Ankara, Somali'de Afrika Boynuzu'na adım attı

Görüşmelerde, ordunun devam eden eğitim programlarının hızlandırılması ve Aden Körfezi ile Kızıldeniz'in güney kesiminde mevcut güvenlik sorunlarına müdahale etme hazırlığının artırılmasına odaklanıldı

Somali, karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve doğalgaz rezervine sahip olabilir (AFP)
Somali, karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve doğalgaz rezervine sahip olabilir (AFP)
TT

Ankara, Somali'de Afrika Boynuzu'na adım attı

Somali, karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve doğalgaz rezervine sahip olabilir (AFP)
Somali, karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve doğalgaz rezervine sahip olabilir (AFP)

Mahmud Ebu Bekir

Türkiye-Somali ilişkileri son dönemde, özellikle askeri ve güvenlik alanındaki iş birliği ile petrol arama yatırımları konusunda kayda değer bir gelişme gösterdi. Bu durum, genel olarak Afrika Boynuzu bölgesinde ve özel olarak Somali’de Türkiye’nin projesine ilişkin birçok soruyu gündeme getiriyor. Bu projenin sadece ikili iş birliğiyle sınırlı mı olduğu, yoksa Aden Körfezi ve Kızıldeniz bölgelerindeki gerginliklerle ilgili daha kapsamlı bir bakış açısı çerçevesinde Türkiye'nin rolünün yeniden düzenlenmesiyle mi bağlantılı olduğu merak uyandırıyor. Bu durum, özellikle Husi hareketinin ABD-İsrail-İran çatışmasına dahil olması ve Etiyopya'nın Kızıldeniz veya Aden Körfezi'nde bir deniz çıkışı kurma projesini açıklamasından sonra bölgeyi saran gerilimler göz önüne alındığında daha da önem kazanmıştır. Ankara, Etiyopya'nın ayrılıkçı Somaliland bölgesi hükümetiyle imzaladığı "Mutabakat Zaptı"nın dondurulmasında kilit rol oynamıştır. Bu mutabakat zaptı, Addis Ababa'ya Somali kıyılarına erişim izni verilmesi karşılığında kuzey Somali bölgesinin bağımsızlığının tanınmasını amaçlamış ve Mogadişu ile Addis Ababa arasında diplomatik bir krize yol açmıştır.

Askeri görüşmeler

Bu bağlamda, Somali Kara Kuvvetleri Komutanı General Sahal Abdullah Ömer, iki ülke arasındaki askeri iş birliğini güçlendirmek amacıyla üst düzey bir ikili toplantıda Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel ile bir araya geldi.

Görüşmeler sırasında iki askeri yetkili, Aden Körfezi bölgesinde ortak operasyonel koordinasyonun güçlendirilmesi, Somali Ulusal Ordusu'nun kapasitesinin geliştirilmesi, strateji ve savunma planlaması alanlarında iş birliği çabalarının yoğunlaştırılması gibi birçok önemli konuya odaklandı.

Bir Somali haber sitesi, görüşmelerin özellikle Somali ordusu için devam eden eğitim programlarının hızlandırılmasına, ordunun hazırlık durumunun iyileştirilmesine ve Aden Körfezi ile Kızıldeniz'in güney kesimindeki mevcut güvenlik sorunlarına daha iyi yanıt verebilmek için askeri prosedürlerin güncellenmesine odaklandığını belirtti.

Petrol yatırımları

Bu gelişme, Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Arslan Bayraktar’ın, Türk sondaj gemisi Çağrı Bey’in cuma günü Somali’ye vararak ilk açık deniz sondaj çalışmalarına başlayacağını duyurmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Bakan Bayraktar, Somali'den çıkarılan petrolün Somali, Doğu Afrika ve Türkiye'ye büyük fayda sağlayacak bir projede kullanılacağını ifade etti.

Peki Türk varlığı, Afrika Boynuzu bölgesinde ve Babu’l-Mendeb Boğazı girişlerinde bir istikrar faktörü oluşturuyor mu? Bu varlık, bağımsız olarak mı, yoksa İran ve Arap Körfezi bölgesinde devam eden savaş kapsamında daha fazla çatışmaya sahne olmaya aday bu bölgedeki uluslararası güvenlik dinamiklerinin bir parçası olarak mı değerlendirilmeli?

