, diğer adıyla Miraç Ural’ı, sınırdan kaçmaya çalışırken yakaladı. Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı SANA’dan aktardığı habere göre operasyon, zanlının kaçış girişimi sırasında düzenlendi. Ajans, Keyali’nin nerede yakalandığına veya hangi ülkeye gitmeye çalıştığına ilişkin bilgi vermedi.

xcvfbg
Suriye makamlarının, Ali Keyali’nin (Mirac Ural) yakalanmasının ardından yayımladığı ilk fotoğraf

Suriyeli kaynaklar, Keyali’nin Lübnan sınırını birkaç kez geçerken tespit edildiğini belirtiyor. Öte yandan Lübnan’daki MTV kanalının haberine göre Metn bölgesine bağlı Mansuriye’de bir kişinin evinden kaçırıldığı, eşinin ve oğlunun da kelepçelendiği olayda kaçırılan kişinin, Suriye ve Türkiye vatandaşı Ali Keyali olduğu bildirildi. Suriye’de “Banyas Kasabı” olarak tanınan Miraç Ural’ın söz konusu kişi olduğu öne sürüldü. Şarku’l Avsat, haberin doğruluğunu henüz bağımsız olarak teyit edemedi.

Miraç Ural kimdir?

1956 yılında Türkiye’nin Hatay’ın İskenderun ilçesinde doğan Miraç Ural, aşırı sol görüşlü bir örgüte katıldı. Bu nedenle Türkiye’de birkaç kez hapse giren Ural, 1980’lerin başında Suriye’ye kaçtı. Burada dönemin Devlet Başkanı Hafız Esad tarafından kendisine verilen Suriye vatandaşlığı da dahil olmak üzere çeşitli ayrıcalıklardan yararlandı.

ghj
Suriye İnsan Hakları Ağına göre, Ali Keyali (Mirac Orall), Suriyeli sivillere yönelik katliamlarda kendisine eşlik eden yardımcısıyla birlikte.

Daha sonra Ali Keyali adını kullanan Ural, “Suriye Direnişi” adını verdiği silahlı grubu yönetti. Grup, savaş yıllarında Beşşar Esad rejiminin güçleriyle birlikte savaştı. Adı, Beyda ve Banyas katliamlarıyla anılan grup, Suriye halkına yönelik baskılara da katıldı. Ural’ın adı ayrıca 2012’deki Hula katliamı ve Türkiye’deki Reyhanlı saldırılarıyla ilişkilendirildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı’nın (SNHR) kayıtlarına göre Beyda katliamında 36’sı çocuk, 28’i kadın olmak üzere 264 sivil hayatını kaybetti. Ras en-Nebaa katliamında ise 56’sı çocuk, 43’ü kadın olmak üzere 195 sivil yaşamını yitirdi.

İki katliama ilişkin tanıklıklar ve raporlarda, cesetlerin sokaklara, dükkânlara ve bodrumlara kadar yayıldığı, sivillerin ateşli silahlar ve kesici aletlerle infaz edildiği, evlerin ve cesetlerin yakıldığı yönündeki anlatımlara yer verildi.

fvghyju
Suriyeli sivillere yönelik katliamları gerçekleştiren grubunun üyeleriyle birlikte Ali Keyali (Miraç Ural) (Sosyal medyada paylaşıldı)

Keyali’ye bağlı milisler, Lazkiye, Halep ve İdlib kırsalında da Suriyelilere yönelik katliamlar gerçekleştirdi. Bu saldırılarda yüzlerce kişi öldü veya yaralandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Eylül 2013’te yayımladığı raporda Beyda’da 167, Banyas’ta ise 81 kişi olmak üzere en az 248 kişinin infaz edildiğini belgeledi. Örgüt, gerçek can kaybının daha yüksek olabileceğine dikkat çekti.

Hayatta kalanların ifadeleri ve görüntülü kanıtlara dayanan raporda, kurbanların büyük bölümünün çatışmalar sona erdikten ve muhalif savaşçılar bölgeden çekildikten sonra öldürüldüğü sonucuna varıldı.