Çok yönlü iş birliği

Afrika Boynuzu işleri uzmanı Abdurrahman Ebu Haşim, Somali-Türkiye ilişkilerinin ekonomik, siyasi ve güvenlik alanlarını kapsayan ve birbiriyle iç içe geçmiş çok yönlü iş birliğinin Afrika Boynuzu bölgesindeki en önemli örneklerinden biri olduğunu belirtti.

Ebu Haşim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Somali'nin başkenti Mogadişu'ya yaptığı ziyaretin, on yıllardır Mogadişu'ya yapılan ve cumhurbaşkanı düzeyinde Afrika’ya yapılan ilk ziyaret olduğunu, bu adımın Türkiye'nin Somali'ye olan ilgisinin arttığını yansıttığını belirtti.

Güvenlik alanında ise Türkiye'nin Mogadişu'da açtığı Somali-Türk Görev Kuvveti (TÜRKSOM) askeri eğitim üssünün, ordunun yeniden inşasını amaçlayan uzun vadeli programlar kapsamında Somali Silahlı Kuvvetleri’nin eğitimini denetlediğini belirten Ebu Haşim, son dönemde Türk Donanması'nın Somali'nin bölgesel sularının güvenliğini desteklemeye katılmasıyla iş birliğinin daha da güçlendiğini söyledi.

Ekonomik düzeyde ise iş birliğinin büyük bir büyüme kaydettiğini belirten Ebu Haşim, Türk şirketleri altyapı ve yeniden inşa projelerine katılıyor, ticaret hacmi artıyor ve petrol arama dahil olmak üzere enerji sektörüne olan ilgi giderek yoğunlaşıyor. Eğitim alanında ise Türk üniversitelerinin, iki ülke arasındaki kültürel ve bilgi bağlarını güçlendirmek amacıyla burs programları aracılığıyla Somalili öğrencilere geniş fırsatlar sunduğunu ifade etti.

Karmaşık bir bölgesel bağlam

Türkiye-Somali ortaklığının karmaşık bir bölgesel bağlamda ortaya çıktığını söyleyen Ebu Haşim’e göre Somali, özellikle bazı uluslararası aktörlerin Mogadişu'daki federal hükümetle koordinasyon kurmadan Somaliland bölgesi ile doğrudan ilişkilerini güçlendirme yönündeki hamleleri nedeniyle, toprak bütünlüğüyle ilgili zorluklarla karşı karşıya.

Ayrıca Etiyopya hem sınır gerilimleri hem de bazı Somali bölgelerine dolaylı olarak verdiği destek yoluyla sahnede etkili bir rol oynuyor. Bu durum, Mogadişu’yu bölgesel güçlerle, en önemlisi de Ankara ile diplomatik ve stratejik ilişkilerini güçlendirmeye itti.

Bu çabanın temel amacının, Mogadişu'nun egemenliğini pekiştirmek ve Somali'nin çeşitli bölgelerindeki varlığını güçlendirmek olduğunu belirten yazar, bu nedenle Türk desteğinin stratejisinin temel dayanaklarından biri olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Afrika Boynuzu'ndaki jeopolitik rekabetin göz ardı edilemeyeceğini belirten Ebu Haşim, bir yandan İsrail, Etiyopya ve diğerleri gibi bölgesel güçlerin çıkarlarının kesiştiğini, diğer yandan ise Somali hükümetinin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik çabalarını desteklemeye çalışan Türkiye, Mısır ve diğer ülkelerin olduğunu, bunun da Türkiye-Somali hareketlerinin hızlanmasını açıkladığını söyledi.

Bölgesel denge faktörü

Somali siyasi analisti Muhammed Abdi ise Ankara ile Mogadişu arasındaki ilişkilerde yaşanan bu atılımın, bölge genelinde karşılaşılan zorluklara dair ortak bir anlayıştan kaynaklandığını düşünüyor. Abdi, iş birliği alanlarının belirli bir sektörle sınırlı kalmayıp, ekonomik ve yatırım alanlarının yanı sıra askeri ve güvenlik gibi konularda çeşitlilik gösterdiğine dikkat çekiyor.

Abdi, Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin Türkiye'nin yardımıyla Etiyopya ile Somaliland hükümeti arasında imzalanan mutabakat metnini boşa çıkarmayı başardığını ve Türk başkentinde Mogadişu ile Addis Ababa arasında imzalanan ‘Ankara Deklarasyonu’nun ‘son dört yılda elde edilen en önemli başarılardan biri olduğunu düşünüyor.

Etiyopya'nın Somali'nin egemenlik sınırlarını tanıması açısından, bu anlaşmaya varılmasının Türkiye-Somali ikili iş birliğinin meyvelerinden biri olduğunu açıklayan Somalili analist, Türkiye’nin Somali’deki varlığının, ayrılıkçı girişimler ya da federal devlet çerçevesinin dışındaki güvenlik düzenlemeleri yoluyla Somali’nin birliğini zedeleyebilecek her türlü tek taraflı girişime karşı bir denge unsuru olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Bu dinamiklerin ikili çerçevenin ötesine geçerek Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu bölgelerindeki güvenlik ve istikrar dengelerini doğrudan etkilediğine dikkati çeken Abdi, çünkü Türkiye'nin Somali'deki varlığının, Kızıldeniz çevresindeki mevcut gerilimlerden ayrı olarak değerlendirilemeyeceğini ve bu rolün, bölgesel ve uluslararası güçler arasında büyük bir rekabetin yaşandığı bölgede, güç dengesinin yeniden düzenlenmesine katkıda bulunacağını vurguladı.

Çıkarların korunması

Ankara ile Mogadişu arasında 2024 yılının şubat ayında imzalanan ekonomik ve askeri iş birliği anlaşmasının, Türkiye'nin Somali'ye, egemenliğine yönelik yabancı müdahale dahil olmak üzere her türlü acil tehdide karşı karasularını savunmasında yardım etme yükümlülüğünü öngördüğünü, ayrıca korsanlık ve kaçakçılıkla ilgili zorlukların üstesinden gelinmesini de kapsadığını belirten Abdi, buna Türkiye’nin anlaşma hükümleri uyarınca Somali Deniz Kuvvetleri'ni eğitme ve yeniden yapılandırma taahhüdünün yanı sıra Somali Donanması'nın aralarında fırkateynlerin de olduğu Türk yapımı silahlarla donatılmasının dahil olduğunu vurguladı.

Abdi, taraflar arasında imzalanan anlaşmaların Ankara’ya stratejik çıkarlar sağladığını ve bunların arasında Somali’nin karasularında, Aden Körfezi’nde ve Bab’ul-Mendeb Boğazı’nın girişlerinde etki alanını genişletmenin de yer aldığını belirtiyor. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bu durum, Afrika kıtasına ihraç edilen Türk ürünleriyle yüklü ticari gemilerinin güvenliğini garanti altına alıyor, Özellikle Kızıldeniz'de yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle, Ankara'nın Cibuti'de bulunan Avrupa güçlerine güvenmek yerine bu bölgedeki askeri varlığını güçlendirmesi kaçınılmaz hale geliyor.

Ekonomik getiriler

Türkiye ile Somali arasındaki iş birliğinin sadece güvenlik ve askeri alanlarla sınırlı olmadığını, Türkiye’nin bazı araştırma raporlarında tahmin edildiği üzere Somali’nin petrol ve doğalgaz kaynaklarını çıkarmayı amaçladığı önemli ve umut verici ekonomik anlaşmaların da mevcut olduğunu belirten Somalili analiste göre bunlardan biri, Somali'nin karasularında 30 milyar varilden fazla petrol ve gaz rezervine sahip olabileceğini belirten ABD hükümetine bağlı bir rapor. Bu durum, Ankara'yı bu önemli alanda yatırım yapmak üzere münhasır anlaşmalar imzalamaya teşvik etti ve bu anlaşmalar kapsamında ekonomik getirilerin yaklaşık yüzde 30'unu elde etmesini sağladı.

Türkiye’nin Somali’deki petrol ve doğalgaz çıkarımı konusundaki başarısının, mevcut ittifakları yeniden düzenleyeceğini ve Afrika Boynuzu’ndaki bölgesel dengeleri yeniden şekillendireceğini değerlendiren Abdi, enerji keşiflerinin, bölgedeki çatışmaların gerekçesini azaltacağını ve özellikle komşu ülke Etiyopya ile olan gerginliği hafifleteceğini öngörüyor. Çünkü bu, Etiyopya'nın dünyanın diğer bölgelerinden Cibuti Limanı üzerinden ithalat yapmak yerine, sınırlarına yakın enerji kaynaklarına bağımlı hale gelmesi için geniş alanlar açacak, bu da kara ile çevrili bir ülke olarak üstlendiği ithalat ve transit masraflarını azaltacaktır.