Beyda’da yakalama haberi sevinçle karşılandı

Keyali’nin yakalandığı haberinin duyulmasının ardından, perşembe günü Suriye’nin batısındaki Tartus iline bağlı Banyas kentinin Beyda beldesindeki camilerden tekbir sesleri yükseldi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, bölgedeki camilerden tekbirler getirildiği görüldü. Görüntüleri paylaşanlar, tekbirlerin Ural’ın yakalanmasını kutlamak amacıyla getirildiğini belirtti. Böylece 2013’teki katliamın üzerinden yaklaşık 13 yıl geçtikten sonra zanlının yakalandığı haberi bölgede yankı buldu.

Suriye İnsan Hakları Ağı Direktörü Fadel Abdülgani, gelişme üzerine bugün X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“10 Mayıs 2013’te, 92’si çocuk, 71’i kadın olmak üzere 459 sivilin öldürüldüğünü belgelediğimiz raporumuzu yayımladık. Bölge sakinlerinin ifadelerine dayanarak Ali Keyali’nin adını rapora ekledik ve kendisinin katliamın önde gelen sorumlularından biri olduğunu belirttik. Bu, mezhepçi bir nitelik taşıyan bir katliamdı. Çocukların, kadınların ve erkeklerin isimlerini kayda geçiriyorduk. Aileler bazı üyelerini ya da tüm yakınlarını kaybetmişti. Hayatta kalanlar bize unutulması güç tanıklıklar aktarıyordu. Aradan 13 yıldan fazla zaman geçtikten sonra, bu davanın sonunda en önemli şüphelilerinden birinin sorgulanabileceği aşamaya gelmesinin önemini hissediyorum. Bugün özellikle bütün bu yıllar boyunca bekleyen kurban ailelerini düşünüyorum.”

loş
Ali Keyali (Miraç Ural), Suriye’de sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafında

Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya İşlerinden Sorumlu Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan da X hesabından yaptığı açıklamada, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde Miraç Ural olarak bilinen Ali Keyali’yi yakalamasını kutladı.

Zeydan, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Halkımızı, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde, Suriye devrimi sırasında Beyda-Banyas katliamı da dahil olmak üzere halkımıza karşı katliamlar gerçekleştiren suçlu Miraç Ural, namıdiğer Ali Keyali’yi yakalamasından dolayı kutluyoruz. Zaman geçse de geçmese de katil suçluların tamamı yakalanacak. Güvenlik birimlerimizin takibinden kaçış yok.”

Suriye makamları, 4 Ekim’de de aynı katliama katılmakla suçladıkları ve Ural’ın yardımcısı olarak nitelendirdikleri Cemal Trablusi’nin gözaltına alındığını duyurmuştu.

Suriye yönetimi, Esad rejimi döneminde sivillere yönelik ihlallere karışan kişileri yakalamaya yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Yetkililer, bu girişimleri geçiş dönemi adaleti ve işlenen suçlardan sorumlu kişilerin hesap vermesini sağlama çabalarının bir parçası olarak tanımlıyor.

Suriye’de muhalifler, 8 Aralık 2024’te başkent Şam’a girerek yönetimi babası Hafız Esad’dan devralan Beşşar Esad rejimini devirmişti.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’a Almanya, Lübnan ve Türkiye’den destek telefonları

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’a Almanya, Lübnan ve Türkiye’den destek telefonları

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, salı günü Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Görüşmelerde Suudi Arabistan’ı hedef alan Husilerin saldırıları kınanırken, ülkenin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden gelişmeler karşısında Riyad’la dayanışma mesajları verildi.