Abdi yaptığı değerlendirmede, Ankara ile Mogadişu arasında var olan siyasi, askeri ve ekonomik bağların, Somali'nin birliği ve egemenliğiyle ilgili zorlukları önlemek amacıyla kısa sürede oluşturulan bir stratejik ittifak olarak tanımlanabileceğini, buna karşın uluslararası deniz trafiğinin en önemli koridorlarından biri olan bu bölgede Türkiye'nin etkin ve güçlü bir varlığa sahip olmasını sağladığını belirterek sözlerini noktaladı.

* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Erdoğan: Türkiye'nin yer almadığı herhangi bir Avrupa oluşumu eksik ve zayıf kalacaktır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan: Türkiye'nin yer almadığı herhangi bir Avrupa oluşumu eksik ve zayıf kalacaktır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin hak ettiği yeri almadığı hiçbir Avrupa yapılanmasının tam anlamıyla güçlü olamayacağını belirterek, Türkiye olmadan Avrupa’nın kriz yönetim kapasitesinin zayıf kalacağını söyledi.

Erdoğan, 9 Mayıs Avrupa Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Avrupa Birliği’nin 76 yıl önce üzerine inşa edildiği temellerin bugün çok boyutlu krizler nedeniyle ciddi sınamalardan geçtiğini ifade etti. Küresel ölçekte etkili savaşlar, siyasi krizler ve ekonomik sorunların AB’yi daha kapsayıcı politikalar izlemeye zorladığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa bütünleşmesinin temelini oluşturan “Schuman Deklarasyonu”nun barış, iş birliği ve karşılıklı saygıya dayalı ortak gelecek hedefinin somut göstergesi olduğunu vurguladı.

Avrupa ülkeleri her yıl 9 Mayıs’ta, eski Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman’ın 1950’de yaptığı ve daha sonra Avrupa Birliği’nin kuruluş belgesi olarak kabul edilen deklarasyon anısına “Avrupa Günü”nü kutluyor.

Erdoğan açıklamasında, Türkiye’nin AB’ye aday ülke olarak sürecin vazgeçilmez bir unsuru olmaya devam ettiğini belirtti ve “Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ihtiyacı, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne duyduğundan daha fazladır ve bu ihtiyaç gelecekte daha da artacaktır” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin ilişkilerini tam üyelik perspektifi ve karşılıklı kazanım anlayışı çerçevesinde sürdürmeye kararlı olduğunu kaydeden Erdoğan, Avrupa’dan da aynı samimi iradeyi göstermesini beklediklerini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Türkiye, 1987’de yaptığı üyelik başvurusunun ardından 1999’da aday ülke statüsü kazanmış, üyelik müzakereleri ise 2005’te başlamıştı. Ancak süreç, son 10 yılı aşkın süredir fiilen donmuş durumda bulunuyor.

Öte yandan Ursula von der Leyen’in Avrupa Birliği’nin genişleme politikasına ilişkin son açıklamaları Türkiye’de tepki çekti. Von der Leyen, Avrupa’nın Rusya, Türkiye ve Çin gibi aktörlerin etkisine açık hale gelmemesi için genişleme politikasının tüm Avrupa kıtasını kapsaması gerektiğini söylemişti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen (AFP)Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen (AFP)

Cumhurbaşkanı Erdoğan da geçen pazartesi günü Ankara’da gerçekleştirilen kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Bugünün Türkiyesi eski Türkiye değildir” diyerek, Türkiye’nin siyasi nedenlerle AB üyelik masasının dışına itildiğini savundu.

Erdoğan, Yunanistan’ın kısa sürede üyeliğe kabul edildiğini hatırlatarak, Türkiye-AB ilişkilerinin özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2002’de iktidara gelmesinden sonra ivme kazandığını söyledi. Ayrıca 2015 sonrası Suriye savaşı ve Avrupa’daki göç krizinin ilişkileri yeniden hareketlendirdiğini ancak AB’nin, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında Türkiye’ye yeterli desteği vermediğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’nın bugün bir yol ayrımında olduğunu ifade ederek, ya Türkiye’nin yükselen gücünü ve küresel ağırlığını bir fırsat olarak değerlendireceğini ya da dışlayıcı söylemler nedeniyle kendi geleceğini riske atacağını belirtti.

Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Priveaux (AFP)Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Priveaux (AFP)

Bu arada Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prévot da güvenlik ve savunma alanlarında Türkiye ile iş birliğinin vazgeçilmez olduğunu belirtti. Türk medyasına konuşan Prévot, “Türkiye olmadan Avrupa’nın güvenlik ve ekonomik mimarisinden söz etmek mümkün değil” ifadesini kullandı.

Belçika’nın 10-14 Mayıs tarihleri arasında Kraliçe Kraliçe Mathilde başkanlığında Türkiye’ye ekonomik heyet göndereceğini açıklayan Prévot, özellikle savunma sanayisinde son dönemde yaşanan gelişmeler nedeniyle Türkiye ile savunma iş birliği fırsatlarının artırılmasının önemine dikkat çekti.

Prévot ayrıca, 1996’da imzalanan Türkiye-AB Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi gerektiğini belirterek, iki taraf arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 12 milyar euroya ulaştığını söyledi.

Brüksel'in çeşitli ülkelere yılda iki kez düzenlediği "ekonomik misyonlar", Belçika sisteminde güçlü siyasi boyuta sahip ekonomik diplomasi faaliyetlerinin en öne çıkanları arasında yer alıyor. Ekonomik misyon kapsamında Türkiye'yi ziyaret edecek heyette Dışişleri Bakanı Maxime Priveaux ve Savunma Bakanı Theo Francken de yer alacak.


Erdoğan ve Tebbun, Türkiye-Cezayir Stratejik İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık etti

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Perşembe günü Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile bir araya geldi (TCCB)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Perşembe günü Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile bir araya geldi (TCCB)
TT

Erdoğan ve Tebbun, Türkiye-Cezayir Stratejik İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık etti

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Perşembe günü Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile bir araya geldi (TCCB)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Perşembe günü Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile bir araya geldi (TCCB)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, perşembe günü Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Türkiye-Cezayir Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısına iki ülkeden bakanların katılımıyla başkanlık etti.

Konsey toplantısı öncesinde Erdoğan ile Tebbun, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf’ın da katıldığı bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede iki ülke arasındaki ilişkiler ve bunların farklı alanlarda geliştirilmesi ele alınırken, başta Gazze’deki durum ve “barış planının” ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik çabalar olmak üzere bölgesel ve uluslararası meseleler değerlendirildi.

Türk Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre görüşmelerde ayrıca İran’daki savaşın bölgeye etkileri, Hürmüz Boğazı meselesi ve İran ile ABD arasında çözüm sağlanmasına yönelik girişimler de masaya yatırıldı. Erdoğan ve Tebbun, bu çabalara destek verdiklerini vurguladı.

Taraflar ayrıca Libya’daki gelişmeleri, seçimlerin yapılması ve siyasi tıkanıklığın sona erdirilmesine yönelik çabaları değerlendirdi. İki lider, Libya’nın birliği ve istikrarına desteklerini yineledi.

Görüşmelerde Mali’de askeri noktalara yönelik saldırıların ardından ortaya çıkan durum da ele alındı. Erdoğan ile Tebbun, Mali’nin birliğinin desteklenmesi konusunda görüş birliği içinde olduklarını ifade etti.

rgrg
Ankara'da dün (Perşembe) Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısından önce, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katılımıyla Erdoğan ve Tebbun arasında bir görüşme gerçekleşti.(TCCB)

Tebbun, çarşamba günü üç günlük resmi ziyaret kapsamında Türkiye’ye gelmiş, Ankara Esenboğa Havalimanı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından karşılanmıştı. Bu ziyaret, Tebbun’un cumhurbaşkanı olduktan sonra Türkiye’ye gerçekleştirdiği üçüncü ziyaret oldu.

Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, perşembe günü Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cezayir Cumhurbaşkanı için resmi karşılama töreni düzenledi. Ardından başlayan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısında ekonomi, ticaret, yatırım, savunma, eğitim, sağlık, enerji ve turizm başta olmak üzere birçok alandaki iş birliği ile ilişkilerin geliştirilmesi ele alındı.

Türkiye ile Cezayir, Erdoğan’ın Ocak 2020’de Cezayir’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında, iki ülke arasında 23 Mayıs 2006’da imzalanan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması temelinde konseyin kurulmasına ilişkin ortak bildiriyi imzalamıştı.

Konseyin enerji, sanayi, savunma ve ortak bölgesel siyasi meselelerde koordinasyonu güçlendirmesi hedefleniyor.