Almanya Şansölyesi Merz, görüşmede Suudi Arabistan’ın güvenliğini ve istikrarını hedef alan Husilerin terör saldırılarını kınayarak ülkesinin Riyad’a desteğini ve dayanışmasını vurguladı. Görüşmede ayrıca iki ülke arasındaki iş birliği ve çeşitli alanlarda ilişkilerin geliştirilmesi yolları ele alındı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Suudi Arabistan’ı ve kritik tesislerini hedef alan, ülkenin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden saldırıları kınadı. Avn, Lübnan’ın Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu belirterek ülkenin güvenliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar verebilecek her türlü girişim karşısında Riyad’ın yanında olduklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Suudi Arabistan topraklarını hedef alan Husilerin saldırılarını şiddetle kınadı. Saldırılarda hayatını kaybedenler için üzüntülerini ve taziyelerini ileten Erdoğan, Türkiye’nin önümüzdeki süreçte de Suudi Arabistan’ın yanında olacağını belirtti ve Riyad’ın bu zorlukların üstesinden gelebileceğine inandığını dile getirdi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Husilerin Riyad’a yönelik saldırılarına sert tepki: Lanetliyoruz, Türkiye, Suudi Arabistan'ın yanındadır

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Husilerin Riyad’a yönelik saldırılarına sert tepki: Lanetliyoruz, Türkiye, Suudi Arabistan'ın yanındadır

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki uluslararası havalimanına yönelik saldırılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan tepki geldi.

12 Ekim Pazartesi günü Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada Erdoğan, "Husiler tarafından 10 Ekim'de Riyad Kral Halid Havalimanı'nı hedef alan saldırıları en güçlü şekilde lanetliyoruz. Türkiye, Suudi Arabistan'ın ve Suudi kardeşlerinin yanındadır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

"Kıymetli vatandaşlarım; bölgemizdeki çatışma alanlarına maalesef her gün yenileri ekleniyor. Lübnan’dan Yemen’e ve İran’a uzanan hatta gerilim tırmanmakta, özellikle vekil güçler aracılığıyla farklı hesaplar görüşülmeye çalışılmaktadır. Türkiye bir süredir etrafını çevreleyen kriz kuşağına rağmen istikrar adası, güven ve huzur adası konumunu her geçen gün perçinlemektedir. Bölgesel sahiplenme anlayışıyla anlaşmazlıkların harp sahasında değil, müzakere masasında diyalog ve diplomasiyle çözümünü savunuyoruz. Egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı temel ilkemizdir. Bize göre bölünme ve parçalanma sadece bölgemizi kan gölüne çevirmek isteyen şer odaklarının çıkarlarına hizmet edecektir. Bu minvalde Husiler tarafından 10 Ekim’de Riyad Kral Halit Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan ve 12 kişinin hayatını kaybettiği, 309 kişinin yaralandığı saldırıları en güçlü biçimde lanetliyoruz. Aralarında umre ziyareti yapanların da olduğu vefat eden kardeşlerimize yüce Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Türkiye hukuk ve insanlık dışı saldırılar karşısında Suudi Arabistan’ın ve Suudi kardeşlerinin yanındadır.

Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum: Pakistan ve Suudi Arabistan’la birlikte 7 Ağustos’ta imzaladığımız ortak savunma anlaşmasının kurumsal altyapısını oluşturma çalışmalarımız devam ediyor. Savunma iş birliğimizi iki temel kulvarda ilerletiyoruz. İlk olarak kolektif savunma ve bölgesel iş birliği hedefleri doğrultusunda çalışıyoruz. İkinci olarak bu iş birliğinin kalıcı ve işleyen bir kurumsal yapıya kavuşması için gerekli adımları atıyoruz.

Bilinmesini isterim ki NATO’da olduğu gibi ortak savunma anlaşması kapsamındaki faaliyetler de ulusal mevzuatımız temelinde yürütülecektir. Türkiye’yi farklı bir yerde resmetmeye çalışan ve kime hizmet ettiği aşikâr olan söylemlerin hiçbir geçerliliği yoktur. Anlaşmanın iç onay işlemlerinin tamamlanması için, önümüzdeki günlerde Gazi Meclisimize sevkine yönelik çalışmalarımız sürüyor. Türkiye’nin duruşu, hassasiyetleri ve savunduğu ilkeler bellidir. Biz hadiselere etnik ve mezhebi bir mercekten asla bakmıyoruz. Biz bölgemizin tamamından barışın ve istikrarın hâkim olmasını istiyoruz. Bundan sonra da bölgesel sahiplenme temelinde barışı savunmaya, barış için gayret göstermeye devam edeceğiz."