Toplantıya iki ülkeden dışişleri, içişleri, sanayi, enerji, tarım, ticaret, aile ve sosyal güvenlik bakanları da katıldı. Bakanlar, ikili ilişkilerin farklı sektörlerde geliştirilmesine yönelik görüşmeler gerçekleştirdi.

İki ülke, halen 6 milyar dolar seviyesinde bulunan ticaret hacmini kısa sürede yıllık 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Türkiye, hidrokarbon sektörü dışında Cezayir’deki en büyük yabancı yatırımcılardan biri konumunda bulunuyor. Türk yatırımları 6 milyar doları aşarken, bu alanda Fransa’yı geride bırakmış durumda.

fedv
Erdoğan, Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Tebbun’e için resmi karşılama töreni düzenledi.

Türk yatırımları ağırlıklı olarak sanayi, özellikle demir-çelik ve tekstil sektörleri ile hizmet alanlarında yoğunlaşıyor. Bu sektörlerde faaliyet gösteren yaklaşık 1400 Türk şirketi bulunuyor.

Türkiye, 2025 yılında Cezayir’den sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithal eden ülkeler arasında ilk sırada yer alıyor. İki ülke arasında uzun vadeli anlaşmalar bulunurken, bunlar arasında Türkiye’ye yılda 4 milyar metreküp LNG tedarikini öngören sözleşme de yer alıyor.

Tebbun’un, Türkiye’den daha fazla destek sağlamayı ve Türkiye’yi Cezayir ekonomisi açısından stratejik öneme sahip projelere dahil etmeyi amaçladığı belirtiliyor. Bu projeler arasında Mali ve Nijer sınırına uzanan güney demiryolu hattı da bulunuyor. Türkiye ise Afrika’daki varlığını güçlendirmeye ilgi gösterirken, dünyanın en büyük demir cevheri rezervlerinden biri kabul edilen Gara Cebilet madeninin işletilmeye başlanmasının ardından demir-çelik alanındaki yatırımlarını genişletmeyi hedefliyor.

sdcds
Erdoğan ve Tebbun arasında Perşembe günü gerçekleşen ikili görüşmelerden bir kare (TCCB)

Türkiye-Cezayir ilişkileri 2019’dan bu yana önemli ölçüde gelişme kaydetti. Erdoğan ile Tebbun karşılıklı olarak birçok ziyaret gerçekleştirirken, Erdoğan, 2019 sonunda cumhurbaşkanı seçilen Tebbun’un ardından 2020 başında Cezayir’i ziyaret eden ilk devlet başkanı olmuştu.

Erdoğan Kasım 2023’te Cezayir’i ziyaret ederken, Tebbun da 2022 ve 2023 yıllarında Türkiye’ye gelmişti. Bu ziyaretlerde iki ülke arasında çok sayıda anlaşma, mutabakat zaptı ve iş birliği protokolü imzalandı.


Erdoğan ve Tebbun, Türkiye ile Cezayir arasındaki "Stratejik İşbirliği Konseyi"nin ilk toplantısına başkanlık etti

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan ve Tebbun, Türkiye ile Cezayir arasındaki "Stratejik İşbirliği Konseyi"nin ilk toplantısına başkanlık etti

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Ankara'da Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Recep Tayyip Erdoğan ile Abdelmecid Tebbun, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde iki ülkeden bakanların katılımıyla Türkiye-Cezayir Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık etti.

Konsey toplantısı öncesinde Erdoğan ve Tebbun, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf’ın da bulunduğu bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin farklı alanlarda geliştirilmesi, bölgesel ve uluslararası meseleler ile özellikle Gazze’deki durum ve “barış planının” ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik çabalar ele alındı.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre görüşmede ayrıca İran’daki savaşın bölgeye etkileri, Hürmüz Boğazı meselesi ve İran ile ABD arasında çözüm bulunmasına yönelik diplomatik girişimler de değerlendirildi. Erdoğan ve Tebbun, söz konusu çabalara destek verdiklerini ifade etti.

Liderler ayrıca Libya’daki gelişmeleri, seçimlerin gerçekleştirilmesine ve siyasi tıkanıklığın sona erdirilmesine yönelik girişimleri görüştü. İki cumhurbaşkanı, Libya’nın birliği ve istikrarına desteklerini yineledi.

Ankara'da dün, Stratejik İşbirliği Konseyi (Türkiye Başkanlığı) toplantısından önce, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katılımıyla Erdoğan ve Tebbun arasında bir görüşme gerçekleşti.Ankara'da dün, Stratejik İşbirliği Konseyi (Türkiye Başkanlığı) toplantısından önce, iki ülkenin dışişleri bakanlarının da katılımıyla Erdoğan ve Tebbun arasında bir görüşme gerçekleşti.

Görüşmelerde, askeri noktalara yönelik saldırıların ardından Mali’deki güvenlik ve mali durum da ele alındı. Erdoğan ve Tebbun, Mali’nin birliğinin korunması konusunda ortak görüş beyan etti.

Tebbun, üç gün sürecek resmi ziyaret kapsamında çarşamba günü Ankara’ya geldi. Cezayir Cumhurbaşkanı, Esenboğa Havalimanı’nda Erdoğan tarafından karşılandı. Bu ziyaret, Tebbun’un cumhurbaşkanı olduktan sonra Türkiye’ye gerçekleştirdiği üçüncü ziyaret oldu.

Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Tebbun için resmi karşılama töreni düzenledi. Ardından gerçekleştirilen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısında ekonomi, ticaret, yatırım, savunma, eğitim, sağlık, enerji ve turizm alanlarında iş birliği ile ilişkilerin geliştirilmesi konuları masaya yatırıldı.

Türkiye ile Cezayir, söz konusu konseyin kurulmasına ilişkin ortak bildiriyi Erdoğan’ın Ocak 2020’de Cezayir’e yaptığı ziyaret sırasında imzalamıştı. Konsey, iki ülke arasında 23 Mayıs 2006’da imzalanan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması temelinde oluşturuldu.

Erdoğan, Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Tebbun için resmi karşılama töreni düzenledi.Erdoğan, Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Tebbun için resmi karşılama töreni düzenledi.

Konseyin; enerji, sanayi, savunma ve ortak bölgesel siyasi konularda koordinasyonun güçlendirilmesini hedeflediği belirtildi.

Toplantıya iki ülkeden dışişleri, içişleri, sanayi, enerji, tarım, ticaret, aile ve sosyal güvenlik bakanları da katıldı. Bakanlar, farklı sektörlerde ikili ilişkileri ele almak üzere çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi.

Türkiye ve Cezayir, mevcut 6 milyar dolarlık ticaret hacmini kısa sürede yıllık 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Türkiye, hidrokarbon sektörü dışında 6 milyar doları aşan yatırımla Cezayir’deki en büyük yabancı yatırımcılar arasında yer alıyor ve bu alanda Fransa’yı geride bırakıyor.

Türk yatırımları ağırlıklı olarak sanayi, özellikle demir-çelik ve tekstil sektörleri ile hizmet alanlarında yoğunlaşıyor. Bu sektörlerde yaklaşık bin 400 Türk şirketi faaliyet gösteriyor.

Türkiye, 2025 itibarıyla Cezayir’den sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithal eden ülkeler arasında ilk sırada bulunuyor. İki ülke arasında Türkiye’ye yıllık 4 milyar metreküp LNG tedarikini kapsayan uzun vadeli anlaşmalar da bulunuyor.

Tebbun’un, Türkiye’nin Afrika’daki varlığını güçlendirme politikası kapsamında Ankara’dan daha fazla destek ve yatırım talep ettiği belirtildi. Bu kapsamda Mali ve Nijer sınırına uzanan güney demiryolu projeleri ile dünyanın en büyük demir cevheri rezervlerinden biri kabul edilen Gara Cebilet madeninin işletilmesine yönelik Türk yatırımlarının genişletilmesi gündemde yer aldı.

Erdoğan ve Tebbun arasında dün gerçekleşen ikili görüşmelerden (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)Erdoğan ve Tebbun arasında dün gerçekleşen ikili görüşmelerden (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye-Cezayir ilişkileri 2019’dan bu yana önemli ölçüde gelişme gösterdi. Erdoğan ile Tebbun karşılıklı ziyaretlerde bulunurken, Erdoğan 2020 başında Tebbun’un cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Cezayir’i ziyaret eden ilk devlet başkanı olmuştu.

Erdoğan Kasım 2023’te Cezayir’i ziyaret ederken, Tebbun da 2022 ve 2023 yıllarında Türkiye’ye gelmişti. Söz konusu ziyaretlerde iki ülke arasında çok sayıda anlaşma, mutabakat zaptı ve iş birliği protokolü imzalandı.